T.C.
İSTANBUL
4. FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
ESAS NO: 2022/109
KARAR NO: 2024/161
DAVA: Marka (Maddi Tazminat İstemli)
DAVA TARİHİ: 16/06/2022
KARAR TARİHİ: 24/09/2024
Mahkememizde görülmekte bulunan Marka (Maddi Tazminat İstemli) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı/karşı davalı (... ) vekilinin dava dilekçesinde özetle;“ müvekkilinin deniz ekipmanları satımı işi ile ilgilendiğini, ... no’lu “...” markası ile faaliyetlerini sürdürdüğünü, Davalı şirketçe , anılan ürünler ... , ... , ... , ... ve ... isimli kendi internet sitelerinden satışa devam ettiğini. Davalı şirketin beraber hareket ettiği ve gayri resmi ortağı olarak bilinen ... üzerinden de aynı şekilde satış işlemleri devam ettiğini. Davalı şirket yetkilisi ile müvekkillerinin yetkilisi arasında gerçekleşen görüşme mesaj kayıtları ile de sabit olduğunu. belirtilen sitelerinden yapılan satışların durdurulmasını talep ettiklerini. Davalıların marka tecavüzü nedeniyle müvekkillerini maddi ve manevi olarak zarara uğrattığını. Müvekkillerinin uğradığı zarara karşılık uğranılan fiili zarar ve yoksun kalınan kazanca ilişkin tazminat talebinin mevcut olduğunu. Yoksun kalınan kazancın tazmini talebinde, sınai mülkiyet hakkına tecavüz edenin rekabeti olmasaydı, hak sahibinin elde edebileceği muhtemel gelir ve sınai mülkiyet hakkına tecavüz edenin elde ettiği net kazanç üzerinden maddi tazminat talebimizin hesaplanmasını talep ettiklerini davalı tarafın müvekkililerinin 85 adet ve toplam 30.036,80 TL’lik ürün satın aldığını, bu ürünlerin çeşitli internet platformlarında satışa sunduğunu, müvekkilinin marka hakkının ihlal edildiğini belirterek, marka hakkına tecavüzün önlenmesine, 1.000,00 TL maddi ve 20.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar/karşı davacılar (... ve ... ) vekilinin cevap ve karşı dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin çocuk yüzme destek ürünleri vs. ürünlerin satışını yaptığını, satılan ürünlerin orijinal ürünler olduğunu, dava konusu ... markasının WIPO kayıtları ile anlaşılacağı üzere ... şirketine ait olduğunu, davacı tarafından müvekkililerinin satılan ürünlerinde ... şirketinde üretildiğini, bu haliyle bahsi geçen markanın tanınmış marka olduğunu, davacının yapmış olduğu tescilin kötü niyetli olduğunu ve haksız kazanç sağladığını belirterek,” asıl davanın reddini, karşı dava yönünden davalı markasının hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ettiğini. Huzurdaki davanın konusunu teşkil eden ... markalı ürünler WIPO kayıtlarında da birçok ülkede tescil sahibi olduğunun açıkça görüldüğünü .... tarafından üretilmekte olduğunu. Davacı firmanın da müvekkilelerinin satmış olduğu ürünler ... markası ile .... tarafından üretilmekte olduğunu. .... .... markasını çok kısa zamanda özellikle Avrupa ve Amerika kıtasında bilinirlik seviyesinin üzerine çıkarmış olduğunu ve 0-14 yaş gençlerin yüzme kolluğunda öncelikle tercih ettiğini güncel tabirle trend bir marka olduğunu. Bu haliyle bahsi geçen marka tanınmış Marka mahiyetinde olduğunu. Davacı/karşı davalının satmış olduğu ürünler markanın gerçek sahibi .... tarafından davacıya tedarik edilmekte olduğunu. Bu husus gümrük kayıtları incelendiğinde açıkça ortaya çıkacağını. Davacı/karşı davalı yan .... firmasından aldığı ve markası ona ait olan ürünlerin Türkiye’de henüz tescil edilmiş olmamasının fırsat bilenerek TPE nezdinde tescil ettirildiğini. Davacı/karşı davalının yapmış olduğu tescil ve huzurda ikame etmiş olduğu dava MK m. 2 hükmü tahtında iyiniyet kurallarına aykırı olduğunu Davacı/karşı davalı tescil neticesinde de rekabeti haksız bir şekilde engelleyip haksız kazanç elde etme gayesinde olduğunu. dava konusu "..." markasının hükümsüzlüğünü talep etme zorunluluğunun hasıl olduğunu. asıl davanın reddini, karşı dava yönünden davalı markasının hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir.
Davacı/karşı davalı (... ) vekili asıl davada cevaba cevap ve karşı davaya cevap dilekçesinde özetle; müvekkillerinin ''...'' markasının hükümsüzlüğünü talep ettiğini. Karşı dava dilekçesinde ileri sürülen iddiaların, gerek usul hükümleri ve gerekse esas yönünden yasal zemini, haklı bir tarafı ve fiili gerçekliği olmadığını. Bu nedenle hukuki yarara dair dava şartı da bulunmadığını, davanın her şekilde reddi gerektiğini. Öncelikle hangi hallerde markanın hükümsüzlüğüne karar verileceği Sınai Mülkiyet Kanunu Madde 25’te düzenlendiğini. Buna göre bir markanın SMK madde 5 ve SMK madde 6 da sayılan şartlardan birinin oluşması halinde hükümsüzlüğüne karar verilme olduğunu. İlgili maddeler incelendiğinde de görüleceği üzere SMK Madde 5'teki mutlak red nedenleri aynı zamanda marka başvurusunda Türk Patent ve Marka Kurumu tarafından resen dikkate alınan,SMK Madde 6'daki nisbi red nedenleri ise taraflarca yayıma itiraz edilmesi halinde marka başvuru aşamasında dikkate alınan hususlardan olup sayılan bu hususlar marka tescil edildiyse hükümsüzlük sebebi olarak da öne sürülebilmekte olduğunu
Mahkememize sunulan 15/11/2023 tarihli bilirkişi raporunda özetle; Davalıya ait... web sitesi ve davalıya ait mağazaların yer aldığı online alışveriş sitelerinde şu anda “...” marka adı altında ürünlerin satışının yapılmadığını, davalının şu anda “...” yazılı ve marka logolu ürünleri ya da marka logosuz, üzeri yazısız ürünleri web sitesi ve diğer online satış platformları üzerinden satışa sunduğunu, davacının dosyaya sunduğu ekran görüntülerinde ise; davalının web sitesi ve online alışveriş sitelerinde “...” adı altında “...” markalı ürünlerin satışını önceden yapmış olduğunun görüldüğünü, Davacı tarafından açılan “... ” adlı instagram hesabında “...” marka adlı ürünlerin tanıtımının yapıldığı ve bu ürünlerin satışı için ... online alışveriş sitesine kullanıcıların yönlendirildiğini, ayrıca davacının da birçok online alışveriş sitesinde “...” markalı ürünlerin satışını yaptığını, Davalı beyanı ve resen yapılan inceleme sonucunda dava konusu “...” adlı ... web sitesine ulaşıldığını, web sitesinin alan adının (...) “20.11.2019” tarihinde kayıt altına alındığı ve bu web sitesinde dava konusu “...” markalı havuz ürünlerinin tanıtım / satışının yapıldığını, ayrıca ilgili ürünlerin test sertifikalarının paylaşıldığını, Internet üzerinde yapılan araştırmalarda “...” adlı ve marka logolu davaya konu ürünlerin Dünyanın farklı yerlerindeki online alışveriş siteleri üzerinde satışının yapıldığı görüş ve kanaatini bildirmiştir.
Asıl davadaki markaya tecavüz talepleri açısından;“Dava dışı ... firması tarafından ithalata konu edilerek, Lisans Sözleşmesi kapsamında Çin menşeli firmadan getirilen ve aynı markayı taşıyan ürünlerin orijinal emtialar olduğunu, eylemin paralel ithalat ve marka hakkının tükenmesi kapsamında kaldığını, ... menşeli firmanın çeşitli ülkelerdeki tescillerinin daha önceki tarihli olduğu ve marka üzerinde gerçek hak sahibinin ... menşeli firma olduğunu, Davacının mevcut marka hakkı kullanımının TMK m.2 kapsamında iyiniyet kuralları ile bağdaşmayacağı” kanaatine varılıp varılmayacağı ve bununla bağlantılı olarak işbu tespitler doğrultusunda, davalı kullanımı açısından, SMK’nın 7 ve 29. maddeleri gereğince, markaya tecavüze ilişkin şartların gerçekleşip gerçekleşmediğine dair nihai hukuki değerlendirme ve takdirin Sayın Mahkemenize ait olduğu görüş ve kanaatini bildirmiştir.
Mahkememize sunulan 08/05/2024 tarihli bilirkişi raporunda özetle; iddia, savunma, davacı ve davalı tarafların yazılı beyanları ve dosyada bulunan Delil olarak sunulan ürünler ile Benzerlik ilişkisi konusunda iddia edilen Tescilli Tasarımlar ile Asıl Dava/ Karşı Dava dosyalarının incelenmesi, Dava Dosyası içeriğinde yer alan Dilekçeler, içtihat, tutanaklar, Keşif/Tespit Raporları, Esas Bilirkişi Heyet Raporu ve Tarafların İtirazları, tanıkların beyanları, Sosyal Medya ... sunulan/internet üzerinden yapılan araştırma sonucu ürün, resim ve belgeler ile ilişkin diğer dokümanlar dahil tüm sunulan ürün delilleri üzerinde inceleme yapıldığını.6769 Sayılı SMK kapsamında Dava Konusu Tescile yönelik Dava Dosyasına sunulan belgelerin doğrulanması amaçlı TPE İnternet üzerinden yapılan araştırma inceleme sonucunun ; Asıl davada, Davalı tarafın tecavüze konu olduğu iddia edilen “...” ibaresi taşıyan kullanımların SMK mad.152 kapsamında hakkın tüketilmesi ilkesi açısında paralel ithalat ürünleri olduğunu ve Türkiye’de iç piyasaya satışa sunulmasının Davacının marka hakkına tecavüz oluşturmayacağını , Karşı davada, Dava dışı .... LTD. Şirketin WİPO nezdinde görülen yurtdışında bir çok ülkede marka tescilinin olması, uluslararası erişim ağıyla satışları, davacı tarafın bu yönde dava dışı şirketin markasının ayırt ediciliğinde faydalanarak gerçek hak sahibinin markadan yararlanmasını engellemek veya markanın ün ve şöhretinden yararlanmak noktasında kötü niyetli olabileceği yönünde takdirin Sayın Mahkemenize ait olduğu görüş ve kanaatini bildirmiştir.
KANAAT VE GEREKÇE
Uyuşmazlığın asıl davada davalı kullanımlarının davacıya ait marka hakkına tecavüz oluşturup oluşturmadığının tespiti, maddi ve manevi tazminat istemi, karşı dava yönünden ise karşı davalı adına TPMK nezdinde ... numara ile tescilli markanın hükümsüzlüğü istemine ilişkin olduğu anlaşılmıştır.
Karşı dava yönünden yapılan inceleme;
Marka Hükümsüzlüğü Yönünden Yapılan Değerlendirme
6769 sayılı SMK'nun 25.maddesinde "(1) 5 inci veya 6 ncı maddede sayılan hâllerden birinin mevcut olması hâlinde mahkeme tarafından markanın hükümsüzlüğüne karar verilir.(2) Menfaati olanlar, Cumhuriyet savcıları veya ilgili kamu kurum ve kuruluşları markanın hükümsüzlüğünü mahkemeden isteyebilir.(3) Marka hükümsüzlük davası, dava tarihinde sicilde marka sahibi olarak kayıtlı kişilere veya hukuki haleflerine karşı açılır. Markanın hükümsüzlüğü davalarında Kurum taraf gösterilmez.(4) Bir marka, 5 inci maddenin birinci fıkrasının (b), (c) ve (d) bentlerine aykırı olarak tescil edilmiş olup da kullanım sonucunda tescil edildiği mal veya hizmetler bakımından hükümsüzlük talebinden önce ayırt edici nitelik kazanmışsa hükümsüz kılınamaz.(5) Hükümsüzlük hâlleri, markanın tescil edildiği bir kısım mal veya hizmete ilişkin bulunuyorsa, sadece o mal veya hizmet yönünden kısmi hükümsüzlüğe karar verilir. Marka örneğini değiştirecek biçimde hükümsüzlük kararı verilemez.(6) Marka sahibi, sonraki tarihli bir markanın kullanıldığını bildiği veya bilmesi gerektiği hâlde bu duruma birbirini izleyen beş yıl boyunca sessiz kalmışsa, sonraki tarihli marka tescili kötüniyetli olmadıkça, markasını hükümsüzlük gerekçesi olarak ileri süremez.(7) 6 ncı maddenin birinci fıkrası uyarınca açılan hükümsüzlük davalarında 19 uncu maddenin ikinci fıkrası hükmü def’i olarak ileri sürülebilir. Bu durumda kullanıma ilişkin beş yıllık sürenin belirlenmesinde dava tarihi esas alınır. Hükümsüzlüğü istenen markanın başvuru veya rüçhan tarihinde, davacının markası en az beş yıldır tescilli ise davacı ayrıca, söz konusu başvuru veya rüçhan tarihinde 19 uncu maddenin ikinci fıkrasında belirtilen şartların yerine getirildiğini ispatlar."
6769 sayılı SMK'nun 6.maddesinde "(1) Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir.(2) Ticari vekil veya temsilcinin, marka sahibinin izni olmaksızın ve haklı bir sebebe dayanmaksızın markanın aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerinin kendi adına tescili için yaptığı başvuru, marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir.(3) Başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine, marka başvurusu reddedilir.(4) Paris Sözleşmesinin 1 inci mükerrer 6 ncı maddesi bağlamındaki tanınmış markalar ile aynı veya benzer nitelikteki marka başvuruları, aynı veya benzer mal veya hizmetler bakımından itiraz üzerine reddedilir.(5) Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir.(6) Tescil başvurusu yapılan markanın başkasına ait kişi ismini, ticaret unvanını, fotoğrafını, telif hakkını veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkını içermesi hâlinde hak sahibinin itirazı üzerine başvuru reddedilir. (7) Ortak markanın veya garanti markasının yenilenmeme sebebiyle koruma süresinin sona ermesinden itibaren üç yıl içinde yapılan, ortak marka veya garanti markasıyla aynı veya benzer olan ve aynı veya benzer mal veya hizmetleri içeren marka başvurusu, önceki hak sahibinin itirazı üzerine reddedilir.(8) Tescilli markanın yenilenmeme sebebiyle koruma süresinin sona ermesinden itibaren iki yıl içinde yapılan, bu markayla aynı veya benzer olan ve aynı veya benzer mal veya hizmetleri içeren marka başvurusu, önceki marka sahibinin itirazı üzerine bu iki yıllık süre içinde markanın kullanılmış olması şartıyla reddedilir.(9) Kötüniyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir." belirtilmiştir.
Asıl dava yönünden tecavüz, karşı dava yönünden hükümsüzlüğe konu davacıya ait marka ... tescil no.lu "..." markası ... sınıfda tescil edilmiştir. Dosya kapsamında yer alan belgelere göre, davacının tecavüz konulu davasına dayanak yaptığı “...” markasının, Davacının marka tescil başvuru tarihi (20/03/2021) ve tescil tarihi (16/09/2021) öncesinde yurtdışında çeşitli ülkelerde tescil işlemine konu edildiği ve tespit edilebildiği kadarıyla 14/07/2020 tarihinde Amerika Birleşik Devletleri’nde ve 07/08/2020 tarihinde Çin’de tescil edilmiş olduğu ve aynı zamanda markanın ticari kullanımına ilişkin ilk tarih olarak 04/05/2018 bilgilerinin yer aldığı tespit edilmektedir.
Hükümsüzlük talepli davada “...” markasının gerçek ve önceye dayalı hak sahibi olduğu belirtilen ... menşeli firmanın “...” marka adıyla yayında olan ... web sitesi bilişim uzmanı aracılığıyla incelenmiş, “...” marka adı ve marka logosuyla dava konusu havuz ürünlerinin bu web sitesinde, ilgili ürünlerin test sertifikaları ile birlikte yayınlandığı tespit edilmiştir. Dava dışı ... menşeli firmaya ait İnternet sitesinde yer alan “...” markası kullanımı İle hükümsüzlük davasına konu markanın görseli ile ürünler üzerindeki kullanımlarının da aynı olduğu teknik inceleme ile tespit edilmektedir.
SMK 6/9 Yönünden Değerlendirme
10.01.2017 tarihinde yürürlüğe giren 6769 sayılı Sınaî Mülkiyet Kanunu’nun (SMK) 6/9 maddesinde, kötü niyetle yapılan marka başvurularına itirazın nispi ret nedeni olduğu açıkça düzenlenmiştir. Ayrıca hükümsüzlük hâllerinin düzenlendiği SMK’nin 25. maddesinde nispi ret nedenlerinden birinin mevcut olması hâlinde mahkeme tarafından markanın hükümsüzlüğüne karar verileceği belirtilmiştir. Bu kapsamda kötü niyetli tescil 556 sayılı KHK döneminde öğreti ve uygulama ile hükümsüzlük nedeni olarak kabul edilmiş iken SMK ile birlikte artık açıkça hükümsüzlük hâli olarak düzenlenmiş bulunmaktadır.
Öte yandan ne 556 sayılı KHK’de ne de SMK’de hangi hâllerde kötü niyetli marka başvurusunun söz konusu olduğu belirtilmemiştir. Ancak genel olarak kötü niyetli marka başvurusu; hak sahibi olmadığını bilmesine rağmen dürüstlük kuralına aykırı şekilde tescil için başvuruda bulunulması veya başvurunun tescil ettirilmesi olarak tanımlanabilir. Bu kapsamda başvuru sahibinin markanın aynısının veya benzerinin bir başkası tarafından kullanıldığını bilmesi veya bilmesi gerekmesi hâli, kötü niyetin varlığında önem kazanmaktadır. Örneğin, gerçek hak sahibi olmamakla birlikte başkasının ticaretinde kullandığı tescilsiz bir işareti, kendisinin hak sahibi olmadığını bile bile tescili için başvuruda bulunan kimse kötü niyetli sayılacaktır. Yine başkası tarafından kullanılan bir markanın aynısını veya benzerini bilerek ve haklı bir neden olmaksızın sırf rakibini engellemek amacı taşıyan engelleme markaları kötü niyetli marka başvurusu olarak değerlendirmelidir. Ayrıca başkasının markasından haksız olarak yararlanmak veya gerçekte kullanılmayıp yedekleme ve marka ticareti yapmak ya da şantaja yönelik başvuruda bulunmak ve tescil ettirmek de kötü niyetli olarak kabul edilmelidir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 16.07.2008 tarihli ve ...E., ... K. sayılı kararı). Görüldüğü üzere kötü niyetli marka başvurusu hâli her somut olay kapsamında ayrıca değerlendirilmesi gereken bir husustur. Bu kapsamda marka hükümsüzlüğü davalarında kötü niyet iddiası ileri sürülmüş ise TMK'nin 2. maddesi gereğince kötü niyetin korunması söz konusu olamayacağından her somut olayın özellikleri göz önüne alınarak açıkça kötü niyetle gerçekleştirildiği belirlenen marka tescilinin hükümsüzlüğüne karar verilmelidir.(Yargıtay HGK ... E.; ...K.)
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 16.07.2008 tarih ve ... E.-... K. sayılı ilamında kötüniyete ilişkin olarak "Marka Hukukunda genel olarak kabul gören anlayışa göre, tescil yoluyla sağlanan marka korumasının amacına aykırı biçimde kötüye kullanılması yoluyla başkasının markasından haksız olarak yararlanmak veya gerçekte kullanılmayıp yedekleme, marka ticareti yapmak amacına ya da şantaja yönelik başvuru ve tesciller kötü niyetli olarak kabul edilmektedir. Kötü niyetin varlığı her somut olayın özellikleri göz önüne alınarak belirlenmelidir. ...herhangi bir anlam içermeyen fantezi bir ibareden oluşan markanın benzerinin haklı bir sebep olmaksızın aynı sektörde faaliyet gösteren davalı tarafından tescil ettirilmesinin ise davacı markasından yararlanma amacını taşıması nedeniyle kötü niyetli tescil olarak kabulü gerekeceği sonucuna varılmıştır." ifadelerine yer verilmiştir.
Marka için başvuruda bulunan kişinin amacı markanın temel işlevleri olan ürünün işletmeye aidiyetini sağlama ve diğer ürünler karşısında ayırt edicilik sağlama fonksiyonu dışında ise veya marka üzerindeki gerçek hak sahibinin markadan yararlanmasını engellemek veya markanın ün ve şöhretinden yararlanmak suretiyle haksız çıkar edinme ise marka tescilinde kötü niyetten bahsedilir. Bu kapsamda somut olay özelinde dava dışı .... LTD. Şirketin WİPO nezdinde görülen yurtdışında bir çok ülkede marka tescilinin olması, tespit edilebildiği kadarıyla 14/07/2020 tarihinde Amerika Birleşik Devletleri’nde ve 07/08/2020 tarihinde Çin’de tescil edilmiş olduğu ve aynı zamanda markanın ticari kullanımına ilişkin ilk tarih olarak 04/05/2018 bilgilerinin yer aldığı, karşı davada davalı tarafından tesadüfen seçilip tescil ettirilmesinin hayatın olağan akışına uygun düşmediği, uluslararası erişim ağıyla satışları, davacı tarafın bu yönde dava dışı şirketin markasının ayırt ediciliğinde faydalanarak gerçek hak sahibinin markadan yararlanmasını engellemek veya markanın ün ve şöhretinden yararlanmak maksadıyla kötü niyetli olarak tescil edildiği kanaati ile karşı dava yönünden davanın kabulü ile, davalı adına TPMK nezdinde ... numara ile tescilli "..." ibareli markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine, dair karar vermek gerekmiştir.
Asıl dava yönünden ise; asıl davadaki davacı - karşı davalı tarafından davalı - karşı davacıya yönelik markaya tecavüz iddiasına dayalı istemlerine gelince; karşı davada davacı - karşı davalı adına tescilli markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmiştir. Hükümsüzlük kararı geriye etkili sonuç doğurduğundan, davacı-karşı davalının marka hakkına tecavüz iddiasına dayanabilecekleri bir hakları bulunmadığından (İstanbul BAM 16.HD ... E., ... K.) asıl dava yönünden şartlar oluşmadığından davanın tümden reddine, karar vermek gerekmiştir.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Asıl dava yönünden şartlar oluşmadığından davanın tümden REDDİNE,
2-Karşı dava yönünden davanın KABULÜ İLE, davalı adına TPMK nezdinde ... numara ile tescilli "..." ibareli markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine,
3-Asıl dava yönünden;Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi uyarınca hesap olunan 427,60 TL karar harcından peşin yatırılan 358,62 TL'nin mahsubu ile kalan 68,98-TL bakiye karar harcının davacı karşı davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
4-Asıl dava yönünden; maddi tazminat talebi yönünden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca davalılar karşı davacılar yararına hesap olunan 1.000,00-TL vekalet ücretinin davacı karşı davalıdan alınarak kendisini vekille temsil ettiren davalılar/ karşı davacılara verilmesine,
5-Asıl dava yönünden; manevi tazminat yönünden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca davalılar karşı davacılar yararına hesap olunan 20.000,00-TL vekalet ücretinin davacı karşı davalıdan alınarak kendisini vekille temsil ettiren davalılar/karşı davacılara verilmesine,
6-Asıl dava yönünden; tecavüzün önlenmesi talebi yönünden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca davalılar karşı davacılar yararına hesap olunan 25.500,00-TL vekalet ücretinin davacı karşı davalıdan alınarak kendisini vekille temsil ettiren davalılar/ karşı davacılara verilmesine,
7-Karşı dava yönünden; karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi uyarınca hesap olunan 427,60 TL karar harcından peşin yatırılan 80,70 TL'nin mahsubu ile kalan 346,90-TL bakiye karar harcının davacı karşı davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
8-Karşı dava yönünden; karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca davalılar karşı davacılar yararına hesap olunan 25.500,00-TL vekalet ücretinin davacı karşı davalıdan alınarak kendisini vekille temsil ettiren davalılar/ karşı davacılara verilmesine,
9-Karşı dava yönünden; davalılar /karşı davacılar tarafından yapılan 28,50 TL posta gideri ve 161,40 TL harç (peşin+başvuru) olmak üzere toplam 189,90-TL yargılama giderinin davacı karşı davalıdan alınarak davalılar/karşı davacılara verilmesine,
10-Asıl dava yönünden davacı/karşı davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
11-Yatırılan gider avanslarından kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine,
Dair taraf vekillerinin yüzüne karşı, (HMK 345/1 md. gereğince) gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Mahkememize veya başka bir yer mahkemesine dilekçe ile başvurmak ve istinaf harcı ile gerekli giderlerin tamamı ödenmek suretiyle, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı. 24/09/2024
Katip ...
¸
Hakim ...
¸