T.C.
İSTANBUL
5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2018/1027 Esas
KARAR NO: 2019/259
DAVA: Tasarrufun İptali (İİK 277 Ve Devamı)
DAVA TARİHİ: 02/11/2006
KARAR TARİHİ: 21/03/2019
Mahkememizde görülmekte olan Tasarrufun İptali (İİK 277 Ve Devamı) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili tarafından sunulan 02/11/2006 tarihli dava dilekçesinde özetle; ... A.Ş.'nin ... 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2002/404 Esas sayılı dosyası ile 14/11/2002 tarihli ilamı ile iflasına karar verildiğini ,28.06.2005 tarihli toplantı neticesinde ... Tapu Sicil Müdürlüğünün ... tarihli ve ... yevmiye nolu resmi senedi ile tesis olunan ipotek tasarrufunun iptali davasının masa tarafından açılmasına lüzum görmediğini ve İİK 245 maddesi uyarınca dileyen alacaklı tarafından açılabileceğine karar verdiğini 28.06.2005 tarihli toplantıda alınan karar gereği alacaklı olan müvekkilinin banka tarafından ipotek tasarrufunun iptalinin talep edildiğini ,müflis şirketten olan alacaklarını masaya kayıt ettirdiğini haciz takiplerinin başlamasından geriye doğru 1 yıl içinde tesis olunan ipotek tasarruflarının İİK 277 maddesi uyarınca iptale tabi olduğunu ,müflis şirket hakkında müvekkili banka 1.4.2002 tarihinde ihtiyati haciz kararı aldığını ve 4.4.2002 tarihinde haciz takibine başladığını, müvekkilinden evvel haciz takibine başlayan alacaklılarında mevcut olduğunu müflis şirkete davalı bankanın ... şubesi tarafından 6.11.2001 tarihli borç anlaşması ile kredi açıldığını ,açılan ve kullandırılan krediler ile müflis şirketin İstanbul şubesine olan kredi borçlarının ödendiğini ,davalı bankanın kredi alacağını İstanbul şubesinden ... şubesine naklederken İİK nun 277 maddesi uyarınca iptale tabi olacak şekilde alacaklarını ipotekle teminat altına aldığını ipotek tasarrufunun tesis tarihinin 6.11.2001 olup müflis hakkında haciz takiplerinin başlamasından evvel 1 yıllık süre içinde kaldığını ,iflas kararı verilmesine dayanak iflas takibinin ... 3.icra müdürlüğünün ... esas sayılı dosyada 27.2.2002 tarihinde açıldığını ,iflas takibi ve davasından birkaç ay evvel ve haciz takiplerinin başladığı tarihten geriye doğru 1 yıl içinde tesis olunan ipotek tasarrufunun iptale tabi bulunduğunu ,ipotek tasarrufunun İİK 280 gereği de iptale tabi bulunduğunu ipotek tasarrufunun İİK 277 gereği iptaline ,satışı için müvekkili bankaya yetki verilmesine ,satış bedelinden ipotek tasarrufuna isabet eden tutarın müvekkiline verilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı Vekili cevap dilekçesinde davacının dayandığı iptal sebebinin bu olayda uygulanma kabiliyeti bulunmadığını, borçlu iflas etmiş bulunduğundan alacaklının başlattığı icra takibi düşmüş bulunduğundan geçerliliğini kaybettiğini ,iptali talep edilen tasarrufun tarihinin 6.11.2001 tarihi bulunduğu ,tasarrufun 14/11/2002 iflas tarihinden geriye doğru 1 yıl içinde yapılmış bir tasarruf olmadığını, somut olayda İİK 279 maddedeki rehinler kapsamında olmadığını ,iflas yoluyla başlatılan takiplere dayalı tasarrufun iptali davalarında harcın iptali talep edilen tasarrufun değeri üzerinden yatırılacağını ,harcın davacı tarafından yaptırılmış ekspertiz raporunda belirlenen değer üzerinden yatırıldığını, tasarruf değeri üzerinden harcın tamamlanması gerektiğini İİK 245 maddesi gereği geçerli dava açma yetkisi bulunmadığını ,06/11/2001 tarihli borç anlaşmasının Türkiye şubesinin tasfiye edilmesi nedeniyle İİK 279 maddesi gereğince borçlunun teminat göstermeyi evvelce taahhüt etmiş olduğunun anlaşıldığını ,bankanın imzaladığı 6.11.2001 tarihli borç anlaşması ile Türkiye Şubesinin imzaladığı kredi sözleşmelerinin bağlantılı olduğu ve daha evvel Türkiye şubeye verilen ipoteklerin müvekkiline aktarıldığının sabit olduğunu ,ipotek tesis tarihinden sonra müflis tarafından yapılmış bağımsız bir taahhüdün söz konusu olmadığını, haciz takibi düştüğünden aciz vesikası sunulamayacağını müvekkilinin teminat yatırması isteminin de yerinde bulunmadığını davanın reddine ihtiyati haciz kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Dosyanın mahkememizce yapılan yargılaması sonucunda 2006/643 Esas 2007/413 karar ve 09/07/2007 tarihli karar ile iptali dava edilen tasarrufun 06/11/2001 tarihli bulunması ve iflasında 14/11/2002 tarihli bulunması nedeniyle iflastaki haciz nedeniyle butlan davalarının düzenlendiği İİK 279/1 maddesi uyarınca tasarrufun iptale tabi bulunduğu anlaşılan 1 yıllık süre içinde yapılmadığı anlaşılmaktadır.Kanunda açıkça iflasın açılması olarak düzenlenmiş olup iflasın 14/11/2002 tarihinde açıldığı tartışmasızdır. Sürenin iflas kararının verildiği dayanak takibin veya davacının haciz tarihinden geriye doğru 1 yıllık süre olarak hesaplanamayacağı kanaatına varılarak istemin davalı banka yönünden esastan, iflasta iptal davası tasarruftan yararlanan kişi aleyhine açılacağından esasen iflasta tasarrufun iptali davası iflas idaresi tarafından açılması gerektiği, yetki verilmesi halinde alacaklılar tarafından açılacağından iflas idaresi hakkında açılan davanın husumet nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Davalılardan Banka ile davacı vekilinin temyizi üzerine karar Yargıtay 17. Hukuk Dairesi Başkanlığının 2008/2109 Esas, 2008/5231 Karar sayılı ilamı ile ,"...davalılardan banka yönünden İİK 279/1 maddesi uyarınca tasarrufun 1 yıllık süre içinde yapılmadığı ve bu maddedde belirtilen sürenin iflasın açılması tarihinden itibaren hesaplanması gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de verilen karar dosya içeriğine uygun düşmediği, davanın İİK 277 maddesine uygun tasarrufun iptali isteğine ilişkin bulunduğu, davacının davasının 279 ve 280 maddelerine dayanılarak açıldığı, mahkemece 279 madde uyarınca araştırma yapılarak davanın reddine karar verildiği somut olayda 280. madde uyarınca da gerekli araştırmanın yapılması tarafların delillerinin toplanması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği, İİK 282 madde uyarınca iptal davalarının borçlu ve borçlu ile hukuki işlemde bulunan kişiler aleyhine açılması gerektiği, iflas masası alacaklılarının bir iddianın takip hakkının herhangi bir alacaklıya İİK nun 245 .maddesi uyarınca devretmesi, davada taraf olma yetkisinin de davada taraf olma zorunluluğunu ortadan kaldırmaz. İflas idaresi yönünden de davaya devam edilip işin esası ile ilgili karar verilmesi gerekirken hükmün bozulduğu., 28.06.2005 tarihli 2. alacaklılar toplantı tutanağından alacaklılar toplantısının yasada aranan çoğunlukla toplandığı, alınan kararların usul ve yasanın aradığı çoğunlukla alındığı anlaşıldığından bu kısma yönelik temyiz itirazların reddine karar verildiği anlaşılmış, usul ve yasaya uygun bozma ilamına uyularak yargılamaya devam olunmuştur.
Hükmüne uyulan bozma ilamı gereği, taraflardan tüm delilleri istenmiş, iflas idaresi kayıtları da yerinde incelenmek suretiyle bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. Bilirkişi kurulu raporunda,davacı ... AŞ.'nin devir ile ... ile birleştiği, ... Bankası A.Ş.'nin iflas alacağını ... 2. iflas Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasında ki iflas alacağını temlikname ile ... Yönetimi A.Ş.'ne ... Yönetimi A.Ş.nin 09/03/2010 tarihli “alacak temlik sözleşmesi ile ...’e temlik ettiğini .alacağın temliki bir şekle tabi olmadığından temliknamelerde bir usulsüzlük bulunmadığını, Dava açmak isteyen alacaklı ,olağanüstü alacaklılar toplantısında alınan karara alacağının iflas masasına kabul edildiğine dair İİK 206 dairesinde düzenlenen sıra cetveli suretini ekleyerek dava ikame edebileceğini, Davalı Rabobank vekilinin son temlik alan ...’in tasarrufu yapıldığı sırada davalı müflis borçlu şirketin yönetim kurulu üyesi olduğu, dolayısıyla bizzat tasarrufları yapan kişi olarak değerlendirilerek tasarrufun iptalini dava edemeyeceği iddiasının davalı müflis ...'nın davalı ... dan kullandığı kredinin teminatı olarak taşınmazları üzerine 06.11.2001 tarihinde ve 655 yevmiye ile ipotek tesis ettiğini, Davacı ... AŞ,ye devir sonucu ... Bankası A.Ş. ile birleşerek alacağını müflis ... ve Tic. A.Ş.'nin alacaklısı olarak iflas masasına alacağını kaydettirdiğini, İnceleme konusu tasarrufun iptali davası ...’ın alacağının iptali için değil,alacağına rüçhaniyet kazandıran ipotek tasarrufunun iptali için ve iflas alacaklılarınca davacı alacaklıya İİK 245'e göre dava takip yetkisinin devredilmesi sonucu ikame edildiğini, dava sırasında alacaklı davacının alacağını ... ne temlik ettiğini,ipotek işleminin iptal davası konusu yapılmasına alacaklıların karar verdiğini , müflis ... tic aş nin tüzel kişi, ...in ise gerçek kişi olduğunu, ...’in “bizzat tasarrufları yapan kişi “olarak değerlendirilemeyeceğini, İİK 280 maddesine göre müflisin içinde bulunduğu mali durumun ve zarar verme kastının işlemin diğer tarafı olan davalı ... şubesi tarafından bilindiği veya bilinmesi gereken açık emarelerin bulunup bulunmadığı yönünden tasarruf deyimi olarak kastedilen borçlunun üçüncü kişilerle yapmış olduğu ve sadece mal varlığında bir hakka doğrudan etki yaparak o hakkı başkasına nakleden veya sınırlayan ,külfet yükleyen veya değiştiren yahut sona erdiren hukuki işlemler olarak tanımlanan tasarruf işlemleri ile sınırlı olmadığı gibi hukuki bir sonuç doğurmak üzere yapılan irade beyanları olarak tanımlanan hukuki işlemlerden de ibaret olmadığını, sonuç olarak borçlunun alacaklılarına zarar verme kastıyla yaptığı tüm tasarruflarının iptale tabi olduğu belirtilmiştir. Tasarrufa iştirak eden kişinin borçlunun mali durumunun ve zarar verme kastını bilmesi veya bilebilecek durumda olması bu kimseye sınırsız inceleme yapma mecburiyeti yüklemediği, makul bir kişinin algılanabilecek olayların tümüne bakıldığında,bu tasarrufun alacaklıları zarara uğratacağını veya içlerinden birini diğerinin aleyhine menfaatlendireceğini söyleyebilmesi olmalıdır.somut olayda iptali dava edilen tasarrufun tarafı olan bankanın müflis şirkete önemli oranda meblağda kredi temin ettiği,bu durumda bankanın müflis şirketin mali durumunu yakından takip etmek yükümlülüğü altındadır. Zira banka tüzelkişi tacir olarak basiretli bir tacir gibi davranmak zorundadır. Müflis ile banka arasında, 07/11/2001, 14/11/2000 tarihinde, 23/11/2000 tarihinde toplam 3.500.000 Euro bedelli kredinin ipotek tesis edilmeksizin kullandırıldığını ,daha sonra düzce ... 182 ada 2, parsel 3380, 3381, 3382, 318 ve 320 parsellerde 14/10/2001 tarihinde 7.864.300 TL ve 6.000.000 TL bedelli ipotekler tesis edildiğini davalı banka ... şubesinin 06/11/2001 tarihli sözleşme ile davalı müflis şirkete 3.575.000 Euro tutarlı kredi kullandırdığı, bu kredi ile davalı bankanın .... şubesine olan kredi borçları ödenerek, 06.11.2001 ... şubesine lehine 1. derecede lehine 1. derece de 20.796.450 TL bedelle ipotek tesis edildiğini, buna rağmen kullandırılan kredi tarihinden yaklaşık 1 yıl sonra ipotek tesis edilmesi ve bundan yaklaşık 1 ay sonra ipoteklerin fekkedilerek daha yüksek bedelli yeni ipoteklerin tesis edilmesi ve eski kredinin davalı bankanın diğer bir şubesinden alınan yeni kredi ile kapatılarak kredinin yenilenmesi tasarrufunun İİK 280. maddesi uyarınca iptali gereken bir tasarruf olduğu,ipotek paraya çevrilerek bedeli davalı bankaya ödenmiş olmakla İİK 283/II gereği davanın konusunun paraya çevrilip davalı bankaya ödenen bedelin tazmine dönüştüğü, 1.161.106,55 TL bedelin davalı bankadan tahsiliyle davacı ...'e ödenerek sıra cetvelindeki alacak tutarının buna göre düzeltilmesi gerektiği yolunda kanaat bildirmişlerdir.
Yapılan Bilirkişi incelemesi, toplanan delillere göre hükmüne uyulan Yargıtay bozma ilamı gereği yapılan inceleme sonunda davalı bankanın girdiği ekonomik ilişki nedeniyle borçlu müflisin ekonomik durumunun bildiği veya bilmesi gerektiği,borç oluştuktan sonra ipotek tesisine ilişkin tasarrufun iptali gerektiği yolunda ki bilirkişi raporu aynen benimsenerek ipotek yargılama sırasında paraya çevrilmiş bulunduğundan davalı banka tarafından iadesi gereken bedelin davalı bankadan tahsiline davalı iflas idaresi zorunlu hasım durumunda bulunduğundan yargılama giderlerinden sorumlu tutulmamasına karar verilmiş, verilen karar Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 2011/8970 E., 2012/7025 Karar, 30/05/2012 tarihli ilamıyla bozulmuş, bozma ilamında "... Davanın yazılı şekilde kabulüne karar verilmiş ise de yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurmaya yeterli değildir. olmadığı, ... Bankası A.Ş. tarafından açılan davada alacağın temlik edilmesinden sonra temlik alan ... A.Ş. tarafından davacı ...’a temlik edildiği ve adı geçen davacı tarafından da davanın sonuçlandırıldığı, Ne var ki her iki temlike yönelik olarak da yeterince inceleme yapılmadığı, Alacağı ilk temlik eden ... Bankası A.Ş’nin temliki hangi koşullarla yaptığı ve temlik işleminin her iki taraf defterlerinde yer alıp almadığı aynı şekilde bu temlik sonrasında son malike temlik veren ... A.Ş’nin hangi koşullarla alacağı temlik ettiği ve defterlerine işlenip işlenmediği ve temlik ödemelerinin kim tarafından yapıldığı üzerinde de durulmadığı, Temlik işlemlerinin tarihleri, şartları ve temlik taraflarının defterlerinde yer alıp almadığı, uzman bilirkişiler vasıtası ile açıklığa kavuşturulduktan sonra davacı ...’ın davalı Müflis ... Tic. A.Ş’nin yönetim kurulu üyesi aynı zamanda yönetim kurulu başkanının kızı olması ve yönetim kurulu diğer üyesinin de kardeşi olmasından dolayı borçlu Şirket tarafından iflastan hemen önce gerçekleştirilen dava konusu işlemden haberdar olacağı da kabul edilerek hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi yerine yazılı gerekçelerle eksik inceleme ile hüküm tesisi isabetli olmadığı..." bildirilmiştir.
Mahkememizce Yargıtay bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda; ... A.Ş ile ... A.Ş.arasında akdedilmiş olan 28/03/2008 tarihli düzenleme şekilde tahsili gecikmiş alacakların satış ve temlikine ilişkin sözleşmede, alış bedeli, kar paylaşımı, satış finansmanı, vadeli ödeme hükümleri ve benzer ödeme planlarına bağlı olmayan tüm vergi, resim, harç ve masraflardan ari olarak 60.500.000 YTL'lik satış bedelli satışa yönelik olduğu, sözleşmenin 15 maddesinde sözleşmenin hem bankanın hem de alıcının haleflerini ve onların devralanlarını bağladığı, alıcının bu sözleşme tahtındaki hak ve yükümlülüklerini 3.şahıslara devir veya temlik etmesinin serbest olduğu, böyle bir durumda alıcının önceden bankaya noter vasıtasıyla bildirimde bulunması gerektiği, söz konusu devir veya temlikin 31/12/2008 tarihinden önce tamamlanacak olması halinde alıcının devralanla birlikte bankaya karşı işbu sözleşme tahtındaki tüm borç ve edimlerden 31/12/2008'e kadar müşterek ve müteselsil olarak sorumlu kalmaya devam edeceğinin düzenleme konusu yapıldığı, ... yönetiminin bu sözleşme uyarınca temlik sözleşmesine ilişkin bedeli 28/03/2008 tarihinde ... bankasına ödediği, ... A.Ş.ile ... arasında 25/11/2008 tarihinde imzalanan alacak satış sözleşmesi kapsamında 09/03/2010 tarihinde imzalanmış bulunan sözleşme uyarınca yazılı olsun veya olmasın herhangi bir kredi sözleşmesine istinaden ...Tic.A.Ş.ve ... San.ve Tic.A.Ş.firmalarına ... Bank A.Ş. Ve ... A.Ş.tarafından kullandırılmış olan kredilerden kaynaklanan ve ... Bankası A.Ş:tarafından ...'ye temlik edilmiş ... ..., ... nolarında kayıtlı alacakların sözleşme hükümleri uyarınca ... tarafından ...'e temlikinin yapıldığı, taraflar arasında akdedilen sözleşmede tutara ilişkin ayrıca bir bilginin yer almadığı, ... tarafından ... A.Ş.ile ... A.Ş.firmalarının ... Bank A.Ş. Ve ...A.Ş.tarafından kullandırılmış olan kredilerine ilişkin alacakların temlik alınmasına rağmen, ...'a yapılan ödemelerin hangi alacağa ilişkin yapıldığının ödeme dekontlarında yer almadığı, ... tarafından ... A.Ş.ye çeşitli tarihlerde dekonta bağlanmış olarak 324.986 TL'lik ödemenin yapılmış olarak gözüktüğü, ancak bu ödemelerin hangi şirketin hangi bankadan olan alacağına ilişkin olarak yapıldığının belirlenemediği, bu durumda davacı ... temlik sözleşmesi ile dava konusu alacağa temlik aldığını kanıtlayamamıştır. ... davalı Müflis ... A.Ş:nin yönetim kurulu üyesi aynı zamanda yönetim kurulu başkanının kızı olup, yönetim kurulu diğer üyesinin de kardeşi olmasından dolayı borçlu şirket tarafından iflastan hemen önce gerçekleştirilen tasarruftan haberdar olduğu, bu tasarrufun alacaklılara zarar vermek kastı ile yapıldığını bilebilecek durumda olduğu, bu nedenle tasarrufun iptali ile taşınmazların satışından elde edilen gelirlerin kendisine verilmesini de talep edemeyeceği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkememizce verilen 2014/361 Esas, 2015/150 sayılı karar davacı vekili tarafından temyiz edilmiş, Yargıtay 17. Hukuk Dairesince verilen 2015/9558 Esas, 2018/3297 Karar sayılı 27/03/2018 tarihli ilamı ile bozulmuş, bozma ilamında "...mahkemenin kabulünün aksine davacı ...'in yaptığı ödemelerin hangi alacağa ilişkin olduğunun tesbit edilemediğinden temlikin geçersiz olduğunu söylemek mümkün değildir. Anılan davacı satın aldığı alacağın tüm bedelini ödemiştir. Öte yandan davacı ...'in borçlu müflis şirket ortakları ile organik bağ içinde olması nedeni ile davanın reddi de isabetsizdir. Zira temlik geçerli olduğundan alacağın gerçek olmadığının kabulü mümkün değildir. Borçlu şirket 14/11/2002 tarihinde iflas etmiş, iflas masası 28/06/2005 tarihli alacaklılar toplantısında bu davanın görülmesi için İİK'nun 245.maddeye göre yetki vermiştir.Bu yetkiye istinaden dava konusu alacak temlik edilmiş ve tüm bu temlikler ve yargılama sürecinde müflis borçlu şirketin iflas idaresi de yargılamaya dahil olduğu halde bir itirazda bulunmamıştır. Davacı ... alacağı borçlu şirketten değil borçlu şirketin alacaklısından temlik aldığından bu temlikin muvazaalı olduğunda da söz edilemeyeceği, bu nedenlerle davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken hatalı değerlendirme ile reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu..." bildirilmiştir.
Mahkememizce Yargıtay 17. Hukuk Dairesince verilen 2015/9558 Esas, 2018/3297 Karar sayılı 27/03/2018 tarihli ilamına uyularak yargılamaya mahkememizin 2018/1027 Esas sayılı dosyamızla devam olunmuştur.
Tüm dosya kapsamı ve delillerin değerlendirilmesi neticesinde; davacının satın aldığı alacağın tüm bedelini ödediği, temlikin geçerli olduğu, borçlu şirketin 14/11/2002 tarihinde iflas ettiği, iflas masasının 28/06/2005 tarihli alacaklılar toplantısında bu davanın görülmesi için İİK 225. Maddesine göre yetki verdiği, bu yetkiye istinaden dava konusu alacağın temlik edildiği ve tüm bu temlikler yargılama süresince müflis borçlu şirketin iflas idaresinin de yargılamaya dahil olduğu, herhangi bir itirazda bulunmadığı, davacı ...'in alacağı borçlu şirketten değil, borçlu şirketin alacaklısından temlik aldığı, bu temlikin de muvazalı olmadığı anlaşıldığından, Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 2015/9558 Esas, 2018/3297 Karar sayılı ilamı doğrultusunda, davanın kabulüne, 1.161.106,55 TL satış bedelinin davalı bankadan alınarak temlik alacaklısı davacıya ödenmesine, sıra cetvelinin iflas idaresince bu şekilde düzeltilmesine, iflas idaresi zorunlu hasım olduğundan aleyhine yargılama gideri hükmedilmemesine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M / Yukarıda açıklanan nedenlerle
1-Davanın kabulüne, 1.161.106,55 TL satış bedelinin davalı bankadan alınarak temlik alacaklısı davacıya ödenmesine,
2-Sıra cetvelinin iflas idaresince bu şekilde düzeltilmesine,
3-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince hesaplanan 79.315,18 TL karar harcından başlangıçta yatırılan 280.752,07 TL peşin harcın mahsubu ile fazla harç olan 201.436,89 TL'nin karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
4-Davacı tarafından yatırılan 79.315,18 TL harç ile, yine davacı tarafından yapılan toplam 4.377,75 TL yargılama giderinin davalı ...'nden tahsili ile davacıya verilmesine,
5-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesaplanan 58.783,20 TL nispi vekalet ücretinin davalı ...'nden alınarak davacıya verilmesine,
6-Davalı tarafından yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına,
7-Taraflarca yatırılan gider avansından kullanılmayacak olan bakiye kısmın karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilgili tarafa iadesine,
Dair davacı vekili ile davalı banka vekilleri ve iflas idaresi vekilinin yüzlerine karşı 15 günlük sürede Yargıtay yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 21/03/2019
Başkan ...
Üye ...
Üye ...
Katip ...
HARÇ BEYANI
K.H.= 79.315,18 TL
P.H.= 280.752,07 TL
İ.H. = 201.436,89 TL
DAVACI YARGILAMA GİDERİ
3.750,00 TL B.KİŞİ
627,75 TL POSTA
4.377,75 TL TOPLAM YARGILAMA GİDERİ