T.C.
İSTANBUL
4. FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/169 Esas
KARAR NO : 2025/112
DAVA : Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 15/09/2023
KARAR TARİHİ : 27/05/2025
Mahkememizde görülmekte bulunan Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Dava dilekçesinde özetle; müvekkillerinin 23.11.1999 tarihinde ... ve ... tarafından kurulduğunu, kurulduğu günden bu tarafa '...' adıyla tanınan, bilinen Davacı Şirket “... A.Ş.” şirket unvanı, "...", “...”, "...", "..." ve "..." tescilli markaları ile dünyaca ünlü birçok markayı Türk halkının hizmetine sunduğunu, Türkiye'nin hemen her yerinde mağazalar açtığını, farklı alanlarda faaliyet gösterdiğini ve göstermekte olduğunu, davacının “...A.Ş.” şirket unvanı, “...” ve "..." tescilli markasını ve logosunu Türkiye'de ve dünyada tanınmış hale getirdiğini, davalı tarafın, davacı şirketin durumunu ve tanınırlığını bildiği halde “..." markasını 10.03.2023 tarihinde ...tescil no ile kendi adına tescil ettirdiği, davacının kamuoyunca bilinen markasından faydalanmaya yönelik bu hareketin haksız rekabete yol açtığı, davacının "...", "..." ve "..." internet adreslerinin de sahibi olduğunu, kurulduğu günden bu yana "..." markasını faturalarında, internet sayfalarında, tüm yazışmalarında, antetli kağıdında, kartvizitlerinde, şirket merkezlerinin girişlerinde, gazete ilanlarında, gazete haberlerinde, her yıl dağıttığı ajandalarında kullandığını, bu markanın kendisi ile bütünleşmiş olduğunu, "..." markasını ve logosunu Türkiye'de ve dünyada tanınmış hale getirdiğini, davalı şirketin ticaret unvanından ... ibaresinin terkini talebi ile ... 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi ... esas sayılı dosyası ile görülmekte olan davanın bulunduğu, davalının davacı adına tescilli "..." markasını izinsiz olarak kendi adına aldığı "..." internet sayfasında iltibas yaratacak şekilde aynen kullandığı, davalı Şirketin markalarını kullanarak davacı ile arasında organik bir bağ olduğu izlenimi oluşturduğunu ve müşterilerine bu şekilde bilgiler verdiğini, davalının adına almış olduğu internet sitesi incelendiğinde davacı markasının izinsiz olarak iltibasa açık şekilde kullandığı ve davacının bir parçası olduğu izlenimi oluşturduğunu, piyasada karışıklığa yol açarak asıl hak sahibi olan Davacı Şirketin ticari itibarına ve ekonomik ilişkilerine balta vurduğu, davalının davacı Şirketin kalite ve ticari hacminden yararlanırken davacı şirketin ticari itibarının zarar gördüğünü ileri sürerek , öncelikle "..." markasının; üçüncü kişilere devrinin, lisans verilmesinin, ticari amaçla kullanılmasının, "..." sitesindeki ve internetteki diğer tüm mecralardaki tüm tanıtım ve kullanımının ve diğer tecavüz teşkil eden eylemlerinin engellenmesi yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesini, davalı adına...tescil no ile tescilli "..." markasının hükümsüzlüğünün tespiti ve sicilden terkinini talep ve dava etmiştir.
Davalı cevap dilekçesinde özetle; davalı şirketin seri marka tescili kapsamında 17 seneyi aşkın süredir kullandığı ... ibareli markalarının mevcut olduğunu, üstelik davaya konu markalar arasında sınıfsal benzerlik olmadığını, davaya konu markanın 2006 yılında tescil sağladığı ...markasının seri markası niteliğinde olduğunu, davalının esas markası olan 07.12.2006 başvuru tarihli,...sınıflarda tescilli, dem-sa group şekil ibareli ... tescil numaralı markanın TPMK nezdinde 2006 yılında tescil edildiği, ... markasının seri markası niteliğinde olan TPMK nezdinde davalı adına tescilli diğer "..., ..., ..." ibareli markaların bulunduğu, tescil başvurusu yapılan bir markanın başka bir markanın tescili sebebi ile reddedilebilmesi için hem markalar arasında sınıfsal benzerlik hem de markalar arası aynılık/iltibas yaratacak derecede benzerlik koşullarının birlikte gerçekleşmesi gerektiği, taraf markalarının farklı sınıflarda tescilli olduğu, davacının davalı şirket adına tescilli .... ve ... Sınıflarda herhangi bir tescilli markası bulunmadığı, ayrıca bu sınıflarda dava konusu marka ile faaliyette bulunulmadığının da açıkça bu beyanlarından anlaşıldığı, davacının dava dilekçesinde beyan ettiği dava konusu dışında kalan ve davacıya ait olmayan uluslararası ünlü markaların distribütörlüğünün yapıyor olmasının dava ile ilgisi olmadığını, söz konusu markaların sahibinin de davacı olmadığı, davaya konu markalar arasında iltibas oluşturacak düzeyde benzerlik olmadığı, markaların tüketici tarafından karıştırılmasının mümkün olmadığı, hükümsüzlüğü talep edilen markanın siyah zemin üzerine yeşil ve beyaz renkte ve oval yazı stili ile yazılmış ‘...’ olduğu ve davacının kırmızı zemin üzerine beyaz renkte ve köşeli yazı stili ile yazılmış ... markası ve beyaz zemin üzerine siyah renkte yazılan ..., ... markalar, ... markaları bütünsel olarak birbirinden çok farklı olduğu, davalı markasının başlangıç kısmında yuvarlak içine alınmış kuş görseli ve yuvarlağın kenarlarında yıldızlar bulunduğunu, davacı ve davalı şirketin markalarının görsel olarak halk tarafından karıştırılması veya ilişkilendirilmesinin mümkün olmadığı, davacı markasının tanınmış marka olmadığını, aksine davalı markasının uzun yıllardır yoğun kullanımlar nedeniyle tanınmış marka olduğunu, 2022 yılında Türkiye ihracatında 497. sırada yer aldığını, davalı şirketin sermayesi güçlü ve güvenlik hizmetleri alanında bakanlık izinlerini alarak çalışan bir şirket olduğunu, markaların farklı sınıflarda tescilli olduğu, birbirlerine iltibas oluşturacak derecede benzer olmadıkları, markaların görsel olarak birbirlerinden kolaylıkla ayrıldığı, davalının 14 yıldır ulusal ve uluslararası alanda faaliyet gösterdiği, 2006 yılında tescilini sağladıkları markanın piyasada tanınır hale gelmesini sağladığı, dava konusu markanın 2006 yılında tescilini yaptıkları markanın seri markası niteliğinde olduğunu ileri sürerek davanın reddini talep etmiştir.
Davacı cevaba cevap dilekçesinde özetle; ... markasını davalıdan çok daha önce kullanmaya başladığını, davacı markalarının davalı marka ve kullanımlarından daha önce tescil edildiği, davacının çok sayıda farklı sektörde faaliyetlerinin bulunduğu, davacı ... markasının davacının çok yönlü çalışmaları nedeniyle meşhur ve maruf hale getirildiği, davalının davacının ününden yararlandığı, davalı şirkete karşı ... 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinde ... Esas sayı ile açılan tecavüz davasının davacı lehine sonuçlandığı, davalının internet sitesinde markayı davacı ile iltibas yaratacak şekilde aynen kullandığını ileri sürerek davanın kabulünü talep etmiştir.
Davalı ikinci cevap dilekçesinde özetle; tedbir taleplerinin reddini, davanın reddini, yargılama giderleri ve vekalet ücretlerinin karşı tarafa tahmilini talep etmişlerdir.
01/07/2024 tarihli bilirkişi raporunda özetle; davacıya ait olduğu belirtilen bahsi geçen “...” internet web sitesinin güncel olarak kullanımda ve aktif olduğunu, alan adının whois (sahip) bilgileri kontrol edildiğinde bu alan adının 31.03.2003 tarihinin kayıt olunduğu ve internet sitesinin içerikleri detaylıca incelendiğinde genel olarak “...” adıyla “...” sektörlerine dair faaliyetler ile ilgili internet sitesi olarak kullanıldığını, davacıya ait olan ilgili internet web sitesinin “...” adresinde davacı tarafından beyan etmiş olduğu gibi uzun yıllardan bu yana yoğun bir şekilde kullanıp kullanılmadığını tespit edebilmek adına dünyanın en önde gelen web arşiv sistemi üzerinden yapılan inceleme sonucunda ilgili internet sitesinin 2006 yılından bu yana arşiv kayıtlarına ulaşıldığı ve 2006 yılından bu yana davacı tarafından “...” adıyla “...” sektörlerine dair faaliyetler ile ilgili internet sitesi olarak kullanıldığı tespit edildiğini, davalıya ait olduğu belirtilen bahsi geçen “...” internet web sitesinin güncel olarak kullanımda ve aktif olduğunu, alan adının whois (sahip) bilgileri kontrol edildiğinde bu alan adının 05.09.2022 tarihinin kayıt olunduğu ve internet sitesinin içerikleri detaylıca incelendiğinde genel olarak “...” adıyla “...” sektörlerine dair faaliyetler ile ilgili internet sitesi olarak kullanıldığını, davalıya ait olan ilgili internet web sitesinin “...” adresinde davalı tarafından beyan etmiş olduğu gibi uzun yıllardan bu yana yoğun bir şekilde kullanıp kullanılmadığını tespit edebilmek adına dünyanın en önde gelen web arşiv sistemi üzerinden yapılan inceleme sonucunda ilgili internet sitesinin 2023 yılından bu yana arşiv kayıtlarına ulaşıldığı ve davalı tarafından “..” adıyla “Güvenlik Hizmetleri” sektörlerine dair faaliyetler ile ilgili internet sitesi olarak kullanıldığı tespit edildiğini, davalıya ait ...A.Ş.’nin faaliyet alanının 5188 Sayılı Özel Güvenlik Hizmetlerine Dair Kanunun ve Uygulama Yönetmeliği kapsamında koruma ve güvenlik hizmeti olduğu, dolayısıyla davacıya ait şirketlerin faaliyetleriyle arasında bir benzerlik bulunmadığı, ayrıca davalı güvenlik şirketince kullanılan logonun da, davacı şirketleri tarafından kullanılan logodan tamamen farklı olduğu kanaatine varıldığını, taraflara ait markalar incelendiğinde; davacı tarafa ait markaların esas unsurda yer alan “...” ibaresi olduğunu, davalı markasında yer alan “...” ibaresinin ayrı ve öne çıkar şekilde kullanılmadığını, davacı taraf markasının giyim,tekstil alanında bilinirlik sahibi olduğu fakat tanınmış marka statüsünde olmadığını, güvenlik hizmet sektöründe bir kullanımı olmadığından davalı markasından dolayı iltibas yaratılmayacağı, davalı markasının hükümsüzlük şartlarının oluşmadığı yönünde görüş ve kanaatlerini sunmuşlardır.
13/01/2025 tarihli bilirkişi raporunda özetle; dava dilekçesinde davacıya ait olduğu belirtilen ... alan adı kontrol edildiğinde alan adının 31.03.2003 tarihinde alındığı/kayıt edildiğini, alan adı kayıt şirketinin ... olduğunu, alan adı sahibi/yetkilisi bilgilerine ... firmasından talep edilerek ulaşılabileceğini, web sitesi markalar menüsü altında moda, turizm, gayrimenkul bilgilerinin olduğunu, web sitesi iletişim bilgilerind.....com yazdığını, web sitesinde ... şeklinde kullanım olduğunu, ... web archive kayıtları kontrol edildiğinde 26 Nisan 2006 ile 04 Ağustos 2024 tarihleri/aralığında toplamda 366 kez kaydedildiğini, örnek olarak alınan 10 Ekim 2006 tarihli web archive kaydında ...şeklinde, 15 Haziran 2011 tarihli web archive kaydında şeklinde, 02 Haziran 2016 tarihli web archive kaydında şeklinde, 28 Haziran 2020 tarihli web archive...kaydında ... şeklinde kullanım olduğu, 02 Haziran 2016 tarihli web archive kaydı markalar menüsünde moda, turizm, gayrimenkul, sanat bilgilerinin olduğunu, 28 haziran 2020 tarihli web archive kaydı markalar menüsünde moda, turizm, gayrimenkul bilgilerinin olduğunu, dava dilekçesinde davacıya ait olduğu belirtilen ... alan adı kontrol edildiğinde alan adının 26.03.2008 tarihinde alındığı/kayıt edildiğini, alan adı sahibi/yetkilisi bilgilerinde ... Tic. A.Ş. yazdığını, mevcut durumda web sitesine ulaşılamadığını, .../ web archive kayıtları kontrol edildiğinde 14 Temmuz 2010 ile 05 Mart 2016 tarihleri/aralığında toplamda 32 kez kaydedildiğini, örnek olarak alınan 14 Temmuz 2010 tarihli web archive kaydında ... alan adına yönlendirme yapıldığını, 09 Temmuz 2012 tarihli web archive kaydında ... şeklinde, 18 Mayıs 2013 tarihli web archive kaydında ... şeklinde, 21 Haziran 2014 tarihli web archive kaydında... şeklinde kullanım olduğunu, dava dilekçesinde davacıya ait olduğu belirtilen ... alan adı kontrol edildiğinde alan adının 17.08.2012 tarihinde alındığı/kayıt edildiğini, alan adı sahibi/yetkilisi bilgilerinde... A.Ş. yazdığını, web sitesinin flash özelliği kullanılarak yapıldığından ve flash kullanımdan kaldırıldığından (Flash desteği 31 Aralık 2020’de sona ermiştir.) web sitesi içeriği görüntülenememiş olup, web archive kaydı kontrol edildiğinde ... linkine ilişkin 27 Kasım 2021 tarihli web archive kaydında ... şeklinde kullanım olduğu, davalı yönüyle inceleme; dava dilekçesinde davacıya ait olduğu belirtilen ... alan adı kontrol edildiğinde alan adının 05.09.2022 tarihinde alındığı/kayıt edildiğini, alan adı kayıt şirketinin ... A.Ş. olduğunu, alan adı sahibi/yetkilisi bilgilerine... A.Ş. firmasından talep edilerek ulaşılabileceğini, name servers bilgilerinde ... yazdığı, web sitesi hizmet alanlarımız menüsü altında konser güvenliği, havaalanı güvenliği, koruma hizmetleri, mücevherat taşıma güvenliği, gizli gözetleme bilgilerinin olduğunu, web sitesi iletişim bilgilerinde Merkez: ... yazdığı, web sitesinde ... şeklinde kullanım olduğunu, ...web archive kayıtları kontrol edildiğinde 11 Eylül 2023 ile 25 Kasım 2024 tarihleri/aralığında toplamda 18 kez kaydedildiği, örnek olarak alınan 31 Ekim 2023 tarihli web archive kaydında hizmet alanlarımız menüsü altında şantiye güvenliği, havaalanı güvenliği, süperyat güvenliği, jeopolitik risk analizi, arka plan taraması bilgilerinin olduğu, ... şeklinde kullanım olduğunu, marka incelemesi neticesinde; davacının ... ve ... sayılı markaları ile davalı ... sayılı markasının benzer olduğu ve aynı/benzer hizmetleri kapsadığını, markalar arasında karıştırılma ihtimali bulunduğunu, davalı markasının tescilli olduğu .... Sınıfta yer alan “Gayrimenkul komisyonculuğu, müşavirliği ve idaresi hizmetleri” ile ... Sınıfta yer alan “Hukuki hizmetler (sınai ve fikri mülkiyet hakları konusunda danışmanlık hizmetleri dahil). güvenlik hizmetleri. evlendirme büroları hizmetleri. cenaze hizmetleri. giysi kiralama hizmetleri. yangın söndürme hizmetleri. refakat etme hizmetleri.” açısından SMK md.6/1 uyarınca hükümsüzlük koşullarının oluştuğunu, davacının ... ibareli markasının, davalı markasının başvurulduğu 06.09.2022 tarihinden önce davacı tarafından .. ve ...sınıf kapsamındaki hizmetlerde marka fonksiyonunu yerine getirir şekilde kullanıldığının ispatlanamadığını, işbu davada... sayılı marka açısından SMK m.6/3 uyarınca önceye dayalı kullanım/gerçek hak sahipliğine dayalı hükümsüzlük koşullarının oluşmadığını, davacının ... ibareli markalarının tanınmış marka olduğunun ispatlanamadığını, davalı ... sayılı markasının SMK md. 6/5 uyarınca tanınmışlığa dayalı hükümsüzlük koşullarının oluşmadığı yönünde görüş ve kanaatlerini sunmuşlardır.
01.05.2025 tarihli bilirkişi raporunda özetle; davacıya ait olduğu belirtilen .../ alan adlı web sitede yapılan incelemede; site alan adında ve site içeriğinde “...” ibaresinin yer aldığını, site içeriğinde ve logolarının kullanıldığını, sitede ...’un 2000 yılında kurulduğunu, birçok markanın Türkiye temsilcisi olduğunu, firma ticaret unvanının ...a.ş. Olduğunu, firma adresinin ...olduğunu, firma iletişim numaralarının ... ve ... olduğunu, firma mersis numarasının ... olduğunu, firma ticaret sicil numarasının ... olduğunu, sitede firmanın Moda, Turizm ve Gayrimenkul alanlarında markalarının olduğunun belirtildiğini, site tescil bilgilerinde; o Alan adının ... Ltd. firması tarafından kayıt edildiğini, o alan adı sahibi kişi bilgileri, .com uzantılı alan adlarında kişisel bilgilerin gizliliği kapsamında, internet alan adı dağıtımını sağlayan ... organizasyonu tarafından alan adı kaydı sağlayan firmalara WHOIS sorgulamalarından kişisel bilgilerin... (...) kapsamında 17 Mayıs 2018 tarihinden itibaren kaldırılması gerekliliğinden dolayı, alan adının kime ait olduğunun tespiti yapılamamış, alan adının kayıt kimlik bilgisinin bulunmadığını, o alan adının 31.03.2003 tarihinde kayıt ettirildiği ve 31.03.2026 tarihine kadar kayıtlı olduğunu, sitenin 26.04.2006-16.02.2025 tarihleri arasında 388 adet arşiv kaydı olduğunu, sitede 10.11.2006 tarihli ilk arşiv kaydı itibariyle logosunun yer aldığı tespit edildiğini, davacıya ait olduğu belirtilen ... alan adlı web sitede yapılan incelemede; site alan adında “...” ibaresinin yer aldığını,...alan adıyla hizmet veren herhangi bir sitenin olmadığını, alan adı tescil bilgilerinde; o alan adının halihazırda aktif olduğunu, o Alan adının ...Tic.A.Ş. firması tarafından ....A.Ş. firması adına kayıt edildiğini, o alan adının 26.03.2008 tarihinde kayıt edildiği ve kayıt süresinin 25.03.2026 tarihinde sona ereceğini, o site erişim ve yer sağlayıcısının ...A.Ş. firması olduğunu, sitenin 14.07.2010-05.03.2016 tarihleri arasında 32 adet arşiv kaydı olduğunu, sitenin 07.06.2012 tarihli ilk arşiv kaydı itibariyle logosunun kullanıldığı tespit edildiğini, davacıya ait olduğu belirtilen ... alan adlı web sitede yapılan incelemede; site içeriğinin eski flash teknolojisinin kullanılması sebebiyle tarayıcı tarafından desteklenemediği ve görüntülenmediğini, site tescil bilgilerinde; o alan adının ...Tic.A.Ş. firması tarafından ... Tic.A.Ş. firması adına kayıt edildiğini, o alan adının 17.08.2012 tarihind ekayıt edildiği ve kayıt süresinin 16.08.2025 tarihinde son bulacağını,o site erişim ve yer sağlayıcısının ... A.Ş. firması olduğunu, sitenin 31.07.2013-12.10.2024 tarihleri arasında 25 adet arşiv kaydı olduğunu, sitenin 31.07.2013 tarihli ilk arşiv kaydı itibariyle logosunun kullanıldığı tespit edildiğini, davalıya ait olduğu belirtilen ...alan adlı web sitede yapılan incelemede; site alan adında ve site içeriğinde “...” ibaresinin kullanıldığını, site içerisinde halihazırda logosunun kullanıldığını, sitede firmanın Kıymetli evrak taşıma güvenliği, Yurtdışı risksiz iş kararları içim durum tespiti incelemesi, Bina ve alan güvenliği, Gizli gözetleme ve Varlık izleme ve kurtarma hizmetleri sunduğunun belirtildiğini, sitede ... A.Ş. yönetim kurulu başkanı ... tarafından markası olan ...’in 2000 yılında ticari faaliyetlerine başladığının belirtildiğini, Firma iletişim bilgilerinde; Firma adresinin ..., o firma iletişim numarasının ...olduğunu, site tescil bilgilerinde; o alan adının ...A.Ş. firması tarafından kayıt edildiğini, o alan adı sahibi kişi bilgileri, .com uzantılı alan adlarında kişisel bilgilerin gizliliği kapsamında, internet alan adı dağıtımını sağlayan ... organizasyonu tarafından alan adı kaydı sağlayan firmalara WHOIS sorgulamalarından kişisel bilgilerin Avrupa Birliği Veri Koruma Yönetmeliği (GDPR) kapsamında 17 Mayıs 2018 tarihinden itibaren kaldırılması gerekliliğinden dolayı, alan adının kime ait olduğunun tespiti yapılamamış, alan adının kayıt kimlik bilgisinin bulunmadığını, o alan adının 05.09.2022 tarihinde kayıt ettirildiği ve 05.09.2032 tarihine kadar kayıtlı olduğunu o site erişim ve yer sağlayıcısının “...A.Ş” olduğunu, sitenin 11.09.2023-04.03.2025 tarihleri arasında 24 adet arşiv kaydı olduğunu. sitede 11.09.2023 tarihli ilk arşiv kaydı itibariyle logosunun kullanıldığı tespit edildiğini, markalar üzerinde yapılan incelemede; davacının, davalı markasına müdahalesinin ancak ... Sınıf içerisindeki hukuki hizmetler (sınai ve fikri mülkiyet hakları konusunda danışmanlık hizmetleri dahil). güvenlik hizmetleri. evlendirme büroları hizmetleri. cenaze hizmetleri. giysi kiralama hizmetleri. yangın söndürme hizmetleri. refakat etme hizmetleri grubu için değerlendirilebileceğini, davacı markasının tanınmışlığının saptanamadığını, markalar arasında benzerlikler bulunmakla birlikte davalı markasının ayırt edici unsurlar taşıdığı ve halkta karıştırılma tehlikesi yaratmadığını, dolayısıyla davalının ...no.lu markasının hükümsüzlük koşullarının oluşmadığını, davalı marka kullanımının, davacı markalarına tecavüz teşkil etmediği yönünde görüş ve kanaatlerini sunmuşlardır.
KANAAT VE GEREKÇE
Uyuşmazlığın; davalı adına tescilli "..." ... tescil numaralı markasının hükümsüzlüğü ve sicilden terikini isteminden ibaret olduğu anlaşılmıştır.
6769 sayılı SMK'nun 25.maddesinde "(1) 5 inci veya 6 ncı maddede sayılan hâllerden birinin mevcut olması hâlinde mahkeme tarafından markanın hükümsüzlüğüne karar verilir.(2) Menfaati olanlar, Cumhuriyet savcıları veya ilgili kamu kurum ve kuruluşları markanın hükümsüzlüğünü mahkemeden isteyebilir.(3) Marka hükümsüzlük davası, dava tarihinde sicilde marka sahibi olarak kayıtlı kişilere veya hukuki haleflerine karşı açılır. Markanın hükümsüzlüğü davalarında Kurum taraf gösterilmez.(4) Bir marka, 5 inci maddenin birinci fıkrasının (b), (c) ve (d) bentlerine aykırı olarak tescil edilmiş olup da kullanım sonucunda tescil edildiği mal veya hizmetler bakımından hükümsüzlük talebinden önce ayırt edici nitelik kazanmışsa hükümsüz kılınamaz.(5) Hükümsüzlük hâlleri, markanın tescil edildiği bir kısım mal veya hizmete ilişkin bulunuyorsa, sadece o mal veya hizmet yönünden kısmi hükümsüzlüğe karar verilir. Marka örneğini değiştirecek biçimde hükümsüzlük kararı verilemez.(6) Marka sahibi, sonraki tarihli bir markanın kullanıldığını bildiği veya bilmesi gerektiği hâlde bu duruma birbirini izleyen beş yıl boyunca sessiz kalmışsa, sonraki tarihli marka tescili kötüniyetli olmadıkça, markasını hükümsüzlük gerekçesi olarak ileri süremez.(7) 6 ncı maddenin birinci fıkrası uyarınca açılan hükümsüzlük davalarında 19 uncu maddenin ikinci fıkrası hükmü def’i olarak ileri sürülebilir. Bu durumda kullanıma ilişkin beş yıllık sürenin belirlenmesinde dava tarihi esas alınır. Hükümsüzlüğü istenen markanın başvuru veya rüçhan tarihinde, davacının markası en az beş yıldır tescilli ise davacı ayrıca, söz konusu başvuru veya rüçhan tarihinde 19 uncu maddenin ikinci fıkrasında belirtilen şartların yerine getirildiğini ispatlar."
6769 sayılı SMK'nun 6.maddesinde "(1) Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir.(2) Ticari vekil veya temsilcinin, marka sahibinin izni olmaksızın ve haklı bir sebebe dayanmaksızın markanın aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerinin kendi adına tescili için yaptığı başvuru, marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir.(3) Başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine, marka başvurusu reddedilir.(4) Paris Sözleşmesinin 1 inci mükerrer 6 ncı maddesi bağlamındaki tanınmış markalar ile aynı veya benzer nitelikteki marka başvuruları, aynı veya benzer mal veya hizmetler bakımından itiraz üzerine reddedilir.(5) Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir.(6) Tescil başvurusu yapılan markanın başkasına ait kişi ismini, ticaret unvanını, fotoğrafını, telif hakkını veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkını içermesi hâlinde hak sahibinin itirazı üzerine başvuru reddedilir. (7) Ortak markanın veya garanti markasının yenilenmeme sebebiyle koruma süresinin sona ermesinden itibaren üç yıl içinde yapılan, ortak marka veya garanti markasıyla aynı veya benzer olan ve aynı veya benzer mal veya hizmetleri içeren marka başvurusu, önceki hak sahibinin itirazı üzerine reddedilir.(8) Tescilli markanın yenilenmeme sebebiyle koruma süresinin sona ermesinden itibaren iki yıl içinde yapılan, bu markayla aynı veya benzer olan ve aynı veya benzer mal veya hizmetleri içeren marka başvurusu, önceki marka sahibinin itirazı üzerine bu iki yıllık süre içinde markanın kullanılmış olması şartıyla reddedilir.(9) Kötüniyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir." belirtilmiştir.
SMK 6/1 hükmüne göre “Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir”.
Bu hüküm çerçevesinde bir ihlalin söz konusu olabilmesi için;
a.Tescilli marka ile aynı veya benzer bir işaretin kullanılması,
b.Tescilli marka ile aynı veya benzer işaretim aynı mal veya benzer mal veya hizmetlerde kullanılması,
c.Bu kullanımın karıştırılma ihtimaline neden olması gerekir.
Görüldüğü üzere burada hem markalar arası aynılık/benzerlik hem de mal ve hizmet sınıfları arasında aynılık/benzerlik karşılaştırmasının yapılması ve iltibasın yani karıştırılmanın söz konusu olup olmadığının değerlendirilmesi gerekir. İltibas değerlendirmesinin önce işaretlerin, sonra mal ve hizmetlerin benzerliği şeklinde bir sıralama yerine, her ikisinin bir arada ve birbirine nitelik olarak etkisi de gözetilerek birlikte yapılması gerekir.
Bilindiği üzere Karıştırılma (iltibas) terimi, ticari alandaki faaliyetlerde, şeyler arasında bir benzerliği veya karışımı ifade etmekte olup, satın alınan iki mal arasında veya kullanılan iki unvan arasında veya iş mahsullerinde birbirinden ayrılmayacak derecede benzerliğe istinat ettirilmesidir . İltibas doğrudan iltibas ve dolaylı iltibas olarak ikiye ayrılabilir; buna göre, karışıklığı yaratan aynı veya benzeri bir işaret, bu işaretin hitap ettiği çevrede, söz konusu markanın kullanıldığı mal veya hizmetin, iltibasa maruz bırakılan mal ve hizmetle özdeşleştirilmesine yol açıyorsa doğrudan iltibas söz konusu iken, karışıklığı yaratan aynı veya benzeri bir marka, bu markanın hitap ettiği çevrede, işaretler arasındaki farklılığı anlasalar bile benzerliğe dayalı olarak mal veya hizmetler arasında yanlış bağlantılar kurmasına yol açıyorsa dolaylı iltibas söz konusu olur .
İltibas ihtimalinin tespitinde, markanın bütünü itibariyle bıraktığı etki, eski markanın sahip olduğu ayırım gücü, telaffuz, biçim ya da anlam itibariyle bıraktığı etki, markaların kullanılacağı mal/hizmet türlerinin birbirine yakın olup olmadığı , markaların benzer alıcı çevrelerine hitap edip etmedikleri hususları dikkate alınmalıdır.
Ayrıca söz konusu markanın orta yetenekteki olağan müşteri ya da malın hitap ettiği alıcıların yanılma olasılıkları, bunların herhangi bir markanın yerine diğerini satın almalarının söz konusu olup olmadığı göz önünde tutulur. Yine iki marka arasında arasında biçim ve anlam bakımından bir benzerlik bulunmasa bile, özellikle ses uyumu ve telaffuz bakımından benzerlikleri belirgin ise markalar arasında iltibas tehlikesinin varlığı söz konusu olur.
Yine bir marka birden fazla unsuru ihtiva ediyorsa, asıl unsuru markanın bütünü itibariyle bıraktığı izlenim, tümüne hakim olan görünüş ve ayırıcılığını vurgulayan imajda aramak lazımdır. Sırf sözcükler tasviri işaret mahiyetinde oldu diye bu işaretin tescilinin engellenmesi yoluna gidilmemelidir. Örneğin bir işarette iki sözcükten oluşan yazı unsuru, işaretteki şekil unsuru nazara alınmadan değerlendirilmemelidir .
İki marka arasında iltibasın varlığı tespit edilirken eğer bu markalarda şekil unsuru da yer alıyorsa görsel, biçimsel, yazılış, okunuş, tasarım, anlamsal, ses uyumu, çağrıştırma, genel intiba kıstasları itibariyle karşılaştırılma yapılmalı ve sonucuna göre iltibasın var olup olmadığı tespit olunmalıdır.
Piyasada daha önceden aynı veya benzeri mal veya hizmetler için korunan ne kadar çok marka bulunuyorsa, yeni bir işaretin marka olarak tescili de o kadar zorlaşır. Marka olarak bir işaretin tescili için, o işaretin başka bir mal veya hizmeti ifade eden marka ile bir bağlantının mevcut olduğunu halkın zihninde uyandıracak derecede çağrıştırmaması gerekir. Aslında karıştırma ihtimalinin uç noktası, çağrıştırma ihtimalidir. Bir işaret, görsel, fonetik veya diğer bir açıdan farklı olsa bile, "bütünsel" bir açıdan kendisine yaklaşıldığında herhangi bir sebeple müşteri gözünde başka bir marka ile bağlantısı varmış intibaı yaratarak onu çağrıştırıyorsa ve bu yüzden müşterinin mal veya hizmet tercihinde etkili oluyorsa, marka olarak tescili engellenebilir veyahut hükümsüz kılınabilir. Markaların esas itibariyle bir mal veya hizmeti diğer bir mal veya hizmetten ayırt etmek maksadıyla kullanılmaları esas ise de, bazen müşteriler, bir markayı sadece mal veya hizmet ile değil, o mal veya hizmeti sağlayan işletme ile de irtibatlandırabilirler. Müşteriler, markalı mal veya hizmeti, sırf onu arz eden işletmeye duydukları güven ve beğeni sebebiyle tercih etmiş olabilirler. İşletmelerin birbirinden farklı olduğu bilinse dahi, kullanılan işaretlerin benzerliği müşterinin bu işletmeler arasında ekonomik veya organik bir bağ olduğunu düşünmesine yol açıyorsa sonuç yine değişmeyecek ve markalar arasında benzerlik olduğu kabul olunacaktır.
SMK 6/1 maddesinde de belirtildiği üzere bir markanın bir başka marka ile benzer olup olmadığının tespitinde "halk" tarafından karıştırılma ihtimali dikkate alınır. Halk tarafından karıştırılma ihtimalinde ölçü ise; bu işin ilgilisi veya uzmanı değil, tüketici olan halk olduğunun göz önünde tutulmasıdır. Karıştırılma ihtimalinde önemli olan husus, halkın bu iki işaret arasında herhangi bir şekilde ve herhangi bir sebeple bağlantı kurma ihtimalidir. Buradaki "ihtimal" kelimesi özenle ve özellikle kullanılmış bir kelime olup, şekil, ses, anlam, genel görünüm, çağrışım ve bir seri içinde bulunma izlenimi bu kapsamda değerlendirilmektedir. Hatta markalar arasında birçok noktada fark bulunduğu tespit edilse bile “umumi intiba” ikisinin karıştırılabileceği yönünde ise iki işaret arasında karıştırma ihtimalinin bulunduğu kabul edilmelidir”.
Başka bir deyişle, karıştırma ihtimali; görsel, biçimsel, anlamsal, işitsel benzerlikler, çağrıştırma, bir bütün olarak uyandırdığı toplu kanaat, malın veya hizmetin hitap ettiği alıcı grubunun toplumsal düzeyi ve durumu, markayı taşıyan malın değeri ve alıcının bu malı almaya ayırdığı zaman, markanın asıl unsurları ve tamamlayıcı unsurları, karşılaştırılan işaretler arasındaki benzerlik, telaffuz, anlam veya biçimden, işaretlerin toplu olarak bıraktığı izlenimden, seri içine girmekten veya başka bir çağrışımdan kaynaklanabilir. Yine halkın, karşılaştırılan işaretler arasında herhangi bir şekilde “bağlantı” kurabilmesi de benzerlik bulunduğunu kabul etmek için yeterli olmaktadır.
Benzerlik değerlendirmesinde markalar bir bütün olarak değerlendirilmektedir. Markanın bütünü itibariyle bıraktığı etki esas olduğundan, parçalara bölünerek inceleme yapılması ve özellikle markaların tek başına ayrım gücü bulunmayan tasviri işaretlerden oluşan kısımlarının aynı ve benzer olup olmadıkları üzerinde durulmasına da gerek yoktur. Çünkü markalar arasında benzerlik ve/veya iltibasın bulunup bulunmadığı hedef tüketici kitlesi dikkate alınarak tespit edilir.
Yargıtay 11. HD. ...E., ... K. No.lu kararında “....markalar arasındaki benzerliğin markanın bütünü itibariyle bıraktığı etki, alıcıların satın almayı düşündükleri yerine bir başka mal alacak durumda kalmaları halinde söz konusu olabileceği, markalar farklı unsurlardan oluşsalar dahi bütünü bakımından bıraktıkları etkinin diğer bir markayı çağrıştırmaması gerektiği, markalar esas unsurlarının benzer olması halinde, markanın genelinde etkisi az olan diğer hususlardaki farklılığa rağmen iltibasa yol açabileceği....." şeklinde karar verilmiştir.
Yargıtay kararlarına göre, birden ziyade kişiler adına tescilli ya da tescil başvurusu yapılan markaların kullanılacağı mal veya hizmetlerin benzer olup olmadıklarının tespitinde öncelikle TPMK tarafından yayınlanan sınıflandırmaya ilişkin
tebliğler uygulanacaktır. Bu durum marka tescil ve sınıflandırmada belirlilik ve tescilli markanın koruma sınırının saptanmasında da birlik ve istikrarın koşuludur. Ancak sınıflandırma ürünlerin benzerliğinin tespiti noktasında bağlayıcı bir etkisi bulunmamaktadır. Ürün benzerliği değerlendirmesinde halk nezdinde karıştırılma ihtimalinin bulunup bulunmadığının araştırılması gerekmektedir. Nitekim Sınai Mülkiyet Kanunu’nun 11/4 hükmüne göre; “ mal veya hizmetlerin aynı sınıflarda yer almaları benzer olduklarına, farklı sınıflarda yer almaları da benzer olmadıklarına karine teşkil etmez”. Demektedir.
Yargıtay, mal ve hizmet sınıf ve alt gruplarında benzerlik araştırmasında şu kriterleri göz önüne almakta ve her somut olay için araştırılması gerektiğini ifade etmektedir;
a)Piyasanın anlayışı, b)Benzer alıcı çevresine hitap edip etmediği, c)Benzer ihtiyaçları giderip gidermediği,
d.)Mal vya hizmetlerin birbiri yerine ikame edilebilme ve rekabet etme olanaklarnın olup olmadığı,
e.)Birinin diğerini tamamlama imkanı olup olmadığı,
f.)Mal veya hizmetlerin dağıtım kanallarının ortak olması, kullanım yöntemleri-amaçları- hedeflenen halk kesiminin aynı olup olmadığı hususları dikkate alınır.
Yine aynı sınıfın farklı alt gruplarında yer alan mal veya hizmetlerin benzerlik araştırmasında: piyasanın bu konudaki anlayışı, benzer alıcı çevresine hitap edip etmediği, benzer ihtiyaçları giderip gidermediği, birbirlerinin yerine ikame edilebilme ve vekalet etme olanaklarının ve birinin diğerini tamamlama imkanının bulunup bulunmadığı, dağıtım kanallarının, kullanım yöntemlerinin ve amaçlarının ortak olup olmadığı ölçütlerinin, hedeflenen halk kesimleri dikkate alınarak incelenmesi ve değerlendirilmesi gerekmektedir.
Somut olaya dönüldüğünde, davacı markası kırmızı zeminde olup davalı markası siyah fona yeşil renkli formatta olup, davacı markasının yazı fontu ile davalı markası yazım fontu birbirinden farklı olduğu; davacı markası bir şekil içermeyip kelime markası iken davalı markası kelime+şekil markası, davacı markası ile davalı markasında ortak kelime “...” kelimesi olduğu, davacının markası ana unsurun yanında “group” kelimesi, davalı markasında ise “güvenlik” yan unsuru ve “...” unsurları kullanıldığı sabittir. Dolayısıyla marka unsurları arasında “...” ana unsurunda benzerlik olsa da marka benzerliğinin bütünsel açıdan değerlendirildiğinde davalı markasının “güvenlik hizmetleri” kısmına vurgu yapıldığı ve böylelikle iki markanın birbirinden anlamsal ve görsel olarak uzaklaştığına kanaat getirilmiştir.
Davacının ... ana unsurlu pek çok markası olmasına rağmen davalıyla çakışan ... Sınıfta tescilli tek markası olan ...no.lu markasının .... Sınıfta “Hukuki hizmetler ( sınai ve fikri mülkiyet hakları konusunda danışmanlık hizmetleri dahil). Güvenlik hizmetleri. Evlendirme büroları hizmetleri. Cenaze hizmetleri. Giysi kiralama hizmetleri. Yangın söndürme hizmetleri. Refakat etme hizmetleri." hizmetlerinde tescilli olduğu görülmektedir.
Davalı markasının ... no. ile tescili ... ve .... Sınıfta “Sigorta hizmetleri. Finansal ve parasal hizmetler. Gayrimenkul komisyonculuğu, müşavirliği ve idaresi hizmetleri. Gümrük müşavirliği hizmetleri. Hukuki hizmetler (sınai ve fikri mülkiyet hakları konusunda danışmanlık hizmetleri dahil). Güvenlik hizmetleri. Evlendirme büroları hizmetleri. Cenaze hizmetleri. Giysi kiralama hizmetleri. Yangın söndürme hizmetleri.Refakat etme hizmetleri. İş güvenliği konularında danışmanlık hizmetleri. Sosyal ağ oluşturma hizmetleri.” Mal ve hizmet gruplarını içermektedir.
Görüleceği üzere davalının tescilini içeren 45. Sınıf içerisine dahil olan (Hukuki hizmetler (sınai ve fikri mülkiyet hakları konusunda danışmanlık hizmetleri dahil). Güvenlik hizmetleri. Evlendirme büroları hizmetleri. Cenaze hizmetleri. Giysi kiralama hizmetleri. Yangın söndürme hizmetleri. Refakat etme hizmetleri.) davacı tesciline dahildir. Davacının, davalı markasına müdahalesinin ancak 45. Sınıf içerisindeki hukuki hizmetler (sınai ve fikri mülkiyet hakları konusunda danışmanlık hizmetleri dahil). Güvenlik hizmetleri. Evlendirme büroları hizmetleri. Cenaze hizmetleri. Giysi kiralama hizmetleri. Yangın söndürme hizmetleri. Refakat etme hizmetleri grubu için olabileceği; davacının faaliyet alanlarının ağırlıklı olarak “...” adıyla “Moda, Turizm ve Gayrimenkul” sektörlerine yönelik olduğu ve güvenlik hizmetlerine ilişkin bir faaliyetten söz edilmediği; davalının faaliyet alanlarının ise “... Güvenlik” adıyla “Güvenlik Hizmetleri” sektörlerine yönelik olduğu, davacının isminin geçtiği gayrımenkul inşaat sektörüne ilişkin hizmetlere ilişkin web sitelerinde de bu hizmete yönelik içerikler bulunduğu, iki taraf hizmetlerinin tüketicileri farklı olduğu, tüketicilerin, iki markayı birbiriyle karıştırma ihtimalinin bulunmadığı anlaşılmaktadır.
Tanınmış marka farklı mal veya hizmetler için de koruma sağladığından markanın aynı veya
benzer ürünler için korunması kuralının istisnasını oluşturmaktadır.
6769 sayılı SMK'da ve taraf olduğumuz tanınmış markalarla ilgili uluslararası anlaşmalarda tanınmış markanın tanımı ve kriterleri gösterilmemiş, bu husus Özel Dairenin bozma kararında belirtildiği üzere konu mahkeme içtihatları ve öğretiye bırakılmıştır. Nitekim Özel Daire 13/03/1998 tarih ve 5647/1704 s. bir kararında "bir kişi veya teşebbüse sıkı sıkıya bağlı, garanti, kalite, kuvvetli reklam ve yaygın dağıtım içeren, müşteri, akraba, dost ve düşman ayırımı yapılmaksızın, coğrafi sınır, kültür ve yaş farkı gözetilmeksizin aynı çevredeki insanlar tarafından refleks halinde ortaya çıkan bir çağrışımdır" biçiminde bir tanımlama getirmiş ve bu tanıma nazaran da markanın promosyon sonucunda kazanılan herkesçe veya ilgili kesimce bilinme, emtia söylendiğinde o markanın akla gelmesi, ilişkin olduğu sektörde iyi bilinme ve geniş bir dağıtım ağına sahip olma gibi kıstaslara göre markanın tanınmış marka olup olmadığının tespiti cihetine gidilmektedir
Doktrinde konuyla ilgili yapılan bir başka tanıma göre ise; "Bir ülkenin bir veya birkaç yöresinde tutunma markalar değil, dünya çapında olmasa bile, yurt içi ve yurt dışında ilgili çevrelerce bilinen, Paris Sözleşmesine üye devletlerden birinin yurttaşına veya o ülkelerden birinde yerleşik olan ya da ticari veya sınai işletmeye sahip kişilere ait bulunan markalar" tanınmış markalardır (Bkz. Ünal Tekinalp Fikri Mülkiyet Hukuku, 2012, s. 411)
SMK m.6/5'te yer alan "Türkiye'de ulaştığı tanınmışlık düzeyi" ibaresine temel teşkil eden düzenleme Paris Konvansiyonunun 1. mükerrer 6. maddesi hükmüdür. Bu hükümde tanınmış marka kavramına yönelik olarak verilen kriter "herkesçe bilindiği mütalaa edilen" kavramıdır. Antlaşmanın Fransızca metninde markayı ifade etmek "notoirement connue(s)" ifadesi, Almanca metninde ise Türk doktrininde de sıklıkla kullanılan "notorisch bekannte" ifadesi kullanılmaktadır. Yine Konvansiyon'un 29/1-(c) hükmünde muhtelif yorumlarda itirazlar olması halinde Fransızca metin kabul edilir denmek suretiyle, Fransızca (ve takiben Almanca) metnin esas alınmasının yanlış olmadığı söylenebilir. Hukukumuzdaki düzenlemeye de temel teşkil eden anılı hükümde yer alan ifadeler ise herkesçe bilindiği gibi anlamına gelmekte olup, tanınırlık kriteri olarak ilgili/ilgisiz herkesi yeni toplumu esas almaktadır. Bu kabulün ise tanınmış markanın bilinirlik eşiğini çok yukarı koyduğu ve maddenin uygulama alanını daralttığı muhakkaktır. Bir diğer uluslararası antlaşma olan Ticaretle Bağlantılı Fikri Mülkiyet Hakları Antlaşması (TRIPs) ise 16. maddesinde yer alan düzenleme ile tanınmışlık düzeyi (yüksek) marka kavramını gündeme getirmiştir. Bu düzenleme sebebiyle doktrinde ve yargı makamlarında farklı özelliklerine göre ve tanınmıştık derecelerine göre, farklı koruma düzeylerine sahip tanınmış marka çeşitlerinin olduğu öngörüsü egemendir. Ancak tanınmış marka huhuken farklı alt türlere ayrılmamakta, TRİPs Paris Konvansiyonu'ndan bağımsız, ayrı bir tanınmış marka kavramı ile ondan ayrı bir düzen getirmemekte, aksine hükmü tamamlamakta, tanınmış marka kavramının uygulama alanını genişletmektedir. Paris Konvansiyonu ve TRIPs bağlamında tanınmış marka tektir. TRIPs düzenlemesiyle tanınmış markanın herkesçe bilinirlik ölçütünü tüm toplum olmaktan çıkarmıştır. Bu bağlamda markanın ticarete konu yapıldığı ilgili sektörde bilinir olması tanınmış marka olarak kabul görmesinde yeterli olacaktır. İlgili sektörün tespitinde ise markanın kapsadığı ürünlerin hitap ettiği müşteriler yanında, rakip ürün müşterileri, alıcıları, satıcıları ve sektör içindeki ilgili kişiler nezdindeki bilinirlik dikkate alınacaktır. (Bkz. Paslı, 433- 440).
Tanınmışlığın tespitinde, marka sahibi tarafından yaptırılan promosyon ve tanıtım malzemeleri yanında ulusal basında veya gazetelerde markanın tanınmışlığını ortaya koyan reklam ve haberler de dikkate alınır. Bunun yanında yaygın kullanım alanı, toplum nazarındaki tanınmışlıkta dikkate alınır. Bir markanın tanınmış marka olarak belirlenmesinde, markanın toplumun ilgili kesiminde sahip olduğu yüksek bilinirlik düzeyi dikkate alınması gereken kriterlerden biridir.
Somut olaya dönüldüğünde, davacının ... ibareli markalarının tanınmış marka olduğunun ispatlanamadığı, davalı
2022/129233 sayılı markasının SMK md. 6/5 uyarınca tanınmışlığa dayalı hükümsüzlük
koşullarının oluşmadığı, davacı tarafça dayanak sunulan mahkeme kararlarında davacı markasının tanınmışlığına yönelik kesinleşmiş bir ilamın da bulunmadığı, davacı markasının, hükümsüzlüğü talep edilen
davalı markasının başvurulduğu 06.09.2022 tarihinden önce SMK 6/5. madde kapsamında tanınmış
olduğuna dair dosya kapsamında yeterli delil bulunmadığı; bu nedenlerle dosyada yer alan bilgi ve belgeler çerçevesinde davacı tarafın markalarının tanınmış marka olarak kabul edilemeyeceği kanaatine varılmıştır.
Gerek mülga KHK gerekse 6769 sayılı SMK ile marka hukukumuzda tescil ilkesi kabul edilmiştir. Ancak tescil ilkesi kabul edilmesine rağmen sistemimiz getirilen istisnalar nedeniyle kullanma sistemine daha yakındır. Yargıtay da yerleşik uygulamasında gerçek hak sahipliği kuralını benimsemiş ve markayı ilk defa kullanıp ona ayırt edicilik kazandıranı gerçek hak sahibi olarak adlandırmıştır. Ancak bir kimsenin bir markayı sadece ilk defa kullanmaya başlaması ile o marka üzerinde önceye dayalı hak sahibi olduğu kabul edilemez.
Tescil edilmemiş markaya SMK ile koruma sağlanmasının sebebi sadece tescilsiz marka sahibinin markayı ilk kez kullanmaya başlaması değildir. Aksine markanın kullanımını haklı kılacak daha temel ve önemli bir sebep bulunmalıdır. Bu da markanın belli bir yer, bölge ve piyasada bilinir hale gelmesidir.
Doktrinde marufiyet kuralı olarak isimlendirilen bu şart hem Türk Patent ve Marka Kurumu uygulamasında hem de Yargıtay içtihatlarında kabul edilmiş ve tescilsiz marka sahibinin kendisinden sonra yapılan tescilleri engelleyebilmesi veya hükümsüzlük davası açarak haksız yapılmış tescilleri ortadan kaldırabilmesi için tescilsiz markanın yoğun kullanımının kanıtlanması gerekmektedir.
Yargıtay 11. HD. 1998/1734 esas, 1998/5146 karar sayılı ve 06/07/1998 tarihli kararında, "İsviçre-Türk markalar hukuku, marka üzernideki hakkın iktisabı ve korunması ile ilgili olarak üç önemli ilkeye dayanır. Marka üzerindeki öncelik hakkı, o markayı, ihdas ve istimal eden ve piyasada maruf hale getiren kişiye aittir. Buna 'gerçek hak sahibi' denilir ve bu tescil açıklayıcı etkiye sahiptir. Buna mukabil bir markayı ihdas etmeksizin seçip tescil ettiren kimsenin bu tescili kurucu etkiye sahiptir. Ancak, bu tescil sadece hak sahibine başlangıçta şarta bağlı bir hak sağlayabilir. Gerçek hak sahibinin dava açıp bu markayı tescil ettireceği tarihe kadar kurucu etkiye sahipliği devam eder. Çünkü, hakiki, gerçek hak sahipliği ikinci bir bağımsız ve münferit mülkiyete hak vermez. Markanın hakiki hak sahibi markasının aynısını veya tefrik edilemeyecek benzerini, her nasılsa marka olarak tescil ettiren kimsenin, sonradan tescil edilmiş markanın terkinin istenebileceği kabul edilmektedir." şeklinde karar verilmiştir.
Maddi anlamda hak sahipliği ilkesi de temel taş olarak kabul edildiği için tescilli hak sahipliğinin aksi ortaya konularak tescille elde edilen karinenin çürütülebilmesi mümkündür.” (Fatih BİLGİLİ, Marka Hukukunda Hakkın Kötüye Kullanılması, Ankara, 2006, s. 92)
Somut olayda, hükümsüzlüğü talep edilen 2022 129233 tescil numaralı marka, 36. Sınıfta “Sigorta hizmetleri. Finansal ve parasal hizmetler. Gayrimenkul komisyonculuğu, müşavirliği ve idaresi hizmetleri. Gümrük müşavirliği hizmetleri.” ve 45. Sınıfta “Hukuki hizmetler (sınai ve fikri mülkiyet hakları konusunda danışmanlık hizmetleri dahil). Güvenlik hizmetleri. Evlendirme büroları hizmetleri. Cenaze hizmetleri. Giysi kiralama hizmetleri. Yangın söndürme hizmetleri. Refakat etme hizmetleri. İş güvenliği konularında danışmanlık hizmetleri. Sosyal ağ oluşturma hizmetleri.”nde 06.09.2022 tarihinde başvurularak tescil edilmiştir. Buna göre gerçek hak sahipliği iddiasında bulunan davacının “...” ibaresini, davalı marka başvurusunun yapıldığı 06.09.2022 tarihinden önce 36 ve 45. Sınıflarda yer alan hizmetlerde marka fonksiyonunu yerine getirir şekilde kullandığını ve bu kullanım sonucunda ilgili tüketici nezdinde “...” ibaresine ayırt edici nitelik kazandırdığını ispat etmesi gerekmektedir. Bu kapsamda davacı tarafından dosyaya sunulan deliller incelendiğinde; kuruluş sözleşmesine göre davacının ... kılavuz unsurlu ticaret unvanı ile 1999 yılında kurulduğu ve faaliyet konusunun perakendecilik hizmetleri olduğu , davacı tarafından düzenlenmiş 5 adet faturanın sol üst köşesinde “...” ibaresine ilişkin markasal kullanım bulunduğu, 2001 yılına ait faturanın “Fiyat farkı” açıklaması ile düzenlendiği, 2003 yıllarına ait faturaların “Gazete İlan Bedeli” ve “Adınıza yapılan depo hizmet bedeli” açıklamalarını içerdiği, 2004 yıllarına ait faturaların ise “biberon, emzik, kaşık vs. gibi bebek ürünlerinin satışına” ilişkin olduğu, demsagroup.com alan adının 31.03.2003 tarihinde kayıt edildiği, sahiplik bilgilerinin görüntülenemediği ancak site içeriğinde davacı şirket tanıtımının yapıldığı ve ... ibaresinin markasal kullanıldığı, site arşiv kayıtlarında yapılan incelemede sitede ağırlıklı olarak perakendecilik hizmeti verildiği, “Markalar” ana başlığı altında “Moda” başlığı ile “..., ..., ... vs..” gibi markaların, çanta, ayakkabı, hazır giyim, parfüm, kozmetik, aksesuar ve saat kreasyonlarının satışı hizmetinin ... bünyesinde verildiğine ilişkin bilginin yer aldığı, “Turizm” başlığı altında “..., ...” gibi markalara yer verildiği, “Gayrimenkul” başlığı altında “...” inşaat projesi hakkında bilgi verildiği ve projenin ... güvencesiyle başlatıldığının belirtildiği görülmektedir. Söz konusu delillerin davacının “...” ibaresini 06.09.2022 tarihinden önce ... ve .... Sınıflarda yer alan hizmetlerle bağlantılı ve marka etkisi doğuracak şekilde kullanıldığının kanıtı açısından yeterli olmadığı, sonuç olarak davacının “...” ibaresi üzerinde SMK 6/3.maddesi kapsamında önceye dayalı bir kullanımı bulunduğunun ispatlanamadığı kanaatine ulaşılmıştır.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın REDDİNE,
2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi uyarınca alınması gerekli 615,40 TL karar harcından peşin yatırılan 269,85 TL'nin mahsubu ile kalan 345,55 TL bakiye karar harcının davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
3-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca davalı yararına hesap olunan 40.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak kendisini vekille temsil ettiren davalıya verilmesine,
4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
5-Yatırılan gider avanslarından kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine,
Dair davacı vekili ve davalı vekilinin yüzüne karşı, (HMK 345/1 md. gereğince) gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Mahkememize veya başka bir yer mahkemesine dilekçe ile başvurmak ve istinaf harcı ile gerekli giderlerin tamamı ödenmek suretiyle, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı. 27/05/2025
Katip
Hakim
¸