T.C.
İSTANBUL
4.FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
ESAS NO: 2022/169
KARAR NO: 2024/142
DAVA: Marka (Tecavüzün Giderilmesi İstemli)
DAVA TARİHİ: 30/09/2022
KARAR TARİHİ: 09/07/2024
Mahkememizde görülmekte bulunan Marka (Tecavüzün Giderilmesi İstemli) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekilinin dava dilekçesinde Özetle; Müvekkillerine ait marka ile telif haklarını ihlal ve haksız rekabet teşkil eden kullanımların, aşağıda linkleri sıralanan internet sitelerinde/sosyal medya hesaplarında kullanılıp kullanılmadığının, kullanılıyor ise hangi ürünler üzerinde kullanıldığının, kullanım tarihleriyle birlikte bilişim uzmanı bilirkişi marifetiyle incelemesi suretiyle tespitine ve tespit sonucunda elde edilecek sonuçların Mahkeme dosyasına konmasını,
...
...
..
...
...
...
...
...
1 numaralı tespit taleplerinin gerçekleştirildiğinden sonra, davalılara ait yukarıda gösterilen adres ve/veya daha sonra gösterilecek adreslere gidilerek, müvekkillerine ait marka ile telif hakkını ihlal ve haksız rekabet teşkil eden, dava dilekçelerinde sıralanan ürünlerin üretilip üretilmediğini, davalı işyerinde bu ürünlerden bulunup bulunmadığının tespitini; bulunuyor ise bahsi geçen ürünlerin dosyaya atanacak marka vekili bilirkişi marifetiyle tespitini, ürünlerin fotoğrafının çekilmesine ve birer ürün örneğinin satın alınarak Mahkeme dosyasına alınmasını, Tespit taleplerinin kabul edilmesi halinde, bilirkişiler marifetiyle yapılacak inceleme neticesinde elde edilecek delillere göre davalının ihlal, tecavüz ve haksız rekabet oluşturan fiillerinin durdurulması için ihtiyati tedbir talebimize ilişkin olarak; a) İhtiyati tedbir istemlerinden öncelikle ve ivedilikle incelenip sonuçlandırılmasını, müvekkillerinin önceki tarihli marka ile telif haklarını ihlal ve bu haklara karşı haksız rekabet teşkil eden davalılara ait dava dilekçemizde sıralanan ürünlerin üretiminin, satışının ve dağıtımının her türlü tanıtım vasıtasında, materyallerinde, yukarıda sayılan
...
...
...
...
...
...
...
... sosyal medya hesaplarında ve işyerlerinde kullanılmasının durdurulması için tedbir kararı verilmesini ve bu konuda verilecek ihtiyati tedbir kararının infazı için ilgili İcra Müdürlükleri’ne ve Gümrük Müdürlükleri’ne müzekkere yazılmasını, b) Müvekkillerinin önceki tarihli haklarına tecavüz ve haksız rekabet oluşturan, davalıya ait dava dilekçemizde sıralanan ürünlere, ambalajlarına, tanıtım materyallerine ve bu ürünün üretilmesinde kullanılan ürün ve kalıplara tedbiren el konulmasını, c) Davalı şirket adına ... numara ile tescilli markanın 3. kişilere devrinin önlenmesi için teminatsız ihtiyati tedbir kararı verilmesini ve bu amaçla Türk Patent ve Marka Kurumu’na müzekkere yazılmasını, Davalının, müvekkillerinin önceki tarihli marka ile telif haklarını ihlal ve bu haklara karşı tecavüz ve haksız rekabet oluşturan fiillerinin tespitini, durdurulmasını ve önlenmesini, Davalı şirket adına ... numara ile tescilli markasının hükümsüzlüğünü ve Türk Patent ve Marka Kurumu sicilinden terkinini, Müvekkillerinin önceki tarihli marka ile telif haklarına tecavüzün ve haksız rekabetin neticesi olan maddi durumun ortadan kaldırılmasını; müvekkillerine ait hakları ihlal eden davalılara ait dava dilekçemizde listelenen tüm ürünlere, reklam vasıtalarına, materyallere el koyularak muhafaza altına alınmasını, imhasını ve internet üzerindeki tüm kullanımların durdurulmasını, Yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekilinin cevap dilekçesinde özetle; bilirkişi raporunda incelenen internet sitelerinin dava dışı ... Şirketi’ne ait olduğunu o şirket tarafından sevk ve idare edildiğini, görüldüğü üzere müvekkilleri ...’nin işbu davada husumete ehliyetinin bulunmadığını, Paris Sözleşmesi kapsamında Ülkemizde ayrıca korunması gerekenin marka olmadığını, bununla birlikte davacı şirketler Türkiye’de .../urunler bu alan adıyla faaliyet gösterdiğini, işbu davanın sebebini teşkil eden Mırında markasının davacıların resmi internet sitesinde reklam edilmediğini, ... markasının ... isimi sanal vasatta reklam edilse de davacı tarafın ... markası ile Türkiye’de bir üretimi olmadığı gibi ... markası Türkiye’de hedef müşteriye hitap ettiğini, Türkiye’de reklam edilmediğini; ... markasının Türkiye’de markasal kullanımının bulunmadığını, somut vakıada davacı taraf, ... markasının Türkiye’de ciddi biçimde kullanılmadığını, ... markası ile Türkiye’de hiçbir ticari faaliyeti bulunmayan davacı taraf, ... markasını ... sanal vasatta dahi reklam etmediğini, davacı adına tescilli ..., ...ve... numaralı bu markalar işbu hükümsüzlük davasına mesnet, dayanak olamayacağını, markalar bütünsel olarak farklı olduğu gibi kullanılan ibarelerin de farklı olduğunu, somut durumda markaların birbirinin serisi olarak algılanmayacağını, davalı markasının, davacıya ait markalara zarar vermeyeceğini ve sulandırmayacağının da açık olduğunu belirterek, davanın; davalı ... yönünden evleviyetle usulden reddedilmesini, mahkeme aksi kanaatte ise davanın her üç müvekkil şirket bakımından da esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.
26.10.2022 Tarihli Bilirkişi Raporunda özetle; ... adresinde yapılan incelemede; firmanın, 1988 yılında faaliyetine başladığını ve ... firmalarının meşrubat üretimi, gıda satış ve pazarlama, gayrimenkul sektörlerinde olduğunun belirtildiği tespit edildiğini. sitede “...” ibareli ürün paylaşımlarının yapıldığı tespit edildiğini. firma iletişim bilgilerinde; firma merkez ofis; o adresinin “...”, fabrika; o adresinin ....”, o firma iletişim numaralarının ..., o firma email adreslerinin ... ve... olduğu tespit edildiğini. site tescil bilgilerinde; o alan adının ...adına kayıtlı olduğunu, ... firma bilgilerinde; firma adresinin “...”, firma iletişim numarasının ..., o alan adının 04.12.2019 tarihinde kayıt edildiğine ve 04.12.2022 tarihine kadar geçerli olduğu tespit edildiğini. ... url adresinde yapılan incelemede; 30.04.2017 tarihi itibariyle paylaşım yapıldığını, hesap açıklamasında “...” ifadesinin yer aldığını, yaşadığı şehir bilgisinde “...” yazdığını, hesaptan 03.05.2017 tarihi itibariyle “...” ibareli ürün paylaşımı yapıldığı tespit edildiğini. ... url adresinde yapılan incelemede; hesap açıklamasında khazne yazdığını, hesabı 23.10.2017 tarihinde oluşturulduğunu, künye bilgilerinde; o iletişim numarasının ..., o email adresinin..., o web sitesinin ..., hesabın takipçi sayısının 769 olduğunu, hesaptan “...” ibareli ürünlerin 31.10.2017 tarihi itibariyle paylaşıldığı tespit edildiğini. ...url adresinde yapılan incelemede; hesap adının “...” olduğunu, hesaptan 6 adet paylaşım yapıldığını, hesabın takipçi sayısının 89 olduğunu, hesaptan yalnızca 10.05.2020 tarihinde paylaşım yapıldığı tespit edildiğini.... adresinde yapılan incelemede; hesap adının “...” olduğunu, hesaptan 03.10.2016 tarihi itibariyle 170 adet paylaşım yapıldığını, hesap açıklamasında verilen email adresinin ... olduğu, hesap açıklamasında verilen web sitesi bilgisinde ... yazdığını, takipçi sayısının 391 olduğunu, hesaptan 09.04.2017 tarihi itibariyle “...” ibareli ürün paylaşımı yapıldığı tespit edildiğini. ... url adresinde yapılan incelemede; hesap adının “...” olduğunu, hesabın ocak 2020 de oluşturulduğunu, hesap açıklamasında “...” firma isminin yer aldığını, hesap açıklamasında iletişim numaralarının ... olduğunu, hesap açıklamasında email adresinin.... olarak verildiğini, hesap açıklamasında web sitesinin ...olarak verildiğini, hesaptan 989 adet paylaşım yapıldığını, • hesabın takipçi sayısının 11.2k olduğunu, hesaptan 17.04.2021 tarihi itibariyle “...” ibareli ürün paylaşımı yapıldığı tespit edildiğini. ... url adresinde yapılan
incelemede; hesap adının “...” olduğunu, hesap açıklamasında “...” firma adının yer aldığını, hesabın 15.01.2020 tarihinde oluşturulduğunu, • hesabın takipçi sayısının 681 olduğunu, firma iletişim numarasının ... olduğunu, firma web sitesinin ... olduğunu, firma email adresinin ... olduğunu, hesap açıklamasında firmanın “...” olduğunun belirtildiğini, hesaptan 16.04.2021 tarihi itibariyle “...” ibareli ürün paylaşımı yapıldığı tespit edildiğini. ...adresinde yapılan incelemede; hesap adının “...” olduğunu, hesaptan 03.10.2016 tarihi itibariyle 170 adet paylaşım yapıldığını, hesap açıklamasında verilen email adresinin ...olduğu, hesap açıklamasında verilen web sitesi bilgisinde ... yazdığını, takipçi sayısının 391 olduğunu, hesaptan 09.04.2017 tarihi itibariyle “...” ibareli ürün paylaşımı yapıldığı tespit edildiğini. ...adresinde yapılan incelemede; hesap adının “...” olduğunu, hesabın ocak 2020 de oluşturulduğunu, hesap açıklamasında “...” firma isminin yer aldığını, hesap açıklamasında iletişim numaralarının ...ve ... olduğunu, hesap açıklamasında email adresinin ... olarak verildiğini, hesap açıklamasında web sitesinin ... olarak verildiğini, hesaptan 989 adet paylaşım yapıldığını, hesabın takipçi sayısının 11.2k olduğunu, hesaptan 17.04.2021 tarihi itibariyle “...” ibareli ürün paylaşımı yapıldığı tespit edilmiştir. ... url adresinde yapılan incelemede; hesap adının “...” olduğunu, hesap açıklamasında “...” firma adının yer aldığını, hesabın 15.01.2020 tarihinde oluşturulduğunu, hesabın takipçi sayısının 681 olduğunu, firma iletişim numarasının ...olduğunu, firma web sitesinin ... olduğunu, firma email adresinin ... olduğunu, hesap açıklamasında firmanın “toptan satış ve tedarik mağazası- gıda toptancısı” olduğunun belirtildiğini, hesaptan 16.04.2021 tarihi itibariyle “...” ibareli ürün paylaşımı yapıldığı tespit edildiği sonuç ve kanaatine varıldığı yönünde rapor düzenlenmiştir.
05/12/2022 tarihli Bilirkişi Raporunda özetle; Dava dilekçesinde yer alan davalılardan ... Ltd. Şti yönünden yapılan incelemede ...üzerinde inceleme yapılması istenilmiş olsa da ... ilinde Oğuzeli ilçesinde bulunan Hava Alanı Sanayisinde yapılan araştırmada bu isimle faaliyette olan bir işletmenin bulunmadığının tespit edildiğini. Dava dilekçesinde yer alan davalılardan ...Tic. Ltd. Şti. ve ...nin... adresinde 16.11.2022 tarihinde saat 10:50 ve devamında yapılan incelemede ... yazı unsurlu meşrubat ürünlerinin farklı kullanım çeşitleri içerdiğini, bu kullanımlardan 1 numaralı fiili kullanımında her ne kadar yazı unsuru olarak ... markası kullanılıyor olsa da markanın bütünsel işaret unsurunda yer alan elma görseli portakal görseliyle değiştirecek tescile esas unsurlar farklı kullanıldığını. Davalı tarafın 2 numaralı fiili kullanımında her ne kadar yazı unsuru olarak ... markası kullanılıyor olsa da markanın bütünsel işaret unsurunda yer alan elma görseli yerine davacı markasında yer alan kırmızı beyaz mavi işaret görseli eklenerek tescile esas unsurlar farklı kullanılmakta olduğunu. Davalının 3 numaralı fiili kullanımı tescile esas kullanımla bire bir aynıdır. Davacı taraf adına tescilli ... markasıyla davalı taraf fiili kullanımı ve tescil unsuru olan ... kullanımında davalı taraf bütünsel görsellikte İ ve D harflerini çıkartarak farklı bir kullanım yapıyor olsa da görsel kullanımda diğer işaret unsurlarıyla birlikte değerlendirdirildiğinde benzerlik söz konusu olduğunu. Sonuç olarak; taraf davalı tarafın her ne kadar yazı ve işaret unsurlu tescilli markası olsa da 1 ve 2 numaralı fiili kullanımlarında markanın tescile esas görsellerinden farklı bir kullanım olduğunu bu kullanımın bütünsel algılamada davacıya ait markalarla iltibasa yol açabileceği sonuç ve kanaatine varıldığı yönünde rapor düzenlenmiştir.
03/07/2023 tarihli Bilirkişi Raporunda özetle; Davalıya ait olduğu belirtilen ... adresinde yapılan incelemede; Firmanın, 1988 yılında faaliyetine başladığını ve partner firmalarının meşrubat üretimi, gıda satış ve pazarlama, gayrimenkul sektörlerinde olduğunun belirtildiğini ,firma iletişim bilgilerinde; o Firma adresinin “...”, o firma iletişim numaralarının ...ve ..., o firma email adreslerinin ... ve...olduğunu, sitede ...URL adresinde yer alan markalar arasında “...” ibaresinin olduğunu, sitede ... adresinde “...” ibareli ürünlerin yer almadığını ancak sayfada bulunan resimde “...” ibaresinin yer aldığını site tescil bilgilerinde; o alan adının ... firması tarafından ... adına kayıt edildiğini, o alan adını 04.12.2019 tarihinde kayıt edildiğini ve kayıt süresinin 04.12.2023 tarihinde son bulacağının belirtildiğini, o sitede yapılan en son güncelleme tarihinin 18.12.2022 olduğunu, o ... iletişim bilgilerinde Email adresinin ..., İletişim numarasının ..., adresinin ... olduğu tespit edildiğini. Davalıya ait olduğu belirtilen ... adresinde yer alan hesapta yapılan incelemede; 30.04.2017 tarihi itibariyle paylaşım yapıldığını, hesap açıklamasında “...” ifadesinin yer aldığını, yaşadığı şehir bilgisinde “...” yazdığını, hesapta 03.05.2017 tarihi itibariyle ... ibareli ürünün paylaşılmış olduğunun tespit edildiğini. Davalıya ait olduğu belirtilen ...URL adresinde yer alan hesapta yapılan incelemede; Hesap açıklamasında Khazne yazdığını,
hesabı 23.10.2017 tarihinde oluşturulduğunu,
... bilgilerinde; o İletişim numarasının ...,
Email adresinin ...,
Web sitesinin ...,
hesabın takipçi sayısının 773 olduğunu,
31.10.2017-01.10.2022 tarihleri arasında ... ibareli ürünlerin yer aldığı aylaşımların yapıldığı tespit edildiğini. Davalıya ait olduğu belirtilen ... adresinde yer alan hesapta yapılan incelemede;
Hesap incelendiğinde, hesaptan 10.05.2020 tarihi itibariyle 6 adet paylaşım yapıldığını ve hesabın takipçi sayısının 110 olduğunu, “...” adlı hesapta yapılan paylaşımlarda “...” ibareli ürünlerin yer aldığının tespit edildiğini. Davalıya ait olduğu belirtilen .... adresinde yer alan hesapta yapılan incelemede; hesap adının “akilglobal” olduğunu, hesabın 15 Ocak 2020 de oluşturulduğunu, hesap açıklamasında “...” firma isminin yer aldığını, hesap açıklamasında iletişim numarasının ... olduğunu, hesap açıklamasında email adresinin ... olarak verildiğini, hesap açıklamasında web sitesinin ... olarak verildiğinin görüldüğünü.
Hesaptan 17.04.2021 tarihi itibariyle “...” ibareli ürün paylaşımı yapıldığının tespit edildiğini. Davalıya ait olduğu belirtilen ... adresinde yer alan hesapta yapılan incelemede;
Hesap adının “...” olduğunu,
hesabın Ocak 2020 de oluşturulduğunu,
hesap açıklamasında “...” firma isminin yer aldığını,
hesap açıklamasında iletişim numaralarının ... olduğunu,
hesap açıklamasında email adresinin .. olarak verildiğini,
hesap açıklamasında web sitesinin ... olarak verildiğini,
hesaptan 1045 adet paylaşım yapıldığını,
hesabın takipçi sayısının 10,7B olduğu görüldüğünü. Hesaptan 17.04.2021 tarihi itibariyle “..” ibareli ürün paylaşımı yapıldığı tespit edildiğini. Davacıya ait olduğu belirtilen ... adresinde yer alan facebook hesabında yapılan incelemede;
Hesapta “....” ibaresinin yer aldığını,
Hesabın 22.04.2014 tarihinde oluşturulduğunu,
Hesabın 789B (bin) beğeni almış olduğunu,
Hesapta ... ibareli ürün paylaşımlarının yapıldığı tespit edildiğini. ... adresinde yer alan videonun;
Başlığının “..” olduğunu,
“...” adlı youtube hesabından paylaşıldığını, 29.01.2018 tarihinde yayınlandığını,
47.014.439 kez görüldüğü tespit edildiğini. ... adresinde yer alan videonun;
Başlığının “...” olduğunu,
“...” adlı youtube hesabından paylaşıldığını,
15.02.2017 tarihinde yayınlandığını,
24.868.009 kez görüldüğü tespit edildiğini. ... adresinde yer alan videonun;
Başlığının “...” olduğunu,
“...” adlı youtube hesabından paylaşıldığını,
02.10.2019 tarihinde yayınlandığını,
1.074.075 kez görüldüğü tespit edildiğini. Google Arama Motorunda Yapılan İncelemede;
Googla arama motorunda “...” ibaresinin aratılmasıyla elde edilen sonucunda Türkiye'de "..." ismi ile satılan markanın tüm Dünyada orijinal adı "..."dır.
..." kelimesi ... "..." ve ",,," anlamına geldiğini. Dünya çapında ...'nın en büyük rakibi olarak biliniyor.” açıklamasının yer aldığını ve sonuçlarda ... firması tarafından üretildiğinin belirtildiğini. Davalı kullanımlarının SMK Mad 29 atfıyla mad.7/2b ve c uyarınca davacıya ait marka hakkına tecavüz oluşturduğunu davalı adına TPMK nezdinde tescilli ... numaralı markanın SMK mad. 25/1 atfıyla mad.6/1 ve 6/9 i uyarınca hükümsüzlük koşullarının oluştuğu sonuç ve kanaatine varıldığı yönünde rapor düzenlenmiştir.
24/05/2024 tarihli Bilirkişi raporunda özetle; taraflar arasındaki uyuşmazlık kapsamında hükümsüzlüğü talep edilen markaya ilişkin değerlendirme yapıldığında, uyuşmazlık konusu markaların benzer mallara ilişkin olduğuıa, markaların bütünsel değerlendirmesi neticesinde ortalama tüketici nezdinde karıştırılma ihtimali bulunduğuıa, önceki bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere davalının kullanımlarının davacıya ait olan marka hakkına tecavüz oluşturduğu sonucuna ulaşılmakla birlikte;
Davacının “...” ibareli dayanak markasını, dava tarihinden geriye dönük olarak son 5 yılda Türkiye’de ciddi biçimde kullandığı hususu dosya kapsamında tespit edilemediğini, dolayısıyla, Davalıya ait ... tescil no.lu “...” markası için, m.25/f.7 uyarınca, “m.6/1 kapsamında iltibasa dayalı hükümsüzlük” ve “m.29/f.2 uyarınca “marka hakkına tecavüz” talepleri açısından, davada kullanmama define ilişkin şartların mevcut olacağı tespit, sonuç ve kanaatine varılmış olduğunu.
Markaya tecavüz açısından; Davalının ve şeklindeki kullanımının, Davacının... markasına ve ... tescil no.lu markasına tecavüz teşkil edeceği tespit, sonuç ve kanaatine ulaşılmış olduğunu. SMK m.6/9 kapsamında hükümsüzlüğü talep edilen Davalıya ait ... tescil no.lu “...” markası incelendiğinde, markanın benzerliği kapsamında varılan sonuç neticesinde davalının tescil aşamasında aynı sektörde davacının markasını bilmemesinin mümkün olmadığını, davacı markasıyla karıştırma
ihtimali doğurabilecek markaları tercih ederek markanın değerinden haksız yararlanma amacının bulunduğu kanaatinde olmamız sebebiyle davalı yanın SMK 6/9 hükmüne göre söz konusu marka başvurularını kötüniyetle yaptığı kanaatine ulaşıldığını SMK 25/7’de belirtilen kullanmama def’i, sadece SMK m.6/1 kapsamında ileri sürülebileceğinden, kötüniyete ilişkin SMK 6/9 kapsamında ileri sürülen hükümsüzlük talepleri açısından bu def’iye başvurulamayacağı sonuç ve kanaatine varıldığı yönünde rapor düzenlenmiştir.
27/12/2023 tarihli Bilirkişi raporunda özetle; 6769 sayılı SMK m.6/1,19/2,25/7 maddeleri uyarınca davacının mirinda ibareli ibaresini dava tarihinden geriye dönük olarak son 5 yılda Türkiye’de ciddi biçimde kullandığı tespit edilemediğini, SMK mad.6/9 yönünden ise def’inin uygulama alanı bulmadığını, kök rapordaki takdirin korunduğunu ve takdirin sayın Mahkemede olduğunu, 2 Davalı kullanımnın da davacıya ait 2010/53764 marka hakkına tecavüz Oluşturduğu sonuç ve kanaatine varıldığı yönünde rapor düzenlenmiştir.
KANAAT VE GEREKÇE
Uyuşmazlık davalı kullanımlarının davacıya ait marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet oluşturup oluşturmadığının tespitine, tespit halinde bunun durdurulmasın, önlenmesi ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasını, davalı adına TPMK nezdinde ... numaralı markanın hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.
Marka Hükümsüzlüğü Yönünden Yapılan Değerlendirme
6769 sayılı SMK'nun 25.maddesinde "(1) 5 inci veya 6 ncı maddede sayılan hâllerden birinin mevcut olması hâlinde mahkeme tarafından markanın hükümsüzlüğüne karar verilir.(2) Menfaati olanlar, Cumhuriyet savcıları veya ilgili kamu kurum ve kuruluşları markanın hükümsüzlüğünü mahkemeden isteyebilir.(3) Marka hükümsüzlük davası, dava tarihinde sicilde marka sahibi olarak kayıtlı kişilere veya hukuki haleflerine karşı açılır. Markanın hükümsüzlüğü davalarında Kurum taraf gösterilmez.(4) Bir marka, 5 inci maddenin birinci fıkrasının (b), (c) ve (d) bentlerine aykırı olarak tescil edilmiş olup da kullanım sonucunda tescil edildiği mal veya hizmetler bakımından hükümsüzlük talebinden önce ayırt edici nitelik kazanmışsa hükümsüz kılınamaz.(5) Hükümsüzlük hâlleri, markanın tescil edildiği bir kısım mal veya hizmete ilişkin bulunuyorsa, sadece o mal veya hizmet yönünden kısmi hükümsüzlüğe karar verilir. Marka örneğini değiştirecek biçimde hükümsüzlük kararı verilemez.(6) Marka sahibi, sonraki tarihli bir markanın kullanıldığını bildiği veya bilmesi gerektiği hâlde bu duruma birbirini izleyen beş yıl boyunca sessiz kalmışsa, sonraki tarihli marka tescili kötüniyetli olmadıkça, markasını hükümsüzlük gerekçesi olarak ileri süremez.(7) 6 ncı maddenin birinci fıkrası uyarınca açılan hükümsüzlük davalarında 19 uncu maddenin ikinci fıkrası hükmü def’i olarak ileri sürülebilir. Bu durumda kullanıma ilişkin beş yıllık sürenin belirlenmesinde dava tarihi esas alınır. Hükümsüzlüğü istenen markanın başvuru veya rüçhan tarihinde, davacının markası en az beş yıldır tescilli ise davacı ayrıca, söz konusu başvuru veya rüçhan tarihinde 19 uncu maddenin ikinci fıkrasında belirtilen şartların yerine getirildiğini ispatlar."
6769 sayılı SMK'nun 6.maddesinde "(1) Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir.(2) Ticari vekil veya temsilcinin, marka sahibinin izni olmaksızın ve haklı bir sebebe dayanmaksızın markanın aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerinin kendi adına tescili için yaptığı başvuru, marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir.(3) Başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine, marka başvurusu reddedilir.(4) Paris Sözleşmesinin 1 inci mükerrer 6 ncı maddesi bağlamındaki tanınmış markalar ile aynı veya benzer nitelikteki marka başvuruları, aynı veya benzer mal veya hizmetler bakımından itiraz üzerine reddedilir.(5) Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir.(6) Tescil başvurusu yapılan markanın başkasına ait kişi ismini, ticaret unvanını, fotoğrafını, telif hakkını veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkını içermesi hâlinde hak sahibinin itirazı üzerine başvuru reddedilir. (7) Ortak markanın veya garanti markasının yenilenmeme sebebiyle koruma süresinin sona ermesinden itibaren üç yıl içinde yapılan, ortak marka veya garanti markasıyla aynı veya benzer olan ve aynı veya benzer mal veya hizmetleri içeren marka başvurusu, önceki hak sahibinin itirazı üzerine reddedilir.(8) Tescilli markanın yenilenmeme sebebiyle koruma süresinin sona ermesinden itibaren iki yıl içinde yapılan, bu markayla aynı veya benzer olan ve aynı veya benzer mal veya hizmetleri içeren marka başvurusu, önceki marka sahibinin itirazı üzerine bu iki yıllık süre içinde markanın kullanılmış olması şartıyla reddedilir.(9) Kötüniyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir." belirtilmiştir.
Davacı tarafın TÜRKPATENT nezdinde meşrubat ürünleri yönünden çok sayıda tescilleri bulunduğu, "..." yazı ve işaret unsurlu markanın TÜRKPATENT nezdinde ...tescil numarasıyla ... Sınıftaki Maden suları havalandırılmış sular ve diğer alkolsüz içecekler; meyvalı içecekler ve meyva suları; şuruplar ve içeceklerin yapımında kullanılan diğer müstahzarlar emtialar yönünden 22.11.2006 tarihinde başvuruya konu edildiği, markanın ... adına tescilli olduğu korumanın devam ettiği, hükümsüzlük yönünden dava konusu "..." yazı ve işaret unsurlu markanın TÜRKPATENT nezdinde ... başvuru numarasıyla ... Sınıftaki “Biralar; bira yapımında kullanılan preparatlar, Maden suları, kaynak suları, sofra suları, sodalar. Sebze ve meyve suları, bunların konsantreleri ve özleri, meşrubatlar. Enerji içecekleri (alkolsüz); proteinle zenginleştirilmiş sporcu içecekleri.” Emtiaları yönünden 13.02.2017 tarihinde başvuruya konu edildiği davalılardan ... ŞİRKETİ adına tescilli olduğu korumanın devam ettiği anlaşılmıştır.
6769 sayılı SMK m.6/1,19/2,25/7 maddeleri uyarınca davalının cevap dilekçesi içeriğinde davacı adına kayıtlı ... tescil numarasıyla tescilli "..." markası yönünden kullanmama defini açıkça ileri sürdüğü ilgili kanun hükmü gereğince bu defi halinde davacının kendi markasını kullanmakta olduğunu, ispat yükünün kendisinde olduğu gözetilerek ilgili ispat yükü uyarınca değerlendirme yapılmıştır.
Hükümsüzlük davalarında kullanmama def'i, 6769 sayılı SMK'nın 25/7. maddesinde düzenlenmiştir. 6769 sayılı SMK'nın 25/7 yollamasıyla aynı Kanun’un 19/2. maddesine göre; markanın nispi sebeplerle hükümsüzlüğü istemiyle açılan davalarda davacıya karşı, dayanılan markanın ilgili mal ve hizmetler bakımından Türkiye’de ciddi olarak kullanılmadığı def’i ileri sürebilir. Kullanmama defisinin hükümsüzlük davasında davalı tarafından ileri sürebilmesi için gerekli olan ilk şart; hükümsüzlük davasının SMK m.6/1 uyarınca tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimalinden kaynaklı olması gerekmektedir. Yani SMK m.6/5 uyarınca tanımış markadan haksız yararlanma veya SMK m.6/9 uyarınca kötüniyetli tescil iddiası ile açılan davalarda kullanılmama defisi ileri sürelemeyecek ve bu iddialar incelenirken kullanılmama defisi dikkate alınmayacaktır. Kullanmama defisinin hükümsüzlük davasında davalı tarafından ileri sürebilmesi için gerekli olan ikinci şart; hoşgörü süresinin yani davacı markasının dava tarihine kadar 5 yıllık süreyi doldurması gerekmektedir. Aksi durumunda kullanmama defisine dikkate alınmayacaktır. Bu iki şartın mevcudu durumunda Mahkemece markanın Türkiye’de ciddi biçimde kullanılıp kullanılmadığı bir ön sorun olarak incelenerek hasıl olacak sonuca göre hükümsüzlük davası hakkında bir karar verilmesi gerekmektedir (Yargıtay 11. HD'nin 17/03/2021 tarihli ve 2020/1412 E., 2021/2516 K. sayılı kararı). (Diyarbakır BAM 6.HD 2021/347 E., 2023/400 K.)
Davacının “...” ibareli dayanak markasını, dava tarihinden geriye dönük olarak son 5 yılda Türkiye’de ciddi biçimde kullandığı hususu dosya kapsamında tespit edilemediği anlaşılmakla, Davalıya ait ... tescil no.lu “...” markası için, m.25/f.7 uyarınca, “m.6/1 kapsamında iltibasa dayalı hükümsüzlük” talepleri açısından, davada kullanmama define itibar edilmiştir.
SMK m.6/5 uyarınca tanımış markadan haksız yararlanma veya SMK m.6/9 uyarınca kötüniyetli tescil iddiası ile açılan davalarda kullanılmama defisi ileri sürelemeyecek ve bu iddialar incelenirken kullanılmama defisi dikkate alınmayacaktır.
Kötüniyet müessesesi 6769 sayılı SMK’nın 6/9 ve 25/1 maddelerinde hem bir nispi ret nedeni olarak hem de bir hükümsüzlük nedeni olarak düzenlenmiştir. Böylelikle Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 16/07/2008 tarihli ve 2008/11-501 E., 2008/507 K. sayılı kararı ile hukukumuza hükümsüzlük gerekçesi olarak giren ve Yüksek Mahkeme’nin bu kararı takip eden içtihatları ile yerleşik bir uygulama haline dönüşen kötüniyet kanuni alt yapıya da kavuşmuştur. Ne var ki, bir marka başvurusunun kötüniyetli olup olmadığının tespiti bakımından, mevzuatta açık bir hüküm ve yerleşik kriterler mevcut değildir. Bu nedenle kötüniyetli tescilin tespitinde Yargıtay kararları başta olmak üzere ... kararlarında belirlenen kriterler göz önünde bulundurulmalıdır. Nitekim Yargıtay, Yargıtay 11. HD'nin 16/07/2008 tarihli ve 2008/11-501 E., 2008/507 K. sayılı kararında, “…her somut olayın özellikleri göz önüne alınarak açıkça kötü niyetle gerçekleştirildiği belirlenen marka tescilinin hükümsüzlüğüne karar verilebilmesi” gerektiğini vurgulamıştır. Şu halde, kötü niyeti, somut olayın kendine özgü şartlarında aramak lazımdır. (Diyarbakır BAM 6.HD 2021/347 E., 2023/400 K.)
escil başvurusunda bulunan kişinin kötüniyetli olduğuna emare teşkil edebilecek olgu ve olayların varlığı, kötüniyetli marka başvurusunun kabulü için yeterli sayılmaktadır. Buna karşılık başvuru sahibinin, hakkını kötüye kullanma niyeti taşıması veya başkalarını engelleme amacına sahip olması gibi sübjektif durumlar kural olarak tespit edilmeye çalışılmamalıdır. Zaten kişinin içsel durumunu ifade eden sübjektif unsurlara doğrudan ulaşmak veya nüfuz etmek mümkün de değildir. Ancak, somut olayda başvuru sahibinin içsel durumunu ifade eden bilme, kast, niyet gibi hususların anlaşılabileceği veya ortaya çıkarılabileceğine dair ciddi belirtilerin varlığı halinde, bunlar araştırılarak, kötüniyetli tescilin varlığı sonucuna ulaşmada yardımcı unsur olarak kullanılabilir(Karasu, Rauf; Spekülasyon ve Engelleme Markaları, FMR, 2008/3, s. 30). Yargıtay da tescil yoluyla sağlanan marka korumasının amacına aykırı biçimde kötüye kullanılması yoluyla başkasının markasından haksız olarak yararlanmayı ve gerçekte kullanmayıp yedekleme, marka ticareti yapma amacına ya da şantaja yönelik başvuruları kötüniyetli başvuru olarak kabul etmektedir (Karasu/Suluk/Nal, Fikri Mülkiyet Hukuku, Ankara 2017, s. 203).
Salt tanınmış bir markanın benzerinin tescil ettirilmesi tek başına kötüniyeti göstermeyecektir (Yargıtay 11. HD'nin 01/04/2022 tarihli ve 2020/7912 E., 2022/2683 K. Sayılı kararı). Zira kanun koyucu, tanınmış markanın aynısı veya benzerini tescil ettirmeyi 6769 sayılı SMK'nın 6/5. maddesinde ayrı bir sonuca bağlamıştır. Böyle bir durumda, hangi mal veya hizmetler yönünden markanın tescilli tanınmış markaya zarar verecek veya haksız yararlanmaya sebebiyet verecek ise mal veya hizmetler yönünden hükümsüz kılınacaktır. Kötü niyetle marka tescilinin varlığı her somut olayda değişmekle birlikte, Yargıtay'ın bazı yerleşik uygulamalarına (Yargıtay 11. HD'nin 01/03/2021 tarihli ve 2020/1726 E., 2021/1838 K. sayılı; 03/03/2021 tarihli ve 2020/1913 E., 2021/1928 K. sayılı kararlar) göre; daha ziyade markanın ticari faaliyetlerde ayırt edici işaret olarak kullanılması amacıyla değil, başkalarının ticaretine engel olmak, daha önce verilmiş bir mahkeme kararının etkisini azaltmak ya da veya kendisine duyulan güveni kötüye kullanarak markayı kendi adına tescil ettirmek, sözleşme hükmüne aykırı olarak markayı adına tescil ettirmek gibi hususlar genel kötü niyet sebepleri olarak görülmektedir. Kötüniyetli marka tescilinde, kötü niyetin bölünmezliği ilkesinden hareketle kötüniyetin varlığı halinde tescil konusu tüm mal ve hizmetler yönünden markanın hükümsüzlüğüne karar vermek gerekmektedir.
Davalıya ait ...tescil no.lu “...” markası incelendiğinde, markanın benzerliği kapsamında varılan sonuç neticesinde davalının tescil aşamasında aynı sektörde davacının markasını bilmemesinin mümkün olmadığı, davacı markasıyla karıştırma ihtimali doğurabilecek markaları tercih ederek markanın değerinden haksız yararlanma amacının bulunduğu kanaati ile SMK 6/9 kapsamında ileri sürülen hükümsüzlük talepleri açısından bu def’iye başvurulamayacağı, dikkate alınarak davalı adına davalı ... ŞİRKETİ adına TPMK nezdinde ... numara ile tescilli "..." ibareli markanın SMK m.6/9 uyarınca hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine, karar vermek gerekmiştir.
Marka Tecavüzü ve Haksız Rekabet Yönünden Yapılan Değerlendirme
Marka hakkına tecavüz sayılan fiiller SMK'nın 29/1 maddesinde sayılmış olup, madde içeriği aynen şöyledir:
“Aşağıdaki fiiller marka hakkına tecavüz sayılır:
a) Marka sahibinin izni olmaksızın, markayı 7 nci maddede belirtilen biçimlerde kullanmak.
b) Marka sahibinin izni olmaksızın, markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markayı taklit etmek.
c) Markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markanın taklit edildiğini bildiği veya bilmesi gerektiği hâlde tecavüz yoluyla kullanılan markayı taşıyan ürünleri satmak, dağıtmak, başka bir şekilde ticaret alanına çıkarmak, ithal işlemine tabi tutmak, ihraç etmek, ticari amaçla elde bulundurmak veya bu ürüne dair sözleşme yapmak için öneride bulunmak.
ç) Marka sahibi tarafından lisans yoluyla verilmiş hakları izinsiz genişletmek veya bu hakları üçüncü kişilere devretmek”
SMK 7/1-2 maddesi de aynen şöyledir.“Bu Kanunla sağlanan marka koruması tescil yoluyla elde edilir.
Marka tescilinden doğan haklar münhasıran marka sahibine aittir. Marka sahibinin, izinsiz olarak yapılması hâlinde, aşağıda belirtilen fiillerin önlenmesini talep etme hakkı vardır:
a) Tescilli marka ile aynı olan herhangi bir işaretin, tescil kapsamına giren mal veya hizmetlerde kullanılması.
b) Tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve tescilli markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer mal veya hizmetleri kapsayan ve bu nedenle halk tarafından tescilli marka ile ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali bulunan herhangi bir işaretin kullanılması.
c) Aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde olmasına bakılmaksızın, tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve Türkiye'de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle markanın itibarından haksız bir yarar elde edecek veya itibarına zarar verecek veya ayırt edici karakterini zedeleyecek nitelikteki herhangi bir işaretin haklı bir sebep olmaksızın kullanılması.”
Kavram olarak "marka" bir teşebbüsün mal veya hizmetlerini bir başka teşebbüsün mal veya hizmetlerinden ayırt etmeyi sağlayan işaretlerdir. Marka'nın bir işaret olması yanında "ayırdedicilik" vasfı da taşıması gerekir (Yasaman/Yusufoğlu, Marka Hukuku, İstanbul 2004, s.15 vd.; Kaya, A.: Marka Hukuku, İstanbul 2006, s.32 vd.). Markanın ayırdedicilik niteliği taşıyan, özgün ve karakteristik kısmı asli (esaslı) unsuru olarak kabul edilirken, bu niteliği taşımayan ve herkesçe kullanılabilen unsurlarına tamamlayıcı unsur denilmektedir.
Başkasının hak sahibi olduğu bir markanın aynen kullanılması iktibas suretiyle marka hakkına tecavüz sayılır. Karıştırılma (iltibas) suretiyle marka hakkına tecavüz ise başkasının hak sahibi olduğu bir markanın alıcıların karıştırmalarına neden olacak surette benzerinin kullanılmasıyla vücut bulur.
Karıştırılma ihtimali, klasik ve geniş anlamda olmak üzere iki şekilde tanımlanmaktadır. Klasik anlamda karıştırılma ihtimali, bir mal veya hizmetin alıcısı durumunda bulunan kimselerin almayı düşündüğü, bildiği veya duyduğu bir mal veya hizmeti aldığı düşüncesiyle, başka bir işletmenin aynı veya benzer malını veya hizmetini alma ihtimali (tehlikesi) ile karşı karşıya olması anlamına gelmektedir. Geniş anlamda karıştırılma ihtimali ise, markalar arasında herhangi bir şekilde bağlantı kurulması tehlikesini de içerir. Karıştırılma ihtimali kavramı zaman içerisinde, mahkeme kararları doğrultusunda, markalar arasında bağlantı olduğu ihtimalini de içerecek şekilde yorumlanarak genişletilmiştir.
Başka bir anlatımla karıştırılma (iltibas) iki ayrı marka karşısında bulunan kişilerin, bu markaların benzerliği sebebiyle, sunulan mal veya hizmetlerin aynı işletmeye veya ekonomik olarak bağlantı içerisinde bulunan işletmelere ait olduğunu düşünmeleri veya düşünme ihtimalleridir (Bozbel, S.: Fikri Mülkiyet Hukuku, İstanbul 2015, s. 408- 409).
Bu husus araştırılırken önce markalar arasında, daha sonra mal veya hizmetler arasında ayniyet veya benzerlik olup olmadığına bakılmalı ve benzerliğin saptanmasında markaların bütün olarak bıraktıkları genel izlenim dikkate alınmalıdır (Teoman, : Yaşayan Ticaret Hukuku, C.1, Hukuki Mütalaalar, İstanbul 1992, s.34, 120 vd. - naklen: Cengiz, D.: Türk Hukukunda İktibas veya İltibas Suretiyle Marka Hakkına Tecavüz, İstanbul 1995, s.7,)
Benzerlik göreceli bir kavramdır. Tecavüzü oluşturan, alıcıların benzer markaları karıştırmaları ihtimalidir. Marka hakkının ihlalinden söz edebilmek için, iltibas tehlikesi gerekli ve yeterlidir (HGK'nın 09.03.2016 gün, 2014/11-842 E.-2016/288 K. sayılı kararı). Bu ihtimalin değerlendirilmesinde kıstas; bu işin ilgilisi veya uzmanı kimselerin değil, tüketicilerin algısı ve bakış açısıdır. Eğer tüketici konumundaki halk bu iki işaret arasında şekil, ses, anlam, genel görünüm, çağrışım gibi herhangi bir şekilde ve herhangi bir sebeple bağlantı kurabilecekse karıştırılma ihtimalinin varlığından söz edilebilir. Öğretide markalar arasında birçok noktada fark bulunduğu tespit edilse bile “umumi intiba” karıştırılabileceği yönünde ise iki işaret arasında karıştırma ihtimalinin bulunduğu kabul edilmektedir (Tekinalp, Ü.: Fikri Mülkiyet Hukuku, 5.b., İstanbul 2012, s.443)
Somut olaya dönüldüğünde, Davacının markasının ... tanınmış marka olduğu, davalının kullandığı kola ürünleri üzerinde kullandığı, benzerliğin yine küre içerisinde tanınmış marka renklerinin ters sıra ile kullanıldığı, bu kullanımın markanın itibarından haksız bir yarar elde edecek veya itibarına zarar verecek veya ayırt edici karakterini zedeleyecek nitelikte olduğu, davalıların kullanımlarının ...markası yönünden ve davacının davasına dayanak yaptığı ...tescil numaralı "..." markası yönünden de internet üzerinden iltibas yaratacak paylaşımların olduğu, bu hususların bilirkişi incelemesi ile sabit hale geldiği SMK m. 29 atfıyla m. 7/2b ve c uyarınca davacıya ait marka haklarına tecavüz oluşturduğu kanaati ve davalı olarak gösterilen firmalara yönelik bilişim uzmanı tarafından tespit edilen haksız kullanımların tüm davalılar yönünden ayrı ayrı gerçekleştirildiğine yönelik bilişim uzmanın 26/10/2022 tarihli rapor içeriği de dikkate alınarak, davacı adına kayıtlı ... ve ... tescil numaralı markalar yönünden davanın tüm davalılar yönünden kabulü ile, davalıların eylemlerinin davacı adına kayıtlı ... tescil numaralı markalar haklarına tecavüz ve haksız rekabetin tespitine, durdurulması ve önlenmesine, sonuçlarının ortadan kaldırılmasına, bu bağlamda ... ve ...escil numaralı marka haklarına ihlal oluşturan ürünlere, reklam vasıtalarına, materyallere el konulmasına, karar kesinleştiğinde imhasına, internet kullanımlarının durdurulmasına, karar vermek gerekmiştir.
Davalıya ait ... tescil no.lu “...” markası yönünden ise 6769 sayılı SMK m.6/1,19/2,25/7 maddeleri uyarınca davalının cevap dilekçesi içeriğinde davacı adına kayıtlı ... tescil numarasıyla tescilli "..." markası yönünden kullanmama defini açıkça ileri sürdüğü ilgili kanun hükmü gereğince bu defi halinde davacının kendi markasını kullanmakta olduğunu, ispat yükünün kendisinde olduğu; davacının “...” ibareli dayanak markasını, dava tarihinden geriye dönük olarak son 5 yılda Türkiye’de ciddi biçimde kullandığı hususu dosya kapsamında tespit edilemediği anlaşılmakla, davalıya ait ... tescil no.lu “...” markası için, “m.29/f.2 uyarınca “marka hakkına tecavüz” talepleri açısından, davada kullanmama define itibar edilerek bu marka yönünden her ne kadar SMK m.6/9 kaynaklı hükümsüzlük kararı verilmiş ise de “marka hakkına tecavüz” talepleri açısından davanın reddine yönelik hüküm tesisi yoluna gidilmiştir.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda gösterildiği üzere;
1-Davalı ... Şirketi adına TPMK nezdinde... numara ile tescilli "..." ibareli markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine,
2-"..." markası yönünden sair tüm taleplerin şartları oluşmadığından reddine,
3-Davacı adına kayıtlı ... ve ... tescil numaralı markalar yönünden davanın tüm davalılar yönünden kabulü ile, davalıların eylemlerinin davacı adına kayıtlı...tescil numaralı markalar haklarına tecavüz ve haksız rekabetin tespitine, durdurulması ve önlenmesine, sonuçlarının ortadan kaldırılmasına, bu bağlamda ... ve ...tescil numaralı marka haklarına ihlal oluşturan ürünlere, reklam vasıtalarına, materyallere el konulmasına, karar kesinleştiğinde imhasına, internet kullanımlarının durdurulmasına,
4-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi uyarınca hesap olunan 427,60 TL karar harcından peşin yatırılan 80,70 TL'nin mahsubu ile kalan 346,90 TL bakiye karar harcının davalılardan alınarak Hazine'ye irat kaydına,
5-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca kabul edilen hükümsüzlük davası yönünden davacılar yararına hesap olunan 25.500,00-TL vekalet ücretinin davalı ... Limited Şirketi'nden alınarak kendisini vekille temsil ettiren davacılara verilmesine,
6-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca kabul edilen tecavüz talepleri yönünden davacılar yararına hesap olunan 25.500,00-TL vekalet ücretinin davalılardan alınarak kendisini vekille temsil ettiren davacılara verilmesine,
7-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi davalılar yararına reddedilen tecavüz talebi yönünden hesap olunan 25.500,00-TL vekalet ücretinin davacılardan alınarak kendisini vekille temsil ettiren davalılara verilmesine,
8-Davacılar tarafından yapılan 15.250-TL bilirkişi ücreti, 260.0-TL posta gideri ve 161,40-TL harç (peşin+başvuru) olmak üzere toplam 15.671,40 TL ücretin kabul-red oranına göre hesaplanan 10.447,60-TL yargılama giderinin davalılardan alınarak davacılara verilmesine, kalan kısmın davacılar üzerinde bırakılmasına,
9-Yatırılan gider avanslarından kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine,
Dair Davacı vekilinin yüzüne karşı, (HMK 345/1 md. gereğince) gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Mahkememize veya başka bir yer mahkemesine dilekçe ile başvurmak ve istinaf harcı ile gerekli giderlerin tamamı ödenmek suretiyle, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı.09/07/2024
Katip ...
¸e-imzalıdır
Hakim ...
¸e-imzalıdır