T.C.
İSTANBUL
5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2021/286 Esas
KARAR NO: 2023/984
DAVA: İtirazın İptali
DAVA TARİHİ:11/03/2005
KARAR TARİHİ : 21/12/2023
Mahkememizde görülmekte olan asıl davada İtirazın İptali, birleşen davada alacak davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili 11.03.2005 tarihli dava dilekçesi ile; Müvekkilinin 01.10.1999 tarihinde tüm aktif ve pasiflerini devraldığı ... A.Ş ile davalıların müşterek murisi ... arasında 28.09.1999 ve 20.11.1992 tarihleri arasında 20 yıl süreli akaryakıt bayilik sözleşmesi imzalandığını, bayilik sözleşmesinin başladığı süreçte, ...'ün ... 3 noterliğinin ...tarih ve ... yevmiye sayılı düzenleme şeklindeki taahhütnameyi verdiğini, taahhütnamede akdedilen bayilik sözleşmesi süresince akaryakıt satış istasyonunda... AŞ'den alacağı akaryakıt petrol ürünleri vs. satacağı, başka şirketlerle bir anlaşmaya girmeyeceği, bu taahhüde aykırı hareket ettiği taktirde 500.000 USD karşılığı TL ödemeyi kabul ettiğini, ...'ün 08.08.1993 yılında vefat ettiğini geriye mirasçı olarak davalıların kaldığını, davalı mirasçıların istasyonu doğrudan temsile yetkili vekilleri ... eli ile işletmeye başladıklarını, adı geçen vekilin sözleşmeyi ihlal ettiğini müvekkili şirket dışında temin edilen akaryakıtı istasyonda sattığının tespit edildiğini, bu nedenle borçlu davalılara ... 7 noterliğinden... tarihli ... tarihli, ... tarihli,... tarihli ... tarihli, ... tarihli ihtarnamelerin tebliğ edildiğini, davalıların 01.11.2004 tarihinden itibaren de müvekkili şirketten yaptıkları tüm akaryakıt alımlarını durdurduklarını davalıların 01.11.2004'den itibaren sözleşmelerden doğan sorumlulukları yerine getirmeyerek sözleşmeyi icra edilemez hale soktuklarını, 01.11.2004 tarihinden itibaren müvekkilinden mal alınmamasına rağmen istasyonda mal satışını devam ettirdiğini, icra takibine konu edilen taahhütnamenin bayi olan davalılar tarafından ihlal edildiğini, taahhütten kaynaklı 500.000 USD tutarındaki cezai şart alacağının ... 13 icra müdürlüğünün .. sayılı dosyasında takip yapıldığını ve davalıların takibe itiraz ederek durduklarını belirterek itirazlarının iptali ile, takibin devamına, davalıların %40 dan aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılara usulüne uygun dava dilekçesi duruşma gün ve saati tebliğ edilmiş, davalı vekilleri ayrı ayrı sunmuş oldukları cevap dilekçelerinde, ... A.Ş ana sözleşmesinin 3. Maddesinde benzin istasyonu ve diğer tüm tesislerin işletilmesinin bu şirket tarafından yapılacağının düzenlendiğini ve bu nedenle müvekkillerinin bu davada husumet ehliyeti olmadığını, esasa ilişkin cevabında ise, davacının sözleşmeyi feshetmekle cezai şart isteyemeyeceği gibi, cezai şartın tek başına icra takibine konu edilemiyeceğini, müvekkillerinin murisi ile davacı halefi arasında düzenlenen 28.09.1992 tarihli protokolün 3/F maddesine göre kendisinin veya yakınının içinde bulunduğu bir şirket kurulduğu takdirde işletmenin devredileceğinin düzenlendiğini ve buna dayanarak işletmenin ...'e devredilmesinin yanlış olmadığını, müvekkilerinin ... ile 06.07.2001-05.07.2003 tarihleri arasında geçerli olmak üzere işletmenin işletilmesi konusunda protokol imzaladığını, davacının bunu 25.01.2002 tarihli yazı ile kabul ettiğini, ayrıca bu kişinin yanınnda bir kişinin daha şahsi ve gayrimenkul ipoteği ve güvencesi verdiğini, bu kişinin daha sonra işletmeyi müvekkillerinin tüm uyarılarına rağmen terketmediğini, cezai şartın da şahsiliği nedeniyle müvekkillerinden istenemeyeceğini ileri sürerek davanın reddini istemiştir.
Birleşen ... 12.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin...sayılı dosyasında, davacı vekili müvekkili şirket ile davalıların murisi ... arasında 28.09.1999 ve 20.11.1992 tarihleri arasında 20 yıl süreli akaryakıt bayilik sözleşmesi imzalandığını, bayilik sözleşmesinin başladığı süreçte, ...'ün ... 3 noterliğinin... tarih ve ... yevmiye sayılı düzenleme şeklindeki taahhütnameyi verdiğini, taahhütnamede akdedilen bayilik sözleşmesi süresince akaryakıt satış istasyonunda ... AŞ'den alacağı akaryakıt petrol ürünleri vs. satacağı, başka şirketlerle bir anlaşmaya girmeyeceği, bu taahhüde aykırı hareket ettiği taktirde 500.000 USD karşılığı TL ödemeyi kabul ettiğini, ...'ün 08.08.1993 yılında vefat ettiğini geriye mirasçı olarak davalıların kaldığını, davalı mirasçıların istasyonu doğrudan temsile yetkili vekilleri ... eli ile işletmeye başladıklarını, taraflar arasındaki protokol ve bayilik sözleşmesinde yıllık asgari alım yapılması yolunda hükümler bulunduğunu bayilik süresince her yıl 14.000 ton akaryakıt, 36 ton madeni yağın müvekkili şirketten satın alınarak istasyonda satılacağının kabul ve taahhüt edildiğini, ...'ün vefatından sonra akdi ilişkiden doğan bütün hak ve borçların mirasçıları olan davalılara geçtiğini, 01.09.1993 tarihli yazıda da sözleşme ve protokollerin kendilerini bağladığını tüm hükümleri ile sözleşme ve protokolü kabul ettiklerini beyan ettiklerini, müvekkili şirketin sözleşmenin 8/a maddesinde fesih hakkını kullanmayarak sözleşmeleri devam ettirdiğini, istasyonu davalılar namına işleten ...'nun muvafakatlerine aykırı olarak bizzat değil Master ... AŞ eliyle işlettiklerini bu konuyla ilgili davalılara ... tarih ... yevmiye nolu ihtarın gönderildiğini davalılara gönderilen yazı ve ihtarlara rağmen sözleşme ihlalinin sürdürüldüğünü, davalıların sözleşme ile yükümlendikleri 14.000 ton akaryakıt ve 36 ton madeni yağı satın almadıkları, satış taahhüdünü ihlal ettiklerini bayilik sözleşmesinin 8/b maddesi uyarınca cezai şart talep hakları olduğunu bildirerek 28.09.1992 tarihli protokolün 7 ve bayilik sözleşmesinin 8/a ve 8/b maddesi gereğince 500.000 USD cezai şart, satış kaybından dolayı da dava tarihine kadar doğan 1.756.890 USD'lik kar kaybı zararının fazlaya ilişkin kısmı saklı kalmak üzere şimdilik 500.000 USD'lik kısmının davalılardan tahsilini dava ve talep etmiştir.
Davalılara usulüne uygun dava dilekçesi, duruşma gün ve saati tebliğ edilmiş, davalı vekilleri ayrı ayrı sunmuş oldukları cevap dilekçelerinde, müvekkillerine husumetin yöneltilemeyeceğini, ... mirasçılarının benzin istasyonu üzerindeki tüm hak ve borçlarını ...AŞ'ye devir ve temlik ettiklerini müvekkillerinin taraf sıfatlarının bulunmadığını devir ve temlik olan şirketin kuruluşunun davacının muvafakatine bağlı olmadığını istasyonun yetkisiz ve fuzuli şagil kişilerce işletilip gerek müvekkillerinin gerekse ... AŞ'nin bu duruma izin ve izacetinin bulunmadığını, cezai şartın batıl olduğunu bildirerek açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmişlerdir.
... 12. Asliye Ticaret Mahkemesi'nce yapılan yargılama sonucunda ... esasında görülmekte olan asıl davada... karar sayılı ve 12.12.2005 günlü ilam ile davalılar... AŞ'nin kurucu ortakları iseler de dava konusu yerde dahil olmak üzere tüm hak ve borçlarını dava dışı ... AŞ'ye devir ve temlik ettikleri davacı ile davalılar murisi ... arasındaki itiraza uğramadan devam eden sözleşmenin 3/f maddesi ile bu tür kurulacak bir şirketin protokol ve bayilik sözleşmesi hükümleri gereğince, bu şirket içinde geçerli olacağı, devir ve temlikine davacının muvafakat ettiği, davacının davalılara sözleşme ile kabul edilmiş hak ve borçların temliki nedeniyle husumet yöneltemeyeceği gerekçesiyle reddine karar verilmiştir. Davacının temyizi üzerine Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 2006/11964 E ve 2007/1660 K sayılı, 23.02.2007 günlü ilamı ile ... 12 ATM'nin ..esas, ... karar sayılı ve 12.12.2005 günlü ilamı bozulmuş, bozma ilamında "...mirasçıların kulli halef olarak MK'nun 641 maddesi uyarınca murisin borçlarından müteselsilen sorumlu oldukları, alacaklının muvafakatine bağlı bulunmasına, protokolün 3/f maddesinin mirasçılara husumet yöneltilmesini engellemeyeceği bu sebeple davanın husumetten reddinin doğru olmadığı..." bildirilmiştir.
... 12.Asliye Ticaret Mahkemesi'nce, Yargıtay bozma ilamına uyularak yargılamaya ...esas sayılı dosyası üzerinden devam olunmuştur.
Mahkememizde yargılaması devam eden davaların 06.12.2011 tarihli 2011/509 karar sayılı ilam ile birleştirilmesine karar verilmiş, yargılamaya asıl ve birleşen dava yönünden, Kapatılan ... 38 ATM'nin ... esas sayılı dosyası üzerinden devam olunmuştur.
Kapatılan ... 38. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... E., ... K. sayılı, 19.11.2012 tarihli ilamıyla, asıl davada petrol istasyonunda başka şirketlere ait ürünlerin tespit edildiği, bu sebeple davacının sözleşmeyi feshetmekte haklı olduğu, cezai şart talep edebileceği, sözleşmede kararlaştırılan cezai şartın aynen uygulanması halinde davalıların iktisaden mahfına sebep olacağı cezai şarttan BK'nun 183.maddesi gereğince indirim yapılması gerektiği, birleşen 12 ATM'nin ... esas sayılı dosyasında talep edilen cezai şartın mükerrer olduğu bu nedenle cezai şart konusunda karar verilmesine yer olmadığı, sözleşmenin 8/b maddesi uyarınca davacının kar mahrumiyeti talep edebileceği gerekçesiyle asıl dosyada, cezai şarttan %30 oranında tenkis yapılarak itirazın 350.000 USD üzerinden iptaline, icra inkar tazminatı talebinin reddine, birleşen dosyada cezai şarta ilişkin asıl dosyada hüküm kurulduğundan tekrar hüküm kurulmasına yer olmadığına, davacının kar mahrumiyetine ilişkin talebinin kabulü ile 500.000 USD'nin dava tarihinden itibaren 3095 sayılı yasanın 4/a maddesi gereğince davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiştir.
... 38. Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından verilen... E. ... sayılı 19/11/2012 tarihli kararı, Yargıtay 19. Hukuk Dairesi Başkanlığının 2013/3969 E. 2014/6195. K. Sayılı 01/04/2014 tarihli ilamı ile bozulmuş, bozma ilamında "...asıl davanın; akdedilecek bayilik sözleşmesi süresince başka şirketlerden akaryakıt alınmayacağına ilişkin ... 3. Noterliğinin ... tarihli taahhütnamesine istinaden talep edilen cezai şart alacağının tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkin olduğu, birleşen alacak davasının ise, 28.09.1992 tarihli Protokol’ün 7’nci ve bayilik sözleşmesinin 8/a-b maddeleri uyarınca cezai şart ile asgari alım taahhüdünün ihlalinden kaynaklanan 500.000. USD cezai şart talep edildiği, her iki davanın dayandığı vakıaların, hukuki sebeplerin ve talep sonuçlarının farklı olduğu, asıl ve birleşen davaların bağımsızlıklarını koruduğu, her bir dava açısından dayanılan vakıalara hasren inceleme yapılıp, gerekçe oluşturularak karar verilmesi gerektiği, dava sebeplerinin birbiri ile karıştırılarak yazılı gerekçelerle karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu, dosya içeriğindeki bilirkişi raporlarında davalıların başka şirketlerin mallarını sattıklarına dair bir delile rastlanmadığı belirtildiği, mahkemenin gerekçesinde hükme esas alınan vakıaların ne olduğunun ve ne şekilde ispat edildiğinin açıkça belirtilmesi gerektiği, aksine bir durumun ne şekilde sabit kabul edildiği denetime açık şekilde açıklanıp tartışılmadan noter taahhütnamesine dayalı yapılan takibe ilişkin itirazın iptali davasında cezai şarta hükmedilmesinin doğru olmadığı, mahkeme kararının gerekçesinde davacı vekili tarafından sözleşmenin haklı nedenle feshedilmiş olduğu belirtilmişse de dosya içeriğinde böyle bir fesih beyanına rastlanılmamış olduğu, mahkemece sözleşmenin hangi ihtarname ile ne şekilde feshedildiği açıklanmadığı, davacının sözleşmeyi hangi nedenle haklı şekilde feshettiğinin kabul edildiğinin gerekçelendirilmediği, birleşen dosyada davalı (taraf) sıfatı olmayan ....’in isminin karar başlığında yazılması isabetsiz olduğu gibi reşit olan ...’ün kendisini vekille temsil ettirmesine rağmen ona velayeten ...’in adının yazılmasının da usul ve yasaya aykırı olduğu, asgari alım taahhüdüne aykırı davranılmasından kaynaklanan kâr mahrumiyeti 1.1.1993-31.12.2004 yıllarına ilişkin olarak hesaplanmışsa da öncelikle kar mahrumiyetine ilişkin sözleşme hükümlerine göre bu türdeki alacağın tahsili koşullarının mevcut olup olmadığının araştırılması gerektiği, davaya konu uyuşmazlığın çözümünde, cezai şarta ilişkin hükümlerin tartışılıp değerlendirilmesi gerektiği, cezai şartın, borçlunun alacaklıya karşı mevcut bir borcu hiç veya gereği gibi ifa etmemesi halinde ödemeyi vaad ettiği, hukuki işlem ile belirlenmiş ekonomik değeri olan bir edim olduğu, cezai şartın amacı, borçluyu borca uygun davranmaya sevkettiği, cezai şartın, asıl alacağı kuvvetlendirme amacı güttüğü, bu bakımdan cezai şartın, kuvvetlendirilecek asıl borcun mevcut olmasını gerektirdiği, asıl borç yoksa cezai şartın da söz konusu olamayacağı, bu niteliği itibariyle cezai şart asıl borca bağlı fer'i bir borç olduğu, asıl borcun, mevcut ve geçerli ise, cezai şart da borç doğuracağı, asıl borç sona ermiş ya da geçersiz doğmuşsa, cezai şartın bağımsız bir borç oluşturamayacağı, cezai şartın, asıl borcun bağlı olduğu şekle tabi olduğu, asıl borcun bir geçerlilik şekline bağlanmışsa, cezai şartın borç doğurabilmesi aynı şekilde kararlaştırılmış bulunmasına bağlı olduğu, ancak, geçerlilik şekline bağlı olan bir sözleşme bu şekle uygun olarak yapılmadığı halde, şekle aykırılığı ileri sürmenin dürüstlük kurallarıyla bağdaşmaması nedeniyle dinlenmediği hallerde, sözleşme geçerli sayıldığından, onun fer'i nitelikte olan cezai şart da geçerli sayılacağı, cezai şartın fer'ilik niteliği asıl borca bağlı olduğu sürece devam edeceği, başka bir anlatımla cezai şartın fer'iliği, muaccel olduğu ana kadar devam edeceği, borçlunun borca aykırı davrandığında cezai şart muaccel hale geldiğinden artık fer'i değil, asli (bağımsız) bir alacak niteliğini kazanacağı, cezai şartın, sağlararası hukuki işlemlerde ve özellikle sonuçlarını hayatta doğuran sözleşmelerde kararlaştırıldığı, 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 158. maddesinin başlığı "cezai şart" iken 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun "Ceza Koşulu" başlığı altında üç çeşit ceza koşulu düzenlendiği, bunların öğretide ortaya atılan kavramlara göre seçimlik ceza koşulu ve ifayı engelleyen ceza koşulu olduğu (dönme cezası) (TBK. maddesi 179/III), akaryakıt bayilik sözleşmelerinde (veya sözleşme eki taahhütnamelerde) yer alan "yıllık asgari alım taahhüdüne uymama halinde öngörülen ceza koşulu (cezai şart) hükümleri TBK'nun 179/II. (BK. maddesi 158/II) maddesindeki ifaya ekli ceza koşulu (cezai şart) niteliğinde olduğundan burada bu tür ceza koşulu üzerinde durulması gerektiği, TBK'nun 179/II. maddesine göre; "ceza borcun belirlenen zaman veya yerde ifa edilmemesi durumu için kararlaştırılmışsa alacaklının, hakkından açıkça feragat etmiş veya ifayı çekincesiz olarak kabul etmiş olmadıkça, asıl borçla birlikte cezanın ifasını da isteyebileceği, ifaya eklenen ceza koşulunda, şart gerçekleştiği takdirde alacaklı, hem ifayı hem de cezayı talep edebileceği, buna öğretide "taleplerin birleşmesi" veya "toplanması" dendiğini, TBK'nun, "borcun belirlenen zamanda veya yerde ifa edilmemesi" hali için kararlaştırılmış ceza koşulunun, ifaya eklenen ceza koşulu niteliğinde olacağına dair bir karine koyduğunu, bu iki olasılık dışında kalacak eksik ifa hallerinde TBK'nun 179/II. maddesi değil, 179/I. maddesi hükmü uygulanacağını, kanunun, 179. maddenin ikinci fıkrasında bütün eksik ifa hallerini değil, bunlardan sadece zaman veya yer itibariyle aykırılık teşkil edenlerin ifaya eklenen ceza koşulu olduğunu kabul ettiğini, TBK'nun 179/II. maddesi hükmü emredici yapıda olmayıp düzenleyici nitelikte olduğundan tarafların, yukarıda belirtilen iki hal dışında kalan eksik ifalarla, bütün ifa etmeme hallerinde de ifa ile birlikte cezai şartın istenebileceğini kararlaştırabileceklerini, TBK.'nun 179/II. maddesine göre, iki halde alacaklı, ceza koşulunu isteyemeyeceğini, eğer alacaklının, ceza koşulunu isteme hakkından açıkça vazgeçmişse artık bu yönde bir talepte bulunamayacağı, diğer yandan alacaklının, çekince koymadan ifayı kabul etmiş veya sözleşmeden doğan edimlerini ifa etmeye devam etmişse bu takdirde de ceza koşulunu isteyemeyeceği, TBK'nun 179/II. maddesinde öngörülen hükmün, emredici nitelikte olmadığından tarafların, sözleşme serbestisi ilkesi gereğince aralarında farklı bir düzenleme yapabiliceği, örneğin, sözleşmenin feshi halinde hem cezai şart hem de kar mahrumiyeti ödeneceğini kararlaştırabileceği, ancak sözleşmenin feshi halinde cezai şart ödeneceğinin kararlaştırılmış olduğu hallerde, Yargıtay HGK'nun 20.01.2013 T. 2012/19-670 E. 2013/171 K. sayılı kararında da açıklandığı üzere, sözleşme süresi içinde çekince konmadan uzun süre ifaya devam edilmesi üzerine borçluda, "ceza koşulu istenmeyeceği" ne dair haklı bir güven oluşmuş ise oluşan bu haklı güven ve dürüstlük ilkesi nedeniyle önceki yıla veya yıllara ait ceza koşullarının talep edilemeyeceğinin kabulü gerektiği..." bildirilmiştir.
Dava, 28.06.2014 tarihli tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan ve aynı tarihte yürürlüğe giren 6545 sayılı kanunun Asliye Ticaret Mahkemelerinin yeniden düzenlenmesine ilişkin 45. maddesi 1. fıkrasına göre, dosya heyete tevdii edilerek 2015/49 esas sayılı numarasını almış, Yargıtay 19 HD'nin 2013/3969 esas, 2014/6195 karar sayılı bozma ilamına uyularak açık yargılamaya bu dosya üzerinden devam edilmiştir.
Mahkememizce, tarafların iddia ve savunmaları, sundukları deliller, ticari defter ve kayıtları ve dosya incelenerek sözleşmenin haklı suretle feshedilip edilmediği, sözleşmenin fesih bildiriminin yapılıp yapılmadığı değerlendirilmek suretiyle bayiilik sözleşmesinden ve taraflar arasında akdedilmiş olan protokolden kaynaklanan talep edilebilecek cezai şart ve kar mahrumiyeti olup olmadığının varsa miktarının nelerden ibaret olduğu konusunda dosya üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmiş olup, ibraz edilen 04/10/2016 tarihli raporda; Taraflar arasındaki bayilik sözleşmesi ve eklerinin ... nolu tebliğin yayınlanmasından itibaren rekabet mevzuatına aykırı hale geldiği ve geçersiz olduğu, davacının, anılan tebliğin yayınlanmasından sonraki ihlallere dayalı olarak herhangi bir talep ileri sürmesinin mümkün gözükmediği ve her iki davanın da bu açıdan reddi gerektiği, tebliğin yayınlanmasından önce gerçekleştirilen ihlaller bakımından da davacının, ihlal gerçekleşmiş bulunmasına rağmen, sanki bu tür bir ihlal yokmuş gibi ilişkinin devamına göz yumduğu, ihlalin gerçekleşmesini takiben cezai şartın ödenmesini talep etmediği, bu sebeple “ihlal sebebiyle cezai şart talep edilmeyeceği” yönünde haklı bir güven oluşmasına sebebiyet verdiği, mevcut Yargıtay uygulaması çerçevesinde söz konusu dönem ile ilgili olarak da herhangi bir talepte bulunulamayacağı bildirilmiştir.
Davalıların murisi ... ile ... AŞ arasında 20.11.1992 tarihli 20 yıl süreli bayilik sözleşmesi, 28.09.1992 tarihli protokol ve ... 23 Noterliğinin ... tarihli ... sayılı düzenleme şeklinde taahhütnamesi akdedilmiştir.
Bayilik sözleşmesi, protokol ve noter taahhütnamesinde, bayilik veren olarak geçen ... AŞ, tüm aktif ve pasifleri ile birlikte ... tarafından alınmış, ... ile birleşerek ünvanı ... olarak değiştirilmiştir. ...'ün 08.08.1993 tarihinde vefat ettiği, mirasçı olarak geriye davalılar ..., ..., ..., ...'ü bıraktığı, ... 1 sulh hukuk mahkemesinin...esas sayılı veraset ilamından anlaşılmıştır. ... mirasçıları olan davalılar 05.08.1993 tarihli bir yazı göndererek murisleri ...'ün akdettiği protokol ve bayilik sözleşmesini aynen kabul ettiklerini bayiliğin aynen kendileri tarafından devam ettirileceğini davacıya bildirmişlerdir. 05.02.1995 tarihinde davalılar adi ortaklık kurmuşlar, 06.07.2001 tarihli protokol ile de ...İşletmesini, önceden olduğu gibi ... ve Ortakları olarak, işletmek amacıyla dava dışı ...'yla anlaşmışlardır. ... ve ... davacı ...'ye 23.08.2001 tarihinde adi yazılı şekilde düzenlenen bir kefaletname vererek ... ile ... ve Ortakları arasında akdedilen protokol ve bayilik sözleşmesinden kaynaklı borçlara kefil olduklarını, taşınmazları üzerine bu sözleşmelerden kaynaklı borçlar için ipotek tesis ettirmeyi taahhüt ettikleri, ...'nin de 25.01.2002 tarihli yazı ile ...ve Ortakları'na ait şirketi,... tarafından işletilmesinin kendileri için bir mahsuru bulunmadığını bildirdiği görülmüştür. Dosyada mevcut bulunan 07.02.2003 tarihli ticaret sicil gazetesinden, davalıların kurucuları arasında yer aldığı ... AŞ'nin kurulduğu anlaşılmıştır.
Davalıların murisi ... ile davacı ... arasında akdedilen 28.09.1992 tarihli protokolün 3/f bendinde, bayinin bayilik sözleşmesi süresi içinde kendisinin ve yakın akrabalarının içinde bulunduğu bir şirket kurduğu taktirde talebi halinde protokol ve bayilik sözleşmesi hükümlerinin, kurulan şirket içinde geçerli olacağı, bayilik sözleşmesi ve hukuk vecaibinin yeni şirkete intikal etmesini taahhüt ettiği ve davacı ...'nin de bunu kabul ettiği, protokolün 3/f maddesi uyarınca, ...'ün yakın akrabası olan davalıların söz konusu protokol ve sözleşmeden doğan hak ve borçlarını koruduğu ve anonim şirkete devrinde sözleşmeye aykırı bir yön bulunmadığı, 3/f bendinin davacı içinde geçerli olduğu, davalıların murisleri ...'ün davacı ile akdettiği bayilik sözleşmesi, taahhütname ve protokollerin, mirasçıların murisin borcundan TMK'nun 641.maddesi uyarınca kulli halef olarak müteselsilen sorumlu olmaları dolayısıyla davalıları bağladığı, protokolün 3/f maddesinin mirasçılara husumet yönetilmesini engellemeyeceği sonucuna varılmıştır.
Davacı asıl davada, davalıların murisi ...'le akdedilen bayilik sözleşmesine ek olarak düzenlenen ... 3. noterliğinin ...tarihli taahhütnamesine göre, bayilik sözleşmesi süresince başka şirketlerin mallarını satmayacağına dair verilen taahhüdün ihlalinden kaynaklanan cezai şart alacağının tahsili amacıyla başlatılan icra takibine itirazın iptalini talep etmiştir.
... 3 noterliğinin ... tarih ... yevmiye sayılı taahhütnamesi ile davalıların murisi ..., davacı ile akdettikleri 28.09.1992 tarihli bayilik sözleşmesi süresince, akaryakıt satış yerinde münhasıran ...'den alacağı akaryakıt petrol ürünleri, vs. ürünleri satacağını başka hiçbir şahıs ve şirketin ürünlerini bulundurmayacağını, satmayacağını, bu konuda hiçbir anlaşma yapmayacağını, ticari ilişkiye girmeyeceğini, aksi durumda ...'ye 500.000 USD karşılığı TL ödeyeceğini kabul ve taahhüt etmiştir.
Davacı taraf, çeşitli tarihlerde davalılara ihtarname tebliğ etmiş, ... 7. Noterliği'nin...tarihli ... yevmiye nolu ihtarnamesi ile, 20.11.1992 tarihli bayilik sözleşmesi gereğince ... ve Ortakları (davalıların), istasyonda satacağı petrol ürünlerinin münhasıran şirketlerinden alınarak satılması gerektiğini başka bir şahıs yada şirketin ürünlerinin hiçbir şekilde satılamayacağını, muhatabın şirketlerinden yaptıkları akaryakıt alımlarında düşüş olduğu, yapılan kontrollerde istasyonlarda şirketleri dışında temin edilen akaryakıtın satıldığının tespit edildiği, sözleşme ve protokole aykırı davranışların önlenmesi için gerekli tedbirlerin alınması ihtar edilmiş, ... 7 noterliğinin ...tarihli .. yevmiye nolu ihtarnamesi ile, bayilik sözleşmesi taahhütname ve protokoller kapsamında istasyonda sadece şirketlerinden alınacak ürünlerin satılması gerektiği, istasyon işletmesinin muhatabın yöneticisi ve temsilcisi tarafından gerçekleştirilmesinin muhatabın 20.11.1992 tarihli akaryakıt istasyonu bayilik sözleşmesinden doğan mükellefiyetlerini ortadan kaldırmayacağı, bayilik sözleşmesinin muhatap ve şirketler arasında halen geçerli olduğu, muhatabın akaryakıt alımlarındaki düşüşün devam ettiği, şirketleri dışındaki kaynaklardan temin edilen akaryakıtın satışının sürdüğü, şirketlerinden temin edilecek akaryakıtın satılmasının muhataba ait olduğu, ... 7 noterliğinin ... tarihli ... yevmiye sayılı ihtarnamesi ile de muhatapların daha önce çekilen ihtarnamelerle uyarılmalarına rağmen başka şirketlerden temin edilen akaryakıtın satıldığının tespit edildiğini, şirketleri dışındaki kaynaklardan yapılan alımların durdurularak münhasıran kendi şirketlerinden akaryakıt alımı yapılmasının sağlanmasını talep ettiklerini davalılara bildirmiştir.
Davacı, ... 7.Noterliği'nin...tarihli 2 ayrı ihtarnamesinde, davalıların murisinin vermiş olduğu taahhütnameye ve bayilik sözleşmesine aykırı şekilde kendileri dışında başka şirketlerden aldıkları akaryakıtı petrol ofislerinde sattıklarını bildirmiş olduğundan, 2002 yılı tarihi itibari ile davacının ... 3.Noterliğinin ... tarih ... yevmiye nolu taahhütnamesine aykırı davrandıklarını bilmektedir. Asıl davada da, bu aykırılığın gerçekleştiğini iddia ederek taahhütnameye aykırılıktan dolayı taahhütnamede belirlenen 500.000 USD'lik cezai şartın tahsilini talep etmektedir.
Davalının, bozmadan önceki bilirkişilerce incelenen 2001-2002-2003 yıllarına ait ticari defterlerinde başka şirketten alım yapıldığına ilişkin herhangi bir belge ve bilginin bulunmadığı tespit edilmiştir. Davacı 2002 yılı itibariyle davalının başka şirketten alım yaptığını iddia etmiş ise de, incelenen ticari defterlerden davalının başka şirketlerden alım yaptığı ve akaryakıt istasyonunda sattığı tespit edilememiştir.
Davacı tarafından ... 7 noterliğinin ... tarih, ... yevmiye nolu düzenleme şeklinde tespit tutanağı sunularak akaryakıt istasyonunda bulunan tankların stok miktarını gösteren ekstre sonuçlarının tespit ettirildiği, bu tespitin, davalının başka şirketlerden akaryakıt alarak sattığının göstergesi olduğu ileri sürülmüş ise de, noter tespitleri HMK'da ve Eski Hukuk Usulü Muhakemeler Kanunu'nda düzenleme konusu yapılmış olan delil tespitlerinden sayılmayacağından, yan delillerle desteklenmesi gereken taktiri delillerden olduğundan, davalıların, akaryakıt istasyonunda başkasına ait ürünleri sattığına ilişkin başka bir delil de dosyaya sunulmadığından, davalının incelenen defterlerinde de bu durum tespit edilemediğinden, davacı tarafça, davalıların akaryakıt istasyonunda başka şirketlere ait ürünlerin satıldığı ispat edilememiştir. Kaldı ki, davacı taraf davalıların düzenleme şeklindeki taahhütnameyi ihlal ettiklerini, 2002 yılında ihtarname ile davalılara bildirdiği halde bu tarihten itibaren, ... 7 noterliğinin ... tarih, ... yevmiye sayılı ihtarnamesine kadar göndermiş olduğu 18.09.2002, 10.10.2002 ve 27.04.2004 tarihli ihtarnamelerde taahhütnamenin ihlalinden kaynaklı cezai şart alacağını talep etmemiş, akdi ilişkiyi fiilen devam ettirmiş bulunması sebebiyle cezai şart alacağının talep edilmeyeceği yönünde davalılarda haklı bir güven oluşturmasına sebebiyet vermiş bulunduğundan da asıl dava yönünden taahhütnameye dayalı cezai şart talep edemeyeceği sonucuna ulaşılarak asıl davanın reddine karar verilmiştir.
Davacı birleşen alacak davasında, 28.09.1992 tarihli protokolün 7. ve bayilik sözleşmesinin 8/a-b maddesi uyarınca cezai şart ile asgari alım taahhüdünün ihlalinden kaynaklı 500.000 USD'lik cezai şartı talep etmektedir.
Davacının incelenen ticari defterlerindeki kayıtlarında, 20.11.1992 tarihli sözleşmenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren son alımın yapıldığı 01.11.2004 tarihine kadar 01.01.1993 - 01.11.2004 tarihleri arasında taahhüt ettiği mal alımını hiçbir zaman tutturamadığı ve asgari alım taahhüdünü ihlal etmiş olduğu görülmüştür.
Bayilik sözleşmesinin 8/b maddesi uyarınca, sözleşmenin ihlal edilmesinden kaynaklanan 500.000 USD'lik cezai şartın ve feshe bayinin sebebiyet vermesinden dolayı maruz kalınan zarar ve satış karından mahrum kalınan kısmın talep edilebilmesi için sözleşmenin davacı bayilik veren şirketçe feshedilmesi gerekmektedir. 8/b hükmüne göre cezai şart ve kar mahrumiyeti talep edilebilmesi için, sadece davalı tarafça ihlal yeterli görülmemiş, davacı şirketin bu ihlale dayalı olarak sözleşmeyi feshetmesi de zorunlu hale getirtilmiştir. Bayinin sözleşmeyi ihlali sebepleri arasında sayılan başka bir şirketten ürün alıp satıldığı iddiası ispat edilemediği ve Asgari mal alım taahhüdünü yerine getirmediği yaptırılan bilirkişi incelemesi ile tespit edildiğinden, davacı tarafın sözleşmenin ihlalinden kaynaklı olarak geçerli bir şekilde fesih beyanında bulunduğunu gösterir herhangi bir delili dosyaya ibraz etmediği, 18.09.2002-10.10.2002, 04.11.2004 tarihli ihtarnamelerde sözleşmenin feshine ilişkin herhangi bir ibare yer almadığı, davacı tarafından, 01.11.2004 tarihi itibariyle mal alımının durdurulduğu, bu şekli ile bayi tarafından sözleşmenin ifa edilemez hale getirildiği, bayilik sözleşmesini 8/a maddesinde düzenlenen petrol mahsulleri mübayasının tadil edilmiş olması şartının gerçekleştiği iddia edilmiş ise de, 01.11.2004 tarihinden sonra çekilen ... 7 noterliğinin ... tarih ... yevmiye sayılı ihtarnamesinde, sözleşmenin 8/b maddesi uyarınca feshe yönelik herhangi bir beyanda bulunulmadığı gibi davalıya 24 saat içerisinde akaryakıt alımına başlaması, şirket ile muhataplar arasında akdedilmiş olan 20.11.1992 tarihli bayilik sözleşmesinin halen geçerli olduğun bildirildiği, Bu durumda davacı tarafından sözleşmenin feshi gerçekleştirilmeksizin 8/b maddesine dayalı olarak cezai şart ve kar mahrumiyeti talep edilemeyeceği ,Davacı ... 7 noterliğinin ... tarih ... yevmiye sayılı ihtarnamesi ile davalıların sözleşmenin rekabet hukukuna göre geçersiz olduğu yolundaki beyanının doğru olmadığını muhatapların müvekkili şirketlerle yaptıkları protokol ve sözleşmelere uymak zorunda oldukları, akaryakıt alımını durdurmak suretiyle sözleşmeyi icra edilemez hale getirdiklerini, ... 3 noterliğinin ... tarihli taahhütnamesinde 8/a maddesi gereğince sözleşmenin ihlal edildiğini, 500.000 USD cezai şartın 3 gün içerisinde ödenmesi gerektiğini, her yıl 14.000 ton akaryakıt 36 ton madeni yağ satın alma taahhütlerini de uzun süredir yerine getirmediklerini, sözleşmenin muhataplarca ihlal edilerek icra edilemez hale getirildiğini, 8 yıldaki kar mahrumiyeti alacakları olan 1.651.890 USD'yi talep ettiklerini bildirdiği, davacının davalı tarafa göndermiş olduğu ihtarnamelerin hiç birisinde, davalı tarafın sözleşmeye aykırı davranışlarına dayalı olarak sözleşmenin davacı tarafından feshedildiğine ilişkin herhangi bir beyan bulunmadığı, sözleşme sona erse bile, bayilik sözleşmesinin 8/b maddesine göre cezai şartın talep edilebilmesi için hüküm altına alınan fesih şartı davacı tarafından yerine getirilmediği, davacı tarafından da kabul edildiği şekilde davalı bayilik sözleşmesinin kurulduğu 1992 yılından itibaren hiç bir zaman taahhüt ettiği alım miktarına ulaşmadığı, sözleşmeyi bu şekliyle ihlal ettiği, ancak davacı tarafından da bu ihlale sessiz kalındığı, cezai şartın ödenmesi talep edilmediği, davalıların sözleşmeyi ihlalleri sonucuna bağlanan 8/b maddesindeki cezai şart hükmünü hiçbir zaman uygulamaya koymadığı cezai şart alacağının davalılardan talep edilmediği akdi ilişki fiilen devam ettirildiği, cezai şartların talep edilmeyeceği yönünde davalılar üzerinde haklı bir güven oluşturulmasına sebebiyet verildiği gerekçesiyle birleşen davanında reddine karar verilmiştir.
Mahkememizce verilen 2015/49 Esas 2016/1039 karar sayılı 08/12/2016 Tarihli karar davacı vekili tarafından temyiz edilmiş olup, Yargıtay 19. Hukuk Dairesi nin 2018/1185 Esas ve 2019/1251 Karar sayılı ilam ile mahkememiz kararı bozulmuş, bozma ilamında; "...Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı doğrultusunda inceleme yapılıp hüküm verilmiş olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, asıl ve birleşen davacı vekilinin yerinde olmayan aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerektiğini, taraflar arasında dönemsel ifayı içeren sözleşme gereği taahhüt edilen ürünlerin eksik alındığı hususunun sabit olmasına rağmen yeni dönemde cezai şarttan kaynaklanan haklarını saklı tutmayan davacının, önceki yıllara ilişkin cezai şart talebi yerinde olmasa bile sözleşmenin sona ermesinden önceki yıla dair cezai şart alacağının istenmesi mümkün olduğunu, Dairenin istikrar kazanmış uygulaması da bu yönde olduğunu, Mahkemece davacının son yıla ilişkin cezai şart alacağının hesaplatılarak varılacak uygun sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken davanın tamamen reddine karar verilmesi isabetsiz olduğu..." yönünde hüküm oluşturulmuştur.
Mahkememizin 30/09/2021 tarihli celsesinde " Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 2018/1185 Esas 2019/1251 Karar sayılı bozma ilamına uyulmasına karar verilmiş olup, Bozma ilamı doğrultusunda dosyanın önceki bilirkişiler ..., Mali Müşavir ..., sektörel bilirkişi ...'dan sözleşmenin sona ermesinden önceki yıla dair eksik alımdan kaynaklanan cezai şart alacağının hesap edilmesi konusunda ek rapor alınmasına karar verilmiş olup, bilirkişiler tarafından ibraz edilen 26/11/2021 tarihli ek raporda; Sözleşmenin sona ermesinden önceki son dönem için 259.313,52 USD eksik alıma ilişkin tutarın hesaplanmış olduğunu bildirmişlerdir.
Mahkememizin 27/01/2022 tarihli celsesinde davacı ve davalıların bilirkişi ek raporuna yapmış oldukları itirazlarının değerlendirilmesi ve 2004 yılı için alım taahhüdünün ihlalinden kaynaklanan alacak miktarının tespitinde madeni yağdan kaynaklanan alım taahhüdüne ilişkin herhangi bir inceleme yapılmamış olması sebebiyle madeni yağdan kaynaklanan alım taahhüdünü de kapsar şekilde davacının talep edebileceği alacak miktarının ne olduğunun tespiti açısından bilirkişilerden tüm itirazları karşılar şekilde ek rapor alınmasına karar verilmiş olup, bilirkişiler tarafından ibraz edilen 07/07/2022 tarihli ek bilirkişi raporunda; Dosyada sunulan raporlar ve davacı kayıtları uyarınca, davalının 01.11.2004 son alım tarihine kadar ki kısım esas alındığı ve Yargıtay ilamında yer alan “önceki yıllara ilişkin cezai şart talebi yerinde olmasa bile sözleşmenin sona ermesinden önceki yıla dair cezai şart alacağının istenmesi mümkündür” şeklindeki kararı kapsamında; son yıl için son alıma kadar talepte bulunabileceği miktarın 259.313,52 USD olarak hesaplandığını, itiraza binaen, 2004 yıl sonuna kadar eksik alımlara ilişkin hesaplama yapılması istendiği durumda ise bu defa 336.605,84 USD olarak eksik alımdan kaynaklı kâr mahrumiyeti hesaplanacağını, davalının son alımına kadar olan kısmı esas alındığında eksik alımlara ilişkin kâr mahrumiyetinin 259.313,52 USD olarak kök ve ek raporlarda hesaplandığını İtiraza binaen davacının taraflar arasındaki sözleşmenin yürürlükte olduğu bütün zaman dilimi içerisinde tahakkuk etmiş cezai şartların tamamını değil sadece sözleşmenin son uygulama yılı olan 2004 yıl sonuna kadar eksik alımından kaynaklı kâr mahrumiyeti isteyebileceğinin Mahkemece değerlendirildiği durumda 336.605,84 USD eksik alımdan kaynaklı kâr mahrumiyeti talep edilebileceği, Mahkemece; 2004 yılı için alım taahhüdünden kaynaklanan alacak miktarının tespitinde madeni yağdan kaynaklanan alım taahhüdüne ilişkin herhangi bir inceleme yapılmamış olduğu anlaşıldığından madeni yağdan kaynaklanan alım taahhüdünü de kapsar şekilde hesaplama yapılması görevi verildiği, bu görevlendirme çerçevesinde dava dosya içerisinde 2004 yılı madeni yağ alımları tonaj, alım tutarları ve o tarih itibariyle davacı tarafça uygulanan birim fiyatlar ile kâr oranına ilişkin herhangi bir bilgi yahut belgeye rastlanmadığı bunun üzerine, mahkeme kalemi aracılığı ile davacı tarafla irtibat kurularak söz konusu eksikleri tamamlamaları talep edilmiş ancak bu rapor tamamlanana kadar söz konusu eksiklikler tamamlanarak dosyaya herhangi bir evrak ibraz edilmediğini, söz konusu veriler olmadan hesaplama yapılmasının ise mümkün olmadığı , Mevcut ihtilaf bağlamında gelinen aşama itibariyle üzerinde durulması gereken önemli bir hususun da davalı tarafça savunma olarak ileri sürülen “dava dayanağı sözleşmeden kaynaklanabilecek muhtemel davacı alacaklarını teminat altına almak üzere, davacı şirketin de onayı ile davalıların ticari mümessil olarak görevlendirdiği üçüncü bir şahıs tarafından verilen teminatlardan vazgeçilmiş olmasının taraflar arasındaki sorumluluk ilişkisine olan etkisi” ile ilgili olduğunun anlaşıldığı gerçekten de davalı tarafça ileri sürülen ve davacı tarafça da inkar ve itiraz edilmeyen bir olgu olarak, ... şahsın davacı şirketin de onayı alınmak suretiyle davalılarca ticari mümessil olarak görevlendirildiği ve bu şahsın da davalıların taahhütleri bakımından sorumlu olmayı kabul ederek, davacı ... lehine“davalıların benzin istasyonu işletmesinden kaynaklanan her türlü yükümlülüklerinin teminatını teşkil etmek üzere, müşterek ve müteselsil borçlu sıfatı ile 375.000.-TL tutarlı şahsi kefalet ile bir taşınmaz üzerine aynı şekilde 375.000.-TL bedelli ipotek tesis ettirdiği; davacının alacak iddiasının, alacaklı lehine ayni ve şahsi teminat veren bu şahsın, yine alacaklının onayı ile davalıların ticari mümessil olarak bayilik faaliyetlerini yi i dönemle ilgili olduğu; alacaklı bu durumu bilmesine ve konu bağlamında davalı taraf ile arasında ihtilaf çıkmış olmasına rağmen, davalıların borcundan müteselsil olarak sorumlu olmayı kabul etmiş olan dava dışı şahıstan alınan teminatlardan vazgeçildiği; bunun yerine alacakların tahsilinde teminatlar kullanılmış olsa idi, bütün alacakların tahsili imkânı ortaya çıkacağı; davacının bu durumdan BK m. 145/11 gereği davalı müteselsil borçluların da istifade etmesi gerektiği ile ifade edildiği, davalı tarafın bu izahatına katılmanın mümkün gözükmediği, zira ... isimli şahsın ticari mümessil olarak ve davalıların bayilik sözleşmesinden kaynaklanan sorumluluklarını ifa etmek üzere görevlendirildiği; bir diğer ifade ile onlar nam ve hesabına bu faaliyetleri yürüttüğü; davacının muvafakat ve onayının da bu hususa ilişkin olduğu açıktır. Bir diğer ifadeyle ...'nun bayi sıfatını kazanması ya da davalıların sahip olduğu bayi sıfatını onlarla paylaşmak üzere bu sürece dahil olması söz konusu olmadığı, Bu şahısın davalıların borcu için teminat veren üçüncü şahıs konumunda bulunduğu bu durumun , davalıların asıl borçlu ve sorumlu oldukları gerçeğini değiştirmeyeceği, davacının söz konusu teminatlardan vazgeçmek yerine, alacağını oradan tahsil etmiş olsaydı, yapılan tahsilat “başkasının borcu için teminat veren üç şahıs” konumundaki ...'nun “yaptığı ödeme oranında davacı şirkete halef olması” ve davalılardan alacaklı hale gelmesine yol açacağı, davalıların borç ve sorumluluğunun bütünüyle ortadan kalkmasına yol açamayacağı, mevcut dosya içeriğinde, davalıların borcundan dava dışı bu şahsın da “şahsen” ve “asıl borçlu” sıfatı ile sorumlu olduğuna işaret eden herhangi bir veriye rastlanmadığı için; teminatlardan vazgeçilmesinin, ...'nun ibra edilmesi sonucunu doğurmuş olsa dahi, onun iç ilişkideki borca katılma oranında diğer borçlulardan sorumluluğunun düşmesine yol açmayacağı yönünde raporlarını ibraz etmişlerdir.
Asıl ve birleşen davada mahkememizce verilen red kararı Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 2018/1185 esas 2019/1251 karar sayılı 28/02/2019 karar tarihli ilamıyla sadece taraflar arasındaki dönemsel ifayı içeren sözleşme gereği tahattüt edilen ürünlerin eksik alındığı hususunun sabit olmasına rağmen yeni dönemde cezai şarttan kaynaklanan haklarını saklı tutmayan davacının önceki yıllara ilişkin cezai şart talebi yerinde olmasa bile sözleşmenin sona ermesinden önceki yıla dair cezai şart alacağının istenmesinin mümkün olması sebebiyle bozulmuş olup asıl davada ve birleşen davada davacının 500,000 USD'lik cezai şart talebinin yerinde olmadığı Yargıtay ilamı ile de belirlenmiştir. Davacı tarafça, davalıların akaryakıt istasyonunda başka şirketlere ait ürünlerin satıldığı ve davalıların düzenleme şeklindeki taahhütnameyi ihlal ettikleri ıspat edelemediğinden asıl davanın ve birleşen dava da 500,000 USD'lik cezai şart talebinin reddine karar vermek gerekmiştir.
Davalılar tarafından tarafından sunulan bilirkişi raporuna itiraz dilekçelerinde ve çeşitli tarihlerde mahkememize sundukları beyan dilekçelerinde davacı .... ile merkezi Londra da olan ve Türkiye de temsilcilik olarak faaliyette bulunan ... Şirketinin ... tarihli ... sayılı resmi gazete yayınlanan Anonim Ve Limited Şirketlerin kısmi bölünme işlemlerinin usul ve esasları hakkındaki tebliğ hükümlerine göre ticaret sicil müdürlüğünün ... sicil numarasında kayıtlı ... Şirketini kurdukları daha sonrada kısmi bölünme suretiyle mal varlıklarının bir kısmının bu şirkete devredildiğini ... Şirketinin bölünmeyle kurulan yeni şirkete aktaracağı sermayenin belirlenmesi için TTK'nın 303 maddesi hükümlerine göre Asliye Tİcaret Mahkemesine müracaat da bulunduğu ... 12 Asliye Ticaret Mahkemesinin ...değişik iş sayılı dosyasında bilirkişiler tarafından hazırlanan raporda ....'nin 2.905.263 TL net alacağının da dahil 64.809,957 TL varlığının yeni şirkete sermaye olarak iştirak edileceği sonucuna varıldığı ...'nin genel kurulunca kısmı birleşmenin 29/06/2006 tarihinde onandığı ve 25/06/2006 tarihinde de Ticaret Gazetesinde yayınlandığı bu tarih itibari ile alacağın yeni şirkete devredildiği ...'nin davada davacı sıfatıyla aktif husumetinin bulunmadığını bildirmişlerdir.
Mahkememizce ...'nin ticaret sicil kayıtları getirilmiş yapılan incelemesinde 1980 tarihinden beri sicil müdürlüğünde kayıtlı olduğu kısmi bölünme suretiyle ...'nin kurulduğu kuruluşun 30/06/2006 tarihinde ticaret sicil müdürlüğünde tescil edildiği ve 05.07.2006 tarihli ticaret sicil gazetesinde yayınlandığı görülmüştür.
Davalıların husumet itirazlarının delil olarak sundukları ... 12 Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ...D iş sayılı dosyası getirtilmiş yapılan incelemesinde; ...'nin bölünmesine ilişkin rapor alınmasının talep edildiği, bilirkişilerce bölünme raporunun hazırlandığı, ancak dosya aslının içerisinde bölünme raporunun bulunmadığı, sadece 28/12/2005 tarihli ek raporun yer aldığı görülmüştür.
... 12 Asliye Ticaret Mahkemesinin ... D iş sayılı dosyasına ibraz edilen rapor ... Ticaret Sicil Müdürlüğüne da sunulmuştur. Mahkememizce ... Ticaret Sicil Müdürlüğü'ne sunulan raporun yapılan incelemesinde ; kısmi bölünmeye esas alınan bilançonun 31/12/2005 tarihli olduğu, ...'ye devir edilecek varlıkların toplamının 528.067.650TL olduğu, ... tarafından 64.809.957-TL nin konulacağı, kısmi bölünmenin 16/09/2003 tarihli resmi gazetede yayınlanan Anonim ve Limited Şirketlerinin kısmi bölünme işlemlerinin usul ve esaslarının düzenlenmesi hakkındaki ortak tebliğe uygun olduğunun bildirildiği görülmüştür.
6762 sayılı Türk Ticaret Kanunun yürürlükte olduğu tarih itibari ile davacı şirketin kısmi bölünmesinin gerçekleştirildiği 6762 sayılı Türk Ticaret Kanununda şirketlerin bölünmesine ilişkin her hangi bir düzenleme bulunmadığı bu sebep ile kısmi bölünme işleminin 16/09/2023 tarihli 35231 sayılı resmi gazetede yayınlanan kısmi bölünme işlemlerinin usul ve esaslarının düzenlenmesi hakkındaki ortak tebliğ hükümlerine göre gerçekleştirildiği, bölünme işleminde 31/12/2005 tarihli bilançonun esas alındığı, kısmi bölünme işleminin de 30/06/2006 tarihinde Ticaret Sicil Müdürlüğünde tescil edildiği, davanın kısmi bölünme işlemleri gerçekleştirilmeden 11/03/2005 tarihinde açıldığı, dava açıldıktan sonra düzenlenmiş olan bilanço esas alınarak kısmi bölünme işleminin gerçekleştirildiği, kısmi bölünme işlemlerinde bölünen şirketin hukuki varlığını sürdürmeye devam ettiği, ...'nin de halen Ticaret Sicil Müdürlüğünde kayıtlı olduğunu, anlaşıldığından davalıların husumet itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay Bozma İlamında "... Taraflar arasında dönemsel ifayı içeren sözleşme gereği taahhüt edilen ürünlerin eksik alındığı hususunun sabit olmasına rağmen yeni dönemde cezai şarttan kaynaklanan haklarını saklı tutmayan davacının, önceki yıllara ilişkin cezai şart talebi yerinde olmasa bile sözleşmenin sona ermesinden önceki yıla dair cezai şart alacağının istenmesi mümkün olduğu, içtihat edilmiştir..." Bozma ilamı kapsamında bilirkişilerden ek rapor alınmıştır.
Taraflar arasında akdedilen dönemsel ifayı içeren sözleşmenin son yılının başlangıç tarihi 01/01/2004 tarihi olup, davalıların son alım tarihi ise 01/11/2004 tarihidir. Son yıl için son alıma kadar davalıların alım taahhüdünü ihlalden kaynaklı olarak talep edebilecekleri miktarın 259.313,52 USD olduğu, sözleşme süresince madeni yağdan kaynaklanan her hangi bir alımın yapılmadığı, bu durumun davacının da kabulünde olduğu, bu sebep ile sadece Petrol ürünlerinden kaynaklanan alım taahhüdünün ihlali dolayısıyla uğranılan kar mahrumiyetinin talep edilebileceği sonucuna varılmıştır.
Davalılar tarafından ...' nun benzin istasyonunun işletmesinden kaynaklanan her türlü yükümlülüklerin teminatı olarak şahsi kefalet ile ipotek verdiği, bu teminatlara gidilmektesin kendilerine müracaat edilmesinin yasaya aykırı olduğu ileri sürülmüş ise de ...' nun ticari mümessil olarak davalıların bayilik sözleşmesinden kaynaklanan sorumluluklarını ifa etmek üzere görevlendirildiği, ...' nun bayi sıfatını kazanmadığı, davalıların borcu için teminat veren 3. Şahıs durumunda olduğu, davalıların asıl borçlu ve sorumlu sıfatında bulundukları ...' nun teminat vermesinin davalıların borç ve sorumluluğunu ortadan kaldırmayacağı anlaşıldığından davalıların bu savunması Mahkememizce kabul görmemiştir.
Tüm dosya kapsamının ve delillerin değerlendirilmesi sonucunda; Asıl davada davanın reddine, Birleşen davada 259.313,52 USD'nin dava tarihinden itibaren 3095 sayılı yasanın 4-a maddesi uyarınca işleyecek faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM / Yukarıda açıklanan nedenlerle:
Asıl Davada;
1-Asıl davada davanın reddine,
2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan harçlar tarifesi uyarınca belirlenen karar harcı olan 269,85-TL'nin, peşin alınan 9.342,70 TL harçtan mahsubu ile fazla harç olan 9.072,85-TL'nin karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Davalılar kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesaplanan 102.887,00 TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,
5-Davalılar tarafından yapılan 199 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,
6-Davacı ve davalılar tarafından yatırılan gider avansından bakiye kalan kısmın, karar kesinleştiğinde ve talep halinde taraflara iadesine,
Birleşen davada;
1-Birleşen davada 259.313,52 USD'nin dava tarihinden 3095 sayılı yasanın 4-a maddesi uyarınca işleyecek faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine,
2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan harçlar tarifesi uyarınca belirlenen 23.684,99-TL karar harcından, peşin alınan 17.995,50-TL. harcın mahsubu ile bakiye 5.689,49-TL harcın davalılardan alınarak hazineye irad kaydına,
3-Davacı tarafından yatırılan 17.995,50-TL harç ile aşağıda dökümü yapılan 4.835-TL yargılama giderinin, davanın kabul edilen kısmı üzerinden hesaplanan 1.692,25-TL'nin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, bakiye kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,
4-Davalılar tarafından yapılan 150-TL yargılama giderinin, davanın reddedilen kısmı üzerinden hesaplanan 97,50-TL'nin davacıdan tahsili ile bu davalılara verilmesine,
5-Davalı ... tarafından yapılan 25-TL , davalı ... tarafından yapılan 25-TL yargılama giderinin tahsil kabiliyeti olmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,
6-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden, davanın kabul edilen kısmı üzerinden, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesaplanan 54.009,22-TL vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
7-Davalılar kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden Avukatlık Ücret tarifesi uyarınca davanın reddedilen kısmı üzerinden hesaplanan 138.489,91-TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,
8-Davacı tarafından yatırılan gider avansından bakiye kalan kısmın, karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
Dair davacı vekili ile Davalı ... ve ... vekili Av. ..., ve davalı asil ..., davalı ... vekili AV. ..., davalı ... vekili Av. ..., ... ,... , ... , ... vekilleri Av. ..., ve yetki belgesini ibraz edeceğini beyan eden ..., davalı ... vekili Av. ..., davalı asil ... davalı asil ...'e yüzüne karşı kararın tebliğinden itibaren 15 günlük sürede Temyiz yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 21/12/2023
Başkan ...
E-imzalıdır.
Üye ...
E-imzalıdır.
Üye ...
E-imzalıdır.
Katip ...
E-imzalıdır.
Asıl davada;
Harç Beyanı
K.H.= 269,85- TL
P.H.= 9.342,70 TL
İ.H= 9.072,85- TL
Birleşen davada;
Harç Beyanı
K.H.= 23.684,99- TL
P.H.= 17.995,50 TL
B.H= 5.689,49- TL
Yargılama gideri davacı
Bilirkişi ücreti 4.150-TL
+Posta masrafı 685TL
Toplam 4.835-TL