T.C.
İSTANBUL
5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2025/521 Esas
KARAR NO : 2025/669
DAVA : Şirketin İhyası
DAVA TARİHİ : 21/07/2025
KARAR TARİHİ : 16/10/2025
Mahkememizde görülmekte olan Şirketin İhyası davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili 21/07/2025 tarihli dava dilekçesi ile, Müvekkili şirketin, Bankacılık Kanunu'nun 143. maddesi hükmü üzere kurulan bir ... Şirketi olduğunu, şirketin ... olduğunu, ... ile ... A.Ş düzenlenen 02.05.2005 tarihli Kredi Alacağı Temlik Sözleşmesi ile devir ve temlik aldığını, Müvekkilinin ...A.Ş ile ...A.Ş, Türk Ticaret Kanunu'nun 155. Maddesinin 1. Fıkrasının b bendi ve 156. Maddesi hükümleri ile Kurumlar Vergisi Kanunu'nun 19. Ve 20. Maddeleri uyarınca kolaylaştırılmış birleşme hükümlerine göre bütün aktif ve pasifleri ile aynen devir almak sureti ile birleştiğini, birleşmenin 10.04.2017 tarihinde Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi'nin 9302 sayısında ilan edildiğini, terkin edilen şirket ... ŞİRKETİ'nin kefalatine ilişkin genel kredi sözleşmesi imzalandığını, ödemelerin zamanında yapılmaması nedeni ile ... 14. İcra Müdürlüğü ... E. Sayılı dosya ile icra takibi başlatıldığını, borçlu kefillerden Kamuran İnönü'ye ait taşınmaz satışı işlemlerine başlanıldığını, kıymet takdiri tebliği ve diğer tebligatların yapılması gerektiğini, ... Ticaret Sicil Müdürlüğü tarafından yapılan re'sen sicilden terkin işleminin hukuka aykırı olduğunu, bahsi geçen 6102 sayılı kanunun geçici 7. Maddesinin 2. Fıkrasında "Davacı veya davalı sıfatıyla devam eden davaları bulunan şirket veya kooperatiflere bu madde hükümleri uygulanamaz." şeklinde olduğunu, yasanın bu emredici hükmüne aykırı olarak tesis edilen terkin işleminin düzeltilmesi gerektiğini, usul ekonomisi uyarınca hükümle birlikte borçlu şirketin tüm icrai işlemler ve buna bağlı olası davalar uyarınca takip işlemlerinin devamını sağlayacak şekilde ihyası gerektiğini, İhyası istenen şirketin takip borçlusu olduğunu, terkin işlemi yapıldığı tarihte takip dosyası üzerinden işlemler yapılmaya devam ettiğini, şirketin adına kayıtlı mal varlığı olup olmadığı bilinmemekle birlikte vergi kimlik bilgileri eldeki evrakın içinden tespit edilebildiğini, bu nedenlerle ... 14. İcra Müdürlüğü ... E. Sayılı dosyasına "borçlu şirket olarak yer alan ve ticaret sicilinden resen terkin edilmiş olan " ... ŞİRKETİ (Mersis No: ...)"'nin ihya edilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... Ticaret Sicili Müdürlüğü vekili cevap dilekçesi ile, Ticaret Sicili Müdürlüğünün, 6102 Sayılı TTK m. 32 ve Ticaret Sicili Yönetmeliği m. 34 hükmü çerçevesinde işlem yaptığını, Müvekkili Ticaret Sicili Müdürlüğünün re’sen terkin işlemi, “6102 sayılı Kanunun Geçici 7’nci maddesi”, “Münfesih Olmasına Veya Sayılmasına Rağmen Tasfiye Edilmemiş Anonim ve Limited Şirketler İle Kooperatiflerin Tasfiyelerine ve Ticaret Sicili Kayıtlarının Silinmesine İlişkin Tebliğ’in 5’inci maddesi”, “6103 sayılı Türk Ticaret Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un 20/1 maddesi” ve “Anonim ve Limited Şirketlerin Sermayelerini Yeni Asgari Tutarlara Yükseltmelerine ve kuruluşu ve Esas Sözleşme Değişikliği İzne Tabi Anonim Şirketlerin Belirlenmesine İlişkin Tebliğ’in 7. maddesi” kapsamında olduğunu, tesis edilen işlemde hukuka aykırılık bulunmadığını, müvekkilinin davanın açılmasına sebep olmadığını, bu nedenle müvekkil ticaret sicili müdürlüğü, “yargılama giderleri” ve “vekâlet ücreti”nden sorumlu tutulamayacağını, re’sen terkin işleminin hukuka ve kanuni prosedüre uygun olduğu gibi, davacı tarafça re’sen terkin işleminin eksik veya usulsüz olduğuna dair bir iddia ileri sürülmediğini, nitekim dava konusu şirket bakımından üçüncü kişi konumunda olan davacı tarafça bu yönde bir iddianın ileri sürülebilmesinin kabul edilemeyeceğini, davacı tarafın ihya/ek tasfiye isteminde haklı olması, müvekkil müdürlüğün terkin işleminin haksız ve hukuka aykırı olduğu anlamına gelmeyeceği gibi yargılama giderleri ve vekâlet ücretinden sorumlu tutulması da HMK’DAKİ temel ilkelerle ve hakkaniyetle bağdaşmadığını, müvekkil müdürlük aleyhine isnat edilebilecek bir kusur ve sorumluluk bulunmadığını, gerek re'sen terkin işlemlerinin kanuna uygun olması gerekse de geçici madde 7/2'ye aykırı bir durum bulunmadığı gibi müvekkil müdürlüğün davanın açılmasına sebep olduğundan bahsedilemeyeceğini, re'sen terkin prosedürü diğer bir ifadeyle, TTK GEÇİCİ 7. maddede kapsam dâhilindeki şirketlerin tasfiye edilmemiş olması, malvarlığının/borçlarının bulunması durumlarında ticaret sicilinden terkin edilmeyeceklerine dair bir düzenleme bulunmadığını, bu nedenlerle davanın reddine, sayın mahkemenizce davanın kabulüne kanaat getirilmesi hâlinde ise dava konusu şirketin, dava dilekçesinde anılan işlemler kapsamında ek tasfiyesine ve tasfiye memuru atanması ile müvekkil müdürlük aleyhine yargılama giderleri ve vekâlet ücretine hükmedilmemesine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkememizce Ticaret Sicil Memurluğundan yapılan araştırmada ihyası talep edilen şirket adresinin "..." adresi olduğu görülmüştür.
TTK 547/1 maddesi uyarınca tasfiyenin kapanmasında sonra ek tasfiye işlemlerinin yapılmasının zorunlu olduğu anlaşılırsa son tasfiye memurları, yönetim kurulu üyeleri, pay sahipleri veya alacaklılar şirket merkezinin bulunduğu yerdeki Asliye Ticaret Mahkemesinden bu ek işlemler sonuçlandırılıncaya kadar şirketin yeniden tescilini isteyebilirler. TTK 547/1 maddesindeki şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesi düzenlemesi kesin yetki olup, kamu düzenine ilişkin bulunduğundan yargılamanın her aşamasında resen dikkate alınacağından HMK.nun 114-c, 115/2 maddesi uyarınca mahkememizin yetkisizliğine, davanın yetkisizlik nedeniyle usulden reddine, karar kesinleştiğinde ve talep halinde dosyanın yetkili ... Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle,
1-Mahkememizin yetkisizliğine, davanın yetkisizlik nedeniyle usulden reddine,
2-Karar kesinleştiğinde ve talep halinde dosyanın yetkili ... ASLİYE TİCARET Mahkemesine gönderilmesine,
3-HMK.331 maddesi uyarınca yargılama harç, yargılama gideri ve vekalet ücreti konusunda bir karar oluşturulmasına yer olmadığına,
Dair davacı vekilinin yüzüne karşı tebliğden itibaren 2 haftalık sürede HMK 341. maddesi uyarınca istinaf yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 16/10/2025
Başkan
e-imzalıdır
Üye
e-imzalıdır
Üye
e-imzalıdır
Katip
e-imzalıdır