T.C.
İSTANBUL
4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/60 Esas
KARAR NO : 2025/145
DAVA : Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 01/03/2023
KARAR TARİHİ : 16/10/2025
Mahkememizde görülmekte bulunan Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacılar vekili 21.02.2023 tarihli dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin...Tic. Ltd. Şti.’nin yetkilisi ve sahibi olduğunu, uzun yıllardır boya üretimi yaptığını, sektördeki hemen hemen her tür boya ve yapı malzemesi üretmekte ve satmakta olduğunu, müvekkilinin sektörde çok yaygın ve uzun yıllardır kullanılmakta olan ... üretimi de yaptığını, fasaritin çeşitli yüzeylerin üzerine uygulanan son kat dekoratif bir boya olduğunu, diğer üretilen ürünler gibi bu boyanın da şirket web sitesinde yayınlandığını, ancak bir süre sonra ... Cumhuriyet Başsavcılığı ...numaralı soruşturma dosyası açıldığından haberdar olunduğunu, müvekkilinin ... kelimesi tescili nedeniyle zarar gördüğünü, müvekkil şirketin ... cinsi boyayı üretmesi gerektiğini, marka hükümsüzlüğüne karar verilmesi gerektiğini, Sınai Mülkiyet Kanunu m.5/1-c ve m.5/1-d gereği marka isminin kullanılacağı alanda herkes tarafından kullanılıyor olması ve tüketici nezdinde tanımlayıcı algılanması nedeniyle tescil reddi gerektirdiğini, davalıya ait markanın “...” kelimesinden ibaret olup marka logosunun siyah ve kalın harflerle kelimenin yazılışından ibaret olduğunu, araştırmalar sonucu kelimenin dekoratif boya uygulamasına verilen genel bir ad olduğunun anlaşıldığını, ... Cumhuriyet Başsavcılığı ...Sor. No.lu dosyasındaki bilirkişi raporunda durumun davacı lehinde açıklandığını, müvekkil şirketin ... kelimesini hiçbir zaman kullanmadığını, kendi şirket ismi ile birleştirerek ... türü boyayı “...” olarak kullandığını, bu ifadenin ayrıt ediciliğinin yüksek olduğunu ve davalı tarafın marka hakkını ihlal etmediğini, müvekkilinin eylemlerinin tecavüz teşkil etmediğini, davalıya ait ... tescil no.lu “...” markasının hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesi talebi ile hükümsüzlük talebi reddi durumunda davacı tarafın eylemlerinin tecavüz teşkil etmediğinin tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı İdare vekili 29.05.2023 tarihli cevap dilekçesinde; dava konusu “...” kelimesinin müvekkili şirketi kuran ... tarafından kullanılan bir kelime olduğunu ve müvekkili şirketten önce boya sektöründe kullanımı olan bir kelime olmadığını, müvekkili şirketin ilgili markayı ilk olarak kullandığını, sonrasında çokça taklit edildiğinden püskürtme boyaların tamamının piyasada müvekkilin markası ile anılır hale geldiğini, müvekkilinin hatalı kullanımı engellemek amacıyla 1980’li yıllardan beri hukuk mücadelesi verdiğini, HGK kararında markanın yaygın ad haline gelmesinde marka sahibinin kusurunun olması gerektiği aksi takdirde markanın hükümsüz kılınamayacağının kararının verildiğini, müvekkili şirketin öncesinde püskürtme boyanın ülkemizde kullanım alanı bulunmadığını, kelimenin tarihsel bir kökeni olmadığını, Türk Dil Kurumu sözlüklerinde yer almadığını belirterek, davanın reddini talep etmiştir.
Dosya içerisinde mübrez 29.03.2024 tarihli bilirkişi heyet raporunda;
"Dava dosyasındaki bir avukat, bir dilbilimci-çevirmen ve bir inşaat mühendisi unvanlı bilirkişi heyeti tarafından hazırlanan toplam 6 sayfa uzunluğundaki bilirkişi heyet raporunda birinci olarak mahkeme talebinin açıklandığı, ikinci olarak Dava ve Savunma dilekçelerinin özetlendiği, üçüncü olarak inceleme ve tespitler başlığı altında tescil patent ve marka kimliği kayıtlarının incelendiği ve sonuç kısmında;
“… başvuru no.lu ... ibareli marka başvurusunu yapmış olduğu 04.05.1991 tarihinde SMK Madde 5 kapsamında ayırt ediciliği olmayan, ticaret alanında herkes tarafından kullanılan bir ibare, cins veya malların ya da hizmetlerin diğer özelliklerini belirten işaret olup olmadığı yönelik somut delil bulunmadığı, yukarıda teknik ve dilbilimi açısından açıklanan anlamı sonradan kazanmış olabileceği bu kapsamda hükümsüzlük şartlarının oluşmadığı ancak iptalinin söz konusu olabileceği kanaatlerine ulaşılmış olup, takdiri Sayın Mahkemenizin olmak üzere bilirkişi heyet raporunu saygı ile Sayın Mahkemeye sunarız.” denildiği görülmüştür.
Davacılar vekili 29/03/2024 tarihli bilirkişi raporuna karşı beyan ve itiraz dilekçesinde özetle;
"... cins belirten ve sektörde sıklıkla herkes tarafından kullanılan bir kelime olduğuna dair tespitlere iştirak etmekteyiz. Bu tespitler ışığında, eğer cins ifade eden bir kelime marka olarak tescil edilmişse SMK m.25 gereği bu markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesi gerektiğini belirterek dava konusu markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ederiz. Her ne kadar raporda ... kelimesinin cins bildirdiği ve sektörde herkes tarafından kullanıldığı ifade edilmiş ancak bu kelimenin 1991 yılında da bu anlamlara gelip gelmediğinin tespit edilemediği bildirilmişse de bu beyanı kabul etmemiz olanaksızdır. Müvekkil çok uzun yıllardır boya sektöründe faaliyet göstermektedir. Müvekkil kendini bildi bileli ... kelimesi dekoratif püskürtme boyayı ifade etmektedir. Bilirkişilerce bu kavramın eskiden beri aynı anlamda kullanılıp kullanılmadığının bilinmemesi yahut tespit edilememesi bilirkişilik müessesine aykırı olup eksik inceleme yapıldığını göstermektedir. Tam bu noktada vurgulamak gerekir ki dosyanın bilirkişiye gönderilmesindeki amaç da budur. Bu nedenle gerekirse sektörde uzun yıllar faaliyet gösterenlerden bilgi talep edilmeli ve bu kelimenin marka tescil tarihinde de bu anlama gelip gelmediği tespit edilmelidir. Bilirkişilerce bu yönde bir araştırma yapılmamıştır. Bu bağlamda bilirkişilerce yapılması gereken ilgili döneme ait tüm kayıtları incelemektedir." şeklinde belirtilmiştir.
Davalı vekili 29/03/2024 tarihli bilirkişi raporuna karşı beyan ve itiraz dilekçesinde özetle; "Markanın hükümsüzlüğü için gerekli koşulların oluşmadığı yönünde yapılan tespite bir itirazımız bulunmamaktadır. İlgili bilirkişi raporunda markanın hükümsüzlüğü için gerekli koşulların oluşmadığı tespit edildiğinden taleple bağlılık ilkesi gereği işbu davanın reddine karar verilmesi gerekmekteyse de raporda yer alan markanın iptalinin söz konusu olabileceği tespitinin kabulü mümkün değildir. İlgili yasa maddesinde işbu dava konusu uyuşmazlığa uygun olan m.26-1,b maddesinde markanın yaygın ad haline gelmesi tek başına iptal sebebi olarak değerlendirilmemiştir. Markanın yaygın ad haline gelmesi sebebiyle iptal edilebilmesi için ayrıca marka sahibinin kendi fiili ile buna sebebiyet vermesi yahut gerekli önlemleri almaması gerekmektedir. Ancak davaya cevap dilekçemizin ekinde de ibraz etmiş olduğumuz üzere müvekkil ilgili markanın tescil edildiği tarihten itibaren sürekli suretle markaya yapılan tecavüzlerin önlenmesi için ilgili şahıslara ve şirketlere gerekli ihtarları göndermiş, suç duyurularında bulunmuş ve davalar açmıştır. Keza davacının işbu davayı ikame etme sebebi de davacı şirkete yöneltilmiş olan suç duyurusu sebebiyle şirket yetkilisinin yargılanıyor olmasıdır. " şeklinde belirtmiştir.
Dosya içerisinde mübrez 06.09.2024 tarihli bilirkişi heyet ek raporunda;
" Dava dosyasındaki bir avukat, bir dilbilimci-çevirmen ve bir inşaat mühendisi unvanlı bilirkişi heyeti tarafından hazırlanan toplam 4 sayfa uzunluğundaki bilirkişi heyet ek raporunda birinci olarak mahkeme talebinin açıklandığı, ikinci olarak Dava ve Savunma dilekçelerinin özetlendiği, üçüncü olarak inceleme ve tespitler başlığı altında; ilgili kanun maddelerinin açıklandığı ve tescil patent ve marka kimliği kayıtlarının incelendiği ve sonuç kısmında;
“Kök raporda hükümsüzlük şartlarının oluşmadığı şeklindeki kanaatin korunduğu ve yapılan inceleme neticesinde davacı kullanımlarının SMK kapsamında tecavüz oluşturduğunun tespit olunduğu kanaatlerine ulaşılmış olup, takdiri Sayın Mahkemenizin olmak üzere bilirkişi heyet raporunu saygı ile Sayın Mahkemeye sunarız.” denildiği görülmektedir.
Dosya içerisinde mübrez 18.01.2025 tarihli bilirkişi raporunda;“…tarafları arasındaki uyuşmazlık konusunun tespiti yönünden özellikle tarafların iddia ve savunmaları, sunulan deliller ile birlikte davalı adına tescilli ... ibareli marka yönünden hükümsüzlük koşullarının oluşup oluşmadığı, davacının kullanımlarının tecavüz oluşturup oluşturmadığı, hükümsüzlük talepleri yönünden ... ibaresinin davalı markasının tescil edildiği tarihlerde tanımlayıcı cins adı belirtir bir ibare olup olmadığı hususlarında”
Mimarlık ve inşaat tekniği açısından “...” bir cins isim değildir. Mimarlık alanında terimlerin anlamlarına ilişkin temel başvuru kaynağı niteliğinde olan ...’un ... Sözlüğünde “...” kelimesi bulunmamaktadır. Türkiye yapı malzemeleri piyasasında ilk çıkan dekoratif sıva/boya markası olması nedeniyle dekoratif sıva/boyalar hatalı bir şekilde “...” kelimesiyle bilinebilmekle birlikte söz konusu malzemenin teknik açıdan cins isminin “dekoratif sıva” veya “...” veya “...” veya “...” olduğu değerlendirilmektedir. " şeklinde belirtilmiştir.
Davacılar vekili 18/01/2025 tarihli bilirkişi raporuna karşı beyan ve itiraz dilekçesinde özetle;
"... kelimesinin cins bildiren ve ayırt ediciliği bulunmayan bir kelime olup olmadığına hususundaki tespitlere ilişkin: Bilirkişi raporunun 3. Sayfasında ... kelimesinin bir cins isim olmadığı yönünde tespitlere dayanak olarak ...'un Ansiklopedik Mimarlık Sözlüğü'ne dayanıldığını görmekteyiz. Bilirkişilerin tespitlerine ve dayanılan kaynakların yetkinliğine son derece saygı duyduğumuzu bildirmekle birlikte, ifade etmek gerekir ki bu tespitler yeterli değildir. Tek bir kaynak incelenmek suretiyle ... kelimesinin ne zamandır kullanılıp kullanılmadığının yahut sektörde cins isim halinde gelip gelmediğinin tespit edildiğini söylemek mümkün değildir. Çok sayıda kaynak incelenerek ve özellikle de bu sektörde faaliyetleri bulunan meslek odalarından, çeşitli şirketlerden bilgi ve belge toplanmak suretiyle bir araştırma yapılması gerekmekte iken yapılmamıştır.
Ayrıca daha önce de belirttiğimiz hususu vurgulamak isteriz: eğer bilirkişilerce, marka başvurusu yapıldığı esnada "..." kelimesinin anlamını tespit etmekte güçlük yaşanmaktaysa, yapılması gereken marka tescil başvurusu esnasında Kuruma sunulan bilgi ve belgeleri incelemektir. Raporda olduğu gibi, marka başvuru dosyasının incelendiğine dair bir bilgi yer almamaktadır. Rapordan marka dosyasının incelenmediği, marka başvurusu yapıldığı esnada Kurumca kelimenin anlamı bakımından bir araştırma yapılıp yapılmadığına bakılmamış; davalı başvurucunun başvuru tarihinde bu konuda bir belge sunup sunmadığı incelenmemiştir. Bu eksikliklerin giderilmesi için dosyanın yeniden bilirkişiye tevdii şarttır.
"..." ibaresinin tecavüz oluşturup oluşturmadığı hususundaki tespitlere ilişkin: Müvekkilin Bilirkişilerce, müvekkilin markasının ...olduğu hususu dikkate alınmamış, ürünün ... kelimesini de içerir şekilde adlandırılarak ayırt edici nitelik kazandığı gözetilmemiştir. Raporda yapılan tespit bu nedenle yerinde değildir.
Dava ve cevaba cevap dilekçelerimizde de izah ettiğimiz üzere ... kelimesi Sınai Mülkiyet Kanunu (SMK) madde 5 kapsamında marka olarak tescil edilemeyecek kelimelerdendir. Zira ifade ettiğimiz üzere ... bir tür dekortatif boyayı ifade etmek üzere kullanılan ve cins bildirir bir kelimedir. Nitekim bu husus bir önceki bilirkişi kök raporunda da "Özetle“...” kelimesi, mimarlık sektörü bağlamında bir tür cephe malzemesi olarak daha çok tabanca ile püskürtmek suretiyle uygulanan, uygulama neticesinde iri tanecikli yüzeye farklı bir görüntü kazandıran, tavan ve duvarlara dekoratif bir doku veren ve zaman içerisinde yerini daha çok alçı boyaya bırakan bir boya malzemesi olarak tanımlanmaktadır." şeklinde belirtilmiştir. Raporun devamında da belirtildiği üzere “...” sözcüğü bir cins isimdir.
SMK m.5/1-c'de açıkça "Ticaret alanında cins, çeşit, vasıf, kalite, miktar, amaç, değer, coğrafi kaynak belirten veya malların üretildiği, hizmetlerin sunulduğu zamanı gösteren veya malların ya da hizmetlerin diğer özelliklerini belirten işaret veya adlandırmaları münhasıran ya da esas unsur olarak içeren işaretler"in marka olarak tescil edilemeyeceği belirtilmektedir. Fasaritin cins belirten ve sektörde sıklıkla herkes tarafından kullanılan bir kelime olduğuna dair, bir önceki rapordaki tespitlere iştirak etmekteyiz. Bu tespitler ışığında, eğer cins ifade eden bir kelime marka olarak tescil edilmişse SMK m.25 gereği bu markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesi gerektiğini belirterek dava konusu markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ederiz." şeklinde belirtilmiştir.
Davalı vekili 18/01/2025 tarihli bilirkişi raporuna karşı beyan dilekçesinde özetle;
" Dosyanızdan daha önce alınan bilirkişi kök ve ek raporlarında da müvekkile ait "..." markasının bir cins isim olmadığı, hükümsüzlüğünü gerektirecek koşulların oluşmadığı eğer koşulları oluşmuşsa iptalinin değerlendirilebileceği tespit edilmiştir. İşbu raporda da sayın bilirkişi heyeti tarafından önceki heyetin yapmış olduğu hükümsüzlüğe ilişkin tespit korunmuştur.
Bu halde hükümsüzlük açısından birbirini doğrular nitelikte olan her iki heyet raporu birlikte değerlendirildiğinde davacının davasının haksız olduğu açıkça sübuta ermiştir.
Yine bilirkişi heyetince düzenlenen raporda davacının "..." olarak kullandığı markasının müvekkilin markasının başına bir harf eklemek suretiyle tespit edildiği dolayısıyla müvekkil markası ile karıştırılma ihtimalinin bulunduğu tespit edilmiştir.
Bu da önceki heyet tarafından düzenlenen kök ve ek raporu destekler nitelikte olmakla davacının davasının gerek hükümsüzlük gerekse tespit talebi yönünden reddine karar verilmesi gerekmektedir.
Açıklanan sebeplerle 18.01.2025 tarihli rapor ve önceki heyet tarafından düzenlenen kök ve ek raporlar uyarınca davanın her iki talep yönünden de reddine karar verilmesini talep etme zarureti hasıl olmuştur. " şeklinde belirtilmiştir.
Dosya içerisinde mübrez Türk Patent ve Marka Kurumu' nun 16/09/2024 tarihli cevabi yazısında; davaya konu ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ..., ..., ..., ...markaya ilişkin, kullandıkları ürün ve hizmet listelerini, renkli ibaresini ve tescil belgesindeki bilgilerin aynısını içerir onaylı renkli sicil kaydı yazımız ekinde gönderilmektedir. Marka halen sahibi adına geçerliliğini korumaktadır." şeklinde belirtilmiştir.
KANAAT VE GEREKÇE
Dava, davalıya ait ... tescil no.lu “...” markasının hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesi talebi ile hükümsüzlük talebi reddi durumunda davacı tarafın eylemlerinin tecavüz teşkil etmediğinin tespitine ilişkindir.
6769 sayılı SMK'nun 6.maddesinde "(1) Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir.(2) Ticari vekil veya temsilcinin, marka sahibinin izni olmaksızın ve haklı bir sebebe dayanmaksızın markanın aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerinin kendi adına tescili için yaptığı başvuru, marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir.(3) Başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine, marka başvurusu reddedilir.(4) Paris Sözleşmesinin 1 inci mükerrer 6 ncı maddesi bağlamındaki tanınmış markalar ile aynı veya benzer nitelikteki marka başvuruları, aynı veya benzer mal veya hizmetler bakımından itiraz üzerine reddedilir.(5) Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir.(6) Tescil başvurusu yapılan markanın başkasına ait kişi ismini, ticaret unvanını, fotoğrafını, telif hakkını veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkını içermesi hâlinde hak sahibinin itirazı üzerine başvuru reddedilir. (7) Ortak markanın veya garanti markasının yenilenmeme sebebiyle koruma süresinin sona ermesinden itibaren üç yıl içinde yapılan, ortak marka veya garanti markasıyla aynı veya benzer olan ve aynı veya benzer mal veya hizmetleri içeren marka başvurusu, önceki hak sahibinin itirazı üzerine reddedilir.(8) Tescilli markanın yenilenmeme sebebiyle koruma süresinin sona ermesinden itibaren iki yıl içinde yapılan, bu markayla aynı veya benzer olan ve aynı veya benzer mal veya hizmetleri içeren marka başvurusu, önceki marka sahibinin itirazı üzerine bu iki yıllık süre içinde markanın kullanılmış olması şartıyla reddedilir.(9) Kötüniyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir." belirtilmiştir.
6769 sayılı SMK'nun 25.maddesinde "(1) 5 inci veya 6 ncı maddede sayılan hâllerden birinin mevcut olması hâlinde mahkeme tarafından markanın hükümsüzlüğüne karar verilir.(2) Menfaati olanlar, Cumhuriyet savcıları veya ilgili kamu kurum ve kuruluşları markanın hükümsüzlüğünü mahkemeden isteyebilir.(3) Marka hükümsüzlük davası, dava tarihinde sicilde marka sahibi olarak kayıtlı kişilere veya hukuki haleflerine karşı açılır. Markanın hükümsüzlüğü davalarında Kurum taraf gösterilmez.(4) Bir marka, 5 inci maddenin birinci fıkrasının (b), (c) ve (d) bentlerine aykırı olarak tescil edilmiş olup da kullanım sonucunda tescil edildiği mal veya hizmetler bakımından hükümsüzlük talebinden önce ayırt edici nitelik kazanmışsa hükümsüz kılınamaz.(5) Hükümsüzlük hâlleri, markanın tescil edildiği bir kısım mal veya hizmete ilişkin bulunuyorsa, sadece o mal veya hizmet yönünden kısmi hükümsüzlüğe karar verilir. Marka örneğini değiştirecek biçimde hükümsüzlük kararı verilemez.(6) Marka sahibi, sonraki tarihli bir markanın kullanıldığını bildiği veya bilmesi gerektiği hâlde bu duruma birbirini izleyen beş yıl boyunca sessiz kalmışsa, sonraki tarihli marka tescili kötüniyetli olmadıkça, markasını hükümsüzlük gerekçesi olarak ileri süremez.(7) 6 ncı maddenin birinci fıkrası uyarınca açılan hükümsüzlük davalarında 19 uncu maddenin ikinci fıkrası hükmü def’i olarak ileri sürülebilir. Bu durumda kullanıma ilişkin beş yıllık sürenin belirlenmesinde dava tarihi esas alınır. Hükümsüzlüğü istenen markanın başvuru veya rüçhan tarihinde, davacının markası en az beş yıldır tescilli ise davacı ayrıca, söz konusu başvuru veya rüçhan tarihinde 19 uncu maddenin ikinci fıkrasında belirtilen şartların yerine getirildiğini ispatlar." belirtilmiştir.
6769 sayılı Kanunun 29. maddesinde marka hakkına tecavüz sayılan fiiller sayılmıştır. Bunlar Marka sahibinin izni olmaksızın, markayı 7. maddede belirtilen biçimlerde kullanmak, marka sahibinin izni olmaksızın, markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markayı taklit etmek, markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markanın taklit edildiğini bildiği veya bilmesi gerektiği hâlde tecavüz yoluyla kullanılan markayı taşıyan ürünleri satmak, dağıtmak, başka bir şekilde ticaret alanına çıkarmak, ithal işlemine tabi tutmak, ihraç etmek, ticari amaçla elde bulundurmak veya bu ürüne dair sözleşme yapmak için öneride bulunmak, marka sahibi tarafından lisans yoluyla verilmiş hakları izinsiz genişletmek veya bu hakları üçüncü kişilere devretmek halleridir.
İlgili Kanunun 7 inci maddesi; "Marka tescilinden doğan haklar münhasıran marka sahibine aittir. Marka sahibinin, izinsiz olarak yapılması hâlinde, aşağıda belirtilen fiillerin önlenmesini talep etme hakkı vardır: a)Tescilli marka ile aynı olan herhangi bir işaretin, tescil kapsamına giren mal veya hizmetlerde kullanılması. b)Tescilli marka ite aynı veya benzer olan ve tescilli markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer mal veya hizmetleri kapsayan ve bu nedenle betik tarafından tescilli marka ile ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali bulunan herhangi bir işaretin kullanılması. c)Aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde olmasına bakılmaksızın, tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve Türkiye de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle markanın itibarından haksız bir yarar elde edecek veya itibarına zarar verecek veya ayırt edici karakterini zedeleyecek nitelikteki herhangi bir işaretin haklı bir sebep olmaksızın kullanılması.
Aşağıda belirtilen durumlar, işaretin ticaret alanında kullanılması hâlinde, ikinci /fıkra hükmü uyarınca yasaklanabilir: a)İşaretin, mal veya ambalajı üzerine konulması. b)İşareti taşıyan malların piyasaya sürülmesi, teslim edilebileceğinin teklif edilmesi, bu amaçlarla stoklanması veya işaret altında hizmetlerin sunulması ya da sunulabileceğinin teklif edilmesi. c)İşareti taşıyan malın ithal ya da ihraç edilmesi. ç)İşaretin, teşebbüsün iş evrakı ve reklamlarında kullanılması. d)İşareti kullanan kişinin, işaretin kullanımına ilişkin hakkı veya meşru bağlantısı olmaması şartıyla işaretin aynı veya benzerinin internet ortamında ticari etki yaratacak biçimde alan adı, yönlendirici kod, anahtar sözcük ya da benzeri biçimlerde kullanılması. e)İşaretin ticaret unvanı ya da işletme adı olarak kullanılması. f)İşaretin hukuka uygun olmayan şekilde karşılaştırmalı reklamlarda kullanılması. " hükümlerine amirdir.
6769 sayılı SMK'nun 149.maddesinde "(1) Sınai mülkiyet hakkı tecavüze uğrayan hak sahibi, mahkemeden aşağıdaki taleplerde bulunabilir:a) Fiilin tecavüz olup olmadığının tespiti.b) Muhtemel tecavüzün önlenmesi.c) Tecavüz fiillerinin durdurulması.ç) Tecavüzün kaldırılması ile maddi ve manevi zararın tazmini.d) Tecavüz oluşturan veya cezayı gerektiren ürünler ile bunların üretiminde münhasıran kullanılan cihaz, makine gibi araçlara, tecavüze konu ürünler dışındaki diğer ürünlerin üretimini engellemeyecek şekilde elkonulması.e) (d) bendi uyarınca elkonulan ürün, cihaz ve makineler üzerinde kendisine mülkiyet hakkının tanınması.f) Tecavüzün devamını önlemek üzere tedbirlerin alınması, özellikle masraflar tecavüz edene ait olmak üzere (d) bendine göre elkonulan ürünler ile cihaz ve makine gibi araçların şekillerinin değiştirilmesi, üzerlerindeki markaların silinmesi veya sınai mülkiyet haklarına tecavüzün önlenmesi için kaçınılmaz ise imhası.g) Haklı bir sebebin veya menfaatinin bulunması hâlinde, masrafları karşı tarafa ait olmak üzere kesinleşmiş kararın günlük gazete veya benzeri vasıtalarla tamamen veya özet olarak ilan edilmesi veya ilgililere tebliğ edilmesi.(2) Birinci fıkranın (e) bendinde belirtilen talebin kabulü durumunda, söz konusu ürün, cihaz ve makinelerin değeri, tazminat miktarından düşülür. Bu değerin kabul edilen tazminat miktarını aşması hâlinde, aşan kısım hak sahibince karşı tarafa ödenir.(3) Birinci fıkranın (g) bendinde belirtilen talebin kabulü durumunda ilanın şeklî ve kapsamı kararda tespit edilir. İlan hakkı, kararın kesinleşmesinden sonra üç ay içinde talep edilmezse düşer.(4) Coğrafi işaret ve geleneksel ürün adları bakımından manevi zararın tazmini talep edilemez.
Somut olaya gelindiğinde; davacı, Sınai Mülkiyet Kanunu m.5/1-c ve m.5/1-d gereği marka isminin kullanılacağı alanda herkes tarafından kullanılıyor olması ve tüketici nezdinde tanımlayıcı algılanması nedeniyle tescil reddi gerektirdiğini, davalıya ait markanın “...” kelimesinden ibaret olup marka logosunun siyah ve kalın harflerle kelimenin yazılışından ibaret olduğunu, araştırmalar sonucu kelimenin dekoratif boya uygulamasına verilen genel bir ad olduğunu belirterek markanın hükümsüzlüğünü olmüdığı taktirde müvekkilinin eylemlerinin tecavüz teşkil etmediğinin tespitini talep etmiştir. Dosyada mevcut her iki kök raporda da hükümsüzlük koşularının oluşmadığı belirtilmiş olup, her ne kadar ilk raporda davaya konu "..." kelimesinin ticaret alanında herkes tarafından kullanılan bir ibare, cins veya malların ya da hizmetlerin diğer özelliklerini belirten işaret olup olmadığı konusunda somut delil bulunmadığı teknik ve dilbilimi açısından açıklanan anlamı sonradan kazanmış olabileceği belirtilerek bu durum muğlakta bırakılmış ise de yine dil bilimci bilirkişinin de bulunduğu alınan ikinci raporda bu durum "Mimarlık ve inşaat tekniği açısından “...” bir cins isim değildir. Mimarlık alanında terimlerin anlamlarına ilişkin temel başvuru kaynağı niteliğinde olan ...’un ...Sözlüğünde “...” kelimesi bulunmamaktadır. Türkiye yapı malzemeleri piyasasında ilk çıkan dekoratif sıva/boya markası olması nedeniyle dekoratif sıva/boyalar hatalı bir şekilde “...” kelimesiyle bilinebilmekle birlikte söz konusu malzemenin teknik açıdan cins isminin “dekoratif sıva” veya “dekoratif boya” veya “tekstürlü sıva” veya “tekstürlü boya” olduğu değerlendirilmektedir." denilerek netliğe kavuşturulmuştur. Görüldüğü üzere davacının iddia ettiği gibi davaya konu "..." kelimesi değil dekoratif boya, tekstürlü boya, dekoratif sıvı, dekoratif boya kelimeleri cins adı olarak değerlendirilmektedir. Yine dosyada mevcut ikinci kök rapor ve ilk rapor ekinde incelendiği üzere, davacının davaya konu davalının tescilli markasına yalnızca bir harf koyarak "..." şeklinde kullanımının büyük değişim olmadğı belirtilmiş olup hatta ek raporda belirtildiği üzere davalı markası zayıf marka olarak nitelendirilse dahi iltibasın oluştuğu değerlendirilmiştir. Tüm bu sebeplerle davanın her iki talep açısından da(hükümsüzlük ve olmadiği taktirde tecavüz olmadığının tespiti) ispatlanamyan davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın her iki talep açısından ayrı ayrı REDDİNE,
2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan 492 Sayılı Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40.-TL karar harcından, peşin ve ıslahla alınan toplam 179,90.-TL harcın mahsubu ile bakiye kalan 435,50.-TL karar ve ilam harcının davacılardan tahsili ile Hazine'ye gelir kaydına,
3-Karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T.'ye göre davalıl lehine hesaplanan 40.000,00.-TL vekalet ücretinin davacılardan alınarak vekille temsil olunan davalıya verilmesine,
4-Davalı tarafça yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta bir karar verilmesine yer olmadığına,
5-Davacı taraflarca yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına,
6-Gider avanslarından bakiye kalan kısmın, karar kesinleştiğinde ilgilisine iadesine,
Dair, HMK'nın 341 ve 345 maddeleri gereğince, taraf vekillerinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içinde İstanbul Bölge Adliyesi Mahkemesine istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 16/10/2025
Katip
e-imzalıdır
Hakim
e-imzalıdır