T.C.
İSTANBUL
5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2021/478 Esas
KARAR NO: 2024/23
DAVA: Alacak
DAVA TARİHİ: 22/02/2013
KARAR TARİHİ: 11/01/2024
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Acentelik Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili tarafından verilen tarihli dava dilekçeside; Davalının maliki bulunduğu ... ili, ... ilçesi, ... mahallesinde kain ve tapu sicilinde 6263 ada 2 parselde kayıtlı bulunan gayrimenkul üzerinde Davacı şirket lehine 31/08/2007 tarihinden geçerli olmak üzere 15 yıl üç ay süreyle İntifa hakkı tesis edildiğini, Taraflar arasındaki protokoller çerçevesinde İntifa tesis edilmesi, İşleticilik (bayilik) anlaşmanın imzalanması ve gerekli teminatların îşletici/davalı tarafından verilmesi, Münakit sözleşmelerin kısmen veya tamamen ihlal edilmemesi kaydıyla çeşitli tarihlerde toplam 2.435.000,00-USD+KDV peşin satış teşvik primi ödeneceğinin kararlaştırıldığını, davalı tarafın ihlalleri kapsamında davaya konu bayilik anlaşması ve protokol haklı nedenle feshedilmiş olduğundan anlaşma ve protokol uyarınca tahakkuk etmiş 1.000.600,00 USD (560.000,60 USD+500.000,00 USD) cezai şartın fesih tarifinden itibaren işleyecek en yüksek mevduat faizi ile birlikte; davalı tarafın almayı taahhüt ettiği ve fakat alımını yapmadığı ürün miktarı için taahhütnamede ödenmesi kararlaştırılan 546.420,00 USD kar kaybının da temerrüt tarihinden itibaren işleyecek en yüksek mevduat faizi ile birlikte davalıdan tahsil edilerek Davacı şirkete ödenmesine, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini arz talep etmiştir.
Davalıya usulüne uygun dava dilekçesi, duruşma gün ve saati tebliğ edilmiş, davalı vekili vermiş olduğu cevap dilekçesinde; Davacının iddialarının net ve hesaplanabilir olduğundan kısmi dava açmasına ve aynı konuda derdest davaların mevcut olması nedeniyle usul yönünden itiraz ettiklerini, Davalının taraflar arasında yapılan anlaşmalar neticesinde ... ili. ... ilçesi, ... pafta, 6263 ada, 2 parsel de kain 1819 metrekare 7 desimetreare taşınmaz üzerindeki akaryakıt servis ve satış istasyonunda Davacının bayisi olarak çalıştığını, Yapılan Protokolün özel ŞART hükümleri gereğince Davacının Davalıya karşılıksız, "Satış geliştirme teşvik primi " adı altındaki ödemelerini yine protokolde belirlenmiş günlerde ödemek zorunda olduğunu, Davacının, Davalıya 5 yıllık işletme sözleşmesinin eki niteliğinde olan Protokol gereğince akaryakıt satışlarını geliştirip arttırması için 2.435,000 USD satış geliştirme teşvik primi adı altında ödemeler yapmayı kabul ve taahhüt ettiğini, buna mukabil davalının da akaryakıt satışlarını hangi miktardan yapacağı konusunda Satış taahhüdünde bulunduğunu, toplam 2.435,000,00.-USD+KDV "satış geliştirme teşvik primi*adı altındaki karşılıksız ödemeyi Davalıya yapmak zorunda olduğunu, Ancak Davacının, Davalının hak ettiği bu Satış geliştirme teşvik primlerinin 1.398.000,00.-USD kısmını ödemediğinden TEMERRÜDE düştüğünü, Davacının temerrüdü nedeniyle kendisine karşı önce ... 5.İcra Müdürlüğü' nün ... Esas sayılı icra takibi başlatıldığını, itiraz üzerine duran icra takibinin devamı için ... 30.Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas,... Karar sayılı İTİRAZIN İPTALİ davası açıldığını, Bu davada savuma yapan davacının savunmalarında: Müvekkilimin, satmayı taahhüt ettiği miktar kadar akaryakıt satmadığı gerekçesiyle ” sözleşmeleri ihlal ettiği' ve bu nedenle satış geliştirme teşvik primine hak kazanamadığını, bu primlerin 5yıllık bir süre için değil 15 yıllık bir süre için ödendiğini savunduğunu, aksine Davalı müvekkile 750.069 USD borç verdiğini, Netice olarak davanın kısmi dava olarak açılması mümkün olmadığından ve dava şartları yokluğundan usulden reddine, dava ile aynı konuda ... 30.ATM nin, 11.07.2012 tarih, ... Esas, ... Kararı olduğundan ve bu kararın ayrıca Yargıtay 19.Hukuk Dairesi; 06.03.2013 Tarih, 2012/15285 E. 2013/4218 K. sayılı onama kararı ile de onandığından ve Davacının tüm iddia ve taleplerinin mesnetsiz olduğundan davanın esastan reddine, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin Davacı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DAVALININ KARŞI DAVASI:
Davalı/Karşı Davacı ...ŞTt.'nin 06.06.2013 tarihli Karşı Dava dilekçesinde özetle; Davacı/Karşı Davalı ... AŞ.'nin bayisi olarak 14.08.2012 tarihine kadar faaliyet gösterildiğini, Davacı/Karşı Davalı ... AŞ. ... 29.Not. ... tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile Davalı/Karşı Davacı ... LTD. ŞTİ.nin bayilik sözleşmesini usulsüz ve haksız feshettiğini, Davacı/Karşı Davalı ... AŞ. ile akdedilen;...TARİH,... yevmiye numarası ile yapılan 15 yıl+3 ay süreyle verilmiş intifa hakkı tesisi, 17.06.2008 tarihli 5 yıllık işleticilik sözleşmesi buna bağlı ek protokollerin ... tarih-... yevmiye nolu 2.500.000,00.-TL ve ...tarih ve ... yevmiye numaralı 1.500.000,00.-TL tutarından verilmiş ipotekler, 250.000,00.-TL tutarında Banka Teminat Mektubu, Akaryakıt alimindan doğan borcun tahsilinde kullanılmak üzere 8P*ye emaneten verilmiş imzalı boş çeklerin Mevcut olduğunu, Davacı/Karşı Davalı ...nin, Davalı/Karşı Davacı ... LTD, ŞTl.'ne intifa alacağı iddiasıyla ... 14,Asliye Ticaret Mahkemesi nin ...E sayılı dosyası ile bir sebepsiz zenginleşme davası açmış ve bu davayı kaybettiğini ve Davanın reddine dair bu karar kesinleştiğini, Davacı/Karşı Davalı ...'nin sözleşmeler gereğince 2.435.000 usd + kdv tutarında ödemesi gereken satış teşvik primlerini tam olarak ödemediğini, bu nedenle, ... S.İcra Müdürlüğü'nün... E sayılı dosyasından davalı aleyhine icra takibi yapılmış ve bu takip davalının İtirazı üzerine durduğunu, Duran takibin devamı için ... 30.Asliye Ticaret Mahkemesi nin... E. sayılı dosyası ile itirazın iptali dâvası ikame olunmuş ve bu davada Davacı/Karşı Davalı ...'nin bakiye borcu tespit edilerek, bakiye KDV DAHİL 1.393.300 USD lik satış teşvik primi borcu olduğu hükme bağlanarak Davacı/Karşı Davalı ...'nin itirazı iptal edildiğini, takibin aynen devamına karar verilmiş ve davalı ayrıca %20 icra inkar tazminatını da tarafımıza ödemeye mahkum edildiğini, Bahsi geçen Davaları kaybeden Davacı/Karşı Davalı ... 29.Noterliğinin... tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesini keşide ederek usulsüz ve hukuka aykırı olarak bayilik (işleticilik) akdine son vererek mal sevkiyatını da durdurduğunu, İhtarnamede Davacı/Karşı Davalı ..., bahse konu olan davalarda ileri sürüp hükme bağlanarak haksız görülerek kaybettiği alacak iddialarını tekrar öne sürmüş ve haksız fesih ihtarına bir nevi gerekçe yaratma çabası içine girdiğini, Davalı/Karşı Davacı ... LTD, ŞTİ.'i, Davacı/Karşı Davalı ...'nin haksız fesih ihtarına karşılık ... 12.Noterliğinin ... tarih ... yevmiye numaralı ihtarıyla cevap verilmiş ve Davacı/Karşı Davalı ...'nin fesihnamesinde ileri sürülmüş hiçbir iddia ve alacak kaleminin kabul edilmediği, bu feshin haksız ve kötü niyetli olduğu ve haksız fesih nedeniyle Davacı/Karşı Davalı ... aleyhine ayrıca tazminat davaları ikame olunacağı hususlarının bildirildiğini, Haksız fesihten sonra, bu defa da Davacı/Karşı Davalı ..., elinde bulunan Akaryakıt alımından doğan borcun tahsilinde kullanılmak üzere ...ye emaneten verilmiş imzalı boş çeklerden birini 1.000.000,00.-TL fazladan kendi isteğlnce doldurup bu çeki tahsile koyduğunu, İlgili çekin iptali ve hükümden düşürülmesi İçin 22.10.2012 tarihinde ... l.ATM' nin ... E. sayılı "Tedbir Talepli Menfi Tespit Davası" açıldığını ve bu çeke Tedbir istendiğini, ilgili mahkeme 23.10.2012 tarihinde davalının bankaya ibraz ettiği 1.432,006,00.-TL’lik çekin 1.000.000 TL'si hakkında tedbir kararı vererek çekin tahsilini durdurduğunu, Davacı/Karsı Davalı ...'nin, ... 30.ATM’nin 11.07.2012 tarih ve ... Esas ... Karar sayılı ilamından hemen sonra kuralsız ve usulsüz olarak bildirimsiz şekilde ... 29.Noterliği ... yevmiye 14.08.2012tarihli fesih ihtarı ile tüm akitleri feshettiğini, ilgili dava boyunca taraflar arasındaki ticari ilişkinin devam ettiği, görülen ilgili dava 11.07.2012 tarihinde Davacı/Karşı Davalı ...'nin aleyhine neticelenip karara bağlandığının hemen akabinde Davacı/Karşı Davalı ... tarafından akitlerin feshedildiğini ve Davacı/Karşı Davalı ...'nin bu tutumunun kötü niyetli olduğu gösterdiğini, İlgili fesih ihtarnamesinde ileri sürülen eksik mal alımı ve borçların ödenemedlği yönündeki gerekçelerin asılsız olduğunu, öncelikle Davacı/Karşı Davalı ...'nin kendi edimlerini yerine getirmesi gerektiğini, Satış Teşvik Primlerini ödemeyen, ödemeyi de teklif etmeyen Davacı/Karşı Davalı ...'nin Davalı/Karşı Davacı ...'ten satış taahhütlerini tam olarak ifa etmesini beklemesinin yerinde olmadığını, zira satış teşvik primlerinin ...'den zamanında ve tam olarak alınmış olsaydı ... satışlarını arttıracak ve taahhüt etmiş olduğu rakamları da tutturacak olduğunu, bahse konu primler satışların artması ve satışların istenen seviyede olması için vaad edilen bedeller olduğunu, ... 30.Asliye Ticaret Mahkemesinin 11.07.2012 tarih ... Esas ve ... K. sayılı kararında da f‘taahhüt edilenden az mal alımı ile akde aykırılık iddiası'’ kabul görmeyerek reddedildiğini, Netice olarak haksız fesih nedeniyle Davalı/Karşı Davacı ... sözleşmenin devam süresince elde edebileceği karlardan mahrum kaldığını, fazlaya ilişkin haklarının saklı kalmak kaydıyla 50.000,00.-TL Maddi, 2d.000,00.-TL manevi tazminat olmak üzere toplam 70.600,00.-TL'nin feshin gerçekleştiği 14,08.2012 tarihinden itibaren işleyecek Ticari Faiziyle birlikte, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin Davacı/Karşı Davalı ...'den tahsiline karar verilmesin arz ve talep etmiştir.
Davacının Karsı davaya Cevabı:
Davacı/Karşı Davalı ...'nin 05.07.2013 tarihli cevap dilekçeden özetle; ... 30. ATM'nin ... E. sayılı dosyasında taraflar arasındaki Protokol uyarınca ödenmesi kararlaştırılan ve fakat ödenmeyen bakiye satış teşvik priminin tahsiline yönelik olduğunu, söz konusu davada bakiye prim bedelinin iş bu davada Davalı/Karşı Davacı...'e ödenmesine karar verildiğini ve anılan dava kapsamında protokolde kararlaştırılan prim bedelinin tamamını Davalıya ödendiğini, taraflar arasındaki Bayilik Anlaşması ve eki niteliğindeki Protokol müvekkil tarafından haklı nedenle feshedildiğini, Davalı taraf intifa sözleşmesini süresinden önce sonlandırdığını, Davalı -Karşı davacı ikame ettiği karşı davada Bayilik Anlaşması ve eklerinin haksız feshedildiği iddiasıyla maddi ve manevi tazminat talebinde bulunmuş olup söz konusu usul ve yasaya aykırı davanın kabulü mümkün olmadığını, Taraflar arasındaki sözleşmenin ... tarafından haklı olarak feshedildiğini ve taraflar arasında akdedilen Bayilik Anlaşması'nin 14. Maddesi kapsamında Anlaşmanın herhangi bir hükmünün Bavi tarafından İhlali halinde...'nin anlaşmayı feshetmek hakkına haiz olduğu anlaşmanın ... tarafından feshi halinde bayinin zarar ziyan ve tazminat gibi herhangi bir hak ve talepte bulunamavacaftı düzenlendiğini. Bu kapsamda davalı-karşı davacının taraflar arasındaki Bayilik Anlaşmasına aykırı olarak ikame ettiği iş bu haksız davasının reddi gerektiğini, Davacı/Karşı Davalı ... asıl davalarının kabulü ile haksız ve hukuki dayanaktan yoksun karşı davanın reddine karar verilmesi talep ettikleri görülmüştür.
BİRLEŞEN DAVADA;
Davacı ...Ltd.şirketi vekili 02/08/2013 tarihli dava dilekçesinden özetle; Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili tapuda ... ili ... ilçesi ... pafta,6263 ada,2 parsel de kain 1819 metrekare 7 desimetrekare mesahalı taşınmaz üzerindeki akaryakıt servis ve satış istasyonunda davalının bayisi olarak çalıştığını,... 15 Noterliğinin ... tarih,... yevmiye nolu tasdikli 5 yıl süreli bayilik sözleşmesi bu istasyonda müvekkili ... A.Ş bayisi olarak faaliyette bulunduğunu,müvekkile karşılıksız ''Satış Geliştirme Teşvik Primi'' adı altındaki 2.435,000 USD+438,300 USD KDV lik, toplam KDV dahil=2.873,300 USD lik ödemelerini Protokol (A) da belirlenmiş günlerde müvekkiline tam olarak yapılmadığını,müvekkilinin devletin alacağı konusunda fevkalede hassas olduğunda,Yargıtay Onama ilamından sonra,evvelce davalının 02.03.2009 tarihinde ... Şubesine 750.000 USD karşılığı=1.288,500 TL lik faturasız para havalesi için davalıya fatura düzenlendiğini,bu nedenlerle davalının haksız ve yersiz olarak ... 1 İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı takip dosyasındaki borca ve ferilerine yaptığı tüm itiraz ve beyanların reddiyle,borca ve ferilerine yaptığı itirazının iptaline,icra takibinin temerrüt-reeskont ticari faiz oranı ve temerrüt tarihinden işlemiş ve işleyecek temerrüt-reeskont ticari faizi birlikte ve icra takip talebinde gösterilmiş tüm koşullarla aynen devamına,icra takibine konu edilmiş alacağın likit olduğundan borçlu-davalı borçlu olduğunu bildiği halde sırf alacağın tahsilini geciktirmek gayesi ile kötü niyetli takibe itiraz edip durdurduğundan,davalının ... 1 İcra Müdürlüğünün ...Esas sayılı takip çıkış miktarının %20 sinden aşağı olmamak kaydıyla icra inkar tazminatına mahkum edilmesine,%20 icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,yargılama giderleri ücreti vekaletin davalıdan alınarak davacıya verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ...A.Ş. cevap dilekçesinden özetle; Davacı ile müvekkili arasında akdedilen protokol ile taraflar arasında kurulacak ticari ilişkinin esasları düzenlenmiş ve hukuksal tasarruf hakkının tesisi, anlaşmanın imzalanması ve gerekli teminatların işletici tarafından verilmesi, münakit sözleşmelerin kısmen veya tamamen ihlal edilmemesi kaydıyla çeşitli tarihlerde toplam 2.435.000,00USD peşin satış teşvik primi ödeneceği hususunun kararlaştırıldığını, davacının gerçek ile bağdaşmayan ifadelere dayalı hukuki açıdan hiçbir değer ifade etmeyen iddialarının kabulü mümkün olmadığından davacının haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın reddine karar verilmesini, davanın esastan reddine, davacının alacaklı olduğunun kabulü halinde öncelikle davacının süresinde fatura düzenlememiş olması nedeniyle müvekkilinin uğradığı zararın iş bu davaya konu edilen miktarının takas ve mahsubu ile davanın reddine davacının takip tutarının %20 den az olmamak üzere tazminata mahkum edilmesine, yargılama giderlerinin vekalet ücretinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Mahkememizce yapılan yargılama sonucunda; asıl dava , karşılık dava ve birleşen davanın reddine karar verilmiş , verilen kararın davacı karşı davalı davalı karşı davacı ve birleşen davada davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine İstanbul BAM 13 HD. Nin 2018/826 Esas 2019/1097 Karar sayılı ilamı ile "....Öncelikle bayilik sözleşmesinin feshinin haklı olup olmadığı değerlendirilmelidir. Taraflar arasındaki bayilik sözleşmesinde bayi yönünden her yıl için asgari alım koşulları konulduğu, bayinin öngörülen tutarda ürün almadığı ama ...'nin de çekincesiz ürün vermeye devam ettiği, ayrıca ödenmesi gereken satış destek primlerini de tam olarak ödemediği, bayinin ... 30. Asliye Ticaret Mahkemesinin 11/07/2012 tarih ve ... E-... K. Sayılı kararı ile ödenmeyen destek primini aldığı sabittir. Davacı ... satış destek priminin tamamını ancak mahkeme kararıyla ödemiştir. Satış destek primlerinin aynı dönemlere ilişkin eksik ürün alımında öngörülen cezai şartla dengelendiği fakat ...'nin eksik alımlara rağmen kısmi destek primi ödediği ve bayiyi temerrüde düşürmeden ürün vermeye devam ettiği anlaşılmaktadır. Bu durumda davacı ...' nin davalı bayi eksik ürün almasına rağmen çekincesiz, ihtarsız ürün vermeye devam ettiği böylelikle ödediği teşvik primini geri talep hakkı olmadığı gibi bayide oluşturulan güvene ve TMK 2.maddede düzenlenen dürüstlük kuralına aykırı olan cezai şart isteme koşullarının da oluşmadığı yönündeki mahkeme kabulü isabetlidir. Taraflar arasındaki son bayilik dönemi olan 17/06/2011-17/06/2012 arası dönemde de bayinin eksik ürün aldığı, bu dönem için de ...'nin ihtar yahut çekincesiz ürün vermeye devam ettiği, bu dönem sonrasında sözleşmenin feshedildiği 14/08/2012 tarihine kadar hatta ondan sonrasına da sirayet edecek şekilde ürün verildiği anlaşılmakla davacı ...' nin teşvik primlerinin iadesi, cezai şart ve kar kaybı yönündeki talebinin reddi yönündeki mahkeme kararı yerinde olup buna yönelik istinaf nedenleri yerinde değildir.
Asıl davanın reddi açısından davalı karşı davacı kendisine verilen vekalet ücretinin eksik olduğu yönünde istinafta bulunmuştur. Bununla beraber karardan sonra 31/01/2018 tarihinde bu hususun ve karardaki bir kısım yanlışların düzeltilmesi yönünde verdiği dilekçe üzerine mahkeme 19/02/2018 tarihli maddi hatanın düzeltilmesi kararı başlıklı ek kararıyla Asıl davada Red 125.000,00 TL olarak sehven yazılan vekalet ücretinin 144.622,36 TL olarak düzeltilmesine karar vermiştir. Mahkemenin bu düzeltme kararına karşı bir istinaf bulunmamaktadır. İstinaf olunan konuda mahkemece düzeltme kararı verilmiş olduğundan asıl davada davalı karşı ve birleşen davacının istinafı yerinde değildir.
Asıl davacı vekili, karşı ve birleşen davacı bayi vekilinin kararı süresinde istinaf etmediğini öne sürerek istinaf talebinin reddini istemiştir. Karar resmi olarak davalı-karşı ve birleşen davacı vekiline 16/05/2018 tarihinde tebliğ edilmiştir. Bununla beraber 28/12/2017 tarihli karar sonrasında davalı- karşı ve birleşen davacı 31/01/2018 tarihli dilekçesiyle karardaki yanlışların düzeltilmesini talep etmiştir. Asıl davacı vekili diğer tarafın 31/01/2018 tarihi itibariyle karara muttali olmuş sayılması gerektiğini öne sürerek istinafın süresinde olmadığını öne sürmektedir. Mahkeme kararındaki yanlışların düzeltilmesi talebi karardaki yanlışlardan davalı-karşı ve birleşen davacının gayriresmi olarak haberdar olduğunu göstermekle birlikte istinaf süresi HMK'nın 345/1.maddesi uyarınca kararın usulen taraflara tebliğinden itibaren başlayacağından bu istinaf nedeninin yerinde değildir.
Karşı dava açısından bayinin sözleşmeye aykırı olarak her yıl eksik alım yaptığı sabittir. ...'nin 17/06/2012 dönemine kadar eksik alım konusunda bayiyi temerrüde düşürmeden ürün vermeye devam ettiği fakat 17/06/2012 döneminden sonra da bayinin eksik ürün almaya devam ettiği, her ne kadar ... teşvik priminin tamamını iradi olarak ödememiş olup bir kısmını mahkeme kararıyla ödemiş olsa da teşvik primini ödemesine karşılık davalı-karşı davacı bayinin eksik akaryakıt alımına devam ettiği, edimini sözleşmeye uygun yerine getirmeyen davalının davranışları sonucu sözleşmenin feshinde ...'nin haklı sayılmasının yerinde olduğu, davalı karşı davacı bayinin maddi ve manevi tazminat isteme koşullarının oluşmadığı ve ispatlanmadığı anlaşılmakla mahkemenin verdiği karar yerindedir.
Birleşen dava açısından taraflar arasındaki protokolde ödenmesi öngörülen teşvik priminde KDV den bahsedilmemiştir. Mahkeme kararıyla satış destek primine mahsup edilen 750.000,00 USD' nin KDV dahil olarak kabulü gerekir. Birleşen davacı bayinin yaptığı KDV ödemesinin içinde 750.000,00 USD' nin faturalaştırılmasıyla oluşan KDV'yi içermesi gerekmektedir. Bu durumda birleşen davacının kendi kendine ödediğini iddia ettiği KDV' yi ...' den talep etme koşulları oluşmamıştır. ..." gerekçesi ile İstinaf taleplerini esastan reddetmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi'nce verilen 11.09.2019 tarih ve 2018/826 E- 2019/1097 K. sayılı kararı asıl davada davacı karşı davalı ile davalı karşı davacı birleşen davada davacı vekili tarafından temyiz edilmiş olup, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2020/5123Esas, 2021/5399 Karar ve 30.06.2021 tarihli bozma ilamda; "...Birleşen dava yönünden yapılan temyiz isteminin incelenmesinde, yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen birleşen davaya yönelik kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre birleşen davaya yönelik yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının birleşen davaya yönünden ONANMASINA karar vermek gerekmiştir.
Asıl dava yönünden yapılan temyiz istemlerinin incelenmesine gelince,
a) Davacı vekilinin temyiz istemi yönünden yapılan incelemede, mahkemenin de kabulünde olduğu üzere, dosya içeriğindeki delillere göre sözleşmenin davacı tarafından haklı olarak feshedildiği sabittir. Davacı vekili bayilik sözleşmesinin haklı feshi nedeniyle satış destek primlerinin iadesini, sözleşme ve protokol ihlali nedeniyle cezai şartın ve asgari alım taahhüdünün ihlali nedeniyle oluşan kâr kaybının tahsilini istemiştir.
Bir davada maddi anlamda kesin hüküm oluşması için HMK’nın 303/1. maddesinde belirtildiği üzere, davaya ait talep sonucunun (dava konusu), Her iki davanın taraflarının, Dava sebeplerinin aynı olması gerekir .
Taraflar arasındaki ... 30. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin ... esas sayılı, kesinleşen itirazın iptali davasında, kesinleşen satış teşvik primine ilişkin dava ile mahkemedeki asıl davanın tarafları ve her iki davanın talep sonucu (dava konusu) aynı olmakla beraber hukuki sebepleri farklıdır. Şöyle ki;
Kesinleşen icra takibi ve itirazın iptali davası, taraflar arasındaki bayilik sözleşmesinin devamı sırasında açılmış olup davanın hukuki sebebinin taraflar arasındaki işletme hakkı konulu protokolün “G-Özel Şartlar” başlıklı hükmünde düzenlenen, sözleşmenin yürürlükte olduğu sırada uygulanmasına yönelik hükümlere ilişkindir Asıl davadaki hukuki sebebin ise taraflar arasındaki adı geçen protokolün, aynı maddenin son paragrafında belirtildiği üzere sözleşmenin feshi halinde satış teşvik primlerinin iade ve taahhüdüne ilişkin olduğu anlaşılmıştır.
Bu nedenle her iki davanın hukuki sebepleri farklı olduğundan kesinleşen dava, asıl davada kesin hüküm oluşturmaz. Mahkemenin aksi yöndeki kabulü doğru değildir. Davacı tarafça, taraflar arasındaki sözleşmenin davacı tarafından haklı feshi nedeniyle satış teşvik primlerinin iadesi istenebilir. Mahkemece davacı tarafından iadesi istenebilecek satış teşvik primi alacağının tespit edilerek bir karar verilmesi gerekir.
Davacının kar mahrumiyetine ilişkin istemine gelince;
Vakıaların açıklanması taraflara ait olup hukuki nitelendirme ise hakime aittir. Davalı şirket tarafından imzalanan “Taahhütname” başlıklı belgenin 3. bendindeki hükümde kar mahrumiyetinden söz edilmiş ise de ilgili bent içeriği ve yaptırım itibariyle akaryakıt sözleşmesi ile ilgili olarak yıllık asgari alım taahhüdüne uymama halinde öngörülen sözkonusu hükmün TBK 179/2 (BK 158/2) maddesindeki ifaya ekli cezai şart niteliğinde olduğunun kabulü gerekir. İlgili taahhütnamede “kar mahrumiyeti” denilmiş olması, bu hükmün cezai şart olduğu hususunu değiştirmez.
Ayrıca her ne kadar sözleşmenin devamı sırasında ihtirazi kayıt ileri sürülmeksizin ürün vermeye devam edilmesi halinde önceki yıllara ait cezai şart istenemez ise de, son yıla ilişkin cezai şartın istenebileceğinin gözetilmesi gerekir.
Taraflar arasında imzalanan 17.06.2008 tarihli bayilik anlaşmasının “Cezai Şart” başlıklı 18. maddesinde, tarihsiz “Protokol” başlıklı sözleşmenin “V- Protokol Hükümlerinin İhlali” başlıklı kısmının “F” bendinde ve “Taahhütname” başlıklı belgenin 3. bendinde ayrı ayrı üç cezai şarta yer verilmiştir.
Davacı, sözleşmenin haklı feshi halinde yukarıda belirtilen üç adet cezai şarttan ancak birini isteyebilecektir. Mahkemece davacıya sözleşme ve ekleri protokol ve taahhütname uyarınca istenebilecek cezai şartlardan hangisini talep ettiği hususu açıklattırılarak, bu maddelerdeki cezai şartlardan birine ilişkin talebin kabulü gerekirken yazılı şekilde asıl davanın tamamen reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
b) Asıl davada davalı ... Ltd. Şti. vekilinin asıl davaya yönelik olarak sözleşmenin haksız feshedildiği yönündeki temyiz isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.
c) Karşı davacı vekilinin karşı davaya ilişkin temyiz isteminin incelenmesinde, yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre karşı davacı vekilinin temyiz isteminin reddine karar vermek gerekmiştir. Yukarıda (1) no'lu bentte açıklanan nedenlerle birleşen davada davacı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince birleşen dava yönünden verilen kararın HMK'nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, (2) nolu bendin (a) kısmında açıklanan nedenlerle asıl davada, davacı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, (b) kısmında açıklanan nedenlerle asıl davada davalı vekilinin temyiz isteminin reddine, (c) kısmında açıklanan nedenlerle karşı davacı vekilinin temyiz isteminin reddine..." karar verilmiştir.
Mahkememizce Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2020/51123 E 2021/5399 Karar sayılı ilamına uyularak açık yargılamaya devam olunmuştur.
Davacı, taraflar arasında imzalanan 17/06/2008 tarihli bayilik anlaşmasının 18. Maddesine Protokol Başlıklı sözleşmenin F bendine ve taahhütname başlıklı belgenin 3. bendine göre ayrı ayrı üç adet cezai şart talebinde bulunmuş, Yargıtay Bozma İlamı kapsamında; davacıya sözleşmenin haklı nedenle fesihli sebebi ile üç adet cezai şarttan ancak birini isteyebileceği, bu sebep ile cezai şartlardan hangisini talep ettiği hususunda beyanda bulunması için kesin süre verilmiş verilen kesin süre içerisinde davacı karşı davalı vekili tarafından sunulan 24/12/2021 tarihli dilekçe ile bayilik anlaşmasının 18. Maddesinde belirlenen 500.000 USD tutarındaki cezai şartın fesih tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte tahsil edilerek müvekkili şirkete ödenmesini talep ettiklerini bildirmiştir.
Mahkememizin 27/12/2021 tarihli ara kararı ile Tarafların iddia ve savunmaları, sundukları deliller dosya incelenerek dosyamızın önceki bilirkişilere verilerek satış teşvik primi ve davacı-karşı davalının beyanı doğrultusunda Bayilik Anlaşmasının 18. Maddesinde belirlenen cezai şart alacağın ne kadar miktar olacağının tespiti açısından önceki bilirkişilerden ek rapor alınmasına karar verilmiş olup, bilirkişiler tarafından ibraz edilen 31/08/2022 tarihli ek raporda; Bahse konu ara karar uyarınca Bayilik Anlaşması'nın 18. maddesinde belirlenen 500.000 USD tutarındaki cezai şartın fesih tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalıdan tahsil edilerek müvekkil şirkete ödenmesini talep ettikleri, Yargıtay bozma kararında ifade edilen 3 ayrı cezai şarttan hangisinin talep edildiğinin davacı-karşı davalı tarafça belirlenmesi lüzumu doğrultusunda verildiği ve tercihin Bayilik Anlaşması'nın 18. Maddesinde düzenlenen cezai şartın ödenmesi yönünde ortaya konulduğunun görüldüğünü, Bayilik Anlaşması'nın 18. maddesinin "Bayi, bu anlaşmanın herhangi bir hükmünü kısmen veya tamamen ihlal ettiği taktirde, ...' nin işbu anlaşmayı feshe hakkı bulunduğunu ve böyle bir ahvalde cezai şart olarak, ödeme gününde uygulanmakta olan Merkez Bankası döviz satış kuru üzerinden hesaplanacak 500.000USD karşılığı tutarında Türk Lirasını ... ye ödemeyi kabul ve taahhüt etmiştir. ... 'nin diğer zarar, ziyan ve tazminat hakları ayrıca saklı tutulmuştur..." şekilde kaleme alındığını, bu hüküm içeriğinden de anlaşılabileceği gibi Bayi'nin sözleşme ihlali, bayilik veren davacı karşı davalıya sözleşmeyi haklı sebeple fesih " ile 500.000 USD tutarında cezai şartın ödenmesini talep etme hak ve yetkisi verdiğini, davacı karşı davalının sözleşmeyi davacı karşı davalının sözleşmeyi haklı sebebe dayalı olarak feshettiği sonucuna ulaşıldığını bu durumda Bayilik Anlaşmasının 18. Maddesinde sözü edilen 500.000USD tutarındaki cezai şartın ödenmesini de talep edebileceğini, davanın her iki tarafının da tacir sıfatını taşıdığı, bu sebeple aşırı cezai şart kararlaştırıldığı iddiasına dayalı olarak indirim talep edemeyecekleri ancak Yargıtay uygulaması, kararlaştırılan cezai şartın aleyhine cezai şart kararlaştırılan tacirin ekonomik olarak mahvına sebebiyet verip vermeyeceğinin araştırılması ve böyle bir durumun tespiti halinde, aşırı cezai şartta indirime gidilmesi yönünde olduğunu bu bağlamda olmak üzere TBK m. Bilançolarında 2012 yıl sonu itibariyle şirketin kayıtlı değerlerine göre şirketin mevcut ve alacakları toplamının 2.201.376,91 TL şirketin kısa ve uzun dönem borçları 2.551.555,96 TL olup, şirketin kayıtlı değerlere göre özvarlığı (-)350.179,05 TL olduğu ve kayden borca batık olduğunun tespit edildiğini, talep cezai şart miktarının davalı bayiinin mali durumu dikkate alındığında belirtilen miktarda cezai şarttan etkileneceği ve hatta ekonomik olarak mahva sürüklenebileceğinin açık olduğunu taktirin mahkemeye ait olduğunu bildirmişlerdir.
Mahkememizin 15/12/2022 tarihli ara kararında; "...Yargıtay bozma ilamı kapsamında inceleme yapılmadığı, satış teşvik primi alacağına ilişkin herhangi bir hesaplamanın yapılmamış olduğu , Mahkememizin önceki inceleme ara kararında bu hususunda incelenmesi gerektiğinin belirtildiği , buna rağmen bilirkişilerce hesaplama yapılmamış olduğu görüldüğünden dosyanın günsüz olarak önceki bilirkişilere tevdi ile davacının satış teşvik primi alacağı olup olmadığı, varsa miktarının ne olduğu konusunun tespiti ile tarafların rapora karşı yapmış oldukları itirazlarda değerlendirilmek suretiyle bilirkişilerden ek rapor alınmasına,..." karar verilmiş olup, bilirkişiler tarafından ibraz edilen 14/09/2023 tarihli raporda; Akaryakıt bayilik uygulamasında bayilik verenler, bayilerin yıllık satış performans sonuçlarını esas almak suretiyle kota ve/veya teşvik prim ödemeleri yaptıklarını, bu ödemelerin, öngörülen sözleşme süresi dikkate alınarak peşin olarak yapıldığını, ilgili süre içerisinde ortaya çıkacak satış miktarları dikkate alınarak sonradan hakedilecek tutarlar üzerinden mahsup suretiyle (adeta) bayilik verene geri ödenmesi sağlandığını, dava konusu hukuki ilişkide de bu şekilde yapıldığı anlaşılan söz konusu satış teşvik primi ödemelerinin iadesi, bu husus dikkate alınmak suretiyle sağlanması gerektiğini, davacının davalıya ödemiş olduğu toplam Satış Teşvik prim tutarının 2.738.300 USD olduğu hesaben belirlendiğini, Protokolün G. Özel şart son maddesinde “... tarafından iş bu protokolün feshi ile “Özel şartlar” başlığı altındaki bu madde gereğince kendisine verilecek peşin satış teşvik primlerinin ve finansal destek ödemelerinin, borç olarak kabul edilerek herhangi bir ihtar veya ihbara gerek kalmaksızın muaccel hale geleceğini ve anılan tutarları ödeme tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte ...'ye nakden veya defaten iade etmeyi kabul ve taahhüt etmiştir.” şeklinde bir ifade bulunduğundan, kayıtlar ve takip dosyası kapsamında taleple bağlı tarihlerden itibaren ayrıca faiz talebinde de bulunabileceğinin anlaşıldığını, Mevcut dosya içeriğine göre, satış teşvik primi ödenmesine esas teşkil eden 5 yıl süreli sözleşmenin 17.06.2008 tarihli olduğu ve 14.8.2012 itibariyle feshedildiği dikkate alındığında davalıya yapıldığı tespit edilen toplam satış teşvik primi tutarının sözleşme tarihi 17/06/2008 , sözleşme bitiş 17/06/2013 , Fesih Tarihi 14/08/2012, sözleşme süresi 1.826 kalan sürenin 307, ödenen Satış Teşvik Primi 2.738.300,00 USD, 1 güne tekabül eden 1.499,62 USD, kalan süreye tekabül eden 460.382,31 USD şekilde hesaplanmasının gerekli olduğunun belirlendiğini, nihai takdiri bütünüyle mahkeme heyetine ait olmak üzere, davalıya yapılmış olduğu tespit edilen toplam 2.738.300-USD tutarındaki satış teşvik primi tutarından, sözleşmenin yürürlükte kaldığı süreye ilişkin kısım dikkate alınarak hesaplanan 460.382,31-USD'nin davacıya iadesi gerektiği yönünde görüş bildirilmesinin isabetli olacağı değerlendirilmiştir.
Davalı karşı davacı ... Ltd. Şti davacı karşı davalı ... nin ... 1 Asliye Ticaret mahkemesi'nin ... Esas ... Karar sayılı ile ... nin herhangi bir alacak davası açmasının hukuken mümkün olmayacağı, gerekçesi ile mahkememizdeki davaya emsal durumda bulunan karar verildiğini, bu kararın İstanbul BAM 43 Hukuk Dairesi'nin 2020/800 E 2022/604 Karar sayılı ilamı ile onandığını, her iki davanın da aynı ticari ilişkiden kaynaklandığını, İstanbul BAM 43. Hukuk Dairesi'nin kararının Yargıtay 11 Hukuk Dairesi'nin 2022/4462 Esas 2023/6516 Karar sayılı ilamı ile onanarak kesinleştiğini, bu kararın Mahkememizdeki dosya açısından kesin hüküm oluşturduğunu bildirerek kesin hüküm nedeni ile davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
... 1 Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dava dosyasındaki asıl ve birleşen davalarda davacının ... Ltd şirketi davalının ...Aş olduğu dava konusunun kıymetli evraktan kaynaklanan menfi tespit davası olduğu,asıl davada, davacı ... nolu çeki akaryakıt alımından doğacak borçları için boş olarak verdiğini, davalının anlaşmaya aykırı olarak çeki doldurduğunu, akaryakıt alımından dolayı borcun 432.852.05 TL.olduğunu, başka borcun bulunmadığını belirterek çekten dolayı davalıya 1.000.000.00 TL.borçlu olmadığının tespitini talep ettiği,Birleşen davada ise davacının, akaryakıt alımından doğan borcunun tahsilinde kullanılmak üzere verilen imzalı ve boş durumdaki ... Şubesi’ne ait ..., ..., ..., ... nolu 4 adet çek ile ... Bankası ... Şubesine ait ..., ... nolu 2 adet çekten dolayı borçlu olmadığını belirterek müvekkilinin çekler nedeniyle borçlu olmadığının tespitini, çeklerin iadesine karar verilmesini talep ettiği, Davalının asıl ve birleşen davada, müvekkilinin cari hesaptan kaynaklanan alacağı ile intifa bedeli alacağının bulunduğunu bildirerek asıl ve birleşen davanın reddini talep ettiği,yapılan yargılama sonucunda;".. davacının kendi ticari defter kayıtlarına göre davalıya 524.725.61 TL.borçlu olduğu, bu miktar 1.432.852.05 TL.lik çek bedelinden düşülünce davacının davalıya 907.420.00 TL.borçlu bulunmadığının anlaşıldığı gerekçesiyle asıl davanın kısmen kabulü ile davacının 19.10.2012 keşide tarihli 1.432.852.05 TL.bedelli çekten dolayı dava konusu olan 1.000.000.00 TL.lik kısımla ilgili davalıya 907.420.00 TL.borçlu olmadığının tespitine, tazminat isteminin reddine, birleşen dava yönünden ise 03.08.2012 tarihli 122.711.91 TL.bedelli 15.08.2012 keşide tarihli 122.947.26 TL.bedelli çekin dava tarihinden önce tahsil edildiğinin tarafların kabulünde olduğundan bahisle tahsil edilen bu iki çeke yönelik davanın reddine, boş ve 4 adet imzalı çekin ise davacıya iadesine.." karar verildiği, verilen kararın Yargıtay 19.Hukuk Dairesi tarafından onanarak kesinleştiği görülmüştür.
... 3. ATM nin ...Esas,... Karar sayılı dosyasının yapılan incelemesinde; davacının ... davalının ... Ltd şirketi olduğu, dava konusunun kullanılmayan süreye ilişkin intifa hakkı bedelinin tahsili için yapılan icra takibine ilişkin itirazın iptali davası olduğu , mahkemece yapılan yargılama sonucunda; "... dava konusu taşınmaz üzerinde 31.08.2007 tarihinde .... lehine 15 yıl 3 ay süreli olarak 775.000,00 USD karşılığı 1.006.880,00 TL bedelle intifa hakkı tesis edildiği, intifa hakkının hak sahibi ....'nin vekaletname ile yetkili kıldığı temsilcisi tarafından 07.09.2012 tarihinde yapıldığı, terkin işlemine ilişkin resmi akit tablosunda "Yapılan istem: yukarıda özellikleri belirtilen taşınmaz üzerindeki lehtarı olduğumuz 31/08/2007 tarihli intifa hakkının tamamının 425.000,00-USD (425.000,00 Amerikan doları karşılığı 769.000,00-TL, yediyüz altmış dokuz bin Türk lirası) bedel ile çıplak mülkiyet malikleri lehine terkinini talep ederim." şeklinde beyanda bulunulduğu, bu beyan sonunda intifa hakkının tapu kaydından terkin edildiği, bu durumda intifa hakkı davacının talebi ile 425.000,00 USD karşılığı 769.000,00 TL bedel ile terkin edildiğine göre davacının bu bedelden fazlasını isteyemeyeceği, ... 14. Asliye Ticaret Mahkemesinin ... E., ... K. sayılı ilamının işbu dava yönünden 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 303 üncü maddesi koşulları oluşmadığından kesin hüküm olmayacağı, ... 1. Asliye Ticaret Mahkemesinde açılan davanın ... E., ...K. sayılı kararı bakımından derdestlik koşullarının da oluşmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, (... 13. İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı dosyasında tahsilde tekerrür oluşturmamak kaydı ile) 425.000,00USD'nin 03.09.2012 tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine.." karar verildiği, verilen kararın İstinaf edilmesi üzerine İstanbul BAM 43 Hukuk Dairesinin 2022/4462 Esas, 2023/6516 Karar sayılı ilamı ile "... 07.09.2012 tarihinde terkin işleminden sonra davacı tarafın, davalıya 07.09.2012 tarihli 769.000,00 TL ve 138.420,00 TL KDV olmak üzere 907.420,00 TL bedelli faturayı intifa fek bedeli açıklamasıyla düzenlediği, Mahkemece eldeki dava ile ... 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin ... (Birleşen ... 13. ATM'nin ...) E. sayılı dosyası bakımından derdestlik bulunmadığına karar vermiş ise de davanın taraflarının aynı olduğu, anılan dosyanın davalısı ... A.Ş. tarafından sunulan cevap dilekçesinde "... davacının maliki olduğu taşınmaz üzerine müvekkili şirket lehine 31.08.2007 tarihinden geçerli olmak üzere 15 yıl 3 ay süreyle intifa hakkı tesis edildiği, davacının talebi nedeniyle intifa hakkının 07.09.2012 tarihinde tapuda terkin edildiği, bu nedenle davacının müvekkilinden intifa bedelini peşin olarak tahsil ettiğinden kullanmadığı 10 yıl 3 aylık süreye ilişkin güncellenecek intifa bedelini iade etmekle yükümlü olduğu, bu nedenle 769.000,00 TL + KDV üzerinden davacı tarafa intifa bedelinin fatura edildiği, buna rağmen davacı tarafça fatura bedelinin ödenmediği, söz konusu bu fatura bedeli ile birlikte müvekkilinin davacı taraftan cari hesaptan kaynaklanan alacağın da mevcut olup intifa bedeli ile birlikte toplam alacak miktarının 1.432.852,05 TL ..." olduğunun savunma yoluyla ileri sürüldüğü, buna göre işbu davada davacı .... tarafından dava konusu edilen hususların, ... 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2012/311 (Birleşen ... 13. ATM'nin ...) E. sayılı dosyasında görülen menfi tespit davasında savunma yoluyla ileri sürüldüğü, eldeki davanın hukuki sebebi ile anılan dosyada görülüp karara bağlanan davadaki savunmanın hukuki sebebinin aynı olduğu, davacı ....'nin eldeki davadaki iddialarının ... 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin ... (Birleşen ... 13. ATM'nin ... E. sayılı dosyasında incelenerek karara bağlandığı ve işbu dava devam ederken kesinleştiği ve anılan kararın kesin hüküm teşkil ettiği, son bilirkişi raporunda bakiye süreye isabet eden intifa bedelinin 518.789,68 USD olduğu, KDV'sinin 93.562,14 USD hesaplandığı, KDV dahil tutarının 613.351,82 USD olduğu, ancak davacı tarafın intifa hakkından 425.000,00 USD karşılığı 769.000,00 -TL bedel karşılığında feragat ettiği, bu halde davacının talep edebileceği miktarın bu tutarla sınırlı olduğu, bu tutar itibarıyla kesin hüküm bulunduğu, bu tutarı aşan kısım yönünden terkin istem belgesinde feragat edilmiş olduğundan, kesin hüküm teşkil eden miktarı aşan intifa bedelinin ise anılan feragat nedeniyle talep edilemeyeceğinden davanın tümden reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın 907.420,00 TL'ye tekabül eden kısmının dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine, aşan kısmının esastan reddine..." şeklinde karar oluşturulduğu, İstanbul BAM 43 Hukuk Dairesi'nin bu kararının Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2022/4462Esas, 2023/6516 Karar sayılı ilamı ile onandığı görülmüştür.
Davalı karşı davacı tarafından ... 1 ATM nin ...Esas, ... Karar sayılı ilamı ile borçlu olmadığının tespitine karar verildiği, bu kararın İstanbul BAM 43 Hukuk Dairesi'nin 2022/4462 E 2023/6516 sayılı kararında yer alarak kesin hüküm olduğu, bu sebep ile davalı karşı davacıdan her hangi bir talepte bulunamayacağının kesinleştiği ileri sürülerek kesin hüküm sebebi ile kendilerine alacak davası açılamayacağı itirazında bulunmuş ise de HMK nun 303. Maddesinin 1. Fıkrasına göre bir davaya ait şekli anlamda kesinleşen bir hükmün diğer bir maddi davada kesin hüküm oluşturabilmesi için her iki davanın taraflarının dava sebeplerinin ve ilk davanın hüküm fıkrası ile 2. Davaya ait talep sonucunun aynı olması gerekmektedir. ... 1 ATM nin ...E sayılı dosyasındaki yargılama konusu ...'in almış olduğu mallar karşılığı ... ye verdiği çeklerden ve intifa hakkı bedelinden dolayı borçlu bulunmadığına yönelik olup, ... 3 ATM deki ... E sayılı dosyadaki yargılamanın konusu ise intifa hakkı bedelinden kaynaklanmakta olup, Mahkememizde görülmekte olan davanın konusu ise; sözleşmenin feshinden kaynaklanan cezai şart ve tazminata ilişkin olup, her iki davanın dava sebepleri ve konusu farklı olduğundan davalı karşı davacı ... Ltd şirketinin kesin hüküm itirazının reddine karar verilmiştir.
Taraflar arasında akdedilen bayilik sözleşmesinin 18. Maddesinde bayi, bu anlaşmanın herhangi bir hükmünü kısmen veya tamamen ihlal ettiği taktirde, ...'nin işbu anlaşmayı feshe hakkı bulunduğunu ve böyle bir ahvalde cezai şart olarak, ödeme gününde uygulanmakta olan Merkez Bankası döviz satış kuru üzerinden hesaplanacak 500.000.-USD karşılığı tutarında Türk Lirasını ...'ye ödemeyi kabul ve teahhüt ettiği düzenleme konusu yapılmıştır.
Davacı karşılık davalı ... tarafından sözleşme haklı sebebe dayalı olarak fesh edildiğinden ve tercih hakkı da bayilik anlaşmasının 18 . Maddesindeki 500.000 USD tutarındaki cezai şartın ödenmesi yolunda kullandığından davacı karşı davalı ... 500.000 USD tutarındaki cezai şartın ödenmesini talep edebilecektir.
TTK 22.maddesinde tarafların cezai şart miktarını serbestçe tayin ve tespit edebilecekleri, esası kabul edilmiş olup ceza tutarı borçlunun taahhüdünden elde edeceği menfaate tecavüz etse bile cezanın indirilemeyeceği belirlenmiştir. Ancak, sözü edilen 22.madde ile BK.nun 182 son fıkrası hükmünün uygulanmayacağı beyan edilmiş ise de, TTK nun 1.maddesi gereğince bu kanun MK.nun ayrılmaz bir cüzü ve MK.nun 5.maddesi de bu kanunun ve BK.nun genel nitelikli hükümlerinin uygun düştüğü ölçüde tüm özel hukuk ilişkilerine uygulanacağı kabul edilmiş olup, akdin kurulmasına ilişkin BK nun genel hükümleri cezai şart hakkında da uygulanır. BK.nun 26 maddesinin ilk fıkrası gereğince bir akdin mevzuu kanunun gösterdiği sınır dairesinde serbestçe tayin olunur. Bu fıkranın 2.fıkrasında da bu serbestinin sınırları gösterilmiş ve 27.maddede bu akdin gayrimümkün ve gayrimukik yahut ahlaka, adaba aykırı olursa o akdin batıl olacağı hükmü getirilmiştir. Sözleşmenin tarafları sözleşme özgürlüğü çerçevesinde sözleşmenin konusunu ve cezai şartın miktarını belirlemede özgür iseler de bu özgürlük sınırsız ve sonsuz değildir. BK.nun 26, 27, 181.maddeleri bu özgürlüğün sınırını çizmiş olup, TTK 22.maddesi ile tacir olan şahsa ve akidine tanınmış olan sözleşme serbestisi içinde uygulama alanı bulmaktadır. Taraflar, cezanın miktarını tayin etmekte serbest iseler de BK.182 son maddesi hükmüne göre hakim, fahiş gördüğü cezaları resen tenkis etmekle yükümlüdür. Ceza koşulunun fahiş olup olmadığı, tarafların iktisadi durumu, özel olarak borçlunun ödeme kabiliyeti ile beraber borçlunun borcunu yerine getirmemiş olması nedeniyle, sağladığı menfaat, borçlunun kusur derecesi ve borca aykırı davranış ağırlığı ölçü alınarak tayin edilmeli, ceza şart miktarı, hak, adalet ve nesafet kurallarına uygun olarak tespit edilmelidir. Davalının incelenen ticari defterlerine göre öz varlığının -350.179,05-TL olduğu, 500.000- USD karşılığı TL cezai şartı ödemesi halinde iktisaden mahfına sebep olabileceği bilirkişi raporları ile tespit edildiğinden 500.000 USD karşılığı cezai şarttan 3/4 oranında tenkis yapılarak 125.000-USD cezai şartın davalı karşılık davacı ...'in davacı karşı davalı ... tarafından ... 29 Noterliğinin ... tarih ... yevmiye nolu ihtarnamesini tebliğ aldığı 15/08/2012 tarihinden itibaren ödeme için verilen 3 günlük süre sonunda 18/08/2012 de oluşan temerrüt tarihinden itibaren 3095 sayılı yasanın 4/a maddesi uyarınca işleyecek faizi ile davalı karşı davacı ...'den tahsiline fazlaya ilişkin istemin tenkis nedeniyle reddine karar vermek gerekmiştir.
Davacının davalıya ödemiş olduğu toplam Satış Teşvik prim tutarının 2.738.300 USD olduğu bilirkişi raporu ile belirlenmiştir. Protokolün G. Özel şart son maddesinde “... tarafından iş bu protokolün feshi ile “Özel şartlar” başlığı altındaki bu madde gereğince kendisine verilecek peşin satış teşvik primlerinin ve finansal destek ödemelerinin, borç olarak kabul edilerek herhangi bir ihtar veya ihbara gerek kalmaksızın muaccel hale geleceğini ve anılan tutarları ödeme tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte ...'ye nakden veya defaten iade etmeyi kabul ve taahhüt etmiştir.” şeklinde düzenleme yapıldığı, sözleşmenin davacı karşılık davalı bayi tarafından haklı nedenle fesih edildiği, protokolün "G "Özel Şartlar Maddesi uyarınca; davalı karşı davacının ödenen toplam satış teşvik priminin ödemekle yükümlü olduğu, her ne kadar bilirkişi raporunda satış teşvik prim ödemesine esas teşkil eden 5 yıl süreli sözleşmenin 17/06/2013 tarihinde biteceği, fesih edildiği 14/08/2012 tarihinden itibaren kalan 307 günlük süreye ilişkin satış teşvik priminin iadesinin talep edilebileceği belirtilmiş ise de, protokolün G özel Şartlar Maddesinde; sözleşmenin fesih edilmesi durumunda ödenen satış teşvik priminin tamamının iade olacağı kararlaştırılmış olduğundan bilirkişinin bu görüşünden ayrılınarak davacı karşı davalı ... nin ödeme tarihlerinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte Toplam 2.738.300-USD lik satış teşvik priminin davalı karşı davacıdan talep edebileceği anlaşıldığından asıl davada; davanın kısmen kabulüne, a-)Toplam 2.738.300,00-USD satış teşvik priminden 472.000.USD nin 05/10/2007, 118.000 USD nin 11/04/2008, 750.000 USD nin 22/12/2009 , 1.398.300 USD nin 03/06/2010 tarihinden itibaren 3095 sayılı yasanın 4/a maddesi uyarınca işleyecek faizi ile birlikte davalı karşı davacı ...'den tahsiline, b-) 125.000 USD cezai şartın 18/08/2012 tarihinden itibaren 3095 sayılı yasanın 4/a maddesi uyarınca işleyecek faizi ile davalı / karşı davacı ...'den tahsiline, fazlaya ilişkin istemin tenkis nedeni ile reddine karar vermek gerekmiştir.
Birleşen davada; Mahkememizce verilen önceki hüküm Yargıtay 11 Hukuk Dairesi'nin 2020/5123 Esas 2021/5399 Karar sayılı ilamı ile onanarak kesinleştiğinden yeniden hüküm oluşturulmasına yer olmadığına, karar vermek gerekmiştir.
Karşılık Davada; davalı ...sözleşmenin haksız fesihi nedeni ile 50.000-TL kâr kaybı ve 20.000-TL manevi tazminat talebinde bulunmuştur. Davacı tarafından 14/08/2012 tarihli ihtarname ile asgari alım taahhüdüne uyulmaması dolayısıyla sözleşme fesih edilmiş olduğundan fesih işleminin gerçekleştiği en son sözleşme yılında dahi ...'in taahhüdüne uygun ürün alımı gerçekleştirmemiş olduğu dikkate alındığında ... nin taraflar arasındaki protokol doğrultusunda sözleşmeyi haklı neden ile fesih ettiği ... maddi ve manevi tazminat isteyemeyeceği anlaşıldığından karşılık davada ...'in maddi ve manevi tazminat taleplerinin reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M / Yukarıda açıklanan nedenlerle
ASIL DAVADA;
1- Davanın Kısmen kabulüne,
A)Toplam 2.738.300,00-USD satış teşvik priminden 472.000.USD nin 05/10/2007, 118.000 USD nin 11/04/2008, 750.000 USD nin 22/12/2009 , 1.398.300 USD nin 03/06/2010 tarihinden itibaren 3095 sayılı yasanın 4/a maddesi uyarınca işleyecek faizi ile birlikte davalı karşı davacıdan tahsiline,
B) 125.000 USD cezai şartın 18/08/2012 tarihinden itibaren 3095 sayılı yasanın 4/a maddesi uyarınca işleyecek faizi ile davalı / karşı davacıdan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin tenkis nedeni ile reddine,
2-Harçlar yasası uyarınca belirlenen 351.733,13-TL karar harcından, peşin alınan 135.633,55-TL. harcın mahsubu ile bakiye 216.099,58-TL harcın davalı/karşı davacıdan alınarak hazineye irad kaydına,
3-Davacı/karşı davalı tarafından yatırılan 135.633,55-TL harç ile aşağıda dökümü yapılan bozmadan önce 5.044,80-TL bozmadan sonra 3.100-TL olmak üzere toplam 8.144,80-TL yargılama giderinin, davanın kabul edilen kısmı üzerinden hesaplanan 5.212,67-TL'nin davalı/ karşı davacıdan alınarak davacı/karşı davalıya verilmesine, bakiye kısmın davacı karşı davalı üzerinde bırakılmasına,
4-Davalı/karşı davacı tarafından yapılan 4.200-TL yargılama giderinin, davanın reddedilen kısmı üzerinden hesaplanan 1.512-TL'nin davacı/ karşı davalıdan alınarak davalı/ karşı davacıya verilmesine,
5-Davacı/ karşı davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden, davanın kabul edilen kısmı üzerinden, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesaplanan 348.981,45-TL vekalet ücretinin davalı/ karşı davacıdan alınarak davacı/ karşı davalıya verilmesine,
6-Davalı/ karşı davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden Avukatlık Ücret tarifesi uyarınca davanın reddedilen kısmı üzerinden hesaplanan (Tenkis sebebi ile reddedilen 375.000USD lik kısım dahil edilmeksizin hesaplanan) 241.774,78-TL nispi vekalet ücretinin davacı/ karşı davalıdan alınarak davalı/ karşı davacıya verilmesine,
7-Davacı/ karşı davalı ve davalı/ karşı davacı tarafından yatırılan gider avansından bakiye kalan kısmın, karar kesinleştiğinde ve talep halinde taraflara iadesine,
BİRLEŞEN DAVADA; Mahkememizce verilen önceki hüküm Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2020/5123 Esas 2021/5399 Karar sayılı 30/06/2021 günlü ilamı ile onanarak kesinleştiğinden yeniden hüküm oluşturulmasına yer olmadığına,
KARŞILIK DAVADA;
1-Karşılık davanın Reddine,
2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan harçlar tarifesi gereğince hesaplanan 427,60-TL Maddi tazminattan ve 427,60-TL manevi tazminatttan olmak üzere toplam 855,20-TL nispi karar ve ilam harcının, başlangıçta yatırılan 1.196,00-TL. peşin harçdan mahsubu ile bakiye 340,80-TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davalı/ karşı davacıya iadesine,
3-Davalı-Karşı davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Davacı-Karşı davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince Maddi tazminat açısından 17.900-TL ve manevi tazminat açısından 17.900-TL maktu vekalet ücreti olmak üzere toplam 35.800-TL vekalet ücretinin Davalı-Karşı Davacı ... Ltd.şirketinden alınarak davacı karşı davalı ...A.Şye ödenmesine,
Dair davacı karşı davalı vekili ile davalı karşı davacı vekilinin yüzüne karşı tebliğden itibaren 15 günlük süre içinde Temyiz yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 11/01/2024
Başkan ...
E-imzalıdır.
Üye ...
E-imzalıdır.
Üye ...
E-imzalıdır.
Katip ...
E-imzalıdır.
Harç Beyanı
K.H. 351.733,13-TL
P.H 135.633,55-TL.
B.H 216.099,58-TL
Davacı Yargılama Gideri
Bozmadan Önce
Bilirkişi 4.300-TL
Posta 744,80-TL
Toplam 5.044,80- TL
Bozmadan Sonra
Bilirkişi 3.000-TL
Posta 100-TL
Toplam 3.100-TL