T.C.
İSTANBUL
4. FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
ESAS NO : 2021/19
KARAR NO : 2024/201
DAVA : Fikir Ve Sanat Eseri (Maddi Tazminat İstemli)
DAVA TARİHİ : 19/10/2016
KARAR TARİHİ : 05/11/2024
Mahkememizde görülmekte bulunan Fikir Ve Sanat Eseri (Maddi Tazminat İstemli) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekilini dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin mevcut hakları ile ileride meydana getireceği çoğaltma, yayma haklarını ... şirketine tam ruhsat biçiminde verdiğini, "..." ve "..." albümleri için çıkarılan müzik eseri işletme belgelerinin sadece kaset ve Cd çalmaya yönelik olduğunu, ... şirketinin haklarını 04/05/1999 tarihli noter belgesi ile ... şirketine devrettiğini, ...Tic. A.Ş. hakkında mahkemece iflas kararı verildiğini, şirketin tasfiyesi sonucunda yapımcı haklarının ihale sonucunda ... Şti. 'ne geçtiğini, yapımcı haklarının bu şirket adına tescil edildiğini, bu hakların sadece kaset ve Cd için olduğunu, ... şirketinin de sahip olduğu haklarını 10/02/2010 tarihli noter devir sözleşmesi ile ... şirketine devrettiğini, ... şirketinden sonraki devirlerin geçersiz olduğunu, müvekkili ile ... hakkındaki sözleşmenin 5. maddesinin iptal edildiğini, iptal edilen 5. maddenin, ... şirketinin, ... 'un izni olmasızın haklarını başkalarına devredebileceğine dair hüküm içerdiğini, bu maddenin iptalinin amacının devredilen hakların sadece ... tarafından kullanılması, sanatçının izni olmadan başkalarına devredememesi olduğunu, FSEK 49. madde gereği de ... şirketinin ...'un izni olmadan bu hakları veya kullanma ruhsatını başkasına veremeyeceğini, ... şirketinin, ... şirketine devri sırasında müvekkilinin yazılı izninin olmadığını, öte yandan Dijital İletme Haklarının devredilmediğini, FSEK 51/1 maddesi gereği de ileride çıkarılacak yasalarla tanınacak hakların devrine ilişkin sözleşmelerin de batıl olduğunu, dijital iletim hakkının 4630 sayılı yasa ile 2001 yılında düzenlendiğini, bu tarihten önce imzalanan sözleşmelerin dijital iletim hakkını kapsamayacağını, oysa davalı şirketin yasal olarak sahip olmadığı dijital iletim ve umuma iletim haklarını, cep telefonları, internet ve diğer dijital ortamlara yükleyerek kullandığını, bu kullanımların açıkça hukuka aykırı olduğunu, aslında geçersiz olan devirler geçerli sayılsa bile, müvekkilinin verdiği yapımcı haklarının sadece kaset ve Cd ile sınırlı olduğunu, buna rağmen ... şirketinin ..., ..., ..., ..., ..., ... gibi kurum ve kuruluşlara kullandırdığını, bundan gelir elde ettiğini, nihayet müvekkilinin 24/04/2014 tarihinde gönderdiği ihtarname ile cayma hakkını kullandığını bildirdiğini, cayma ihtarının tebliğinden itibaren 4 hafta içinde davalının caymaya itiraz davası açmadığını, böylece cayma prosedürünün tamamlandığını, buna rağmen davalının ihlal eylemlerine devam ettiğini, iddia ile davalının dava konusu eserler üzerindeki tecavüzün durdurulmasını, elde ettiği gelirin müvekkiline ödenmesini, FSEK 68. maddeye göre 3 kat hesabıyla şimdilik 30.000 TL'nin tahsilini dijital iletim hakkı ihlali nedeniyle de FSEK 68 madde gereği şimdilik 30.000 TL 'nin tahsilini, ayrıca davalının haksız kullanımlarını FSEK 77 madde gereği tedbiren durdurulmasını talep ve dava etmiştir.
Davalı vekilinin cevap dilekçesinde özetle; tedbir koşullarının bulunmaması nedeniyle davacının ihtiyati tedbir talebinin reddi gerektiğini, benzer bir davada ... 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi 'nin ... esas sayılı davada red kararı verdiğini, müvekkilinin dava konusu yapımlarla ilgili hakları hukuka uygun olarak edindiğini, davacının cayma ihbarının geçersiz ve hukuken yok hükmünde olduğunu, müvekkilinin iktisaplarının hukuken geçerli olduğunu, davacının aktif husumet ehliyeti bulunmadığını, dava konusu eserlerle ilgili olarak Kültür Bakanlığı nezdinde davacının muvafakatnameleri mevcut olduğunu, bu muvafakatnamelerin 07/12/1993 ve 16/12/1993 tarihli olup, her ikisinin de noterden yapıldığını, davanın hukuki dayanağının bulunmadığını savunarak davanın ve ihtiyati tedbir talebinin reddini istemiştir.
Davacı vekilinin cevaba cevap dilekçesinde özetle; müzik eserlerinin haksız ve hukuksuz olarak kullanılmasının FSEK 77. maddesi gereği ihtiyati tedbir yolu ile durdurulmasını ve ihtiyati tedbir kararına İİK 343. Maddenin derc edilerek bu yolda davalıya ve eserlerini kullanan kurum ve kuruluşlara ihtiyati tedbir kararının tebliğini, Müzik Eseri İşletme Belgeleri’ne ilişkin tüm hakların müvekkilleri ...’a ait olduğunun tespitini ve hükmen tescilini, FSEK 78. maddesi gereği, masrafı davalıya ait olmak üzere tirajı *50.000’nin üzerindeki ... ve/veya...hükmün tamamının ilan edilmesini, müvekkilinin mali ve manevi haklarının ihlalinden kaynaklanan tecavüzün durdurulmasını, davalı’nın dava konusu eserlerin dijital (umuma) iletim hakkı yoluyla internet ve dijital medyada kullanımından elde ettiği gelirin davalı tarafından davacı’ya ödenmesini, müvekkillerinin maddi ve manevi haklarının ihlali sebebiyle FSEK m. 68/1 uyarınca; davalı’nın cd ve ses kaseti satışlarından elde ettiği ve müvekkillerine Sözleşme kapsamında ödenmesi gereken gelir payının üç katı olarak şimdilik 30.000-TL’nin ödenmesini, müvekkilerinin maddi ve manevi haklarının ihlali sebebiyle davalı’nın dijital iletim hakkı yoluyla internet ve diğer dijital medyada dava konusu eserleri kullanmasından dolayı FSEK m. 68/1 uyarınca müvekkillerine ödeyeceği rayiç bedelin üç katı olarak şimdilik 30.000-TL’nin ödenmesini, Yargılama giderleri ile avukatlık ücretinin davalı üzerine yükletilmesini talep etmiştir.
Davalı vekilinin cevaba cevap dilekçesinde özetle; davacının sözkonusu eserlere ait Kültür Bakanlığı nezdinde kayıtlı muvafakatnameleri mevcut olduğunu, davacı tarafından Kültür Bakanlığına noter tasdikli olarak verilen; ... adlı albümü için 07.12.1993 tarihli muvafakatname, ... adlı albüm için 16.12.1193 tarihli muvafakatnameler mevcut olduğunu, dolayısı ile dosyaya sunulan belgeler ve Mahkemece celp edilecek belgelerden de görüleceği üzere dava konusu olan eser işletme belgelerinin tüm izin, devir ve diğer tüm yasal izinleri alındığını, Kültür Bakanlığı nezdinde kayıtlı bulunan muvafakatnamelerde herhangi bir yüzdelik anlaşma mevcut olmadığını, süre ve sayı sınırı da bulunmadığını, dolayısı ile dava konusu eserlerin yayınlanmasında herhangi hukuka aykırılık bulunmadığını, davacı tarafından açılan ancak hiçbir hukuki geçerliliği ve yasal dayanağı olmayan işbu davanın reddini talep etmiştir.
Mahkememize sunulan 05 09 2018 tarihli bilirkişi raporunda özetle; heyette yer alan Sektör bilirkişisi sayın ...ayrıntılı sektörel değerlendirmeleri doğrultusunda, raporun ilk Değerlendirme Ana başlığı altında izah edildiği üzere, “toraflarındava dosyasındaki yazılı beyanları ile (mali hakları veya mali hakları kullanım ruhsatınıiktisap eden sıfatıyla) davalı ...'in davacının dava dışı ... ile imzaladığı20.07.1993 tarihli sözleşmede tanımlanan çoğaltma, dağıtma/yayma ve yayınlama mali haklarını kullandığı sabit olduğunu, somut olayda herhangi bir mali hakkın kullanılmaması sözkonusu olmadığını, (mali hakların gereği gibi veya hiç kullanılmaması halleri için tanımlanmış özel bir fesih maddesi olan) cayma hakkının davacı yan tarafından somut olayda kullanılabilmesi için FSEK'in 5B'inci maddesinde öngörülen yasal şartların hiçbirisinin davakonusu olayda gerçekleşmediğini sayın Mahkemeniz tarafından müzekkere ile ... davacı ...'un... üyesi olup olmadığı, üye ise ...'e verdiği yetki belgesi istenmiş olduğunu, ancak bu müzekkereye ...'den cevap verilmeden dosya heyetimize tevdi edilmiş olduğundan ihtimalli bir değerlendirme yapılması gerekliliği hasıl olduğunu, bu doğrultuda,eğer davacı ... ... üyesi ve yetki belgesi ile umuma iletimihaklarının takibini üyesi olduğu ...'e bırakmış ise, ... adlı meslek birliği de ..., ..., ..., ..., ... , ... gibi kuruluşlara ... koruması altında bulunan müzik icralarını umuma iletmesi/kullanması içinyazılı izin vermişse, bu durumda davacı ...'un “...' ve '...” (...) adlı albümlerde yer alan icralarının ...,..., ..., ..., ... ,... adlı kuruluşlar tarafından gerçekleştirilen iletimlerinin hukuka uygun olacağını, diğer bir deyişle davacı ...'un icralarının bu dijital platformlarda kullanılmasının hukuka aykırılık veya davacı yanın mali haklarına tecavüz oluşturmayacağını, bununla birlikte davacı ...' un, ... üyesi olmadığını veya ... üyesi olmakla birlikte umuma iletim hakkı bakımından ...'e hak takip yetkisi vermediğini, yahut vermiş olsa da ... tarafından ..., ..., ...,..., ... ,... adlı kuruluşlara yazılı olarak umuma iletim izni verilmemiş bu kuruluşlar ile ... arasında lisans/yazık izin sözleşmesi imzalanmamış olduğunu, durumada davacı ...'un dava konusu ettiği icraların ..., ..., ..., ..., ... ,... adlı kuruluşlar tarafından kullanılması umuma iletilmesi hukuka aykırılık oluşturacağını ve davacı ...'un mali haklarına tecavüz edildiğinden söz edilebileceğini, bu durumda ise, hukuka aykırı kullanımı ve mali haklara yönelik tecavüzü gerçekleştirenin davalı ... değil, davacı ...'un üzerinde mali hak sahibi bulunduğunu “...' ve “...' (...) adlı albümlerdeki icraları davacı ...'dan veya üyesi bulunduğu ...'denyazılı izin almaksızın/lisans sözleşmesi imzalamaksızın umuma ileten ...,..., ..., ..., ..,... adlı kuruluşlar olduğu şeklinde bir sonuca varılabileceğini, FSEK md.S1 ve FSEK 80 B hükmü (bir icra ürünü olan veya sair sesleri ilk defa tespit eden fonogram yapımcıları eşer sahibinden ve icracı sanatçıdan mali hakları kullanma yetkisini devraldıktan sonra aşağıda belirtilen haklara sahiptir olduğunu, yapımcılar tespitlerinin işaret, sesve/veya görüntü nakline yarayan araçlarla umuma iletimine ve yeniden iletimine izin verme hususunda münhasıran hak sahibidir.) dikkate alınmak suretiyle, 0 halde sayın Mahkemece, fonogram yapımcılarının veya onların haklarını devralmış olanların 2001 yılındaki yasa değişikliğiyle getirilmiş umuma iletim hakkını/dijital iletimde bulunma hakkını kullanabilmeleri için icracı sanatçıdan ayrıca izin almaları gerektiği kabul edilecek olursa, hail hazırdaki davalı tarafından veya davalıdan önceki hak sahibi tarafından bu konuda izin alındığının ispat edilmesi gerektiğini, aksi takdirde bu konuda davalının davranışının hukuka aykırı sayılacağı sonucuna varılabileceği, bununla birlikte sayın Mahkemece, fonogram yapımcılığından kaynaklanan dijital iletim hakkının kullanabilmesi için icracı sanatçıdan bu konuda izin alınmasına gerek olmadığını ve bir değerlendirme yapılacak olursa, bu takdirde davalı ...'in davranışının hukuka aykırı olmayacağını, sonucuna varılabileceğini, heyetin sektör bilirkişisi sayın ... tarafından bu yaklaşımın ve değerlendirmenin sektörel gerçeklere daha uygun ve daha isabetli bulunduğunu, bu konuda kendisince şu hususlara vurgu yapıldığını, zira, ...'in vermiş olduğu iznin sadece kendisine ait olan fonogram haklarının izinleri olduğunu, icracı sanatçının haklarıyla ilgili bir izin vermediğini, ...'in sadece fonogramların kullanılması için izin verdiğini, ...'in davacı ...'un dijital ortamda iletilen icraların kullarıcısı olmadığını, ayrıca icracı sanatçının haklarıyla ilgili iznin ... aracılığıyla verilerek tahsil edilip, sanatçıya ödendiğe dair, sonuç ve kanaatlerini sundukları anlaşılmıştır.
Mahkememize sunulan 20/03/2020 tarihli bilirkişi raporunda özetle; davalı tarafın 2010 yılında "...' un cd üretimi yaptığını, bu üretim sonucunda 2010 ve 2011 yıllarında toplam 2.739,22 TL gelir elde ettiğini, davalı tarafın gelirlerinin büyük kısmını ... A.Ş. firmasından elde ettiğini, ancak bu gelirlerin hangi sanatçılar ya da hangi eserler ile ilgili olduğunun davalı taraf ticari defter kayıtlarından anlaşılamadığını, incelenen dönemlerde davalı tarafın Meslek Birliklerine ödemeler yaptığını, ancak bu ödemelerin hangi sanatçılar ya da hangi eserler ile ilgili olduğunun davalı taraf ticari defter kayıtlarından anlaşılamadığını, davalı tarafça davacı tarafa direkt olarak yapılan bir ödeme kaydına rastlanmadığını, yönünde görüş ve kanaatlerine varılmış olduklarını, meselenin asli ve nihai hukuki takdiri ile tavsifi 6100 sayılı HMK'nın md. 266/c.2 hükmü ve 6754 sayılı Kanun'un md. 3/3 hükmü gereği tamamen yüce Mahkemeye ait olduğuna dair, görüş ve kanaatlerini sundukları anlaşılmıştır.
Mahkememize sunulan 27/09/2020 tarihli bilirkişi raporunda özetle; heyette yer alan sektör bilirkişisi sayın ...'ın nihai değerlendirme ve kanaatine göre, Sayın Mahkemenin talep etmiş olduğu rayiç bedel konusunda herhangi bir sabit rayiç bedel olmadığını, bu bakımdan bir bedel/meblağ vermenin uygun olmadığı kanaatinde olduğunu,... tarafından gönderilen raporda, davacı tarafın 2015 — 2020 (ilk iki dönem) yılları arasında elde ettiği toplam telif gelirinin 769,99 TL olduğunu, bu doğrultuda sektör bilirkişimize göre, bu gelirin toplam 1,111 tıklamadan elde edildiğini, tıklama başına elde edilen gelirin ortalama 0,69 TL olduğunu, önceki kök ve ek raporlardaki görüş vc kanaatlerde bir değişiklik olmadığı yönünde görüş ve kanaatlerini bildirdikleri anlaşılmıştır.
Mahkememize sunulan 24/08/2022 tarihli bilirkişi raporunda özetle; davacı davaya konu albümlerin icracı sanatçısı olup bu sıfatla ... İle imzaladığı sözleşmede ve verdiği muvafakatnamelerde ...’e albümlerin başkasına devrine ilişkin FSEK 49’a dayalı bir yetkinin verildiğine ilişkin hükme rastlanmadığını, sözleşmenin üzeri çizilip yanına iptal yazılıp davacı tarafça paraf edilen 5 inci maddesinde ise FSEK 49’a dayalı başkasına devir yetkisi olmakla birlikte bu hükmün iptal edilmesi ve üzerinin çizilmesinin hükmü geçersiz kılacağı hususunda Sayın Mahkemenin kabulü halinde davacı tarafça ...’e FSEK 49 kapsamında yetki verilmemiş olmakla sözleşme süresi olan 2 yıllık sürenin sonu olan 20.07.1995 tarihi itibariyle sözleşmeye konu hakların FSEK 59 gereğince icracı sanatçıya avdet edeceğini, dolayısıyla bu tarihlerden sonra artık ne ... AŞ.nin ne de 5.5.1999 tarihli sözleşme ile ... tarafından devir yapılan ... şirketinin davaya konu yapımlar üzerinde hak sahipliklerinin bulunmayacağını, ... şirketinin iflası nedeniyle eser işletme belgelerinin ihaleye çıkartılması ve bu ihale sonucunda ... şirketi tarafından satın alınması ve daha sonra davalıya devredilmesinin de kanaatimizce bu durumu değiştirmeyeceğini, mahkemece davalıya yapılan devrin geçerli olduğunun kabulü ihtimalinde ise; devrin yapıldığı tarihte internette dijital iletim haklarına ilişkin herhangi bir hak FSEK 80’de düzenlenmediğini, FSEK 51 hükmü dikkate alındığında davaya konu iki albüme ilişkin dijital iletim haklarının ... şirketine sonrasında ise davalıya devredilmeyeceğini, dolayısıyla davalının davaya konu iki albümün dijital iletim hakkı kapsamında internet üzerinden dijital satışını yapması davacının FSEK 80’de düzenlenen gerçek kişilerin seçtikleri yer ve zamanda icrasına ulaşılmasını sağlamak suretiyle umuma iletimine izin vermek veya yasaklamak şeklindeki mali hakkının ihlali sayılacağından davacının FSEK 68 ve FSEK 70 çerçevesinde tazminat talep hakkının söz konusu olabileceğini, davacıya sözleşme süresi sonunda haklar avdet ettiğinden davacı tarafça cayma ihtarının gönderilip gönderilmemesinin davaya konu sözleşmeye dayalı hakların davacıya avdet etmesine herhangi bir etkisinin olmayacağını, bununla birlikte Sayın Mahkemece caymanın geçerli olup olmadığı hususunun değerlendirilmesi görevi de verildiğinden bu husus da değerlendirilmiş olup caymanın geçerli olabilmesi için eser sahibinden veya icracı sanatçıdan bir hak veya ruhsat iktisap eden kimsenin bu hak veya ruhsatı kullanmamış veya gereği gibi kullanılmamış olmasının gerektiğini, davacının ise ihtarnamesinde devredilen hakların dijital kullanımı kapsamadığı halde dijital ortamlarda izinsiz kullanımı cayma gerekçesi yaptığını, bu gerekçenin hak veya ruhsatın “hiç veya gereği gibi kullanılmaması” kapsamında olmayıp aksine sözleşmede olmayan yetkiye dayalı kullanıma ilişkin olmakla Takdiri Sayın Mahkemeye ait olmak kaydıyla söz konusu gerekçesinin FSEK 58 kapsamında cayma hakkı sebepleri arasına girmediğini, davacının icracı sanatçısı olduğu 2 albümün kendisiyle digital platformlarda satışı için de anlaşma yapılsa idi alacağı rayiç bedelin eser davacının tanınırlığı, icralarının beğeni ölçüsü, sayfa sayısı, ihlal edilen mali hakkın türü, coğrafi kapsamı, ihlal süresi, ihlalin yapıldığı vasıta, bunun geniş halk kitlesine ulaşımı gibi objektif kriterler dikkate alınarak 100.000 TL olabileceğini, bu bedelin FSEK 68 çerçevesinde 3 katı tutarına hükmedilip hükmedilmeyeceği hususundaki Takdirin Sayın Mahkemeye ait olacağı,5- cd-kaset bandrol ilişkin; 5846 Sayılı FSEK Md. 70 Kapsamında Elde edilen Kar üzerinden 2.739,22 TL kazanç hesap edildiğini, buna göre cd-kaset pursantaj bedeli1.232,65 TL olacağını, Yargıtay’a göre, hem FSEK.m.68, hem de FSEK.m.70.f.2 veya FSEK.m.70.f.3kapsamında maddi tazminat talep edildiğinde, talep edilen toplam bedel, anılan seçenekler uyarınca istenebilecek “en çok bedel” ile sınırlı olduğundan davacının bu taleplerinden hangisi yüksek ise, en yükseğine hükmedilmelidir, bu çerçevede davacı aşağıda FSEK 68 ve FSEK 70/3 çerçevesinde hesaplanacak tazminattan birisini seçmek durumunda olacağına dair görüş ve kanaatlerini sundukları anlaşılmıştır.
Mahkememize sunulan 26/12/2022 tarihli bilirkişi raporunda özetle; kök rapor da belirtilen hususların aynen geçerli olduğunu, rapor da
maddi hesaplama yönünden düzeltilecek bir hususun bulunmadığı yönünde görüş ve kanaatlerini sundukları anlaşılmıştır.
Mahkememize sunulan 22/11/2023 tarihli bilirkişi raporunda özetle;FSEK 68 Yönünden, davacının icracı sanatçısı olduğu 2 albümün kendisiyle digital platformlarda satışı için de anlaşma yapılsa idi alacağı rayiç bedelin eser davacının tanınırlığı, icralarının beğeni ölçüsü, sayfa sayısı, ihlal edilen mali hakkın türü, coğrafi kapsamı, ihlal süresi, ihlalin yapıldığı vasıta, bunun geniş halk kitlesine ulaşımı gibi objektif kriterler ile davadan önceki döneme ilişkin ihlalin gerçekleştiği tarihler de dikkate alınarak dava tarihi itibariyle 100.000 TL olabileceğini, bu bedelin FSEK 68 çerçevesinde 3 katı tutarına hükmedilip hükmedilmeyeceği hususundaki Takdirin Sayın Mahkemeye ait olacağını, - FSEK 70 yönünden; cd-kaset bandrol ilişkin; 5846 Sayılı FSEK Md. 70 Kapsamında Elde edilen Kar üzerinden 2.739,22 TL kazanç hesap edildiğini, buna göre cd-kaset pursantaj bedeli 1.232,65 TL olacağını, kök raporumuzdaki hesaplamanın geçerli olduğunu, dijital yayınlara ilişkin; ek rapordaki hesaplama dava öncesi dönem itibariyle revize edilerek 5846 Sayılı FSEK Md. 70 Kapsamında Elde edilen Kar üzerinden 46.874,00 TL davacı lehine pay hesaplandığını, Yargıtay’a göre, hem FSEK.m.68, hem de FSEK.m.70.f.2 veya FSEK.m.70.f.3 kapsamında maddi tazminat talep edildiğinde, talep edilen toplam bedel, anılan seçenekler uyarınca istenebilecek “en çok bedel” ile sınırlı olduğundan davacının bu taleplerinden hangisi yüksek ise, en yükseğine hükmedilebilineceğini, bu çerçevede davacı FSEK 68 ve FSEK 70/3 çerçevesinde hesaplanacak tazminattan birisini seçmek durumunda olacağı yönünde Sonuç ve kanaatlerini sundukları anlaşılmıştır.
KANAAT VE GEREKÇE
Uyuşmazlık, davalının sözleşmeler kapsamında CD ve Kasetlere dayalı davacı tarafa ödemesi gereken miktarın bulunup bulunmadığı ayrıca digital iletime ilişkin talep ettiği tazminatın varlığı ve miktarı rayiç bedelin tespiti, davacının mali haklarına tecavüzün bulunup bulunmadığına ilişkindir.
Bilindiği üzere fonogram yapımcısı; icracı sanatçının izniyle yapılmış bir kaydın doğrudan doğruya ya da dolaylı olarak çoğaltılması, kiralanması, telli-telsiz her türlü araçla yayınlanması ya da kişiye açık yerlerde temsil suretiyle o kayıttan faydalanma hakkına sahip olan kimselerle, bir işareti, resmi veya sesi, bunları nakle yarayan bir alet üzerine tespit eden veya ticari amaçlarla haklı olarak çoğaltan ya da yayan kimsedir. Fonogram yapımcısının hakları icraya ve bazen de eser sahibinin iznine bağlı, sınırlı, ancak aslen iktisap olunan haklardır. Yine bu haklar hukuki niteliği itibariyle eserin veya icranın korunması mahiyetinde olmayıp, eser veya icranın tespiti yapılan vasıtalar ile bunları imal eden şahsın menfaatlerinin korunması mahiyetindedir”. Söz konusu bağlantılı haklar, eser sahibinin haklarını ne değiştirebilir, ne sınırlayabilir ne de ortadan kaldırabilirler. Bu sebeple, FSEK'in hem 1/B Maddesinin (j) ve (k) bendleri, hem de 80. maddesi “eser sahibinin manevi ve maddi haklarına zarar vermemek kaydıyla” bağlantılı hakların var olduklarını” belirtmiştir”
FSEK.m.80/B'ye göre, bir icra ürünü olan veya sair sesleri ilk defa tespit eden fonogram yapımcıları, eser sahibinden ve icracı sanatçıdan mali hakları kullanma yetkisini devraldıktan sonra, eser sahibinin ve icracı sanatçının izni ile yapılan tespitin, doğrudan veya dolaylı olarak çoğaltılması, dağıtılması, satılması, kiralanması ve kamuya ödünç verilmesi hususlarında izin verme veya yasaklama haklarını münhasıran haizdir. Bu çerçevede fonogram yapımcısının hakları şunlardır;
1. Tespitin doğrudan veya dolaylı olarak çoğaltılması,
2. Tespitin her türlü yöntemle satılması ve dağıtılması,
3. tespitin kiralanması ve kamuya ödünç verilmesi,
4. Tespitin işaret, ses ve/veya görüntü nakline yarayan vasıtalarla umuma iletimi ve yeniden iletimi( Radyo- televizyon aracılığıyla yayın),
5. yurt içinde henüz satışa çıkmamış veya başka yollarla dağıtılmamış tespitlerin aslının veya kopyalarının satış ve diğer yollarla dağıtılması,
6. Tespitin telli veya telsiz araçlarla veya diğer yöntemlerle umuma iletilmesi,
7. Tespitin internet ortamında umuma iletilmesi.
FSEK 80/B hükmünde de açıkça beliritldiği üzere fonogram yapımcısının eser sahibinin mali hakları FSEK 48 ve FSEK 52 çerçevesinde devraldıktan sonra tespitin kullanım hakkına sahip olduğu belirtilmiştir. Bilindiği üzere FSEK m.48'e göre; eser sahibi veya onun mirasçıları, mali hakları devir ettikleri veya ruhsat verdikleri takdirde onlardan bu hakları alanlar aslen iktisapta bulunmuş olurlar. Başka bir deyişle eser sahibinden veya mirasçılarından iktisap aslen iktisaptır. Devren iktisap ise FSEK m.49'da düzenlenmiştir. Buna göre, eser sahibi veya mirasçılarından, mali bir hak veya böyle bir hakkı kullanma ruhsatını iktisap eden bir kimse bu hakkı başkasına devretmişse yani ikinci elden bir devralma varsa devren iktisap söz konusudur. Bu şekilde yapılacak devirlerin, eser sahibi veya mirasçılarının yazılı iznine dayanması gerekir. Yazılı izin alınmadan devir yapılmışsa icazet verilinceye kadar işlem askıda hükümsüzdür. Bu hakları geçerli olarak ilk devralandan devralan kimse, yani devren iktisap eden kimse, devraldığı hak üzerinde artık bir onay ya da icazete gerek olmaksızın tasarruf edebilir. Mali hakkın devri, hakkın, devreden eser sahibi veya mirasçılarının malvarlığından çıkararak devralanın malvarlığına intikal ettiren bir tasarruf işlemi olup FSEK. m.48 hükmünden de açıkça görüldüğü gibi, mali hakkın devri, yer, süre ve muhteva açısından sınırlandırılabilir”.
5846 sayılı yasının 80. maddesinde “Eser sahibinin hakları ile bağlantılı haklar” başlığı altında eser sahibinin haklarına komşu haklar kapsamında “Eser sahibinin manevi ve mali haklarına zarar vermemek kaydıyla ve eser sahibinin izniyle bir eseri özgün bir yorumlayan, tanıtan, anlatan, söyleyen, çalan ve çeşitli biçimlerde icra eden sanatçılar” icracı sanatçılar olarak sayılmış bulunmaktadır. Eser Sahibinin Haklarına Komşu Haklar Yönetmeliği m.4/ f.1-b de icracı sanatçı “Sanat eserleri ile folklor eserlerini düzgün biçimde yorumlayan,söyleyen, çalan ve çeşitli biçimlerde icra eden oyucuları, ses sanatçılarını, müzisyenleri ve dansçıları vb. diğer kişiler” olarak tanımlanmıştır. Mevzuat uyarınca bir kişinin icracı sanatçı olarak kabul edilebilmesi için bazı koşullar vardır. Öncelikle gerçek kişiler icracı sanatçı olabilmektedir. Tüzel kişilerin icracı sanatçı olabilmesi mümkün değildir. İkinci koşul yaratılmış bir eserin mevcut olmasıdır. Zira icracı sanatçı yaratılmış eseri yorumlamak, tanıtmak, söylemek ve çalmak suretiyle icra eden kişidir. Şiir ve hikayeleri özgün biçimde seslendirip anlatanlar, şarkıcılar, icraları sanatsal katkıları ile şekillendirenler icracı sanatçılar olarak kabul edilmelidir (Ünal Tekinalp, Fikri Mülkiyet Hukuku, 2021, s. 273-274; İlhami Güneş, “FSEK'te Yer Alan İcracı Hakları ve Uygulama”, s.173). Bu kişiler yaratılmış eserlerin umuma arz edilmesine bir anlamda köprü görevi görürler. Tablo gibi, roman gibi bazı eserlerin umuma arzında icracı sanatçılara ihtiyaç yoktur. Ancak bir müzik eserinin umuma arzında icracı sanatçılara ihtiyaç duyulmaktadır. Üçüncü koşul ise eserin icracı sanatçı tarafından icra edilmesidir. Bir kişinin bağlantılı hak sahibi olarak nitelendirilebilmesi için icracı sanatçı olması ve bu sıfatla icrayı gerçekleştirmiş olması gereklidir. İcraya elverişli bir eserin umuma arzında kameraman, ses ve görüntü teknisyenleri gibi teknik hizmet ve yardımlarda bulunan kişiler de görev alabilirler. Ancak bu kişiler icracı sanatçı kabul edilmezler. Zira icracı sanatçı eseri profesyonel bir şekilde, sanatsal faaliyet olarak icra eden kişiye denilmektedir. Yine bu sebepten bir eseri bir düğünde amatörce icra eden kişiler de icracı sanatçı sayılmamaktadır. Dördüncü koşul Kanun m. 80 ve Eser Sahibinin Haklarına Komşu Haklar Yönetmeliği m. 4 uyarınca eserin özgün şekilde icra edilmiş olması gerekliliğidir. Yönetmelik m. 4'te komşu hak “Eser sahibinin haklarına zarar vermeden ve onun rızası ile bir eseri özgün biçimde icra eden veya icrasına katılan, bir icrayı ya da sesleri ilk defa tespit eden, yayınlayan gerçek ve tüzel kişilerin münhasıran sahip oldukları; icrayı tespit etme, çoğaltma, kiralama, telli-telsiz her türlü araçla yayınlama ve kamuya açık yerlerde temsil suretiyle bundan faydalanma hakları” olarak tanımlanmıştır. Dolayısıyla özgün şekilde icra etme unsuru da de icracı sanatçı nitelendirmesi için bir diğer önemli unsurdur. Son koşul icracı sanatçının eseri, eser sahibinin izni doğrultusunda icra etmiş olmasıdır (Kılıçoğlu, s. 239- 240). Yargıtay bir kararında, icracı sanatçıyı, “kendisinin olmayan bir eseri, eserin sahibi tarafından yaratılmış şekilde ve fakat kendi sanatçı becerisi ile başkalarına aktaran, eser sahibi ile eserden yararlanacakla arasında aracı kimse” olarak tanımlamıştır.
5846 sayılı yasının 80. maddesine göre icra sahibi: İcrasının tespit edilmesine, icranın canlı verilmesine, temsiline, tespitin çoğaltılmasına, kiralanmasına ve veya ödünç verilmesine, yayılmasına, radyo-TV, uydu veya kablo gibi telli veya telsiz yayın kuruluşlarında yayınına ve yeniden yayınına, işaret, ses ve/veya görüntü nakline yarayan araçlarla yayın veya yeniden yayınına, dijital ortamda umumun erişimine açmaya, telli ve telsiz araçlarla umuma İletimine izin verip vermeme konusunda hak ve yetki sahibidir. Eser sahiplerinin yararlandığı mali haklar icracılar açısından da işin mahiyetine göre olabildiği ölçüde geçerlidir. İcracı sanatçılar bu haklarını uygun bir bedel karşılığında sözleşme yaparak yapımcıya devredebilirler. Tespit işlemi, icranın işaret, ses ve görüntü nakline yarayan cihazlar yoluyla kaydedilmesidir. Bir icra ürünü olan veya sair sesleri ilk defa tespit eden gerçek veya tüzel kişilere fonogram yapımcısı denilmektedir.
Dosya kapsamına göre, davacının dava konusu eserlerde icracı sanatçı sıfatının bulunduğu; 20.07.1993 tarihli sözleşme ile lk tespiti yapan fonogram yapımcısının dava dışı ... ANONİM ŞİRKETİ olduğu; adı geçen şirket tarafından alınan eser işletme belgelerinin daha sonra ... A.Ş.ye ve bu şirketinde ... 1.Asliye Ticaret Mahkemesinin ... tarih ve ... esas ... sayılı kararı ile iflas ettiği, eser işletme belgelerininde mal varlığı içinde ... İflas Müdürlüğünün 206/10 sayılı dosyasıyla ihaleye çıkarıldığı ve ihale sonucu ... Şirketi adına tescil edildiği, söz konusu şirketinde ... 22.noterliğine ... tarih ve ... sayılı devir sözleşmesiyle davalı şirkete devredildiği, dava dışı ... ANONİM ŞİRKETİ’ne verilen dosya kapsamında sunulan muvafakatnamede fonogram yapımcısı olarak sahip olduğu mali hakların kullanım haklarını başkasına devredebilmesinin FSEK m. 49 uyarınca buna açıkça muvafakat edilmesi gerektiği, devir yetkisi bulunmadığı da sabittir.
Zira FSEK 25. madde işaret, ses ve/ veya görüntü nakline yarayan araçlarla umuma iletim hakkı başlığını taşımaktadır. 4630 sayılı kanunla 21/02/2001 tarihinde kabul edilmiştir. Bu hükme göre, telli-telsiz uydu kablolu araçlarla veya radyo televizyonla yayınlar, dijital iletim ve sair ses, görüntü nakli yapan araçlarla yayın konusunda münhasır hak eser sahibinindir. Bilindiği üzere çağın ve toplumsal alışkanlıkların değişmesi ile 2001 yılında hükmün kapsamı genişletilmiş ve düzenlenmiştir. Buna göre, internet ortamında ve dijital gereçlerle dağıtım kendine özgü yeni bir hak tasarruf alanıdır. Müzik eserlerinin internet üzerinden umuma iletimine ilişkin mali hakkın 5846 sayılı FSEK’in 25. maddesinde 2001 yılında yapılan değişiklikle ihdas edilmiş olması, mali hakların devrine ilişkin sözleşmenin ve davacı yanca verilen muvafakatin değişiklikten önceki tarihlerde gerçekleşmesi ve FSEK’in 51. maddesinin, ileride çıkarılacak mevzuatın eser sahibine tanıması muhtemel mali hakların devrine veya bunların başkaları tarafından kullanılmasına müteallik sözleşmelerin batıl olduğuna ilişkin hükmü bir arada gözetilmesi gerekir. (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi ... E., ...K.)
5846 sayılı yasının 80. Maddesinde "Bir icra ürünü olan veya sair sesleri ilk defa tespit eden fonogram yapımcıları eser sahibinden ve icracı sanatçıdan mali hakları kullanma yetkisini devraldıktan sonra aşağıda belirtilen haklara sahiptir." şeklindeki hüküm ile fonogram yapımcısının haklarının doğumu "icracı sanatçıdan mali hakları kullanma yetkisini devralmaya" bağlanmıştır.
FSEK m. 80/I/B'de "bir icra ürünü olan veya sair sesleri ilk defa tespit eden fonogram yapımcılarının eser sahibinden ve icracı sanatçıdan mali hakları kullanma yetkisini devraldıktan sonra (...) haklara sahip olacağı belirtilmiş olup, takiben (1) numaralı bendinde "eser sahibinin ve icracı sanatçının izni ile yapılan tespitten söz ettiğinden, Türk Hukuku'nda ilk tespitten doğan hakların kullanılabilmesi için; hem eser sahibinden hem de icracı sanatçıdan "mali hakları kullanma yetkisinin" devralınmış olması gerekir. Maddede mali hakları kullanma yetkisi ruhsat, lisans anlamında kullanılmıştır. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi ... E., ... K.) Fonogram yapımcılarının, kendilerine tanınan haklara sahip olabilmesi için eser sahibi ve icracı sanatçıdan alması gereken izin, mali hakların tümüne değil yalnızca tespit hakkına yöneliktir.
Somut dosya kapsamında davalının hak sahipliğine dayanak olarak cebri icra ile eser işletme belgesini alan dava dışı ... Şti. adına kayıt tescil edilen eserin kullanım hakkını ...tarih ve ...sayılı devir sözleşmesiyle ile ... Yap. Prod. San. ve Tic. Şti.'den aldığını savunma olarak ileri sürmekte ise de dava dışı ... Şti.'nin cebri icra ile aldığı hakkın aslen ya da devren iktisap niteliğinde olması hali önem arz etmeksizin, ihale yoluyla alınan dava dışı ... ANONİM ŞİRKETİ’ne verilen dosya kapsamında sunulan muvafakatnamede fonogram yapımcısı olarak sahip olduğu mali haklar ile sınırlı olup; bu hakların davalıya iradi devri ... 22.noterliğine ...tarih ve ... sayılı devir sözleşmesiyle ile gerçekleşmiş olup; bu devre de davacının FSEK m. 49 uyarınca buna açıkça muvafakat edilmesi gerekliliği 10/02/2010 tarihli devir için yine geçerliliğini korumaktadır. Zira hakkı aslen iktisap eden kişinin devretmesi de FSEK m. 49 uyarınca devren iktisap olarak ifade edilir.
... ANONİM ŞİRKETİ’ne verilen dosya kapsamında sunulan 20.07.1993 tarihli sözleşmede davaya konu albümlerin dijital platformlarda satışına ilişkin herhangi bir yetkiye rastlanmadığı, sözleşmenin yapıldığı tarihte davacı icracı sanatçının internette dijital iletim haklarına ilişkin herhangi bir hak FSEK 80’de düzenlenme bulunmadığı; bu haliyle FSEK 51 hükmü dikkate alındığında davaya konu iki albüme ilişkin dijital iletim haklarının dava dışı RAKS şirketine sonrasında ise davalıya devredilmediği, davacı icracı tarafından ...'e verilen dava konusu eserlerin dijital yolla umuma iletim hakkının kullanımıyla ilgili yetki belgelerinin de mali hakların devri anlamına gelen bir belge niteliği bulunmadığı, yetki belgesine konu hakları münhasıran takip etmeye yetkisinin dava dışı ...'e ait olması halinin meslek birliği yönünden devren iktisap hali olmadığı, meslek birliklerince bu hakların takip ediliyor olması, uyuşmazlık konusu bakımından önem taşımadığı, davalının davaya konu iki albümün dijital iletim hakkı kapsamında internet üzerinden dijital satışını yapması davacının FSEK 80’de düzenlenen gerçek kişilerin seçtikleri yer ve zamanda icrasına ulaşılmasını sağlamak suretiyle umuma iletimine izin vermek veya yasaklamak şeklindeki mali hakkının ihlali sayılacağından, ayrıca dava dilekçesindeki cayma hakkı kapsamındaki dava sebeplerinin somut uyuşmazlığa bir etkisi bulunmadığı da dikkate alınarak davacının FSEK 68 ve FSEK 70 çerçevesinde tazminat talep hakkının söz konusu olduğu değerlendirilmektedir.
Davacı maddi tazminat talebini FSEK 68 ve 70’e dayandırmıştır. Konu hakkında ayrıntılı açıklamalar içeren YHGK... Karar sayılı karar içeriğine göre;
"....Mali haklara tecavüz hâlinde ref yöntemlerini belirleyen ve özel bir hüküm olan FSEK’in 68. maddesi gereğince açılacak “bedel” davası kusurlu davranış unsuru aranmadan açılan bir dava olup, haksız fiil sebebiyle açılan tazminat davalarıyla karıştırılmamalıdır. Zira mali haklara tecavüz hâlinde kusurlu davranış unsuruna bağlı olarak ve haksız fiile ilişkin hükümler çerçevesinde açılacak maddi tazminat davası FSEK’in 70/2 maddesinde düzenlenmiştir. FSEK’in 68. maddesine dayanılarak açılan bir davada ayrıca FSEK’in 70/2 maddesi gereğince maddi tazminat talep edilmesi mümkün değildir (Öztan, s. 650.). Çünkü FSEK’in 68/1 maddesi gereğince bedelinin üç katına hükmedilmesiyle hak sahibinin zararı rahatlıkla karşılanacaktır. Ancak FSEK’in 68/1 maddesi gereğince hükmedilen “medeni ceza” niteliğindeki bedel hak sahibinin zararının altında kalıyorsa, mütecavizin kusurunun ispat edilmesi şartıyla FSEK’in 70/2 maddesi gereğince maddi tazminat talebinde bulunulmasının önünde engel yoktur (Öztan, s. 650.). (YHGK ... K.)
FSEK’in 68/1 maddesi “Eseri, icrayı, fonogramı veya yapımları hak sahiplerinden bu Kanuna uygun yazılı izni almadan, işleyen, çoğaltan, çoğaltılmış nüshaları yayan, temsil eden veya her türlü işaret, ses veya görüntü nakline yarayan araçlarla umuma iletenlerden, izni alınmamış hak sahipleri sözleşme yapılmış olması hâlinde isteyebileceği bedelin veya bu Kanun hükümleri uyarınca tespit edilecek rayiç bedelin en çok üç kat fazlasını isteyebilir.” hükmünü haizdir. Buna göre, hak sahibi, mali haklarının ihlali durumunda, özel bir tecavüzün ref’i yöntemi olarak “bu hakların bir sözleşme ile kullanılması hâlinde isteyebileceği bedelin” veya “bu Kanun hükümleri uyarınca tespit edilecek rayiç bedelin” en çok üç kat fazlasını isteyebilecektir.
Buradan FSEK’in 68/1 maddesi gereğince belirlenecek bedelin, farazi bir bedel olduğu ve bu bedelin belirlenmesi bakımından da iki yöntemin benimsendiği, sadece tecavüzün haksız fiil olduğu varsayımından hareket edilmediği anlaşılmaktadır. Bu yöntemlerden birincisi, bedelin “hak sahipleri ile sözleşme yapılmış olması hâlinde isteyebileceği bedele” göre belirlenmesi, ikincisi ise “bu Kanun hükümleri uyarınca tespit edilecek rayiç bedele” göre belirlenmesidir. Bu yöntemlerin uygulanma alanları farklı olduğu için iki yöntem arasında bir öncelik, sonralık veya alternatif olma ilişkisi de mevcut değildir.
FSEK’in 68/1 maddesi gereğince farazi bedele esas alınacak tutarın “hak sahipleri ile sözleşme yapılmış olması hâlinde isteyebileceği bedele” göre tespit edilmesinde, tecavüze konu mali hakkın, hak sahibinin rızası ile bir sözleşme çerçevesinde kullanılmış olması varsayımında ödenecek bedel ne olacaksa farazi bedel de bunun üzerinden hesaplanacaktır.
Hak sahibinin tecavüzün ref’i kapsamında FSEK’in 68/1 maddesi gereğince bedel ödenmesini tercih ettiği takdirde sadece tecavüze konu mali hak kullanımları için mütecaviz ile farazi bir sözleşme yapılma iradesini açıkladığı, bu talebin kabul edilmesi hâlinde ise sadece tecavüze konu mali hak kullanımları için farazi sözleşme ilişkisinin kurulduğu kabul edilmelidir (Arslanlı, Halil: Fikrî Hukuk Dersleri II, İstanbul, 1954, s. 218; Kılıçoğlu, Ahmet: Fikrî Hakların İhlalinde Hukuksal Koruma Yolları, TBB Dergisi, S. 54, 2004, s. 72; Yavuz, Levent/Alıca, Türkay/Merdivan, Fethi: Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu Yorumu C. II, Ankara, 2015, s. 2080; Tekinalp, s. 319; Öztan, s. 647.). Bunun sonucu olarak mütecavizin dava konusu mali hak kullanımları farazi sözleşme kapsamında yasal kullanımlar hâline dönüşecek ve hak sahibi FSEK’in 68/1 maddesi gereğince belirlenen bedelin kapsadığı kullanımların ref’ini isteyemeyecektir (Yavuz/Alıca/Merdivan, s. 2080). Başka bir deyişle FSEK’in 68. maddesi gereğince bedel veya bunun en çok üç katını talep eden hak sahibi, tecavüz tarihine kadar, tecavüz konusuyla ilgili, çoğaltılmış ya da dağıtılmış olan eserin toplatılması, imha edilmesi gibi diğer ref taleplerinde bulunması düşünülemez (Kılıçoğlu, s. 72.). Zira burada tecavüzün, hak sahibinin talebi doğrultusunda farazi sözleşme ile ref’ine karar verilmektedir. Başka bir deyişle hak sahibi tarafından FSEK’in 68. maddesi gereğince bedel veya bunun en çok üç katının talep edilmesi, mütecavizin mali haklara tecavüzüne sonradan hak sahibi tarafından icazet verilmesi ve farazi olarak sözleşmesel temele oturtulması suretiyle yapılan kendine özgü bir ref yöntemidir. Esasen bu husus FSEK’in 68/6 maddesinde, “Bedel talebinde bulunan kişi, tecavüz edene karşı onunla bir sözleşme yapmış olması halinde haiz olabileceği bütün hak ve yetkileri ileri sürebilir.” şeklinde ifade edilmiştir. Bu itibarla hak sahibi, örneğin dava tarihi öncesine ilişkin tecavüz oluşturan ve dolaşımdaki nüshalarının toplanması veya imhası suretiyle tecavüzün ref edilmesini istiyor ise FSEK’in 68/1 maddesi gereğince bedel ödenmesini değil, FSEK’in 70/2 maddesi gereğince tazminat veya 70/3 maddesi gereğince mütecavizin elde ettiği kârı talep etmelidir...."
Bu haliyle davacının FSEK’in 68/1 maddesi gereğince farazi bedel talep ettiği, davacının icracı sanatçısı olduğu 2 albümün kendisiyle digital platformlarda satışı için de anlaşma yapılsa idi alacağı rayiç bedelin eser davacının tanınırlığı, icralarının beğeni ölçüsü, sayfa sayısı, ihlal edilen mali hakkın türü, coğrafi kapsamı, ihlal süresi, ihlalin yapıldığı vasıta, bunun geniş halk kitlesine ulaşımı gibi objektif kriterler dikkate alınarak 100.000 TL olabileceğine yönelik sektör bilirkişisinin denetime açık tespitlerine itibar edilmesi gerekmiş; dava dilekçesinde faiz talebi bulunmaması ve davacının tacir sıfatı ve ticari somut olayın ticari iş niteliğinin varlığına yönelik bir delilin de bulunmaması dikkate alınarak takdiren üç kat hesabıyla 300.000,00-TL telif tazminatının ıslahla artırılan miktar olan 240.000,00 TL'ye 19.01.2023 olan ıslah tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, mütecavizin mali haklara tecavüzüne sonradan hak sahibi tarafından icazet verilmesi ve farazi olarak sözleşmesel temele oturtulması suretiyle yapılan kendine özgü bir ref yöntemi dava dilekçesinde talep edildiğinden bu haliyle dava tarihinden önceki kullanımlara yönelik hükmün ilanı talebinin de şartlarının oluşmadığı, dikkate alınarak aşağıdaki şekilde hüküm tesisi yoluna gidilmiştir.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Dava ve ıslah dilekçesinin KABULÜ İLE,
Davacının icracı sanatçısı olduğu "..." ve "...(...)" adlı albüm ve eserlerin davalı tarafından dijital ortamlarda izinsiz kullanımının tecavüz teşkil ettiğinin tespiti ile karar tarihinden itibaren geçerli olmak üzere tecavüzün durdurulmasına, bu tecavüz nedeniyle FSEK 68.maddesi gereğince rayiç bedel 100.000,00-TL olarak kabul edilmek suretiyle ve takdiren üç kat hesabıyla 300.000,00-TL telif tazminatının ıslahla artırılan miktar olan 240.000,00 TL'ye 19.01.2023 olan ıslah tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
Fazlaya ilişkin taleplerin reddine,
2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi uyarınca hesap olunan 16,394,40 TL karar harcından peşin ve ıslah ile yatırılan toplam 5.664,85 TL'nin mahsubu ile kalan 10,729,55-TL bakiye karar harcının davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
3-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca kabul edilen maddi tazminat talebi yönünden davacı yararına hesap olunan 48.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak kendisini vekille temsil ettiren davacıya verilmesine,
4-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca kabul edilen tecavüz talebi yönünden davacı yararına hesap olunan 40.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak kendisini vekille temsil ettiren davacıya verilmesine,
5-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca reddedilen talep yönünden davalı yararına hesap olunan 40.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak kendisini vekille temsil ettiren davalıya verilmesine,
6-Davacı tarafından yapılan 7.700,00-TL bilirkişi ücreti, 676,25-TL posta gideri, ve 5.664,85-TL harç (peşin+başvuru+ıslah) olmak üzere toplam 14.041,10-TL' den kabul ve ret oranına göre hesap olunan 7.722,61-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kalan kısmının davacı üzerinde bırakılmasına,
7-Yatırılan gider avanslarından kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine,
Dair davacı vekillerinin, davalı vekillerinin ve feri müdahil ... vekilinin yüzüne karşı, (HMK 345/1 md. gereğince) gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Mahkememize veya başka bir yer mahkemesine dilekçe ile başvurmak ve istinaf harcı ile gerekli giderlerin tamamı ödenmek suretiyle, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı. 05/11/2024
Katip
¸
Hakim
¸