T.C.
İSTANBUL
4. FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
ESAS NO : 2021/88 ESAS
KARAR NO : 2025/119
DAVA : İtirazın İptali (Fikir Ve Sanat Eseri Sözleşmesinden Kaynaklanan), Tazminat (Fikir Ve Sanat Eserleri Sahipliğinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 22/03/2017
KARAR TARİHİ : 30/05/2025
Mahkememizde görülmekte bulunan İtirazın İptali (Fikir Ve Sanat Eseri Sözleşmesinden Kaynaklanan), Tazminat (Fikir Ve Sanat Eserleri Sahipliğinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili asıl davada dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin ... ve ... Maçlarının, ... ile yapılan 2013 tarihli ''Medya Yayın Hakları Sözleşmesi'' ile yayın haklarının münhasıran sahibi olduğunu, yine ... ile yapılan 28.02.2014 tarihli sözleşme ile ... hazırlık maçlarının da yayın hakları sahibi olduğunu; bu kapsamda davalı şirket ile yapılan 20.02.2014 tarihli ''Mutabakat Protokolü'' ile yayın haklarının bir kısmının sahibi olduğu TV kanallarında yayınlanmak üzere davalı şirkete satıldığını, davalının maç yayınlarına başlamasına karşın ödemeleri aksatması üzerine hakkında ... 21. İcra Müdürlüğünün ... ve ...esas sayılı dosyalarında icra takibine girişildiğini, takibe ve borca yönelik itiraz üzerine takiplerin durduğunu, daha sonra tarafların bir araya gelerek 20.02.2014 tarihli Mutabakat Protokolünün bazı maddelerini değiştiren ve yeni ödeme planlarını içeren 30.09.2015 tarihli ''Mutabakat Zaptını'' imzaladıklarını, söz konusu mutabakat zaptı ile, 20.02.2014 tarihli protokolün 3.c maddesinde belirlenen 40.000.000 EURO+KDV'lik lisans bedelinin yarısının ... Maçlarının, diğer yarısının ise ... Maçlarının karşılığı olarak kararlaştırıldığını, daha sonra 6 ay bile geçmeden davalı tarafça ... 15. Noterliği aracılığı ile keşide edilen ... tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarname ile mutabakat zaptı ve mutabakat protokolünün ...'na ilişkin kısım yönünden sözleşmenin feshedildiğinin bildirildiğini, karşı ihtarname ile fesih bildiriminin haksızlığı davalı tarafa bildirilmesine karşın davalı tarafın fesih iradesinden vazgeçmemesi üzerine mutabakat zaptının 4. Maddesindeki opsiyon hakları gereğince ... dava dışı ... A.Ş.ye 7.000.000 USD+KDV ile satmak zorunda kaldıklarını, sözleşme gereği bu maçlar için davalı tarafça ödenmesi gereken 20.000.000 EURO'dan dava dışı şirketle yapılan sözleşme gereği gelecek bedel düşüldükten sonra kalan miktarın tahsili için davalı şirket hakkında ... 30. İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasında ilamsız icra takibine başladıklarını, söz konusu takibe yönelik davalı şirketin itirazı üzerine takibin durduğunu, Karşı tarafın sözleşmeyi fesih neden ve gerekçelerinin kabulünün mümkün olmadığını, feshin haksız olduğunu, çekişme ve fesih konusu maçların yayın haklarının dava dışı 3. Kişi şirkete davacı şirketçe satışının tamamen mutabakat zaptı kapsamında yapıldığını, bu maçlara ilişkin mutabakat zaptında kararlaştırılan 20.000.000 EURO'luk bedel ile 3. Kişiye yapılan satıştan elde edilen gelir arasındaki farkın, yine sözleşme gereği sözleşmeyi haksız olarak fesheden davalı tarafça ödenmesi gerektiğini, dolayısı ile aradaki farkın tahsili amacıyla başlatılan takipteki borca ve ferilerine yönelik itirazın haksız ve kötü niyetli olduğunu ileri sürerek dilekçesinde bildirdiği diğer nedenlerle davalı borçlunun .... 30. İcra Müdürlüğünün ...esas sayılı dosyasındaki itirazının iptaline, %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkumiyetine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili asıl davanın cevap dilekçesinde özetle; haklarında açılan davanın yayın hakkına ilişkin olması nedeniyle Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'nun (FSEK) 80/c. Maddesi kapsamında kaldığını ve bu nedenle davaya bakmaya mahkememizin değil , ... Fikri ve Sınai Haklar Mahkemesinin görevli olduğunu, davanın dayanağı olan mutabakat protokolü ve zaptının gabin ve hile nedeniyle iptale tabi olduğunu, bir an için mutabakat zaptının geçerli olduğu kabul edilse bile sözleşmenin 4.maddesi gereğince ... 3. Kişilere satışı konusunda davacının vekil sıfatıyla hareket ederek, vekalet ilişkisi çerçevesinde özen ve sadakat yükümlülüğünü ihlal etmek suretiyle maç yayın hakkını 3. Kişiye sattığını, kaldı ki davacının bu konuda 01/09/2016 tarihine kadar yetkisi olmasına karşın , satışın 02/09/2016 tarihinde gerçekleştirildiğini, 3. Kişiye yapılan satışa ilişkin bedelin gerçeği yansıtıp yansıtmadığının belli olmadığını ileri sürerek dilekçesinde bildirdiği diğer nedenlerle davanın reddini savunmuştur.
Birleşen davada davacı vekili dava dilekçesinde özetle ; Müvekkili ile davalı ... arasında 20/02/2014 tarihli Mutabakat Protokolü adını verdikleri bir sözleşme akdedildiğini, bu sözleşme ile taraflar arasında ... kapsamında oynanacak Türkiye grup eleme maçları , diğer grup eleme maçları ve play-off maçları dahil olmak üzere toplam 258 adet maç ile 2018 Dünya Kupası kapsamında oynanacak Türkiye grup eleme maçları, Avrupa kıtası diğer grup eleme maçları, Avrupa kıtası diğer grup eleme maçları ve ...maçları dahil olmak üzere toplam 258 maç ve 2018 Dünya Kupası'nın resmi başlangıç tarihine kadar ... Takımının oynayacağı hazırlık maçlarından ilk 10 tanesinin, 40.000.000 €(kırkmilyonavro)+KDV Lisans Bedeli karşılığında ... ve grup şirketlerinde yayınlanması, Lisans şartlarına ilişkin diğer detayların Protokolün imzasını müteakip 60 gün içinde imzalanacak "Uzun Form Sözleşmesi" ile belirlenmesinin kararlaştırıldığını, ancak bu sözleşmesinin imzalanmadığını, sonrasında taraflar arasında 30/09/2015 tarihinde Mutabakat Zaptı adlı yeni bir sözleşme yapıldığını, bu sözleşmenin 20/02/2014 tarihli Mutabakat Protokolü'nün bazı maddelerini değiştirmek ve bazı yeni düzenlemeler getirmek amacıyla akdedildiğini, Mutabakat Zaptının 1.maddesinde , " taraflar , 20/02/2014 tarihli Mutabakat Protokolünün 2.c maddesinde belirtilen lisans ücretinin yarısının ... Maçları ile hazırlık maçlarının , diğer yarısının ise ... karşılığı olduğu konusunda mutabıktırlar. " hükmünü içerdiğini, böylece taraflar arasında yeni imzalanan Mutabakat Zaptının bu maddesiyle , müvekkili ... 'nin , davalı ...'a yalnız ... yayınlama bedeli olarak , 20.000,00 Avro + KDV bedelin altında oluşması halinde ...'ın , ...'nin (...'ın ) yazılı onayını almak zorunda olduğunu, yazılı bildirim tarihinden beş gün içerisinde bildirilmediği takdirde kendi kanalında yayınlanmasını kabul ettiğini , süresinde bildirim bulunması ve onay vermesi halinde...'ın , ... 'nin ( ...'ın ) yazılı onayını almak zorunda olduğunu, yazılı bildirim tarihinden beş gün içerisinde bildirilmediği takdirde kendi kanalında yayınlanmasını kabul ettiğini, süresinde bildirim bulunması ve onay vermesi halinde ...'ın kendisine verilen sürede üçüncü kişiye satışı yapabileceğini , arada fark olursa bu farkın ... tarafından karşılanacağının kabul edildiğini, yayın haklarının satışı konusunda...'a temsil yetkisi verilmesinden sonra aradan yaklaşık 6 ay geçmiş olmasına rağmen hiçbir alıcının bulunmaması , tekbir teklifin dahi o tarihe kadar ...'a iletilmemesi ve hatta hiçbir çalışmanın yapılmamış olması nedeni ile ... tarafından ... 15. Noterliği'nin ...tarih ve ... yevmiye nolu ihtarname ile 30/09/2015 tarihli Mutabakat Zaptı ile ilk Protokolün Dünya Kupası'na ilişkin kısmının fesih ve iptal edildiğinin ...'a bildirildiğini, bunun üzerine ... tarafından ... 7. Noterliğinin ... tarih ve ... yevmiye nolu cevabi ihtarnamesi ile feshi kabul etmediğini, sözleşmenin ayakta bulunduğunu ve yayın haklarının satışı için üçüncü kişilerle görüşmeler yaptığını bildirdiğini ancak buna ilişkin somut bir çalışma veya tekliften bahsedilmediğini, sonrasında davalı ...'ın ... 7. Noterliğinin ... tarih ve ... yevmiye sayısı ile ...'a keşide ettiği ihtarname ile maç yayının devriyle ilgili 7.000.000 USD tutarında bir teklif aldığından bahisle beş gün içerisinde tercihini yazılı olarak bildirmesi aksi takdirde yayın tercihinin kendileri tarafından yapılacağının bildirildiğini, buna karşılık olarak ... tarafından ... 25. Noterliği'nin ... tarih ve ... yevmiye nolu ihtarname ile verilen cevapta daha önceki ihtarnamelerde belirtilen tüm hususların geçerliliğini koruduğunu, kendilerinin zarara uğratıldığını, bu nedenle kullanmak zorunda oldukları tercih ve ödeme yükümü bulunmadığının belirtildiğini, ...'ın ... 7. Noterliği' nin ... tarihli ... yevmiye sayısı ile ...'a keşide ettiği ihtarname ile zararın azaltılması amacı ile ... ile 02/09/2016 tarihinde bir sözleşme akdedilerek satışın gerçekleştiğinin, maçların toplamda 7.000.000 USD + KDV bedelle satıldığının, ... play-off oynaması durumunda ...'nin ayrıca 1.500.00 USD + KDV'yi talep etme hakkının saklı tutularak 12.456.250 Euro + KDV'nin 15/09/2016 tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte 7 gün içinde ödenmesini talep ettiğinin bildirildiğini, ...'ın ... 15. Noterliği'nin ... tarih ve ... yevmiye sayısı ile ...'a keşide ettiği cevabi ihtarnamesinde 01/02/2017 tarihli ihtarnamesindeki iddialara itiraz ederek , ... ile yapılan anlaşma ve kararlaştırılan tutarın en baştan itibaren belirtildiği gibi kendisinin zarara uğratıldığını ve feshin haklı sebeplere dayandığının belirtilerek ödemeye yönelik talebin haksız ve hukuka aykırı olduğunun bildirildiğini, bunun üzerine ...'ın ... 30. İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı dosyası iel 12.456.250 Avro asıl alacak, 363.108,22 Avro takip öncesi faizin ödenmesine ilişkin icra takibi başlattığını ve ...'ın bu takibe itiraz ettiğini, davalılardan ...'ın diğer davalı ...'ye 02/09/2016 tarihinde yaptığı ve müvekkiline 01/02/2017 tarihine haber verdiği , ... Lisansının devrine , yani ...'ye verilmesine ilişkin tasarrufi işlemin FSEK md.68 ve md.52 hükümlerine açıkça aykırı olduğunu, davalı ...'ın akdin fesih ve iptalini kabul etmediğini bildirmesi ile fesih ve iptal meselesinin taraflar arasında ihtilaflı bir olgu haline geldiğini, bu hususun mahkemece tespit edilmesi gerektiğini, bu tespite yönelik verilecek mahkeme kararı tarihine kadar geçen süre içinde yayın hakkının ...'ye ait olduğunu, bu nedenle ...'nin izni olmadan veya ...'den izin ve yetki alınmadıkça ...'ın yayın hakkını başkasına devretme hak ve yetkisinin bulunmadığından bahisle , davalı ...'ın tasarruf yetkisin haiz olmaksızın , müvekkili ...'ın izin ve muvafakatini istihsal etmeden , ...'na ilişkin Türk televizyonlarındaki yayın hakkını (alt lisans yetkisini ) 02/09/2016 tarihinde diğer davalı ... A.Ş'ye 7.000.000 USD+ KDV bedelle satıp devretmesinin kesin hükümsüzlük yatırımına tabi , geçersiz bir tasarrufi işlem niteliği taşıması nedeni ile FSEK md. 68 uyarınca yayın hakkının rayiç piyasa değerinin üç katının tahsili bağlamında HMK m.107 uyarınca yargılama aşamasında tazminat alacağının belirlenmesinden sonra arttırılmak üzere 100.000 EURO 'nun işbirliği içinde hareket eden her iki davalıdan dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava ettiği, 07/10/2019 tarihli dilekçesi ile davalı ...'ın tasarruf yetkisini haiz olmaksızın , müvekkilinin izin ve muvafakatini istihsal etmeden , ... ilişkin Türk televizyonlarındaki yayın hakkını 02/09/2016 tarihinde diğer davalı ... A.Ş'ye 7.000.000 USD+ KDV bedelle devretmesinin kesin hükümsüzlük yaptırımına tabi, geçersiz bir tasarrufi işlem niteliğini taşıdığından FSEK md. 68 uyarınca yayın hakkının rayiç piyasa değerinin üç katının ( 60.000.000 AVRO) olarak tahsili bağlamında , fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere şimdilik kısmi dava olarak 100.000 Euro'nun işbirliği içinde hareket eden her iki davalıdan dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Birleşen davada davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle ; Dava konusu uyuşmazlıkların tamamının davacı ... ile diğer davalı ... A.Ş arasında olduğunu, müvekkili ... 'in bu süreçlere dair hiçbir ilgisi ve bilgisi olmadığını, ... tarafından yazılı veya sözlü uyarıda bulunulmadığını, tüm işlemlerin, davacı ... ile diğer davalı ... A.Ş arasında olduğunu, 15/03//2016 tarihinden , davanın açıldığı Ekim 2017 'e kadar geçen 1.5 yıllık sürede , taraflar arasında pek çok ihtarname gönderildiğini, ancak ... 'e hiçbir ihtarname vb. gönderilmediğini bu nedenle müvekkilin pasif husumet ehliyetinin bulunmadığını ayrıca diğer davalı ... A.Ş'nin yayında tek yetkili olduğunun kamuoyunca bilindiğini, ...'nin de yayın hakkını önceden ... A.Ş'den aldığını, müvekkilinin de aynı yolu izlediğini, 1.5 yıl 10 adet milli maçın yayınlanmasını beklemekle, asıl " hileli planın aktörünün ...'nin de yayın hakkını önceden ... A.Ş'den aldığını, müvekkilinin de aynı yolu izlediğini, 1.5 yıl 10 adet milli maçın yayınlanmasını beklemekle, asıl "hileli planın aktörünün ... olduğunu, Tv 8,5'da diğer davalı ... A.Ş ve ortaklıklarının hiçbir hissesinin bulunmadığını ayrıca davalıların kurumsal şirketler olduklarını , dolayısıyla hesaplarının açık ve denetime tabi olduklarını ve işbirliği ile menfaat temin etmek vb. İddiaların gerçekleşmesinin mümkün olmayacağını, ...'nin ... A.Ş ile sözleşmeyi 15/03/2016 tarihinde feshettiğini, müvekkili ile olan işlemlerin fesihten 5 ay sonra oluştuğunu, feshin gerçekleştiğini ve kanun ve kanunun fesih ile ilgili emredici hükümlerinin tersinin iddia edilmesinin mümkün olmadığından davanın reddine karar verilmesi gerektiğini beyan etmiştir.
Birleşen davada davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle ; Davacının ... 11. Asliye Ticaret Mahkemesi Başkanlığının ...Esas sayılı dosyasına konu itirazın iptali davalarındaki alacaklarını geciktirmek amacı ile bu davayı açtığını, mahkemenin görevsiz olduğunu, müvekkilinin Türkiye televizyonlarında yer alan spor içeriklerinin ciddi bir çoğunluğunun yayın haklarını elinde bulunduran pazarda saygın konumunda olan bir şirket olduğunu, bu faaliyeti kapsamında ... ve ... eleme maçlarının yayın haklarını ... ( ... ) ile yapmış olduğu Mayıs 2013 tarihli " Medya Hakları Sözleşmesi " ile (Ek-1) satın alarak maçların yayın haklarının münhasıran sahibi olduğunu, ... ile yaptığı 28/02/2014 tarihli " ... Hazırlık Karşılaşmaları , ... Oynanacak Hazırlık Müsabakaları Yayın Hakkı Sözleşmesi" kapsamında Türkiye ...takımının hazırlık maçlarının da yayın hakkı sahibi olduğunu, bu çerçevede davacı .... Tic. A.Ş ( ...'nin bu yayın haklarının bir kısmını müvekkili şirket ile yapmış olduğu 20/02/2014 tarihli Mutabakat Protokol'ü ile satın aldığını, sözleşme kapsamında müvekkilinin şirket edimlerini yerine getirdiğini ve ...'nin maçları yayınlamaya başladığını, ancak ...'nin Protokol kapsamında vadesi gelmiş alacakların büyük bir kısmını ödemediğini, bu husus kendilerine sözlü ve noter kanalıyla ihtar edilmiş olmasına rağmen ödememe ısrarı üzerinde aleyhlerine ... 21. İcra Müdürlüğü'nün ...Esas ve... Esas sayılı dosyasından icra takibi başlatıldığını ancak işbu icra takibine de haksız ve kötü niyetli olarak itiraz ettiklerini , bu süreçte ... tarafından ...'a yönetim ... tarafından devralınması gerekçe gösterilerek ifa imkansızlığına dayalı olarak sözleşmeden kaynaklı her türlü borçlarının bittiğini içerir ihtarname keşide edildiğini, ancak daha sonra tarafların bir araya gelerek 20/02/2014 tarihli Mutabakat Protokolü'nün bazı maddelerini değiştiren , yeni ödeme planları ortaya koyan ve bazı yeni düzenlemeler getiren 30/09/2015 tarihli Mutabakat Zaptını imzaladıklarını, Mutabakat Zaptı'na göre 20/02/2014 tarihli Mutabakat Protokolü'nün 3.c maddesinde belirlenen 40.000.00, - Euro + KDV'lik lisans bedelinin yarısının ... istinaden diğer yansının ise ...karşılığı olduğunun kararlaştırıldığını, davacı tarafın Mutabakat Zaptı'nın imzalanmasından 6 ay kadar süre geçmede ... 15. Noterliğinin ...tarih vet) ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile Mutabakat Zaptı ve Mutabakat Protokolü 'nün 2018 Dünya Kupası Grup Eleme Maçlarına ilişkin kısmı bakımından sözleşmeyi feshettiklerini bildirdiğini, Mutabakat Zaptı'nın 4.maddesine göre, müvekkili şirkete , Mutabakat Zaptı'nın konusunu oluşturan maçları 3. Kişilere satmak için 01/09/2016 tarihine kadar opsiyon hakkı tanındığını , müvekkili tarafından sözleşmenin feshinin kabul edilmediğinin , fesih gerekçelerinin mesnetsiz olduğunun karşı tarafa bildirildiğini ve sözleşmeden kaynaklanan edimler yerine getirilmek suretiyle iyi niyetli tüm girişimlerin müvekkili tarafından gerçekleştirildiğini, bu sebeplerle tarafların daha fazla zarara uğramaması adına ... ilişkin kısmının diğer davalı ... A.Ş'ye (... ) 02/09/2016 tarihli Maç Yayın Hakları Lisans Sözleşmesi çerçevesinde 7.000.000,- USD + KDV bedelle satıldığını, bu nedenle sözleşmeye göre ... tarafından... Maçları için ödenmesi gereken 20.000.000 Euro'dan ... ile yapılan anlaşmadan gelecek olan bedel düştükten sonra kalan bakiye miktar için icra takibi açıldığını ancak karşı tarafın haksız ve kötü niyetli takibi sebebiyle ... 11. Asliye Ticaret Mahkemesi Başkanlığının...Esas sayılı dosyasında halen derdest olan itirazın iptali davasını açıldığını, davacının itirazın iptaline ilişkin alacaklarını geç almalarını sağlamak amacı ile işbu davayı açtığını, şartları bulunmadığı halde dava dilekçesinde davanın belirsiz alacak davası olarak açıldığını, bu durumda davacıya herhangi bir süre verilmeden hukuki yarar yokluğundan davanın reddinin gerektiğini, alacağın belirlenebilmesi mümkün iken böyle bir davanın açılmasına Kanunun izin vermediğini, ... 11. Asliye Ticaret Mahkemesi Başkanlığının ... Esas sayılı dosyasının bekletici mesele yapılması gerektiğini, ihtarnamelerle sözleşmeyi feshettiğini beyan eden ... 11. Asliye Ticaret Mahkemesindeki yargılamada ise gabin, hile gibi sebeplerle sözleşmenin geçersiz olduğunu iddia eden davacının işbu davada ise sözleşmeden kaynaklı hakların kendisinde olduğunu ileri sürmesinin açıkça dürüstlük kuralına ve çelişkili davranış yasağına aykırılık teşkil ettiğini, ... tarafından ...' e yapılan satışın usule uygun olduğunu, bu anlamda davanın reddi gerektiğini, davacı tarafın Mutabakat Protokolün imzalandığı 20/02/2014 tarihinden bu yana kesinlikle basiretli bir tacir gibi hareket etmediğini, dürüstlük kuralına aykırı davranarak müvekkil şirketin alacağına kavuşmasını engellemeye çalıştığını bu sebeplerle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini beyan etmiştir.
Mahkememize sunulan 05/06/2020 tarihli bilirkişi raporunda özetle ; 20/02/2014 tarihinde davacı, birleşen davada davalı ... ile davalı , birleşen davada davacı ... arasında imzalanan Mutabakat Protokolüne göre kesilen faturaların, kurların doğru yönden hesaplandığı, başlatılan icra takiplerinde ...'ın icra takibince haklı olduğu , asıl alacak yönünden ... 'den alacaklı olduğu, 30/09/2015 tarihinde yine taraflar arasında Mutabakat Protokolünü yapılandırmak için imza altına alınan Mutabakat Zaptı'na göre başlatılan icra takibinde ...'ın icra takibince haklı olduğu, davacı birleşen davada davalı ... ile davalı birleşen davada davacı ... arasında imzalanan Mutabakat Zaptı maddeleri ve yine davacı birleşen davada davalı ... ile birleşen davada davalı olan ... arasında imzalanan sözleşme maddelerinin incelenmesi sonucunda; ... hakkında başlatılması gereken icra takibi asıl alacak bedeli 12.907.503 Euro , asıl alacak bedeline icra takibi tarihine kadar işleyen faiz bedeli 376.262,55 Euro, toplam icra konusu bedel 13.283.765,55 Euro karşılığı 52.109.555,50 TL olduğu yönünde görüş ve kanaat bildirmiştir.
Mahkememize sunulan 12/09/2022 tarihli bilirkişi raporunda özetle ; Asıl davada davalının davacıya gönderdiği ...tarih ve ... yevmiye nolu ihtarname ile mutabakat protokolü ve mutabakat zaptına konu olan 2 turnuvadan henüz başlamamış olan 2018 Dünya Kupası grup eleme maçlarına ilişkin kısım bakımından sözleşmeyi feshettiği, davacının sözleşmeyi akakta tutma girişimlerine rağmen fesih iradesinden vazgeçmediği, davalının karşılıklı edimler arasındaki açık oransızlığa gerekçe olarak davacının ... daha sonra ... şirketine 7.000.000 USD'ye satması olarak gösterdiği, oysa TBK 28 hükmünde açık oransızlık taraflar arasındaki sözleşmedeki “karşılıklı edimler" arasında olmasının gerektiği, taraflar arasındaki sözleşme ile dava dışı ... ile yapılan sözleşmelerin zamanı ve koşullarının farklı olduğu; yine davalının, davacının kendisinin yayıncılık alanındaki tecrübesizliğinden ve deneyimsizliğinden faydalanarak sözleşmeyi imzalattığını ileri sürmüş ise de dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerden davacının ulusal televizyon kanal sahibi olduğu, spor yayıncılığı konusunda tecrübeli olduğu, daha önce de futbol maçlarının yayıncısı olduğu görülmekte olduğu, ayrıca davalının ticaret şirketi ve tacir olması nedeniyle TTK 18/3 kapsamında basiretli iş adamı gibi davranma yükümlülüğü bulunduğu, bu çerçevede davalının gabin iddiasının haklı olup olmadığı hususundaki nihai takdirin mahkemeye ait olacağı, davacının iddia ettiği şekliyle mutabakat zaptının 4 üncü maddesi hükmünde yer alan 20 milyon Euro ile fiili satış bedeli arasında bir fark oluştuğu takdirde, bunun ... tarafından ödeneceği şeklindeki kısmın davacı tarafın hilesi ile mutabakat zaptına eklendiği hususuna ilişkin dosyada herhangi bir delile rastlanmadığı, Mutabakat Zaptının 4 üncü maddesinin esasen davalının ödeme yükümlülüğünü yerine getirmesine yardımcı olmak amacıyla çeşitli ihtimallere göre düzenlemeler yapıldığı, yayının üçüncü kişilere satılması veya davalı tarafından yayınlanması hususlarının" seçenekli olarak sonuçları da belirtilerek düzenlendiği, her bir seçeneğin gerçekleşmesi ihtimalinde de davalının 20.000.000 Euroyu ödeme yükümlülüğünün sona ermediği, yayının üçüncü kişilere 20.000.000 Euro altında bir bedelle satılması durumunda ise, davalının aradaki farkı ödeyeceği, düzenlenmiş olup bu çerçevede davalının hile iddiasının haklı olup olmadığı hususundaki takdirin mahkemeye ait olacağı, davacının vekalet görevine aykırı davrandığı iddiası ile ilgili olarak mutabakat zaptının 4 üncü maddesinin bütününden davacının davalıya 1 Eylül 2016 tarihine kadar... maçlarının başkasına satacağına ilişkin verdiği bir taahhüde rastlanmadığı, anılan hükümde davacının iyi niyet kuralları çerçevesinde her türlü gayreti sarf edeceği ancak davalının gelen teklifleri kabul etme yükümlülüğün olmayacağının da belirtildiği, Davacı ile davalı arasında vekalet sözleşmesi ilişkisi olduğu ileri sürülmüş ise de 30.09.2015 tarihli mutabakat zaptında “aralarında akdetmiş oldukları 20.02.2014 tarihli Mutabakat Protokolü'nün (kısaca "Protokol") bazı maddelerini değiştirmek ve bazı yeni düzenlemeler getirmek amacıyla işbu Mutabakat Zaptını imzalamışlardır" şeklindeki ifadeden zaptın daha önceki mutabakat protokolünün Tadili sözleşmesi, içerik itibariyle de taraflar arasındaki 20.4.2014 tarihli Mutabakat Protokolünün, davalının ödeme yükümlülüklerini yerine getirmemesi nedeniyle ödemelerin yeniden yapılandırılmasına ve ödeme şeklinin seçenekler halinde sonuçları ayrı ayrı gösterilmesine ilişkin olduğu kanaatinin hasıl olduğu, bir an için söz konusu hükmün davacıyı vekil pozisyonuna soktuğunun kabulü ihtimalinde dahi davacının ... başkasına satmasına ilişkin yükümlülüğünün 1 Eylül 2016 tarihine kadar olduğu, oysa davalının bu sürenin sona ermesine daha yaklaşık 5,5 ay kalmış iken bu gerekçeye dayalı olarak sözleşmeyi feshettiği, başka bir deyişle fesih tarihi itibariyle davacıya verilen sürenin henüz dolmadığı, davacının vekalet görevinin sürdüğünün kabulü halinde dahi, davacı şirketin, “vekâlet verenin haklı menfaatlerini gözeterek, sadakat ve özenle" yerine getirmediğine dair tespitimizin bulunmadığı, bununla birlikte davacı şirketin taraflar arasındaki sözleşme konusu yayın haklarının üçüncü kişilere satışı konusunda vekalet görevini kötüye kullanıp kullanmadığı hususunda takdirin mahkemeye ait olacağı, Davalı ...'nin, sözleşmeden kaynaklanan borcunun para borcu olması, olayda gabinin ve hilenin koşullarının mevcut olmaması karşısında taraflar arasındaki sözleşmenin geçersizliğinin ileri sürülemeyeceği, Davalı ...'nin sözleşmeyi feshetmesi ve bu konudaki iradesini sürdürerek satış fiyatına onay verme ve seçimlik haklarını kullanma yönünde bir tercih yapmaktan kaçınması karşısında, davacı ...'ın vekalet görevinin sona erdiği ve aradaki sözleşmenin geçerli olması halinde uygulanacak olan 30.09.2015 tarihli Mutabakat Zaptı'nın 4. Maddesindeki 20.000.000 Euro'nun altında satış için ...'nin yazılı izninin alınacağına dair hükmün artık geçerliliğinin ve bağlayıcılığı kalmayacağı, bununla birlikte ...'ın davalı ...'nin zararını azaltma/giderme bağlamında (TBK.m.527/1) vekaletsiz iş gören sıfatıyla hareket etmiş sayılacağı, dosya kapsamında ... ve ...'nin bedeli düşük göstermek suretiyle fikir birliği içinde hareket ederek davalıyı zarara uğrattıklarını gösteren delile rastlanmadığı, Davacı ...'ın yayın haklarının üçüncü kişilere satışı konusunda davalı ...'nin vekili olarak onun menfaatlerini gözetmediğine, sadakat ve özenle hareket etmediğine dair bir delile rastlanmadığı, Davalı ...'nin ... tarih ve ... yevmiye nolu ihtarname ile aradaki sözleşmeyi tek taraflı olarak feshettiği, davacı ...'ın ... tarih ve ... yevmiye nolu cevabi ihtarname ile feshi kabul etmediği, sözleşmenin ayakta olması ve davalı ...'nin bakiye borcu ödemeyi reddetmesi sebebiyle temerrüde düştüğü, TBK.m.125/1 gereğince davacı ...'ın gecikmiş ifa ve gecikme faizi talep edebileceği, borcun belirli vadeli olması sebebiyle TBK.m.117/2 gereğince temerrüt ihtarının, davalı“ ...'nin sonraki ihtamamelerde fesih iradesini tekrarlaması ve ödemeyi reddetmesi karşısında “borçlunun içinde bulunduğu durumdan veya tutumundan süre verilmesinin etkisiz olacağı anlaşıldığından” TBK.m.124/1 gereğince mehil verilmesine gerek olmadığı, mahkeme'nin nihai takdiri, taraflar arasındaki sözleşme ilişkisinin ayakta olduğu (davalı tarafça sözleşmenin feshinin geçerli olmadığı), borçlu/davalı şirketin temerrüde düştüğü ve davacının gecikmiş ifa ve gecikme tazminatı talep edebileceği yönünde olursa, dava konusu ... 30. İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı dosyasında, davacı alacağının icra takip tarihi (14.04.2017) itibariyle, 2018 Dünya Kupası Elemeleri için davalının davacıya ödemesi gereken bedel (K.D.V. hariç) 20.000.000 Euro'dan, davacının dava dışı ... ile yaptığı sözleşmeden elde ettiği (K.D.V. hariç) 7.000.000 USD karşılığı olan 6.307.020,- Euro'nun düşülmesiyle kalan 13.692.980,- Euro alacaklı olduğu, Yukarıda ayrıntılarıyla izah edilen sebeplerle davacı tarafın takip öncesi faiz talep edemeyeceği, Mahkemenin nihai takdiri, taraflar arasındaki sözleşmenin aşırı yararlanma, aldatma, ifa imkansızlığı gibi sebeplerle geçersiz olduğu veya davalı ... tarafından haklı sebeplerle feshedilmiş olduğu yönünde olursa, sözleşme kapsamındaki futbol müsabakaları davalı tarafça henüz yayınlanmadan sözleşme ilişkisi sona ermiş olacağından, yayın haklarının asıl hak sahibi ...'a döneceği, bu ihtimalde davalı ...'nin takibe itirazında haklı olacağı, birleşen davada; Dava konusu sözleşme gereğince ...müsabakalarının televizyonda yayınlanmasının, FSEK m.1 gereğince sahibinin hususiyetini taşıma koşulu sağlanmadığından FSEK.m 5 anlamında sinema eseri sayılmayacağı, bununla birlite FSEK m.80/.1 C gereğince radyo televizyon kuruluşlarına bağlantılı hak sahibi sıfatıyla bazı haklar tanınabileceği, ancak Radyo TV kuruluşlarının yayınlar üzerinde komşu hak sahibi olabilmesi için yayını gerçekleştirmiş olmaları gerektiği, davaya konu uyuşmazlıkta davacı ... tarafından ...yayınlanmamış olduğundan, Takdiri Sayın Mahkemeye ait olmak kaydıyla davacı ..'nin FSEK 80 bağlamında bağlantılı hak, başka bir deyişle komşu hak sahibi sıfatını haiz olmadığı, dolayısıyla, davacının FSEK.m.68/1 gereğince eseri işlediğinden, çoğalttığından, ilettiğinden ve sözleşme yaptığından söz edilemeyeceği, Tarafların birbirlerine gönderdiği tüm ihtarlar birlikte değerlendirildiğinde...'nin ...'a gönderdiği ... tarih ve ... yevmiye nolu ihtamame ile Mutabakat protokolü ve mutabakat zaptına konu olan 2 turnuvadan henüz daha başlamamış olan ... maçlarına ilişkin kısım bakımından sözleşmeyi feshettiği, davacının sözleşmeyi ayakta tutma girişimlerine rağmen fesih iradesinden vazgeçmediği ve ...yayınına ilişkin ödeme yapmamasına rağmen bu yayınlar üzerinde hak sahibi olduğunu ve ...'ın diğer davalı ...'ye yaptığı satışın geçersiz olduğunu ileri sürmesinin haklı olup olmadığının takdirinin mahkemeye ait olduğu, ... tarafından ihtarnamede ısrarla 15.3.2016 tarihinde yapılan feshin ...'a ulaştığı andan itibaren doğurduğu ve bu andan itibaren sözleşme ilişkisini ileriye yönelik sona erdirdiği şeklindeki beyanı da dikkate alındığında ...'ın hem feshin ulaştığı andan itibaren ... ile sözleşme yapması hem de mutabakat zaptının 4 üncü maddesi kapsamında ...'nin ödeyeceği 20.000.000 Euro'dan düşülmek üzere ... ile sözleşme yapmasının geçersiz olduğunun ileri sürülmesi hususundaki mahkemeye ait olacağı yönünde görüş ve kanaat bildirdiği görülmüştür.
Mahkememize sunulan 06/06/2023 tarihli bilirkişi raporunda özetle ; Taraflar arasında imzalanan “Mutabakat Protokolü” ile ...ve ...'nın yayını hususunda tam iki tarafa borç yükleyen bir sözleşme kurulduğu; ... Şirketinin lisans verme (ve yayına ilişkin teknik bilgi ve verileri sağlama) borcuna karşılık, davalı ... şirketinin bedel ödeme ve yayın yapma borcunu üstlendiği, taraflar arasında 2014 tarihli mutabakat Protokolünün imzalanması itibariyle gabin (aşırı yararlanma) değerlendirmesinin yapılamayacağı, zira dosyada mevcut ... şirketi ile ... arasında imzalanan sözleşme bedeli dikkate alındında, ... şirketine karşı taahhüt ile ...'nin taahhütleri arasında aşarı bir değer oransızlığı bulunmadığı, bu kurum itibariyle diğer koşulların da bulunmadığı; dosya verileri itibariyle ...'nin ilgili mutabakat zaptı metnini hileyle imzaladığı değerlendirmesini yapmayı gerektirir bir veri bulunmadığı, ... şirketinin, şirketlerindeki yönetim değişikliği ve ödeme güçlüğünü gerekçe göstererek sözleşmeyi feshettiğine ilişkin beyanlarının, söz konusu edimlerin ifası bakımından objektif imkansızlık doğurmadığı, zira cins borçları için imkansızlığın söz konusu olmamasının yanında, yayın yapmanın da ... şirketinin davranışına bağlanmış olan bir “yapma” borcu olduğu ve o dönem itibariyle gerçekleşmesinin mümkün olmadığının söylenemeyeceği; her ne kadar davalının o dönemki ihtarnamesine konu olan taleplerinin aşırı ifa güçlüğü kapsamında değerlendirmesi düşünülebilecek bir ihtimal olarak görülebilir ise de, ...'nin zaten böyle bir talebinin bulunmadığı ve ayrıca bu durumun sözleşmenin feshini gerektirir bir haklı sebep teşkil etmediği, Genel olarak ...'nin sözleşmenin feshine ilişkin dayandığı sebeplerin haklı sebep olarak nitelenemeyeceği, dosya verileri itibariyle, davacının söz konusu hakları bir başkasına pazarlamak için gerekli hassasiyeti göstermediği değerlendirmesini yapmaya yeter nitelikte veri bulunmadığı, ... şirketi tarafından ... şirketi ile yapılan sözleşmenin “hileli ittifak” (yani bedelin bilerek düşük tutulduğuna ilişkin) olduğuna ilişkin iddiaları ispatının ... üzerinde olduğu, ancak burada sözleşme bedelinin düşük olmasının tek başına bir anlamının olmadığının düşünüldüğü, ... şirketinin haklı nedene dayanmayan ve kesin olarak ifade edilen fesih iradesinin, kendilerinin “yapma” borçları /maç yayınını sağlamak borçları bakımından “sübjektif kusurlu imkansızlık” meydana getirdiği, Bu nedenle...'nin yayın borcu sona erdiği gibi, karşı edimi talep etme hakkının da sona erdiği, bu yüzden alacaklı ... şirketinin de yayın için gerekli imkânı sağlama/yayın şifrelerini verme borcundan kurtulacağı ve ...'nin neden olduğu sübjektif kusurlu imkansızlık sebebiyle diğer tarafın uğradığı müspet zararı gidermekle yükümlü olacağı, Müspet zararın taraflar arasındaki sözleşme gereği ...'nin ödemekle yükümlü olduğu tutar ile davacının ... ile yaptığı sözleşme gereği ifa ettiği tutar arasındaki değerden oluşacağı, bu tutarın 13.692.980 EUR olduğu; ancak takip talebiyle bağlı kalmak suretiyle davacının davalıdan alacağının 12.456.250,00 EUR olacağı; temerrüt tarihi olarak 15.09.2016 tarihinin dikkate alınması halinde 14.02.2017 takip tarihi itibarıyla davacının davalıdan 12.456.250,00 EUR asıl alacak ve 129.681,51 EUR işlemiş faiz olmak üzere 12.585.931,51 EUR alacaklı olduğu; Birleşen dava açısından, bizatihi davacının sözleşmeyi sona erdirme iradesini ortaya koyarak ilgili yayını gerçekleştirmeyeceğini beyan etmesi nedeniyle, yukarıda açıklandığı üzere subjektif kusurlu imkansızlık nedeniyle borç sona erdiğinden ve hukuki pozisyon davalıya geri döndüğünden, davacının üzerinde tasarruf edebileceği bir hukuki pozisyonun (yayın hakkının) kalmadı; Zaten sözleşme ile davacıya tanınan hakkın (bu nasıl denirse nitelensin) normalde üçüncü kişilere karşı da ileri sürülebilir tam bir hukuki pozisyon haline gelebilmesi için söz konusu yayının gerçekleşmesinin gerektiği, Bu tür bir yayının gerçekleşmesi durumunda çok istisnai hallerde FSEK kapsamında sinema eseri korumasının mümkün olabileceği, Olağan hukuki korumanın FSEK m. 80 kapsamındaki bağlantılı haklar (daha somut şekilde radyo ve televizyon kuruluşlarının komşu hakları) olduğu, bunun için de söz konusu yayınların gerçekleştirilmesinin gerektiği; ortada gerçekleştirilmiş bir yayın ve böylece gerçekleşmiş bir komşu hak söz konusu olmadığından FSEK m. 68 kapsamında doğrudan sözleşme partneri olan Saral veya üçüncü bir kişiye (...) ileri sürülebilecek bir hukuki pozisyonun normalde bulunmadığı yönünde görüş ve kanaat bildirmiştir.
Mahkememize sunulan 15/04/2024 tarihli bilirkişi ek raporunda özetle ; İtirazlar itibariyle kök raporda yapılan değerlendirmeleri değiştirecek bir durumun bulunmadığını, kök raporda asıl dava tarafları arasındaki sözleşme ile karşı dava davalıları arasındaki sözleşme bedeline dair değerlendirmeler, salt bedel farkının tek başına bir gizli/hileli anlaşmanın olduğu sonucuna varmak açısından yeterli olmadığı vurgulamak açısından ve genel pazar kuralları ile somut olaydaki bazı hususlara dayanarak yapılmış genel mahiyetteki bir değerlendirme olduğunu, fikir ve sanat eserleri hukuku itibariyle yapılan değerlendirmelerde gerçekte bir eksiklik söz konusu olmadığını, borçlar mevzuatından kaynaklanan nitelikli hesaplama yönünden, heyete dahil olan Sinan Binay'ın satış bedeli tespiti konusundaki değerlendirmelerinin dışında, kök rapordaki tespitleri değiştirecek bir yön bulunmadığını, asıl dava davalısı birleşen dava davacısı tarafından asıl dava davacısı birleşen dava davalısına gönderilen fesih ihtarnamesinin tarihi olan 15/03/2016 tarihinden 2018 futbol dünya kupası eleme maçlarının başladığı tarihe kadar olan süre içerisinde 2018 futbol dünya kupası eleme maçlarının yayını yönünden asıl dava davacısı tarafından başka bir yayıncı kuruluş ile aynı nitelikte ve bedelde benzer bir sözleşme yapabileceği, bu yönden makul sürenin bulunduğunu, 02/09/2016 tarihli sözleşmede belirlenen 7.000.000 USD bedelin makul ve uygun olmadığını, taraflar arasında yapılan sözleşme bedeli olan 20 milyon euro'nun emsal olarak alınması gerektiği, aynı nitelikte ve bedelde sözleşmenin pazarlama ihmalleri vs sebeplerden dolayı yapılamaması halinde başka bir yayıncı kuruluş ile en fazla 9010 daha düşük bedelle (18 milyon Euro) sözleşme yapılabileceği, bu yönde makul sürenin bulunduğu yönünde görüş ve kanaat bildirmiştir.
KANAAT VE GEREKÇE :
Asıl dava; davacının, yayın kuruluşunun ... ile yapılan 2013 tarihli medya yayın hakları sözleşmesi ile yayın haklarının münhasır sahibi olduğunu iddia ettiği ... ve ... bir kısmının 20/02/2014 tarihli mutabakat protokolü ile sahibi olduğu TV kanallarında yayınlanmak üzere davalı şirkete sattığını, ödemelerin aksatılması nedeniyle mutabakat protokolünün bazı maddelerini değiştiren ve yeni ödeme planlarını içeren 30/09/2015 tarihli mutabakat zaptının imzalandığını, davalı tarafın ihtarname ile sözleşmeyi davacının maçların 3. Kişilere satılması için gerekli girişimlerde bulunmadığından 2018 dünya kupası grup eleme maçları yönünden feshettiğini bildirdiği beyan edilerek sözleşme gereğince ödenmesi gereken ancak ödenmeyen kısmın tahsili için başlattıklarını beyan ettiği ... 30. İcra Müdürlüğü'nün ...Esas sayılı takip dosyasına davalı tarafından yapılan itirazın iptaline ilişkindir. Birleşen dava ise; davacının(asıl dava davalısı), davalının(asıl dava davacısı) tasarruf yetkisini haiz olmaksızın, davacı'nın izin ve muvafakatini almaksızın ...Maçlarına ilişkin Türk televizyonlarındaki yayın hakkını 02/09/2016 tarihinde diğer davalı(...)'ya 7.000.000 USD+KDV bedelle satıp devretmesinin kesin hükümsüzlük yaptırımına tabi, geçersiz bir tasarrufi işlem olduğunu ve dolayısıyla FSEK kapsamında alacak haklarının doğduğunu beyan ederek açtığı alacak davasıdır. (Taraflar; -asıl dava davacısı ve birleşen dava davalısı "...", -asıl dava davalısı ve birleşen dava davacısı "..."(...) -birleşen dava davalısı "..."(...)olarak anılacaktır)
... 11. ATM'nin ...Esas ve... Karar numaralı ilamı ile İstinafa konu olan dosyada İstanbul 16. BAM HD'nin ... Esas ve... Karar sayılı ilamında davanın, davacının FSEK kapsamında komşu hak sahipliğinden kaynaklanan dava olması nedeniyle Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinde görülmesi gerektiği nedeniyle Asliye Ticaret Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmiştir. Yargıtay11. HD'nin ... E ve ... K sayılı ilamında da değinildiği üzere "... Dairemizin 23.12.2005 tarih ve ... sayılı kararı ikinci bendinde de belirtildiği üzere, futbol maçının tespiti ve naklen yayını görüntüleri FSEK'nun 1/B-(a) bendine göre sahibinin hususiyetini içermediğinden söz konusu görüntülerin aynı yasanın 5. Maddesine göre sinema eseri olarak nitelendirilmesi mümkün değildir. Bu bakımdan davacının söz konusu yayın nedeniyle eser sahipliğinden kaynaklanan bir hak mevcut değildir. Öte yandan, davacı futbol karşılaşmasını TV'den naklen yayınlayan kuruluş olduğundan söz konusu yayın üzerinde FSEK'nun 80. Maddesine göre komşu hak sahibidir." şeklindedir. Görüldüğü üzere maç yayınları FSEK kapsamında komşu hak/bağlantılı hak sahipliğine konu bir hak olduğundan davanın fikri ve sınai haklar mahkemesinde görülmesi gerekmektedir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına göre; dava dilekçesinde belirtilen ve yayın hakları davacı şirkete ait olan maçların, davalı şirkete ait TV kanallarında yayınlanmasına ilişkin 20.02.2014 tarihli mutabakat protokolü ile bu protokolün bazı maddelerini değiştiren ve yeni ödeme planlarını düzenleyen 30.09.2015 tarihli mutabakat zaptı isimli sözleşmeler her iki tarafın kabulünde olup; sözleşmelerin varlığı ve içerikleri konusunda taraflar arasında herhangi bir çekişme bulunmamaktadır. Taraflar arasındaki çekişme; 30.09.2015 tarihli mutabakat zaptı gereğince davalı şirkete ait TV kanallarında 20.000.000 EURO+KDV bedelle yayınlanması kararlaştırılan... yayınlanmasına ilişkin sözleşme hükümlerinin davalı tarafça feshi üzerine, davacı tarafın bu maçların yayın haklarını dava dışı 3. Kişi şirkete 7.000.000 USD+KDV bedelle satması nedeniyle satış bedelleri arasındaki farkın davalıdan tahsilinin gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır.
6098 sayılı TBK'nun 26. maddesinde düzenlenen sözleşme serbestisi gereğince taraflar bir sözleşmenin içeriğini yasada öngörülen sınırlar içinde özgürce belirleyebilirler. Yine Borçlar Hukukumuzda sözleşmeye bağlılık (ahde vefa) ilkesi kabul edildiğinden; sözleşme, yapıldığı andaki koşullara uygun olarak uygulanmalıdır. Ahde vefa ilkesi gereği borçlu, sözleşme ile yüklendiği edimini üstlendiği şekilde, bir başka anlatımla sözleşmeye bağlı olarak ifa etmekle yükümlüdür.
Sözleşme ile yüklenilen borç, hiç veya gereği gibi ifa edilmezse borçlu, kendisine hiçbir kusurun yüklenemeyeceğini kanıtlamadıkça, alacaklının bundan doğan zararını gidermekle yükümlüdür (112. Md).
TBK'nın 112. Maddesi gereğince alacaklının borçludan tazminat isteyebilmesi için, borcun hiç veya gereği gibi ifa edilmemesi ve bu yüzden bir zarara uğramış olması gerekir. Borçlu, kusursuzluğunu kanıtlamadıkça oluşan zarardan sorumludur. Sözleşmeden kaynaklanan bu zarar; olumlu (müspet) zarar olabileceği gibi, olumsuz (menfi) zarar da olabilir. Olumlu (müspet) zarar, zarar görenin, sözleşmenin gerEği gibi ifa edilmemesi nedeniyle malvarlığında meydana gelen azalmadır. Yani, sözleşme zamanında ve geriği gibi yerine getirilmiş olsaydı kişinin elde edeceği ekonomik durumla, mevcut durum arasındaki fark şeklinde tanımlanabilir. Olumsuz (menfi) zarar ise, sözleşmeye güvenerek yapılan harcamaların boşa gitmesi veya sözleşmeye güvenme nedeniyle başka fırsatların kaybedilmesinden doğan zarar, yahut kısaca sözleşmenin hiç kurulmamış olması halinde kişinin malvarlığı ne durumda olacaksa o hale getirilmesi şeklinde tanımlayabiliriz.
Bunun yanında olumlu zarar, alacaklının ifadan vazgeçerek zararının tazminini istemesi durumunda söz konusu olur. Bu durumda sözleşme ortadan kalkmamakta, yalnız alacaklının ifaya ilişkin talep hakkının yerini olumlu zararının tazminine ilişkin talep hakkı almaktadır. Burada sözleşmenin feshedilmesinden değil, borcun ifa edilmemesinden doğan zarar söz konusudur.
Görüldüğü üzere olumlu zarar; kusursuz olan tarafça, temerrüde düşen taraftan sözleşme yürürlükte kaldığı sürece istenebilecek bir tazminat türü olduğu gibi, sözleşmeden kusurlu olarak dönen taraftan da istenebilir. Yeter ki sözleşmeden dönülmemiş olsun, dönülmüş ise dönen taraf kendisi olmasın ve kusursuz bulunsun. Sözleşme hiç kurulmamış veya kurulmuş olmakla birlikte hükümsüz hale gelmiş ise, sözleşmede aksine düzenleme bulunmadıkça olumlu zararın tazmini istenemez. Sözleşmenin haklı feshinde istenebilecek zarar, değinildiği gibi sözleşmede aksine hüküm yoksa sadece olumsuz zarardır.
Olumlu ve olumsuz zarar olarak nitelendirilen zarar ayrımı sözleşme sorumluluğunda söz konusudur. Sözleşmeden kaynaklanan borcun ifa olanağı bulunduğu, ifa için kararlaştırılan zamanın geldiği ve borçlu uyarıldığı halde borç gereği gibi ifa edilmediği takdirde, borçlunun temerrüdü söz konusudur.
Karşılıklı edimleri içeren tam iki taraflı sözleşmelerde taraflardan birinin temerrüdü durumunda, diğer tarafa 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 125. Maddesi ile aşağıdaki haklardan birini seçme hakkı tanınmıştır. Bu haklar:
a- Aynen ifayı istemekte direnmek ve gecikme yüzünden uğranılan zararın tazminini istemek veya,
b- Sözleşmenin (borcun) ifasından vazgeçerek olumlu (müspet) zararını istemek veya,
c- Sözleşmeden dönerek (sözleşmeyi feshederek) olumsuz (menfi) zararını istemek.
Görüldüğü üzere TBK'nın 125. Maddesi gereğince alacaklının, temerrüde düşen borçludan olumlu zararını isteyebilmesi için sözleşmeden dönmemesi gerekmekte olup; sözleşmeden haklı olarak dönmesi halinde isteyebileceği zarar türü (sözleşmede aksine düzenleme yoksa) sadece olumsuz zarardır. Alacaklının sözleşmeden haksız olarak dönmesi durumunda ise, zaten tazminat isteminde bulunamayacağı kuşkusuzdur.
Mahkememiz önündeki davada, taraflar arasında düzenlenen ve varlığı çekişme konusu olmayan 20.02.2014 tarihli mutabakat protokolü ve 30.09.2015 tarihli mutabakat zaptı, karşılıklı edimleri içeren tam iki taraflı sözleşme niteliğindedir. Yapılan ilk sözleşme ile, yayın hakları davacıya ait bulunan ... ve...Maçlarının, davalıya ait TV kanallarında 40.000.000 EURO+KDV lisans bedeli ile sözleşmedeki ödeme koşulları ve takvimi çerçevesinde yayınlanması konusunda taraflarca anlaşma sağlanmış, daha sonra bu sözleşmeye ek olarak ödeme planlarını yeniden düzenleyen 30.09.2015 tarihli mutabakat protokolü düzenlenmiştir. Söz konusu protokolün 4. Maddesi ile; 2018 Dünya Kupası Eleme Maçlarının 01.09.2016 tarihine kadar 20.000.000 EURO+KDV bedelle 3. Kişilere satışı konusunda davacı şirkete münhasıran yetki verildiği, bu bedelin altında satış yapılmasının davalının yazılı onayına bağlı kılındığı, oluşan fiyat farkına onay verilerek arada oluşacak farkın davacıya ödenmesi veya onay verilmeyerek maçların davalı tarafça TV kanallarında yayınlanacağı, bu konudaki tercih hakkının davalıda olduğu, 3. Kişilere yapılacak satışa 5 gün içinde davalının yazılı onay vermemesi durumunda maçların davalıya ait TV kanallarında yayınlanmasının tercih edilmiş sayılacağı, bu durumda ödemelerin belirtilen taksitlerle yapılacağı kararlaştırılmıştır. Bu haliyle sözleşmenin çekişme konusu 4. Maddesinde ve diğer maddelerinde, sözleşmeden dönülmesi durumunda ödenmesi gereken herhangi bir cezai şartın veya uğranılacak olumlu zararın giderilmesinin öngörülmediği anlaşılmaktadır.
Davalı taraf, 15.03.2016 tarihli ihtarname ile ...3. Kişilere satışı için gerekli girişimlerde bulunulmadığını ileri sürerek, sözleşmelerin bu maçlara ilişkin kısmını feshettiğini davacı tarafa bildirmiş; davacı ise, 25.03.2016 tarihli cevapla söz konusu feshi kabul etmediğini karşı tarafa bildirmiştir. Bu kez davacı taraf 16.08.2016 tarihli ihtarname ile sözleşme hükümlerine uyulması konusunda davalı tarafa bildirimde bulunmuş, davalı taraf 19.08.2016 tarihli cevapla talepleri reddettiğini bildirmiştir. Bunun üzerine davacı taraf 29.08.2016 tarihli ihtarname ile fesih ve çekişme konusu maçlar için 3. Kişiden alınan fiyat teklifini onay alınmak üzere davalı tarafa bildirmiş, aynı ihtara davalı taraf verdiği 31.08.2016 tarihli cevapla, onay vermek/vermemek veya ödeme yapmak gibi bir yükümlülüklerinin bulunmadığını bildirmiştir. Son olarak davacı taraf ... 7. Noterliğinin ... tarih ve ... numaralı ihtarnamesi ile çekişme konusu maçları 02.09.2016 tarihli sözleşme ile 7.000.000 USD+KDV bedelle dava dışı 3. Kişiye sattığını belirterek, mutabakat zaptı gereği kararlaştırılan 20.000.000 EURO+KDV bedel ile 3. Kişiye satış bedeli arasında oluşan farkın ödenmesini davalı taraftan istemiştir. Ödeme yapılmayınca da sözleşmede kararlaştırılan bedel ile 3. Kişiye yapılan satış bedeli arasındaki farkın tahsili amacıyla davalı borçlu hakkında icra takibine girişildiği görülmüştür.
Çözümlenmesi gereken sorun, taraflarca 2. Sözleşmede (Mutabakat Zaptında) kararlaştırılan bedel ile 3. Kişiye yapılan satış bedeli arasında oluşan farkın talep edilip edilmeyeceği noktasındadır.
Davacı alacaklı tarafın istemi, özü itibari ile borcun ifasından vazgeçilip uğranılan zararın tazminine yöneliktir. Diğer bir anlatımla davacı, sözleşme tarihlerinden önce satın aldığı ve yayın hakları kendisinde bulunan maçların, davalının sahibi olduğu TV kanallarında yayınlanmasına ilişkin sözleşme ile amaçladığı cebine girmesi gereken parayı talep etmektedir. Bu haliyle davacının istemi, olumlu zararın tazmini talebidir.
Yukarıda özetlendiği üzere, TBK'nın 125. Maddesi gereği alacaklının ifadan vazgeçerek uğradığını ileri sürdüğü bu zararı isteyebilmesinin temel koşulu; sözleşmeden dönülmemiş olması, sözleşmeyi en azından kendisinin haklı da olsa feshetmemiş olmasıdır. Oysa davalı tarafın çektiği ihtarnamelerle sözleşmenin çekişme konusu kısmını (.. ilişkin kısım) feshettiğini bildirmesi üzerine, davacı tarafın da en son çektiği 01.02.2017 tarihli ihtarname ile maçları dava dışı 3. Kişiye sattığı, dolayısıyla sözleşmeden döndüğü anlaşılmaktadır. Davacı sözleşmeden döndüğünden, ifa veya ifa yerine geçecek TBK'nın 125/2. Maddesi kapsamında olumlu zararının tazminini isteyemez. Davacı taraf sözleşmeden döndüğüne ve artık sözleşme yürürlükte kalmadığına göre, sözleşmelerde de bunun aksi öngörülmediğinden talep edebileceği tazminat türü olumsuz zarardır. Olumsuz zarar kapsamında yapılan incelemede ise; davacının, maçların yayın haklarını davalı ile yaptığı sözleşmeden önceki bir tarihte 2013 yılında ... ile yaptığı bir sözleşme ile satın almış olması dikkate alındığında, bu maçların yayın hakkı için ...'ya yaptığı ödemeler ile yaptığı masraflar da yukarıda açıklanan bilgiler ışığında olumsuz zarar kapsamında değerlendirilemez. Çünkü ... ile yapılan sözleşme daha önceki bir tarihte olduğundan, davalı ile daha sonra yapılan sözleşmeye güvenilerek yapıldığından söz edilemez. Şayet davalı ile yapılan her iki sözleşme, ... ile yapılan sözleşmeden önce yapılmış olsa idi ve bu sözleşmelere güvenilerek ... ile bir sözleşme yapılsaydı, bu durumda fesih halinde, ...'ya ödenen bedel ile yapılan masraflar olumsuz zarar kapsamında değerlendirmek gerekirdi. Somut olayda böyle bir durum sözkonusu değildir. Bunun yanında davacının, daha iyi veya eşdeğer koşulları sağlayan kaçırdığı bir fırsat iddia ve ispatı da bulunmamaktadır.
Asıl davada davalı taraf, gabin ve hile nedeniyle sözleşmelerin geçersiz olduğunu ileri sürmüş ise de; tacir olan davalının basiretli bir iş adamı gibi hareket etmesi, özgür iradesiyle imzaladığı her iki sözleşmenin sonuçlarını öngörmesi ve buna göre hareket etmesi zorunludur. Ayrıca davalının uzun yıllardır televizyon sektöründe bilindik bir TV kanalı olması ve dava öncesinde de maç yayınları yapmış olmasının kuvvetle muhtemel olması dolayısıyla bu alanda tecrübesiz olduğunu belirtmesi dinlenilemez. Bu nedenlerle ileri sürdüğü gabin ve hile hukuksal nedenlerinin samimi ve inandırıcı olmadığı, bu konulardaki iddialarını destekler somut herhangi bir kanıtın bulunmadığı, her iki sözleşmenin de sözleşme serbestisi sınırları içerisinde yasaya uygun şekilde yapıldığı, yasaca özel bir şekle bağlı kılınmadığı ve bu nedenlerle geçerli oldukları anlaşılmaktadır.
Yukarıda açıklanan sebepler ve tüm dosya münderecatı incelendiğinde davacının alacak talebinde bulunamayacağı ve başlattığı icra takibine davalı tarafından yapılan itirazın haklı olduğu görülmektedir. Hal böyle iken, yargılama boyunca alınan raporlarda davalının gerçekleştirdiği feshin haklı olup olmadığı ve haklılık durumuna göre alacak talebinde bulunup bulunamayacağı üzerinde durulmuş olduğundan, işbu açıdan da dosya mahkememiz tarafından değerlendirilmiştir. Yapılan incelemede; dosyada 3 kök 1 adet ek rapor bulunduğu, davacı ve davalı tarafından alınan çok sayıda uzman mütaalası bulunduğu anlaşılmıştır. Dosyada mevcut 3 bilirkişi kök raporunda özetle davalının gerçekleştirdiği feshin haksız olduğu yönünde görüş bildirilmiştir. Ancak alınan raporlarda defaten feshin haklı/haksız olması durumuna, feshin haksız olduğuna ve dolayısıyla davacının alacak talebinde haklı olduğuna ilişkin tespitler yapılmasına karşılık alacak miktarına ilişkin bir tespitte bulunulmadığı görülmektedir. Oysa ki bu miktarın feshin haklı veya haksız olması durumlarının her ikisinde de önemli rol oynadığı, feshin haksız olduğu yani davacının alacak talebinde haklı olduğu varsayımında dahi zararı bulunmuyor(3. Kişiye yapılan satış ile karşılanmış ise) ise talebin haklı olmayacağı konusunda önem arzettiği aşikardır. Dosyada mevcut son rapor olan 15/04/2024 tarihli bilirkişi heyeti ek raporunda bu konunun irdelendiği ve bilirkişi heyeti tarafından, ...'ın 3. Kişi(...) ile imzaladığı 02/09/2016 tarihli sözleşmede belirlenen 7.000.000 USD bedelin makul ve uygun olmadığı, sözleşme bedelinin ... ile ... arasında imzalanan sözleşmede kararlaştırılan 20 milyon EURO'nun emsal olarak alınması gerektiği. Aynı nitelikte ve bedelde sözleşmenin pazarlama ihmalleri vs sebeplerden dolayı yapılamaması halinde başka bir yayıncı kuruluş ile en fazla %10 daha düşük bedelle (18 milyon Euro) sözleşme yapılabileceği, bu yönde makul sürenin bulunduğunun belirtildiği görülmüştür. Her ne kadar davacı vekili aşamalardaki yazılı ve sözlü beyanlarında; "futbol organizasyonunun başlama süresinin oldukça yaklaşmış olması, ... mutabakat protokolü imzalandıktan sonraki olumsuz performansı, Türkiye'de Mart 2016 öncesi ve sonrasında yaşanan terör eylemleri ve özellikle 15/07/2016 tarihli fetö darbe girişimi, maç yayınları hakları üzerinde hukuki ihtilaf çıkabileceğine yönelik algı vs. sebeplerle 15/03/2016 tarihli fesih tarihi ile 05/09/2016 tarihi arasında ...'ın ... ile yaptığı sözleşmeye benzer bir sözleşme yapması olanağının bulunmadığı, mecburen daha düşük bedelle ... ile sözleşme imzaladığı ve ... ile imza altına alınan bedelin dönemin koşullarında makul sayılması gerektiği" iddiaları ek raporda ve dosyada bulunan uzman mütalaalarında belirtilen nedenlerle yerinde görülmemiştir. Şöyle ki, ek raporda bu durum sektörel bazda istatistiklerle incelenmiş ve ... Takımının davaya konu dönem öncesindeki dönemleri de ele alınmış ve yapılan değerlendirmede spor medya haklarında futbol pazarının payının büyüklüğünden, tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de futbolun en çok izlenen spor dalı olduğundan ve Türk halkının gerek kendi tuttukları takım gerekse milli takımın olası başarısızlığına rağmen desteklemekten vazgeçmeyeceği, ... herhangi bir uluslararası şampiyonaya katılması katılamamış veya katılıp başarılı olamamasının izleyici açısından bir etken olmadığı, Türk futbol izleyicisinin milli maçları milli dava olarak gördüğü ve milli maçların her zaman izlenecek en önemli maç niteliğinde olduğundan bahsedilmiştir. Görüldüğü üzere yukarıda anlatılanlar ve yapılan değerlendirmede, en fazla %10 daha düşük bedelle satış yapabilecek zamana ve ortama sahip davacının bu durumda 18 milyon euro bedelle bir sözleşme imzalaması durumunda 2 milyonluk bir zararının oluşacağı, ... ile yaptığı 7 milyon USD'lik sözleşme dikkate alındığında herhangi bir zararının bulunmadığı anlaşılacaktır. Kaldı ki, ... ve ... arasında ilk sözleşme tarihinin 20/02/2014 olduğu, ...'nin tasarruf mevduat fonuna devri ile ifa güçlüğü yaşaması dolayısıyla taraflar arasında 30/09/2015 tarihli ek sözleşme imzalandığı görülmektedir. Davaya konu ek sözleşmenin 4. Maddesi şu şekildedir; "Taraflar ... (...) üçüncü kişilere satılması konusunda ...(ın tek başına yetkili olduğu hususunda mutabıktırlar. ... (...) maçları 1 Eylül 2016'ya kadar üçüncü kişilere satmak amacıyla iyi niyet kuralları çerçevesinde her türlü gayreti gösterecektir. (...) Maçların satış fiyatının 20.000.000 Euro + KDV bedelinin altında oluşması durumunda ...'nin yazılı onayının alınması zorunludur. Bedel 4. Maddede zikredilen bedelin altında olduğu taktirde fiyatı onuy vererek aradaki farkı ...'a ödeme yapma veya (||) onay vermeyerek tüm maçları kendi kanalında yayınlayabilir. ... bu kararı ... tarafından yazılı olarak yapılacak bildirim tarihineden itibaren beş (5) gün içerisinde ...'a yazılı olarak bildirir. ... böyle bir bildirim yapmazsa ||' yi seçmiş sayılır. " Davalının ödeme güçlüğü çekmesi karşısında 30/09/2015 tarihinde imzalanan ek protokol gereği ...'ın 01/09/2016 tarihine kadar 3. Kişilere maçların satılması konusunda iyi niyet kuralları çerçevesinde her türlü gayreti göstereceği kararlaştırılmış olmasına rağmen...'ın aradan geçen 5,5 ay boyunca girişimde ...'ye hiçbir teklifle gelmediği hatta bu konuda girişimde bulunduğuna dair bile bir belge veya mesnetli bir beyanda bulunmadığı görülmektedir. ...'nin fesih ihbarından sonraki süreçte de taraflar arasında defalarca ihtarnameler keşide edildiği ...'ın feshi kabul etmediği ancak ... önüne hiçbir girişim belgesi veya teklif sunmadığı görülmektedir. Mütalaalarda da belirtildiği üzere ...'ın sektördeki profesyonelliği göz önüne alındığında kendisinden beklenen, potansiyel alıcılarla ilişki kurması ve bunlarla sözleşme imzalamak için somut adımlar atmasıdır. 01/09/2016 tarihine kadar olan 11 aylık uzunca bir sürecin bitimine onbeş gün kalasıya 16/08/2016 tarihli ihtarnamesinde dahi ...'ın herhangi bir teklif sunmadığı, taki iki gün kala 29/08/2016'da ...'ye ilk defa öneri sunduğu görülmektedir. Uzun bir süre boyunca(beş buçuk ay) davacının yüklendiği edimin ifasına ilişkin bir girişimde bulunmadığı, bakiye süre için de yerine getirebileceği veya yerine getirmek isteyeceği hususunda ...'nin güven duymasının olanaksız hale geldiği ve ... açısından sözleşmeyi devam ettirmenin çekilmez hale geldiği düşünüldüğünde davalının sözleşmeyi feshi mahkememiz tarafından haklı fesih olarak değerlendirilmiştir.
TMK madde 3 kapsamında davranması beklenen ve ek protokolde hüküm altına alınan davacının bu yükümlüğü ihlal ettiği, ayrıca madde 2 gereğince hakkın kötüye kullanılmasını ve kişinin kendi kusuruna dayanarak menfaat sağlamak istemesini hukuk düzeninin korumayacağı gözetilerek davacının alacak iddiası yerinde görülmemiştir. Kaldı ki yukarıda izah edildiği üzere bir an için feshin haksız olduğu düşünüldüğünde de miktar itibariyle davacının herhangi bir zararının dolayısıyla alacağının bulunmadığı anlaşılmıştır.
Her ne kadar davalının kötüniyet tazminatı talebi bulunmakta ise de; İİk madde 67/2 gereğince alacaklının kötüniyet tazminatına mahkum edilebilmesi için takibin haksız ve kötüniyetle yapılmış olması gerekir. Alacaklının kötüniyetli olduğu borçlu tarafından kanıtlanmalıdır. Yargıtay'ın yerleşik içtihatları uyarınca, alacağının bulunmadığını bildiği veya bilmesi gereken bir durumda olduğu halde icra takibine girişen alacaklının kötüniyetli olduğu kabul edilmektedir. Dosyada kötüniyet tazminatı koşulları oluşmadığından hükmedilmemiştir.
Birleşen dava açısından yapılan değerlendirmede ise; dosya kapsamında davacının davalılar arasında hileli ittifak bulunduğuna dair iddialarını kanıtlar somut deliller sunmadığı, ayrıca davacı ...'nin sözleşmeyi feshederek hem yayın borcunun sona erdiği hem de karşı edimi talep etme hakkının sona erdiği ve defaten keşide ettiği ihtarnamelerde sözleşmeyi feshettiğine dair beyanlarda bulunduğu gözönüne alındığında yukarıda bahsi geçen Türk Medeni Kanunu'nun 2. Maddesinin birleşen dava davacısı için de geçerli olduğu ve sözleşmeyi fesheden kişinin daha sonra aynı sözleşmeye dayanarak hak iddiasında bulunmasını hukuk düzeninin korumayacağı dikkate alınarak davanın reddine karar verilmiştir. Davalı ...'nin ...'dan aşırı yararlanmasından bahseden davacının iddiaları bir an için kabul edilse dahi işbu hususun davalılar arasında başka bir davaya konu olacağı dikkate alınarak davalı ...(...) hakkında pasif husumet yokluğundan red kararı vermek gerekmiştir. AAÜT 3/2 son cümle gereğince davalılar vekilleri lehine ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmiş, davalı ... açısından usulden red kararı verildiğinden madde 7/2 gereğince, davalı ... açısından ise esastan red kararı verildiğinden nisbi vekalet ücreti hesaplaması yapılmıştır.
Asıl dava ve birleşen dava vekalet ücretleri hesaplanırken; davaya esas bedellerin döviz üzerinden olduğu görülmüş olup, Yargıtay 9. HD'nin ... E ve ... K sayılı ilamında belirtildiği üzere "... Somut olayda, Bölge Adliye Mahkemesince reddedilen miktarın 10.943,82 Euro olduğu, karar tarihine (13.03.2025) göre Merkez Bankası tarafından ilan edilen gösterge niteliğindeki (efektif satış) döviz kuru (39.8491 TL) uyarınca reddedilen alacağın 436.101,38 TL'ye karşılık geldiği anlaşılmaktadır. Söz konusututar ve karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatyık Asgari Ücret Tarifesi'nin 13. Maddesine göre, davalı ... lehine 69.415,21 TL yerine 30.000,00 TL vekalet ücretinin hüküm altına alınmış olması hatalı olup bozmayı gerektirir." şeklindedir. Karar tarihinde Merkez Bankası tarafından ilan edilen efektif satış döviz kuru gösterge olarak alınmıştır. (Merkez Bankasının resmi sayfasından alınan bilgiye göre karar tarihi olan 30/05/2025 tarihinde efektif satış döviz kuru 44.4169'dur)
Yukarıda açıklanan nedenlerle asıl davanın ve birleşen davanın ayrı ayrı reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:
1-ASIL DAVANIN REDDİ ile ... 30. İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı takibinin iptaline,
2-Kötü niyet tazminatına hükmedilmesine yer olmadığına,
3-BİRLEŞEN DAVANIN;
-Davalı ... A.Ş (... Şirketi) açısından Pasif Husumet Yokluğu Nedeniyle Usulden REDDİNE,
-Davalı ... Şirketi açısından Esastan REDDİNE,
ASIL DAVA YÖNÜNDEN;
4-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi uyarınca peşin olarak yatırılan 7.476,61 TL'den hesap olunan 615,40 TL'nin mahsubu ile kalan 6.861,21 TL bakiye karar harcının talep halinde ve karar kesinleştiğinde davacı-karşı davalı ... A.Ş'ye (... Şirketi) verilmesine,
5-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca davalı-karşı davacı ... Tic. A.Ş.(...) vekili yararına hesap olunan 6.301.961,52 TL vekalet ücretinin davacı-karşı davalı ... A.Ş.'den (... Şirketi) alınarak kendisini vekille temsil ettiren davalı-karşı davacı ... Tic. A.Ş.'ye( ...) verilmesine,
6-Davalı-karşı davacı ... Tic. A.Ş.(...) tarafından sarf edilen 6 bilirkişi ücreti olan 20.750-TL'nin davacı-karşı davalı ... A.Ş.'den (... Şirketi) alınarak davalı-karşı davacı ... Tic. A.Ş.'ye(...) verilmesine,
7-Davacı-karşı davalı ... A.Ş. (... Şirketi) tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
BİRLEŞEN DAVA YÖNÜNDEN;
9-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi uyarınca peşin olarak yatırılan 603.561,63 TL'den hesap olunan 615,40 TL'nin mahsubu ile kalan 602.946,23 TL bakiye karar harcının talep halinde ve karar kesinleştiğinde davacı-karşı davalı ... Tic. A.Ş.'ye(...) iadesine,
10-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin uyarınca davalı ... A.Ş. (... Şirketi) vekili yararına hesap olunan 498.084,50 TL vekalet ücretinin davacı karşı davalı ... Tic. A.Ş.'den(...) alınarak kendisini vekille temsil ettiren davalı karşı davacı ... A.Ş.'ne (... Şirketi) verilmesine,
11-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin uyarınca davalı ...(... Şirketi) vekili yararına hesap olunan 40.000,00 TL vekalet ücretinin davacı karşı davalı ... Tic. A.Ş.'den(...) alınarak kendisini vekille temsil ettiren davalı ...(... Şirketi)'ye verilmesine,
12-Davacı karşı davalı ... Tic. A.Ş.(...) tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
13-Yatırılan gider avanslarından ve harçlardan kullanılmayan kısmının talep halinde ve karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine,
Dair taraf vekillerinin yüzüne karşı, (HMK 345/1 md. gereğince) gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Mahkememize veya başka bir yer mahkemesine dilekçe ile başvurmak ve istinaf harcı ile gerekli giderlerin tamamı ödenmek suretiyle, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı.30/05/2025
Katip
¸e-imzalıdır
Hakim
¸e-imzalıdır