T.C.
İSTANBUL
4. FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
ESAS NO: 2025/10 ESAS
KARAR NO: 2025/123
DAVA: Fikir Ve Sanat Eseri (Tecavüzün Tespiti İstemli)
DAVA TARİHİ: 24/01/2025
KARAR TARİHİ: 26/06/2025
Mahkememizde görülmekte bulunan Fikir Ve Sanat Eseri (Tecavüzün Tespiti İstemli) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle ; Müvekkil şirket ile davalı senarist/eser sahibi arasında 24.12.2021 tarihinde davalının senaryosunu yazmış olduğu "...." isimli eserin müvekkil yapımcı tarafından TV dizisi haline getirilmesine ilişkin olarak "Eser Devir Sözleşmesi"nin imzaladığını , söz konusu eserin mali ve manevi haklarının müvekkile devredildiğini, söz konusu Sözleşme uyarınca eserin hakları halihazırda müvekkilde bulunmasına ve müvekkilin eserin TV dizisi olarak çekilmesi için Sözleşme'de öngörülen 3 (üç) yıllık henüz dolmamış olmasına rağmen davalı senarist müvekkile göndermiş olduğu ... 14. Noterliği'nin ... tarihli, ... yevmiye nolu ihtarnamesi ile Sözleşme uyarınca bugüne kadar eserin kullanılması suretiyle dizi projesinin çekimlerine başlanmadığı, eserden gelir elde edilmesi için girişimde bulunulmadığını, müvekkilin Sözleşme konusu hak ve yetkileri hiç veya gereği gibi kullanmadığı, bu suretle de kendisinin menfaatlerinin esaslı suretle ihlal edildiğini ileri sürerek müvekkile dizi projesinin çekimlerine başlanması için 1 (bir) aylık süre vermiş ve söz konusu sürede çekimlere başlanmaz ise Fikir Ve Sanat Eserleri Kanunu'nun 58. Maddesi uyarınca cayma hakkını kullanmış sayılacağını bildirdiğini, akabinde ise ... 14. Noterliği'nin ... tarihli, ... yevmiye numaralı ihtarnamesini göndererek ayrıca bir cayma bildiriminde bulunduğunu, davalının cayma hakkını kullanmış sayılacağı ibaresinin yer aldığı ilk ihtarnamenin akabinde süresi içerisinde ... 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nde ...E. Sayılı dosya ile caymaya itiraz davası açıldığını, davacının tekrar bir ihtarname göndererek cayma hakkını kullandığını belirtmesi üzerine bu kez huzurdaki davayı da açmak ve işbu davanın ... 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nde ... E. Sayılı dosya ile birleştirilmesini talep ettiklerini, davacının cayma hakkını kullanması tümüyle haksız olup ileri sürdüğü iddiaları da gerçeklerle bağdaşmadığından mesnetsiz davanın tümüyle reddini, tarafların tv dizisinin çekilmesi için sözleşmede kararlaştırmış oldukları sürenin halihazırda dolmadığını, somut olayda davacının cayma hakkını kullanabilmesi için gerekli şartlar gerçekleşmediğini, somut olaya bakıldığında ise taraflar arasındaki Sözleşme'nin 5.4. maddesinde açık bir şekilde "Eser Sahibi tarafından devredilen/devredileceği taahhüt edilen eserin her türlü manevi hakları, eseri kısmen veya tamamen kamuya sunup sunmama konusunda karar verme yetkisi, eseri kamuya sunma zamanını belirleme yetkisi, eserin kamuya sunulma tarzını belirleme yetkisi ile eserin muhtevası hakkında bilgi verme yetkisi Yapımcı'ya tanınmış olup Yapımcı eserin kamuya ne zaman, ne şekilde ve coğrafi anlamda nerede kamuya sunulacağına karar verme hak ve yetkisine sahiptir." şeklideki maddeyle eserin kamuya ne zaman sunulacağı konusunda karar verme hak ve yetkisi müvekkil şirkete bırakılmış durumda olduğunu, ilaveten Sözleşme'nin 5.9. maddesinde de "Eser'in ilk bölümünün teslim edildiği tarihten başlamak üzere 3 (üç) yıl içerisinde, Eser'in çekimlerine başlanılmaması halinde işbu Sözleşme ile Yapımcı'ya devredilen haklar Eser Sahibine iade olur." şeklinde eserin çekimlerine ilk bölümün teslim edildiği tarihten itibaren üç yıl içerisinde başlanması öngörüldüğünü, davalı senarist ise eserin 1. bölümünü 04 Nisan 2022 tarihinde müvekkil şirkete teslim ettiğini, ancak kendisinin de malumu olduğu üzere müvekkil söz konusu bölüme onay vermediğini, sözleşme'nin 5.2. maddesinde Yapımcı tarafından onay verilmediği sürece sadece teslimat yapılmış olması ile eser sahibinin teslimat yükümünü tam ve eksiksiz yerine getirmiş kabul edilmeyeceği açık bir şekilde kararlaştırıldığını, hal böyle olmasına rağmen Müvekkil şirket eseri kullanarak bir yapım ortaya koymak için çalışmalar yapıp çeşitli platformlarla görüştüğünü, ortada müvekkile son halinin verildiğini, müvekkilin onayladığı usulüne uygun bir senaryo teslimi dahi söz konusu olmadığını, söz konusu teslim tarihinin (04 Nisan 2022) üzerinden henüz üç yıl geçmediğinden ve davalı senarist kendi özgür iradesiyle imzalamış olduğu sözleşmedeki üç yıllık süreyle zaten bağlı olacağından cayma hakkının kullanılmasının haksız olduğunu, Davalı senarist ve müvekkil sözleşme görüşmelerinin akabinde söz konusu sözleşmeyi imzalamış olup üç yıllık süre de tarafların ortak iradesiyle belirlendiğini, davalı senarist de uzun zamandır sektörde çalışan ve sektör uygulamaları konusuna hakim birisi olup kararlaştırılan sürenin makul olduğu ve kendi özgür iradesiyle kabul ettiği hususunda bir tereddüt bulunmadığını, halihazırda bu şekilde öngörülen bir süre varken ve bu doğrultuda müvekkilin üç yıllık sürenin ilk ayında çekime başlama hakkı olduğu gibi son ayında hatta son gününde dahi çekime başlama hakkı mevcutken süre dolmaksızın davalı tarafından cayma hakkı kullanıldığı yönünde bildirimde bulunulmasının haksızlığı bir yana açık bir şekilde kötü niyetli olduğunu, davalı senarist eserle ilgili olarak sözleşmeye aykırı bir şekilde başka yapımcılarla anlaşmış olması sebebiyle ve açık bir şekilde kötü niyetle cayma hakkını kullanma yoluna başvurduğunu, müvekkilin davalı tarafından eserin senaryosunun kendisine teslimini takiben çekimlere başlamak için üç yıllık süresi olmasına rağmen davalının sürenin dolmasını dahi beklemeden cayma hakkı kullanmak istemesi sözleşmedeki yükümlülüklerine aykırı davranarak eserin dizi olarak çekilmesi için başka yapımcılarla anlaşmış olmasından kaynaklandığını, davadışı üçüncü kişi Limon Yapım hakları müvekkile ait olması gereken ve müvekkil kamuya duyurmadan haberdar olmaması gereken Körebe projesinden haberdar olduğunu, hatta haberdar olmakla da kalmayıp Körebe projesine ilişkin oyuncu anlaşmaları dahi yaptığını, öyle ki hakları müvekkile ait eserin dizi olarak yayınlanacağı kanalın dahi belli olduğunu, davalı taraf kendisini haklı göstermek maksadıyla her ne kadar müvekkile kötü niyet isnat etmeye çalışmakta ise de sözleşmede yer alan gizlilik, sır saklama ve rekabet etmeme yükümlülükleri de dahil olmak üzere eserin haklarının münhasıran müvekkile devredileceğine ilişkin yükümlülükleri göz göre göre kendisinin ihlal ettiğini ve aslen kendisi tartışmasız bir şekilde kötü niyetli davrandığını, Sözleşmesel yükümlülüklerine aşikar bir şekilde aykırı davranan ve müvekkile karşı kötü niyetle hareket davalının dürüstlük kurallarına aykırı eylemlerinin haklı görülerek cayma hakkına geçerlilik tanınmasının mümkün olmadığını, eserin çekim planlaması sürecine giren müvekkil doğal bir şekilde eserin ilk bölümünü yazan davalıyı toplantıya davet edip ve süreci konuşmak da istediğini, davalı ise sürece dahil olmayacağını ve ‘‘senaristin o toplantıda işi ne’’ gibi bir gerekçeyle toplantıya katılmayacağını açıkça belirttiğini, Davalının müvekkile göndermiş olduğu ... 32. Noterliği'nin ... tarihli, ... yevmiye nolu ihtarnamesiyle de müvekkilin süreci ilerletme çabasına aynı doğrultuda karşılık vermediği ve dolayısıyla gerek cayma hakkının kullanılmasında gerekse diğer iddialarında samimi olmadığını, Taraflar arasındaki Sözleşme'nin 7.1.5. maddesinde görüldüğü üzere senaristin yazmaması durumunda, bölümleri yazmaya başka senaristlerle devam etme hakkını kendi iradesiyle müvekkile vermiş olduğunu, Müvekkilin ise iyi niyetle ve son bir çabayla eserin ilk senaristi ile devam etmekte ısrar etmesine rağmen davalıdan aynı karşılığı göremediği gibi davalının hukuki şartları bile oluşmadan FSEK’den kaynaklanan cayma hakkını kullanması gibi abes bir durumla karşı karşıya kaldığını, davalı söz konusu ihtarnamede ulusal bir kanalda senarist olduğundan vs. bahsetmiş ancak senaryonun Sözleşme'ye aykırı bir şekilde ...'a da verilmiş olması ve çıkan haberlerle ilgili herhangi açık bir beyanda bulunmadığını, konuyu geçiştirdiğini, müvekkil eserin çekimlerine başlamış olup ilk teaserları da dilekçe ekinde sunduklarını, müvekkilin eserin çekimlerine başlamış olduğu da göz önüne alındığında cayma hakkının kullanılmasının haksız olduğunu, müvekkil davalıya vermiş olduğu cevabi ihtarnamade de belirttiği üzere Sözleşme konusu eserin çekimlerine başlamış olup teaserları da dilekçe ekinde mahkemeye sunulduğunu, davalının cayma hakkını geçerli bir şekilde kullanmış olması yine mümkün olmadığını, cayma hakkının kullanımını kabul etmemekle birlikte- FSEK madde 58 uyarınca cayma hakkını kullanmak isteyen eser sahibi tarafından davalı müvekkile TV dizisinin çekimi için bir aylık süre vermişse de söz konusu sürenin sektör şartlarında zaten makul kabul edilebilecek bir süre olmadığını, FSEK ve yargı uygulamaları uyarınca her şeyden önce verilen sürenin eserin hacmi, ağırlığı, getirdiği teknik problemler ve hak veya yetkinin verildiği alandaki teamüller de göz önünde bulundurularak belirlenmesi gerekmektedir. Senarist davalının da pekala takdirinde olacağı üzere bir senaryonun TV dizisi haline getirilebilmesi için bir aylık süre sektör gerçeklerinde hiçbir surette makul kabul edilebilecek bir süre değildir. Davalının tamamen göstermelik bir şekilde usulen böyle bir süre verdiğinin aşikar olduğunu, durum böyle olmasına rağmen müvekkil 2022 yılından bu yana zaten eseri hayata geçirmekle ilgili çeşitli adımlar attığı gibi tüm samimi çabasıyla eserin yayına girmesi için gerekli çalışmaları ve yatırımları yaptığını, çekim takvimini belirlemiş ve halihazırda eserin çekimlerine de başladığını, müvekkil şirket davalı senariste karşı Sözleşme ile üstlendiği tüm yükümlülükleri yerine getirdiğini, yapması gereken ödemeleri de yaptığını, cayma hakkının kullanılmasının FSEK md. 58’de yer alan maddi şartlara bağlanmasının gerekçesi eser sahibinden hak iktisap eden taraf açısından bir güvence teşkil ettiğini, iktisap eden taraf sözleşmenin cayma hakkının ileri sürülemesi suretiyle sona erdirilmesinin ancak bu şartların gerçekleşmesi halinde mümkün olacağını bilecek ve sözleşme ilişkisine güven duymaya devam edebilecek hatta gerektiğinde süre verilmesi şartı sayesinde sözleşmenin cayma hakkının kullanılması suretiyle sona erdirilmesine engel olma imkanına da sahip olacağını, bu hususlar ve cayma hakkının düzenleniş amacı ile şartları da göz önüne alındığında somut olayda davalının geçerli bir cayma hakkı kullanmadığı tespit edilebileceğini, taraflar arasındaki Sözleşme, Sözleşmede eserin çekilmesi için kararlaştırılan sürenin dolmamış olması, davalının sözleşmeye aykırı davranışları ve eseri başka yapımcılarla paylaşarak anlaşmış olması, müvekkilin eserin çekimlerine başlamış olması hususları göz önüne alındığında somut olayda davalının cayma hakkını geçersiz bir şekilde kullandığının tespitini talep ettiklerini, dilekçenin giriş kısmında da bahsedildiği gibi tarafların aynı olması, aralarındaki hukuki ve fiili bağlantı gözetilerek usul ekonomisi gereği işbu davanın ... 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin ...E. Sayılı dosyası ile birleştirilmesini talep ettiği görülmüştür.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle ; 5846 sayılı FSEK'in 58.maddesinin 5. Fıkrasında Cayma hakkından önceden vazgeçilemeyeceği gibi bu hakkın kullanımı iki yıldan fazla bir süre için yasaklayan maddelerin hükümsüz olduğunun belirtildiğini, dava konusu olayda taraflar arasındaki 24/12/2021 tarihli " Eser Devir Sözleşmesi" nin 5.9 maddesinde , Eser'in ilk bölümünün teslim edildiği tarihten başlamak üzere 3 yıl içerisinde Eser'in çekimlerine başlanılmaması halinde sözleşme ile yapımcıya devredilen hakların , eser sahibine iade olacağı hükmünün yer aldığını, söz konusu madde ile dolaylı yoldan da olsa müvekkilin cayma hakkını 3 yıl süre ile kullanmasının yasaklandığını, dava konusu eserin 1. Bölümüne ait senaryoyu 24/12/2021 tarihinde davacı şirkete teslim ettiğini, 24/12/2023 tarihi itibariyle davacı şirkete tanınan sürenin sonra erdiği ve bu tarihte henüz eserin çekimlerine başlanılmaması nedeniyle taraflar arasındaki 24/12/2021 tarihli sözleşme ile davacı yapımcıya devredilen hakların, 25/12/2023 tarihi itibariyle kendiliğinden eser sahibi müvekkile dönmüş olduğunun kabulünün gerektiğini , huzurdaki davanın yarar yokluğu ve aktif husumet yokluğu nedenleriyle usulden reddedilmesini, mahkeme aksi kanaatte ise huzurdaki davanın derdestlik nedeniyle usulden reddedilmesi gerektiğini, dava konusu ... adlı eserin senaryosu müvekkil tarafından daha önce meydana getirildiğini, hali hazırda mevcut olan bir eser olduğunu, müvekkil tarafından daha sonra davacı ... için meydana getirilmiş bir proje niteliği taşımadığını, bu kapsamda müvekkilin dava konusu esere ilişkin olarak hazırlamış olduğu senaryonun 24/12/2021 tarihinde davacı yapımcı şirket tarafından beğenilip teslim alınması ve aynı gün esere ilişkin mali hakların kendisine devredilmesi için müvekkile ödeme yapması ile birlikte taraflar arasındaki 24/12/2021 tarihli sözleşmenin 5.2.maddesinde öngörülen yapımcı onayı da teknik olarak alındığını, davacının beğenip beğenmeyeceği henüz belli olmayan bir esere ilişkin fikri hakları devralmak istemesi ve buna dair ödeme yapması , hayatın olağan akışına uygun düşmediğini, mahkemenin aksi kanaatte olması halinde kabul anlamına gelmemek ile birlikte müvekkilin dava konusu eserin 1. Bölümüne ait senaryosunun tesliminden yaklaşık 4 ay sonra davacı tarafından gelen revizyon taleplerini de gerçekleştirerek senaryomuzun son hali ibaresi ile 04/04/2022 tarihinde mail olarak da davacı şirket görevlisine göndermek suretiyle davacı şirkete teslim ettiğini, bu durumun bizzat davacı tarafından da dava dilekçesinde ikrar edildiğini, eserin 1. Bölümüne ait senaryoyu davacı şirkete teslim ettiğini, her ne kadar davacı vekilinin davacı yapımcının çeşitli platformlarda görüşmeler yaptığı için ortada son hali verilmiş ve yapımcı tarafından onaylanmış bir senaryo tesliminin bulunup bulunmadığını belirtmiş ise de davacı ... şirketinin senaryonun tesliminden itibaren iki buçuk yıldan fazla bir süre geçtikten sonra eserin yayını için platform arayışı esnasında görüştüğü şirketlerden bazılarının kendisine yöneltmiş olduğu senaryo revizyonu taleplerinin, yapımcı onayının henüz verilmediği şeklinde değerlendirilmesinin asla kabul edilmediğini , davacı tarafın hakkın kötüye kullanımı teşkil eden eylemlerinden bir diğerini de bu durumun oluşturduğunu, nitekim 24/12/2021 tarihli sözleşmenin 5.9 maddesinde öngörülen 3 yıllık sürenin , dava konusu eserin tv dizisi olarak çekilebilmesi için adilane bir şekilde kullanılması gerektiğini, davanın öncelikle aktif husumet yokluğu , hukuki yarar yokluğu ve derdestlik nedeniyle davanın usulden reddini, mahkeme aksi kanaatte ise haksız ve hukuka aykırı davanın esastan reddini, müvekkil tarafından cayma hakkının hukuka uygun olarak kullanıldığı, esere ilişkin devredilen hakların müvekkile döndüğünün tespitini , yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı taraf üzerinde bırakılmasını talep etmiştir.
Davacı vekili cevaba cevap dilekçesinde özetle ; Somut olayda davalı tarafından usulüne uygun bir senaryo teslimi yapılmadığından cayma hakkının kullanımının iki yıldan fazla süreyle yasaklanamayacağı hususunun tartışma konusu olmasının mümkün olmadığını, somut olayda kronolojik olarak ele alındığında ve delillerle de ortada olduğu üzere, davalı eserin 1. Bölümünü 24/12/2021 tarihinde değil, 04 Nİsan 2022 tarihinde müvekkil şirkete teslim etmiş ancak kendisinin de malumu olduğu üzere müvekkil söz konusu bölüme onay vermediğini, sözleşmenin 5.2 maddesinde yapımcı tarafından onay verilmediği sürece sadece teslimat yapıldığını, eser sahibinin teslimat yükümünü tam ve eksiksiz yerine getirmiş kabul edilemeyeceği açık bir şekilde kararlaştırıldığını, davalı senarist tarafından müvekkile usulünce teslim edilmiş bir senaryo bulunmadığını, somut olayda açık bir şekilde davalının hakkını kötüye kullanması söz konusu olup bu hususun mahkemece resen göz önüne alınması ve caymanın geçersizliğinin tespiti gerektiğini, huzurdaki davada cayma hakkının kullanılması için gerekli şartlar gerek süre gerekse hakkın maddi unsurları bakımından oluşmadığını, davalı taraf menfaatlerinin esaslı suretle ihlal edilmesine ilişkin herhangi bir kanıt da sunmadığını, cayma hakkına itiraz davası süresi içerisinde açılmış olduğundan davalının bu husustaki beyanlarında isabet bulunmadığını, davanın kabulünü, davalı tarafından haksız olarak kullanılan cayma hakkının ve bu kapsamda yapılan feshin geçersizliğine ve esere ilişkin devredilen hakların müvekkile ait olduğunu, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı yan üzerinde bırakılmasını talep ettiği görülmüştür.
Davalı vekili ikinci cevap dilekçesinde özetle ; Davacı tarafın cevaba cevap dilekçesinde dava konusu eserin 1.bölümüne ait senaryonun 24/12/2021 tarihinde teslim edilmesine göre , 24/12/2023 tarihi itibariyle davacıya tanınan sürenin sona erdiği ve bu tarihte henüz eserin çekimlerine başlanılmaması nedeniyle taraflar arasındaki 24/12/2021 tarihli sözleşme ile davacı yapımcıya devredilen hakların, 25/12/2023 tarihi itibariyle kendiliğinden eser sahibi davalıya dönmüş olduğu yönündeki iddiamızın hukuki geçerliliğinin bulunmadığını ileri sürdüğünü, davacı tarafın cevaba cevap dilekçesinde davalı senarist tarafından davacı şirkete usulünce teslim edilmiş bir senaryonun bulunmadığını iddia ettiğini, taraflar arasındaki sözleşmenin 7.1.3 maddesine göre, müvekkile ait senaryonun TV dizisi haline getirilmesi ile birlikte müvekkil, yaratımını gerçekleştireceği ve yayınlanacak her bir bölüm başına net 50.000,00 TL ücret kazanma imkanına sahip olacağını, eserin sinopsisi detaylı genel hikayesi , detaylı karakter dosyası ve 1. Bölüme ilişkin senaryo ücreti olduğunu, müvekkilin davacı şirkete ait diğer projelere sağladığı katkılar karşılığında davacı tarafından müvekkile yapılmış ödemelerin de söz konusu olduğunu, ancak bu ödemelerin de dava konusu eserin çekilecek ve yayınlanacak senaryolara ilişkin ödemeler olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığını, dolayısıyla dava konusu "... " adlı TV dizisinin çekimlerine henüz başlanmamış olması nedeniyle müvekkilin kazanması muhtemel bölüm başı ücretlerini elde etmesinin geciktiği açıkça ortada olduğunu, davacının taraflar arasındaki 24/12/2021 tarihli Eser Devir Sözleşmesine konu hak ve yetkilerini olması gerektiği gibi kullanmaması , eser sahibi olarak müvekkilin menfaatlerini esaslı şekilde ihlal ettiğini, davacı tarafından açılan haksız davanın öncelikli usulden reddini, mahkeme aksi kanaatte ise 5846 sayılı FSEK'in 58.maddesine uygun şekilde müvekkil tarafından davacı yapımcıya karşı kullanılmış olan Cayma hakkına karşı davacı tarafça açılan işbu haksız davanın mahkeme tarafından reddini, esere ilişkin olarak daha önce müvekkil tarafından davacıya devredilen fikri hakların hukuka uygun cayma neticesinde yeniden müvekkile döndüğünün tespitini talep ettiği görülmüştür.
KANAAT VE GEREKÇE :
Uyuşmazlığın, FSEK'ten kaynaklı cayma hakkını ve feshin hukuken haklı olup olmadığının tespiti ve tazminat istemine ilişkin olduğu görülmüştür.
Bilindiği üzere 6100 sayılı HMK.nun 166. maddesi uyarınca "(1) Aynı yargı çevresinde yer alan aynı düzey ve sıfattaki hukuk mahkemelerinde açılmış davalar, aralarında bağlantı bulunması durumunda, davanın her aşamasında, talep üzerine veya kendiliğinden ilk davanın açıldığı mahkemede birleştirilebilir. Birleştirme kararı, ikinci davanın açıldığı mahkemece verilir ve bu karar, diğer mahkemeyi bağlar. (2)Davalar, ayrı yargı çevrelerinde yer alan aynı düzey ve sıfattaki hukuk mahkemelerinde açılmış ise bağlantı sebebiyle birleştirme ikinci davanın açıldığı mahkemeden talep edilebilir. Birinci davanın açıldığı mahkeme, talebin kabulü ile davaların birleştirilmesine ilişkin kararın kesinleşmesinden itibaren, bununla bağlıdır. (3)Birleştirme kararı, derhâl ilk davanın açıldığı mahkemeye bildirilir." denilmektedir.
Tüm dosya kapsamı değerlendirildiğinde, mahkememiz dosyası ile yine Mahkememizin 2024/209 Esas sayılı dosyası arasında hukuki ve fiili irtibat bulunduğu, taraflarının aynı olduğu, birisi hakkında verilecek kararın diğerini etkileyeceği, davaların birlikte görülmesinde hukuki yarar ve zorunluluk bulunduğu kanaatine varılarak davacı vekilinin de talebi doğrultusunda Mahkememizin iş bu dosyasının Mahkememizin 2024/209 Esas sayılı dosyası ile birleştirilmesine karar verilmesi gerekmiş aşağıdaki şekilde hüküm tesis olunmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Mahkememizde görülen 2025/10 Esas sayılı dosyası ile Mahkememizin 2024/209 Esas sayılı dosyaları arasında hukuki ve fiili irtibat bulunmakla, mahkememiz dosyasının Mahkememizin 2024/209 Esas sayılı dosyasında HMK'nun 166 maddesi uyarınca BİRLEŞTİRİLMESİNE,
Yargılamanın birleşen dosya üzerinden DEVAMINA ,
Mahkememiz esasının bu şekilde KAPATILMASINA,
Birleştirilen dosyaya ivedi olarak BİLGİ VERİLMESİNE,
2-Yargılamanın Mahkememizin 2024/209 Esas sayılı dosyası üzerinden devam etmesine,
3-Harç, yargılama gideri ve vekalet ücreti konularının birleşen mahkemede düşünülmesine,
Dair dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda (HMK 345/1 md. gereğince) gerekçeli kararın tebliğinden itibaren ESAS KARARLA BİRLİKTE 2 hafta içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere karar verildi.08/07/2025
KATİP ...
¸e-imzalıdır
HAKİM ...
¸e-imzalıdır