T.C.
İSTANBUL
4. FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
ESAS NO: 2022/147
KARAR NO: 2024/163
DAVA: Marka (Marka Hakkına Tecavüzden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 01/09/2022
KARAR TARİHİ: 24/09/2024
Mahkememizde görülmekte bulunan Marka (Marka Hakkına Tecavüzden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davalı vekilinin dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin şirketinin ... A.Ş ticari unvanında bulunan ve marka olarak tescilli ... ibaresini ticari işletme adında kullandığını, SMK m. 159 ve 556 sayılı KHK m. 76 ve ttk 52 uyarınca, davacının markasına ve ticaret unvanına tecavüz teşkil eden fiillerin ihtiyaten önlenmesini ve durdurulmasını, ticari işletme adında kullanılan “..." ibaresinin davacıya ait tescilli olan “...” markasına tecavüz eylemi teşkil ettiğinin ve haliyle haksız rekabete yol açtığının tespit edilmesini, davacının markasına tecavüzün kaldırılmasını, ticari işletme adından “...’ ibaresinin kaldırılmasını, ‘...’ ibaresinin ticari işletmedeki her türlü kartvizit, afiş, stand, kurumsal kırtasiye ürünleri, sosyal medya ve sair her türlü emtiası üzerindeki kullanımlarının tespit edilerek durdurulmasını, ‘...’ ibaresinin yer aldığı tüm belge ve sair emtiaya öncelikle el koyulmasını ve yok edilmesini, tüm yargılama giderleri, harç, masraf ve vekalet ücretinin davalı üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; “müvekkilinin eğlence sektöründe faaliyet gösterdiğini, davacı şirketin ise tur şirketi olarak faaliyet gösterdiğini, tarafların mal ve hizmetlerinin benzerlik taşımadığını belirterek “Davacı taraf ile müvekkillerinin sektör olarak hiçbir şekilde benzerlikleri bulunmadığını, müvekkilinin eğlence sektörü üzerine gece klubü olarak işletmesinde faaliyet yürütmekte olduğunu. SMK madde 4 uyarınca "(1) Marka, bir teşebbüsün mallarının veya hizmetlerinin diğer teşebbüslerin mallarından veya hizmetlerinden ayırt edilmesini sağlaması ve marka sahibine sağlanan korumanın konusunun açık ve kesin olarak anlaşılmasını sağlayabilecek şekilde sicilde gösterilebilir olması şartıyla kişi adları dâhil sözcükler, şekiller, renkler, harfler, sayılar, sesler ve malların veya ambalajlarının biçimi olmak üzere her tür işaretten oluşabilir." şeklinde olduğunu ve bundan dolayı gerek davacı tarafın ve gerekse müvekkilinin ne mallarından ne de hizmetleri itibariyle benzerlik taşımamakta olduğunu ve ayrıca müşterileri veya herhangi bir kurumsal firmalar nezdinde karıştırılma ihtimalleri de bulunmadığını, davanın reddini talep etmiştir.
Mahkememize sunulan 25/09/2023 tarihli bilirkişi raporunda özetle; Davacının dava dilekçesinde ve beyan dilekçesinde belirttiği sosyal medya hesapları internet sitesi ayrıca dava konusu marka ibaresi internet üzerinde incelendiğini Davacının dilekçesinde belirttiği, ekran görüntüsünü alarak delil olarak sunduğu ... ve yapılan incelemede tespit edilen,...Websitesinin şu anda yayında olmadığını ... adresinden ulaşılan “...” adlı işletme için davalıya ait ... web site adresi ile “...” ... hesabının ve ayrıca “....” adıyla davacıya ait ...’un adresinin verildiğini, Davalıya ait ....,....site adreslerinde ve ..., ..., ..., hesaplarında “Kasım 2022” tarihinden önce paylaşılan, ilgili mekan video ve tanıtımlarında “...”,...” ibarelerinin bulunduğunu, Davalının Kasım 2022 tarihinden sonra, afiş poster ve tabelalarında “...” ibaresini kullanmadığını, Davalıya ait “...” ... hesabında 23 kasım 2022 tarihinde “... olarak hizmet verdiğimiz mekanımızın isim değişikliği nedeniyle “...” hizmet vermeye devam edeceğiz… ” şeklinde açıklamasının yer aldığını bu hesapta “21 Eylül 2022” tarihine kadar “...”, “...” ifadelerini kullandıklarını, ancak bu tarihten sonra “...” adını kullandıkları sonuç ve kanaatine ulaşıldığı anlaşılmıştır.
Mahkememize sunulan 25/04/2024 tarihli bilirkişi ek raporunda özetle; Dosya kapsamında mevcut belge ve bilgiler ışığında Sayın Mahkemenizce verilen görevlendirme kapsamında yapılan incelemeler neticesinde; Davacının itirazları kapsamında, Kök raporda ulaşılan sonuçlardan dönülmesini gerektiren bir durumun söz konusu olmadığını, Kök raporda yapılan teknik incelemede, Davacının dava dilekçesinde ve beyan dilekçesinde belirttiği sosyal medya hesapları internet sitesi ayrıca dava konusu marka ibaresi internet üzerinde incelenmiş olmakla birlikte, Davadan sonra işletme adının değiştirildiğine yönelik iddianın irdelenmesi görevlendirmesi kapsamında tekrar kontrol sağlandığında; o Davacının dilekçesinde belirtiği, ekran görüntüsünü alarak delil olarak sunduğu ... ve yapılan incelemede tespit edilen,... sitesinin şu anda yayında olmadığını, ...adresinden ulaşılan “...” adlı işletme için davalıya ait ... web site adresi ile “...” instagram hesabının ve ayrıca “..” adıyla davacıya ait ...’un adresinin verildiğini,o Davalıya ait ...,...siteadreslerinde ve ..., ..., ..., hesaplarında “Kasım 2022” tarihinden önce paylaşılan,ilgili mekan video ve tanıtımlarında “...”, ...” ibarelerinin bulunduğunu, Davalının Kasım 2022 tarihinden sonra, afiş poster ve tabelalarında “...” ibaresini kullanmadığını , Davalıya ait “...” ... hesabında 23 kasım 2022 tarihinde “...olarak hizmet verdiğimiz mekanımızın isim değişikliği nedeniyle “...” hizmet vermeye devam edeceğiz… ” açıklamasının yer aldığını bu hesapta “21 Eylül 2022” tarihine kadar “...”, “...” ifadelerini kullandıklarını, ancak bu tarihten sonra “...” adını kullandıklarını, sonuç ve kanaatine ulaşıldığı anlaşılmıştır.
KANAAT VE GEREKÇE:
Uyuşmazlık, davalı kullanımlarının davacıya ait marka hakkına tecavüz oluşturup oluşturmadığının tespiti ile, durdurulması, önlenmesi ve sonuçlarının ortadan kaldırılması ilişkindir.
Davacıya ait TPMK sicil kayıtları incelendiğinde, dava tarihinden önce ... tescil numaralı “...” ibareli markanın .../ sınıflarda; ...tescil numaralı “...” ibareli markanın ... Sınıflarda; ... tescil numaralı “...” ibareli markanın ... sınıflarda tescilli; ... tescil numaralı “...” ibareli markanın ... sınıflarda tescilli; ...tescil numaralı “...” ibareli markanın ... sınıflarda; ... tescil numaralı “... “ ibareli ...sınıflarda; ... tescil numaralı “...” ibareli ...sınıflarda; ... tescil numaralı “..” ibareli ...sınıflarda; ...tescil numaralı “... “ ibareli ... sınıflarda; ... tescil numaralı “ ...” ibareli .../sınıflarda; ... tescil numaralı “ ... “ ibareli ... sınıflarda; ... tescil numaralı ” ...” ibareli ...sınıflarda; ...tescil numaralı “ ...” ibareli ... sınıflarda;...tescil numaralı “...” ibareli ... /sınıflarda; ... tescil numaralı “...” ibareli... sınıflarda; ... tescil numaralı “...” ibareli ...sınıflarda; ... tescil numaralı “...” ibareli .../ sınıflarda; ... tescil numaralı “...” ibareli ... sınıflarda; ... tescil numaralı “...” ibareli.../sınıflarda; ...escil numaralı “...” ibareli ... sınıflarda; ... tescil numaralı “...” ibareli...sınıflarda ...tescil numaralı “...” ibareli ... sınıflarda davacı adına tescilli olduğu anlaşılmıştır.
Marka Tecavüzü ve Haksız Rekabet Yönünden Yapılan Değerlendirme
Marka hakkına tecavüz sayılan fiiller SMK'nın 29/1 maddesinde sayılmış olup, madde içeriği aynen şöyledir:
“Aşağıdaki fiiller marka hakkına tecavüz sayılır:
a) Marka sahibinin izni olmaksızın, markayı 7 nci maddede belirtilen biçimlerde kullanmak.
b) Marka sahibinin izni olmaksızın, markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markayı taklit etmek.
c) Markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markanın taklit edildiğini bildiği veya bilmesi gerektiği hâlde tecavüz yoluyla kullanılan markayı taşıyan ürünleri satmak, dağıtmak, başka bir şekilde ticaret alanına çıkarmak, ithal işlemine tabi tutmak, ihraç etmek, ticari amaçla elde bulundurmak veya bu ürüne dair sözleşme yapmak için öneride bulunmak.
ç) Marka sahibi tarafından lisans yoluyla verilmiş hakları izinsiz genişletmek veya bu hakları üçüncü kişilere devretmek”
SMK 7/1-2 maddesi de aynen şöyledir.“Bu Kanunla sağlanan marka koruması tescil yoluyla elde edilir.
Marka tescilinden doğan haklar münhasıran marka sahibine aittir. Marka sahibinin, izinsiz olarak yapılması hâlinde, aşağıda belirtilen fiillerin önlenmesini talep etme hakkı vardır:
a) Tescilli marka ile aynı olan herhangi bir işaretin, tescil kapsamına giren mal veya hizmetlerde kullanılması.
b) Tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve tescilli markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer mal veya hizmetleri kapsayan ve bu nedenle halk tarafından tescilli marka ile ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali bulunan herhangi bir işaretin kullanılması.
c) Aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde olmasına bakılmaksızın, tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve Türkiye'de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle markanın itibarından haksız bir yarar elde edecek veya itibarına zarar verecek veya ayırt edici karakterini zedeleyecek nitelikteki herhangi bir işaretin haklı bir sebep olmaksızın kullanılması.”
Kavram olarak "marka" bir teşebbüsün mal veya hizmetlerini bir başka teşebbüsün mal veya hizmetlerinden ayırt etmeyi sağlayan işaretlerdir. Marka'nın bir işaret olması yanında "ayırdedicilik" vasfı da taşıması gerekir (Yasaman/Yusufoğlu, Marka Hukuku, İstanbul 2004, s.15 vd.; Kaya, A.: Marka Hukuku, İstanbul 2006, s.32 vd.). Markanın ayırdedicilik niteliği taşıyan, özgün ve karakteristik kısmı asli (esaslı) unsuru olarak kabul edilirken, bu niteliği taşımayan ve herkesçe kullanılabilen unsurlarına tamamlayıcı unsur denilmektedir.
Başkasının hak sahibi olduğu bir markanın aynen kullanılması iktibas suretiyle marka hakkına tecavüz sayılır. Karıştırılma (iltibas) suretiyle marka hakkına tecavüz ise başkasının hak sahibi olduğu bir markanın alıcıların karıştırmalarına neden olacak surette benzerinin kullanılmasıyla vücut bulur.
Karıştırılma ihtimali, klasik ve geniş anlamda olmak üzere iki şekilde tanımlanmaktadır. Klasik anlamda karıştırılma ihtimali, bir mal veya hizmetin alıcısı durumunda bulunan kimselerin almayı düşündüğü, bildiği veya duyduğu bir mal veya hizmeti aldığı düşüncesiyle, başka bir işletmenin aynı veya benzer malını veya hizmetini alma ihtimali (tehlikesi) ile karşı karşıya olması anlamına gelmektedir. Geniş anlamda karıştırılma ihtimali ise, markalar arasında herhangi bir şekilde bağlantı kurulması tehlikesini de içerir. Karıştırılma ihtimali kavramı zaman içerisinde, mahkeme kararları doğrultusunda, markalar arasında bağlantı olduğu ihtimalini de içerecek şekilde yorumlanarak genişletilmiştir.
Başka bir anlatımla karıştırılma (iltibas) iki ayrı marka karşısında bulunan kişilerin, bu markaların benzerliği sebebiyle, sunulan mal veya hizmetlerin aynı işletmeye veya ekonomik olarak bağlantı içerisinde bulunan işletmelere ait olduğunu düşünmeleri veya düşünme ihtimalleridir (Bozbel, S.: Fikri Mülkiyet Hukuku, İstanbul 2015, s. 408- 409).
Bu husus araştırılırken önce markalar arasında, daha sonra mal veya hizmetler arasında ayniyet veya benzerlik olup olmadığına bakılmalı ve benzerliğin saptanmasında markaların bütün olarak bıraktıkları genel izlenim dikkate alınmalıdır (Teoman,: Yaşayan Ticaret Hukuku, C.1, Hukuki Mütalaalar, İstanbul 1992, s.34, 120 vd. - naklen: Cengiz, D.: Türk Hukukunda İktibas veya İltibas Suretiyle Marka Hakkına Tecavüz, İstanbul 1995, s.7,)
Benzerlik göreceli bir kavramdır. Tecavüzü oluşturan, alıcıların benzer markaları karıştırmaları ihtimalidir. Marka hakkının ihlalinden söz edebilmek için, iltibas tehlikesi gerekli ve yeterlidir (HGK'nın 09.03.2016 gün, ... E.... K. sayılı kararı). Bu ihtimalin değerlendirilmesinde kıstas; bu işin ilgilisi veya uzmanı kimselerin değil, tüketicilerin algısı ve bakış açısıdır. Eğer tüketici konumundaki halk bu iki işaret arasında şekil, ses, anlam, genel görünüm, çağrışım gibi herhangi bir şekilde ve herhangi bir sebeple bağlantı kurabilecekse karıştırılma ihtimalinin varlığından söz edilebilir. Öğretide markalar arasında birçok noktada fark bulunduğu tespit edilse bile “umumi intiba” karıştırılabileceği yönünde ise iki işaret arasında karıştırma ihtimalinin bulunduğu kabul edilmektedir (Tekinalp, Ü.: Fikri Mülkiyet Hukuku, 5.b., İstanbul 2012, s.443)
Yukarıdaki açıklamalar ışığında somut uyuşmazlığa dönüldüğünde, Davacının, tescil önceliğine sahip olduğu ve aynı zamanda sektörel olarak tanınmış olan ve aynı zamanda seri marka niteliği arz eden markalarında asıl ve ayırtedici unsur “...” ibaresidir. “...” ibaresinin tek başına ve “...”, “...” ibareleri ile beraber kullanımı olduğu tespit edilmekle birlikte, aynı zamanda “...”,“...”, “...”, “...”, “...” ibareleri ile beraber kullanıldığı görülmektedir. Bu unsurlar yardımcı unsurdur. ... ibaresinin kimi zaman kırmızı kimi zaman da siyah renkte yazıldığı, küçük ya da büyük harflerle ifade edildiği TPMK kayıtlarından anlaşılmaktadır. Davalının fiili markasal kullanımlarının “... işaretine benzer biçimde "..." harfinin figüratif biçimde tasvirinden oluştuğu, bu haliyle bir bütün olarak ...harfinin figüratif biçimde tasviri yanında ... ve ... ibaresi yer aldığı, davalının kullanım kompozisyonu ve şekil unsuru nedeniyle taraf markalarının farklı algılandıkları, Taraf markalarının her birinin bütünü itibariyle bıraktığı etkinin de farklı bulunması sebebiyle karıştırılmaya sebebiyet verebilecek derecede aralarında yakınlık bulunmadığı, avacının ... no.lu “...” markasının tanınmışlığının da sektörel açıdan ... Sınıf kapsamında yer alan “...” faaliyetleri ve “seyahat için yer ayarlama” hizmetleri kapsamında olduğu ve bu tanınmışlığın ... Sınıfı kapsamadığı, davalının ise “eğlence sektöründe gece kulübü” olarak faaliyette bulunduğu, davalının kullanımının markaya tecavüz açısından gereken iltibas niteliğinde olmadığı kanaati ile aşağıdaki şekilde hüküm tesisi yoluna gidilmiştir.
Haksız Rekabet Yönünden Yapılan İnceleme
TTK m. 54'e göre, “rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına diğer şekillerdeki aykırı davranışlar ile ticari uygulamalar haksız ve hukuka aykırıdır”. Haksız rekabete dair hükümlerin temel amacı, bütün katılanların menfaatine, dürüst ve bozulmamış rekabetin sağlanmasıdır. Dürüst rekabetten anlaşılması gereken rekabet kapsamındaki davranışların dürüst ve ahlaklı olması gerekliliğidir. Rekabet ortamında gerçekleşen herhangi bir davranış veya uygulamanın rekabete etki etmese dahi, dürüstlük kurallarına veya ahlaka aykırı olması haksız rekabetin varlığı bakımından yeterli kabul edilmektedir (Hüseyin Ulgeıı/MeIıme( Helvacı/Arslan Kaya/N. Füsun Nomer Ertan, Ticari İşletme Hukuku, 2019, s. 555).
Genel ilke çerçevesinde haksız rekabet belirlenirken taraflar arasında rekabet olması, failin yarar sağlaması, failin kusurlu olması veya haksız rekabete uğrayan kimsenin zarar görmüş olması şart değildir. Haksız rekabetin varlığından söz edebilmek için, ticari nitelikte bir davranış veya uygulamanın bulunması, söz konusu davranış veya uygulamanın aldatıcı veya başka bir şekilde dürüstlük kurallarına aykırı olması ve rakipler arasında veya tedarik eden kimselerle müşteriler arasındaki ilişkinin etkilenmesi gerekmektedir.
Haksız rekabet tespitinde öncelikle özel hüküm olması sebebiyle TTK 55 hükmünde sayılan hallerden birinin olup olmadığı belirlenmelidir. Zira somut uyuşmazlık bu hallerden birine giriyorsa öncelikle bu hükmün esas alınması gerekir. Belirtilen halde TTK 54'te yer alan şartların sağlanıp sağlanmaması önemli değildir.
Somut olayda, davalının davacının markası ile karıştırılmaya yol açacak bir kullanım sergilemediği bu yönde markaya tecavüzün oluşmadığına kanaat getirildiği de gözetilerek Davalı kullanımının TTK m. 55/1-a-4 kapsamında Başkasının malları, iş ürünleri, faaliyetleri veya işleri ile karıştırılmaya yol açan dürüstlük kuralına aykırı bir haksız rekabet halinin bulunmadığı gözetilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesisi yoluna gidilmiştir.
Ticaret Ünvanının Terkini Talebi Bakımından Yapılan İnceleme
Tescilli ticaret unvanı 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 50. Ve 52. maddeleri hükümleri ile korunmaktadır. Türk Ticaret Kanunumuzun 50. Maddesi;“Usulen tescil ve ilan edilmiş olan ticaret unvanını kullanma hakkı sadece sahibine aittir.”şeklinde,6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 52. Maddesi; “ Ticaret unvanının, ticari dürüstlüğe aykırı biçimde bir başkası tarafından kullanılması hâlinde hak sahibi, bunun tespitini, yasaklanmasını; haksız kullanılan ticaret unvanı tescil edilmişse kanuna uygun bir şekilde değiştirilmesini veya silinmesini, tecavüzün sonucu olan maddi durumun ortadan kaldırılmasını, gereğinde araçların ve ilgili malların imhasını ve zarar varsa, kusurun ağırlığına göre maddi ve manevi tazminat isteyebilir. Maddi tazminat olarak mahkeme, tecavüz sonucunda mütecavizin elde etmesi mümkün görülen menfaatinin karşılığına da hükmedebilir. Mahkeme, davayı kazanan tarafın istemi üzerine, giderleri aleyhine hüküm verilen kimseye ait olmak üzere, kararın gazete ile yayımlanmasına da karar verebilir. ” Şeklinde olmak ile birlikte, ilgili düzenlemelerden de açıkça görülebileceği üzere; tescilli ticaret unvanı sahibi; kendi ticaret unvanı ile karıştırılabilecek ticaret unvanlarının tescili halinde, ilgili unvanların terkinini talep etme hakkını ve yetkisini haizdir.
6769 sayılı yasanın 7/3-e hükmü çerçevesinde marka sahibi “İşaretin ticaret unvanı ya da işletme adı olarak kullanılmasını” yasaklayabilmektedir.
Somut olayda, davalının davacının markası ile karıştırılmaya yol açacak bir kullanım sergilemediği bu yönde markaya tecavüzün oluşmadığına kanaat getirildiği de gözetilerek Davalı kullanımının TTK m. 52 kapsamında ticaret unvanı koruması kapsamını ihlal eder nitelikte bulunmadığı gözetilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesisi yoluna gidilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi Yukarıda Açıklanan nedenlerle;
1-Davanın REDDİNE,
2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi uyarınca hesap olunan 427,60 TL karar harcından peşin yatırılan 80,70 TL'nin mahsubu ile kalan 346,90-TL bakiye karar harcının davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
3-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca davalı yararına hesap olunan 25.500,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak kendisini vekille temsil ettiren davalıya verilmesine,
4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
5-Yatırılan gider avanslarından kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine,
Dair davacı vekili ve davalı vekilinin yüzüne karşı, (HMK 345/1 md. gereğince) gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Mahkememize veya başka bir yer mahkemesine dilekçe ile başvurmak ve istinaf harcı ile gerekli giderlerin tamamı ödenmek suretiyle, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı. 24/09/2024
Katip
¸
Hakim
¸