T.C.
İSTANBUL
4. FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
ESAS NO: 2025/35 Esas
KARAR NO: 2025/109
DAVA: Marka (Marka Hakkına Tecavüzden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 26/02/2025
KARAR TARİHİ: 26/05/2025
Mahkememizde görülmekte bulunan Marka (Marka Hakkına Tecavüzden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının bayilik vererek ağırlıklı hazır ürün, sıcak ve soğuk içecek satışı yapmak suretiyle ticari faaliyette bulunan bir firma olduğunu ve "...” markasının kullanım hakkına sahip olduğunu, davacının "...” markasının kullanım hakkına,... Hizmet marka nolu marka tescil belgesi ile on yıl süresince sahip olduğunu, söz konusu marka hakkı 19.03.2021 arihinden itibaren on yıl müddetle geçerli olmak üzere 26.01.2023 tarihinde ... numaralı emtia ve hizmet kategorilerinde tescil edilldiğini, davacının davalılardan ... TC Nolu ...’e 9.04.2019 tarihli Franchise sözleşmesi ile hem ...A.Ş’ni devretmiş hem de ...adresli işletmede isim hakkı kapsamında bayilik verildiğini, davalı daha sonra davalı şirket bütün hisselerini davacıya haber dahi vermeksizin , ... 7. Asliye Hukuk Mahkemesinde ... E. Sayı üzerinden görülen tarafları aynı konusu ise farklı davaya vekili eliyle verdiği cevap dilekçesinde de davacının sınai mülkiyet hakkına tecavüz teşkil eden fiillerin önlenmesi ve durdurulması….” davacının davaya konu marka hakkının sahibi olduğu sabit olduğunu, davalı tarafın söz konusu marka hakkını sözleşmeye ve hukuka aykırı şekilde kullandığını, bu kullanıma tarafımızın muvafakatinin olmadığı açık olduğunu, buna rağmen davalı tarafın her geçen gün müvekkilllerinin sahibi olduğu marka hakkını kullanması müvekkilleri ile her geçen gün zarara uğratmakta olduğunu, işbu nedenle gecikmeksizin ihtiyati tedbir kararı verilerek davacının sınai mülkiyet hakkına tecavüz teşkil eden fiillerin durdurulmasını, davanın kabulünü, öncelikle ihtiyati tedbir talebimizin kabulünü, davalının, davacının marka hakkını ihlal ettiğinin tespitini, davacının marka hakkına tecavüzün önlenmesini, tecavüz fiillerinin durdurulmasını ve tecavüzün kaldırılmasını, 100.000-TL maddi ve 100.000-TL manevi tazminat taleplerinin kabulünü, tüm yargılama giderleri ve karşı vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini, talep ve dava etmiştir.
GEREKÇE:
Mahkememizce ... 1. FSHHM'nin ... esas sayılı dosyasının uyap üzerinden celp edildiği, dosyanın incelenmesinde dava konusunun mahkememiz dosyası ile benzer olduğu davacısının ...ŞİRKETİ ve davalısının ... ANONİM ŞİRKETİ olduğu anlaşılmıştır.
HMK’nun 166/1. maddesinde “Aynı yargı çevresinde yer alan aynı düzey ve sıfattaki hukuk mahkemelerinde açılmış davalar, aralarında bağlantı bulunması durumunda, davanın her aşamasında, talep üzerine veya kendiliğinden ilk davanın açıldığı mahkemede birleştirilebilir.” şeklinde birleştirme kararı düzenlendikten sonra aynı maddenin 4. fıkrasında davaların aynı veya birbirine benzer sebeplerden doğması ya da biri hakkında verilecek hükmün diğerini etkileyecek nitelikte bulunması durumunda bağlantının varsayıldığı kabul edilmiştir.
HMK‘nun 167/1. maddesinde ise “Mahkeme, yargılamanın iyi bir şekilde yürütülmesini sağlamak için, birlikte açılmış veya sonradan birleştirilmiş davaların ayrılmasına, davanın her aşamasında, talep üzerine veya kendiliğinden karar verebilir.” şeklinde davaların ayrılması düzenlenmiş ve 168. madde de birleştirme ve ayırma hususundaki ilk derece mahkemesi kararlarına karşı istinaf yoluna ancak hükümle birlikte gidilebileceği düzenlenmiştir.
Davaların birleştirilmesi bakımından temel şart bağlantı bulunmasıdır. Bağlantı için aynı veya benzer sebep bulunması ya da hükümlerinin birinin diğerini etkileyecek olması gerekir. Bu şartların gerçekleşmesi halinde birleştirme kararı verilebilir. Açılan davalarda her iki dava da aynı vakalara dayanıyorsa burada aynı sebepten doğma şartı gerçekleşmiş olmaktadır. Örneğin, aynı fiilden veya aynı hukuki işlemden kaynaklanan fakat farklı hukuki sorumluluk sebepleriyle sorumlu olan iki kişiye karşın ayrı ayrı dava açıldığından aynı sebep şartı gerçekleşmiş olacaktır. Burada dikkat edilmesi gereken husus, her iki davanın aynı olması değil, dava sebeplerinin aynı olmasıdır.
Davaların benzer sebeplerden doğması halinde ise görünüşte bir benzerlik yada salt amaç benzerliği birleştirme için yeterli sayılamaz. Doktrinde bu hususta aynı amaca hizmet eden veya aynı sonuca yönelmiş sebeplerin benzer sayılması, hayatın olağan akışı içinde birbiriyle ilişki içinde olan veya bu ilişkiyi kurmak için yeterli emare bulunan durumlarda benzerlik kabul edilmeli görüşü belirtilmektedir (Pekcanıtez Usul, Medeni Usul Hukuku, 15. Basım, Cilt 2, Sayfa 1429 ve devamı).
Kanunun birleştirme konusunda aradığı diğer şart ise biri hakkında verilecek hükmün diğerini etkileyecek nitelikte olmasıdır. Dava sebeplerinin aynı ve benzer olasında, davayı sonuca götüren ve davanın dayanağı olan sebepte bir yakınlık söz konusuyken burada davaların sonucunun birbirine etkisinin olması, deyim yerindeyse sonuçta yakınlık olması aranmaktadır demek yanlış olmayacaktır. Bu noktada bağlantı için sebepten değil, sonuçtan, yani taleplerden ve bu taleplerin doğuracağı muhtemel hükümlerden hareket edilmektedir. Diğer birleştirme şartlarında (aynı veya benzer sebepten doğma) daha çok tahkikat birlikteliği, usul ekonomisi öne çıkarken burada, çelişkili kararlar verilmesinin önüne geçme hukuki güvenliği koruma amacı öne çıkmaktadır (Pekcanıtez Usul, Medeni Usul Hukuku, 15. Basım, Cilt 2, Sayfa 1432). (Antalya BAM 8.HD... E.; ... K.; İstanbul BAM 46.HD ... E.; ... K.; Kayseri 1.HD ... E.; ... K.; )
Tüm dosya kapsamına göre; huzurdaki dava yönünden ... 1. FSHHM ... Esas sayılı dosyası arasında hukuki ve fiili irtibat bulunduğu, davaların netice-i taleplerinin benzer olduğu, dolayısıyla hukuk güvenliği ilkesi gereğince birisi hakkında verilecek kararın diğerini etkileyeceği, (aynı veya benzer sebepten doğma) daha çok tahkikat birlikteliği, usul ekonomisi öne çıkarken burada, çelişkili kararlar verilmesinin önüne geçme hukuki güvenliği koruma amacı dikkate alındığında davaların birlikte görülmesinde hukuki yarar ve zorunluluk bulunduğu anlaşıldığından, mahkememizin iş bu dosyasının ... 1. FSHHM ... Esas sayılı dosyası ile birleştirilmesine karar verilmesi gerekmiş aşağıdaki şekilde hüküm tesis olunmuştur.
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Mahkememizde görülen 2025/35 Esas sayılı dosyası ile ... 1. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesinin ...Esas sayılı dosyaları arasında hukuki ve fiili irtibat bulunmakla, mahkememiz dosyasının ... 1. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyasında HMK'nun 166 maddesi uyarınca BİRLEŞTİRİLMESİNE,
2-Yargılamanın ... 1. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesinin ...Esas sayılı dosyası üzerinden devam etmesine,
3-Harç, yargılama gideri ve vekalet ücreti konularının birleşen mahkemede düşünülmesine,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda (HMK 345/1 md. gereğince) gerekçeli kararın tebliğinden itibaren ESAS KARARLA BİRLİKTE 2 hafta içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere karar verildi. 26/05/2025
Katip
¸
Hakim
¸