T.C.
İSTANBUL
4. FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
ESAS NO : 2021/327
KARAR NO : 2024/204
DAVA : Fikir Ve Sanat Sanat Eseri Sahipliğinden Kaynaklanan Haklara Tecavüzün Ref'i, Önlenmesi Ve Tazmini
DAVA TARİHİ : 18/06/2021
KARAR TARİHİ : 05/11/2024
Mahkememizde görülmekte bulunan Fikir Ve Sanat Sanat Eseri Sahipliğinden Kaynaklanan Haklara Tecavüzün Ref'i, Önlenmesi Ve Tazmini davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı, müvekkilleri tarafından çizilmiş ve meydana getirilmiş eserleri kopyalayıp ticari faaliyetlere konu ederek ve davacının hiçbir onayı ya da icazeti olmaksızın kullanarak davacının zararına ve mağduriyetine neden olduğununu, bu zarar ve mağduriyetin halen sürmekte olduğunu, haksız fiil niteliğindeki eylemlerin yarattığı zarar ile mağduriyetin ortadan kaldırılması ve tazmin edilmesini, davalının, müvekkillerinin fikri haklarına tecavüz niteliğindeki eylemlerinin tedbiren, karar aşamasında ise mütemadiyen durdurulmasını, davalının bu faaliyetler için ticari işletme ya da şirket kurmuş olup olmadığını, sahibi veya ortağı olduğu işletme veya kuruluş varsa burada kimlerle birlikte ortak niteliğinde hareket ettiğinin tespit edilmesini, davalının şahsi ve ticari banka hesaplarının tespit edilmesine ve tecavüz niteliğindeki eylemlerin başlangıç tarihinden itibaren hesap dökümlerinin ilgili kurum ve kuruluşlardan celp edilmesini, işbu davaya konu olan haksız fiil ve fikri mülkiyet hakkına tecavüz niteliğindeki ticari faaliyetlerden elde edilebilecek ortalama gelirin ne olduğunun bilirkişi incelemesi ile tespit edilmesini, yapılacak araştırma ve tespitler neticesinde ıslah hakkı saklı tutulmak üzere şimdilik 1.000,00.-TL maddi tazminatın davalıdan alınarak müvekkillerine ödenmesini, manevi tazminat tutarı olarak 50.000,00.-TL'nin davalıdan alınarak davacıya ödenmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle ; 6100 sayılı HMK'nın 6. Maddesi " Genel yetkili mahkeme, davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesidir." hükmünü amir olup davanın davalının yerleşim yeri olan İzmir mahkemelerinde açılması gerektiğini, bu bağlamda yetki itirazlarının kabulü ile dosyanın İzmir mahkemelerine gönderilmesini talep ettiğini, davacı yan her ne kadar davalının davacıya ait eserlerden ticari kazanç elde ettiğini beyan etmişse de dava dilekçesine ek olarak sunmuş olduğu belgelerde farklı sosyal medya hesaplarından yapılan paylaşımlar delil olarak gösterildiğini, yine davacı yan tarafından sunulan sosyal medya paylaşımları incelendiğinde 2019 yılına ait farklı sosyal medya hesaplarından yapılan paylaşımların sunulduğunu, davacı yanın iddialarını kabul anlamına gelmemekle birlikte maddi ve manevi tazminat taleplerinin süresinde yapılmadığını, bu bağlamda zamanaşımı itirazının en geniş anlamda kabulüne karar verilmesini, davalı tarafından kullanıldığı iddia edilen görseller incelendiğinde de davacının kendi yaptığı görseller ile temel noktalarda farklılıklar olduğunun görüldüğünü, davalı, davacının kendisine ait olduğunu iddia ettiği görsellere dayanarak herhangi bir maddi menfaat temin etmediğini, davacının da ticari faaliyette bulunmaması sebebiyle yoksun kaldığı karının bulunmadığını, haksız ve mesnetsiz davanın öncelikle usülden mahkemenin aksi kanaatte olması halinde esastan reddini, aksi kanaatte olması halinde zamanaşımı defi talebimizin kabulü ile davanın esastan reddini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davacı vekilinin cevaba cevap dilekçesinde özetle; fazlaya dair tüm haklarımız saklı tutulmak üzere; dava dilekçesinde arz edilen taleplerinin ve davanın kabul edilmesini, davalının haksız, dayanaksız ve gerçeğe aykırı cevaplarına itibar edilmeyerek reddedilmesini, Yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya tahmiline karar verilmesini bilvekale talep ederiz.
Davalı vekilinin cevaba cevap dilekçesinde özetle; haksız ve mesnetsiz davanın öncelikle usülden reddini, Sayın Mahkemenizin aksi kanaatte olması halinde esastan reddini Sayın mahkemeniz aksi kanaatte olması halinde zamanaşımı defi taleplerinin kabulünü ve Yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkememize sunulan 06/02/2023 tarihli kök bilirkişi raporunda özetle; dava konusu 118 adet illüstrasyon çiziminin görsel olarak kolay algılanabilir ve seçilebilir biçimde karakterize bir görünüm sergilediğini, bu yönden öz biçim form ilişkisine uygun çizildiğini, görsel anlatım diline sahip olduğunu, yaratıcı bir çalışmanın sonucunda ortaya çıkan, üretilmesinde güzel sanatlar eğitimi gerektiren, mizahi yaratıcılık yönü güçlü, estetik değer ve sahibinin hususiyetini taşıyan fikri emek sonucu oluşan FSEK m.4 kapsamında grafik eser/güzel sanatlar eseri olduğunu, davaya konu edilen 118 adet çizimin davacı tarafından vücuda getirildiğini, davacının FSEK 11’deki karine çerçevesinde eser sahibi olduğunu, davacının 118 adet grafik eserinin bazı ahşap plakalar üzerinde birebir olarak bazı ise değişiklik yapılarak kullanıldığını, davacıdan izin alınmaksızın grafik illüstrasyonların sosyal medyada satılması ve dekoratif ahşap plakalar üzerine basılarak izinsiz kullanılmasının davacının mali haklarından FSEK 22 kapsamında çoğaltma, FSEK m.23 çerçevesinde yayma hakkının ihlali olduğunu, davaya konu grafik eserin somut uyuşmazlıktaki ticari kullanım mecrası, eserin özelliği de dikkate alındığında bir adet eserin rayiç değerinin iziniz kullanımın yapıldığı 2020 yılı itibariyle toplu kullanım yapıldığında eser birim fiyatının düşeceği de dikkate alındığında eser başına 2.500TL olabileceğini, 118 adet izinsiz kullanılan ve satışa sunulan eserin rayiç değerinin 295.000TL olabileceğini, davacının FSEK 68 çerçevesinde bu bedelin 3 katını talep edebileceğini, ayrıca manevi tazminat talep edebileceği türü ve miktarının mahkeme’nin takdirinde olduğuna dair görüş ve kanaatlerini bildirdiği anlaşılmıştır.
Mahkememize sunulan 28/07/2023 tarihli ek bilirkişi raporunda özetle; Mevcut durumda yapılan incelemede ... isimli Instagram hesabının Eylül 2017 tarihinde oluşturulduğunu, hesabın oluşturulduğu günden bu yana 1 kez kullanıcı adının değiştirildiğini, hesap iletişim bilgilerinde ... ve ... yazdığını, ... mail adresinin kök raporda bulunan mail ekran görüntüsündeki mail adresi olduğunu, mevcut durumda yapılan incelemede ... isimli ... hesabı/sayfası kontrol edildiğinde sayfaya ulaşılamadığını, bağlantının bozuk veya sayfanın kaldırılmış olabileceğini, dava konusu çizimlerin eser vasfında olduğunu, eser sahibinin davacı olduğunu, eser başına tekabül eden varsayımsal farazi telif ücretinin 2020 yılı itibariyle 2.500TL olmasının hakkaniyetli olacağını, kök rapordaki görüş ve kanaatlerimizin değişmediği sonucuna ulaşıldığı kanaati ile ek rapor düzenlendiği anlaşılmıştır.
KANAAT VE GEREKÇE
İşbu dava 5846 sayılı FSEK kapsamında açılmış Fsek'ten Kaynaklanan Haklara Tecavüzün Ref'i ve Muhtemel Tecavüzün Men'i, Maddi ve Manevi Tazminat talepli davadır.
Bilindiği üzere bir ürünün eser vasfını haiz olup olmadığı Hâkim tarafından resen nazara alınacak ve araştırılacak bir husustur. Dolayısıyla bu araştırma yapılırken tarafların sözleşmede yer alan tanımlamalarına veya isimlendirmelerine bakılmaz. Her somut olaya göre eser vasfının değerlendirilmesi yapılmalıdır. Zira uygulanacak hukuk normları bu belirlemeye göre değişmektedir.
5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanununda öngörülen hükümleri uygulanması için öncelikle ortada “eser” niteliğini haiz bir ürün mevcut olmalıdır. Eser vasfını taşımayan herhangi bir ürün hakkında 5846 sayılı Yasada eser sahipleri lehine öngörülen korumadan yararlanılamaz. Bu nedenle öncelikle, müşteki tarafın çalışmasının “eser” niteliğini haiz olup olmadığı hususu açıklığa kavuşturulmalıdır.
5846 sayılı yasanın 1/B maddesinde genel olarak eser tanımaması yapılmış olup bu tanıma göre eser; “sahibinin hususiyetini taşıyan ve ilim ve edebiyat, musiki, güzel sanatlar veya sinema eserleri olarak sayılan her nevi fikir ve sanat mahsullerini” ifade eder, Bu tanım dikkate alındığında; bir fikir ve sanat mahsulünün eser olarak nitelendirilebilmesi için iki unsuru içermesi gerekmektedir. Bu unsurlardan ilki; fikri ürünün sahibinin hususiyetini taşıması ”, ikincisi de; meydana getirilen ürünün “kanunda belirtilen eser türlerinden birine dahil olması”dır. Doktrinde bu şartlardan ilki; “esasa ilişkin şart” veya “sübjektif unsur” ikincisi ise; “şekle ilişkin şart” veya “objektif unsur” olarak nitelenmektedir'.
Bir fikri ürünün eser olabilmesi için, sahibinin “hususiyet ”ini taşıması gerekir. Bu unsur, fikri ürünün FSEK kapsamında korunabilmesinin ilk şartı olup, aynı zamanda korumanın kapsamını da tayin eder.
Tekinalp'e göre; hususiyet tabirinden esasen anlaşılması gereken “anlatım ” (üslup)dır. Yazar, her üslubun sahibinin yaratıcılığını içerdiğini ve bu sebeple “öznel” olduğunu belirtmektedir. Ancak bu anlatımın muhakkak orijinal olmasının aranmaması, bununla birlikte *anlatım”da da bir “düzey”in bulunması gerektiğinden bahseder. Bu düzeyin tayininde de “sıradan olmama ” ölçütünün genel bir ölçüt olarak benimsenebileceğini ifade etmektedir?.
Meydana getirilen ürünün FSEK'de belirtilen eser türlerinden birine dahil olması gerekmektedir. Bu türlerden birine dahil olmayan bir ürünü eser olarak korunması söz konusu olamaz. Bu kategoriler de yukarıda da belirtildiği üzere aynı Kanunun 1/B maddesinde tek tek sayılmış olup; “ilim ve edebiyat eserleri” “musiki eserleri”, “güzel sanat eserleri” ve “sinema eserleri”dir.
Uyuşmazlık konusunu oluşturan ürün ise FSEK m.4'de ifade edilen Güzel Sanat Eserleri kategorisinde tartışılması gerekmektedir.
FSEK m. 4'e göre güzel sanat eserleri; 1. Yağlı ve sulu boya tablolar, her türlü resimler, desenler, pasteller, gravürler”, güzel yazılar ve tezhipler', kazıma, oyma, kakma veya benzeri usullerle maden, taş, ağaç veya diğer maddelerle çizilen veya tespit edilen eserler, kaligrafi"', serigrafi'”, 2. Heykeller, kabartmalar ve oymalar, 3. Mimarlık eserleri, 4. El işleri ve eserleri, minyatürler ve süsleme sanatı ürünleri ile tekstil, moda tasarımları, 5. Fotoğrafik eserler ve slaytlar, 6. Grafik eserler, 7. Karikatür eserleri ve 8. Her türlü tiplemelerdir'.
Güzellik duygusuyla ilgili olan bu tür eserlerin, ilim ve edebiyat eserleri ile musiki eserlerinden farklı bir ifade ediliş tarzı vardır. Bu nedenle güzel sanat eserlerinde ne dil, ne yazı, ne de ses ifade aracı olabilir. Zira, güzel sanat eserleri statik bir yapıya sahiptirler ve kural olarak yalnızca bir yüzey veya madde üzerinde tecessüm ettirilmek suretiyle açıklanabilirler. İlim ve edebiyat eserleri ile musiki eserlerinin eser sayılabilmeleri için “sabitleşme” olgusu bir ön şart olmadığı halde, bir fikri ürünün güzel sanat eseri olarak korunabilmesi , sahibinin hususiyetini taşıyan bu fikri çalışmanın aynı zamanda maddi bir varlık üzerinde “somutlaşması ” gerekir',
FSEK m.4'te sayılan eserlerin sahibinin hususiyetini taşımasının yanında, estetik niteliği de haiz olmaları gerekir. Estetik nitelikten maksat; eserin güzel olup olmaması değil, eserin estetik iddia taşımasıdır'. Buna karşın, bir eserin güzel sanat eseri sayılması için, eserin estetik gaye ile yapılmış olması şart değildir. Estetik bir amaçla yapılmayan belki pratik bir ihtiyacı karşılamak amacıyla meydana getirilmiş eşyalar da güzel sanat eseri olarak kabul edilebilir.
Somut olaya dönüldüğünde, bilirkişi heyeti tarafından yapılan teknik değerlendirmeler sonucunda grafik illüstrasyon çizimi 5846 s. FSEK m.4’te “…estetik değere sahip olan…Grafik eserler…” olarak görsel anlatım diline sahip olduğu, yaratıcı bir çalışmanın sonucunda ortaya çıkan, üretilmesinde güzel sanatlar eğitimi gerektiren, mizahi yaratıcılık yönü güçlü, estetik değer ve sahibinin hususiyetini taşıyan fikri emek sonucu oluşan FSEK m.4 kapsamında grafik eser/güzel sanatlar eseri olduğu, davacının dava konusu çizimlerin yüksek çözünürlüklü orijinal dosyalarını dosyaya CD içinde bilirkişilerce yapılan denetime açık rapor içeriği de dikkate alınarak davaya konu edilen 118 adet çizimin davacı tarafından vücuda getirildiği, davacının FSEK 11’deki karine çerçevesinde davacının eser sahibi olduğu kanaatine varılmıştır.
Davacıya ait olduğu tespit edilen dava konusu çizimlerin eser vasfında olduğu da anlaşılan 118 adet illüstrasyon grafik eseri ve bu eserlerin üzerinden değiştirilerek, boyutları değiştirilerek,ahşap levhalar üzerine basılmak suretiyle “...” adlı ... ve ... sayfaları üzerinden satışının yapıldığı, ... isimli ... hesabının Eylül 2017 tarihinde oluşturulduğu, hesabın oluşturulduğu günden bu yana 1 kez kullanıcı adının değiştirildiği, hesap iletişim bilgilerinde ... FSEK m.16’daki eser üzerinde değişiklik yapılmasını menetmek manevi hakkının, davacıdan izin alınmaksızın davacıya ait grafik illüstrasyonların sosyal medya sayfalarında ve dekoratif ahşap plakalar üzerine basılarak izinsiz kullanılması davacının mali haklarından FSEK 22 kapsamında çoğaltma, FSEK m.23 çerçevesinde yayma hakkının ihlali olduğu kanaatine varılmıştır.
Dava dilekçesinin incelenmesinde davacı tarafça FSEK'ten kaynaklanan eser sahipliğine ilişkin hak iddialarının yanı sıra SMK'dan kaynaklanan tasarım haklarını ihlal iddiasına da dayanıldığı, tazminat taleplerine ilişkin talep sonuçlarında belirsiz alacak şeklinde tek bir kalemden oluşan alacak isteminde bulunulduğu davacı vekilinin duruşmadaki beyanından da anlaşılacağı üzere tecavüzün ref'i talebinde bulunduğu bu durumda FSEK bağlamında mı SMK bağlamında mı talepte bulunulduğu anlaşılamadığı ayrıca ihlal iddiasına konu kullanımların hangi kullanımlar olduğuna dair dava dilekçesinde somut bir açıklama yapılmadığı görülmekle davacı vekiline talep sonucunu somutlaştırması, ihlal iddiasına konu hangi görseller yönünden talepte bulunduğunu, tazminat taleplerinin hangi kanun hükümlerine dayandırıldığını açıklaması için HMK 31. Maddesi uyarınca verilen sürede davacı taraf, 68. ve 70. maddeye dayanarak tazminat talep etmiştir.
FSEK 68. maddesi uyarınca; eseri...hak sahiplerinden bu kanunda yazılı izni almadan işleyen, çoğaltan, çoğaltılmış nüshalarını yayan ....her türlü işaret, ses ve görüntü nakline yarayan araçlarla umuma iletenlerden, izni alınmamış hak sahipleri, sözleşme yapılmış olması halinde isteyebileceği bedelin veya bu kanun hükümleri uyarınca tespit edilecek rayiç bedelin en çok üç katı fazlasını isteyebilir
FSEK 70. Maddesindeki düzenlemeye göre, manevi hakları haleldar edilen kişi, uğradığı manevi zarara karşılık manevi tazminat ödenmesi için dava açabilir.
Belirsiz alacak davası istisnai bir dava türü olup, bunun dava dilekçesinde açıkça belirtilmemiş olması ve kısmi olarak açıldığının dava dilekçesinden anlaşılmış olması karşısında, davanın kısmi dava olarak açıldığının kabulü zorunludur. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun ... sayılı kararında da vurgulandığı üzere "fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla" veya "şimdilik" ibareleriyle açılan davaların açıkca belirsiz alacak davası olduğu belirtilmedikçe bu nitelikte olduğunun kabulüne imkan bulunmadığından davanın belirsiz alacak davası olmadığının, davanın kısmi dava olarak kabul edilmesi gerekmiştir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun ... tarihli ... esas ve ... karar sayılı kararında; "FSEK’in 68/1 maddesi “Eseri, icrayı, fonogramı veya yapımları hak sahiplerinden bu Kanuna uygun yazılı izni almadan, işleyen, çoğaltan, çoğaltılmış nüshaları yayan, temsil eden veya her türlü işaret, ses veya görüntü nakline yarayan araçlarla umuma iletenlerden, izni alınmamış hak sahipleri sözleşme yapılmış olması hâlinde isteyebileceği bedelin veya bu Kanun hükümleri uyarınca tespit edilecek rayiç bedelin en çok üç kat fazlasını isteyebilir.” hükmünü haizdir. Buna göre, hak sahibi, mali haklarının ihlali durumunda, özel bir tecavüzün ref’i yöntemi olarak “bu hakların bir sözleşme ile kullanılması hâlinde isteyebileceği bedelin” veya “bu Kanun hükümleri uyarınca tespit edilecek rayiç bedelin” en çok üç kat fazlasını isteyebilecektir." tespiti ile üç kat fazla istemin üst sınır olduğu vurgulanmış, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun ... tarihli ... esas ve 2019/373 karar sayılı kararında, "Kusur ve ağırlığı zararın takdirinde ve alınacak önlemlerde rol oynar" yönündeki tespiti ile 68. maddeye göre zararın takdirinde kusurun varlığının ve ağırlığının dikkate alınması gerektiği görüşü benimsenmiştir.
Yerleşmiş Yargıtay uygulamalarında; manevi tazminatın, zarar görende tatmin duygusu oluşturacak, ancak sebepsiz zenginleşmeye meydan vermeyecek bir miktar paranın tahsiline ilişkin olduğu vurgulanmaktadır.
Davaya konu grafik eserin somut uyuşmazlıktaki ticari kullanım mecrası, eserin özelliği de dikkate alındığında bir adet eserin rayiç değerinin iziniz kullanımın yapıldığı 2020 yılı itibariyle toplu kullanım yapıldığında eser birim fiyatının düşeceği de dikkate alındığında eser başına 2.500TL olabileceği bilirkişi heyetince belirlenmiş olup; 118 adet izinsiz kullanılan ve satışa sunulan eserin rayiç değerinin 295.000TL olabileceği, davacının FSEK 68 çerçevesinde bu bedelin 3 katını talep edebileceği de dikkate alınarak sunulan ıslah dilekçesi içeriğine göre, dava dilekçesinde faiz talebinin bulunmadığı; ancak davanın 28/04/2022 tarihli açıklama dilekçesine göre FSEK m.68 maddesi kapsamında farazi sözleşme ilişkisi temelinde ikame edildiği, davanın ve ıslah dilekçesinin kabulü ile davalı kullanımlarının davacıya ait eser sahipliğinden kaynaklanan haklarına tecavüz niteliğinde olduğunun tespiti ile FSEK m. 68 uyarınca 885.000 TL maddi tazminatın ıslah tarihi olan 12/07/2024 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, paranın satın alma gücü, eylemin niteliği nazara alındığında 30.000 TL manevi tazminatın ıslah tarihi olan 12/07/2024 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, dair hüküm tesisi yoluna gidilmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda gerekçesi açıklandığı üzere,
1-Davanın ve ıslah dilekçesinin kabulü ile davalı kullanımlarının davacıya ait eser sahipliğinden kaynaklanan haklarına tecavüz niteliğinde olduğunun tespiti ile FSEK m. 68 uyarınca 885.000 TL maddi tazminatın ıslah tarihi olan 12/07/2024 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
2- 30.000 TL manevi tazminatın ıslah tarihi olan 12/07/2024 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
3-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi uyarınca alınması gerekli 62.503,650-TL karar harcından peşin ve başvurma harcı olarak yatırılan 118,60- TL ve 15.096,51-TL tamamlama harcı' nın mahsubu ile kalan 47.288,54-TL bakiye karar harcının davalıdan tahsili ile Hazine'ye irat kaydına,
4-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca kabul edilen maddi tazminat talepleri yönünden davacı yararına hesap olunan 135.900,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca kabul edilen manevi tazminat talepleri yönünden davacı yararına hesap olunan 30.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca reddedilen manevi tazminat talepleri yönünden davalı yararına hesap olunan 20.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
7-Davacı tarafından yapılan 15.215,21-TL (peşin+başvuru+tamamlama) ve 11.032,00-TL (bilirkişi ücreti+posta gideri) olmak üzere toplam 26.247,21-TL yargılama giderinin kabul ve red oranına göre hesap edilen 25.685,77-TL davalıdan alınıp davacıya verilmesine, fazla yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
8-Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 1.320,00-TL arabuluculuk sarf ücretini davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına,
9-Yatırılan gider avanslarından kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine,
Dair davacı vekili ve davalı vekilinin yüzüne karşı, (HMK 345/1 md. gereğince) gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Mahkememize veya başka bir yer mahkemesine dilekçe ile başvurmak ve istinaf harcı ile gerekli giderlerin tamamı ödenmek suretiyle, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı. 05/11/2024
Katip ...
¸
Hakim ...
¸