T.C.
İSTANBUL
4. FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/183 Esas
KARAR NO : 2025/106
DAVA : Marka (Maddi Tazminat İstemli)
DAVA TARİHİ : 16/10/2023
KARAR TARİHİ : 13/05/2025
Mahkememizde görülmekte bulunan Marka (Maddi Tazminat İstemli) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Dava dilekçesinde özetle; ... sınıfta ... no ile tescilli "..." ve ... no ile tescilli “...”, ... sınıfta ... no ile tescilli “...” ve ... no ile tescilli “...” markalarının sahibi bulunduğunu, markaların ticari hayatta aktif bir şekilde kullanıldığı ve davacının ticari faaliyetlerine konu olan sağlık turizmi, güzellik ve tıbbi hizmetler alanlarında tescil edildiğini, markaların esas unsurlarının “...” kelimeleri olduğunu, sağlık turizmi sektörü bakımından özellikle hitap etmek istediği yabancı müşteri profiline ulaşmak adına düzenli olarak ... üzerinden reklam harcaması yaptığını, hitap ettiği müşteri kitlesinin büyük ölçüde yabancılardan oluştuğunu, yabancı müşterilerin genellikle yurtdışından internette arama motorları üzerinden arama yapmak suretiyle davacı şirkete ulaştığını, müşterilerin seyahat işlemlerinin organize edildiğini, şehir içi ulaşım, konaklama, vb. hizmetlerin dahil olduğu bir paket program halinde tıbbi hizmet sunulduğunu, müşterilerine..., ..., ...,...,... , ..., internet sitelerinden ulaştığını, sosyal medya hesaplarını İngilizce, Fransızca ve Arapça dillerinde olmak üzere üç dilde aktif bir biçimde kullandığını, davalının “...” ticari unvanını kullanarak “...” ticari adıyla...’da sağlık turizmi işletmesini 2023 yılından bu yana işlettiğini, markayı büyük puntolarla ve küçük harflerle “...” ifadesiyle kullandığını, bu ibarenin yanında veya altında küçük bir puntoyla ve büyük harflerle “...” kelimesinin yer aldığını, davalının .... site ve sosyal medya hesaplarını kullandığını, davalının sosyal medya hesaplarında yer alan 07.01.2023 tarihli paylaşımında “...” açıklamasıyla beraber “... ” konumunun etiketlendiği ilk gönderiyi paylaştığını, davalının kendisini hedef tüketici kitlesine ... olarak tanıttığını, kullanıcıların müşteri deneyimlerini paylaştıkları ... web sitesinde bulunan davalı hesabına onlarca müşteri tarafından ... ismiyle yorum yapıldığını, bu durumun davalının kendisini müşterilerine doğrudan ... şeklinde tanıttığını kanıtladığını, müşterilerin ... ifadesini yalnızca “...’daki ...” anlamına gelecek biçimde kullandıklarını, davalının ... ibaresinin markanın asli unsurları arasında yer almadığını ve markanın bu biçimde kullanılmadığını, davacının ticari iş merkezi de ... olduğundan ... kelimesinin herhangi bir ayırt edicilik katmadığını, öte yandan söz konusu “...” ekinin davalı tarafından bir çeşit konum bildirimi şeklinde, asıl yazının yanında veya altında küçük puntolarla yer aldığını, davacı markalarının seyahat için yer ayarlama, seyahat ile ilgili bilet sağlamanın da bulunduğu .... Sınıf ile tıbbi hizmetler, güzellik bakımı hizmetlerinin bulunduğu ... sınıflarda tescilli olduğunu, davalı ticari işletmesini sağlık turizmi amacıyla kullandığını, sağlık turizmine ilişkin olan ... sınıfta tescilli markası bulunmadığını, davalının yetkilisi adına tescilli markanın ... sınıfta “...” olduğunu, sağlık turizmini kapsamadığını, davalının ticaret sicili kaydından da şirket konularının “...” olarak belirlendiği ancak davalının ticari işlerini sağlık turizmi alanında yürüttüğü, davalının “... ” şeklinde markasal kullanımının davacının markalarıyla ayırt edilemeyecek derecede benzer olduğunu, davacının hedef müşteri kitlesinin İstanbul’da bulunan sağlık turizmi hizmetlerine ulaşmak bakımından “...” markasıyla davalının “... ” şeklindeki kullanımlarını ayırt edemeyeceğini, davalının işbu davaya konu kullanımlarını ... markasıyla birebir olacak şekilde İngilizce dilinde gerçekleştirdiğini, ancak ... Sınıfta tescilli markasının “klinik prime ağız ve diş sağlığı polikliniği” olmak üzere tamamen Türkçe olduğu ve markada “ağız ve diş sağlığı polikliniği” ibaresinin belirgin olduğunu, söz konusu markanın hükümsüzlüğü talebi ie ... 1.Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi ...E. Sayılı dosyası ile hükümsüzlük davası açıldığını, davalının, davacı markasından iltibas suretiyle haksız yararlanmak ve davacının yabancı müşterilerini ele geçirmek adına benzer markayı haksız kullandığını, davacının ... başvuru numaralı “...” markasını ... Sınıfta tescil ettirmek üzere 14.04.2022 tarihinde başvuruda bulunduğunu, davalı tarafından ...numaralı markaya istinaden yapılan itiraz neticesinde (6/1) Benzerlik / Karıştırılma ihtimali - Haklı bulunmuştur, (6/9) Kötü Niyet - Haksız bulunduğu, davalının davacının daha önce sağlık turizmi alanında ... markasını kullanmakta olduğunu mezkur kullanımlardan önce bildiği ve buna rağmen aynı sektördeki işletmesini aynı isim ile açtığı ve Ocak 2023’te ... adı altında markalaşmaya gittiğini, davalının gönderilen ihtarnameye rağmen haksız kullanımlarına devam ettiğini ileri sürerek “...”, “... ”, “...” ve “... ” ibarelerinin davalı tarafından kullanılmaması hususunda ihtiyati tedbir kararı verilmesini, marka hakkına tecavüzün tespitini, men’ini, durdurulmasını ve kaldırılmasını, 50.000-TL manevi tazminat ve belirsiz olması nedeniyle şimdilik 1000-TL maddi tazminatın ihlal tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesini, kararın yurt çapında yayın yapan tirajı en yüksek üç gazetede ilan edilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekilinin cevap dilekçesinde özetle; davalı şirketin "..." markası altında verdiği sağlık hizmetleri ve yoğun reklâm ve tanıtım ile Türkiye’de ağız ve diş sağlığı hizmetlerinde tanınırlık kazanmış başarılı klinikler arasında yer aldığını, diş hekimleri olan ... ile ... tarafından kurulduğunu, davalı şirket ortaklarından ...’ın ... Sınıfta “Tıbbi hizmetler güzellik bakımı hizmetleri veterinerlik ve hayvan üretme, besicilik, nalbantlık ile ilgili hizmetler. tarım, bahçecilik ve ormancılıkla ile ilgili hizmetler; peyzaj tasarımı hizmetleri. İşyeri ve personel sağlığı ile ilgili danışmanlık hizmetleri” için tescilli, ... sayılı markanın sahibi bulunduğunu, ... 22.Noterliğinin ... tarih ve ... yevmiye numarası ile onaylanmış, ...Ticaret Sicil Müdürlüğü tarafından 06.10.2017 tarihinde tescil edilmiş olan, ... adresinde kurulu, her çeşit sağlık hizmetleri vermek üzere özel hastaneler, poliklinikler, dispanserler, laboratuarlar, sağlık merkezleri ve tesisleri, diş (ağız sağlığı) ve protez tedavi merkezleri kurmak ve bu merkezleri işletmek, kurulu tesisleri almak, bunlarla ilgili her türlü faaliyette bulunmak, faaliyet konusu ile ilgili her türlü tesis makine ve teçhizat alımı ve satımını yapmak, amacıyla kurulu, ... numarasıyla .... vergi dairesine bağlı "...", ...’nün ... numara ve ... tarihli ... Ruhsatnamesi ile buraya ait ... Müdürlüğü’nün ... numaralı Mesul Müdürlük Belgesi’ne sahip ... TC kimlik numaralı Haktan İlhan’ın ... sayılı Marka Tescil Belgesi’ne binaen ... ismiyle ... tarihli ve ... sayılı Tababet ve Şuabatı San’atlarının Tarzı İcrasına Dair Kanun hükümlerine, ... tarihli ve ... sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanununa uygun bir şekilde ağız ve diş sağlığı hizmeti verdiği, e-Nabız ve USS kayıtlı binlerce hastasıyla 6 yıldır ağız ve diş sağlığı hizmeti sunduğunu, şirketin internet adresinin ... olduğu ve ... hesabını kullandığı, davalı şirket ortaklarından ...’ın ... hizmet verirken; davalı şirketin diğer ortağı olan ... ile birlikte ikinci şubeyi açmaya karar verdiğini, yeni şubede yabancı hastalara da hizmet verebilmek adına "..." ismi yerine "..." isminin kullanıldığını, burada yeni bir ortaklık doğduğundan 2022 yılında "..." kurulduğu ve yabancı uyruklu hastaların yoğunlukta olduğu ... Sitesinde açmış ilk şubedeki gibi yalnızca ağız ve diş sağlığı hizmeti vermeye başladığını,... Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi'nin ... tarihinde ... numarasıyla ... Vergi Dairesi müdürlüğüne kayıtlı ... ünvanıyla, ... TC kimlik numaralı ...’ın ... sayılı Marka Tescil Belgesi’nde tescil olunan klinikprime markasındaki isim ve logosuyla hizmet verdiğini, davacı şirketin 14.04.2022 tarihinde ... sınıfta yapmış olduğu “...” marka başvurusuna davalı tarafından itiraz edildiği, başvurunun, Markalar Dairesi Başkanlığı'nın 28.12.2022 tarihli kararı ile, markaların, görsel, işitsel ve kavramsal açılardan benzer olduklarını, aynı/aynı tür/benzer malları/hizmetleri kapsadıkları ve bu nedenle markalar arasında ilişkilendirilme dahil karıştırılma ihtimalinin bulunduğu gerekçesiyle tamamen reddine karar verildiğini, davacı şirketin daha sonra ...marka başvurusunda bulunduğunu, davalının 2017 yılından beri faaliyetlerini sürdürdüğünü, iddia edildiği şekilde faaliyetlerinin 2023 yılında başlamadığını, davalı markasının “...”, “...”, “...” ve bunların yanında yer alan bir şekil unsurundan oluştuğunu, markada yer alan “...” ve “...” ifadelerinin, markanın esas unsuru olmadığını, markanın tescilli olduğu mal ve hizmetleri gösteren tanımlayıcı ve tali unsurlar olduğunu, markanın esas unsurunun “...” ibaresi olduğunu, davacı markası ile davacı markaları birlikte incelendiğinde oldukça farklı oldukları, davalı markasında ön planda olan “...” ibaresi ve markanın tescil edildiği hizmetleri gösteren diş şekli bulunduğu, davacı markasında ise şekil unsuru solda ve diğer tüm unsurlardan büyük olarak yer aldığı ve devamında ise dikkat çeken unsurun “...” ifadesi olduğunu, davacı markasındaki “...” ibaresinin ise, marka görselinin en sonunda küçük punto ile, dikkat çekici olmayan bir biçimde yer aldığını, ortalama tüketici tarafından incelendiğinde, markaların karıştırılma ihtimali yaratacak derecede benzer nitelikte olmadığı ve davacı markasına tecavüz etmediğini, ... ibarelerinin ayırt edicilikten yoksun, tanımlayıcı ibare olduğunu, “...” ifadesinin “Hastanın bakıldığını, muayene edildiği yer” anlamına geldiğini, “...” ifadesi de bu kelimenin İngilizcesi olduğunu, verilen hizmet itibariyle tanımlayıcı , tali unsur olduğu, davacının tekeline bırakılamayacağını, ... ifadesinin ayırt edicilikten yoksun olduğunu, İngilizce “asıl veya önemli olan, en yüksek kalitede olan” anlamında geldiğini, ülkemizde de genel bir bilinirliği olduğunu, Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde sadece ...üncü sınıfta dahi (Tıbbi Hizmetler) “...” ibaresini içeren ... marka bulunduğunu, markalar arasında yapılacak herhangi bir benzerlik karşılaştırmasında önem arz etmesinin mümkün olmadığını, davacının herhangi bir ayırt edicilikten yoksun olan “...” ibaresini, sağlık sektöründe tanımlayıcı “...” ibaresi ile birlikte tescil ettirdiği ve üçüncü kişilerin bu ibareyi kullanma serbestisini haksız ve hukuka aykırı olarak engellemeye çalıştığını, davalının sağlık turizmiyle uğraşmadığını, davacı tarafın davalının sektördeki haklı şöhretinden ve diş hekimleri olarak elde ettiği güvenilirlikten yararlanmaya çalıştığı diş sağlığı hizmetleri veren davalının sağlık turizmi hizmetiyle ilgilenmediğini, yalnızca yabancı müşterileri için verdiği hizmetlerde ... ibarenin ticari olarak şirketin menfaatine olduğunu düşünerek "... " markasını kullandığını, bu durumun davalı şirketin tescilli markasının kendisine tanıdığı bir hak olduğunu, davacı yanın turizm hizmetlerine yönelik verdiği reklamlarda diş sağlığı sektöründeki güvenilirliği ve başarısından yararlandığını, davacı tarafın davalı markasına 5 yıl süreyle sessiz kaldığı, davalı markasının 04.12.2017 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere 09.05.2018 tarihinde tescil edildiğini, davalının “...” ibaresi altında yürüttüğü sağlık hizmetleri ve bunlarla ilintili olarak her türlü kullanımları ve fiillerinin usul ve yasaya uygun olduğu ve davacı markalarına tecavüz ve/veya haksız rekabetin söz konusu olmadığını ileri sürerek davanın reddini talep etmiştir.
Davacı cevaba cevap dilekçesinde özetle; davalının başka bir işletmenin ikinci şubesi olmadığını, ticaret sicilinde yeni bir unvan ile ortaya konulmuş ayrı bir tüzel kişilik olduğunu, davalının ... ibarelerini ticari olarak kullandığı hususunu ikrar ettiğini, davalının marka itirazlarının davalının davacı marka sahipliğini önceden bildiği halde davaya konu ticari işletmeyi açtığını, davalı markasının tanınmış olmadığını, klinik prime ağız ve diş sağlığı polikliniği markasının sahibinin davalı değil ... olduğunu, bu marka sahibine karşı hükümsüzlük davası açıldığını, huzurdaki davanın davalısı ile hükümsüzlük davasının davalısının farklı kişiler olduğunu, davalı adına tescilli marka bulunmadığını, davalı tarafından kullanılan logoların tescilden farklı olduğunu, davalının sağlık turizmi faaliyeti gösterdiğini, davalı şirketin kuruluş ana sözleşmesinde sağlık turizmi faaliyetlerinin yer aldığını, internet sitesinde menüde ana başlıklar arasında ... başlığıyla bir bölüm bulunduğunu, ... paketi tanıtıma ilişkin açıklamalar, müşteriler için otel, havalimanı transferleri ve gezi turları ayarlandığının beyan edildiğini, Instagram hesabında davalı kliniğin uluslararası ilişkilerden sorumlu müdürünün ... başlığıyla yaptığı paylaşımlarda müşterilerin İstanbul'da gezdirildiğinin görüldüğünü, davalının ana ticari faaliyetinin sağlık turizmi olduğu davalı eylemlerinin davacı markasıyla aynı hizmet sınıfında gerçekleştiğini, clinic ve klinik ifadeleri değerlendirildiğinde ... ve ... harflerinin markalar arasında yeterli ayrıştırma sağlamadığını, hatta ... ve... harflerinin kelime içerisindeki okunuşlarının aynı olduğunu, davacı markasının bir bütün olarak ayırt edici olduğunu, davalı tarafından müşterilere hitap ederken aynen kullanıldığını, davalının iddia ettiği gibi tanımlayıcı ve ayırt ediciliği bulunmasaydı tescil edilemeyeceğini, diğer yandan bir marka tanımlayıcı olsa dahi Yargıtay’ın hukuka aykırı ve mütecaviz kullanımlara izin vermediğini, davalı tarafından söz konusu logolarının farklı olduğu ileri sürülse de mal ve hizmet sınıfları bakımından markaların yazılı ve işitsel olarak öne çıktığını, bir tüketicinin markette logo ve ambalajını görerek satın almakta olduğu somut bir ürün veya malın söz konusu olmadığını, davalının ticari işletmesini aynı hedef tüketicilere davacı markasının aynısı şeklinde tanıttığı, sağlık hizmeti almak üzere sağlık turizmi araştırması yapan yabancı hedef tüketicilerin, söz konusu işletmelerin adını, yazınsal ve işitsel olarak dikkate alacağını, öte yandan davalının kendisine ait olmayan klinik prime ağız ve diş sağlığı polikliniği markasının ... için yeni bir logo oluşturduğunu iddia ettiğini, söz konusu markada logo kırmızı renk olmasına rağmen clinicprime şeklindeki kullanımları için davacı markalarında olduğu gibi mavi rengin tercih edildiği, davalının renk tercihini iltibas kastını açıkça ortaya koyduğunu, davalının davacı markasına tecavüz eden tüm kullanımları bakımından dava dilekçesinde bulunan internet alan adlarının iptaline ve terkinine karar verilmesinin talep edildiğini, davacı markasını aynen ve aynı mal ve hizmet sınıflarında kullanan ve ticaret unvanı olarak tescil ettiren davalının ticari ünvanının terkin edilmesini taleplerinin bulunduğunu, markaya tecavüz fiillerinin üzerinden kısa bir süre geçtikten sonra ihtarname keşide edildiği ve akabinde işbu davanın açıldığını, sessiz kalma iddialarının asılsız olduğunu ileri sürerek dava dilekçesinde yer alan taleplerine ek olarak davalı internet alan adlarının başta ... olmak üzere iptaline ve terkinine, davalının ...” şeklindeki ticari unvanının terkinine ve silinmesini talep etmiştir.
Davalının ikinci cevap dilekçesinde özetle ; davalının davacının marka hakkına tecavüz etmekte olduğu ve tecavüze konu eylemlerin ikrar edildiği iddiasının asılsız olduğunu, davalının davacı tarafın sınai haklarına karşı herhangi bir tecavüz teşkil edecek bir davranışta bulunmadığını, ortağı ...'ın sahibi olduğu marka hakkına dayanarak hizmet verdiği, hizmetlerin usul ve yasaya uygun olduğunu, ortağının sahibi olduğu markanın davalı şirket tarafından kullanılmasını engeller bir yasal düzenlemenin söz konusu olmadığını, davacı tarafın davalının kötüniyetli olduğu iddialarına ilişkin ispat külfetini yerine getiremediğini, bir markanın kullanımına ilişkin tespiti sadece sosyal medya hesabı paylaşımlarına göre yaptığını, davalının sağlık hizmeti verdiği, ortağı Haktan İlhan’ın markası ile 2017 yılından beri faaliyetlerini aynı adreste yürüttüğünü, davacı tarafın davalının sektördeki haklı şöhretinden ve diş hekimleri olarak elde ettiği güvenilirlikten yararlanmaya çalıştığını, diş sağlığı hizmetleri veren davalınn sağlık turizmi hizmetleriyle ilgilenmediğini, yalnızca yabancı müşterileri için verdiği hizmetlerde İngilizce ibarenin ticari olarak şirketin menfaatine olduğunu düşünerek clinicprime markasını kullandığını, davacı tarafın tanımlamasına göre yabancı uyruklu kişilere verilecek sağlık hizmeti tamamen sağlık turizmi kapsamında sayılacağı, o halde sağlık hizmeti ibaresinin yalnızca Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarına verilen hizmeti tanımladığını, davalı ortaklarının diş hekimi olduğu ve mesleklerini kendi kimlikleri ile icra ettiğini, hizmet verilen kişinin yalnızca yabancı uyruklu olmasının sağlık hizmetini turizm hizmetine çevirmediğini, davalının turizm hizmeti vermediğini, şirket çalışanının sosyal medya paylaşımlarından davalı şirketin hizmet tanımlamasının yapılmasının hukuken mümkün olmadığını beyan etmiştir.
16.09.2024 tarihli bilirkişi raporunda özetle; yapılan inceleme ve değerlendirmeler sonucunda ve yukarıda açıklanan sebeplerle, bilişim incelemesi neticesinde, davacıya ait olarak belirtilen, ... adresli web sitesi ve sosyal medya hesaplarında “...” ibareli görselinin markasal şekilde kullanıldığını, belirtilen internet adreslerinde raporumuz inceleme bölümünde detaylı olarak yer verildiği üzere kaş kaldırma, göz kapağı ameliyatı, yüz germe, otoplasti kulak ameliyatı, boyun germe, burun estetiği, kol germe ihracatı, brezilya popo kaldırma, baldır implantı, liposuction, karın germe, uyluk germe estetik cerrahileri, saç ekimi ile zayıflamaya yönelik olarak kilo verme ameliyatı, mide balonu- mide bandı yerleştirme, gastrik bypass, diş hekimliğine ait kaplama, diş implantları, diş beyazlatma ile göz branşında görme katarakt cerrahisi, lazer göz cerrahisi tedavisi amacıyla kişilerin ikamet yerlerinden seyahat ederek sağlık ve turizm olanaklarından yararlanması (sağlık turizmi) faaliyet alanları icra edildiği anlaşıldığını, URL adreslerindeki web sitesi / sosyal medya hesaplarının davacı şirket tarafından işletildiği anlaşıldığını, davalıya ait olarak belirtilen; ...adresli web sitesi ve sosyal medya hesaplarında “... ” ibareli görseli ile “...” metin ibaresinin markasal şekilde kullanıldığını, belirtilen internet adreslerinde raporumuz inceleme bölümünde detaylı olarak yer verildiği üzere diş tedavisi amacıyla kişilerin ikamet yerlerinden seyahat ederek sağlık ve turizm olanaklarından yararlanması (sağlık turizmi) faaliyet alanları icra edildiği anlaşıldığını, URL adreslerindeki web sitesi / sosyal medya hesaplarının davalı şirket tarafından işletildiği anlaşıldığını, davalıya ait olarak belirtilen ...alan adının İTO kayıtlarından dava dışı ..Şirketi tarafından işletildiği anlaşıldığını, Sektörel inceleme neticesinde; davacı ve davalı tarafın “...” sektöründe faaliyet gösterdiğini, ülkemizde sağlık turizmi alanında faaliyet gösterebilmek için kuruluşların '...' alması gerektiğini, davacının “aracı kurum”, davalının ise “...” olarak sağlık turizmi konusunda hizmet sunduğunu, Marka incelemesi neticesinde, davacıya ait markalar ile davalı kullanımlarının görsel, işitsel, anlamsal ve bütüncül izlenimde benzer olduğu ve aynı hizmet sınıfı kapsamında tescilli olduğu/kullanıldığını, marka ve kullanımlar arasında karıştırılma ihtimalinin bulunduğu ancak davalı şirketin “Tıbbi hizmetler” açısından “...” ibaresi etrafında gerçekleşen kullanımlarının davalı şirket ortağına ait ... tescil numaralı marka kapsamında değerlendirilebileceğini, markanın davanın açıldığı 16.10.2023 tarihi itibariyle uzun süredir kullanımda olduğu, “tıbbi hizmetler” açısından davalı ortağı ve onun izni ile davalı tarafından gerçekleştirilen “...” ibareli kullanımlara karşı davacının sessiz kalma yoluyla hak kaybına uğradığını, davalının tıbbi hizmetler kapsamında bulunmayan ulaşım (transfer), konaklama ve gezi turlarının düzenlenmesi /organize edilmesi gibi hizmetlerde davacı markalarının tescilli olduğu ... Sınıfın kapsamına taştığını, dava tarihi itibariyle kullanımların üzerinden uzun bir süre geçmediğini, davalının ... Sınıf kapsamındaki kullanımları karşısında davalının sessiz kalma yoluyla hak kaybına uğradığından bahsedilemeyeceğini, davalının ... sınıf kapsamında kalan “...” ibareli kullanımlarının davacının ... tescil numaralı ve ... tescil numaralı ibareli markalarına tecavüz teşkil ettiği yönünde sonuç ve kanaatlerini sunmuşlardır.
01.03.2025 bilirkişi raporunda özetle; verilen görev doğrultusunda yapılan inceleme ve değerlendirme sonucunda, davacı ve davalı itirazlarının değerlendirilmesi neticesinde kök raporda yapılan tespit ve değerlendirmelerden dönülmesini gerektiren bir durum saptanmadığını, kök raporda yer alan tespitlerimize ek olarak; davalının “... Ltd. Şti.” ticaret unvanının terkini koşullarının oluştuğunu, mali inceleme neticesinde; davacının dava dilekçesinde SMK 151/2-b maddesi uyarınca yoksun kalınan kazanç talep ettiğini, davalı şirketin 30.09.2022 tarihinde kurulduğu, ... Ticaret Odasında... sicil numarası ile kayıtlı olduğu, ana sözleşmesinde meşgale olarak ‘...’ alanında faaliyet gösterdiğini, davalının ticari defterlerinin açılış tasdiklerinin yasal süresinde yapıldığını, defterlerin usulüne uygun tutulduğu, takdir Sayın Mahkemeye ait olmak üzere defterlerin sahibi lehine delil niteliğine haiz olduğunu, davalının gerçekleştirdiği ticari faaliyet nedeniyle kar elde etmediği, Faaliyet Zararı gerçekleştirdiği, SMK 151/2b maddesi uyarınca Yoksun Kalınan Kar hesabı yapılamadığını, davalının Tek Düzen Hesap Planı ve örnek faturaları incelendiğinde; ‘...’ olarak faaliyet gösterdiğini, ‘...’ alanında faaliyet gösterdiğine dair bir veri tespit edilemediğini Sayın Mahkemece davalı kullanımlarının davacı marka hakkına tecavüz olarak nitelendirilmesi halinde talep edilecek tazminat miktarı takdirinin Sayın Mahkemeye ait olacağı yönünde sonuç ve kanaatlerini sunmuşlardır.
KANAAT VE GEREKÇE
Uyuşmazlığın; davacının adına tescilli
• .... sınıfta ... Numarası ile tescilli "..."
• .... sınıfta... Numarası ile tescilli “...”
• ... sınıfta ... Numarası ile tescilli “...”
• ... sınıfta ... Numarası ile tescilli “...” marka haklarına tecavüzün tespiti, önlenmesi, durdurulması maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkin olduğu anlaşıldı.
6769 sayılı Kanunun 29. maddesinde marka hakkına tecavüz sayılan fiiller sayılmıştır. Bunlar Marka sahibinin izni olmaksızın, markayı 7. maddede belirtilen biçimlerde kullanmak, marka sahibinin izni olmaksızın, markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markayı taklit etmek, markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markanın taklit edildiğini bildiği veya bilmesi gerektiği hâlde tecavüz yoluyla kullanılan markayı taşıyan ürünleri satmak, dağıtmak, başka bir şekilde ticaret alanına çıkarmak, ithal işlemine tabi tutmak, ihraç etmek, ticari amaçla elde bulundurmak veya bu ürüne dair sözleşme yapmak için öneride bulunmak, marka sahibi tarafından lisans yoluyla verilmiş hakları izinsiz genişletmek veya bu hakları üçüncü kişilere devretmek halleridir.
İlgili Kanunun 7 inci maddesi; "Marka tescilinden doğan haklar münhasıran marka sahibine aittir. Marka sahibinin, izinsiz olarak yapılması hâlinde, aşağıda belirtilen fiillerin önlenmesini talep etme hakkı vardır: a)Tescilli marka ile aynı olan herhangi bir işaretin, tescil kapsamına giren mal veya hizmetlerde kullanılması. b)Tescilli marka ite aynı veya benzer olan ve tescilli markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer mal veya hizmetleri kapsayan ve bu nedenle betik tarafından tescilli marka ile ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali bulunan herhangi bir işaretin kullanılması. c)Aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde olmasına bakılmaksızın, tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve Türkiye de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle markanın itibarından haksız bir yarar elde edecek veya itibarına zarar verecek veya ayırt edici karakterini zedeleyecek nitelikteki herhangi bir işaretin haklı bir sebep olmaksızın kullanılması.
Aşağıda belirtilen durumlar, işaretin ticaret alanında kullanılması hâlinde, ikinci /fıkra hükmü uyarınca yasaklanabilir: a)İşaretin, mal veya ambalajı üzerine konulması. b)İşareti taşıyan malların piyasaya sürülmesi, teslim edilebileceğinin teklif edilmesi, bu amaçlarla stoklanması veya işaret altında hizmetlerin sunulması ya da sunulabileceğinin teklif edilmesi. c)İşareti taşıyan malın ithal ya da ihraç edilmesi. ç)İşaretin, teşebbüsün iş evrakı ve reklamlarında kullanılması. d)İşareti kullanan kişinin, işaretin kullanımına ilişkin hakkı veya meşru bağlantısı olmaması şartıyla işaretin aynı veya benzerinin internet ortamında ticari etki yaratacak biçimde alan adı, yönlendirici kod, anahtar sözcük ya da benzeri biçimlerde kullanılması. e)İşaretin ticaret unvanı ya da işletme adı olarak kullanılması. f)İşaretin hukuka uygun olmayan şekilde karşılaştırmalı reklamlarda kullanılması. " hükümlerine amirdir.
Kanunun 149.maddesinde "Sınai mülkiyet hakkı tecavüze uğrayan hak sahibi, mahkemeden aşağıdaki taleplerde bulunabilir: a)Fiilin tecavüz olup olmadığının tespiti. b)Muhtemel tecavüzün önlenmesi. c)Tecavüz fiillerinin durdurulması. ç)Tecavüzün kaldırılması ile maddi ve manevi zararın tazmini. d)Tecavüz oluşturan veya cezayı gerektiren ürünler ile bunların üretiminde münhasıran kullanılan cihaz, makine gibi araçlara, tecavüze konu ürünler dışındaki diğer ürünlerin üretimini engellemeyecek şekilde elkonulması. e)(d) bendi uyarınca elkonulan ürün, cihaz ve makineler üzerinde kendisine mülkiyet hakkının tanınması f)Tecavüzün devamını önlemek üzere tedbirlerin alınması, özellikle masraflar tecavüz edene ait olmak üzere (d)bendine göre elkonulan ürünler ile cihaz ve makine gibi araçların şekillerinin değiştirilmesi, üzerlerindeki markaların silinmesi veya sınai mülkiyet haklarına tecavüzün önlenmesi için kaçınılmaz ise imhası. g)Haklı bir sebebin veya menfaatinin bulunması hâlinde, masrafları karşı tarafa ait olmak üzere kesinleşmiş kararın günlük gazete veya benzeri vasıtalarla tamamen veya özet olarak ilan edilmesi veya ilgililere tebliğ edilmesi" şeklinde düzenleme bulunmaktadır.
SMK m. 29/1-a atfıyla uygulanacak olan SMK m, 7/2- b'ye göre tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve tesdili markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer mal veya hizmetleri kapsayan ve bu nedenle halk tarafından tescilli marka ile ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali bulunan herhangi bir işaretin kullanılması, marka hakkına tecavüz niteliği taşıyacaktır.
6102 sayılı TTK'nın 54 vd maddeleri Haksız Rekabete ilişkindir. Madde 54- "(1)Haksız rekabete ilişkin bu Kısım hükümlerinin amacı, bütün katılanların menfaatine, dürüst ve bozulmamış rekabetin sağlanmasıdır. (2)Rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına diğer şekillerdeki aykırı davranışlar ile ticari uygulamalar haksız ve hukuka aykırıdır." hükümlerine amridir. Yine TTK Madde 55- (1)Aşağıda sayılan hâller haksız rekabet hâllerinin başlıcalarıdır: a)Dürüstlük kuralına aykırı reklamlar ve satış yöntemleri ile diğer hukuka aykırı davranışlar ve özellikle;.... 4.Başkasının malları, iş ürünleri, faaliyetleri veya işleri ile karıştırılmaya yol açan önlemler almak,... dürüstlüğe aykırı davranmış olur. Şeklinde düzenlenmiş Madde 56 da "Haksız rekabet sebebiyle müşterileri, kredisi, meslekî itibarı, ticari faaliyetleri veya diğer ekonomik menfaatleri zarar gören veya böyle bir tehlikeyle karşılaşabilecek olan kimse; a)Fiilin haksız olup olmadığının tespitini, b)Haksız rekabetin men'ini, c)Haksız rekabetin sonucu olan maddi durumun ortadan kaldırılmasını, haksız rekabet yanlış veya yanıltıcı beyanlarla yapılmışsa bu beyanların düzeltilmesini ve tecavüzün önlenmesi için kaçınılmaz ise, haksız rekabetin işlenmesinde etkili olan araçların ve malların imhasını, d)Kusur varsa zarar ve zıyanın tazminini, e)Türk Borçlar Kanununun 58 inci maddesinde öngörülen şartların varlığında manevi tazminat verilmesini isteyebileceği düzenlenmiş kararların ilanının talep edebileceği öngörülmüştür.
Mutlak hak niteliğini taşıyan markanın, marka sahibinin izni olmaksızın bir başkası tarafından kullanılması yasaklanmış bulunmaktadır. Markanın sahibinden başkası tarafından aynen veya taklit, tağyir, iltibas suretiyle kullanılıp kullanılmadığının saptanmasında her şeyden önce markanın şekil ve anlam itibariyle taşıdığı baskın unsur göz önünde bulundurulmalıdır. Bu baskın unsurun aynen veya değiştirilerek başkası tarafından kullanılması, haksız olarak kullanımının tespitinde büyük önem taşır. Bir marka ana özellikleri itibariyle başkası tarafından bir hakka dayanmadan kullanıldığında tecavüz unsuru gerçekleşmiş olur (Erdal Noyan, Marka Hukuku, Ankara, 2006, s.545). Bir marka hakkına tecavüz teşkil edilebilmesi için, markayla ayniyet taşıyan veya benzer olan işaretin, tescilli markanın kapsadığı mal veya hizmetlerin aynı veya benzeri mal veya hizmetlerde tüketiciler tarafından karışıklığa sebebiyet verecek şekil ve surette kullanılması gerekir.
Somut olaya dönüldüğünde, davacı ... sayılı markasının “...” sözcükleri ile kıvrım ve yay formundaki çizgilerden oluşan soyut bir şekil içerdiği, İngilizce olan “...” sözcüğünün, ..” şeklinde telaffuz edildiği, “Önemli, başlıca, asıl, ilk, birinci.. ”anlamlarına geldiği, ülkemizde tescilli olduğu hizmetler açısından yeterli derecede ayırt edici olduğu, ortalama tüketicilerin markanın şekil unsurunu tarif etmek yerine kelime unsurunu belirterek söz konusu mallara daha kolay atıfta bulunacak olması nedeniyle, bir işaretin kelime ve şekil unsurlarını birlikte içermesi durumunda, kelime unsurunun ilke olarak şekil unsurundan daha fazla ayırt edici olduğu, markada tali unsur olarak yer alan “...” sözcüğünün, Türkçe’de hastaların bakıldığı tedavi edildiği yer anlamındaki “...” sözcüğünün İngilizce karşılığı olduğu, ülkemizde yaygın kullanımının bulunduğu, sağlık faaliyetlerinde ayırt ediciliğinin bulunmadığı; ayrıca davacının ... sayılı markasının bitişik düzen şeklinde ve tek bir sözcük olarak yazıldığı, markanın tüketici tarafından “...” olarak algılanacağı, “...” ibaresinin herhangi bir ayırt ediciliğinin bulunmadığı, davacının... sayılı markasının bitişik düzen şeklinde yazıldığı ancak “...” ve “...” sözcüklerinin büyük harfle başlaması nedeniyle “...” sözcüğünün ayrı olarak fark edildiği, aynı şekilde bitişik düzende yazılan ... sayılı markasındaki “...” ve “...” sözcüklerinin büyük harfle başlaması nedeniyle “...” ve “...” sözcüklerinin ayrı ayrı fark edildiği, “...” sözcüklerinin ise herhangi bir ayırt ediciliklerinin bulunmadığı dosya kapsamına sunulan denetime açık bilirkişi rapor içeriğinde tespit edilmiş olup; bu tespitlerin dosya kapsamına uygun olduğuna kanaat getirilmiştir.
Davacı markaları ile davalının, kullanımlarının aynı/benzer asıl ve tali unsurlar barındırdığı, şekil unsurlarının benzer konsept ve rengi içerdiği, markaların bütüncül izlenimde, görsel, işitsel ve anlamsal açılardan yüksek derecede benzer olduğu; mal ve hizmetlerin karşılaştırılması neticesinde ise davacı markaları ... sınıfta “Kara, deniz ve hava taşımacılığı hizmetleri ve kara, deniz ve hava taşıtlarının kiralanması hizmetleri, tur düzenleme, seyahat için yer ayarlama, seyahat ile ilgili bilet sağlama hizmetleri…” ile ... Sınıfta “Tıbbi hizmetler. Güzellik bakımı hizmetleri..” nde tescilli olduğu; davacının “...” markasını sağlık turizmi kapsamındaki tıbbi hizmetlerin organizasyonu ile ilgili hizmetlerde kullandığı, “...” internet sitesinde estetik amaçlı yüz ve vücut cerrahisi, saç ekimi, diş ve göz tedavisi ile ilgili tıbbi hizmetlerin ve bu hizmetleri alacak kişilere sunulan havaalanı- otel -klinik arası taşımacılık, tercüman ve konaklama hizmetlerinin organize edilmesi konusunda hizmet sunulduğuna dair bilgi de dikkate alınarak; meslek grubu “Yolcu taşımacılığı ve seyahat acenteleri” olan davacı şirketin doğrudan tıbbi hizmet sunmadığı, kuruluş ana sözleşmesinde de belirtildiği üzere temel hizmetinin “Yurt dışından gelen hastalara sağlık merkezleri, hastaneler, tıp merkezleri, fizik tedavi dal merkezleri, saç ekim merkezleri,termal ve spa merkezlerinde tedavi ve operasyonlarını sağlamasında rehberlik, danışmanlık, aracılık ve organizasyon vb. hizmetleri sağlamak.” olduğu, dolayısıyla davacının tescilleri ... ve .... Sınıf kapsamında bulunmakla birlikte, kullanımlarının ... Sınıf kapsamında kaldığı anlaşılmaktadır.
Davalı kullanımları incelendiğinde “...” markasının tıbbi hizmetler içerisinde yer alan diş sağlığı ile ilgili tedavi hizmeti ve bu hizmet ile birlikte sunulan seyahat düzenlenmesine yönelik hizmetlerde kullanıldığı, davalı tanıtımının yapıldığı “...” internet sitesinde "...” gibi diş sağlığı ile ilgili tedaviler sunulduğu, seyahat düzenlenmesi, vip transfer ve konaklama ve daha fazlasına yönelik hizmet verildiği, “....” ifadelerine yer verildiği, dünya genelinde hastaların kendileri için doğru klinikleri bulması, karşılaştırması ve rezervasyon yapmasına yardımcı olduğu belirtilen “...” platformunda yer alan davalı hesabında, davalının sunduğu hizmetlerle ilgili olarak “...” nin de işaretlenmiş olduğu, site içeriğinde yer alan kullanıcı yorumlarından davalının tıbbi hizmetlerin yanı sıra bu kapsamda belirtilen hizmetleri de sağlamış olduğu görülmektedir.
Buna göre davalı kullanımlarının davacı markalarının tescilli olduğu ... Sınıftaki “Kara, deniz ve hava taşımacılığı hizmetleri ve kara, deniz ve hava taşıtlarının kiralanması hizmetleri, tur düzenleme, seyahat için yer ayarlama, seyahat ile ilgili bilet sağlama hizmetleri…” ile ... Sınıfta “Tıbbi hizmetler” kapsamında kaldığı, davacı markasının tescilli olduğu hizmetler ile davalı kullanımlarının aynı olduğu sonucuna varılmıştır. Bu kapsamda davacının “aracı kuruluş” ve davalının “sağlık tesisi” yetki belgesi ile sağlık sektöründe faaliyet gösterdiği, davacıya ait markalar ile davalı kullanımlarının görsel, işitsel, anlamsal ve bütüncül izlenimde benzer olduğu ve aynı hizmet sınıfı kapsamında tescilli olduğu/kullanıldığı, ... Sınıfta yer alan “Tıbbi hizmetler” ile ... Sınıfta yer alan “Kara, deniz ve hava taşımacılığı hizmetleri ve kara, deniz ve hava taşıtlarının kiralanması hizmetleri, tur düzenleme, seyahat için yer ayarlama, seyahat ile ilgili bilet sağlama hizmetleri…” nde davalı kullanımları ile karşılaşan tüketicinin aklına davacı markalarının geleceği, davalı markasının davacı markalarını çağrıştıracağı, bu halde her iki firma arasında organik ve/veya ekonomik bağ bulunduğu kanısının oluşacağı ve karıştırılma ihtimalinin doğacağı, ilgili tüketicinin dikkat düzeyinin yüksek olmasının dahi varılan bu sonucu değiştirmeyeceği kanaatine ulaşılmıştır.
Sessiz kalma yoluyla hak kaybı, önceki hak sahibinin, hakka konu ticari ad ve işareti iyi niyetli bir şekilde kullanan kişiye karşı dava açma hakkını uzun süre kullanmaması ve ihlallere sessiz kalarak ticari ad ve işareti koruma hakkını yitirmesi demektir. Esasen sessiz kalma yoluyla hak kaybı ilk kez SMK 26/6 maddesinde hükümsüzlük davaları için düzenlenmişse de, temelini TMK 2. Maddeden alan bu itirazın, markaya tecavüzden kaynaklanan davalar ile ticaret unvanı ve alan adı terkini davalarında da uygulanacağı uygulamada mahkemelerce ve yargıtay içtihatları ile kabul edilmiştir .Hemen belirtilmelidir ki; sessiz kalma nedeniyle dava açılamayacağı yönündeki savunma bir def’i olmayıp itirazdır. Zira sessiz kalma yoluyla hak kaybı ilkesinin dayanağı TMK’nın 2. maddesi olduğuna göre, dava açılması açıkça hakkın kötüye kullanılması niteliğinde ise ve bu durum dava dosyasından ortaya konulabiliyorsa, sessiz kalma yoluyla hak kaybı bir itiraz olarak kabul edilip hâkim tarafından resen dikkate alınmalıdır. Keza TMK’nin 2/2. maddesi gereğince bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz.(bkz Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, ... Tarih, ... Esas, ... Karar sayılı kararı). (İstanbul BAM 44.HD ... E.; ... K.)
Esasen sessiz kalma yoluyla hak kaybı ilk kez SMK 26/6 maddesinde hükümsüzlük davaları için düzenlenmişse de, temelini TMK 2. Maddeden alan bu itirazın, markaya tecavüzden kaynaklanan davalar ile ticaret unvanı ve alan adı terkini davalarında da uygulanacağı uygulamada mahkemelerce ve Yargıtay içtihatları ile kabul edilmiştir (bkz Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, ... Tarih, ...Esas, ... Karar sayılı kararı). (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 18.07.2011 tarih, ...esas, ... karar sayılı ilamı)
Sessiz kalma yoluyla hak kaybı, önceki hak sahibinin, hakka konu ticari ad ve işareti iyi niyetli bir şekilde kullanan kişiye karşı dava açma hakkını uzun süre kullanmaması ve ihlallere sessiz kalarak ticari ad ve işareti koruma hakkını yitirmesi demektir.(İstanbul BAM 44.HD ... E.;... K.) Sessiz kalma suretiyle hak kaybının gerçekleşip gerçekleşmediğinin tespiti, MK 2. Madde de düzenlenen hakkın kötüye kullanılmasının korumayacağı ilkesine dayandığından, somut olayın özellikleri ile birlikte değerlendirilmesi gerekmektedir.
Dosya kapsamında bulunan belgeler ve delillerden, davalı şirketin ortağı olan ...’ın 06.10.2017 tarihinde kurulan ...Ltd. Şti.’nin de kurucu ortağı olduğu, şirketin “Her çeşit sağlık hizmetleri vermek üzere özel hastaneler, poliklinikler,dispanserler,laboratuarlar,sağlık merkezleri ve tesisleri , diş ( ağız sağlığı) ve protez tedavi merkezleri kurmak ve bu merkezleri işletmek, kurulu tesisleri almak, bunlarla ilgili her türlü faaliyette bulunmak, faaliyet konusu ile ilgili her türlü tesis makine ve teçhizat alımı ve satımını yapmak” konusunda faaliyet gösterdiği, ... alan adının 24.10.2017 tarihinde tescil edildiği, dava dışı ... adına ... sayı ile tescilli markasının tescil edildiği şekilde kullanıldığı, ... tarafından düzenlenen 03.05.2018 tarihli “...”nin “...” adresindeki “...” adına düzenlendiği, mesul müdürünüm ... ve sahibinin ... Ltd. Şti. olduğu görülmüştür. Buna göre “...” ibaresinin ilk “...Şti” unvanında 06.10.2017 tarihinde, sonrasında 24.10.2017 tarihinde ... alan adında kullanıldığı, 04.12.2017 tarihinde davalı şirket ortağı adına marka başvurusu yapıldığı ve 09.05.2018 tarihinde tescil edildiği, dava dışı şirkete ait 03.08 2018 tarihli poliklinik ruhsatında yer aldığı tespit edilmiştir. ...sayı ile tescil sahibi olan ...’ın sahibi olduğu markayı tescil kapsamı dahilinde ortağı olduğu davalı şirkete de kullandırma hakkına sahip olduğu; bu haliyle davalı şirket kullanımları incelendiğinde; davalı şirket ortağına ait markanın davalı tarafından yukarıda belirtilen şekillerde “...” ibaresi etrafında “Tıbbi hizmetler”deki kullanımının, ortak adına ... sayı ile ... Sınıfta tescilli marka kapsamında kaldığı, markanın davanın açıldığı 16.10.2023 tarihi itibariyle uzun süredir kullanımda olduğu, davalı kullanımlarının sadece .... Sınıf kapsamında kalmadığı, ulaşım, konaklama ve gezi turlarının düzenlenmesi /organize edilmesi gibi hizmetlerde davacı markalarının tescilli olduğu ... Sınıf kapsamına taştığı, dosya kapsamına göre söz konusu kullanımların en erken Ağustos 2022’de başladığı, dava tarihi itibariyle kullanımların üzerinden uzun bir süre geçmediği, davalının ... Sınıf kapsamındaki kullanımlarına davacının sessiz kalma yoluyla hak kaybına uğradığından bahsedilemeyeceği, davalının ... sınıf kapsamında kalan “...” ibareli kullanımlarının davacının ... tescil numaralı ve ... tescil numaralı ibareli markalarına tecavüz teşkil ettiği; davalının "... " şeklindeki kullanımlarının davacıya ait TPMK nezdinde ...sınıfta tescilli ..., ... tescil numaralı marka haklarına tecavüz teşkil ettiğinin tespiti ile, bu tecavüzün önlenmesine, durdurulmasına; davalının TPMK nezdinde ....sınıftaki mal ve hizmetlerde “...”, “... ”, “... ”, “...” isim ve ibareleri ve “...” şeklindeki her türlü kullanımının yasaklanmasına, TPMK nezdinde ...sınıftaki mal ve hizmetler yönünden davanın reddine, karar vermek gerekmiştir.
Davacının dava dilekçesinde SMK 151/2-b maddesi uyarınca yoksun kalınan kazanç talep ettiği, davalının gerçekleştirdiği ticari faaliyet nedeniyle kar elde etmediği, faaliyet zararı gerçekleştirdiği, SMK 151/2-b maddesi talep edilen yoksun kalınan kazancın bulunmadığı; davacı vekilinin SMK 151 uyarınca diğer seçimlik haklar yönünden hesaplama yapılması talebinin ilgili kanun maddesinde düzenlenen seçimlik hakların kullanmak ile tüketilen mahiyette seçimlik hak mahiyetinde olduğu sadece dava dilekçesinde talep edilen seçimlik hak üzerinden hesaplama yapılmasının mümkün olduğu (Yargıtay 11.HD ... E., ... K.); maddi tazminatın şartlarının oluşmadığı; davacının manevi ticari varlığında meydana gelen kayıp durumu, manevi tazminatın amaç ve içeriğine, hak, nesafet ve adalet ilkesine keza manevi tazminatın, maddi bir zenginleşme talebinden çok manevi tatmine yönelik bir talep olması, dolayısıyla somut olaya göre 30.000 TL manevi tazminatın ihlal başlangıç tarihi olan 14/09/2022 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiliyle davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, davacının haklı menfaati bulunduğundan karar kesinleştiğinde hüküm özetinin Türkiye çapında yayın yapan tirajı en yüksek üç gazeteden birinde masraf davalıya ait olmak üzere bir kez ilanına; dair aşağıdaki şekilde hüküm tesisi yoluna gidilmiştir.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1- Davanın kısmen kabulü ile,
Davalının "... " şeklindeki kullanımlarının davacıya ait TPMK nezdinde ...sınıfta tescilli..., ... tescil numaralı marka haklarına tecavüz teşkil ettiğinin tespiti ile, bu tecavüzün önlenmesine, durdurulmasına; davalının TPMK nezdinde 39.sınıftaki mal ve hizmetlerde “...”, “... ”, “... ”, “... ” isim ve ibareleri ve “...” şeklindeki her türlü kullanımının yasaklanmasına,
TPMK nezdinde ...sınıftaki mal ve hizmetler yönünden davanın reddine,
30.000 TL manevi tazminatın ihlal başlangıç tarihi olan 14/09/2022 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiliyle davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine,
Maddi tazminat taleplerinin reddine,
Hüküm özetini karar kesinleştiğinde Türkiye çapında yayın yapan tirajı en yüksek üç gazeteden birinde masrafları davalıya ait olmak üzere bir kez ilanına,
2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi uyarınca alınması gerekli 2.049,30-TL karar harcından peşin olarak yatırılan 870.96-TL' nin mahsubu ile kalan 1.178,34-TL Bakiye karar harcının davalıdan alınarak Hazineye irat kaydına,
3-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca kabul edilen kabul edilen tecavüz talepleri yönünden davacı yararına hesap olunan 40.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
4-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca kabul edilen manevi tazminat yönünden hesap olunan toplam 30.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak kendisini vekille temsil ettiren davacıya verilmesine,
5-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca reddedilen talep yönünden hesap olunan 40.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak kendisini vekille temsil ettiren davalıya verilmesine,
6-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca reddedilen maddi tazminat talebi yönünden hesap olunan 1.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak kendisini vekille temsil ettiren davalıya verilmesine,
7-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca reddedilen manevi tazminat talebi yönünden hesap olunan 20.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak kendisini vekille temsil ettiren davalıya verilmesine,
8-Davacı tarafından yatırılan toplam 1.140,81-TL harcın (peşin+başvuru) davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
9-Davacı tarafından yapılan: 23.000,00-TL bilirkişi ücreti, 187,00-TL posta gideri olmak üzere toplam 23.187,00-TL kabul ve red oranına göre hesaplanan 9.533,74-TL davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kalan kısmının davacı üzerinde bırakılmasına,
10-Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 3.120 TL arabuluculuk sarf ücretinden kabul red oranına göre hesap edilen 1.835,50-TL'yi davalıdan, 1.284,50-TL'yi davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,
11-Yatırılan gider avanslarından kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine,
Dair davacı vekili ve davalı vekilinin yüzüne karşı, (HMK 345/1 md. gereğince) gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Mahkememize veya başka bir yer mahkemesine dilekçe ile başvurmak ve istinaf harcı ile gerekli giderlerin tamamı ödenmek suretiyle, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı. 13/05/2025
Katip ...
¸
Hakim ...
¸