T.C.
İSTANBUL
4. FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
ESAS NO:2024/89 Esas
KARAR NO :2025/105
DAVA:Tazminat (Fikir Ve Sanat Eserleri Sahipliğinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ:04/06/2024
KARAR TARİHİ:13/05/2025
Mahkememizde görülmekte bulunan Tazminat (Fikir Ve Sanat Eserleri Sahipliğinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; müvekkillerinin 1989 yılından bu yana tiyatro, 1999 yılından bu yana da sinema ve dizi film sektöründe oyunculuk yaptığını, aynı zamanda tiyatro yönetmenliği, oyun ve metin yazarlığı ve pek çok projede de seslendirme sanatçısı olarak Türk sanat ve kültür hayatına hizmetler veren bir sanat emekçisi olduğunu, bir süreden bu yana da senaryo yazarlığıyla ilgilendiğini, yazdığı ve özgün hikâyesi ile özgün senaryosu kendisine ait olan dizi film projesi "..." ise mevcut davaya konu olduğunu, davalının gerçekle davacının eşeri olan ... iştmli senaryosunun davalı tarafından ... ... adıyla yayına sokularak, müvekkillerinin fikri ve Mali Haklarına tecavüz edildiğinin tesbitini, ve bu eylemin haksız fiil olduğunun ve bu alıntı ve iktibasların neler olduğunun ve tecavüzün kapsamınırı, maddi ve manevi zararın tespitini, intihal eserden davalıların elde etmiş olduğu (ve/veya edeceği) maddi gelirin yasa gereği 3 katından az olmamak üzere davalılardan alınarak müvekkillerine ödenmesine karar verilmesini, tecavüz ve haksız fülin başka türlü giderilm olduğundan davalıya ait olduğu iddia edilen senaryo baz alınarak çekilen ... ... TV dizisinin yayınının durdurulmasını, hükmün veya özetinin, masrafı davalıya ait olmak üzere, Türkiye Cenelinde yayıntanan 3 ayrı gazetede ilanına ve ilgili kurumlara bildirilmesini, tahkikat sonucunda tam kesin olarak zararın be bilir duruma geldiği anda talebimizi artırmak üzere 6100 sayılı Kanunun 107. maddesi gereğince şimdilik asgari tutar olarak 10.000 TL (Onbin) maddi tazminatın tecavüz ve hasız fiilin gerçekleştiğini yayın tarihi olan 25 Ocak 2024 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan alınarak davacıya verilmesini, manevi tazminat hakkımızın saklı tutulmasını, yargılama gideri ve avukatlık ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilemesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekilinin cevap dilekçesinde özetle; dava dilekçesinde yer alan ve müvekkillerinin itibarına zarar veren her türlü haksız ve mesnetsiz iddialara karşı diğer itirazlarını sunma hakları saklı kalmak kaydıyla; davacının dava dilekçesine karşı usuli itirazlarını Sayın Mahkemeye sunduklarını, davacının dava dilekçesinin ekleri ve dosya kapsamı incelendiğinde, dosyaya sunulan bir arabuluculuk son tutanağı görülmediğini, hukuk uyuşmazlıklarında arabuluculuk kanunu’nun “Dava Şartı Olarak Arabuluculuk” başlıklı 18/A maddesi ise şu şekilde düzenlendiğini, “(2) davacı, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Bu zorunluluğa uyulmaması hâlinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilir. İhtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir. Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir.” İşbu dava; tecavüzün tespit ve men’i ile tazminat talepli olarak ikame edildiğini, davacının dava kapsamında ileri sürdüğü tüm bu taleplerin zorunlu arabuluculuğa tabi olduğunu, nitekim Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2021/1546 E., 2021/2428 K. ve 15.3.2021 tarihli kararında da tecavüzün tespit ve men’i ile tazminat taleplerine ilişkin davalarda arabuluculuk müessesine başvurulmasının dava şartı olduğu ve bu şartın yerine getirilmemiş olması sebebiyle davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmesi gerektiğinin hükme alındığını,
açıklanan nedenlerle, davacının bu dava kapsamında ileri sürmüş olduğu taleplerinin herhangi bir işlem yapılmaksızın, hukuk uyuşmazlıklarında arabuluculuk kanunu'nun 18/A maddesi ve 6100 sayılı Hukuk muhakemeleri kanunu'nun 115/2. Maddesi uyarınca dava şartı yokluğu nedeniyle reddi gerektiğini, açıklanan nedenlerle davanın usulden reddine, Sayın Mahkeme'nin aksi kanaatte olması halinde esastan reddine karar verilmesini, talep etmişlerdir.
Davacı vekilinin cevaba cevap dilekçesinde özetle; “...” ve “... ...” isimli projelerin sundukları deliller de göz önünde bulundurularak sayın mahkemenin atayacağı bağımsız ve tarafsız bilirkişilerce incelenmesini, davalılar vekilinin “davanın reddine” ilişkin talebinin reddiyle davamızın kabulünü dava dilekçemizdeki taleplerimizin aynı ile göz önünde bulundurulmasını talep etmişlerdir.
Davalılar vekilinin ikinci cevap dilekçesinde özetle; davaya konu “...” isimli projenin alenileşmemiş olması ve müvekkillerinin hiçbir hususiyetinin bilinmiyor olması, “...” isimli proje ile “... ...” isimli eser arasında benzer olan hususların olağan ve hususiyet taşıyan hususlar olmaması nedeniyle intihal veya iktibas ve dolayısıyla tecavüz şartlarının oluşmadığının tespiti ile davanın reddini, vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin karşı tarafa yüklenmesini talep etmişlerdir.
24/04/2025 tarihli bilirkişi raporunda özetle; dosyada bulunan deliller doğrultusunda yapılan inceleme sonuçları, dosyaya davalı/davalılar tarafından sunulmuş olan ... marka ... seri numaralı usb bellek içerisinde ... ... isimli dizinin 17 bölümünün bulunduğunu, davacı tarafça dosyaya sunulan mail ekran görüntüleri incelendiğinde ...@gmail.com mail adresinden ... isimli kişiye 19 Nisan 2022 tarihli ... (Senaryo-Bitmiş hali) konulu, Kardeşim, inşallah bizi amaçlarımıza ulaştıracak ilk adımı atacağımız iş nihayet bitti. Allah utandırmasın ve yolumuzu açık etsin. ...içerikli ve Ek’inde ....docx isimli dosya olan mailin olduğunu, davacı tarafça dosyaya sunulan mail ekran görüntüleri incelendiğinde ...@gmail.com mail adresinden ..., ..., info, ... isimli kişilere 22 Nisan 2022 tarihli ... – 1. bölüm senaryo/genel hikaye/karakterler/3 bölüm hikaye konulu, nihayet hepsi bitti. lyi okumalar ... ... içerikli ve Ek’inde ....docx ve ... ismi ile bağlayan toplamda 4 adet word dosyası olan mailin olduğunu, davacı tarafça dosyaya sunulan mail ekran görüntüleri incelendiğinde ...@gmail.com mail adresinden ..., ..., info, ... isimli kişilere 09 Mayıs 2022 tarihli ... – (1. bölüm senaryo-son hali) konulu, canlar, en son düzeltmeleri yaptım ve dramaturgla konuşup onayını aldım. Projemiz oyuncu ve kanal görüşmelerine hazır hale gelmiştir. Hayırlı olsun. ... ... içerikli ve Ek’inde ....docx isimli dosya olan mailin olduğunu, davacı tarafça dosyaya sunulan mail ekran görüntüleri incelendiğinde ...@gmail.com mail adresinden info, ... isimli kişilere 12 Mayıs 2022 tarihli, ... (sunum dosyası için proje revizyonu) konulu, canlar, projenin adı, karakter isim değişikliği (.../...) vs. tashihleri yaptım. sunum dosyasına bu metinler koyulacaktır. Selamlar. içerikli ve Ek’inde ... genel hikaye.docx ve ... isminin bulunduğu toplamda 4 adet word dosyası olan mailin olduğunu, .... davacı tarafça dosyaya sunulan mail ekran görüntüleri incelendiğinde ...@gmail.com mail adresinden ismail isimli kişiye 15 Ağustos 2022 tarihli, dostum, projeyi sadece fikir edinmen ve değerli fikirlerini aktarman için gönderiyorum. okuduktan sonra konuşalım. sevgiler içerikli ve Ek’inde isimleri ekran görüntüsünde görünmeyen toplamda 4 adet dosya olan mailin olduğu, mail Ek’lerinde bulunan word dosyalarının içerikleri davalı/davalılarca dosyaya sunulmuş olan 17 bölüm ... ... dizisi ile sektör bilirkişi tarafından karşılaştırmanın yapılması için davacı mail adresinde yerinde inceleme yapılarak mail Ek’inde dosyalar ve dava dosyasında bulunan videolar sektör bilirkişisine ulaştırılıp kontrol edilmesi ile sağlıklı bir sonuca ulaşılabileceğini, sektör İncelemeleri ışığında, her iki eserin de cinayet işleyip içeri düşen babanın hapisten çıktıktan sonra ailesini yeniden toplamayı hedeflemesi fikirden yola çıktığını, ancak bu ana fikrin anonim olduğu ve de daha önce birçok filmde, romanda işlendiğini, bunun en güzel ve ünlü örneğinin ... (...), yine küçük bir kız çocuğunu korumasına alan ve tek kişilik bir ordu gibi eğiterek karanlık güçlere karşı mücadele etmesini işleyen ... ... (...) gibi filmlerde de ele alındığını, günümüzde artık anonimleştiğini, sadece böyle bir fikir benzerliğinden ötürü hak iddia edilemeyeceğini, yanı sıra yukarıda yaptığımız analiz ve benzer ve benzemez unsurlar açısından bakıldığında davacı ve davalı eserlerin bu fikri farklı çerçeve öyküleri içine oturttuğunu, her iki eserde birtakım pozisyonların (mafya, güzellik salonu, yetimhane, pavyon kadınları, hapishane, cinayeti üstlenme gibi) olmasının hususiyet sayılamayacağını, hususiyeti belirleyen unsurların bu pozisyonları işleme biçiminin belirlediğini, kahramanların karakter benzerliklerinin de yukarıda da örneklediğimiz gibi daha önce işlenmiş klişeler olduğunu, örneğin kahramanların tiratlarla konuşması başta ... eserleri ve ... dizisi gibi birçok eserde kullanılan bir tarz olduğu ve bunun çağımızda hiçbir yazarın hususiyeti sayılamayacağını, ayrıca özetler bölümünde bold, alt çizgi ve altı çizili benzerliklerin eserlerin ana yapısını belirleyen damga vuracak ölçüde işlenmediğini, neden sonuç ve ilişkilendirmelerinin farklı kurulduğunu, ancak esinlenme ölçüsünde olabileceğini, senaryo yani çerçeve öykünün yanı sıra fikrin senaryo olarak işlenmesi açısından da bütünsel olarak farklı hususiyetlerde işlendiğini, FSEK kapsamındaki İncelemeler Işığında, - davacının dava konusu ettiği “...” isimli senaryonun dosyadaki sektör bilirkişi tespitleri ışığında FSEK m.2 kapsamında ilim ve edebiyat eseri olduğunu, raporda yapılan teknik inceleme neticesinde, ...@gmail.com mail adresinden 19 Nisan 2022 tarihinden başlamak üzere farklı tarihlerde farklı mail adreslerine “...” ve “...” başlıklı senaryo metinleri gönderildiği görülmekteyse de dava konusu edilen ... isimli senaryonun FSEK m. 11 çerçevesinde davacıya ait olup olmadığının anlaşılamadığını, sektör bilirkişinin her iki eseri değerlendirmeleri ve karşılaştırmaları neticesinde iki eser arasında herhangi bir benzerlik veyahut intihal bulunmadığı tespitleri ışığında davacının mali ve manevi haklarına tecavüz teşkil eden bir eylemin söz konusu olmaması sebebiyle Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu kapsamında ihlalin oluşmadığı yönünde görüş ve kanaatlerini sunmuşlardır.
KANAAT VE GEREKÇE
Uyuşmazlığın; Davacının kendisine ait olduğu iddia edilen senaryonun davalı tarafça izinsiz kullanılması suretiyle yayınlanması yoluyla FSEK yönünden mali haklarına zarar verdiği iddiasına dayalı davacının fikri ve mali Haklarına tecavüz edildiğinin tespiti, ile tazminat talebine ilişkin olduğu anlaşılmıştır.
Dava dilekçesinde davalı taraf olarak ...Şirketi ile ... olarak gösterilmiş; davacı vekiline dava dilekçesinde taraf olarak gösterdiği şirketin değişitilmesine yöNelik Taraf Değişikliği Talebini Ve Dayandığı Gerekçesini İçerir 14/06/2024 Tarihli Dilekçesini İle Davalı ...Şirketi'nin ... Kültür Merkezi Anonim Şirketi olarak değişmesini talep etmiş; davacı vekilinin talebinin dürüstlük kuralına aykırı olmayan taraf değişikliği talebi niteliğinde olduğu dava dilekçesinde tarafın yanlış veya eksik gösterilmesi kabul edilebilir bir yanılgı olarak değerlendirilebileceği gözetilerek, davacı vekilinin taraf değişikliği talebinin HMK' nın 124.maddesi çerçevesinde, dürüstlük kuralına aykırı olmayan kabul edilebilir bir yanılgıya dayandığı anlaşılmakla, talebinin kabulü ile davalı tüzel kişinin "... Kültür Merkezi Anonim Şirketi" olarak değiştirilmesine, karar verilerek açık yargılama devam olunmuştur.
Davacının dava konusu ettiği “...” isimli senaryonun dosyadaki sektör bilirkişinin tespitleri ışığında FSEK m.2 kapsamında ilim ve edebiyat eseri olduğu, dava dilekçesi ekinde senaryo nüshası uyarınca eser sahipliğinin tespiti, her türlü delille raporda yapılan teknik inceleme neticesinde, ...@gmail.com mail adresinden 19 Nisan 2022 tarihinden başlamak üzere farklı tarihlerde farklı mail adreslerine “...” ve “...” başlıklı senaryo metinleri gönderildiği görülmekle davacının dayanak eserde eser sahibi olduğuna kanaat getirilmekle; Davacının, dilekçelerinde “...” isimli eseri ile davalıların “... ...” isimli eseri arasında benzerlikleri olduğunu belirterek intihal iddiasının incelenmesine geçilmiştir.
İntihalin sözlük anlamı "aşırmadır". İntihal, başkasının eserini kendisine mal etmedir. İntihal için eserin aynen alınmış olması da şart olmayıp eserde bölümlerin, namelerin figürlerin, şekillerin dizilişinde değişiklikler (takdim tehir) yapılması halinde de intihal söz konusudur. Yine bir eserden alıntı yapılıp da eser sahibin adı, iktibas yapılan eserin adı, kaçıncı bası olduğu, bası tarihi de belirtilmezse, "intihal" söz konusu olur.
İntihal, bir kişinin başkasının eserini kendi eseriymiş gibi göstermesidir.
FSEK'in mimarı olarak kabul edilen Türk-Alman Hukukçusu Ord. Prof. Dr. ...'in tanımı da şöyledir: "Her kim bir başkasının eserini, kendi eseri olarak gösterir veyahut bir kitabın metnini veyahut bir musiki eserin bestesinin melodisini, kelimelerin ve notaların yerlerini değiştirmek suretiyle tadil eder ve bu suretle vücuda gelen bu esere kendi ismini verirse veyahut her kim, bir kitabın veyahut bir melodinin tarzı ifadesini, orijinal aşikâr surette belli olacak derecede tahrif eder ve böyle bir esere kendi ismini verirse, bu tarz hareket cezayı mucip bir intihal telakki edilir." demektedir.
Türk hukukunda, intihale ilişkin açık bir hüküm yoktur, buna mukabil intihalin haksız fiil olduğu kabul edilmektedir. İntihal halinde eser sahibinin manevi haklarından olan "eser sahibi olarak tanıtılma hakkı"(FSEK m.15) ihlal edilmiş olur, ancak eser sahibin mali haklarının ihlal edilip edilmediği somut olayın durumuna göre değişecektir.
İki eser arasında intihal incelemesi yapılırken; sonraki eser sahibinin eyleminin, ilk eser sahibinin mali ve manevi haklarından en az birisini ihlal edip etmediği; sonraki eserin ilk eserden hareketle oluşturulup oluşturulmadığı; eserler arasında benzerlik varsa ilk eser sahibinin hususiyetinin sonraki esere aynen geçirilip geçirilmediği; ve son olarak da tespit edilen benzerliğin FSEK’in 35. maddesinde belirlenen iktibas serbestisi veya esinlenme kapsamında kalıp kalmadığı hususlarının bir bütün olarak araştırılması gerekmektedir (Yavuz, Levent/Alıca, Türkay/Merdivan, Fethi: Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu Yorumu C. I, Ankara, 2013, s. 1282).
Benzerliğin eserin hususiyet taşıyan bölümüne ilişkin olup olmadığı değerlendirmesi, her şeyden önce, ilk eserin nicelik ve nitelik olarak iyi tahlil edilmesi, esere tanınması gereken korumanın derinliğinin belirlenmesi ve korunabilir parçaların varsa korunamayan bölümlerden ayrılmasını gerektirir. Bu değerlendirme, eserin türüne, birden fazla eser türünün birlikte var olup olmadığına ve korumaya uygun bölümünün belirlenmesine, sahibinin hususiyetinin yansıdığı bölüm ve yoğunluğuna, dahası benzerliğin anonim ve korunamayacak kısımlar ile sınırlı olup olmadığının belirlenmesine bağlı olarak yapılmalıdır (Yavuz/Alıca/Merdivan, s. 1284).
Dosya kapsamına sunulan bilirkişi rapor içeriğine göre; davacının, dilekçelerinde “...” isimli eseri ile davalıların “... ...” isimli eseri de cinayet işleyip içeri düşen babanın hapisten çıktıktan sonra ailesini yeniden toplamayı hedeflemesi fikirden yola çıktığı, bu ana fikrin anonim olduğu ve de daha önce birçok filmde, romanda işlendiği, bunun en güzel ve ünlü örneğinin ... (...), yine küçük bir kız çocuğunu korumasına alan ve tek kişilik bir ordu gibi eğiterek karanlık güçlere karşı mücadele etmesini işleyen ... ... (...) gibi filmlerde de ele alındığı; günümüzde artık anonimleştiği, sadece böyle bir fikir benzerliğinden ötürü hak iddia edilemeyeceği; davacı ve davalı eserlerin bu fikri farklı çerçeve öyküleri içine oturttuğu; her iki eserde birtakım pozisyonların (mafya, güzellik salonu, yetimhane, pavyon kadınları, hapishane, cinayeti üstlenme gibi) olmasının hususiyet sayılamayacağı, hususiyeti belirleyen unsurların bu pozisyonları işleme biçiminin belirlediği; kahramanların karakter benzerliklerinin de yukarıda da örneklediğimiz gibi daha önce işlenmiş klişeler olduğu, Örneğin kahramanların tiratlarla konuşması başta Şekspir eserleri ve ... dizisi gibi birçok eserde kullanılan bir tarz olduğu ve bunun çağımızda hiçbir yazarın hususiyeti sayılamayacağı; neden sonuç ve ilişkilendirmelerinin farklı kurulduğu, ancak esinlenme ölçüsünde olabileceği; senaryo yani çerçeve öykünün yanı sıra fikrin senaryo olarak işlenmesi açısından da bütünsel olarak farklı hususiyetlerde işlendiği, kurgusal yapının temel unsurları farklı işlen somut uyuşmazlık incelendiğinde de heyette görevlendirilmiş sektör bilirkişinin değerlendirmeleri ve her iki eseri karşılaştırmaları ışığında her iki eser arasında benzerlik veyahut intihal söz konusu olmadığından davacının FSEK kapsamında haklarının ihlal edilmediği, FSEK kapsamında bir ihlalin söz konusu olmadığı kanaati ile aşağıdaki şekilde aşağıdaki şekilde hüküm tesisi yoluna gidilmiştir.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın REDDİNE,
2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi uyarınca hesap olunan 615.40 TL karar harcından peşin yatırılan 427.60-TL'nin mahsubu ile kalan 187,80 TL bakiye karar harcının davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
3-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca davalılar yararına hesap olunan 40.000-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak kendisini vekille temsil ettiren davalılara verilmesine,
4-Maddi tazminat talebi yönünden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi davalılar vekili yararına hesap olunan 10.000 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak kendisini vekille temsil ettiren davalılara verilmesine,
5-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
6-Davalılar tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,
Dair davacı asil ve davacı vekili ve davalı vekilinin yüzüne karşı, (HMK 345/1 md. gereğince) gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Mahkememize veya başka bir yer mahkemesine dilekçe ile başvurmak ve istinaf harcı ile gerekli giderlerin tamamı ödenmek suretiyle, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı. 13/05/2025
Katip ...
¸
Hakim ...
¸