T.C.
İSTANBUL
4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
ESAS NO:2025/146 ESAS
KARAR NO:2025/140
DAVA:Marka (Marka Hakkına Tecavüzden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ:29/08/2025
KARAR TARİHİ:10/10/2025
29/08/2025 tarihli dava dilekçesi üzerine açılan davanın mahkememizde yapılan yargılaması sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle ; ... ... Müdürlüğü'nden taraflarına gönderilen 14/06/2023 tarihli, ..., Gümrük İşlemlerini Durdurma Kararı ... - ... konulu ve ... karar numaralı durdurma kararına istinaden , 22/05/2023 günü saat 05:30 sularında ... karar numaralı... Yolları'na ait uçakla Moskova'dan ülkemize gelen ve daha sonra yapılan kontrollerde ... numaralı Özbekistan pasaport hamili ... isimli olduğu anlaşılan şahsın pasaport kontrolünü geçtikten sonra "gümrüğe tabi eşyam yok" anlamına gelen yeşil hattı geçip gümrük kontrol noktasını geçtikten sonra ülkemize giriş yapmak üzere iken ... ... Müdürlüğünde görevli gümrük muhafaza memurlarınca usulüne uygun şekilde durdurularak beraberinde getirdiği valizler XRAY cihazına sevk edildiğini, X Ray cihazında şüpheli yoğunluk tespit edilen eşyaların yapılan fiziki muayenesi neticesinde ... marka ve logolu 9 adet çanta cinsi ürünlerin taklit olabileceği bildirildiğini, ürünlerin gümrük müdürlüğünden alınan fotoğraflarının müvekkil şirketlere gönderildiğini, müvekkil şirketler tarafından ürünlerin müvekkile ait ürünler olmadığı ve müvekkilin bilgisi dışında kötü kalitede ve tüketici ve kamu sağlığına aykırı şekilde üretilmiş marka taklidi ürünler olduğu teyit edildiğini, davalı hakkında ... Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2023/... soruşturma numaralı dosyası kapsamında soruşturma başlatıldığını, taklit ürünlerin ... ... Müdürlüğünce muhafaza altına alındığını, tarafların maddi edim ve ürünlerin imhası talepli hukuk davası açılması yönünde uzlaşıldığını, ürünlerin imhası cihetiyle işbu davayı açma zorunluluğu hasıl olduğunu, davalı tarafın fillerinin müvekkil davacının marka hakkına tecavüz ettiğini, yargılama giderleri ve dava masrafları müvekkil şirketlere ait olmak üzere el konulmuş ürünlerin imha masrafı ... ... Müdürlüğü tarafından karşılanmak üzere imhasını, davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili tarafından 08/09/2025 tarihli dilekçesi ile davayı kabul ettiğini beyan etmiştir.
KANAAT VE GEREKÇE
Uyuşmazlığın; Davalının eylemlerinin 6769 sayılı SMK’nın, 29 ve 149/1-a hükümleri uyarınca davacının marka haklarına tecavüz teşkil ettiği iddiası bulunduğundan tespitine, 6769 sayılı SMK’nın 149/1-c hükmü uyarınca davacının marka haklarına yönelik ihlalin durdurulması, 6769 sayılı SMK’nın 149/1-d hükmü uyarınca davacının marka haklarına tecavüz teşkil eden taklit nitelikteki ürünlere el konulması talebine ilişkin olduğu anlaşılmıştır.
Marka hakkına tecavüz sayılan haller, SMK'nın 7. maddesine de atıf yapılmak suretiyle 29. Maddede düzenlenmektedir. 7. maddede “marka tescilinden doğan hakların kapsamı ve istisnaları” başlığı altında marka sahibinin yasaklayabileceği fiiller sıralanmakta, 29. maddede ise “marka hakkına tecavüz sayılan fiiller” düzenlenmektedir. Marka hakkına tecavüz sayılan fiiller incelenirken, 7. Madde ile 29. Maddenin birlikte dikkate alınması gereklidir.
Tecavüz, bir haksız fiildir. Tecavüzün varlığı için SMK'da belirtilen eylemin gerçekleşmiş olması ve somut olayda hukuka uygunluk sebeplerinden birinin mevcut bulunmaması gereklidir. Tescilli bir markanın, sahibinin izni olmaksızın kullanılması veya o markayı taşıyan mal ve hizmetlerin, tecavüzün bilinmesine rağmen pazarlanması, stoklanması, satış için teklif edilmesi, ihracı, ithali ya da tecavüzün bilinmesine rağmen malların nereden sağlandığının bildirilmesinden kaçınılması, tecavüz olarak tanımlanmıştır ( Tekinalp, Ü.: Fikri Mülkiyet Hukuku, İstanbul 2012, s. 491 ).
SMK'nın 29. maddesi ise, hangi fiillerin marka hakkına tecavüz sayılacağını açıklamıştır. Buna göre; “Marka hakkına tecavüz sayılan fiille;
Madde 29- (1) Aşağıdaki fiiller marka hakkına tecavüz sayılır.
a) Marka sahibinin izni olmaksızın, markayı 7 nci maddede belirtilen biçimlerde kullanmak.
b) Marka sahibinin izni olmaksızın, markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markayı taklit etmek.
c) Markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markanın taklit edildiğini bildiği veya bilmesi gerektiği hâlde tecavüz yoluyla kullanılan markayı taşıyan ürünleri satmak, dağıtmak, başka bir şekilde ticaret alanına çıkarmak, ithal işlemine tabi tutmak, ihraç etmek, ticari amaçla elde bulundurmak veya bu ürüne dair sözleşme yapmak için öneride bulunmak.
d) Marka sahibi tarafından lisans yoluyla verilmiş hakları izinsiz genişletmek veya bu hakları üçüncü kişilere devretmek.”
Anılan madde metninde atıf yapılan SMK'nın 7. maddesi ise;
"Madde 7- (1) Bu Kanunla sağlanan marka koruması tescil yoluyla elde edilir.
(2) Marka tescilinden doğan haklar münhasıran marka sahibine aittir. Marka sahibinin, izinsiz olarak yapılması hâlinde, aşağıda belirtilen fiillerin önlenmesini talep etme hakkı vardır:
a) Tescilli marka ile aynı olan herhangi bir işaretin, tescil kapsamına giren mal veya hizmetlerde kullanılması.
b) Tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve tescilli markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer mal veya hizmetleri kapsayan ve bu nedenle halk tarafından tescilli marka ile ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali bulunan herhangi bir işaretin kullanılması.
c) Aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde olmasına bakılmaksızın, tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve Türkiye'de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle markanın itibarından haksız bir yarar elde edecek veya itibarına zarar verecek veya ayırt edici karakterini zedeleyecek nitelikteki herhangi bir işaretin haklı bir sebep olmaksızın kullanılması.” şeklinde düzenleme içermektedir.
Marka hakkı, tescil şekil koşuluna bağlıdır. Markanın sahibine sağladığı haklar tescil ile meydana gelir ve üçüncü kişilere karşı tescilin yayınından itibaren hüküm ifade eder. SMK 7/(1) maddeye göre: “Bu kanunla sağlanan marka koruması tescil yoluyla elde edilir”. SMK 7/(4) maddeye göre: “Markanın sahibine sağladığı haklar, üçüncü kişilere karşı marka tescilinin yayım tarihi itibariyle hüküm ifade eder.” şeklindedir.
Tescilli bir marka, sahibine tescil kapsamındaki mal ve/veya hizmetler üzerinde kullanılması şartıyla hukuki koruma sağlamaktadır. Buna karşılık, marka eğer tescilli olduğu gibi kullanılmıyor ve tescilli olduğundan farklı bir biçimde kullanılıyor ise, bu takdirde artık tescil herhangi bir koruma sağlamayacaktır. Bu durum 2 şekilde ortaya çıkmaktadır. Bunlardan birincisi, “markanın tescilli olduğundan farklı kullanımı”, diğeri ise "tescilin kapsadığı mal veya hizmetler bakımından aşkın kullanımdır. Tescilli bir marka, ancak tescilli olduğu haliyle kullanılması durumunda sahibine bir hukuki koruma sağlar. Eğer tescilli olduğundan farklı bir biçimde kullanılıyor ve böyle bir kullanım, bir başkasının tescilli markasına tecavüz teşkil ediyorsa, artık marka tescilinin, sahibine bir hukuki koruma sağlaması söz konusu değildir. Bir markanın tescilli olduğundan farklı kullanılması, o markanın asli ve ayırt edici unsurlarının yer almadığı kullanımlardır. Markaya tecavüz açısından değerlendirme yapılırken, taraf markalarının öncelikle tescil tarihlerinin, daha sonrasında karıştırma ihtimali nedeniyle işaretsel ve sınıfsal benzerliğin dikkate alınması gereklidir. Karıştırılma ihtimali, hem bir tescil engeli hem de bir tecavüz h: Markaların benzer olmaları durumunda, bu kez markaların tescilli olduğu mal veya hizmet ile markanın kullanıldığı mal veya hizmetin benzer olup olmadığı ve ortaya çıkacak duruma göre karıştırılma ihtimalinin bulunup bulunmadığı incelenmelidir.
Davalı vekili tarafından 08/09/2025 tarihinde davanın kabulüne yönelik beyan dilekçesi sunduğu görüldü.
6100 sayılı HMK'nın 308. maddesi; "Kabul, davacının talep sonucuna, davalının kısmen veya tamamen muvafakat etmesidir. Kabul, ancak tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri davalarda hüküm doğurur." şeklinde düzenlenmiş olup davayı kabul, davacının talep sonucuna, davalının muvafakat etmesi şeklinde ifade edilmiştir. HMK'nın 309. maddesi gereğince kabulün şekli kurallara uygun olarak yapıldığı, kabul beyanının karşı tarafın ya da mahkemenin muvafakatine bağlı olmayan bir taraf usul işlemi olduğu ve HMK'nın 311. maddesi gereğince kabulün kesin hüküm gibi hukuki sonuç doğuracağı anlaşılmakla; davalı vekilinin kabul beyanı nedeni ile davanın kabulüne dâir aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir.
HÜKÜM:
1-Davanın kabul nedeniyle KABULÜNE, ... ... Müdürlüğü'nün 14/06/2023 tarih ve E-...-...-... sayılı durdurma kararı numaralı yazısına istinaden ... Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2023/... soruşturma numaralı dosyasına konu olan tüm eşyaların ... ... Müdürlüğü'nce imhasına,
2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi uyarınca hesap olunan 615,40 TL karar harcı peşin olarak yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,
3-Davacı vekilinin talebi doğrultusunda yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,
4-Dosya niteliği dikkate alınarak vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
5-Yatırılan gider avanslarından kullanılmayan kısmının talep halinde ve kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine,
Dair, HMK'nın 341 ve 345 maddeleri gereğince, taraf vekillerinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içinde İstanbul Bölge Adliyesi Mahkemesine istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 10/10/2025
KATİP ...
e-imzalıdır
HAKİM ...
e-imzalıdır