T.C. İSTANBUL 4. FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/93 Esas
KARAR NO : 2025/114
DAVA : Fikir Ve Sanat Sanat Eseri Sahipliğinden Kaynaklanan Haklara Tecavüzün Ref'i, Önlenmesi Ve Tazmini
DAVA TARİHİ : 07/06/2024
KARAR TARİHİ : 27/05/2025
Mahkememizde görülmekte bulunan Fikir Ve Sanat Sanat Eseri Sahipliğinden Kaynaklanan Haklara Tecavüzün Ref'i, Önlenmesi Ve Tazmini davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Dava dilekçesinde özetle;müvekkillerinin ... No: 187/A .../İstanbul adresinde faaliyet göstermekte olan “...” tabela isimli kuyumcu dükkanının sahibi olduğunu, müvekkillerinin 2022 yılının sonlarında dükkânı kiralaması ile birlikte iç mimar olarak nitelendirilen Sn. ... ile anlasarak kuyumcu olarak faaliyet gösterecek dükkân için proje çizdirmis ve çizilen projeyi uygulamaya geçirerek kuyumcu dükkanını 09.11.2022 tarihinde faaliyete gerildigini, Iç mimar olarak nitelendirilen Sn. ...’ın çizmis oldugunu, iç mimari proje kapsamında dükkânda meydana getirilen iç mimari tasarım uygulaması, sahibinin kendi hususiyetini katarak dükkânda biçimlendirdiğini, ön cephe ve bilhassa tabela bölgesi, iç duvar ve zemin, ark seklindeki nisler ve dükkânda kullanılan renk tonları kuyum sektöründe daha önce benzeri görülmemiş bir estetik değer ve niteliğe sahip bir eser olduğunu,, iç mimar olarak nitelendirilen Sn. ... tarafından meydana getirilen Eserlere iliskin olarak müvekkillerine verilen Muvafakatname / Fikri Haklar Devir Beyanı uyarınca müvekkillerinin 1 Mart 2024 tarihinden itibaren Eser ile baglantılı olarak FSEK’in 21nci maddesindeki “Isleme”, 22nci maddesindeki “Çogaltma”, 23üncü maddesindeki “Yayma” ve 25inci maddesindeki “Isaret, Ses ve/veya Görüntü Nakline Yarayan Araçlarla Umuma Iletim” hakkı adı altında düzenlenenler de dahil, her türlü mali hakların ve 80inci maddesinde yer alan komsu hakların ve FSEK’in 14ncü maddesindeki “Umuma Arz Salahiyeti”, 15inci maddesindeki “Adın Belirtilmesi Salahiyeti”, 16ncı maddesindeki “Eserde Degisiklik Yapılmasını Men Etmek” ve 17nci maddesindeki “Eser Sahibinin Zilyet ve Malike Karsı Haklar”da düzenlenen manevi hakların kullanım yetkisinin herhangi bir süre kısıtlaması olmaksızın, münhasıran sahibi haline geldiğini, davalı tarafça ... adresinde yaklaşık Haziran 2023’te faaliyet göstermeye başlayan ...tabela unvanlı dükkânda, eser izinsiz bir şekilde çoğaltılarak kullanıldığını, müvekkilleri tarafından isletilen ... dükkanının iç mimari eser özellikleri kopyalanmak suretiyle çoğaltıldığını, tabelanın yazı fontu, yazı ve arka plan tasarımı, dükkânın zemin-tezgâh-duvar renkleri ve şekilleri, duvarlardaki ark şeklindeki nisler, aydınlatma panelleri ve avizeler, ürünleri yer aldığı rafların kemer şekli, tezgahlarda yer alan kıvrımlı cam kesimleri her iki dükkânda birebir aynı olduğunu, müvekkillerinin hak kaybının ve zararının artmasının önlenmesi amacıyla ihtiyati tedbir talebini, davalı tarafın tecavüz eyleminin tespitini, talep ve dava etmişlerdir.
Davalı vekilininin cevap dilekçesinde özetle; müvekkillerinin davacının ileri sürdüğü gibi, ne davacının dükkanının iç ve dıs tasarımını oldugu gibi kendi dükkanına geçirmis, ne de davacının kendi dükkanının tasarımını yaptırdığı iç mimar ile tasarımın aynısının kendi dükkanına yapılmasını istemediklerini, davacı tarafından veya mimar ... tarafından bu güne kadar müvekkillerine herhangi bir bildirim yapılmadığını, davalıya herhangi bir ihtar yapılmadığını, ekte sundukları fotograflarda görüleceği üzere, davacının, eşi benzeri olmayan şeklinde bahsettiği tasarıma benzer şekilde onlarca tasarım internette yayınlanmakta olduğunu, onlarca işletme tarafından kullanılmakta olduğunu, dolayısıyla, aynı ilçede dahi yer almayan birbiriyle alakasız yerlerde yer alan iki dükkanın birbiri ile karıştırılması, birinin diğerinin şubesi zannedilmesi, bu sebeple tasarımının çalındığını iddia eden tarafın ekonomik durumunu, şatışını, gelirlerini etkilemesi mümkün olmadığını, Ülkemizde kuyumculuk-mücevherat alanında faaliyet gösteren, satış yapan birçok ünlü marka olduğunu, bu ünlü markaların tabela tasarımlarına benzer veya onlarla aynı olacak şekilde tasarım yapılması durumunda, tasarımı yapan, ünü ülke çapında duyulmamış sokak arasında bir dükkanın, anılan ünlü markalardan birinin bir şubesi zannedilebilmesi olasıdır denebileceğini, ancak, huzurdaki davada kendisine ait dükkanın tasarımının kopyalandığı söylenilen kuyumcu dükkanının, ... ilçesinde yer alan, tek bir tane, sıradan sayılabilecek bir kuyumcu dükkanı olduğunu, söz gelimi dava konusu ..., ülkemizde adı ülke çapında duyulan neredeyse herkesçe bilinen ... Kuyumculuk, ...Pırlanta, ... Pırlanta gibi kuyumculuk-mücevherat satışı yapan bir marka olmadığını, davanın reddini talep etmişlerdir.
Davacı vekilinin cevaba cevap dilekçesinde özetle; davalı tarafın tecavüz eyleminin tespitini, men’ini (önlenmesini) ve ref’ine (durdurulmasını), vekalet ücreti ve yargılama giderinin davalı üzerinde bırakılmasını, talep etmişlerdir.
24.04.2025 tarihli bilirkişi raporunda özetle; dava konusu uyuşmazlıkla ilgili tespit, inceleme ve değerlendirmelerin neticesinde dış kısımdan ilk bakışta bakıldığında, görsel olarak benzer görsellikleri olsa da, genel görümde farklıların olduğunu, iç kısımların sadece banko arkasındaki(vitrin) görsellerin benzer olduğunu, ... kuyumculuğun, tabela (marka) ve vitrin olarak kullandığı, elif kuyumculuğun ise sadece vitrin olarak kullandığı, farklı olduğu, dış tabelalarına baktığımızda, ilk bakışta esas unsur olan markaların (...kuyumculuk/...) farklı olduğu belirgin şekilde görüldüğünü, ürün sergilemek için kullanılan tabloların, aydınlatmaların genelde her kuyumcuda olan standart kullanıldığını, set takım sergilemek için manken, yüzük tablosu, bileklik tablosu, 3'lü set tablosu, küpe tablosu standart farklı renk ve ebatlar da kullanılan her kuyumcunun kendi vitrin ve rengine göre kullandığı ürünleri benzer olabileceğini, ... kuyumculukta dış vitrin ve iç bankoda, sarı seridin kullanıldığını, elif kuyumculukta sarı şeridin olmadığını, görünüşlerinin farklı olduğunu, tavan dekorasyon kısımlarına baktığımızda, ... kuyumculuğun oval oyuk kesim, sarkıtlı aydınlatma şeklinde dekor edildiğini, elif kuyumculukta düz ve sade aydınlatmalı dekor edildiğini, farklı olduğunu, ...dış kısmında, baktığımızda sol kısımda led hareketli tabelanın olduğunu, ... kuyumculukta ise, sağ ve sol yanlar da kendine özgü saksı bitkisi ve dikey tasarım aydınlatmanın olduğunu, farklı olduğunu, yukarıda verilen bilgi ve belgeler, fotoğraflar göz önüne alındığında; genel hatlarda ve proje konseptinde benzerliklerin olduğunu, ana plan, yaklaşım, renk tonları gibi konuların iki mağazada da birbirini takip ettiği, her detaya ayrı ayrı baktığımızda ise ayrışmaların oluştuğu görüldüğünü, iki mağazanın da konsepti birbirini takip etse de tamamen aynı diyebilmek için yeterli veri bulunamadığını, ... mağazasının tasarımı kendi içinde incelendiğinde; eşi benzeri görülmemiş bir iç mekan tasarımına sahip olmadığı, tasarımında kullanılan genel ve detay unsurlarının piyasada birçok kuyumcu mağazasında da kullanıldığı görüldüğünü, durumda ... iç mekan tasarımını 'Essiz Iç Mimari Eser' olarak nitelendirmek bilim ve fenne, mesleğin gerekliliklerine göre doğru olmayacağını, buna ek olarak içmimar olarak nitelendirilen ... TC kimlik numaralı ...'ın Iç Mimarlar odası kayıt belgesi dava dosyasında bulunamadığını, ön araştırma olarak Iç Mimarlar Odası genel sekreterliğine bu TC kimlik numarasını sorgulattığımızda Iç Mimarlar Odası kaydı olmadığı bildirildiğini, Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği, Içmimarlar Odası Ana Yönetmeligi; MADDE 7 – (1) Oda üyelikleri aşağıdaki gibidir. a) (Degisik:RG-31/12/2010-27802) Asil Üyelik: Asil Üyelik için; 1) Türkiye sınırları içerisinde mesleklerini ve sanatlarını uygulamaya yasal olarak yetkili bulunan içmimarların, mesleki faaliyette bulunabilmeleri veya meslekleriyle ilgili bir iste çalısabilmeleri ve yahut meslek alanıyla ilgili eğitim faaliyetlerinde bulunabilmeleri için mezuniyetlerini izleyen bir ay içinde odaya üye olmaları ve yükümlülüklerini yerine getirmeleri zorunludur. Yönetmelik maddesi uyarınca; Iç Mimarlar Odası kaydı bulunmayan kişilerin yasal olarak iç mimarlık yapmak veya iç mimari proje yapmak gibi yetkileri olmadığı görülmektedir. Bu konuda ... TC Kimlik numaralı ...'ın yapılan proje tarihi öncesinde TMMOB iç mimarlar odasına kayıtlı olduğu yönünde görüş ve kanaatlerini sunmuşlardır.
KANAAT VE GEREKÇE
Uyuşmazlığın; davacı tarafça iddia edilen, davalı tarafın tecavüz eyleminin tespitine, men’i ve ref’i talebine ilişkin olduğu anlaşılmıştır.
Dosyanın incelenmesinde davalı vekilinin cevap dilekçesinde davalının adresinin Küçükçekmece olduğundan davaya bakmaya yetkili mahkemelerin Bakırköy Fıkri ve Sınai Haklar Mahkemeleri olduğundan bahisle mahkememiz yetkisine itiraz edildiği; davacının yerleşim yeri mahkememiz yargı çevresi içerisinde olduğu ve davanın FSEK kapsamında açılan dava niteliğinde olduğu FSEK m. 66/5 uyarınca mahkememizin yetkili olduğu gözetilerek yetki itirazların reddine karar verilerek yargılamaya devam olunmuştur.
Yargıtay kararlarına göre, FSEK kapsamındaki uyuşmazlıkta dava konusu fikri ürünün “eser” niteliği taşıyıp taşımadığı re'sen araştırılmalıdır. FSEK'in 1/B maddesinde öngörülen tanım dikkate alındığında bir fikir ve sanat ürününün eser olarak nitelendirilebilmesi için iki unsuru haiz olması gerekir. Bunlardan ilki, fikir ve sanat ürününün sahibinin hususiyetini taşıması”, ikincisi ise kanunda sayılan eser kategorilerinden birine dahil olması"dır. Doktrinde, bu unsurlardan ilkine “sübjektif unsur” veya esasa ilişkin şart', ikincisine ise “objektif unsur” veya “şekle ilişkin şart” denilmektedir. Subjektif unsur gereğince, bir fikir ve sanat ürününün eser olarak kabul edilebilmesi için, bu ürünün onu meydana getiren kişinin “hususiyetini” taşıması gerekmektedir. Başka bir deyişle eser onu yaratan zihnin bireyselliğini gösteren özellikler taşımalıdır. Objektif unsur gereğince, bir fikir ve sanat ürününün hukuk alanında korunmayı hak edebilmesi için, sahibinin hususiyet arz eden fikri çabasının somut neticesi olması gerekir. Başka bir deyişle bu fikri çaba gözle görülebilir, elle tutulabilir, kulakla duyulabilir, kısaca algılanabilir olmalıdır. Fikir ve düşünceler, ancak bir şekle büründüğünde yani eser formunda açıklığında fikri hukuk kapsamına girer' . Diğer taraftan eserde algılanabilir olma dışında düşüncenin açıklanış formatı da önemlidir. Yani fikir ve sanat ürününün FSEK'te öngörülmüş olan düşünceyi ifade formatlarından birine dahil olması gerekir. FSEK'te eser formatları olarak; ilim ve edebiyat eserleri, musiki eserleri, güzel sanat eserleri, sinema eserleri ve bağlı eser olarak kabul edilen işlenme eserler gösterilmiştir. Dolayısıyla bir fikir ve sanat ürününü bu formatlardan birine sokmak mümkün değilse, onu kanuna göre eser saymak ve korumak da mümkün olmayacaktır.
Bilindiği üzere bir ürünün eser vasfını haiz olup olmadığı Hâkim tarafından resen nazara alınacak ve araştırılacak bir husustur. Dolayısıyla bu araştırma yapılırken tarafların sözleşmede yer alan tanımlamalarına veya isimlendirmelerine bakılmaz. Her somut olaya göre eser vasfının değerlendirilmesi yapılmalıdır. Zira uygulanacak hukuk normları bu belirlemeye göre değişmektedir.
5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanununda öngörülen hükümleri uygulanması için öncelikle ortada “eser” niteliğini haiz bir ürün mevcut olmalıdır. Eser vasfını taşımayan herhangi bir ürün hakkında 5846 sayılı Yasada eser sahipleri lehine öngörülen korumadan yararlanılamaz. Bu nedenle öncelikle, müşteki tarafın çalışmasının “eser” niteliğini haiz olup olmadığı hususu açıklığa kavuşturulmalıdır.
5846 sayılı yasanın 1/B maddesinde genel olarak eser tanımaması yapılmış olup bu tanıma göre eser; “sahibinin hususiyetini taşıyan ve ilim ve edebiyat, musiki, güzel sanatlar veya sinema eserleri olarak sayılan her nevi fikir ve sanat mahsullerini” ifade eder, Bu tanım dikkate alındığında; bir fikir ve sanat mahsulünün eser olarak nitelendirilebilmesi için iki unsuru içermesi gerekmektedir. Bu unsurlardan ilki; fikri ürünün sahibinin hususiyetini taşıması ”, ikincisi de; meydana getirilen ürünün “kanunda belirtilen eser türlerinden birine dahil olması”dır. Doktrinde bu şartlardan ilki; “esasa ilişkin şart” veya “sübjektif unsur” ikincisi ise; “şekle ilişkin şart” veya “objektif unsur” olarak nitelenmektedir'.
Bir fikri ürünün eser olabilmesi için, sahibinin “hususiyet ”ini taşıması gerekir. Bu unsur, fikri ürünün FSEK kapsamında korunabilmesinin ilk şartı olup, aynı zamanda korumanın kapsamını da tayin eder.
Tekinalp'e göre; hususiyet tabirinden esasen anlaşılması gereken “anlatım ” (üslup)dır. Yazar, her üslubun sahibinin yaratıcılığını içerdiğini ve bu sebeple “öznel” olduğunu belirtmektedir. Ancak bu anlatımın muhakkak orijinal olmasının aranmaması, bununla birlikte anlatım”da da bir “düzey”in bulunması gerektiğinden bahseder. Bu düzeyin tayininde de “sıradan olmama ” ölçütünün genel bir ölçüt olarak benimsenebileceğini ifade etmektedir?.
Meydana getirilen ürünün FSEK'de belirtilen eser türlerinden birine dahil olması gerekmektedir. Bu türlerden birine dahil olmayan bir ürünü eser olarak korunması söz konusu olamaz. Bu kategoriler de yukarıda da belirtildiği üzere aynı Kanunun 1/B maddesinde tek tek sayılmış olup; “ilim ve edebiyat eserleri” “musiki eserleri”, “güzel sanat eserleri” ve “sinema eserleri”dir.
Uyuşmazlık konusunu oluşturan ürün ise FSEK m.4'de ifade edilen Güzel Sanat Eserleri kategorisinde tartışılması gerekmektedir.
FSEK m. 4'e göre güzel sanat eserleri; 1. Yağlı ve sulu boya tablolar, her türlü resimler, desenler, pasteller, gravürler”, güzel yazılar ve tezhipler', kazıma, oyma, kakma veya benzeri usullerle maden, taş, ağaç veya diğer maddelerle çizilen veya tespit edilen eserler, kaligrafi"', serigrafi'”, 2. Heykeller, kabartmalar ve oymalar, 3. Mimarlık eserleri, 4. El işleri ve eserleri, minyatürler ve süsleme sanatı ürünleri ile tekstil, moda tasarımları, 5. Fotoğrafik eserler ve slaytlar, 6. Grafik eserler, 7. Karikatür eserleri ve 8. Her türlü tiplemelerdir'.
Güzellik duygusuyla ilgili olan bu tür eserlerin, ilim ve edebiyat eserleri ile musiki eserlerinden farklı bir ifade ediliş tarzı vardır. Bu nedenle güzel sanat eserlerinde ne dil, ne yazı, ne de ses ifade aracı olabilir. Zira, güzel sanat eserleri statik bir yapıya sahiptirler ve kural olarak yalnızca bir yüzey veya madde üzerinde tecessüm ettirilmek suretiyle açıklanabilirler. İlim ve edebiyat eserleri ile musiki eserlerinin eser sayılabilmeleri için “sabitleşme” olgusu bir ön şart olmadığı halde, bir fikri ürünün güzel sanat eseri olarak korunabilmesi , sahibinin hususiyetini taşıyan bu fikri çalışmanın aynı zamanda maddi bir varlık üzerinde “somutlaşması ” gerekir',
FSEK m.4'te sayılan eserlerin sahibinin hususiyetini taşımasının yanında, estetik niteliği de haiz olmaları gerekir. Estetik nitelikten maksat; eserin güzel olup olmaması değil, eserin estetik iddia taşımasıdır'. Buna karşın, bir eserin güzel sanat eseri sayılması için, eserin estetik gaye ile yapılmış olması şart değildir. Estetik bir amaçla yapılmayan belki pratik bir ihtiyacı karşılamak amacıyla meydana getirilmiş eşyalar da güzel sanat eseri olarak kabul edilebilir.
Somut olaya dönüldüğünde, davacının dayanak yaptığı iç mekan tasarımının FSEK kapsamında fikri ürün olarak sahibinin hususiyetini taşıma niteliğine sahip olmadığı, tasarımında kullanılan genel ve detay unsurlarının piyasada birçok kuyumcu mağazasında da kullanıldığı yönelik uzman bilirkişi rapor içeriği de dikkate alınarak mimari eser olarak güzel sanat eseri niteliğinde olmayan herhangi bir ürün hakkında 5846 sayılı Yasada eser sahipleri lehine öngörülen korumadan yararlanılamayacağı, dava dilekçesinin içeriği itibariyle ayrıca SMK kapsamında tescilli ya da tescilsiz tasarım inlemesinin dava konusu olmadığı gözetilerek 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanununda öngörülen hükümleri uygulanarak korumaya yönelik şartlar bulunmadığından davanın reddine yönelik aşağıdaki şekilde hüküm tesisi yoluna gidilmiştir.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın REDDİNE,
2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi uyarınca hesap olunan 615.40 TL karar harcından peşin yatırılan 427.60-TL'nin mahsubu ile kalan 187,80 TL bakiye karar harcının davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
3-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca davalı yararına hesap olunan 40.000-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak kendisini vekille temsil ettiren davalıya verilmesine,
4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
5-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,
Dair davacı vekili ve davalı vekilinin yüzüne karşı, (HMK 345/1 md. gereğince) gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Mahkememize veya başka bir yer mahkemesine dilekçe ile başvurmak ve istinaf harcı ile gerekli giderlerin tamamı ödenmek suretiyle, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı. 27/05/2025
Katip ...
¸
Hakim ...
¸