T.C.
İSTANBUL
4. FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/177
KARAR NO : 2024/193
DAVA : Marka (Tecavüzün Ref'i İstemli)
DAVA TARİHİ : 06/10/2023
KARAR TARİHİ : 22/10/2024
Mahkememizde görülmekte bulunan Marka (Tecavüzün Ref'i İstemli) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; davacının ticari faaliyetleri sırasında gerçekleştirdiği olağan denetimleri sırasında “...” ve “... ” markalarının davacının marka tescillerinden doğan hakları ihlal edilerek, karşı yan tarafından izinsiz ve hukuka aykırı olacak biçimde davalı yana ait ... internet sitesi içeriğinde kullanıldığının fark edildiğini, davacının “...”, “... ” ve “... ” ibaresi üzerinde önceye dayalı hakkı da bulunduğunu, karşı taraf “...”, “... ” ve “... ” ibarelerini internet sitesinde müvekkile ait “...” markası ve henüz başvurusu yapılmış olan “... ” markası ile iltibas yaratacak şekilde kullanmaya başladığını, davalının davacı ile hiçbir ortaklığı ya da ilgisi bulunmadığını, ayrıca karşı tarafın söz konusu alan adına ilişkin meşru bir menfaati olmadığı gibi davacı adına tescil edilmiş “...” ve “... ” markalarının kullanımına ilişkin davacı tarafından verilen bir izin ya da lisans da mevcut olmadığını, davalının bu haksız eylemi 6769 sayılı SMK’nun 7. maddesi uyarınca müvekkilin marka hakkına tecavüz teşkil ettiğini, öncelikle davacının marka hakkına yönelik ihlalin önlenmesini, durdurulmasını ve kaldırılmasını temin etmek 6100 sayılı HMK madde 389 vd. maddeleri ve 6769 sayılı SMK madde 159 uyarınca, ihtiyati tedbir olarak; marka hakkına tecavüz ve teşkil eden ... adresli web sitesine erişimin engellenmesini, ... adresli web sitesi üzerinden müvekkilerine ait tescilli “...” ve “... ” markalarının web sitesi içerisinde haksız bir şekilde kullanılarak davalı tarafından davacının marka hakkının ihlal edildiğini, davalı eylemlerinin 6100 sayılı HMK’nın 106. maddesi ve 6769 sayılı SMK'nın 149/1-a uyarınca davacı marka hakkına tecavüz teşkil ettiğinin tespitini, SMK'nın 7. maddesi ve 149/1-b-c-ç maddesi uyarınca davacının marka hakkına ihlal oluşturan davalı eylemlerinin önlenmesini ve durdurulmasını ve müvekkilerine ait tescilli markaların ilgili web sitesi içeriklerinden kaldırılmasını, talep ve dava etmiştir.
Davalı vekilinin cevap dilekçesinde özetle ; müvekkillerinin web sitesi olan ''...'' adresinin şirket unvanına uygun şekilde kullanılmadığını, işbu sebep ile web sitesinin alan adına ilişkin bir hak ihliali söz konusu olmadığını, diğer taraftan davacı taraf dava dilekçesindeki ''Müvekkilin “...”, “... ” ve “... ” ibaresi üzerinde önceye dayalı hakkı da bulunmaktadır. Karşı taraf “...”, “... ” ve “... ” ibarelerini internet sitesinde müvekkile ait “...” markası ve henüz başvurusu yapılmış olan “... ” markası ile iltibas yaratacak şekilde kullanmaya başlamıştır.'' iddiası gerçeği yansıtmadığını, söz konusu web sayfasında ''...'' şeklinde marka iltibasına sebebiyet verecek bir durum ortada bulunmadığını, şöyle ki, söz konusu web sitesindeki şirket logosu ve logo yazı fontunun davacı şirketin logo ve logo yazı fontu ile en ufak bir benzerliği bulunmadığını, davacı şirketin logosu ''...'' yazısı ve yazının arka planında bulunan dikdörtgen şeklinde ve iki ayrı parça ve farklı renklerde olacak şekilde düzenlenmişken, davalı şirketin logosunun, kar tanesi, ve güneşi simgeleyen tek parça dairesel logo ve farklı yazı fontunda olduğunu, ek olarak davalı şirketin logosunun yanında yazılı bulunan yazılar bir marka temsilinden çok davalı şirket tarafından yapılan faaliyet konularını, müşterilerin hızlıca anlaması amacıyla yazıldığını, söz konusu yazılardaki ''...'' şeklindeki ibarenin şirketin soğutma sistemleri ve ... alanında faaliyet gösterdiğini belirtmek amacı ile yazıldığını, davacı şirketin iddia ettiği şekilde ''...'' ve ''... '' markası ile iltibası söz konusu olmadığını, ürünün veya hizmetin özel bir müşteri kesimine hitap etmesi durumunda ise orta zekâlı ve orta seviyedeki bir alıcının durumu değil, ürünün hitap ettiği özel müşteri kitlesinin dikkate alınması gerektiğini, somut olayda davalı şirketin faaliyet gösterdiği alanda hitap ettiği müşteri kitlesi gerçek kişi tüketiciler değil aksine orta ve büyük ölçekli şirketler olduğunu, söz konusu soğutma ve güneş enerjisi projelerinin sözleşmeleri milyonlarca liralara ulaştığını, bu şirketlerin, davalı şirketin web sitesindeki '...'' ibaresinde ve tamamen farklı şirket logosunu görmüş olmasına rağmen, davacı şirket ile benzerlik kurma ve davacı şirket ile karıştırmaları söz konusu dahi olmadığını, haksız davanın reddine karar verilmesini, erişim engeli talebinin reddini, herhangi bir marka hakkına tecavüz edilmediğinin tespitini talep etmiştir.
Davacı vekilinin cevaba cevap dilekçesinde özetle; davacının marka hakkına yönelik ihlalin önlenmesini, durdurulmasını ve kaldırılmasını temin etmek 6100 sayılı HMK madde 389 vd. maddeleri ve 6769 sayılı SMK madde 159 uyarınca, ihtiyati tedbir olarak; marka hakkına tecavüz ve teşkil eden ... adresli web sitesine erişimin engellenmesini, ... adresli web sitesi üzerinden davacıya ait tescilli “...” ve “... ” markalarının web sitesi içerisinde haksız bir şekilde kullanılarak davalı tarafından davacının marka hakkının ihlal edildiğini, davalı eylemlerinin 6100 sayılı HMK’nın 106. maddesi ve 6769 sayılı SMK'nın 149/1-a uyarınca davacının marka hakkına tecavüz teşkil ettiğinin tespitini, SMK'nın 7. maddesi ve 149/1-b-c-ç maddesi uyarınca davacının marka hakkına ihlal oluşturan davalı eylemlerinin önlenmesini ve durdurulmasını ve davacıya ait tescilli markaların ilgili web sitesi içeriklerinden kaldırılmasını talep etmiştir.
Davalı vekilinin cevaba cevap dilekçesinde özetle; davanın reddini, ... web adresine erişim engeli talebinin reddine karar verilmesini, herhangi bir marka hakkına tecavüz edilmediğinin tespitine karar verilmesini, davacının iddia ettiği; davalı eylemlerinin önlenmesi, durdurulması, web sitesinden kaldırılmasına ilişkin talebinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkememize sunulan 13/05/2024 tarihli bilirkişi raporunda özetle; ... web sitesi anasayfasından alınan görüntüsüne aşağıda yer verilmiş olup, web sitesi anasayfasında “Hizmetler” bölümünde “...”, “...” ve “...” şeklinde 3 adet faaliyet alanı belirtildiğini, ... URL adresinin kaynak kodlarında “...”, “...” ibaresinin site başlık etiketi, meta tanım (description) etiket içeriğinde kullanıldığını, ...adresinde “...” başlıklı bölümde yer alam haberler incelendiğinde;• “…... …” “…... olarak, güneş enerjisinin geleceğe ışık tutacağına olan inancımızla…”• “…... olarak, çevre dostu ve sürdürülebilir enerji çözümleri sunarak,…”• “…, ...” şeklinde kullanımların yer aldığını, bu içeriklerin 11.08.2023 ve 06.09.2023 tarihlerinde girildiği kayıtlarına ulaşıldığını, ... alan adının ... üzerinden yapılan sorgulamada 19.04.2013 – 22.03.2024 tarihleri arasında kayıt edilmiş 130 adet arşivlenmiş sürümünün bulunduğunu, ... alan adlı web sitesi anasayfası ve ürünler bölümünde olmak üzere yapılan incelemelerde 2013-2024 tarihleri arasında “...” ve “... ” ibareli bir hizmet veya ürün tanıtımının yapıldığına ilişkin bir bulguya rastlanmadığını, ... alan adının yapılan Whois sorgusunda alan adının 04.10.2012 tarihinde tescil edildiğini, alan adının ...Şirketi isimli alan adı kayıt şirketi üzerinden tescil edilmiş olduğunu, alan adının kayıt ettiren (registrant) bilgilerinde ... şeklinde şirket unvanının bulunduğunu, dosya kapsamında yapılan incelemelerde ... alan adının davalı tarafından işletildiği anlaşıldığını, Yukarıda incelenen davalı kullanımlarının SMK mad.29 atfıyla SMK mad7/2c kapsamında davacının tescilli marka haklarına tecavüz koşullarını taşıdığına dair görüş ve kanaat bildirdiği görülmüştür.
KANAAT VE GEREKÇE
Uyuşmazlığın; davacıya ait tescilli “...” ve “... ” markalarının davalı tarafça haksız kullanıldığı iddiası ile marka hakkının ihlal edildiğinin tespiti talebi bu ihlalin önlenmesi ve durdurulmasına ilişkin davadan ibaret olduğu anlaşılmıştır.
Marka hakkına tecavüz sayılan fiiller SMK'nın 29/1 maddesinde sayılmış olup, madde içeriği aynen şöyledir:
“Aşağıdaki fiiller marka hakkına tecavüz sayılır:
a) Marka sahibinin izni olmaksızın, markayı 7 nci maddede belirtilen biçimlerde kullanmak.
b) Marka sahibinin izni olmaksızın, markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markayı taklit etmek.
c) Markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markanın taklit edildiğini bildiği veya bilmesi gerektiği hâlde tecavüz yoluyla kullanılan markayı taşıyan ürünleri satmak, dağıtmak, başka bir şekilde ticaret alanına çıkarmak, ithal işlemine tabi tutmak, ihraç etmek, ticari amaçla elde bulundurmak veya bu ürüne dair sözleşme yapmak için öneride bulunmak.
ç) Marka sahibi tarafından lisans yoluyla verilmiş hakları izinsiz genişletmek veya bu hakları üçüncü kişilere devretmek”
SMK 7/1-2 maddesi de aynen şöyledir.“Bu Kanunla sağlanan marka koruması tescil yoluyla elde edilir.
Marka tescilinden doğan haklar münhasıran marka sahibine aittir. Marka sahibinin, izinsiz olarak yapılması hâlinde, aşağıda belirtilen fiillerin önlenmesini talep etme hakkı vardır:
a) Tescilli marka ile aynı olan herhangi bir işaretin, tescil kapsamına giren mal veya hizmetlerde kullanılması.
b) Tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve tescilli markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer mal veya hizmetleri kapsayan ve bu nedenle halk tarafından tescilli marka ile ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali bulunan herhangi bir işaretin kullanılması.
c) Aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde olmasına bakılmaksızın, tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve Türkiye'de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle markanın itibarından haksız bir yarar elde edecek veya itibarına zarar verecek veya ayırt edici karakterini zedeleyecek nitelikteki herhangi bir işaretin haklı bir sebep olmaksızın kullanılması.”
Kavram olarak "marka" bir teşebbüsün mal veya hizmetlerini bir başka teşebbüsün mal veya hizmetlerinden ayırt etmeyi sağlayan işaretlerdir. Marka'nın bir işaret olması yanında "ayırdedicilik" vasfı da taşıması gerekir (Yasaman/Yusufoğlu, Marka Hukuku, İstanbul 2004, s.15 vd.; Kaya, A.: Marka Hukuku, İstanbul 2006, s.32 vd.). Markanın ayırdedicilik niteliği taşıyan, özgün ve karakteristik kısmı asli (esaslı) unsuru olarak kabul edilirken, bu niteliği taşımayan ve herkesçe kullanılabilen unsurlarına tamamlayıcı unsur denilmektedir.
Başkasının hak sahibi olduğu bir markanın aynen kullanılması iktibas suretiyle marka hakkına tecavüz sayılır. Karıştırılma (iltibas) suretiyle marka hakkına tecavüz ise başkasının hak sahibi olduğu bir markanın alıcıların karıştırmalarına neden olacak surette benzerinin kullanılmasıyla vücut bulur.
Karıştırılma ihtimali, klasik ve geniş anlamda olmak üzere iki şekilde tanımlanmaktadır. Klasik anlamda karıştırılma ihtimali, bir mal veya hizmetin alıcısı durumunda bulunan kimselerin almayı düşündüğü, bildiği veya duyduğu bir mal veya hizmeti aldığı düşüncesiyle, başka bir işletmenin aynı veya benzer malını veya hizmetini alma ihtimali (tehlikesi) ile karşı karşıya olması anlamına gelmektedir. Geniş anlamda karıştırılma ihtimali ise, markalar arasında herhangi bir şekilde bağlantı kurulması tehlikesini de içerir. Karıştırılma ihtimali kavramı zaman içerisinde, mahkeme kararları doğrultusunda, markalar arasında bağlantı olduğu ihtimalini de içerecek şekilde yorumlanarak genişletilmiştir.
Başka bir anlatımla karıştırılma (iltibas) iki ayrı marka karşısında bulunan kişilerin, bu markaların benzerliği sebebiyle, sunulan mal veya hizmetlerin aynı işletmeye veya ekonomik olarak bağlantı içerisinde bulunan işletmelere ait olduğunu düşünmeleri veya düşünme ihtimalleridir (Bozbel, S.: Fikri Mülkiyet Hukuku, İstanbul 2015, s. 408- 409).
Bu husus araştırılırken önce markalar arasında, daha sonra mal veya hizmetler arasında ayniyet veya benzerlik olup olmadığına bakılmalı ve benzerliğin saptanmasında markaların bütün olarak bıraktıkları genel izlenim dikkate alınmalıdır (Teoman, : Yaşayan Ticaret Hukuku, C.1, Hukuki Mütalaalar, İstanbul 1992, s.34, 120 vd. - naklen: Cengiz, D.: Türk Hukukunda İktibas veya İltibas Suretiyle Marka Hakkına Tecavüz, İstanbul 1995, s.7,)
Benzerlik göreceli bir kavramdır. Tecavüzü oluşturan, alıcıların benzer markaları karıştırmaları ihtimalidir. Marka hakkının ihlalinden söz edebilmek için, iltibas tehlikesi gerekli ve yeterlidir (HGK'nın 09.03.2016 gün, ...E.-... K. sayılı kararı). Bu ihtimalin değerlendirilmesinde kıstas; bu işin ilgilisi veya uzmanı kimselerin değil, tüketicilerin algısı ve bakış açısıdır. Eğer tüketici konumundaki halk bu iki işaret arasında şekil, ses, anlam, genel görünüm, çağrışım gibi herhangi bir şekilde ve herhangi bir sebeple bağlantı kurabilecekse karıştırılma ihtimalinin varlığından söz edilebilir. Öğretide markalar arasında birçok noktada fark bulunduğu tespit edilse bile “umumi intiba” karıştırılabileceği yönünde ise iki işaret arasında karıştırma ihtimalinin bulunduğu kabul edilmektedir (Tekinalp, Ü.: Fikri Mülkiyet Hukuku, 5.b., İstanbul 2012, s.443)
Somut olayda; davalının internet adresinde aksa ibaresi bulunduğu ancak soğutma ibaresinin eklendiği, kullanımlarda farklılık bulunup bulunmadığı ve öncelik iddiasına ilişkin taleplerin incelenmesi gerekmiştir. Dava dilekçesinde ... adresli web sitesi üzerinden davacıya ait tescilli “...” ve “... ” markalarının web sitesi içerisinde kullanıldığı belirtilmekle; bilişim uzmanı tarafından yapılan inceleme ile ... web sitesi anasayfasında “Hizmetler” bölümünde “...”, “...” ve “soğuk oda panelleri” şeklinde 3 adet faaliyet alanı belirtildiği, ... URL adresinin kaynak kodlarında “...”, “...” ibaresinin site başlık etiketi, meta tanım (description) etiket içeriğinde kullanıldığı tespit edilmiştir. Yine ... projelerimiz adresinde “Tamamlanan ...” başlıklı bölümde yer alam haberler incelendiğinde; “...”; “…... olarak, güneş enerjisinin geleceğe ışık tutacağına olan inancımızla…”; “…... olarak, çevre dostu ve sürdürülebilir enerji çözümleri sunarak,…”; “…, ...” şeklinde kullanımların yer aldığı görülmekle; davacı tescil markalarında esaslı unsurun ... olduğu, yanında ... ve ... gibi verilen hizmete yönelik yan unsurlar ile renk unsurları olduğu, davalının kullanımları da incelendiğinde esaslı vurgulanan unsurun davacı markası ile aynı şekilde aksa olduğu, kullanılan diğer ibarelerden isim, endüstriyel soğutma, soğutma ve ...sistemlerinin verilen hizmete yönelik olduğu gibi; davalının kullandığı yan unsurlardan ... ibaresinin de aynı olduğu, davacı markasının Türkiye’de enerji sektöründe ulaştığı tanınmışlık düzeyi göz önüne alındığında davalının kullanımlarının bütünsel açıdan yeterince farklılaşmadığı, bu tanınmışlık nedeniyle davalının markanın itibarından haksız bir yarar elde edecek veya itibarına zarar verecek veya ayırt edici karakterini zedeleyecek kullanımı dikkate alındığında, davalının internet adresinde de ... ibaresi bulunduğu “...” ve “... ” markalarının web sitesi içerisinde kullanıldığının bilişim uzmanı tarafından tespit edildiği, ancak ... ibaresinin eklenmesinin yeterli ayırt ediciliği sağlamadığı, SMK mad.29 atfıyla SMK m. 7/2-c kapsamında davacının tescilli marka haklarına tecavüz koşullarının oluştuğu, kanaati ile davanın kabulü yönünde aşağıdaki şekilde hüküm tesisi yoluna gidilmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda gerekçesi açıklandığı üzere,
1-Davanın KABULÜ İLE,
Davalı kullanımlarının davacıya ait TPMK nezdinde ... tescil numaralı "..." ve ... tescil numaralı "... " ibareli markalarına tecavüz teşkil ettiğinin tespitine, bu tecavüzün önlenmesine ve durdurulmasına, davacıya ait TPMK nezdinde ... tescil numaralı "..." ve ... tescil numaralı "... " ibareli marka kullanımlarının davalıya ait ... adresli web sitesi içeriğinden kaldırılmasına aksi halde ... web sitesine erişimin engellenmesine,
2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi uyarınca hesap olunan 427,60-TL karar harcından peşin yatırılan 269,85-TLharcın mahsubu ile kalan 157,75-TL bakiye karar harcının davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
3-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca kabul edilen davacı yararına hesap olunan 40.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak kendisini vekille temsil ettiren davacıya verilmesine,
4-Davacı tarafından yapılan 285,50-TL posta masrafı, 12.000,00-TL bilirkişi ücreti, 269,85-TL başvurma harcı, 269,85-TL peşin harç olmak üzere toplam 12.825,20-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-Davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
6-Yatırılan gider avanslarından kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine,
Dair davacı vekili ve davalı vekilinin yüzüne karşı, (HMK 345/1 md. gereğince) gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Mahkememize veya başka bir yer mahkemesine dilekçe ile başvurmak ve istinaf harcı ile gerekli giderlerin tamamı ödenmek suretiyle, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı. 22/10/2024
Katip
¸
Hakim
¸