T.C.
İSTANBUL
5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2015/968 Esas
KARAR NO : 2024/687
DAVA : Alacak (Ticari Mümessillik Kaynaklı)
DAVA TARİHİ : 06/10/2015
KARAR TARİHİ : 14/11/2024
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Ticari Mümessillik Kaynaklı) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili tarafından ibraz edilen 06/10/2015 tarihli dava dilekçesinden özetle; Davalılarla müvekkili şirket arasında 2003 yılında başlamış olan ticari ilişkide, 27.08.2003 ve 01.12.2006 tarihlerinde Satış Noktası Sözleşmeleri imzalandığını, 01.12.2006 tarihli ve 3 yıl süre ile akdedilen sözleşme, özel şartlar ve 24.02.2006 tarihli ek protokol ile birlikte uygulamaya konulduğunu, bu sözleşme metinlerine göre, davalı şirketlerin müşteri sıfatının haiz olduğunu ve sözleşmeden doğacak borçlardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olduklarını, müşterilerin, bu sözleşme ile ...'nin halen üretmekte olduğu ve ileride üreteceği veya sadece satış ve dağıtımını üstlendiği veya bundan böyle üstleneceği ürünlerin, hali hazır işyerlerinde veya ileride açacakları işyerinde satış ve hak imtiyazını elde ettiklerini, ancak, sözleşme şartlarına uymamaları sebebiyle müvekkili şirketin telafisi davaya muhtaç zararlara uğradığını, ihlal 1'de; İş bu sözleşmenin 01.12.2006 tarihten başlayarak 3 yıl süreli ve ... kotalı olduğu, süre dolmuş olmasına rağmen, henüz belirlenen kotaya ulaşılmamış ise, sözleşmenin kota doluncaya kadar devam edeceği,” süre başlığında hükme bağlandığını, belirlenen kota süreden önce dolduğu takdirde de sözleşmenin tamamlanmış sayılacağı, müşterinin süre veya kotanın dolmasından 30 gün önce bu noter kanalı ile ...'ye feshi ihbarda bulunmadığı takdirde aynı şartlarla sözleşmenin devam edeceği belirtildiğini, ihlal 2'de; Müşterinin, satışlarını optimum seviyede tutmakla yükümlü olduğu, optimum seviyeden kastın, satışların haftalık en az ...kasa koli ... Grubu ürününün satışını gerçekleştirmek olduğu, özen borcu maddesinde düzenlendiğini, davalı tarafların, sözleşmenin bu şartlarını yerine getirmeyerek sözleşmeyi ihlal ettiklerini, haftalık ...ve 3yıllık sözleşme süresince ... kasakoli ... grubu ürünün satışını gerçekleştirmeyi taahhüt ettikleri halde, 5 yıllık süre zarfında ... ürün aldıklarını, yani taahhüt ettikleri alımını çok çok altında bir kotaya ulaştıklarını, ihlal 3'de; Özel şartların 3. Maddesi uyarınca müşteri, aldığı ürünün bedelini fatura tarihinden itibaren 30 gün içinde ödemekle yükümlü olduğu, davalı taraflar, sözleşmeden kaynaklı bu borçlarımı da yerine getirmediklerini, süresi içinde cari hesap bedellerini ödemediklerini, haklarında yapılan icra takibinden ve haciz İşleminden sonra edimlerini yerine getirdiklerini, davalıların, sözleşmeyi bu yönüyle de ihlal ettiklerini, Sözleşmenin özel şartlar olarak düzenlenen ekinin 1. Maddesi uyarınca davalılara, sözleşme şartlarını layıkıyla yerine getirmeleri taahhüdüne dayanılarak ve bir defaya mahsus olmak üzere, münhasır satış ve reklam bedeli olarak 236.000,00-TL nakit ödeme yapılmış, ayrıca, standart iskontonun üzerinde %50'ye varan iskontolar uygulandığını, Sözleşmenin cezai şart başlıklı E bendinde; İşbu sözleşmenin 18. Maddesinde yazılı hallerde ve sözleşmenin diğer hükümlerine uyulmaması halinde, müşteri'nin 200.000.-ABD Dolarını, ödeme günündeki Türk Parası karşılığı ceza-i şart bedelini, ...'nin İlk İsteminde herhangi bir gecikmeye mahal vermeksizin ödeyeceği, müşteri'nin, ceza-i şart bedelinin tenkisini talep edemeyeceği, her halükarda, ...'nin, sözleşmenin müşteri tarafından ihlalinden dolayı uğradığı ceza-i şart bedelini aşan zararını talep ve dava etme hakkının saklı olduğu belirtildiğini, davalıların sözleşmeyi ihlal etmesi, taahhütlerini yerine getirmemesi nedeniyle, müvekkili şirketin uğradığı başkaca bütün zararlarımıza ilişkin ve fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla; Öncelikle davalıların aleyhlerine açılacak muhtemel bir davanın varlığı düşüncesi ile aktiflerini elden çıkarmaları durumu sözkonusu olduğundan, davalılar adına kayıtlı taşınmazların tespiti halinde, tespit edilen taşınmazların ve araçlarının 3. Kişilere devrinin önlenmesi için ihtiyati haciz kararı verilmesini, davalıların muvazaalı borç yaratarak, maliki oldukları gayrimenkulleri ve araçları icra kanalı ile 3. kişilere sattırma ihtimali bulunduğundan, bunun önlenmesi için, davalılar adına kayıtlı gayrimenkullerin ve araçlarının ihtiyaten haczini, müvekkil şirket tarafından, sözleşme çerçevesinde, davalılara ödenen nakit taviz/yatırım bedelinin ve işbu alacağa ödemelerin yapıldığı tarihlerden itibaren, sözleşmenin 19, maddesi çerçevesinde TC Merkez Bankası'nın belirlediği faiz oranı ile hesap edilecek faizinin, sözleşmede belirtilen ceza-i şart bedelinin, ödeme günündeki Türk Parası karşılığının ve faizinin, davalıların sözleşmedeki taahhütleri nedeniyle, müvekkili şirket tarafından verilen bedelsiz ürünlerin bedellerinin ve iskontolu ürünlerin, Iskontonun iptali ile hesaplanacak bedellerinin ve faizinin, davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile müvekkili şirkete ödenmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılara usulüne uygun dava dilekçesi, tensip tutanağı usulüne göre tebliğ edilmiş olup, davalılar vekili tarafından ibraz edilen 30/11/2015 tarihli cevap dilekçesinde; davacının yalnızca satış noktası sözleşmesini davaya konu ettiğini, müvekkili ile aralarında bulunan sözleşmelerin münhasır satış ve reklam yeri sözleşmesi olduğuna çok az değinildiğini, müvekkilinin anılan sözleşmeler gereğince bütün yükümlülüklerini yerine getirdiğini, davacıya herhangi bir borcu olmadığını, bunun yanı sıra davaya konu sözleşmelerin açıkça tek taraflı olduğu ve BK Genel işlem koşulları dahilinde değerlendirilmesi gerektiğini, genel işlem koşullarının: bir sözleşme yapılırken düzenleyenin, ileride çok sayıdaki benzer sözleşmede kullanmak amacıyla, önceden, tek başına hazırlayarak karşı tarafa sunduğu sözleşme hükümleri olduğunu, genel işlem koşullarının varlığının tespiti bakımından taraflar arasında sosyal ya da ekonomik güç dengesinin varlığı ya da yokluğu da, kural olarak önem taşımayacağını, genel işlem koşullarının tespitinde dikkate alınacak ölçüt, sözleşme taraflarından birinin sözleşme hükümlerini önceden tek taraflı olarak belirleme imkânına sahip olup olmadığı, taraflar arasındaki sosyal ve ekonomik güç dengesi, özellikle, genel işlem koşullarının denetimi aşamasında, hâkimin bu koşullara (sözleşmeye) müdahalesi bakımından önem taşıyacağı, genel işlem koşullarının yargısal denetimi: Genel işlem koşullarının sözleşme kapsamına dâhil (yürürlükte) olup olmadıklarının belirlenmesi anlamına geldiğini, bazı hükümlerin şeklen sözleşme metninde yer almasına rağmen, denetim sonucunda sözleşme kapsamından çıkarılmaları ya da bu sözleşme hükümlerinin sözleşme kapsamında (yürürlükte) olmadıklarının tespiti anlamına geldiğini, huzurdaki davaya konu sözleşme genel işlem koşullarının vücut bulduğu bir sözleşme olduğunu ve her halükarda yargısal denetime muhtaç olduğunu, davacının tek taraflı iradesi ile sözleşmeleri müvekkiline sunduğu ve boşluk doldurma şeklinde düzenlenen sözleşmeler üzerinde herhangi bir fikir teatisi imkânı sağlamadığı aşikâr olduğunu, bu sebeplerle, kabul anlamı taşımamakla beraber, davacı tarafından maddeler halinde yazılan sözde ihlallerin genel işlem koşulları da gözetilerek değerlendirilmesi gerektiği, davacı tarafından sözleşmeden kaynaklanan sonuçlar bölümünde belirtilen ”sözleşme şartlarına riayet etmeyen, kotasını doldurmayan ve ödemelerini zamanında yapmayan müşteri, münhasır satış ve reklam bedeli olarak kendisine ödenen bedelle birlikte, sağlanan her türlü avantajı rayiç değeri ile ödeme borcu altına girmiştir.” cümlesi ile sözleşme gereği bütün yükümlülüklerini yerine getiren ve davacıya herhangi bir nam altında borcu olmayan müvekkiline haksız ithamlarda bulunulduğunu, davacı bayilik ilişkisinin sonlanması nedeniyle davalı tarafa teslim edilmiş bulunan emtiaları eksiksiz iade almış, iade alırken cezai şart alacağının varlığından bahsedilmediği gibi veya bu alacağın saklı tutulduğuna ilişkin bir beyanda da bulunmamış ve sözleşmenin feshini itirazsız bir şekilde kabul etmiş olduğunu, buna rağmen aleyhe huzurdaki davayı ikame etmesinin Dürüstlük ilkesine aykırı olduğunu, davacının devamlı olarak taahhüt edilen kotalara ulaşılmadığının beyan edildiğini, kabul anlamı taşımamakla birlikte sözleşme gereği kota hususunda hiçbir ihtarda bulunmayan ek protokollerde kotayı düşüren ve müvekkilinin işletmelerini reklam mecrası olarak kullanan davacı huzurdaki dava ile müvekkilini dava tehdidi altında bıraktığını, genel işlem koşullarına dayalı bir sözleşme hazırlayıp sonrasında da rakip firma ile çalışıldığı gerekçesiyle bir nevi müvekkilinden öç alma ve kendisi ile sözleşmesi bulunan diğer işletmelere gözdağı vermeye çalışan davacı taraf asılsız ve haksız şekilde alacağı olduğunu iddia ettiğini, davanın reddi ile yargılama ve avukatlık ücretlerinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkememizin 08/06/2017 tarihli celsesinde; "...Tarafların iddia ve savunmaları, sundukları deliller, ticari defter ve kayıtları ve dosya incelenerek davalının sözleşmenin 18 maddesi uyarınca ödemelerini zamanında yapıp yapmadığını, sözleşmenin feshinden kaynaklı cezai şart alacağının istenip istenmeyeceğini, ürün iskontosundan kaynaklanan alacağın olup olmadığı, bedelsiz verilen ürünlerden alacağın var olup olmadığı, sözleşmeye göre davalıya verilen 236.000-TL'nin davacı tarafından geri alınıp alınamayacağının tespiti açısından rapor alınmak üzere bilirkişiye tevdiine..." karar verilmiş olup, Mali Müşavir bilirkişi tarafından ibraz edilen 08/11/2017 tarihli raporda; davalının ödeme vadelerine ilişkin 8-a ve tablo 8-b yıl bazında ödeme vadelerinin tespit edildiğini, cezai şart talebine dair kanaat oluşması halinde tablo 12-a/b ve tablo 13-a/b izah edildiği şekilde davalı tarafların iktisadi durumunun incelendiğini, iktisaden mahvına sebep olacağının değerlendirildiğini, ayrıca davacı tarafın 236.000TL tutar ile ilgili taleplerinin ödemeleri rapor içerisinde tespit edildiğini bu ödeme ile ilgili kota miktarına göre uygulanan kısmın dışında kalan kısmın hesabının yapılmasının beklendiği durumda rapor içerisinde hesaplamalarının arz edildiğini, davacının iskontolu satışları ile bedelsiz satışları hususunda sunulan cari hesaplarda ve kayıtlarda açkılama mevcut olmadığı, bu konunun tespit edilebileceği verilerin sunulmadığı durumda takdirin mahkemeye ait olacağını, davacının cezai şart talebi ile ilgili salt süre olarak değerlendirilmesi yapılması halinde ticari ilişkinin sözleşmenin kararlaştırılan süresi içerisinde vuku bulduğu, davacının ileri sürdüğü ve görevlendirmede yer alan ödeme vadesine ilişkin sözleşmedeki ödeme vadelerinin aşıldığı ancak daha önce bu hususta fiili uygulamanın devam ettirildiği hukuki tavsifinin mahkemeye ait olacağını, bildirmiş olup, diğer mali müşavir Sema Mutafoğlu tarafından ibraz edilen 12/12/2017 tarihli bilirkişi raporunda; tarafların iddia ve savunmaları, sundukları deliler, ticari defter ve kayıtları ve dosyalarının incelenmesinden, Sözleşmenin feshinden kaynaklanan cezai bir durum olmadığından, cezai şart alacağının oluşmadığı için istenemeyeceği, Cezai şart alacağı oluşmadığından, ürün iskontosundan kaynaklanan alacağın olmadığı, Cezai şart alacağı oluşmadığından, bedelsiz verilen ürünlerden alacağın olmadığı, Cezai şart alacağı oluşmadığından, sözleşmeye istinaden davalıya verilen 236.000 TL'nin davacı tarafından geri alınamayacağını bildirmiştir.
Davacı, davalı ile akdetmiş olduğu 01/06/2006 tarihli satış noktası sözleşmesinin hükümlerine davalı tarafından uyulmadığını bildirerek sözleşmenin 18. Maddesinde belirlenen 200.000ABD Doları cezai şart alacağını ve davalılara satış ve reklam bedeli olarak ödenen 236.000 TL nin iadesini talep etmiştir.
... 4 ATM nin ... e sayılı dosyası getirtilmiş, yapılan incelemesinde; davacılar ... , ... Tarafından davalı ... Şti aleyhine açılan davada; "...Taraflar arasında akdedilen 01/12/2006 tarihli satış noktası sözleşmesi kapsamında davalıya 200.000-USD , 60.000 USD ve 25.000 USD bedelli 3 adet teminat senedinin düzenlenerek davalıya verildiğini, 60.000 USD bedelli senedin icra takibine konulduğunu, senetlerin taraflar arasındaki sözleşmede kararlaştırılan cezai şartın gerçekleşmesi halinde karşı tarafın muhtemel zararının teminatı olarak düzenlendiğini, taraflar arasındaki sözleşmenin süresi içinde yenilenmeyerek sona erdiğini, cezai şart koşullarının oluşmadığını, senetlerin iadesi gerektiğini bildirerek borçlu bulunmadıklarının tespitini ..." talep ettikleri , Mahkemece yapılan yargılama sonucunda; "...Söz konusu hükümler birlikte değerlendirildiğinde, davacıların her halükarda... ürün satmayı taahhüt ettikleri, davacıların ayrıca bu kotayı yakalayabilmek için her hafta belli bir oranda ürün satmayı da taahhüt ettikleri, verilen bu satış taahhütleri karşılığında davalının 236.000-TL nakit ödeme ve %30 iskonto yapma taahhüdünde bulunduğu, davacıların satış taahhütlerini yerine getirmemeleri durumunda ödenecek nakit bedelin ve yapılacak %30 iskonto karşılığının iade edileceği hususlarının kararlaştırılmış olduğu açıktır. Mahkememizin 27/01//2014 tarihli ara kararı gereğince dosya rapor hazırlanmak üzere mali müşavir ve Hukukçu bilirkişiye tevdi edilmiş, bilirkişiler tarafından ibraz edilen 09/03/2015 havale tarihli raporda özetle; a) Davacıların ... ürün satma taahhütlerini yerine getirmedikleri, dolayısıyla taraflar arasındaki sözleşme uyarınca, davalı tarafından yapılan 236.000-TL nakit ödeme ve %30 iskonto karşılığının davalıya iade edilmesi gerektiği, b) Satış taahütlerini yerine getirmeyen davacıların ayrıca sözleşmede kararlaştırılmış olan 200.000 USD cezai şart tazminatı da ödemeleri gerektiği, c) Dolayısıyla, yapılan 236.000-TL nakit ödemenin, %30 iskontonun ve sözleşmeden kaynaklanacak diğer taleplerin teminatı olarak alınan dava konusu senedin, davacıların ...mal alımına ilişkin taahhütlerini yerine getirmemeleri nedeniyle takibe konulmasında herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığı yönünde sonuç ve kanaatine varıldığı belirtilmiştir. Mahkememizin 29/03/2016 tarihli ara kararı uyarınca dosya ek rapor hazırlanmak üzere bilirkişi heyetine tevdi edilmiş, bilirkişiler tarafından ibraz edilen 07/03/2017 teslim tarihli ek raporda özetle; kök raporda bir değişiklik yapılmadığı yönünde görüş ve kanaatte bulunmuşlardır. Yargılama sırasında bilirkişilerden alınan rapor tüm dosya kapsamı ile birlikte değerlendirildiğinde mahkememizce yeterli görülüp itibar edildiği ve davacının davasını ispatlayamadığı anlaşılmakla;davanın reddine karar verilmiştir..." şeklinde hüküm tesis edildiği, davacılar vekilinin kararı istinaf etmesi üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi'nin ...- ...karar sayılı ilamı ile "... eldeki uyuşmazlıkta olduğu gibi yukarıda değinilen sözleşmeler gereğince davalıya teslim edilen edilen 200.000 USD bedelli senede ilişkin olarak davalı şirket tarafından ... 24. İcra Müdürlüğü'nün ... E sayılı dosyası kapsamında yapılan takibe ilişkin açılan menfi tespit davası ... 42. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... E - ... K ve 02.10.2013 tarihli kararı ile kabul edilerek davacıların borçlu olmadığı tespit edilmiş ve söz konusu karar Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'in ...E - ...K ve 09.12.2014 tarihli ilamı ile onanarak kesinleşmiştir. davaya konu 60.000 USD bedelli senedin taraflar arasındaki 27/08/2003 tarihli sözleşme kapsamında teminat senedi olarak verildiği, bu sözleşmenin revize edilerek ve ihtirazi kayıt koymaksızın taraflar arasında 01/12/2006 tarihli sözleşmenin yapıldığı ve 200.000 USD bedelli teminat senedi olarak alındığı sabittir. 2006 tarihli sözleşme gereğince davalıya teslim edilen 200.000 USD bedelli senede ilişkin olarak davalı şirket tarafından yapılan takibe ilişkin açılan menfi tespit davasının ... 42. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin .... E - ... K sayılı dosyasında davanın kabulüne karar verilmiş ve karar Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'in ... E - ... K ve 09.12.2014 tarihli ilamı ile onanarak kesinleşmiştir. Bu anlamda yapılan bu revize sözleşme kapsamında alınan teminat senedinden dolayı davacının davasının kabulüne karar verilerek borçlu olmadığının tespit edilmesi ve taraflar arasındaki bayilik ilişkisinin sözleşme süresinin 5 yıllık süresi sonunda olağan mutabakatla feshedilmiş olması karşısında 2003 tarihli sözleşme kapsamında verilen davaya konu 60.000 USD bedelli teminat senedinden dolayı davacının borçlu olmadığını kabulü gerekirken ilk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmesi yerinde olmadığı gerekçesi ile; Davacılar vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE; istinaf incelemesine konu İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353(1)b-2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, Davanın KABULÜNE, Davacıların ... 24. İcra Müdürlüğünün...Esas sayılı dosyasında takibe konulan 01/10/2011 vade ve aynı tediye tarihli 60.000,00 USD bedelli senetten dolayı davalıya borçlu bulunmadığının tespitine..." şeklinde hüküm oluşturulmuş ve verilen hüküm 15/02/2024 tarihinde kesinleşmiş olduğu görülmüştür.
... 4 Asliye Ticaret Mahkemesinde yargılaması devam eden davada; 60.000 USD lik teminat senedinin cezai şart gerçekleşmesi halinde muhtemel zararın teminatı olarak düzenlendiği ileri sürüldüğünden Mahkememizdeki yargılamada da davacı, sözleşmenin ihlalinden kaynaklanan 200.000 USD cezai şart talep ettiğinden ... 4 Asliye Ticaret Mahkemesinde yapılan yargılamada verilecek hükmün mahkememizdeki yargılamada etkili olacağından ... 4 Asliye Ticaret Mahkemesinin ... E sayılı dosyası mahkememiz dosyası açısından bekletici mesele yapılmıştır.
Taraflar arasında 01.12.2006 tarihli satış sözleşmesi akdedilmiş olup, sözleşmenin süresi başlangıçtan itibaren 3 yıl, kotasının...olduğu, sözleşmesi veya kotasının dolması için geçecek zamanın hiçbir şekilde taraflarca imza edildiği tarihten itibaren 5 yıl geçemeyeceği, sözleşmenin yenilenmesi halinde taraflardan ... sözleşmenin özel şartlar bölümünde yer alan edimleri aynen ve tamamen ifa etme zorunluluğu bulunmadığı, emanet cihazların müşteriye ariyet olarak tesliminden itibaren 3 ay içinde müşterinin özel borcu maddesinde taahhüt ettiği miktarda ürün satışı gerçekleştirememesi veya daha önceden miktarlara göre kalan süre sonuna kadar kalan bu taahhüdü gerçekleştirilemeyeceği 3 aylık süre sonundan anlaşılması veya bu taahhüdü ilk 3 ay içinde gerçekleştirmesine rağmen sözleşmenin geçerliğinin süresi içinde herhangi bir dönemde optimum ortalamasının düşmesi ve takip eden bir ay içinde özen borcu maddesinde yazılı taahhüde uygun ürün satışı gerçekleştirememesi hallerin sözleşmeye aşırı aykırılık sayılacağı, sözleşmeye aşırı aykırılık halleri ile birlikte sözleşmenin diğer hükümlerine uyulmaması halinde müşterinin 200.000-USD'nin sözleşmenin ödeme günündeki karşılığını cezai şart olarak ödeyeceği kararlaştırılmıştır.
Taraflar arasında akdedilen 01/12/2006 tarihli sözleşmenin süresi 3 yıl, kotası da 2700 BIB olarak belirlenmiştir. Sözleşme tarafların olağan mutabakatı ile fesih edilmiştir. Sözleşmede ki 3 yılda 2700 BIB kotasını gerçekleştirme zorunluluğu bulunmadığı, bu kota gerçekleştirilene kadar sözleşmenin kendiliğinden yenilenip uzaması amacıyla kota miktarının mevcut tutulduğu, taraflarca sözleşmenin mutabakat ile sona erdirildiği, bu sebep ile sözleşmenin süresinden önce sona erdirilerek davalı tarafından akde aykırı davranıldığı iddiasının gerçekleşmediği, davalılar tarafından sözleşmede belirlenen 2700 BIB kotasına hiçbir zaman ulaşılmadığı, davalıların 836 BIB kotasını gerçekleştirdiği, kotanın da sözleşmenin süresinin belirlenmesi için konulduğu, karşılıklı mutabakat ile sözleşme fesih edilirken ... kotaya ulaşılamadığı yolunda herhangi bir beyanda bulunulmadığı anlaşıldığından davacının sözleşmenin feshinden kaynaklanan cezai şart alacağının oluşmadığı sonucuna varılmıştır.
Sözleşmenin Özel Şartlar bölümündeki 1. Maddesinde; Müşteriye başlangıçta bir defaya mahsus olmak üzere münhasır satış ve reklam bedeli olmak üzere KDV dahil 160.000-ABD doları karşılığı 236.000-YTL fatura karşılığı ödeme yapılacağı 2. Maddesinde; ... ürünlerde %30 ... ürünlerde %5 fatura altı iskonto uygulanacağı, müşterinin mal bedellerine ait ödemelerini fatura tarihinden itibaren 30 gün içerisinde ödeyeceği, 5. Maddesinde; müşteriye sözleşme ile sağlanan tüm avantaj ve imtiyazların sözleşmenin her ne sebep ile olursa olsun süresinden önce sona ermesi durumunda ödeme günündeki rayiç değerlerin toplamının ... ye herhangi bir icra takibi, mahkeme kararı , ihtar vb uyarıya gerek kalmaksızın derhal ödeneceğinin kararlaştırıldığı görülmüştür.
Davacı tarafından davalı tarafa verilen 236.000-YTL ye karşılık olarak davalı tarafın münhasıran satış ve reklam yeri bedelli faturaları düzenleyerek davacıya verdiği, davacı tarafından davalının iş yerlerinde reklamının yapılmadığına ilişkin herhangi bir iddiada bulunulmadığı, sözleşmenin de süresinden önce sona erdirilmediği, karşılıklı mutabakat ile sona erdiği, davacının davalı tarafa verdiği 236.000-YTL nin iadesini isteyecek koşulların oluşmadığı anlaşıldığından davacının cezai şart alacağı ve 236.000-YTL ödemenin iadesi taleplerinin reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davacının davasının REDDİNE,
2-Harçlar yasası uyarınca belirlenen 427,60 TL' karar harcının başlangıçta yatırılan 170,78-TL peşin harç ile 14.404,52-TL tamamlama harcı olmak üzere toplam 14.575,30-TL harçtan mahsubu ile fazla harç olan 14.147,70-TL'nin karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Davalılar kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesaplanan 128.978,40-TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,
5-Davalı tarafından herhangi bir yargılama gideri yapılmadığından bu konuda bir karar verilmesine yer olmadığına,
6-Davacı tarafından yatırılan gider avansından bakiye kalan kısmın, karar kesinleştiğinde davacıya iadesine,
Dair davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne karşı tebliğden itibaren 2 haftalık sürede HMK 341. maddesi uyarınca istinaf yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi.14/11/2024
Başkan ...
E- imzalıdır.
Üye ...
E- imzalıdır.
Üye ...
E- imzalıdır.
Katip ...
E- imzalıdır.