T.C.
İSTANBUL
4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/144 Esas
KARAR NO : 2025/144
DAVA : Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 13/09/2024
KARAR TARİHİ : 16/10/2025
Mahkememizde görülmekte bulunan Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde; "Müvekkilinin 2000 yılından itibaren “...” ve “...” markası altında ve aynı şekilde uzun yıllardır “... ” ticaret unvanı ile otomobil sektöründe öncü bir Pazar yeri olarak faaliyet gösterdiğini, internetten araç almayı ve satmayı çok daha güvenilir, çok daha kolay ve konforlu kılmak üzere tüm sistemini mükemmelleştirme misyonuyla çalışan müvekkilinin yapmış olduğu geliştirme çalışmaları neticesinde, sunduğu hizmetlere sürekli yeni fonksiyonlar ekleyerek, kullanıcılarının deneyimini iyileştirmeyi amaçlamakta, bu fonksiyonlar özelinde markalaşmakta ve yaptığı büyük yatırımlar ile bu markalarının ve hizmetlerinin tanıtımını arttırarak, tüketici zihninde bilinir ve tüketici tarafından aranır hale geldiğini, müvekkilinin, dava konusu marka başvurusu tarihi itibariyle 10 adedi aşağıda liste halinde sunulan ve toplamda 41 adet “...” uzantılı toplam seri markanın sahibi olduğunu, “...” ibareli markaların sektöründe bilinen, meşhur ve maruf marka statüsünde olduğunu, bu kapsamda müvekkilinin “...” ibareli markalarının ayırt ediciliği ve korumanın kapsamı yüksek olduğunu, davalı şirket tarafından, 18 Mart 2020 tarihinde, ... Sınıfta birçok mal ve hizmet bakımından marka başvurusunda bulunulduğunu, Söz konusu marka, davalı tarafında birçok kez marka olarak tescil edilmek istendiğini, ancak her seferinde reddedilen “...” ibaresini de içerdiğini, müvekkiline Ait “...” ve “...” Markaları ile Dava Konusu “...” İbaresi İçeren Markası Arasında Benzerlik ve Karıştırma Tehlikesi olduğunu, dava konusu “...” ibareli markanın, müvekkilinin tescile dayalı öncelik hakkına sahip olduğu “...”,“...”, “... + kelime” ibareli seri markaları ile ayırt edilemeyecek derecede benzerlik arz ediyor olması ve aynı zamanda tescil kapsamı bakımından aynı hizmet gruplarını içeriyor olması nedeniyle hükümsüz kılınması gerektiğini, zira gerek mevcut uyuşmazlık ile bire bir aynı başvuru ve gerekse önceki kararlarında davalı TürkPatent otoritesinin de markaları aynılık derecesinde benzer olarak kabul ettiğini, Markalar Benzer Olduğu Gibi, Tescil Kapsamındaki Malların da aynı olduğunu, nitekim aynı etmiaları da içeren aynı marka için davalının ... no ile yapmış olduğu başvuru, müvekkilin itirazları ile tamamen reddolduğunu, Dava Konusu “...” Markasının Halk tarafından Seri Marka Olarak Algılanma Riski İçerdiğini, dava konusu markanın bu haliyle hem görsel, hem içerdiği mallar & hizmetler ve hem de tüketici profili nedeniyle doğrudan müvekkili markasına yakınlaştığını, müvekkiline ait “...” ibareli markaların “TANINMIŞ MARKA” Statüsünde bulunmasının Markalar Arası İltibas İhtimalini Arttırdığını, açıklanan nedenlerle; Davalıya ait ... sayılı markasının hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini; dava sürecinde dava konusu ... sayılı markasının 3. kişilere devrinin tedbiren önlenmesini talep ettiklerini beyan etmiştir.
Davalı vekili 21.10.2024 tarihli cevap dilekçesinde özetle; İhtiyati tedbir kararına itiraz ettiği anlaşılmaktadır.
Davalı vekili 07.11.2024 tarihli cevap dilekçesinde özetle; Müvekkilinin Türkiye'de otomotiv ekosisteminin dijitalleşmesine öncülük etmek üzere kurulmuş olup 2017 yılından bu yana sürücülerle otomotiv ürün ve hizmet sağlayıcılarını iki taraflı pazar yerlerinde birbirleriyle buluşturduğunu, artan şube sayıları ile istihdam olanağı sağlayan Müvekkilinin yetkin kadrosu sayesinde bir araba hikayesi yaratmak için çalışmalarını sürdürdüğünü, dava konusu "..." markasının ise; Müvekkiline ait "... " markasının devamı niteliğinde olması amaçlanarak usule ve hukuka uygun marka başvurusu ile tescil edildiğini, davacı tarafından Müvekkilinin markasının davacının "..." , "..." ve uzantılı markaları ile birebir aynı nitelikte olduğu iddia edilmekteyse de dava konusu markaların herhangi bir benzerlik taşımadığı ve ortalama bir tüketici nezdinde karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını, davacının '...' ibaresini adeta tek başına kullanma yönündeki eğilimi hukuka ve hakkaniyete uygun düşmediğin, Söz konusu markalardaki ortak unsurun '...' ibaresi olup bu ifadenin bir kimsenin tekeline bırakılamayacak kadar genel olduğunu ve malın cinsini ifade ettiğini, Türk Patent Enstitüsü marka araştırma sisteminde yapılan basit bir arama ile “...” ibaresini içeren yüzlerce markanın ve marka başvurusunun olduğunu görmek mümkün olduğunu, bu durum Müvekkilinin "..." markası ile Davacı adına tescilli "..." , "..." ve uzantılı markalarının iltibasa yol açabilecek düzeyde benzer olmadığını ortaya koyduğunu, davacı tarafından benzerlik iddiasında bulunan markaların tek bir marka üzerinde toplanmış olmayıp '...' , '...' , '...+kelime' ibareli tüm markaların Müvekkil markası ile benzerliği olduğundan bahsedildiğini, Müvekkilinin markasının davacıya ait markalardan biri ile benzerliği olduğu bir an için düşünülse dahi, davacının iddiaları doğrultusunda inceleme yapılması halinde Müvekkili markasının; davacı şirkete ait tüm markalar ile iltibasının bulunduğu iddiası hukuki sınırların da dışına çıkıldığı anlamına geleceğini, iyi niyet kuralları ile de hiçbir şekilde bağdaşmayacağını, Davacı adına tescil edilen '...' , '...' , '...+kelime' ve işbu marka ile uzantılı diğer markaların kimilerinin, kendi içerisinde dahi bir benzerliği bulunmadığını, tüm bu markaların yalnızca Müvekkiline ait marka ile ayırt edilemeyecek derecede benzediğine ilişkin iddiaları kabul etmediklerini, davacı şirkete ait tüm '...' , '...' , '...+kelime' uzantılı markaların Müvekkiline ait marka ile benzer olduğunu savunduğunu, Davacının işbu iddiaları ile dava dilekçesinde yer alan tüm markaları ile Müvekkili markasının benzerliğini ispatlaması gerektiğini, müvekkiline ait markanın "..." şeklinde tescil edilmiş olup davacı markaları ile arasında karışıklığa yol açmayacağını, Dava konusu marka incelendiğinde markanın ana unsurunun "..." olup markanın kendi başına bağımsız bir ayırt edici karaktere sahip olmadığını, müvekkilinin faaliyet alanının araç alım-satımı olduğu göz önüne alındığında Müvekkili markasının içerisinde "araba" ifadesinin olması son derece normal ve hayatın akışına uygun olduğunu, davacı şirketin tüm markalarının "..." ibaresinden oluştuğunu ve işbu durumdan mütevellit Müvekkil markası ile iltibas tehlikesinin bulunduğuna yönelik iddia ve beyanları göz önüne alındığında "..." ibaresinin davacının tekeline bırakılamayacağını, Müvekkilinin markasının bir bütün halde "..." markası olduğunu ve bu durumda tüketiciler nezdinde iltibas yaratmayacağını, davacının "..." ve "..." markalarında kullanılan logolar ve yazım şekilleri ile Müvekkilinin "..." markasına ilişkin tasarlanan logo şekli birbirinden çok farklı olup, birbiriyle ilişkilendirilmesi ve karıştırılması mümkün olmadığını, Müvekkilince daha önce ... başvuru numarası ile .... Sınıflarında tescil edilmiş ve halihazırda marka koruması altında olan ¸ ibaresine haiz olduğunu, -Müvekkilinin markasının halihazırda yeterli tanınmışlık düzeyinde olduğu, 2013 yılından beri kullanılagelen markaları dikkate alındığında Müvekkilin markasının davacı markalarından farklı olduğunu, Davacı markalarının Müvekkili markasının tescil tarihinden sonra tescil edildiğini, iptali talep edilen Müvekkili markasının, Müvekkiline ait tescilli “...” seri marka ailesinden olup uzun süreli kullanım ile ayırt edicilik kazandığını, Müvekkili tarafından tescili talep edilen “...” markasının “...” seri marka ailesinden olduğunu, böylelikle kendine has ayırt ediciliğe sahip Müvekkili markasının davacı markaları ile iltibas tehlikesinin bulunmadığının kabulü gerektiğini, davacının "..." , "..." ve uzantılı markalarının Türk Patent ve Marka Kurumunda yer alan başvuruları özelinde incelendiğinde "tanınmış marka" statüsünde olmadıklarını, davacı markaları ile Müvekkili markası arasında iltibas teşkil eden herhangi bir unsurun varlığından söz edilemeyeceğinden; hükümsüzlüğü talep edilen marka Müvekkiline ait "..." markasının devamı niteliğinde olduğundan; dava konusu markanın tescil edildiği tarihten sonra tescil edilen Davacı markaları arasında karıştırılma ihtimalinin bulunduğundan her halükarda söz edilemeyeceğinden; işbu haksız, hukuki dayanaktan yoksun ve mesnetsiz davanın reddini talep ettiklerini beyan etmiştir.
Dosya içerisinde mübrez 17.03.2025 tarihli Bilirkişi Raporunda özetle;
“Davalının ....başvuru numaralı “...” ibaresini ihtiva eden markanın SMK m. 6/1 bakımından hükümsüzlük koşulunun oluşmadığı,
- Dosyada yer alan bilgi ve belgeler çerçevesinde davacı tarafın markalarının tanınmış marka olarak kabul edilemeyeceği, kaldı ki karşılaştırmaya tabi markalar arasında ortalama tüketici nezdinde iltibas riskinin var olmaması nedeni ile davalı yana ait markanın SMK 6/4 ve 6/5 hükümleri kapsamında hükümsüzlüğü şartlarının oluşmadığı” ...." şeklinde belirtilmişştir.
Davalı vekili 17.03.2025 tarihli Bilirkişi Raporuna karşı beyan dilekçesinde özetle; Rapor doğrultusunda davanın reddini talep etmiştir.
Davacı vekili 17.03.2025 Bilirkişi Raporuna karşı itiraz dilekçesinde özetle; Önceki beyanlarını tekrarla; Davalı tarafında birçok kez marka olarak tescil edilmek istenen ancak her seferinde reddedilen “...” ibaresini de içerdiğini, “...” ibaresi niteleme içerdiğinden zaten ayırt edici bir unsur olmadığını, davalı markasının “...” anlamında olup davalının bütün “..” unsurlu markaları reddedilmiş ve mahkemelerce hükümsüz kılınmışken huzurdaki davada araba şeklinden bahisle ayırt ediciliğin sağlandığından bahsedilmesini kabul etmediklerini, bahsedilmesini kabul etmediklerini şekil markası için ... 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nin ... Esas sayılı derdest dosyasından alınan kök ve ek bilirkişi raporlarında da bu araba unsurlarının kesinlikle ayırt edici bulunmayarak müvekkili lehine görüş bildirildiğini, ... sayılı markası da aynı şekilde kurum tarafından müvekkilinin itirazı üzerine reddedildiğini, dava konusu markanın hükümsüz kılınması gerektiğini , benzerlik incelemesinin sayın mahkemenin takdirinde bir husus olduğundan, bilirkişi raporunda yer alan tespitlerin hatalı olduğuna ilişkin beyanda bulunmuştur.
Dosya içerisinde bulunan 31/07/2025 tarihli bilirkişi raporunda özetle;
"1. Davalının Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde ... numaralı şekil “...” markasının Davacının Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde tescilli ”...”, ”... ”, ..., “...”, ”...” şekil markaları ile benzer olmadığı, marka ihlalinin bulunmadığı,
2. Davalının Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde “...” markasının SMK md. 6/1 ve md. 25/1 uyarınca hükümsüzlük ve sicilden terkin şartlarının oluşmadığı, " şeklinde belirtilmiştir.
Davacı vekili 31/07/2025 tarihli bilirkişi raporuna karşı beyan ve itiraz dilekçesinde özetle;
" Davalı firma'ya ait .... sayılı markasının tescil kapsamındaki tüm emtialar bakımından hükümsüzlüğüne ve dava sürecinde markanın 3. kişilere devrinin tedbiren önlenmesine karar verilmesi talepli davamızda 31.07.2025 tarihli bilirkişi raporuna itiraz ettiğimizi beyanla, dava ve taleplerimizin kabulüne karar verilmesini arz ve talep ederiz. " şeklinde belirtilmiştir.
Davalı vekili 31/07/2025 tarihli bilirkişi raporuna karşı beyan ve itiraz dilekçesinde özetle;
" Bilirkişi kök raporunda ve ek raporunda belirtildiği üzere Davacı markası ve Müvekkil markası arsında ortalama tüketici nezdinde markalar arasında ilişkilendirme ihtimali de dahil karıştırılmaya sebebiyet verecek şekilde bir benzerlik olmadığı ortaya konulduğundan iddiasını ispatlamayan davanın tüm iddia ve talepler yönüyle tümden reddine karar verilmesini talep ederiz." şeklinde belirtilmiştir.
Dosya içerisinde mübrez Türk Patent ve Marka Kurumu' nun 19/09/2024 tarihli cevabi yazısında:" İlgide kayıtlı yazınız ile istenilen ... A.Ş adına..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... sayılarla tescilli markalara; ... ŞİRKETİ adına ... sayı ile tescilli markaya ilişkin, kullandıkları ürün ve hizmet listelerini, tescil tarihlerini, koruma sürelerini, renkli ibarelerini ve tescil/başvuru belgelerindeki bilgilerin aynısını içerir onaylı renkli sicil kayıtları yazımız ekinde gönderilmekte olup markalar halen geçerliliğini korumaktadır." şeklinde belirtilmiştir.
KANAAT VE GEREKÇE:
Uyuşmazlık 6769 sayılı SMK'nın 6/1, 6/4 ve 6/5 hükümleri kapsamında; markalar arasında benzerlik bulunup bulunmadığı, kapsadıkları mal ve hizmetlerin aynı ya da benzer olup olmadığı, ortalama tüketici nezdinde karıştırılma(iltibas) ihtimalinin mevcut olup olmadığı, davacı markalarının tanınmış marka niteliği taşıyıp taşımadığı hususlarının değerlendirilmesine ilişkindir.
SMK. M.6/1 Kapsamında İnceleme
6769 sayılı kanunun 6/1 maddesi uyarınca önceki tarihli marka ile aynı veya benzer olan ve aynı veya benzer olan ve aynı ya da benzer mal ve hizmetleri kapsayan işaretlerin, halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali yaratması halinde tezcilin mümkün olmadığı açıktır.
Yerleşik Yargıtay içtihatlarında da vurgulandığı üzere; karıştırılma ihtimali değerlendirmesi, markaların bütünsel algısı esas alınarak, ortalama düzeydeki tüketicinin genel izlenimi çerçevesinde yapılmalıdır.
Markalar Arasındaki Benzerliğin Değerlendirilmesi
Somut olayda; davacı markalarının esas unsurunun "..." ibaresi olduğu, davalı markasının ise "..." ibaresinden oluştuğu, davalı markasında "..." ibaresinin görsel ve anlamsal olarak baskın unsur teşkil ettiği, markada yer alan şekil ve logo unsurlarının davacı markalarından belirgin biçimde ayrıştığı tespit edilmiştir. Öte yandan, "araba" ibaresinin otomotiv sektörü bakımından tanımlayıcı/jenerik nitelikte olduğu, bu tür ibarelerin münhasıran tek bir teşebbüs lehine tekel oluşturacak şekilde korunamayacağı doktrinde ve içtihatlarda kabul edilmektedir. Bu bağlamda; markaların ortak unsurunun ayırt edicilik gücünün zayıf olması, farklılaştırıcı unsurların ise güçlü olmasi karşısında, markalar arasında benzerlikten söz edilmeyeçeği kanaatine varılmıştır.
Mal ve Hizmetlerin Benzerliği Bakımından Değerlendirme
Taraf markalarının .... Sınıflarda yer aldığı ve bu yönüyle faaliyet alanlarının kesiştiği anlaşılmıştır. Ancak; mal ve hizmetlerin aynı veya benzer olması tek başına iltibas s onucunun doğurmaz. Bu hususun, markaların ayırt edici unsurları ve genel izlenimi ile birlikte değerlendirilmesi gerekir.
Karıştırılma(İltibas) İhtimali Bakımından Yapılan Değerlendirme
Karıştırılma ihtimali; ortalama tüketicinin, markalar arasında ekonomik veya idari bir bağ bulunduğu yanılgısına düşmesi ihtimalidir. Somut olayda; markaların bütünsel görünümü, kelime dizilimi ve anlam yapısı, görsel ve işitsel farklılıkları birlikte değerlendirildiğinde, ortalama tüketicinin markaları ilişkilendirmesi, aynı ticari kaynağa ait olduklarını düşünmesi beklenmeyecektir. Bu nedenle iltibas ihtimalinin bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
Tanınmış Marka (SMK.m. 6/4-5) Kapsamında Değerlendirme
Davacı tarafça markanın tanınmış olduğu ileri sürülmüş ise de; tanınmışlık kriterlerine ilişkin(pazar payı, reklam yatırımı, bilinirlik oranı vb) somut ve yeterli delilin dosyada bulunmadığı anlaşılmış ve tanınmışlık hususu iddiadan öteye geçememiştir.
Dosyada mevcut bilirkişi raporlarında; dava konusu markanın, davacı markaları ile iltibas oluşturacak düzeyde benzerlik taşımadığı, hükümsüzlük koşullarının oluşmadığı yönünde görüş bildirilmiş ve raporların dosya kapsamı ile uyumlu, denetime elverişli ve hükme esas alınabilir nitelikte oldukları anlaşılmıştır.
Tüm bu hususlar dikkate alınarak davanın reddine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere,
1-Davanın REDDİNE,
2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan 492 Sayılı Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40.-TL karar harcından, peşin ve ıslahla alınan toplam 427,60.-TL harcın mahsubu ile bakiye kalan 187,80.-TL karar ve ilam harcının davacıdan tahsili ile Hazine'ye gelir kaydına,
3-Karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T.'ye göre davalılar lehine hesaplanan 40.000,00.-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak vekille temsil olunan davalıya verilmesine,
4-Davalı tarafça yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta bir karar verilmesine yer olmadığına,
5-Davacı tarafça yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına,
6-Gider avanslarından bakiye kalan kısmın, karar kesinleştiğinde ilgilisine iadesine,
Dair, HMK'nın 341 ve 345 maddeleri gereğince, taraf vekillerinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içinde İstanbul Bölge Adliyesi Mahkemesine istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 16/10/2025
Katip
e-imzalıdır
Hakim
e-imzalıdır