T.C.
İSTANBUL
4. FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/69
KARAR NO : 2024/192
DAVA : Marka (Maddi Tazminat İstemli)
DAVA TARİHİ : 17/03/2023
KARAR TARİHİ : 22/10/2024
Mahkememizde görülmekte bulunan Marka (Maddi Tazminat İstemli) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; müvekkillerinin kurulduğu 24.03.2004 yılından beri ilk günden itibaren yazılım ve bilişim sektöründe faaliyet gösterdiğini, müvekkillerinin, çalıştığı alanda Türkiye çapında tanınmış ve önde gelen firmalardan biri haline geldiğini, müvekkillerinin yıllardır kullanmakta olduğu ve yoğun emek ve çabalarının sonucunda ayırt edicilik kazandığını, müvekkillerine ait 2 adet ‘’...’’ markası Türkiye'de TPE nezdinde 21.03.2018 tarihinde, ... başvuru no ile ve ... tarih, ... başvuru no ile markanın korunması amacıyla başvuruda bulunulmuş ve ilgili marka ... nice kod kapsamında tescil edilerek 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun uyarınca korumaya alınmış olduğunu, koruma süreside halen devam etttiğini, müvekkillerinin tescilli ve tanınmış ‘’...’’ ibareli markasını hukuka aykırı şekilde davalı tarafından kullanımının öğrenilmesi üzerine, davalı tarafa müvekkillerinin tescilli markasının haksız ve hukuka aykırı şekilde kullanımının durdurulması bu marka veya markayı anımsatacak iltibas oluşturacak herhangi bir ibare taşıyan ürünleri kullanmaması ve satılmaması, aksi takdirde uğranılan zararların tazmini için yasal yollara başvurulacağı hususu ile ilgili olarak ... 25.Noterliği ... tarihli ... yevmiye nolu ihtarnamesi ile ihtaren bildirilmiş olduğunu, davalı tarafından isim hakkının ihlal edilmediğine yönelik olarak cevabi ihtarname keşide edildiğini, bu nedenle işbu davanın açılma zorunluluğu doğduğunu, şöyle ki ; Davalı taraf, ... işletme adını benzer marka tescil sınıfındaki faaliyetler kapsamında bilfiil kullanmakta ve menfaat elde etmekte olduğunu, işbu durum 556 sayılı KHK uyarınca müvekkilerine ait marka tescilinden doğan haklarının ihlali anlamına gelmekte olduğunu, davalı taraf aynı zaman ... markası için de tescil başvurusunda bulunmuş olduğunu, işbu marka başvurusu da .... isimli marka hakkının tecavüzü anlamında olduğunu, bu anlamda müvekkillerinin marka unvanı olarak kullanan davalı tarafın eyleminin 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’ nin ilgili maddelerinde sayılan fiillerin kapsamında yer aldığını ve kötü niyetli bu eylemlerin müvekkillerinin marka hakkına tecavüz teşkil ettiğini, davalı tarafından, görüldüğü üzere ... markasının yanına bazı kelimeler ekleyerek müvekkillerinin tescilli markası ile ayırt edilemeyecek derecede benzerlik içermekte olduğunu ve üçüncü kişiler bir başka deyişle tüketiciler nezdinde müvekkillerinin alan adıymış izlenimi yaratmakta olduğunu, zira söz konusu benzer kullanımlarda da müvekkillerine ait markanın ayırt edici ibaresi olan ... kelimesinin vurgulandığı açık olduğunu, nitekim söz konusu marka adının, müvekkillerinin uzun yılladır yoğun emek ve zaman sarf ederek edindiği itibarının bir yansıması olan ... kelimesinin kullanılması dahi iltibas yaratabilecek nitelikte olduğu açık olduğunu, kaldı ki taraflar benzer sektörlerde hizmet veren ve benzer iş ve hizmetler bulunan şirket olduğunu, kaldı ki ... kelimesinin yanına bazı başka ifadeler eklenmesi de tüketiciler açısından müvekkillerine ait ... markasının tüketiciler açısından karıştırılmasını önlemeyeceğini, aksine tüketiciler müvekkillerine ait ... markasının aynısı olduğu algısıyla diğer iltibas yaratan davalıyla iş yapabileceğini, davalı taraf kötüniyetli olduğunu, müvekkilleri adına tescilli olan ... markasını ilk defa da kullanmamakta olduğunu, şöyle ki; davalı taraf farklı bir şirket ünvanı ile ancak ortaklar aynı olacak şekilde ... sayılı ... ibaresi ile marka başvurusunda bulunduğunu, müvekkilleri tarafından Türk Patent ve Marka Kurumuna yapılan itirazlar neticesinde işbu markanın tescili tarafına gerçekleşmediğini, davalı taraf bu sefer .... markası ile tescil başvurusunda bulunduğunu, Sayın mahkemenizce de takdir edileceği üzere davalı taraf müvekillerinin marka ibaresinin önüne ve arkasına tali unsurlar eklemek sureti ile yeni bir marka oluşturmak gayreti içerisinde bulunmaktaysa da davalının asıl amacı müvekkillerinin marka tanınırlığını ve itibarını kullanmak üzerinde olduğunu, davalı tarafça söz konusu marka adının kullanılarak ürün oluşturulması ve piyasada mevcut olunması müvekkillerinin itibarını zedelemekte olduğunu, bu sebeplerle davalı tarafça marka adının kullanılması ve davalı tarafça .... adresinin kullanılmasının dava neticesine kadar tedbiren durdurulmasını talep ettiklerini, sonuç olarak açıklanan nedenlerle müvekkilleri adına tescilli ve fiilen kullanılan ... markasından doğan haklarına tecavüz teşkil eden davalı tarafça aynı veya benzer kullanımının durdurulması ve men’ini, ayrıca müvekkillerinin haklarının zedelendiği ve zarara uğradığı kabul edilerek, bunun onarılması amacıyla müvekkilleri lehine maddi tazminata hükmedilmesi gerektiğini, yukarıda arz ve izah edilen nedenlerle ve sair her türlü fazlaya dair hakkımız saklı kalmak kaydı öncelikle dava neticelenene kadar müvekkillerinin haklarının tecavüzü amacı ile marka kullanımına ilişkin ihtiyati tedbir kararı verilmesini ve oluşan maddi zararlarımızın temini amacı ile davalı mal varlığı üzerinde ihtiyati tedbir kararı verilmesini, davanın kabulünü ve davalının müvekkillerine ait ... tescilli markasına tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti ile markalara tecavüzün ve haksız rekabetin ref’ini ve men’ini, davalının bundan böyle müvekkilerine ait söz konusu ... markasını veya markayı anımsatacak/iltibas oluşturacak herhangi bir ibare taşıyan ürünleri kullanmamasını ve satmamasını ... markasını tanıtma vasıtası içeren tabela, dekorasyon, mobilya, ilanı kartvizit vs. basılı tanıtım malzemeleri ile ilgili her türlü malzemelerin kullanımının sona erdirilmesini, söz konusu malzemelerin masrafı karşı taraftan alınmak suretiyle toplayarak imha edilmesini, davalının mali durumlarının bilirkişi marifetiyle incelenmek suretiyle çıkacak hesaba göre; davalıdan 1.000 TL maddi tazminata ihtarın tebliğ tarihinden itibaren işleyecek temerrüt faiziyle birlikte mahkum edilmesini, haklı davalarının kabulünü masrafın davalılardan alınmasını, suretiyle söz konusu mahkeme ilamının yurt çapında yayın yapan tirajı yüksek bir gazetede ilanını, yargılama giderlerinin ve avukatlık ücretinin davalılar üzerinde bırakılmasını, talep ve dava etmiştir.
Davalı vekilinin cevap ve karşı dava dilekçesinde özetle: müvekkillerinin ilk olarak "..." adı altına2016 yılında kurulduğunu, akabinde ise 20.08.2019 tarihinde de şirketleşerek ... ticari ismi ile yazılım ve bilişim faaliyetlerine devam ettiğini, müvekkillerinin müşteri çevresinde de yaklaşık 8 yıldır "..." olarak tanınırlığı ve bilinirliği bulunduğunu, davacı tarafından dava dilekçesinde adlarına tescilli ... saydı “...” isimli markaları bulunduğunu, söz konusu markaya müvekkilerinin sözde tecavüz edildiği gerekçesiyle işbu dava ikame edildiğini, davacının söz konusu davası aşağıda belirtmiş oldukları ve tespit edilecek sair tüm nedenlerden dolayı reddini, başvuru tarihinden önce müvekkillerinin “..." markasını yıllardır kullandığını, davacının tescilinin hükümsüz olduğunu, bilindiği üzere Dünya çapında dahi bilinen veya kamuya sunulan marka Türkiye'de yeni kabul edilmediği gibi gerçek hak sahibinin adına tescil edilen kişi olduğunu da göstermediğini, böyle bir marka tescil belgesi alınmışsa olsa dahi aynı kuralın geçerli olduğunu, bu durumda da tescil belgesinin/markanın hükümsüzlüğü her zaman istenebileceğini, bir markanın hukuken korunabilir nitelikte olabilmesinin bir diğer kriteri de ayırt edici niteliklere sahip olması gerektiğini, bilinenlerle kıyaslandığında yeni ve ayırt edici nitelikte bir marka olmadığı kabul edilebildiğini, bu nitelikleri haiz olmayan işaretin marka olabilmesi de mümkün olmadığını, davacı taraf dava dilekçesinde her ne kadar müvekkillerince "..." markasının kullanıldığını, müvekkillerinin bu durumundan haksız menfaat elde ettiğini iddia etmiş ise de bir an için müvekkillerinin kullanılan bağımsız nitelikteki "...” markası yukarıda izah edildiği üzere müvekkilllerinin davacıdan çok daha öncesine dayanacak şekilde yıllardır kullanılmakta olduğunu, davacının iddia ettiği gibi haksız bir menfaat elde etmek için değil kendi hakkı olan markasını gerçek hak sahibi olarak kullanmakta olduğun, müvekkillerinin kendi hakkı olan markasını kullandığını, yazılım sektöründe olup, sözde "..." markası ile tanınırlığı bulunan davacının bu konuda bir internet sitesinin dahi bulunmaması ne denli gerçek dışı beyanlar ile haksız ve hukuka aykırı olarak adlarına yapılan tescilden menfaat elde etmeye çalışıldığını gösterdiğini, oysa müvekkillerinin ... domain adresi dahi 06.01.1017 tarihinde satın aldığını, 2016 ve 2017 yıllarında "..." markasını tanzim etmiş olduğunu, faturalarında dahi kullanıldığını, bu nedenle de davacının haksız kullanım iddiaları tamamen yersiz ve geçersiz olduğunu, davacı tarafın yukarıda izah ettikleri ve ayrıntılı olarak belirtildiği gibi haksız ve hukuka aykırı olarak hakkı olmayandan hakkın kötüye kullanılması ile kötü niyetli davranıp menfaat elde etmeye çalıştığını, müvekkilerine ait olmayan ... internet sitesinin erişiminin engellenmesi talebinde bulunduğunu, oysa söz konusu site müvekkillerinin uzaktan yakından ilgisi bulunmayan bir site olduğunu, dolayısıyla bu durumda dahi davacının davasında haksız ve kötü niyetli olduğunu, tescil bu yönüyle kötü niyetli olduğundan davacının davasının reddini, davacının haksız ve mesnetsiz talepler içeren davasının reddini, karşı davanın kabulünü, davacının ...tarih ve ... sayılı tescilinin hükümsüzlüğünü, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı/karşı dava1i üzerinde bırakılmasını talep etmiştir.
Davacı-Karşı Davalı vekilinin cevaba cevap dilekçesinde özetle; davanın kabulü ile davalının müvekkilerine ait ... tescilli markasına tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti ile markalara tecavüzün ve haksız rekabetin ref’ini ve men’ini, davalının bundan böyle müvekkilerine ait söz konusu ... markasını veya markayı anımsatacak/iltibas oluşturacak herhangi bir ibare taşıyan ürünleri kullanmamasını ve satmamasını ... markasını tanıtma vasıtası içeren tabela, dekorasyon, mobilya, ilanı kartvizit vs. basılı tanıtım malzemeleri ile ilgili her türlü malzemelerin kullanımının sona erdirilmesini, söz konusu malzemelerin masrafı karşı taraftan alınmak suretiyle toplayarak imha edilmesini, davalının mali durumlarının bilirkişi marifetiyle incelenmek suretiyle çıkacak hesaba göre; davalıdan 1.000 TL maddi tazminata ihtarın tebliğ tarihinden itibaren işleyecek temerrüt faiziyle birlikte mahkum edilmesini, -davalı- karşı davacının ... isimli şirket unvanının ticaret sicilden terkini ve sobesoft.com.tr isimli web adresinin iptalini, davanın kabulünü, masrafın davalılardan alınması suretiyle söz konusu mahkeme ilamının yurt çapında yayın yapan tirajı yüksek bir gazetede ilanın, davalı- karşı davacı tarafından ikame edilen davanın reddini, Yargılama giderlerinin ve avukatlık ücretinin davalılar üzerinde bırakılmasını talep etmiştir.
Davalı-Karşı Davacı vekilinin ikinci cevap dilekçesinde özetle; davacının haksız ve mesnetsiz talepler içeren davasının reddini, karşı davalarının kabulünü, davacının ... tarih ve ... sayılı tescilinin hükümsüzlüğünü, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı/karşı davalı üzerinde bırakılmasını talep etmiştir.
Mahkememize sunulan 11.03.2024 tarihli bilirkişi raporunda özetle; bilişim yönünden yapılan inceleme sonucunda; davacı – karşı davalının ... ve ... adresli internet sitesi incelemesi, davacının – karşı davalının ... adresli internet sitesinin “...” adresine yönlendirilmiş olduğunu, davacının – karşı davalının ... adresli internet sitesinin “...” adresine yönlendirilmiş olduğunu, internet sitesinin davacı – karşı davalıya ait olduğunu, yukarıda yönlendirme yapılmış olduğu görülen internet sitesi olan ... adresinde “...” ibaresinin “...” sayfasında yer aldığını, ... üstünden yapılan incelemelerde davacı – karşı davalının “...”ibaresini kullanmakta olduğu dair en eski arşiv kaydının 19.06.2004 olduğunu, ... alan adı kaydını yapan kişi ve yönetici bilgisinin ...A. Ş. olduğunu, alan adının 25.06.2003 tarihinde kayıt ettirildiğini, ve 24.06.2024 tarihine kadar kayıtlı olduğunu, o internet sitesinin alan adı kaydının ve hosting (yer sağlayıcısın) ...A. Ş. olduğunu, ... alan adı kaydını yapan kişi ve yönetici bilgisinin ... A. Ş, olduğunu, alan adının 24.06.2020 tarihinde kayıt ettirildiği ve 23.06.2024 tarihine kadar kayıtlı olduğunu, o internet sitesinin alan adı kaydının ve hosting (yer sağlayıcısın) ... A. Ş. Olduğunu, davalı – karşı davacının...adresli internet sitesi incelemesi: davalı – karşı davacının adresli internet sitesinde “ ” ibaresinin kullanıldığını, incelenen internet sitesinin internet hizmetleri üstüne olduğunu, ... alan adı kaydını yapan kişi ve yönetici bilgisinin ... ve ortağı ... olduğunu, alan adının 06.01.2017 tarihinde kayıt ettirildiği ve 05.01.2029 tarihine kadar kayıtlı olduğunu, o internet sitesinin alan adı kaydının ... Tic. A. Ş. kullanılarak yapıldığı ve hosting (yer sağlayıcısın) ...Şirketi olduğunu , davacı – karşı davalının dava dilekçesinde belirttiği ... adresli internet sitesi incelemesi, incelenen internet sitesinde “ ” ibaresinin kullanıldığını,“company” sayfasında, incelenen internet sitesinin yazılım ve yazılım geliştirme hizmetleri üstüne olduğunu, ... alan adı kaydını yapan kişi ve yönetici bilgisinin ...Tic. A. Ş. olduğunu, alan adının 18.08.2020 tarihinde kayıt ettirildiği ve 17.08.2025 tarihine kadar kayıtlı olduğunu, o internet sitesinin alan adı kaydının ... a. ş. kullanılarak yapıldığı ve hosting (yer sağlayıcısın) ...a. ş. olduğu tespit edildiğini, marka yönünden yapılan inceleme sonucunda, davacı/karşı davalının tescilli markaları yönünden SMK kapsamında marka hakkına tecavüz koşullarının oluştuğunu, karşı dava yönünden davacı/karşı davalının tescilli markaları yönünden hükümsüzlük koşullarının oluşmadığı,. haksız rekabet yönünden yapılan inceleme sonucunda, davacı/karşı davalının tescilli markaları yönünden TTK 55/1-a-4 hükmüne göre haksız rekabet koşullarının oluştuğu sonucuna varıldığına dair görüş ve kanaatlerini bildirdikleri anlaşılmıştır.
Mahkememize sunulan 31/05/2024 tarihli bilirkişi raporunda özetle;asıl dava yönünden, SMK 151/2-c kapsamında 71.926 TL tazminat hesap edilebileceğini, bilişim ve mali incelemeler sonucunda davacı/karşı davalının davaya konu ... ibareli markaları tescilli olduğu ... sınıfta ciddi biçimde kullandığına dair görüş ve kanaatlerini bildirdikleri anlaşılmıştır.
KANAAT VE GEREKÇE
Asıl davanın marka hakkının hukuka aykırı kullanımına dayalı marka hakkına tecavüzün tespiti durdurulması ve men'i ile maddi zararın tazmini talebine ilişkin olduğu; karşı davanın ise davacının dayanak markasının hükümsüzlüğüne ilişkin olduğu anlaşılmıştır.
Karşı dava yönünden yapılan inceleme;
Marka Hükümsüzlüğü Yönünden Yapılan Değerlendirme
6769 sayılı SMK'nun 25.maddesinde "(1) 5 inci veya 6 ncı maddede sayılan hâllerden birinin mevcut olması hâlinde mahkeme tarafından markanın hükümsüzlüğüne karar verilir.(2) Menfaati olanlar, Cumhuriyet savcıları veya ilgili kamu kurum ve kuruluşları markanın hükümsüzlüğünü mahkemeden isteyebilir.(3) Marka hükümsüzlük davası, dava tarihinde sicilde marka sahibi olarak kayıtlı kişilere veya hukuki haleflerine karşı açılır. Markanın hükümsüzlüğü davalarında Kurum taraf gösterilmez.(4) Bir marka, 5 inci maddenin birinci fıkrasının (b), (c) ve (d) bentlerine aykırı olarak tescil edilmiş olup da kullanım sonucunda tescil edildiği mal veya hizmetler bakımından hükümsüzlük talebinden önce ayırt edici nitelik kazanmışsa hükümsüz kılınamaz.(5) Hükümsüzlük hâlleri, markanın tescil edildiği bir kısım mal veya hizmete ilişkin bulunuyorsa, sadece o mal veya hizmet yönünden kısmi hükümsüzlüğe karar verilir. Marka örneğini değiştirecek biçimde hükümsüzlük kararı verilemez.(6) Marka sahibi, sonraki tarihli bir markanın kullanıldığını bildiği veya bilmesi gerektiği hâlde bu duruma birbirini izleyen beş yıl boyunca sessiz kalmışsa, sonraki tarihli marka tescili kötüniyetli olmadıkça, markasını hükümsüzlük gerekçesi olarak ileri süremez.(7) 6 ncı maddenin birinci fıkrası uyarınca açılan hükümsüzlük davalarında 19 uncu maddenin ikinci fıkrası hükmü def’i olarak ileri sürülebilir. Bu durumda kullanıma ilişkin beş yıllık sürenin belirlenmesinde dava tarihi esas alınır. Hükümsüzlüğü istenen markanın başvuru veya rüçhan tarihinde, davacının markası en az beş yıldır tescilli ise davacı ayrıca, söz konusu başvuru veya rüçhan tarihinde 19 uncu maddenin ikinci fıkrasında belirtilen şartların yerine getirildiğini ispatlar."
6769 sayılı SMK'nun 6.maddesinde "(1) Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir.(2) Ticari vekil veya temsilcinin, marka sahibinin izni olmaksızın ve haklı bir sebebe dayanmaksızın markanın aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerinin kendi adına tescili için yaptığı başvuru, marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir.(3) Başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine, marka başvurusu reddedilir.(4) Paris Sözleşmesinin 1 inci mükerrer 6 ncı maddesi bağlamındaki tanınmış markalar ile aynı veya benzer nitelikteki marka başvuruları, aynı veya benzer mal veya hizmetler bakımından itiraz üzerine reddedilir.(5) Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir.(6) Tescil başvurusu yapılan markanın başkasına ait kişi ismini, ticaret unvanını, fotoğrafını, telif hakkını veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkını içermesi hâlinde hak sahibinin itirazı üzerine başvuru reddedilir. (7) Ortak markanın veya garanti markasının yenilenmeme sebebiyle koruma süresinin sona ermesinden itibaren üç yıl içinde yapılan, ortak marka veya garanti markasıyla aynı veya benzer olan ve aynı veya benzer mal veya hizmetleri içeren marka başvurusu, önceki hak sahibinin itirazı üzerine reddedilir.(8) Tescilli markanın yenilenmeme sebebiyle koruma süresinin sona ermesinden itibaren iki yıl içinde yapılan, bu markayla aynı veya benzer olan ve aynı veya benzer mal veya hizmetleri içeren marka başvurusu, önceki marka sahibinin itirazı üzerine bu iki yıllık süre içinde markanın kullanılmış olması şartıyla reddedilir.(9) Kötüniyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir." belirtilmiştir.
Davalı/karşı davacı ise davacı markalarının gerçek hak sahipliği ve kötü niyet yönünden hükümsüzlüğünü talep etmektedir.
Gerçek Hak Sahipliğine Dayalı Hükümsüzlük Talebinin Değerlendirilmesi
Bilindiği üzere 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun 6/3 hükmüne göre, “Başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine, marka başvurusu reddedilir”.
Yine aynı kanunun 6/6 hükmüne göre; “Tescil başvurusu yapılan markanın başkasına ait kişi ismini, ticaret unvanını, fotoğrafını, telif hakkını veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkını içermesi hâlinde hak sahibinin itirazı üzerine başvuru reddedilir”.
Sınai Mülkiyet Kanunun 25/1 inci maddesine göre Sınai Mülkiyet Kanununun 6 ıncı maddesinde belirtilen hallerde markanın hükümsüzlüğü mahkemeden talep edilebilir. Bir marka üzerindeki öncelik hakkı, o markayı ihdas ve istismal eden ve piyasada maruf hale getiren gerçek hak sahibine aittir. Markayı tescil ettirmeden piyasada ilk kez kullanan ve maruf hale getiren kişi, gerçek hak sahipliğine dayalı olarak hükümsüzlük davası da açabilir.
6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu hükümleri uyarınca, markanın sahibine sağladığı haklar tescil ile oluşur ve üçüncü kişilere karşı tescilin yayını tarihinden itibaren hüküm ifade eder. Önce tescil ettiren kişi, o işaret üzerinde marka ile ilgili mal ve hizmetler için inhisar ve daha sonra başkasının marka olarak tescil ettirmesini men etme hakkını kazanır. Öncelik ilkesi şöyle ifade edilebilir: daha önce tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir işaret yada ondan ayırt edilemeyecek kadar onunla ayniyet içinde bulunan bir işaret ,aynı mal veya hizmetler yahut aynı türdeki mal ve hizmetler için bir kere daha başkası tarafından marka olarak tescil edilemez; önce yapılan tescil sonrakileri önler.
Marka tescil başvurusu ile idari nitelikte bir inceleme süreci harekete geçer ve başvuru ile marka hukuku anlamında öncelik hakkı elde edilir . Bu hak, başkasının aynı işareti aynı mal ve hizmet için marka olarak tescil ettirmesine engel olduğu gibi, başvuru sahibine, mirasla geçen, kabili devir, haciz, rehin ve lisans konusu yapılabilen tescili hedefleyen bir bekleme hukuki durumu sağlar . Bu bekleme hukuki durumundan doğan hak, marka tescil işlemlerinin takibi, gereğinde itiraz, yanlışlıkların düzeltilmesi, başvurunun geri çekilmesi haklarını kapsar, ancak başvuru sahibine işareti marka olarak kullanma ve marka olarak korumak hakkı vermez, başvurusu yapılmış marka haksız rekabet hükümlerine göre korunur .
Önceye dayalı hak sahibi olan kişi, markanın tesciline itiraz etmemiş ve yapılan tescil aleyhine hükümsüzlük davası açmamış olsa bile, tescilli marka hakkı sahibi, bu işareti önceden beri marka veya sair bir tanıtma işareti olarak kullanan kişiyi, bu tanıtma işaretini önceki kapsamı ile kullanmaktan men edemez. Diğer bir deyişle; tescilli marka sahibi daha sonra bu öncelik hakkı bulunan kişiye karşı dava açarak onu bu işareti kullanmaktan men edemez. Başka bir deyişle önceye dayalı hak sahibi olan kişi, markanın tesciline itiraz etmemiş ve yapılan tescil aleyhine hükümsüzlük davası açmamış olsa bile, tescilli marka hakkı sahibi, bu işareti önceden beri marka veya sair bir tanıtma işareti olarak kullanan kişiyi, bu tanıtma işaretini önceki kapsamı ile kullanmaktan men edemez. Diğer bir deyişle; tescilli marka sahibi daha sonra bu öncelik hakkı bulunan kişiye karşı dava açarak onu bu işareti kullanmaktan men edemez .
Somut olaya dönüldüğünde; bilişim incelemesi ve TPMK nezdinde tesciller incelendiğinde davacı/karşı davalının ... ibareli marka kullanımının web arşive göre de 2004 yılına dayandığı, davalı/karşı davacının ise en erken ticari alanda kullanımının 2016-2017 yılı olduğu bu kapsamda davalı/karşı davacının ... ibaresi üzerinde gerçek hak sahipliği bulunmadığı anlaşılmaktadır.
SMK 6/9 Yönünden Değerlendirme
Bilindiği üzere, kötü niyetli marka başvurusu, hak sahibi olmadığını bilmesine rağmen dürüstlük kuralına aykırı şekilde tescil için yapılan başvurudur.
Yargıtay HGK ... E. ve ...K. sayılı kararında kötü niyeti belirlemek için bilme ve bilmesi gerektiği unsurlarını vurgulamak amacıyla “…davalının tekstil alanında faaliyet gösteren bir kişi olduğu, basiretli bir tacir gibi davranması gerektiği, kullanacağı işaretin bir başkasına ait olup olmadığını araştırmakla yükümlü olduğu..” şeklinde bir ilke ortaya koymuştur.
Kötüniyetli marka başvurusunda TTK nın 18/3 hükmü anlamında basiretli tacir gibi davranma yükümlülüğüne aykırı davranılıp davranılmadığı da göz önüne alınmalıdır. Doktrinde de isabetli olarak belirtildiği üzere; kötü niyetin geniş yorumlanması ve gerçekte kullanmayıp, yedekleme veya marka ticareti yapmak amacına veya şantaja yönelik markaların kötü niyetli marka başvuru olarak kabul edilmesi gerekir . Bu çerçevede tanınmış bir markanın TPMK’da tescil edilmemesini fırsat bilip Türkiye’de tescil ettirme, ticari ilişki içerisinde bulunulan şirketin ticaret unvanını bu şirketten habersiz biçimde marka olarak tescil ettirme , yabancı bir markanın ileride Türkiye’ye geleceğini düşünerek yabancı markayı Türkiye’de tescil ettirmek somut olaya göre kötüniyetli tescil sayılabilecektir.
Dosya kapsamında davalının davaya konu markasını kötüniyetli olarak tescil ettirdiğine ilişkin herhangi bir delile rastlanmadığından ispat yükü davacıya ait olacağı gerekçesi ile kötü niyet koşullarının somut olayda gerçekleşmediği kanaatine varılmıştır.
Asıl dava yönünden yapılan inceleme;
Davacı karşı davalı ... markasından doğan haklarına tecavüz teşkil edildiği yönünde iddiaları bulunmaktadır. Davacı Karşı davalıya ait TPMK nezdinde ... Sınıfta tescilli ... ibareli ... ve ... tescil numaralı markalarının bulunduğu anlaşılmıştır.
Marka Tecavüzü ve Haksız Rekabet Yönünden Yapılan Değerlendirme
Marka hakkına tecavüz sayılan fiiller SMK'nın 29/1 maddesinde sayılmış olup, madde içeriği aynen şöyledir:
“Aşağıdaki fiiller marka hakkına tecavüz sayılır:
a) Marka sahibinin izni olmaksızın, markayı 7 nci maddede belirtilen biçimlerde kullanmak.
b) Marka sahibinin izni olmaksızın, markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markayı taklit etmek.
c) Markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markanın taklit edildiğini bildiği veya bilmesi gerektiği hâlde tecavüz yoluyla kullanılan markayı taşıyan ürünleri satmak, dağıtmak, başka bir şekilde ticaret alanına çıkarmak, ithal işlemine tabi tutmak, ihraç etmek, ticari amaçla elde bulundurmak veya bu ürüne dair sözleşme yapmak için öneride bulunmak.
ç) Marka sahibi tarafından lisans yoluyla verilmiş hakları izinsiz genişletmek veya bu hakları üçüncü kişilere devretmek”
SMK 7/1-2 maddesi de aynen şöyledir.“Bu Kanunla sağlanan marka koruması tescil yoluyla elde edilir.
Marka tescilinden doğan haklar münhasıran marka sahibine aittir. Marka sahibinin, izinsiz olarak yapılması hâlinde, aşağıda belirtilen fiillerin önlenmesini talep etme hakkı vardır:
a) Tescilli marka ile aynı olan herhangi bir işaretin, tescil kapsamına giren mal veya hizmetlerde kullanılması.
b) Tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve tescilli markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer mal veya hizmetleri kapsayan ve bu nedenle halk tarafından tescilli marka ile ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali bulunan herhangi bir işaretin kullanılması.
c) Aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde olmasına bakılmaksızın, tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve Türkiye'de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle markanın itibarından haksız bir yarar elde edecek veya itibarına zarar verecek veya ayırt edici karakterini zedeleyecek nitelikteki herhangi bir işaretin haklı bir sebep olmaksızın kullanılması.”
Kavram olarak "marka" bir teşebbüsün mal veya hizmetlerini bir başka teşebbüsün mal veya hizmetlerinden ayırt etmeyi sağlayan işaretlerdir. Marka'nın bir işaret olması yanında "ayırdedicilik" vasfı da taşıması gerekir (Yasaman/Yusufoğlu, Marka Hukuku, İstanbul 2004, s.15 vd.; Kaya, A.: Marka Hukuku, İstanbul 2006, s.32 vd.). Markanın ayırdedicilik niteliği taşıyan, özgün ve karakteristik kısmı asli (esaslı) unsuru olarak kabul edilirken, bu niteliği taşımayan ve herkesçe kullanılabilen unsurlarına tamamlayıcı unsur denilmektedir.
Başkasının hak sahibi olduğu bir markanın aynen kullanılması iktibas suretiyle marka hakkına tecavüz sayılır. Karıştırılma (iltibas) suretiyle marka hakkına tecavüz ise başkasının hak sahibi olduğu bir markanın alıcıların karıştırmalarına neden olacak surette benzerinin kullanılmasıyla vücut bulur.
Karıştırılma ihtimali, klasik ve geniş anlamda olmak üzere iki şekilde tanımlanmaktadır. Klasik anlamda karıştırılma ihtimali, bir mal veya hizmetin alıcısı durumunda bulunan kimselerin almayı düşündüğü, bildiği veya duyduğu bir mal veya hizmeti aldığı düşüncesiyle, başka bir işletmenin aynı veya benzer malını veya hizmetini alma ihtimali (tehlikesi) ile karşı karşıya olması anlamına gelmektedir. Geniş anlamda karıştırılma ihtimali ise, markalar arasında herhangi bir şekilde bağlantı kurulması tehlikesini de içerir. Karıştırılma ihtimali kavramı zaman içerisinde, mahkeme kararları doğrultusunda, markalar arasında bağlantı olduğu ihtimalini de içerecek şekilde yorumlanarak genişletilmiştir.
Başka bir anlatımla karıştırılma (iltibas) iki ayrı marka karşısında bulunan kişilerin, bu markaların benzerliği sebebiyle, sunulan mal veya hizmetlerin aynı işletmeye veya ekonomik olarak bağlantı içerisinde bulunan işletmelere ait olduğunu düşünmeleri veya düşünme ihtimalleridir (Bozbel, S.: Fikri Mülkiyet Hukuku, İstanbul 2015, s. 408- 409).
Bu husus araştırılırken önce markalar arasında, daha sonra mal veya hizmetler arasında ayniyet veya benzerlik olup olmadığına bakılmalı ve benzerliğin saptanmasında markaların bütün olarak bıraktıkları genel izlenim dikkate alınmalıdır (Teoman, : Yaşayan Ticaret Hukuku, C.1, Hukuki Mütalaalar, İstanbul 1992, s.34, 120 vd. - naklen: Cengiz, D.: Türk Hukukunda İktibas veya İltibas Suretiyle Marka Hakkına Tecavüz, İstanbul 1995, s.7,)
Benzerlik göreceli bir kavramdır. Tecavüzü oluşturan, alıcıların benzer markaları karıştırmaları ihtimalidir. Marka hakkının ihlalinden söz edebilmek için, iltibas tehlikesi gerekli ve yeterlidir (HGK'nın 09.03.2016 gün, ... E.-...K. sayılı kararı). Bu ihtimalin değerlendirilmesinde kıstas; bu işin ilgilisi veya uzmanı kimselerin değil, tüketicilerin algısı ve bakış açısıdır. Eğer tüketici konumundaki halk bu iki işaret arasında şekil, ses, anlam, genel görünüm, çağrışım gibi herhangi bir şekilde ve herhangi bir sebeple bağlantı kurabilecekse karıştırılma ihtimalinin varlığından söz edilebilir. Öğretide markalar arasında birçok noktada fark bulunduğu tespit edilse bile “umumi intiba” karıştırılabileceği yönünde ise iki işaret arasında karıştırma ihtimalinin bulunduğu kabul edilmektedir (Tekinalp, Ü.: Fikri Mülkiyet Hukuku, 5.b., İstanbul 2012, s.443)
Davacının tescilli markalarının ... Sınıfta (Bilgisayar programcılığı hizmetleri, bilgisayar yazılımlarının tasarımı hizmetleri, bilgisayar yazılımlarının bakımı hizmetleri, bilgisayar yazılımlarının güncelleştirilmesi hizmetleri, bilgisayar donanımları alanlarında danışmanlık hizmetleri, bilgisayar veri tabanı oluşturma hizmetleri, bilgisayar verilerinin kurtarılması hizmetleri, bilgisayar verilerinin düzeltilmesi hizmetleri, bilgisayar sistem analizi hizmetleri, bilgisayar danışmanlık hizmetleri, bilgisayar kiralanması hizmetleri, bilgisayar yazılımlarının kiralanması hizmetleri, bilgisayar programlarının çoğaltılması hizmetleri, bilgisayar yazılımlarının tesisi hizmetleri.) olduğu, asıl davalının kullanımlarının e-ticaret ve web tasarım üzerine olduğu bu kapsamda benzer hizmetleri kapsadıkları, asıl davacının markalarındaki esaslı unsurun ... ibaresi olduğu şekil içerdiği davalı markasının da aynı şekilde esaslı unsurunun ... ibaresi olduğu ... kısaltması yazılım) gibi ibarelerin verilen hizmete yönelik olmakla ayırt ediciliğin düşük olduğu ve siyah arka plan üstün beyaz ile yazılı olup şekil içerdiği, davalı Karşı davacı savunmasında davacı/karşı davalının markasının kullanmadığını iddia etmekte ise de bu hususta açılmış, SMK m.9 hukuki sebebine dayalı bir dava sebebine dayanılarak açılmış davanın da bulunmadığı, dikkate alınarak asıl davanın kabulüne dair karar vermek gerekmiştir.
Ön inceleme duruşmasında asıl dava yönünden asıl davacı vekilinin talep ettiği tazminat miktarını 6769 sayılı Sinai Mülkiyet Kanunun m.151 uyarınca tazminat talebi için hangi seçenek hakkını kullandığı hususunda bir hafta içinde beyanda bulunması için asıl davacı vekiline verilen sürede, asıl davacı vekili 11.03.2024 tarihli bilirkişi raporuna istinaden dosyanın 6769 Sayılı Kanun madde 151/2-c bendi gereğince tazminat hesaplaması açısından yeniden bilirkişiye sevkine kararı verilmesini talep ettiği; 6769 sayılı kanun madde 151/2- c bendi gereği '' Sınai mülkiyet hakkına tecavüz edilen bu hakkı bir lisans sözleşmesi ile hukuka uygun şekilde kullanmış olması halinde ödemesi gereken lisans bedeli"ne karşılık geldiği, bilirkişilerce 2019 – 2022 yılları arası ciro üzerinden SMK 151/2-c kapsamında hesap edilebilen tazminat bedeli 71.926 TL hesap edildiği, davanın kısmi dava olarak açıldığı 25/09/2024 tarihli dilekçesi ile talebin ıslah edildiği dikkate alınarak asıl davanın kabulü ile, davalının eylemlerinin davacıya ait TPMK nezdinde tescilli... ve ... tescil numaralı markalarına tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti ile; markalara tecavüzün ve haksız rekabetin ref’ine ve men’ine; davacıya ait TPMK nezdinde tescilli ... ve ...tescil numaralı markaların davalı yanca kullanılmaması ve satılmamasına, davacıya ait markaları tanıtma vasıtası içeren tabela, dekorasyon, mobilya, ilanı kartvizit vs. basılı tanıtım malzemeleri ile ilgili her türlü malzemelerin kullanımının sona erdirilmesi, masrafın davalıya ait olmak üzere el konulmasına ve karar kesinleştiğinde imhasına, 71.926,00 TL maddi tazminatın dava dilekçesinde delil olarak dayanılan ... 25.Noterliğinin ... yevmiye numaralı ihtarın tebliğ tarihi olan... tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, dair aşağıdaki şekilde hüküm tesisi yoluna gidilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere ;
1-Asıl davanın KABULÜ İLE, davalının eylemlerinin davacıya ait TPMK nezdinde tescilli ... ve ... tescil numaralı markalarına tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti ile; markalara tecavüzün ve haksız rekabetin ref’ine ve men’ine; davacıya ait TPMK nezdinde tescilli ... ve ... tescil numaralı markaların davalı yanca kullanılmaması ve satılmamasına, davacıya ait markaları tanıtma vasıtası içeren tabela, dekorasyon, mobilya, ilanı kartvizit vs. basılı tanıtım malzemeleri ile ilgili her türlü malzemelerin kullanımının sona erdirilmesi, masrafın davalıya ait olmak üzere el konulmasına ve karar kesinleştiğinde imhasına,
71.926,00 TL maddi tazminatın dava dilekçesinde delil olarak dayanılan ... 25.Noterliğinin ... yevmiye numaralı ihtarın tebliğ tarihi olan ... tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
2-Karşı davanın REDDİNE,
3-Asıl dava yönünden karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi uyarınca hesap olunan 4.914,00 TL karar harcından peşin ve ıslah ile yatırılan toplam 1.429,90 TL'nin mahsubu ile kalan 3.484,10-TL bakiye karar harcının davalı- karşı davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
4-Asıl dava yönünden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca kabul edilen markalara tecavüzün ve haksız rekabetin talebi yönünden davacı yararına hesap olunan 40.000,00-TL vekalet ücretinin davalı- karşı davacıdan alınarak kendisini vekille temsil ettiren davacıya verilmesine,
5-Asıl dava yönünden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca kabul edilen maddi tazminat miktarı yönünden davacı yararına hesap olunan 40.000,00-TL vekalet ücretinin davalı- karşı davacıdan alınarak kendisini vekille temsil ettiren davacıya verilmesine,
6-Asıl dava yönünden davacı tarafından yapılan: 13.500,00 TL bilirkişi ücreti, 235,00 TL posta gideri ve peşin+başvuru+ıslah harçları 1.609,80 TL olmak üzere toplam 15.344,80-TL yargılama giderinin davalı- karşı davacıdan alınarak davacıya verilmesine,
7-Karşı dava yönünden karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi uyarınca hesap olunan 427,60 TL karar harcından peşin yatırılan 179,90 TL'nin mahsubu ile kalan 247,70 TL bakiye karar harcının davalı- karşı davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
8-Karşı dava yönünden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca davacı yararına hesap olunan 40.000,00-TL vekalet ücretinin asıl davalı-karşı davacıdan alınarak kendisini vekille temsil ettiren asıl davacı-karşı davalıya verilmesine,
9-Karşı dava yönünden davalı-karşı davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
10-Yatırılan gider avanslarından kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine,
Dair davacı vekili ve davalı vekilinin yüzüne karşı, (HMK 345/1 md. gereğince) gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Mahkememize veya başka bir yer mahkemesine dilekçe ile başvurmak ve istinaf harcı ile gerekli giderlerin tamamı ödenmek suretiyle, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı. 22/10/2024
Katip ...
¸
Hakim ...
¸