T.C.
İSTANBUL
4. FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/5 Esas
KARAR NO : 2024/194
DAVA : Fikir Ve Sanat Sanat Eseri Sahipliğinden Kaynaklanan Haklara Tecavüzün Ref'i, Önlenmesi Ve Tazmini
DAVA TARİHİ : 05/01/2023
KARAR TARİHİ : 22/10/2024
Mahkememizde görülmekte bulunan Fikir Ve Sanat Sanat Eseri Sahipliğinden Kaynaklanan Haklara Tecavüzün Ref'i, Önlenmesi Ve Tazmini davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; "..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..." 11 adet şarkıdan oluşan "..." isimli albümün tüm hakları, usule uygun şekilde davacıya devredildiğini, davalılar arasında, dava konusu müzik eserlerinin dijital ortamda yayını konusunda bir sözleşme olsa dahi, FSEK md.80/B kapsamında fonogram yapımcısı haklarına sahip olan, dava konusu müzik eserlerinin ana bandının (masterband) ve dolayısıyla yapılan ilk tespitin hak sahibi olan müvekkillerinin izin ve onay alınmadığı müddetçe dava konusu müzik eserleri dijital veya dijital olmayan yollarla yayınlanamayacağını, bu sebeple işbu davanın ikame edilerek fonogram yapımcısı haklarına müvekkillerinin sahip olduğunun tespiti ile dava konusu müzik albümlerinin davalılarca izinsiz yayının önlenmesinin talep edildiğini, davalı ..., başka sanatçılar da olduğu gibi davacı şirketten izinsiz olarak dava konusu albümleri dijital ortamda yayınlamaya çalıştığını, Kaliforniya Mahkemesinde açtığı davada albümler üzerinde tek başına hak sahibi olduğunu iddia etmekte ve dava konusu eserlerin yayın gelirlerini tahsil etmeye çalıştığını, davalı sanatçı ise açıkça fonogram yapımcısı haklarının davacıya ait olduğunu bilmesine ve dijital umuma iletim hakkına ilişkin lisans ve tahsilat yetkisini müzik meslek birliklerine vermesine rağmen davalı şirket üzerinden albümler üzerindeki hakları ele geçirmeye çalıştığını, ... davacı aleyhine açılan davalar göz önüne alındığında olası müzik yayınlarının, davacı şirketin haklarına tecavüz teşkil edeceği, geri dönüşü olmayan gelir ve itibar kaybı sonucunda maddi ve manevi zararlara yol açacağını, bu nedenle dava konusu müzik albümlerinin FSEK md.80/B kapsamında fonogram yapımcısının davacı olduğunun tespiti ile ve FSEK 69. Maddesi kapsamında olası tecavüzlerin önlenmesini talep ettiğini, listesi verilen dava konusu müzik eserlerine ilişkin FSEK MD. 80/B kapsamında fonogram yapımcısı haklarına davacı şirketin sahip olduğunun tespitini, davalıların açık beyan, yazılı işlemleri ve eylemleri neticesinde davacıdan izin almaksızın dijital ve dijital olmayan tüm mecralarda yapılacak olası yayınlarının engellenmesi suretiyle FSEK md. 69 kapsamında olası tecavüzün önlenmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının, dava konusu eserler üzerinde, Uluslararası sözleşme ve kanunda fonogram yapımcısı olarak kabul edilmesi için belirlenen ilk tespit ve FSEK 52 kapsamında yazılı izin şartlarının sağlanmadığını, ilgili eserlerin fonogram yapımcısı olmadığını ve bu nedenle de herhangi bir bağlantılı hakka da sahip olamayacağını, davacının sahip olduğu eser işletme belgelerinin, hak ihdas niteliği taşımadığı ve kanun önünde hiç bir hükmü olmadığını, kabul anlamına gelmemek kaydıyla, bir an için davacının bu eser işletme belgeleri dolayısıyla hak sahibi olduğu düşünülecek olsa dahi, bu hakların sadece kaset ve CD ile sınırlı olduğunu, dava dışı ...'in, iflas masasından hiç bir hükmü olmayan eser işletme belgelerini satın almasının mali hak devri sağlamayacağını, ... tarafından davacıya yapılan devirlerin FSEK md 48 ve 52'de belirlenen şekil şartlarına uymadan, sanatçıdan yazılı muvafakat almadan yapılmış olan devirlerin FSEK 54. Madde gereğince geçersiz olduğunu, ... yazılarının resmi belge niteliği olmadığı ve kanun önünde hiç bir hükmü olmadığını, kabul anlamına gelmemek kaydıyla, bir an için davacının eser işletme belgesi ve hak devri yoluyla hak sahibi olduğu düşünülecek olsa dahi, davalıların hak kaybına uğramamak için davacıya gönderdiği cayma ihtarnamesine karşı 4 haftalık hak düşürücü sürede caymaya itiraz davası açılmadığını ve bu nedenle caymanın kesinleşerek eser üzerindeki tüm hakların sanatçıya dönmüş olacağını, davacının davasının elle tutulur bir tarafı bulunmadığını, her iddiasının birden çok dayanakla geçersiz kılındığını, davacının sadece bu davada yer alan müzik eserlerini değil, bunlar haricinde daha binlerce eseri, sahip olmadıkları hakları kullanarak, dayanaksız şekilde dijital mecralarda pazarlamakta ve haksız olarak gelir elde etmekte ve haksız şekilde zenginleştiğinin, haksız ve dayanaksız olarak açılan davanın esastan reddini, bu talebin reddedilmesi halinde, kabul anlamına gelmemek kaydıyla davacıya ait hakların sadece kaset ve CD gibi fiziki taşıyıcıları kapsadığını, dijital hakları kapsamadığının tespitini, Yargılama harç ve giderleri ile vekalet ücretinin karşı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davacı vekilinin cevaba cevap dilekçesinde özetle; dava konusu müzik eserlerine ilişkin FSEK m. 80/B kapsamında fonogram yapımcısı haklarına davacı şirketin sahip olduğunun tespitini, davalıların açık beyan, yazılı işlemleri ve eylemleri neticesinde davacıdan izin almaksızın dijital ve dijital olmayan tüm mecralarda yapılacak olası yayınlarının engellenmesi suretiyle FSEK m. 69 kapsamında olası tecavüzün önlenmesini, sanatçının meslek birliğine üye olup olmadığını ve eğer üye ise, meslek birliğine verilen yetki belgesinin örneğinin gönderilmesi için mahkemenizce ...'e müzekkere yazılmasını, davacı şirketler adına ... ile ... arasında akdedilen dijital alan kullanım sözleşmelerinin tespiti için ...'e müzekkere yazılmasına ve işbu sözleşmelerin celp edilmesini, ayrıca işbu sözleşme uyarınca ödenen lisans bedellerine ilişkin olarak; meslek birliği tarafından sanatçıya yapılan ödemelerin celp edilmesi için ...'e müzekkere yazılmasını, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini talep etmiştir.
Davalı vekilinin ikinci cevap dilekçesinde özetle; haksız ve dayanaksız olarak açılan davanın esastan reddini, bu taleplerinin reddedilmesi halinde, kabul anlamına gelmemek kaydıyla davacıya ait hakların sadece kaset ve cd gibi fiziki taşıyıcıları kapsadığını, dijital hakları kapsamadığının tespitini, yargılama harç ve giderleri ile vekalet ücretinin karşı taraf üzerinde bırakılmasını saygıyla talep ederiz.
Mahkememize sunulan 05.12.2023 tarihli bilirkişi raporunda özetle; eser işletme belgesi hak sahipliği ihdas etmez, ancak İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi’nin 23.02.2023 tarihindeki kararında da belirtilmiş olduğu gibi “İşletme belgesi, hak sahipliği konusunda bir karine ihdas etmiş olup, bu karinenin çürütülmesi, aksinin ispatı her zaman için mümkündür". 04.09.1992 tarihli Eser İşletme Belgesi, 14.08.1992 tarihli Muvafakatname ve dürüstlük kuralı çerçevesinde kanaatimizce de Eser İşletme Belgesi hak sahipliği ihdas etmez ancak hak sahipliği konusunda karine teşkil ettiğini, bu sebeple dava dışı ... Şirketi’nin ilk tespiti yapan fonogram yapımcısı olduğunu, dosya kapsamında sunulan belgelerden dava konusu albüme ilişkin Eser İşletme Belgesi’nin 01.12.2009 tarihinde yapılan ihale sonucunda dava dışı ... Tic. Ltd. Şti’ye satıldığını, dava dışı ... Ltd. Şti ve Davacı arasında 05.03.2010 tarihinde akdedilen, tarafların imzasını taşıyan Noter tasdikli Eser Devir ve Satış Sözleşmesi ile dava konusu albüme ilişkin “Eser İşletme Belgesi”, içerisinde tanınan hakların tamamını kapsar şekilde Davacı’ya satıldığını, meslek birliklerine bu devre dayanılarak başvurular yapılmış olduğunu, dava dışı ...Ticaret Anonim Şirketi’ne verilen dosya kapsamında sunulan muvafakatnamede, sektörde düzenlenen muvafakatnamelerde sıkça yer verildiği gibi “Yurt İçi ve Yurt Dışı devir haklarının yukarıda ismi yazılı firmaya ait olduğuna geri dönülmez biçimde muvafakat ediyorum” vb. şekilde mali hakların devrine de peşinen eser sahibinin ve icracı sanatçının onay verdiği yönünde bir ibareye veya Eser İşletme Belgesi verilmesine dayanak olan muvafakatname dışında taraflar arasında başkaca sözleşmeye tarafımızca rastlanılmadığını, varsa sunulması gerektiğini, bu sözleşmenin içeriğinin belirleyici olacağını, dava konusu albüme ilişkin Eser İşletme Belgesi’nin... tarihinde yapılan ihale sonucunda dava dışı ...Tic. Ltd. Şti’ye satılırken manevi hak sahipliği devam eden eser sahibi ve icracı sanatçıdan bu hususta izin alındığına dair dosyada bir belgeye rastlanılmadığını, eser sahibi ve icracı sanatçının izni olmaksızın kural olarak devrin mümkün olmaması gerektiğini (aksinin taraflar arasındaki Eser İşletme Belgesine dayanak teşkil eden muvafakatnameden ve dosya kapsamında incelenememiş olan sözleşmeden anlaşılamamış olması sebebiyle) tekrar vurgulamakla birlikte iflas sonucu ihaleyle gerçekleşen bir satış olduğu için uzmanlığımız kapsamı dışında kalan icra ve iflas hukukuna ve usul hukukuna ilişkin özel bir durumun olup olmadığı noktasında takdiri mahkememize ait olmakla birlikte fonogram yapımcılığı ve bunun devrine ilişkin yapılan sözleşmelerle ilgili kanaatin bu yönde olduğunu, internet üzerinden ve dijital platformlar vasıtasıyla umuma iletime ilişkin mali hakkın yeni bir hak ihdası olup olmadığı konusunda doktrinde farklı görüşler olduğunu, Yargıtay’ın birçok kararında internet üzerinden ve dijital platformlar vasıtasıyla umuma iletimine ilişkin mali hakkın 2001 yılında yapılan değişiklikle ihdas edildiği görüşünde olduğunu, Yargıtay kararları ışında, takdiri Sayın Mahkemenize ait olmak üzere eğer dava dışı ilk tespiti yapan fonogram yapımcısı olduğu kanaatinde olduklarını, ... Şirketi’nin fonogram yapımcılığından kaynaklanan haklarının geçerli bir şekilde davacıya devredildiğini, varsayılsa dahi dosya kapsamında sunulan Muvafakatname’nin 2001 değişikliğinden önceki tarihlerde meydana getirildiğini ve FSEK’in 51. maddesinin, ileride çıkarılacak mevzuatın eser sahibine tanıması muhtemel mali hakların devrine veya bunların başkaları tarafından kullanılmasına müteallik sözleşmelerin batıl olduğuna ilişkin hükmü bir arada değerlendirildiğinde, dava konusu Muvafakatname’nin internet üzerinden ve dijital platformlar vasıtasıyla umuma iletime ilişkin mali hakkı kapsamadığını, 01.04.2014 tarihli İhtarname’de bir mehil verildiğine tarafımızca rastlanmamış olup; FSEK m. 58/3’de belirtilen mehil tayinine lüzum görülmeyen haller kapsamında bir durum varsa bunun davalı ... tarafından ispatlanması gerektiğini vurguladığını, şu haliyle FSEK m. 58 kapsamında geçerli bir cayma ihtarnamesinin gönderildiği tespitinin yapılamadığına dair Görüş ve kanaatlerine varıldığını belirtir rapor düzenlendiği anlaşılmıştır.
Mahkememize sunulan 27/06/2024 tarihli bilirkişi ek raporunda özetle; ... isimli eserin söz yazarı olarak eser sahibi konumunda olan ...’ün, ..., ... ve ... eserlerinin eser sahibi olan ...’ün ve ...eserinin eser sahibi ...’nin eser mali haklarının ve bunların kullanımının icracı sanatçı tarafından üçüncü kişilere devrini kapsayacak nitelikte bir devren iktisaba izinleri olduğuna dair belge dosyaya sunulmadığını, eser sahiplerinin MÖHUK m. 49 uyarınca her devren iktisap için izin vermesi gerekli olduğunu, amaç, eser sahibi ve eser arasındaki bağın mali hakkın devri ile kesilmemesi ve manevi hakların devam etmesi olduğunu, bu sebeple kanun koyucu eser üzerindeki hakkın kötüye kullanılmasını engellemek için eser sahibine bu şekilde izleme ve denetleme hakkı tanındığını, eser sahiplerinin mali hakların kullanımının üçüncü kişilere ... tarafından devrine izin verildiğine dair belgelerin dosyaya sunulması gerektiğini,- ..., ..., ...,..., ..., ... isimli eserlere ilişkin ... ile akdedilmiş olan ve mali hakların üçüncü kişilere de devrini kapsayan 11.10.2023 tarihli Yetki Belgesi’nin ilgili hükümleri açısından FSEK m. 49 uyarınca devren iktisabın mümkün olduğunu, zira Yetki Belgesi’ni akdeden davalının bu eserler açısından sadece icracı sanatçı değil, aynı zamanda eser sahibi konumunda olduğuna dair görüş ve kanaatlerine varıldığını belirtir rapor düzenlendiği anlaşılmıştır.
KANAAT VE GEREKÇE
Uyuşmazlık, davacısının fonogram yapımcısı olduğunu iddia ettiğini, müzik eserlerinde hak sahipliğinin tespiti, FSEK m.69 uyarınca tecavüzün önlenmesi talebine ilişkindir.
Bilindiği üzere fonogram yapımcısı; icracı sanatçının izniyle yapılmış bir kaydın doğrudan doğruya ya da dolaylı olarak çoğaltılması, kiralanması, telli-telsiz her türlü araçla yayınlanması ya da kişiye açık yerlerde temsil suretiyle o kayıttan faydalanma hakkına sahip olan kimselerle, bir işareti, resmi veya sesi, bunları nakle yarayan bir alet üzerine tespit eden veya ticari amaçlarla haklı olarak çoğaltan ya da yayan kimsedir. Fonogram yapımcısının hakları icraya ve bazen de eser sahibinin iznine bağlı, sınırlı, ancak aslen iktisap olunan haklardır. Yine bu haklar hukuki niteliği itibariyle eserin veya icranın korunması mahiyetinde olmayıp, eser veya icranın tespiti yapılan vasıtalar ile bunları imal eden şahsın menfaatlerinin korunması mahiyetindedir”. Söz konusu bağlantılı haklar, eser sahibinin haklarını ne değiştirebilir, ne sınırlayabilir ne de ortadan kaldırabilirler. Bu sebeple, FSEK'in hem 1/B Maddesinin (j) ve (k) bendleri, hem de 80. maddesi “eser sahibinin manevi ve maddi haklarına zarar vermemek kaydıyla” bağlantılı hakların var olduklarını” belirtmiştir”
FSEK.m.80/B'ye göre, bir icra ürünü olan veya sair sesleri ilk defa tespit eden fonogram yapımcıları, eser sahibinden ve icracı sanatçıdan mali hakları kullanma yetkisini devraldıktan sonra, eser sahibinin ve icracı sanatçının izni ile yapılan tespitin, doğrudan veya dolaylı olarak çoğaltılması, dağıtılması, satılması, kiralanması ve kamuya ödünç verilmesi hususlarında izin verme veya yasaklama haklarını münhasıran haizdir. Bu çerçevede fonogram yapımcısının hakları şunlardır;
1. Tespitin doğrudan veya dolaylı olarak çoğaltılması,
2. Tespitin her türlü yöntemle satılması ve dağıtılması,
3. tespitin kiralanması ve kamuya ödünç verilmesi,
4. Tespitin işaret, ses ve/veya görüntü nakline yarayan vasıtalarla umuma iletimi ve yeniden iletimi( Radyo- televizyon aracılığıyla yayın),
5. yurt içinde henüz satışa çıkmamış veya başka yollarla dağıtılmamış tespitlerin aslının veya kopyalarının satış ve diğer yollarla dağıtılması,
6. Tespitin telli veya telsiz araçlarla veya diğer yöntemlerle umuma iletilmesi,
7. Tespitin internet ortamında umuma iletilmesi.
FSEK 80/B hükmünde de açıkça beliritldiği üzere fonogram yapımcısının eser sahibinin mali hakları FSEK 48 ve FSEK 52 çerçevesinde devraldıktan sonra tespitin kullanım hakkına sahip olduğu belirtilmiştir. Bilindiği üzere FSEK m.48'e göre; eser sahibi veya onun mirasçıları, mali hakları devir ettikleri veya ruhsat verdikleri takdirde onlardan bu hakları alanlar aslen iktisapta bulunmuş olurlar. Başka bir deyişle eser sahibinden veya mirasçılarından iktisap aslen iktisaptır. Devren iktisap ise FSEK m.49'da düzenlenmiştir. Buna göre, eser sahibi veya mirasçılarından, mali bir hak veya böyle bir hakkı kullanma ruhsatını iktisap eden bir kimse bu hakkı başkasına devretmişse yani ikinci elden bir devralma varsa devren iktisap söz konusudur. Bu şekilde yapılacak devirlerin, eser sahibi veya mirasçılarının yazılı iznine dayanması gerekir. Yazılı izin alınmadan devir yapılmışsa icazet verilinceye kadar işlem askıda hükümsüzdür. Bu hakları geçerli olarak ilk devralandan devralan kimse, yani devren iktisap eden kimse, devraldığı hak üzerinde artık bir onay ya da icazete gerek olmaksızın tasarruf edebilir. Mali hakkın devri, hakkın, devreden eser sahibi veya mirasçılarının malvarlığından çıkararak devralanın malvarlığına intikal ettiren bir tasarruf işlemi olup FSEK. m.48 hükmünden de açıkça görüldüğü gibi, mali hakkın devri, yer, süre ve muhteva açısından sınırlandırılabilir”.
5846 sayılı yasının 80. maddesinde “Eser sahibinin hakları ile bağlantılı haklar” başlığı altında eser sahibinin haklarına komşu haklar kapsamında “Eser sahibinin manevi ve mali haklarına zarar vermemek kaydıyla ve eser sahibinin izniyle bir eseri özgün bir yorumlayan, tanıtan, anlatan, söyleyen, çalan ve çeşitli biçimlerde icra eden sanatçılar” icracı sanatçılar olarak sayılmış bulunmaktadır. Eser Sahibinin Haklarına Komşu Haklar Yönetmeliği m.4/ f.1-b de icracı sanatçı “Sanat eserleri ile folklor eserlerini düzgün biçimde yorumlayan,söyleyen, çalan ve çeşitli biçimlerde icra eden oyucuları, ses sanatçılarını, müzisyenleri ve dansçıları vb. diğer kişiler” olarak tanımlanmıştır. Mevzuat uyarınca bir kişinin icracı sanatçı olarak kabul edilebilmesi için bazı koşullar vardır. Öncelikle gerçek kişiler icracı sanatçı olabilmektedir. Tüzel kişilerin icracı sanatçı olabilmesi mümkün değildir. İkinci koşul yaratılmış bir eserin mevcut olmasıdır. Zira icracı sanatçı yaratılmış eseri yorumlamak, tanıtmak, söylemek ve çalmak suretiyle icra eden kişidir. Şiir ve hikayeleri özgün biçimde seslendirip anlatanlar, şarkıcılar, icraları sanatsal katkıları ile şekillendirenler icracı sanatçılar olarak kabul edilmelidir (Ünal Tekinalp, Fikri Mülkiyet Hukuku, 2021, s. 273-274; İlhami Güneş, “FSEK'te Yer Alan İcracı Hakları ve Uygulama”, s.173). Bu kişiler yaratılmış eserlerin umuma arz edilmesine bir anlamda köprü görevi görürler. Tablo gibi, roman gibi bazı eserlerin umuma arzında icracı sanatçılara ihtiyaç yoktur. Ancak bir müzik eserinin umuma arzında icracı sanatçılara ihtiyaç duyulmaktadır. Üçüncü koşul ise eserin icracı sanatçı tarafından icra edilmesidir. Bir kişinin bağlantılı hak sahibi olarak nitelendirilebilmesi için icracı sanatçı olması ve bu sıfatla icrayı gerçekleştirmiş olması gereklidir. İcraya elverişli bir eserin umuma arzında kameraman, ses ve görüntü teknisyenleri gibi teknik hizmet ve yardımlarda bulunan kişiler de görev alabilirler. Ancak bu kişiler icracı sanatçı kabul edilmezler. Zira icracı sanatçı eseri profesyonel bir şekilde, sanatsal faaliyet olarak icra eden kişiye denilmektedir. Yine bu sebepten bir eseri bir düğünde amatörce icra eden kişiler de icracı sanatçı sayılmamaktadır. Dördüncü koşul Kanun m. 80 ve Eser Sahibinin Haklarına Komşu Haklar Yönetmeliği m. 4 uyarınca eserin özgün şekilde icra edilmiş olması gerekliliğidir. Yönetmelik m. 4'te komşu hak “Eser sahibinin haklarına zarar vermeden ve onun rızası ile bir eseri özgün biçimde icra eden veya icrasına katılan, bir icrayı ya da sesleri ilk defa tespit eden, yayınlayan gerçek ve tüzel kişilerin münhasıran sahip oldukları; icrayı tespit etme, çoğaltma, kiralama, telli-telsiz her türlü araçla yayınlama ve kamuya açık yerlerde temsil suretiyle bundan faydalanma hakları” olarak tanımlanmıştır. Dolayısıyla özgün şekilde icra etme unsuru da de icracı sanatçı nitelendirmesi için bir diğer önemli unsurdur. Son koşul icracı sanatçının eseri, eser sahibinin izni doğrultusunda icra etmiş olmasıdır (Kılıçoğlu, s. 239- 240). Yargıtay bir kararında, icracı sanatçıyı, “kendisinin olmayan bir eseri, eserin sahibi tarafından yaratılmış şekilde ve fakat kendi sanatçı becerisi ile başkalarına aktaran, eser sahibi ile eserden yararlanacakla arasında aracı kimse” olarak tanımlamıştır.
5846 sayılı yasının 80. maddesine göre icra sahibi: İcrasının tespit edilmesine, icranın canlı verilmesine, temsiline, tespitin çoğaltılmasına, kiralanmasına ve veya ödünç verilmesine, yayılmasına, radyo-TV, uydu veya kablo gibi telli veya telsiz yayın kuruluşlarında yayınına ve yeniden yayınına, işaret, ses ve/veya görüntü nakline yarayan araçlarla yayın veya yeniden yayınına, dijital ortamda umumun erişimine açmaya, telli ve telsiz araçlarla umuma İletimine izin verip vermeme konusunda hak ve yetki sahibidir. Eser sahiplerinin yararlandığı mali haklar icracılar açısından da işin mahiyetine göre olabildiği ölçüde geçerlidir. İcracı sanatçılar bu haklarını uygun bir bedel karşılığında sözleşme yaparak yapımcıya devredebilirler. Tespit işlemi, icranın işaret, ses ve görüntü nakline yarayan cihazlar yoluyla kaydedilmesidir. Bir icra ürünü olan veya sair sesleri ilk defa tespit eden gerçek veya tüzel kişilere fonogram yapımcısı denilmektedir.
FSEK 25. madde işaret, ses ve/ veya görüntü nakline yarayan araçlarla umuma iletim hakkı başlığını taşımaktadır. 4630 sayılı kanunla 21/02/2001 tarihinde kabul edilmiştir. Bu hükme göre, telli-telsiz uydu kablolu araçlarla veya radyo televizyonla yayınlar, dijital iletim ve sair ses, görüntü nakli yapan araçlarla yayın konusunda münhasır hak eser sahibinindir. Bilindiği üzere çağın ve toplumsal alışkanlıkların değişmesi ile 2001 yılında hükmün kapsamı genişletilmiş ve düzenlenmiştir. Buna göre, internet ortamında ve dijital gereçlerle dağıtım kendine özgü yeni bir hak tasarruf alanıdır. Müzik eserlerinin internet üzerinden umuma iletimine ilişkin mali hakkın 5846 sayılı FSEK’in 25. maddesinde 2001 yılında yapılan değişiklikle ihdas edilmiş olması, mali hakların devrine ilişkin sözleşmenin ve davacı yanca verilen muvafakatin değişiklikten önceki tarihlerde gerçekleşmesi ve FSEK’in 51. maddesinin, ileride çıkarılacak mevzuatın eser sahibine tanıması muhtemel mali hakların devrine veya bunların başkaları tarafından kullanılmasına müteallik sözleşmelerin batıl olduğuna ilişkin hükmü bir arada gözetilmesi gerekir. (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi ... E., ... K.)
5846 sayılı yasının 80. Maddesinde "Bir icra ürünü olan veya sair sesleri ilk defa tespit eden fonogram yapımcıları eser sahibinden ve icracı sanatçıdan mali hakları kullanma yetkisini devraldıktan sonra aşağıda belirtilen haklara sahiptir." şeklindeki hüküm ile fonogram yapımcısının haklarının doğumu "icracı sanatçıdan mali hakları kullanma yetkisini devralmaya" bağlanmıştır.
FSEK m. 80/I/B'de "bir icra ürünü olan veya sair sesleri ilk defa tespit eden fonogram yapımcılarının eser sahibinden ve icracı sanatçıdan mali hakları kullanma yetkisini devraldıktan sonra (...) haklara sahip olacağı belirtilmiş olup, takiben (1) numaralı bendinde "eser sahibinin ve icracı sanatçının izni ile yapılan tespitten söz ettiğinden, Türk Hukuku'nda ilk tespitten doğan hakların kullanılabilmesi için; hem eser sahibinden hem de icracı sanatçıdan "mali hakları kullanma yetkisinin" devralınmış olması gerekir. Maddede mali hakları kullanma yetkisi ruhsat, lisans anlamında kullanılmıştır. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi ... E., ... K.) Fonogram yapımcılarının, kendilerine tanınan haklara sahip olabilmesi için eser sahibi ve icracı sanatçıdan alması gereken izin, mali hakların tümüne değil yalnızca tespit hakkına yöneliktir. Dava konusu fonogramın yapıldığı tarihte davalılardan icracı sanatçının internette dijital iletim haklarına ilişkin herhangi bir hak FSEK 80’de düzenlenme bulunmamaktadır. Dolayısıyla, sözleşmenin bu hakkı kapsar biçimde yorumlanması mümkün değildir.
Dosya kapsamında davaya dayanak yapılan 14 Ağustos 1992 tarihli Noter tasdikli Muvafakatname’de dava dışı “... ŞİRKETİ için ...’nun okuyacağı ve ... isimli kasette yer alacak olan aşağıda ismi yazılı eserlerin plak, kaset, kompakt disc veya herhangi bir ses ve görüntü taşıyıcısı vasıtasıyla sayı ile sınırlandırılmamış biçimde yayınlanmasına, çoğaltılmasına ve devir haklarının ülkemizde ve tüm dünyada adı geçen firmaya ait olduğunu aşağıda adı geçen eserlerin münferiden ve emsaller ile birlikte karışık eserlerle kullanılmak üzere çoğaltılması ve yayınlanması dağıtılmasına muvafakatımın tam olduğunu kabul ve beyan ederim” ifadeleri ve Davalı icracı sanatçının imzası bulunmaktadır. ilk tespiti yapan fonogram yapımcısının dava dışı ... ŞİRKETİ olduğu; dava dışı ... ANONİM ŞİRKETİ’ne verilen dosya kapsamında sunulan muvafakatnamede fonogram yapımcısı olarak sahip olduğu mali hakların kullanım haklarını başkasına devredebilmesinin FSEK m. 49 uyarınca buna açıkça muvafakat edilmesi halinde mümkün olduğu, bu yönde bir devir yetkisi bulunmadığı da sabittir.
Davaya konu fonogramın hakkında ... kayıt ve tescil tarihli Müzik eseri işletim Belgesi ile mevcut olduğu, davaya konu müzik eserlerinin eser işletim belgesinde yer aldığı, bu belgede ... iflas müdürlüğünün ... tarih ve ...sayılı yazsısına istinaden; ... 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Tarih ve ... esas ... sayılı kararı ile Müflis ...Tic. A.Ş.’nin iflas kararı ile İflas şerhi işlenen eser işletim belgeleri 01.12.2009 tarihinde yapılan ihale sonucu tüm takyidatlardan ari olarak ihale edilmiş ve ihale kesinleşerek ...Şti. adına tescil edildiği anlaşılmaktadır. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin istikrar arz eden kararlarında belirtildiği gibi, işletme belgesi, hak sahipliği konusunda bir karine ihdas etmiş olup, bu karinenin çürütülmesi, aksinin ispatı her zaman için mümkündür.
Somut dosya kapsamında davacı hak sahipliğine dayanak olarak cebri icra ile eser işletme belgesini alan dava dışı ... Tic. Şti. adına kayıt tescil edilen eserin kullanım hakkını 5 Mart 2010 tarihinde .. No.lu Noter satış sözleşmesi ile ... Şti.'den aldığını iddia etmektedir. Dava dışı ... Tic. Şti.'nin cebri icra ile aldığı hakkın aslen ya da devren iktisap niteliğinde olması hali önem arz etmeksizin, ihale yoluyla alınan dava dışı ... ŞİRKETİ’ne verilen dosya kapsamında sunulan muvafakatnamede fonogram yapımcısı olarak sahip olduğu mali haklar ile sınırlı olup; bu hakların davacıya iradi devri 05.03.2010 tarihinde akdedilen Noter tasdikli Eser Devir ve Satış Sözleşmesi ile gerçekleşmiş olup; fonogram yapımcısı olarak sahip olduğu mali hakların kullanım haklarını başkasına devredebilmesinin FSEK m. 49 uyarınca icracı sanatçı tarafından buna açıkça muvafakat edilmesi gerekliliği 05.03.2010 tarihli devir için yine geçerliliğini korumaktadır. Zira hakkı aslen iktisap eden kişinin devretmesi de FSEK m. 49 uyarınca devren iktisap olarak ifade edilir. Nihayetinde davacının hak sahipliğine dayanak devir devren iktisap haliyle oluşmuş olup; dava dışı şirketin ihale ile eser işletme belgesi alması halinin iktisap türünün somut uyuşmazlığa bir etkisi bulunmamaktadır. Yine dosya kapsamına dava tarihinden sonraki bir kısım yetki belgeleri davacının talebi ile dava dışı meslek birliğine bir kısım müzekkereler yazılmış; müzekkere cevaplarına göre de dava tarihinden sonra davalı icracı tarafından ...'e verilen dava konusu eserlerin dijital yolla umuma iletim hakkının kullanımıyla ilgili yetki belgelerinin de mali hakların devri anlamına gelen bir belge niteliği bulunmadığı, yetki belgesine konu hakları münhasıran takip etmeye yetkisinin dava dışı ...'e ait olması halinin meslek birliği yönünden devren iktisap hali olmadığı, meslek birliklerince bu hakların takip ediliyor olması, uyuşmazlık konusu bakımından önem taşımadığı, FSEK m.80/B ve m.49 kapsamında davacıya fonogram yapımcısının sahip olduğu hakları vermediği, davalılar arasında geçerli bir dijital yolla umuma iletim hakkının kullanım devrinin var olup olmadığı hususunun da uyuşmazlık konusu olmadığı, nihayetinde dava dışı fonogram yapımcısı ...'e sahip olduğu bu hakları bir başkasına devretme yetkisi kendisine verilmediği, hiç kimse sahip olmadığı bir hakkı başkasına devredemeyeceğinden, devir yetkisi bulunmayan fonogram yapımcısından dava dışı diğer yapımcı şirketler ve davacının sırf şekli hak sahipliğine (Eser İşletme Belgesine) dayanarak hak iktisap etmeleri mümkün olmadığından, davanın reddi yönünde aşağıdaki şekilde hüküm tesisi yoluna gidilmiştir.
HÜKÜM:Gerekçesi Yukarıda Açıklanan nedenlerle;
1-Davanın REDDİNE,
2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi uyarınca hesap olunan 427,60 TL karar harcından peşin yatırılan 179,90 TL’nin mahsubu ile kalan 247,70-TL bakiye karar harcının davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
3-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca davalılar vekili yararına hesap olunan 40.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak kendisini vekille temsil ettiren davalılara verilmesine,
4-Davalı ...tarafından yapılan: posta gideri olarak 200,00-TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
5-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
6-Yatırılan gider avanslarından kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine,
Dair davacı vekili, feri müdahil vekili ve davalılar vekilinin yüzüne karşı, (HMK 345/1 md. gereğince) gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Mahkememize veya başka bir yer mahkemesine dilekçe ile başvurmak ve istinaf harcı ile gerekli giderlerin tamamı ödenmek suretiyle, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı. 22/10/2024
Katip
¸
Hakim
¸