T.C.
İSTANBUL
4. FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/71 Esas
KARAR NO : 2025/95
DAVA : Marka (Maddi Tazminat İstemli)
DAVA TARİHİ : 25/04/2024
KARAR TARİHİ : 29/04/2025
Mahkememizde görülmekte bulunan Marka (Maddi Tazminat İstemli) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Dava dilekçesinde özetle; müvekkillerinin kullandığı ve tescil ettirdiği “...” ticari unvanıyla, yenilenebilir enerji kaynaklarından elektrik üretmek amacıyla elektrik santralleri kurulması, santrallerin işletilmesi, üretilen elektriğin ticareti ve bağlı konularla esas sözleşmesine uygun şekilde iştigal eden, bugüne kadar piyasanın güvenini kazanmış, düşük maliyete enerji temin etmesi nedeniyle kamuya ve ülke ekonomisine katkısı bulunan, Türkiye'nin önde gelen şirketlerinden biri olduğunu, ilk olarak 2009 yılında, “... Şirketi” unvanıyla kurulduğunu, 2016 yılında şirket türünün, limited şirketten anonim şirkete dönüştürüldüğü ve ... Şirketi unvanını aldığını, son olarak 2019 yılında “...” unvanını aldığını ve halen de bu unvanı kullanmakta olduğunu, 2009 yılından itibaren yoğun ve ciddi surette kullanımlar, yatırımlar ve reklam giderleri ile sektöründe bilinen bir marka haline geldiğini, ... bünyesinde yer aldığı ve ... kodıyla halka arz edildiğini, yenilenebilir enerji sektöründe lider firmalar arasında yer aldığını, "..." ve "..." ibaresi üzerindeki tescilli marka hakkının 2012 yılından beri, tescilli markaları ile birden fazla nice sınıflarında korunduğunu, davalının "... A.Ş." unvanıyla, 2015 yılında enerji sektöründe hizmet vermek üzere kurulmuş olan bir şirket olduğunu, davalının 2022 yılında esas sözleşme değişikliğine gittiği ve sözleşmesini davacı ile aynı alanda faaliyet gösterecek şekilde tadil ettiğini, davalının internet üzerinden yapmış olduğu haber sonrası davacının marka hakkına tecavüz edildiği ve aynı zamanda haksız rekabet fiilinin gerçekleştirildiğinin öğrenildiğini, söz konusu haber içeriğine bakıldığında, ortalama bir tüketici nezdinde davalının, ... adına faaliyet gösterdiği, iki şirketin birbirinin devamı olduğu yönünde yanılgıya kapılacağının şüphesiz olduğunu, davalının tercih ettiği ticari unvanı, faaliyet gösterdiği alan, yaptırmış olduğu haberlerin bir tesadüfün eseri değil; tam aksine, bilinçli olarak markanın tanınmışlığından yararlanarak haksız kazanç, tanınırlık ve menfaat elde etme gayretinin bir ürünü olduğunu, davalının aynı zamanda davacının markasını internet alan adı olarak ve aktif şekilde ... uzantılı internet sayfasında kullandığını, davalının, davacının tescilli markasını yine ...Linkedln hesabında aktif ve hukuka aykırı bir şekilde kullanmakta olduğunu, davalının hukuka aykırı eylemi sonrasında, ... 3. Noterliği ... tarih ... yevmiyeli numaralı ihtarnamesi keşide edildiğini, davalının, ... 30. Noterliği ... tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile talepleri reddettiğini ve kullanıma devam edeceğini ihtar ettiğini, uyuşmazlığın çözümü açısından öncelikle arabuluculuk yoluna başvurulmuş ise de görüşmeler neticesinde anlaşma sağlanamadığını ileri sürerek, en kısa süre içinde hem fiziki hem de sanal ortamda bilirkişi marifetiyle, HMK m. 403 gereği karşı tarafa tebligat yapılmaksızın markaya tecavüzün tespit edilmesini,... internet sitesine ve ... ... hesabına, ihtiyati tedbiren erişimin engellenmesine dair karar verilmesini, SMK 149 ve TTK 56 uyarınca davalının haksız fayda sağladığının, markaya tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti ile haksız rekabetin ve tecavüzün tespiti, önlenmesi, durdurulması ve giderilmesini, SMK m. 7/3-a/b/ç/d/e hükümleri kapsamında "..." ibaresini ticari alanda, özellikle ticari unvanında ve işletme adında; internet alan adında ve anahtar sözcük olarak; iş evrakı reklamlarında; mal veya ambalajı üzerine konulmasının; işareti taşıyan malların piyasa sürülmesi, tesliminin teklif edilmesi, saklanması, stoklanması, işaret altında hizmet sunulmasının teklif edilmesinin ve kullanılmasının yasaklanmasını, SMK m. 149/1-f hükmü uyarınca masrafı davalıdan alınmak üzere; bilhassa davalıya ait üzerinde "..." ibaresini içeren tabela, broşür, ürün ambalajı, iş evrakı, katalog, vs. araçların üzerindeki "..." ibarelerinin değiştirilmesi veya silinmesi; bunun mümkün olmaması halinde ise el konularak imhası, belirsiz alacak davası olarak ikame edilen maddi tazminat talebinin kabulü ile belirli hale gelmesi halinde talep artırım hakkı saklı kalmak kaydıyla, davacının uğramış olduğu zarara karşılık olmak üzere SMK 151/2-c uyarınca belirlenecek şimdilik 100 TL maddi tazminatın ihlal tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesini, SMK m. 151 hükmü uyarınca davalının ticaret unvanının ticaret sicilinden terkinine; bu talebin kabul görmemesi halinde davalının ticaret unvanından ve işletme adından "..." ibaresinin ticaret sicilinden terkinine, SMK m. 149/1-g ve TTK m. 59 maddeleri uyarınca verilecek mahkeme kararının masrafları tecavüz eden davalı tarafından karşılanarak ilgililere tebliğ edilmesi ve en yüksek tirajlı gazetede kamuya ilan yolu ile duyurulmasını talep ve dava etmişlerdir.
Davalının cevap dilekçesinde özetle; davalının, ...'de kurulu biyokütle enerji santrali ile elektrik üretmekte ve ürettiği elektriği de Yenilenebilir Enerji Kaynaklarının Belgelendirilmesi ve Desteklenmesine İlişkin Yönetmelik kapsamında oluşturulan ... mekanizması çerçevesinde devlete sattığını, davalının faaliyet konusunun temel muhatabı ve müşterisinin DEVLET olduğunu, davacı Sayın Mahkemenize arz etmiş olduğu dilekçesinin 8 nolu sayfasının ilk paragrafında "Davalı, ayniyet yaratan "..." ibaresini kullanması ortalama tüketici nezdinde karıştırılma ihtimaline neden olmaktadır." şu kadar ki yukarıda yer verdiğimiz haber içeriklerine bakıldığında, hayatın olağan akışında, ortalama tüketicinin her iki şirketin aynı olduğunu düşünmesini, bir ihtimalden kesin boyutuna ulaştığı gerçeğinin kabulünü gerektirir." beyanı ile adeta Davalının ürettiği elektrik enerjisinin tüketiciler tarafından satın alındığı gibi yanılgıya sebebiyet verecek bir izlenim oluşturduğunu, davalı ürettiği enerjiyi tabi olduğu enerji hukuku mevzuatı çerçevesinde muhataplarına satmakta, söz konusu bu satın alma işlemini gerçekleştirilen muhatapların karar verme süreçlerinde ...., sair diğer mevzuat hükümleri, ticari hüküm ve koşulların etkili olduğunu, regulasyona tabi bir piyasa olan enerji piyasasında elektrik enerjisinin satın alma işlemlerinde tescilli markanın karar verme süreçlerine hiç bir etkisi bulunmadığını, bu piyasanın işleyişinde ... Anonim Şirketi ("bundan böyle ..." olarak anılacaktır) tarafından yönetilen ve EPDK tarafından regule edilen bir piyasada elektrik satışının gerçekleştiğini, Bu bağlamda, ... verilerine göre farklı kaynaklar ile günlük yaklaşık 600.000 mwh civarı elektrik üretildiği bir piyasada Davalının üretimi yaklaşık 240mwh civarı olup piyasa büyüklüğünün yaklaşık yüzbinde otuz sekizi olduğunu, daha da önemlisi bu piyasanın işleyişinde elektrik LOT bazında alıma ve satıma konu edilmekte olup, herhangi bir ticari unvan ile eşleşme veya varlık göstermek söz konusu olmayıp anonim şekilde elektrik piyasa da satılmakta olduğunu, Bu işleyiş ilke ve kurallarına tabi bir piyasada haksız rekabetin varlığından bahsedilemeyeceğini, öte taraftan, gerek görsel gerek fonetik ve gerekse de bizatihi iştigal konuları bakımından davacı ile davalı ticaret unvanları bir birinden ayrıştığını, bu bağlamda, davacının ticaret unvanı " ..." iken davalının ticaret unvanı "..." olduğunu, Söz konusu bu ticaret ünvanında benzer olan sözcükler "Enerji", "Ticaret", "Anonim" "Şirket" ifadeleri olduğunu, bu benzerliğin marka hakkına veya ticaret unvanına tecavüz ettiği iddiası hukuki olmadığı gibi gerçekçi de olmadığını, Ticaret unvanı veya marka ile enerji piyasasının oyuncularının elektrik enerjisi satın almaya karar verdiklerini söylemek bu piyasanın gerçeklerinden oldukça uzak ve gerçekçi olmayan bir iddiayı oluşturduğunu, davalı katı atıklardan enerji üretmekte olup ürettiği bu enerjiyi enerji mevzuatı kapsamında ... çerçevesinde devlete sattığını, Bu bağlamda, Davalının, Davacının iştigal sahası olan ..., Satın Alma, Devreye Alma) anahtar teslimi elektrik santrali kurma ve işletmeye alma konularında herhangi bir faaliyeti bulunmadığını, Bu minvalde, davalının faaliyet konusunu oluşturmayan anahtar teslimi elektrik santrali kurma ve işletmeye alma konusunda yatırım yapacak kişiler de söz konusu bu yatırım kararlarında ticaret unvanı yada markaya değil, teknik kapasite ve iş geçmişine, bir başka deyişle tarihçesine ve referanslarına bir değer atfettiğini, üretilen elektrik alıcısının devlet olduğu ve devlet satın alma garantisinin söz konusu olduğu bir düzlemde ve bilhassa faaliyet konularının tamamen farklı olduğu bir durumda haksız rekabet oluşturacak bir eylemin varlığından bahsedilemeyeceğini, davacının da davalının da ürettiği elektrik enerjisini ... üzerinden satın alma işlemlerine konu olmakta; bu bağlamda, marka veya ticaret unvanın bu süreçlerde ... etkisi olmadığını, bu noktada gerek faaliyet gerekse fiyat bakımından rekabet edilmesini gerektiren bir ticari durum ve koşul bulunmadığını, davalının kullanmış olduğu "..." markasının tek başına ayırt edicilik niteliği de bulunmadığını; zira, vasıf, kalite veya değer belirtilen adlandırmaların tek başına marka olarak nitelendirilmesinin de mümkün olmadığını, nitekim, Sınai Mülkiyet Kanunu madde 5(1)b "Herhangi bir ayırt edici niteliğe sahip olmayan işaretler" ve madde 5(1)c "Ticaret alanında cins, çeşit, vasıf, kalite, miktar, amaç, değer, coğrafi kaynak belirten veya malların üretildiği, hizmetlerin sunulduğu zamanı gösteren veya malların ya da hizmetlerin diğer özelliklerini belirten işaret veya adlandırmaları münhasıran ya da esas unsur olarak içeren işaretler" marka olarak tescil edilemeyeceğini, "..." markasının tek başına hiçbir ayırt edici vasfı olmadığı gibi ticaret alanında kalite ve kaynak belirtilen tescil mümkün olmayan bir ibare olduğunu, huzurdaki bu dava bakımından Davacının i) marka hakkını ihlal ettiği, ii) ticaret unvanına müdahalede bulunduğu, iii) haksız rekabet oluşturacak eylemlerde bulunduğu iddialarından hiçbirinin kabul edilemeyeceğini, "..." tabiri o kadar genel bir ifadedir ki, bugün her bir sektörde ürünlerin ve hizmetlerin doğallığını ifade etmek maksadıyla bu tabire oldukça yaygın bir şekilde başvurulduğunu, Bu ifade açıkça Sınai Mülkiyet Kanunu madde 5(1)c'ye açıkça aykırılık teşkil ettiğini, böyle bir tabirin ayırt edici olduğunda marka vasfını taşıdığından bahsetmenin mümkün olmadığını, Diğer yandan faaliyet konularında benzerlik bulunmayan bir tarafta sadece katı atıktan enerji üreten ve ... platformu üzerinden elektrik satan davalı bulunurken diğer yanda ... olarak faaliyet gösteren yani anahtar teslim santral kuran ve yoğunlukla güneş enerjisinden elektrik üreten davacının faaliyet konuları arasında benzerlik bulunmadığını; işin tabiatı gereği fiilen ve fiziken rekabete girebilecek bir eylemin varlığından bahsedilemeyeceğini, Gerek fonetik gerekse görsel olarak ticaret unvanları da hiçbir surette benzerlik arz etmediğini, Bu sebeple haksız ve mesnetsiz açılan iş bu davanın reddine karar verilmesini talep ve beyan ettikleri görülmüştür.
Davacının cevaba cevap dilekçesinde özetle; tescilli bir markayı kullanma hakkı münhasıran marka hakkı sahibine ait olduğunu, Marka hakkı sahibinin izni olmaksızın markanın haksız ve hukuka aykırı olarak kullanılması ise marka hakkına tecavüz olarak kabul edildiğini, Marka hakkına tecavüz oluşturan en yoğun kullanımlar, markanın, marka sahibinin izni olmaksızın kullanılması, aynı veya ayırt edilemeyecek derecede benzerinin yapılarak taklit edilmesi, markanın kendi ürünlerinde kullanılması ve markanın ticaret unvanı olarak kullanılması oluşturmakta olduğunu, yer verilen yasal düzenleme ve izahat uyarınca tarafların mevcut müşteri portfoyu eylemlerinin marka hakkına tecavüz teşkil ettiği gereçeğini ortadan kaldırmayacağını, Nitekim müvekkilleri de kamu ve özel kişiler ile çalışsa da amir hükümler söz konusu benzerliği başlı başına ihlal teşkil ettiğini ortaya koyduğunu, rakipler arasındaki veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına aykırı davranışlar ile ticari uygulamalar haksız rekabet olarak nitelendirilmekte ve TTK uyarınca hukuka aykırı bulunduğunu, Teşebbüslerin değişik yollarla kamuoyuna kendi faaliyetleri ya da rakiplerinin faaliyetleri hakkında aldatıcı bilgi sunmaları, rakiplerini iyi niyet kurallarına aykırı şekilde kötüleyerek onlarla rekabet etmeye çalışmaları, rakiplerinin marka ya da ürünlerini taklit etme, rakiplerin ad ya da unvanlarını kullanma gibi yollara başvurmaları, haksız rekabet olarak değerlendirildiğini ve yasaklandığını, Bu bağlamda haksız rekabet ekonomik değil, ahlaki ilkelere dayandığını, mevcut halde enerji alanında faaliyet gösteren ve devletle iş ilişkisi kuran iki şirketten söz ederken "yalnızca devletle çalışma" olgusunun rakiplerin ad ya da unvanlarını kullanma yolu ile haksız rekabet niteliğinde eylemlerde bulunulduğunun sabit olduğunu, Keza davalı şirket ile ilgili kamu organlları arasında herhangi bir "münhasırlık" ilişkisi olmadığını, tarafların unvanları arasındaki benzerliği marka hakkının ihali niteliğinde olmadığına ilişkin beyanların yerinde olmadığını, Müvekkillerinin "..." ve "..." ibaresi üzerindeki tescilli marka hakkı, 2012 yılından beri, Türkiye Patent Enstitüsü nezdinde tescil edilen birden fazla marka nezdinde, birden fazla nice sınıflarında korunduğunu, Davalı, "... A.Ş." unvanıyla, 2015 yılında enerji sektöründe hizmet vermek üzere kurulmuş olan bir şirket olduğunu, Marka hakkının ihlali vaziyetinin bir görünüşü olan ayırt edilemeyecek kadar benzerlik durumunda, karşılaştırılan işaretler aynı olmamakla beraber, bu markaların ortalama seviyede tüketiciler üzerinde bıraktıkları izlenimlerin hemen hemen birbiriyle aynı olduğunun sabit olduğunu, ne var ki ne mevzuat ne de yüksek mahkeme kararları tarafların temel müşterilerinin kim olduğundan ziyade "ortalama tüketici" nezdinde oluşturduğu intibayı dikkate aldığını, rapor uyarınca davalının resmi internet sitesi ile çalışma alanı açıkça -müvekkilleri şirket gibi- sürdürülebilir yenilenebilir enerji olarak belirtildiğini, her ne kadar uyuşmazlığın esasına tesiri olmasa da özel hukuk kişileri ile çalışmaya açık olduklarının anlaşıldığı ifadelerle donatıldığını, bilirkişi raporu dahi davalının içerisinde olduğu haksız eylemlerin ispatı için yeterli olduğunu, arz olunan ve re'sen dikkate alınacak nedenlerle, fazlaya ilişkin tüm talep ve dava hakları saklı kalmak üzere, haklı davanın tüm talepleri yönünden kabulü ile yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalıya tahmiline karar verilmesini talep ve beyan ettikleri görülmüştür.
Davalının ikinci cevap dilekçesinde; davanın reddini ve yargılama giderleri, ücreti vekaletin karşı tarafa yükletilmesini talep etmiştir.
24.05.2024 tarihli Bilirkişi Raporunda; aleyhinde tespit istenen ...alan adlı web sitesinde “...” ibareli görselinin markasal şekilde (web sitesi logosu olarak) kullanıldığını, web sitesinde şirketin faaliyet alanının yenilenebilir enerji alanında biyokütle enerji üretimi, biyogaz geri kazanım ve farklı alanlarda faaliyetler şeklinde belirtildiği, web sitesinin tüm alt sayfaları tek tek gezilmiş olup tam olarak şirket unvanına yer verilmediği görülmekle birlikte “...A.Ş.” şeklinde kullanımlara yer verildiğini, söz konusu alan adının davalı tarafından işletildiği anlaşıldığını, ... URL adresli “İletişim” sayfasında “...”, “...” ve ”...” iletişim bilgilerine yer verildiğini, ... alan adının yapılan Whois sorgusunda ... Tic. A.Ş. adına kayıtlı olduğunu, alan adının 19.06.2020 tarihinde tescil edildiğini, aleyhinde tespit istenen ... adresli Linkedin sosyal medya hesabının “...” adı ile kurulmuş olduğunu, hesap profil resmi olarak görselinin kullanıldığını, hesap açıklama bölümünde “Enerji alanında, yenilenebilir enerji kaynaklarına dayalı lisanslı santral yatırımları yapmak amacı ile kurulmuştur.” Şeklinde faaliyet alanına ilişkin açıklama metnine yer verildiği,..., ...iletişim bilgilerine yer verildiğini, söz konusu Linkedin sosyal medya hesabının karşılıklı olarak ...web sitesi ile referans gösterilmesinden inceleme konusu Linkedin hesabının davalı yan tarafından (aynı kişilerce) yönetildiği anlaşıldığını, tespit mahali “...” adresinde davalı .... A.Ş.’nin markası ile “...” alanında faaliyet gösterdiğini, ticaret unvanının “...A.Ş.” şeklinde kısaltılarak kullanıldığının tespit edildiğinin belirtildiği görüldüğü yönünde görüş ve kanaatlerini sunmuşlardır.
04/02/2025 tarihli bilirkişi raporunda özetle; dosyada bulunan deliller doğrultusunda yapılan inceleme sonucunda, 6.1- dosyada davalı tarafa ait olduğu belirtilen ... alan adı kontrol edildiğinde alan adının 19 Haziran 2020 tarihinde alındığı/kayıt edildiğini, alan adı sahibi/yetkilisi bilgilerinde ...Tic. A.Ş. yazdığını, mevcut durumda web sitesi iletişim bilgisinde... yazdığı, web sitesinde şeklinde kullanım olduğunu, web sitesinde bulunan Faliyet Alanlarımız – Sürdürülebilirlik – Hakkımızda menülerine ilişkin ekran görüntülerinin raporda sunulduğunu, dosyada davalı tarafa ait olduğu belirtilen ... linki kontrol edildiğinde ...içerisinde bulunan linkedin ikonu üzerine gelindiğinde ... linkine bağlantı verildiğini, linkte ... linkedin hesabının olduğunu, linkte bulunan profil resminde şeklinde kullanım olduğunu, mevcut durumda hesap açıklamasında ... alanında, ... kaynaklarına dayalı lisanslı santral yatırımları yapmak amacı ile kurulduğunu, - B... yazdığı, hesapta 864 takipçi olduğunu, hesap hakkında sayfasında..., ... bilgilerinin olduğunu, 6.2- Enerji yatırımları günlük satılan temel tüketim perakande maddeleri gibi değerlendirilmemelidir. Teknik olarak enerji sektöründe yatırım yapacak ve bu sebeple ... firmalarından mühendislik, satış, tesis etme ve devretme hizmeti verilecek aday firmalar önceden araştırılırlar, daha önce yapmış olduğu tesislerin işletmecilerinden geri bildirim memnuniyetleri (... kriterleri) araştırılır, sektörde pazara hakim ya da yeni giriş yapmış yerli ve yabancı ... firmalar çok yönlü kriterlerin yer aldığı mukayeseli tablolarda karşılaştırılır ve bunun akabinde yatırımcılar tarafından nihai karar verilir. Ticari rekabeti, seçiçiliği ve son tercihi belirleyecek asıl faktör, hazırlanacak fizibilitenin gerçeği yansıtıp yansıtmadığı; bulunduğu enerji dağıtım sistemine (on grid, off grid) uyumu, insana ve doğaya karşı olası riskleri barındırıp barındırmadığının belirlenmesi; sistemde kullanılacak ana, yardımcı ekipmanlar ile sarf malzemelerin uluslararası standartlara uygunluğu; toplam satış/maliyet fiyatı ve anahtar teslim toplam teslim süresi; kurulumu yapacak teknik personelin yeterliliği, sistemin toplam ömrü ve amortismanı (maliyetinin geri kazanım süresi); sistemin kurulumu ve müşteriye teslimi sonrasındaki yedek parça, bakım, kolay işletme ve ulaşılabilirlik, taahhüt edilen garanti süreci, finansal yeterlilik ve sair hususlardır, davacı ve davalı tarafa ait dava dosyasındaki mübrez bilgiler ile taraflara ait web ve linkedin sayfalarından re’sen yapılan incelemeler neticesinde; yukarıda isim ve ünvanları yer alan davacıya ait kuruluşun 2009’da, davalıya ait kuruluşun ise 2020 yılında ticari faaliyete başladığı; davacı kuruluşun SPK’ya kayıtlı olduğunu, hisselerinin SPKn’da izin verilen oranlar nispetinde halka arz edildiği ve KAP üzerinden çeşitli izahnameleri, bağımsız denetçi raporları, sorumluluk beyanları ve sair belgeler yayınladığını, davacının merkez ofisinin ...’da, ...'da ise bir başka ofislerinin daha bulunduğunu, buna rağmen; davalının merkez ofisinin İstanbul’da, ... ilinin ... ilçesinde ise bir tane Biyokütle tesisine sahip olunduğunu, davacının ... olarak toplam: 118.03MWp (peak=tepe değerinde) kapasite gücüne sahip olduğunu, ... olarak, yurtiçi ve yurtdışında olmak üzere toplamda: 380MW gücünde enerji üretim sistemleri tesis edip müşterilerine teslim ettiğini, davalının ise ... olarak sadece ... İlinin ... İlçesinde 12MWe Elektrik Çıkış (Satış) Gücüne sahip bir Biyokütle Tesisinin olduğunu, davacı ve davalıya ait her iki ticari kuruluşun da ... grubu içinde yer alan; güneş, rüzgar ve diğer sürdürülebilir doğal enerji kaynaklarını kullanarak elektrik enerjisi ürettiğini, her ikisinin de epc ve/veya otoprodüktör olarak sektörde ticari faaliyetlerde bulunduğuna dair bilginin var olduğunu, - davacının ... ve ... olarak güneş enerjisi haricinde; hidro ve jeotermal enerji kaynaklarından da elektrik enerjisi ürettiğini, davalının ise hidro ve jeotermal enerji kaynaklarından elektrik enerjisi ürettiğine dair bir bilgiye rastlanmadığı; buna rağmen davalının ... ve/veya ... olarak asıl faaliyet alanında yer aldığı anlaşılan; Biyokütle, Biyogaz Geri Kazanım ve Piroliz enerji yakıtı üretim proseslerini kullanmak suretiyle elektrik enerjisi üretme faaliyetinin davalının faaliyet alanları içinde yer almadığını, davacı, davalının kendisini sektörde hangi ticari yatırımını ve/veya ... faaliyetini (kapalı/açık ihale) menfi yönde etkilediğini, haksız rekabet şartlarını oluşturan vakıalar sebebiyle oluşabilecek maddi zarar iddialarına dair somut delilin dava dosyasında yokluğu nedeniyle davacı tarafından iddia olunan maddi zarar tazminin belirlenemediğini, davacının ve davalının ticari kuruluşlarına ait şirket logolarının; şematik formu, yazı fontu, renk, kelime ve harf sayısı, kelime lisan kökenlerinin ve Türkçe’deki anlamlarının farklı olması (...) nedeniyle gerek yurtiçinde gerekse yurtdışında Hizmet alacak kurum, kuruluş, tüzel ve özel kişilerin nezdinde her iki ticari kuruluşun ilk bakışta kolayca ayırdebileceğini, dolayısıyla markaların karıştırma ihtimalinin doğmadığı ve tecavüzün oluşmadığını, tespit, görüş ve kanaatlerini sunmuşlardır.
KANAAT VE GEREKÇE
Uyuşmazlık; davalının ticaret unvanından ve işletme adından "..." ibaresinin ticaret sicilinden terkinine, markaya tecavüzün ve haksız rekabetin tespitine ilişkin taleplerden ibarettir.
Marka hakkına tecavüz sayılan haller, SMK'nın 7. maddesine de atıf yapılmak suretiyle 29. Maddede düzenlenmektedir. 7. maddede “marka tescilinden doğan hakların kapsamı ve istisnaları” başlığı altında marka sahibinin yasaklayabileceği fiiller sıralanmakta, 29. maddede ise “marka hakkına tecavüz sayılan fiiller” düzenlenmektedir. Marka hakkına tecavüz sayılan fiiller incelenirken, 7. Madde ile 29. Maddenin birlikte dikkate alınması gereklidir.
Tecavüz, bir haksız fiildir. Tecavüzün varlığı için SMK'da belirtilen eylemin gerçekleşmiş olması ve somut olayda hukuka uygunluk sebeplerinden birinin mevcut bulunmaması gereklidir. Tescilli bir markanın, sahibinin izni olmaksızın kullanılması veya o markayı taşıyan mal ve hizmetlerin, tecavüzün bilinmesine rağmen pazarlanması, stoklanması, satış için teklif edilmesi, ihracı, ithali ya da tecavüzün bilinmesine rağmen malların nereden sağlandığının bildirilmesinden kaçınılması, tecavüz olarak tanımlanmıştır ( Tekinalp, Ü.: Fikri Mülkiyet Hukuku, İstanbul 2012, s. 491 ).
SMK'nın 29. maddesi ise, hangi fiillerin marka hakkına tecavüz sayılacağını açıklamıştır. Buna göre; “Marka hakkına tecavüz sayılan fiille;
Madde 29- (1) Aşağıdaki fiiller marka hakkına tecavüz sayılır.
a) Marka sahibinin izni olmaksızın, markayı 7 nci maddede belirtilen biçimlerde kullanmak.
b) Marka sahibinin izni olmaksızın, markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markayı taklit etmek.
c) Markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markanın taklit edildiğini bildiği veya bilmesi gerektiği hâlde tecavüz yoluyla kullanılan markayı taşıyan ürünleri satmak, dağıtmak, başka bir şekilde ticaret alanına çıkarmak, ithal işlemine tabi tutmak, ihraç etmek, ticari amaçla elde bulundurmak veya bu ürüne dair sözleşme yapmak için öneride bulunmak.
d) Marka sahibi tarafından lisans yoluyla verilmiş hakları izinsiz genişletmek veya bu hakları üçüncü kişilere devretmek.”
İlgili Kanunun 7 inci maddesi; "Marka tescilinden doğan haklar münhasıran marka sahibine aittir. Marka sahibinin, izinsiz olarak yapılması hâlinde, aşağıda belirtilen fiillerin önlenmesini talep etme hakkı vardır: a)Tescilli marka ile aynı olan herhangi bir işaretin, tescil kapsamına giren mal veya hizmetlerde kullanılması. b)Tescilli marka ite aynı veya benzer olan ve tescilli markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer mal veya hizmetleri kapsayan ve bu nedenle betik tarafından tescilli marka ile ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali bulunan herhangi bir işaretin kullanılması. c)Aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde olmasına bakılmaksızın, tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve Türkiye de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle markanın itibarından haksız bir yarar elde edecek veya itibarına zarar verecek veya ayırt edici karakterini zedeleyecek nitelikteki herhangi bir işaretin haklı bir sebep olmaksızın kullanılması.
Aşağıda belirtilen durumlar, işaretin ticaret alanında kullanılması hâlinde, üçüncü /fıkra hükmü uyarınca yasaklanabilir: a)İşaretin, mal veya ambalajı üzerine konulması. b)İşareti taşıyan malların piyasaya sürülmesi, teslim edilebileceğinin teklif edilmesi, bu amaçlarla stoklanması veya işaret altında hizmetlerin sunulması ya da sunulabileceğinin teklif edilmesi. c)İşareti taşıyan malın ithal ya da ihraç edilmesi. ç)İşaretin, teşebbüsün iş evrakı ve reklamlarında kullanılması. d)İşareti kullanan kişinin, işaretin kullanımına ilişkin hakkı veya meşru bağlantısı olmaması şartıyla işaretin aynı veya benzerinin internet ortamında ticari etki yaratacak biçimde alan adı, yönlendirici kod, anahtar sözcük ya da benzeri biçimlerde kullanılması. e)İşaretin ticaret unvanı ya da işletme adı olarak kullanılması. f)İşaretin hukuka uygun olmayan şekilde karşılaştırmalı reklamlarda kullanılması. " hükümlerine amirdir.
Kanunun 149.maddesinde "Sınai mülkiyet hakkı tecavüze uğrayan hak sahibi, mahkemeden aşağıdaki taleplerde bulunabilir: a)Fiilin tecavüz olup olmadığının tespiti. b)Muhtemel tecavüzün önlenmesi. c)Tecavüz fiillerinin durdurulması. ç)Tecavüzün kaldırılması ile maddi ve manevi zararın tazmini. d)Tecavüz oluşturan veya cezayı gerektiren ürünler ile bunların üretiminde münhasıran kullanılan cihaz, makine gibi araçlara, tecavüze konu ürünler dışındaki diğer ürünlerin üretimini engellemeyecek şekilde elkonulması. e)(d) bendi uyarınca elkonulan ürün, cihaz ve makineler üzerinde kendisine mülkiyet hakkının tanınması f)Tecavüzün devamını önlemek üzere tedbirlerin alınması, özellikle masraflar tecavüz edene ait olmak üzere (d)bendine göre elkonulan ürünler ile cihaz ve makine gibi araçların şekillerinin değiştirilmesi, üzerlerindeki markaların silinmesi veya sınai mülkiyet haklarına tecavüzün önlenmesi için kaçınılmaz ise imhası. g)Haklı bir sebebin veya menfaatinin bulunması hâlinde, masrafları karşı tarafa ait olmak üzere kesinleşmiş kararın günlük gazete veya benzeri vasıtalarla tamamen veya özet olarak ilan edilmesi veya ilgililere tebliğ edilmesi" şeklinde düzenleme bulunmaktadır.
SMK m. 29/1-a atfıyla uygulanacak olan SMK m, 7/2- b'ye göre tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve tesdili markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer mal veya hizmetleri kapsayan ve bu nedenle halk tarafından tescilli marka ile ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali bulunan herhangi bir işaretin kullanılması, marka hakkına tecavüz niteliği taşıyacaktır.
6102 sayılı TTK'nın 54 vd maddeleri Haksız Rekabete ilişkindir. Madde 54- "(1)Haksız rekabete ilişkin bu Kısım hükümlerinin amacı, bütün katılanların menfaatine, dürüst ve bozulmamış rekabetin sağlanmasıdır. (2)Rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına diğer şekillerdeki aykırı davranışlar ile ticari uygulamalar haksız ve hukuka aykırıdır." hükümlerine amridir. Yine TTK Madde 55- (1)Aşağıda sayılan hâller haksız rekabet hâllerinin başlıcalarıdır: a)Dürüstlük kuralına aykırı reklamlar ve satış yöntemleri ile diğer hukuka aykırı davranışlar ve özellikle;.... 4.Başkasının malları, iş ürünleri, faaliyetleri veya işleri ile karıştırılmaya yol açan önlemler almak,... dürüstlüğe aykırı davranmış olur. Şeklinde düzenlenmiş Madde 56 da "Haksız rekabet sebebiyle müşterileri, kredisi, meslekî itibarı, ticari faaliyetleri veya diğer ekonomik menfaatleri zarar gören veya böyle bir tehlikeyle karşılaşabilecek olan kimse; a)Fiilin haksız olup olmadığının tespitini, b)Haksız rekabetin men'ini, c)Haksız rekabetin sonucu olan maddi durumun ortadan kaldırılmasını, haksız rekabet yanlış veya yanıltıcı beyanlarla yapılmışsa bu beyanların düzeltilmesini ve tecavüzün önlenmesi için kaçınılmaz ise, haksız rekabetin işlenmesinde etkili olan araçların ve malların imhasını, d)Kusur varsa zarar ve zıyanın tazminini, e)Türk Borçlar Kanununun 58 inci maddesinde öngörülen şartların varlığında manevi tazminat verilmesini isteyebileceği düzenlenmiş kararların ilanının talep edebileceği öngörülmüştür.
TTK m. 54'e göre, “rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına diğer şekillerdeki aykırı davranışlar ile ticari uygulamalar haksız ve hukuka aykırıdır”. Haksız rekabete dair hükümlerin temel amacı, bütün katılanların menfaatine, dürüst ve bozulmamış rekabetin sağlanmasıdır. Dürüst rekabetten anlaşılması gereken rekabet kapsamındaki davranışların dürüst ve ahlaklı olması gerekliliğidir. Rekabet ortamında gerçekleşen herhangi bir davranış veya uygulamanın rekabete etki etmese dahi, dürüstlük kurallarına veya ahlaka aykırı olması haksız rekabetin varlığı bakımından yeterli kabul edilmektedir (Hüseyin Ulgeıı/MeIıme( Helvacı/Arslan Kaya/N. Füsun Nomer Ertan, Ticari İşletme Hukuku, 2019, s. 555).
Genel ilke çerçevesinde haksız rekabet belirlenirken taraflar arasında rekabet olması, failin yarar sağlaması, failin kusurlu olması veya haksız rekabete uğrayan kimsenin zarar görmüş olması şart değildir. Haksız rekabetin varlığından söz edebilmek için, ticari nitelikte bir davranış veya uygulamanın bulunması, söz konusu davranış veya uygulamanın aldatıcı veya başka bir şekilde dürüstlük kurallarına aykırı olması ve rakipler arasında veya tedarik eden kimselerle müşteriler arasındaki ilişkinin etkilenmesi gerekmektedir.
Marka hakkı, tescil şekil koşuluna bağlıdır. Markanın sahibine sağladığı haklar tescil ile meydana gelir ve üçüncü kişilere karşı tescilin yayınından itibaren hüküm ifade eder. SMK 7/(1) maddeye göre: “Bu kanunla sağlanan marka koruması tescil yoluyla elde edilir”. SMK 7/(4) maddeye göre: “Markanın sahibine sağladığı haklar, üçüncü kişilere karşı marka tescilinin yayım tarihi itibariyle hüküm ifade eder.” şeklindedir.
Tescilli bir marka, sahibine tescil kapsamındaki mal ve/veya hizmetler üzerinde kullanılması şartıyla hukuki koruma sağlamaktadır. Buna karşılık, marka eğer tescilli olduğu gibi kullanılmıyor ve tescilli olduğundan farklı bir biçimde kullanılıyor ise, bu takdirde artık tescil herhangi bir koruma sağlamayacaktır. Bu durum 2 şekilde ortaya çıkmaktadır. Bunlardan birincisi, “markanın tescilli olduğundan farklı kullanımı”, diğeri ise "tescilin kapsadığı mal veya hizmetler bakımından aşkın kullanımdır. Tescilli bir marka, ancak tescilli olduğu haliyle kullanılması durumunda sahibine bir hukuki koruma sağlar. Eğer tescilli olduğundan farklı bir biçimde kullanılıyor ve böyle bir kullanım, bir başkasının tescilli markasına tecavüz teşkil ediyorsa, artık marka tescilinin, sahibine bir hukuki koruma sağlaması söz konusu değildir. Bir markanın tescilli olduğundan farklı kullanılması, o markanın asli ve ayırt edici unsurlarının yer almadığı kullanımlardır. Markaya tecavüz açısından değerlendirme yapılırken, taraf markalarının öncelikle tescil tarihlerinin, daha sonrasında karıştırma ihtimali nedeniyle işaretsel ve sınıfsal benzerliğin dikkate alınması gereklidir. Karıştırılma ihtimali, hem bir tescil engeli hem de bir tecavüz h: Markaların benzer olmaları durumunda, bu kez markaların tescilli olduğu mal veya hizmet ile markanın kullanıldığı mal veya hizmetin benzer olup olmadığı ve ortaya çıkacak duruma göre karıştırılma ihtimalinin bulunup bulunmadığı incelenmelidir.
Mutlak hak niteliğini taşıyan markanın, marka sahibinin izni olmaksızın bir başkası tarafından kullanılması yasaklanmış bulunmaktadır. Markanın sahibinden başkası tarafından aynen veya taklit, tağyir, iltibas suretiyle kullanılıp kullanılmadığının saptanmasında her şeyden önce markanın şekil ve anlam itibariyle taşıdığı baskın unsur göz önünde bulundurulmalıdır. Bu baskın unsurun aynen veya değiştirilerek başkası tarafından kullanılması, haksız olarak kullanımının tespitinde büyük önem taşır. Bir marka ana özellikleri itibariyle başkası tarafından bir hakka dayanmadan kullanıldığında tecavüz unsuru gerçekleşmiş olur (Erdal Noyan, Marka Hukuku, Ankara, 2006, s.545). Bir marka hakkına tecavüz teşkil edilebilmesi için, markayla ayniyet taşıyan veya benzer olan işaretin, tescilli markanın kapsadığı mal veya hizmetlerin aynı veya benzeri mal veya hizmetlerde tüketiciler tarafından karışıklığa sebebiyet verecek şekil ve surette kullanılması gerekir.
Yukarıdaki açıklamalar ışığında somut uyuşmazlığa dönüldüğünde, TPMK kayıtları incelendiğinde; davacı adına tescilli -... no.lu “...” markasının 18.11.2021 tarihi itibariyle koruma altında olup, .... Sınıflarda tescilli olduğu, -... no.lu “...” markasının 17.04.2012 tarihi itibariyle koruma altında olup, ... Sınıflarda tescilli olduğu, davalı adına bir tescil bulunmadığı anlaşılmıştır. Davacı markalarında şekil değil kelime unsurlarının öne çıktığı, davalı kullanımında logoya da yer verildiği, davacı markalarının kırmızı yazım fontu ile yazılmakta iken davalı kullanımında mavi font olduğu, şekilde ise birden çok rengin yer aldığı, davacı markasının ... kelimesi vurgusuna yer verirken davalının natüre kelimesini kullandığı, "...” kelimesi doğal anlamını, ... kelimesi ise doğa anlamını taşımakta olduğu, köken olarak aynı yerden gelmekte ise de davacı markalarında yer alan ek takıların “...” markaları ayrıştırdığı, markaların işitsel benzerlik doğurduğu ancak görsel anlamda farklılaştığı, ... kavramının yenilenebilir enerjiyi anımsatırken nature kelimesinin doğrudan yenilenebilir enerjiye atfının açık olmadığı, davacı markalarının ağırlıklı olarak enerji alanında olduğu ve davalının da aynı sektörde faaliyet gösterdiği; davacının mevcut olduğu bazı alanlarda davalının yer almadığı bilirkişi heyetince sektör incelemesinde tespit edildiği; natürel markasının zayıf bir marka olduğu dikkate alındığında pek çok yakınlaşan markanın türetilmesinin olağan olduğu, tüketici kitlelerinin ayrıştığı iki taraf markalarını birbiriyle karıştırma ihtimalinin olmadığı, davacının ve davalının ticari kuruluşlarına ait şirket logolarının; şematik formu, yazı fontu, renk, kelime ve harf sayısı, kelime lisan kökenlerinin ve Türkçe’deki anlamlarının farklı olması ve hizmet alacak kurum, kuruluş, tüzel ve özel kişilerin nezdinde her iki ticari kuruluşun ilk bakışta kolayca ayırdebileceği nedenleri ile markaların karıştırma ihtimalinin doğmadığı ve tecavüzün oluşmadığı kanaatine varılmış aşağıdaki şekilde hüküm tesisi yoluna gidilmiştir.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın REDDİNE,
2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi uyarınca hesap olunan 615.40 TL karar harcından peşin yatırılan 427.60-TL'nin mahsubu ile kalan 187,80 TL bakiye karar harcının davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
3-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca davalı yararına hesap olunan 40.000-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak kendisini vekille temsil ettiren davalıya verilmesine,
4-Maddi tazminat talebi yönünden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi m. 13/2 uyarınca davalı vekili yararına hesap olunan 100,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak kendisini vekille temsil ettiren davalıya verilmesine,
5-Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 3.600,00-TL arabuluculuk sarf ücretini davacıdan alınarak Hazineye gelir kaydına,
6-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
7-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,
Dair davacı vekili ve davalı vekilinin yüzüne karşı, (HMK 345/1 md. gereğince) gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Mahkememize veya başka bir yer mahkemesine dilekçe ile başvurmak ve istinaf harcı ile gerekli giderlerin tamamı ödenmek suretiyle, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı. 29/04/2025
Katip ...
¸
Hakim ...
¸