T.C.
İSTANBUL
5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2022/856 Esas
KARAR NO : 2025/646 Karar
DAVA : Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 02/12/2022
KARAR TARİHİ : 10/10/2025
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili sunduğu dava dilekçesinde özetle; Davacı, sahibi olduğu “...“ adresinde yer alan taşınmazın, ofis ve restoran kullanımına uygun hale getirilmesi amacıyla tadilat ve dekorasyon işlemlerini yapmak üzere, kendisini iç mimar olarak tanıtan ... ve sahibi olduğu ... Şti. ile 28.11.2021-28.02.2022 tarihleri arasında “....”ta ve 28.11.2021-15.01.2022 tarihleri arasında ise “...”te yapılacak dekorasyon çalışmasının gerçekleştirilmesi amacıyla 28.11.2021 tarihli “...” imzaladığını, taraflar arasında imzalanan sözleşme uyarınca taraflara yüklenen yükümlülük, müvekkili tarafından sözleşmeye uygun şekilde gerçekleştirildiği ve sözleşme bedelinin tamamı davalı yana ödendiğini, ancak davalı yanıh, sözleşmede kararlaştırılan edimleri ya eksik ifa edilmek ya da hiç ifa edilmemek suretiyle sözleşmeye aykırı davrandığını bu sebeple kusurlu şekilde hareket eden davalı yanın, haksız, kötüniyetli, sözleşme hükümlerine / onaylanan projeye ve hukuka aykırı davranmak sureti ile müvekkilini maddi ve manevi zararına sebep olduğundan, işbu zararın giderilmesi gerektiğini, sözleşmeye konu müvekkiline ait işyerinde, davalı tarafından birtakım tadilat ve dekorasyon işlemlerine başlanması üzerine müvekkili tarafından, başlanılan/tamamlanacak olan tadilat ve dekorasyon işlerine ilişkin olarak, sözleşme ile üzerine düşen edimi yerine getirmek adına, davalı şirket hesabına 3.800.000,00-TL (üçmilyonsekizyüzbintürklirası) ödeme yaptığını, buna karşın, davalı yanın, tadilat ve dekorasyon işlerini eksik olarak yaptığı gibi, sözleşmede belirlenen teslim tarihlerine riayet etmeksizin, işi zamanında ve sözleşmeye uygun şekilde teslim etmeyerek işi bıraktığını ve işyerini de terk ettiğini, bunun üzerine, müvekkili tarafından, davalı yanın sözleşmeye aykırılıklarının tespiti amacı ile ... 9. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin ...D.İş dosyası üzerinden delil tespit başvurusu yaptığını, bilirkişiler tarafından yapılan inceleme ile de davalı yan tarafından sözleşmeye aykırı olarak yapılan kısmi imalat, tadilat, dekorasyon, mobilya, iç mekan tasarımı, elektrik ve sair tüm eksikliklerin tespit edildiğini, bilirkişi raporu ile de tespit edilen hususlar ışığında, davalı yanın sözleşmeye uygun ifa etmediği imalatlar / eksik işler ve işin gecikmesi sebebiyle uğranılan zarar göz önüne alındığında, müvekkilinin, davalı yandan alacaklı konumda olduğunu, müvekkilinin, sözleşmenin kendisine yüklediği ücret ödeme edimini sözleşmeye uygun şekilde yerine getirdiğini ancak davalı yanın, müvekkilinin iyi niyetini açık bir şekilde suistimal edilerek sözleşme gereği üstlenmiş olduğu edimlerini hiç bir şekilde ifa etmediğini, bu itibarla, davalı tarafından haksız ve hukuka aykırı bir şekilde kötüniyetle sözleşme hükümlerine / onaylanan projeye aykırı davranışlarıyla, sözleşmenin ifa edilmemesi sebebiyle davalı yana yapılan sözleşme bedel ödemesinin müvekkiline iadesi gerektiğini, müvekkilinin, davalı yanın kusurlu ve sözleşmeye aykırı davranışları nedeni ile planlanan işyeri açılış tarihini geciktirmek suretiyle ciddi bir maddi ve ticari itibar kaybı (manevi) yaşadığını, yarım kalan işlerini de zaruri olarak üçüncü bir kişiye yaptırmak suretiyle ek bir mali yükümlülüğe katlanmak zorunda kaldığını, söz konusu masraf miktarları en az 1.556.000,00-TL olduğunu, kusuruyla müvekkilin işbu miktarı ödemesine sebebiyet veren davalı yanın, söz konusu tutarı müvekkiline ödemekle yükümlü olduğunu, müvekkili tarafından işin verildiği dava dışı firma tarafından da davalı tarafından başlanılan bir kısım tadilatın dahi, sözleşmeye aykırı şekilde "ikinci el kullanılmış ve arızalı" olarak yapıldığının tespit edildiğini, müvekkilinin bu yön itibariyle de ciddi bir zarara uğradığını, müvekkilinin, davalı yanın, sözleşme konusu restoran ve ofislerin elektrik aksamını yenilememesi ve/veya kullanıma uygun hale getirmemesi neticesinde meydana gelen yangın nedeni ile ciddi bir maddi zarara uğradığını, arabuluculuk başvurusu yaptıklarını, yapılan görüşmeler neticesinde tarafların anlaşamadıklarını belirterek haklı davalarının kabulü ile davacı ile davalı arasında akdedilen davaya konu 28.11.2021 tarihli “...”nin davalı tarafından haksız, kötüniyetli, sözleşme hükümlerine/onaylanan projeye ve hukuka aykırı olarak sözleşmeye uygun ifa edilmemesi ve ayıplı imalatlar neticesinde davalıya yapılan ödemelerin ödeme tarihi, diğer zararlar açısından ise sözleşmenin ifa tarihinde başlayacak ticari faizi (ticari temerrüt faizi dahil) ile davacı nezdinde meydana gelen tüm maddi zararın (sözleşme bedeli dahil olmak üzere müspet, menfi ve munzam zarar ile sözleşmede kararlaştırılmış ceza-i şarttan kaynaklı alacak) bilirkişi marifetiyle tespiti itibarıyla arttırılmak kaydıyla şimdilik 10.000,00 TL‘nin (onbintürklirası) davalı yandan tahsiline, davalı yanın taraflar arasındaki sözleşmeyi gereği gibi ifa etmemesinden kaynaklı davacı şirket nezdinde oluşan manevi zararın giderilmesi amacıyla şimdilik 100.000,00 TL (yüzbintürklirası) manevi tazminatın davalı yandan tahsiline, davalı yanın, davacıyı “dolandırdığı“ ve ilgili restoranın açılışında davalı yan yüzünden çıkan yangın da gözönüne alınarak huzurdaki davaya konu alacak kalemlerinin tahsili amacıyla ileride telafisi mümkün olmayan zararlar meydana gelmemesi adına dava sonuçlanıncaya kadar, davalı yanın borca yeter tutarda, taşınır ve taşınmaz malları ile üçüncü şahıslardaki hak ve alacakları üzerine ihtiyati tedbir konulmasına, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalı yana yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili sunduğu cevap dilekçesinde özetle; Taraflar arasındaki sözleşme incelendiğinde ...Tic. Ltd. Şti. 'nin herhangi bir taraf sıfatı bulunmadığını, ilgili sözleşmede taraf olarak müvekkilleri ve davacı ...'in yer aldığını, bu kapsamda davacı şirketin dosyada taraf sıfatının bulunmadığını bu sebeple şirket yönünden davanın pasif husumet yönünden reddi gerektiğini, şirketin taraf sıfatı bulunmaması sebebiyle görevli mahkeme Asliye Ticaret Mahkemesi değil, Asliye Hukuk Mahkemesi olduğunu, bu kapsamda davanın evleviyletle görevsizlik yönünden reddi gerektiğini, müvekkilinin kendini iç mimar olarak tanıttığına ilişkin iddiaların kesinlikle kabul edilmediğini, karşı taraf ve müvekkilinin ortak arkadaşları vasıtasıyla tanıştığını ve karşı tarafın müvekkilini tanıdığını ve backgroundunu bildiğini, iddiasının kötü niyetli olduğunu, karşı tarafın bu yöndeki iddiaları ispata muhtaç olduğunu, soyut iddialara itibar edilmemesi gerektiğini, karşı taraf ... 9. Sulh Hukuk Mahkemesinin...D.iş sayılı dosyasıyla iddiaya konu restoranda delil tespiti yaptırıldığını ifade ettiğini, delil tespiti talep dilekçelerini ve raporu dosyaya sunduklarını, taraflarınca bu dosyanın varlığından ve ilgili rapordan işbu huzurdaki dava ile haberdar olduğunu, karşı tarafın delil tespiti talep dilekçesi ve dosyaya sunduğu rapor incelendiğinde müvekkilinin isim ve unvanının hiç bir yerde geçmediğinin görüldüğünü, bu kapsamda müvekkilinin adının gerek raporda gerek ise talepte geçmediği göz önüne alındığında ve müvekkiline bir tebligatta yapılmadığı tespit edildiğine göre ilgili rapordan müvekkilinin haberdar olmasının mümkün olmadığını, mümkün değildir. davacının tazminat talebinin temeli dava dilekçesinden anlaşılamadığını, davacı tarafından sözleşmeden dönüldüğünden dilekçeden bahsedilmediğini ve dönme ihtarına yer verilmediğini, karşı tarafça ayıplı ve eksik olduğu iddia edilen işlerin başkasına yaptırılması, sebebiyle tazminat talebi bulunduğunun görüldüğünü, karşı tarafın gecikmeden kaynaklı tazminat talebi ile cezai şart talepleri olduğunun görüldüğünü, karşı tarafın birbiriyle yarışmayan talepleri aynı anda ileri sürmesi bir hukuki probleme sebebiyet verdiğini, karşı tarafın taleplerinin HMK 31 kapsamında açıklatılması gerektiğini, karşı taraf yüklendiği edimi tam ve gereği gibi ifa etmediğini, müvekkilinin hiç bir şekilde yüklendiği edimi bırakıp kaçmadığını, müvekkili tarafından yüklenilen edimlerin büyük çoğunluğu (yaklaşık %95'in üzerinde bir oranda) bitirildiğini ancak bu aşamadan sonra ifa mahaline alınmadığını, müvekkilinin ifa mahaline girişine müsaade edilmediğinden kalan kısmın tamamlanmamasından müvekkilinin sorumlu olmadığını, müvekkilin ayıplı ve eksik bir takım işler yaptığı iddia edilmişse de müvekkiline herhangi bir ayıp ihtarı gönderilmediğini, iş sahibi eseri kabul ettiğini, eserin fiili teslim tarihinin 21.04.2022 olduğunu, işsahibinin TBK 477/2 kapsamında eseri kabul etmiş sayıldığını, müvekkilinin herhangi bir ayıplı imalatı bulunmadığını tüm imalatların projeye uygun olarak gerçekleştirildiğini, sözleşmeden bu aşamada dönülmesi ve bedel iadesi talebi hukuken mümkün olmadığını, müvekkili tarafından bir gecikme yapılmadığından gecikmeye bağlı cezai şart talep edilemeyeceğini, müspet ve menfi zarar taleplerinin hukuka aykırı olduğunu, manevi tazminat talebinin reddi gerektiğini belirterek huzurdaki davanın öncelikle görev yönünden reddini, huzurdaki davanın öncelikle davacı şirket yönünden pasif husumet yönünden reddini, nihayetinde huzurdaki haksız ve hukuka aykırı davanın tüm talepler yönünden esastan reddini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline; karar verilmesini talep ve beyan etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Davacı taraf taraflar arasında 28.11.2021 tarihli “... Dekorasyon Sözleşmesi bulunduğunu, davalının haksız, kötüniyetli, sözleşme hükümlerine/onaylanan projeye ve hukuka aykırı olarak edimlerini ifa edilmemesi ve ayıplı imalatlar neticesinde davalıya yapılan ödemelerin ödeme tarihi, diğer zararlar açısından ise sözleşmenin ifa tarihinde başlayacak ticari faizi (ticari temerrüt faizi dahil) ile; davacı nezdinde meydana gelen tüm maddi zararların (sözleşme bedeli dahil olmak üzere müspet, menfi ve munzam zarar, sözleşmede kararlaştırılmış ceza-i şarttan kaynaklı alacak, 3.kişilere sözleşme konusu işin yapımı hakkında ödenen bedeller vb. gibi) bilirkişi marifetiyle tespiti itibarıyla arttırılmak kaydıyla şimdilik 10.000,00 TL'nin (onbintürklirası) ve (ii) sözleşmenin davalı yan tarafından gereği gibi ifa edilmemesiyle davacının ticari itibar kaybı sebebiyle oluşan manevi zararın giderilmesi amacıyla şimdilik 100.000,00 TL (yüzbintürklirası) manevi tazminatın davalı yandan alınarak davacıya verilmesini talep etmiştir.
Davalı taraf ise davacının üzerine düşen edimlerini yerine getirmediğini, davalının yüklenilen edimlerin büyük çoğunluğu (yaklaşık %95'in üzerinde bir oranda) bitirdiğini ancak bu aşamadan sonra ifa mahalline davalının alınmadığını, ifa mahaline girişine müsaade edilmediğinden kalan kısmın tamamlanmamasından davalının sorumlu olmadığını, eserin fiili teslim tarihi 21.04.2022 olduğunu davalının ayıplı ve eksik bir takım işler yaptığı iddia edilmişse de davalıya herhangi bir ayıp ihtarı gönderilmediğini. iş sahibinin eseri kabul ettiğini belirtmiştir.
Bir davada çekişmeli olguların kimin tarafından ispat edilmesi gerektiği konusuna, ispat yükü denir. Her iki taraf da ispat yükünün kime düştüğünü gözetmeden delil göstermişler ise bu halde hâkimin ispat yükünün hangi tarafa düştüğünü araştırmasına gerek yoktur. Çünkü hâkim, ilk önce tarafların gösterdikleri delilleri incelemekle yükümlüdür. İki tarafın (veya bir tarafın) gösterdiği deliller ile davaya ilişkin bütün çekişmeli olgular aydınlanmış ise yine ispat yükünün hangi tarafa düştüğünü araştırmakta bir yarar yoktur. Buna karşılık, gösterilen delillerin hâkime dava hakkında tam bir kanaat vermemesi halinde, ispat yükünün hangi tarafa düştüğünün tespit edilmesinde yarar vardır.
Delillerin davayı etkileyecek çekişmeli hususlarda gösterileceği ve ispat faaliyetinin çekişmeli vakıalar için söz konusu olduğu hususu göz önünde bulundurulmalıdır ( 6100 sayılı HMK m.187/1). TMK 6. maddesinde; "Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür." denilmiştir. HMK'nun "İspat yükü" başlıklı 190. maddesinde ise bu düzenlemeye paralel bir düzenleme getirilmiştir. Anılan maddede "İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir." denilmiştir.
İspat yükü ilk önce kural olarak davacıya düşer; yani davacı davasını dayandırdığı olguları ispat etmelidir. Kendisine ispat yükünün düştüğü taraf, uyuşmazlık konusu olguyu ispat edemezse davayı kaybeder. O taraf davacı ise davası reddedilir, davalı ise mahkûm edilir. Kendisine ispat yükü düşmeyen taraf, karşı (kendisine ispat yükü düşen) tarafın iddiasını (olguyu) ispat etmesini bekleyebilir. Kendisine ispat yükü düşen taraf iddiasını ispat edemezse, diğer (kendisine ispat yükü düşmeyen) tarafın onun iddiasının aksini (hilafını) ispat etmesine gerek yoktur; o olgu ispat edilmemiş (yani dava bakımından yok) sayılır.
Somut olayda davacı taraf davalının edimlerini eksik ve ayıplı yerine getirmesi sebebiyle zarara uğradığını ispatlamak durumundadır.
Taraflar arasında sözlü yapılmış olan bir eser sözleşmesi mevcuttur Eser sözleşmesi, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 470. maddesinde, “Eser sözleşmesi, yüklenicinin bir eser meydana getirmeyi, iş sahibinin de bunun karşılığında bir bedel ödemeyi üstlendiği sözleşmedir.” şeklinde tanımlanmıştır.
Eser sözleşmeleri iki tarafa karşılıklı borç yükleyen bir tür iş görme sözleşmesidir. Yüklenici, iş sahibine karşı yüklendiği özen borcu nedeniyle eseri yasa ve sözleşme hükümlerine, fen, teknik ve sanat kurallarına uygun olarak yaparak ve zamanında tamamlayarak iş sahibine teslim etmekle yükümlüdür. Eser sözleşmelerinde “eser” ve “bedel” olmak üzere iki temel unsur vardır. Bu sözleşmelerde yüklenici istenen özellikte eseri meydana getirmeyi, iş sahibi de bu çalışma karşılığında ivaz ödemeyi üstlenmektedir. Tarafların anlaşırken bedel kararlaştırmamış olmaları sözleşmenin kurulmasına etki etmez. Taraflar kararlaştırmamış olsa da bedel ödeneceği biliniyorsa veya bilinmesi gerekiyorsa eser sözleşmesinin bulunduğu kabul edilir (HGK-K.2021/506).
TBK’nın 12/1. maddesine göre sözleşmelerin geçerliliği, kanunda aksi öngörülmedikçe, hiçbir şekle bağlı değildir. Bu düzenleme gereğince kural olarak sözleşmeler ve bu arada eser sözleşmeleri yasada aksi düzenlenmedikçe, hiçbir şekle bağlı olmayıp, sözlü veya yazılı yahut resmî biçimde yapılabilir.
Davalı vekilince görev itirazında bulunulduğundan davacı ...'in tacir araştırması yapılmış ve gelen müzekkere cevapları ile davacının tacir olduğu anlaşılmış ve davalının görev itirazı reddedilmiştir.
Dosyanın Sözleşme Hukukçusu, İç Mimar ve İnşaat bilirkişilerinden oluşacak heyete tevdi ile, dosya kapsamında tarafların yapmış olduğu sözleşmeden dolayı davalı Asil ve davalı şirketin, davacı asile ve davacı konumda bulunan şirkete, taraflar arasında imzalanan sözleşmeden kaynaklı borcunun olup olmadığı, davalı tarafın yapmış olduğu projenin eksik veya ayıplı olup olmadığı, davalı tarafın davacı tarafa herhangi bir bedel ödemesi yapıp yapmamasının gerekip gerekmediği hususlarında rapor sunulması istenilmiş dosyaya sunulan 26/02/2024 tarihli raporda İnceleme, tespit ve değerlendirme yapılan ve davacı ..., ...Tic. Ltd. Şti.’ne ait mahalin tapu kaydı; ... İli ... İlçesi ... Mahallesi ... Ada 3 Parsel üzerinde bulunduğu tespit edilmiştir.
2)Sözleşme evrakında, düzenleme tarihi veya tarafların onay tarihi yoktur.
3)Görevlendirme tarihi itibariyle, dava konusu olan mahalde yapılan inceleme ve değerlendirmeler (B) maddesinde belirtilmiştir.
4)Sözleşme içerisinde veya sözleşme eki olarak veyahut başka bir evrakta ve 2 adet USB-DİSK’te; yapılacak iş ve imalatların, tarifleri, birim fiyatları, metrajları, projeleri, fotoğraf veya çizimleri ve malzeme özelliklerine ait detaylar bulunmamaktadır. Bu nedenlerle sözleşme konusu işlerin ve imalatların yapılmış olanlarının, yapılmamış olanlarının ve eksik veya hatalı yapılmış olanlarının tespitleri, incelemeleri ve mali değerlendirilmeleri yapılamamıştır. Ayrıca, dava dosyasında işlerin hangi tarihte teslim edildiğine dair İş Bitiş ve Teslim Tutanağı’ da yoktur, bu nedenle sözleşmedeki işlerle ilgili gecikme olup olmadığı da tespit edilememiştir.
5)Dava konusu olan mahallin dışarıdan, içerden çekilen ve altlarında açıklamalar olan fotoğraflar kurul raporu ekinde sunulmuştur. Şeklinde rapor sunulmuştur.
Bilirkişi heyeti dosyaya sunduğu 02/10/2024 tarihli ek raporda sözleşme konusu olan işyerindeki mevcut olan iş, imalat ve uygulamaları sözleşme hükümlerine göre yerinde tespit, analiz ve değerlendirme yapmış ve yapılan işlerde sözleşmeye uygunluk, sözleşmeye göre eksiklik veya hatalı işlerle ilgili olarak da açık veya gizli ayıp tespitlerinin kök raporda belirtildiği şekilde olduğunu tekrar teyit etmekle,
İçmimar Bilirkişi'nin inceleme, tespit ve değerlendirmelerine göre dava konusu olan sözleşmedeki iş ve imalatlarla ilgili olarak dava mahallinde yapılan keşif ve tespitte mevcut durum itibariyle teknik değerlendirme yapılabilmiş ve yapılan incelemelerin sonucu kök raporda detaylı olarak açıklanmıştır. Ancak mali olarak, dava dosyası içersinde; Açık Ayıp, Gizli Ayıp, Nefaset Miktarı Kesilmesi veya eksik ve hatalı işlerle ilgili olarak değerlendirme ve hesap yapılabilmesi için, Yapılacak İşler ve İmalat Kalemlerinin Birim Fiyat Tarifleri, Birim Fiyatları, İmalat ve Montaj Tarifleri, Metrajlar ve Teknik Şartname veya yerine geçebilecek teknik bilgiler bulunmadığından parasal bir değerlendirme yapılamamıştır. Şeklinde ek rapor sunmuştur.
Dosyanın 1 iç mimar, 1 inşaat, 1 sözleşme hukukçusu ve 1 yangın alanında uzman bilirkişiden oluşacak bilirkişi heyetine tevdii ile dosya kapsamında bulunan kök ve ek rapor davacının yaptırmış olduğu tespitteki raporlar ve tüm dosya kapsamın değerlendirilerek davalı tarafın eksik yaptığı iddia edilen işlerin bütün işe oranına göre ve taraflar arasında malzeme kalitesi anlamında herhangi bir sözleşme olmaması sebebi ile ortalama malzeme kaliteleri dikkate alınarak ne kadarlık işin eksik ifa edildiği bu eksik ifa edilen işin başkaca bir firmaya ne kadar ücret karşılığı tamamlatılabileceği davacının bu işleri başka firmaya tamamlattığı iddia etmiş olması sebebi ile davacının bu 3.firmaya ödediği tuturaın ne kadarını davacıdan talep edebileceği davacının iş yerinde meydana gelen yangının çıkış sebebi de göz önüne alınarak davalının ifasının ayıplı ifa olup olmadığı ayıplı ise gizli ayıp mı açık ayıp mı olduğu yangın sebebi ile davacını iş yerinde meydana gelen zarar da dikkate alınarak bu zararı davacının davalıdan talep edip edemeyeceği ayrıca davacının taraflar arasındaki sözleşme kapsamında cezai şart talep edip edemeyeceği hususunda rapor tanzim edilmesinin istenilmesine karar verilmiş ve bilirkişi heyeti dosyaya sunduğu 14/05/2025 tarihli raporda Dosya kapsamında; sözleşme ekinde ya da 2 adet USB DİSK'te; yapılacak iş ve imalatların tarifleri, tasdikli projeleri, birim fiyatları, metrajları, çizimleri ve malzeme özellikleri mevcut olmadığı noktasından hareketle, yapılan, yapılmayan, eksik ya da hatalı yapıl. alat kalemlerinin değerlendirilmesinin yapılması mümkün olmasa da;
Yukarıda İçmimar tarafından mahallinde yapılan tespitler incelendiğinde; 3 adet açık ayıplı, | adet gizli ayıplı imalat kalemi bulunduğu, Davacının yapılmadığı olarak belirtip de yapıldığı tesbit edilen imalat kalemlerinin miktarı dikkate alınarak, ancak yapılmadığı iddia edilen imalat kalemleri dosyasında mevcut olmayan işveren tarafından onaylı içmimar projesine dayandırılması heyetimizce kabul görmediği noktasından hareketle; davalı tarafından yapılan imalat kalemlerinin%5 eksikliği ile yapıldığı kanaatine varıldığı Sözleşme Bedeli: 4.000.000,00TL olduğu dikkate alındığında; %5 olan inşaat, elektrik,tesisat imalat kalemlerindeki eksik ve kusurlu işlerin toplam bedeli: 4.000.000,00 TL x0,05— 200.000,00TL olduğu Toplam Sözleşme Bedeli 4.000.000,00TL' den, eksik ve kusurlu imalat bedeli düşüldi ,davalıya ödenecek tutar” 4.000.000,00TL- 200.000,00 TL— 3.800.000,00 TL olarak hesap edilmiştir.
Davacı Özkan Şen'in 01.05.2022 tarihli tespit dilekçesinde incelenmesini istedi işlerde;
"Çatı fanının bağlı olmadığı, doğalgaz projesinin onaylatılmadığı için gaz kullanımı yapamadıkları, ısıtma/soğutma sistemleri devreye sokulmadığı" İşleri tespit dilekçelerinde yer almadığından heyetimizce değerlendirmeye alınmadığı
Davacı vekili, DAVALI YAN TARAFINDAN YAPILMAYAN YA DA YANLIŞ YAPILAN İŞLERİ BAŞKALARINA BİR KISMINI YAPTIRARAK TAMAMLATTIĞI beyanı dikkate alındığında da, hangi eksik ve hatalı imalatı kime yaptırdığı belirli olmadığından, muğlak olduğundan değerlendirmesi yapılamadığı belirtilmiş,
a konularından yangın olayı ile ilgili olarak, olay yerindeki delillerin kaybolmuş veya değiştirilmiş olması ve olay yerinde keşif yapma imkânının ortadan kalkması sebebiyle, dosya münderecatındaki bilgi, bulgu ve deliller ile rlı kalınarak yapılan inceleme ve araştırma neticesinde elde edilen somut veriler ışığında, yangınların oluşumu ile ilgili bilimsel ilkeler ve "etkisiz tepki olamayacağı ve her sonucun bir sebebe dayanacağı; etki-tepki şeklinde gerçekleşen olayların her aşamasında meydana gelen bir sonucun, aynı zamanda kendisinden sonraki sonuçların da sebebi veya sebeplerinden biri olacağı" şeklindeki temel kural çerçevesinde değerlendirme yapıldığı
Dosya münderecatının ve özellikle ...İtfaiye Daire Başkanlığı tarafından düzenlenen ... tarihli ve ... sayılı Yangın Raporu'nun incelenmesi sonucunda; ... adresinde bulunan ...isimli işyerinde 11.11.2022 tarihinde meydana gelen yangının sebebi şu şekilde tespit edilmiştir: Yangın, restoranın asma katındaki bürodan geçen elektrik kablolarının ark yapması sonucu izolelerin erimesi ve bu erimenin yanındaki ahşap aksama sirayet ederek yangına yol açması şeklinde açıklanmıştır.
Somut yangın olayının davacının işyerindeki elektrik tesisatından kaynaklandığı, itfaiye raporu ve taraf beyanları doğrultusunda sabit olmakla birlikte
Yangının, binanın eski elektrik tesisatından kaynaklanıp kaynaklanmadığı hususunun tarafımızca teknik olarak tespiti mümkün değildir.
Söz konusu tesisatın, davalının sorumluluğunda bulunan proje kapsamında yer alıp almadığı ve davalı tarafından yapılıp yapılmadığı tarafımızca belirlenememektedir.
Davacının, davalı tarafından yapılmayan veya eksik/yanlış yapılan işleri farklı firmalara yaptırarak tamamladığı beyan edilmekte olup, yangının çıkışına neden olan hatanın bu üçüncü şahıslar tarafından yapılıp yapılmadığı da tarafımızca tespit edilememektedir.
Davalının işyerini 21.04.2022 tarihinde terk ettiği/tahliye edildiği, yangının ise yaklaşık 7 ay sonra, 11.11.2022 tarihinde işyerinin yeniden açılışı sırasında meydana geldiği dikkate alındığında; bu süre zarfında elektrik tesisata üçüncü kişiler tarafından — herhangi bir müdahalenin olup — olmadığı da tarafımızca değerlendirilememektedir.
Davalı yükleniciler belirli bir ücret karşılığında, bir takım tadilat ve dekorasyon işlerini projesine uygun bir şekilde yapmayı ve teslim etmeyi bağımsız olarak üstlendiklerinden taraflar arasındaki sözleşme, istisna sözleşmesidir (TBK. m. 470). Davacı taraf, üstlenilenin tam ve gereği gibi yerine getirmediğini ayrıca geç teslim yapıldığını iddia etmektedir. İstisna sözleşmesinde ayıplı ifa halinde iş sahibinin haklarını düzenleyen TBK. m. 475 hükmüne göre: “Eserdeki ayıp sebebiyle yüklenicinin sorumlu olduğu hâllerde işsahibi, aşağıdaki seçimlik haklardan birini kullanabilir:
1-Eser işsahibinin kullanamayacağı veya hakkaniyet gereği kabule zorlanamayacağı ölçüde ayıplıya da sözleşme hükümlerine aynı ölçüde aykırı olursa sözleşmeden dönme.
2. Eseri alıkoyup ayıp oranında bedelden indirim isteme.
3. Aşırı bir masrafı gerektirmediği takdirde, bütün masrafları yükleniciye ait olmak üzere, eserin ücretsiz onarılmasını isteme.
İşsahibinin genel hükümlere göre tazminat isteme hakkı saklıdır.
Eser, işsahibinin taşınmazı üzerinde yapılmış olup, sı kaldırılması aşırı zarar doğuracaksa işsahibi, sözleşmeden dönme hakkını kullanamaz”. Açıkça anlaşıldığı üzere TBK. m. 475 hükmü, ayıba karşı tekeffül hükümlerine dayanma imkanı olan iş sahibine sözleşmeden dönme, ücretin indirilmesi, eserin tamiri ve tazminat talebi haklarını sağlamaktadır. Davacının doğan zararlar nedeniyle genel hükümlere göre de tazminat talep etme hakkı bulunmaktadır.
a) Davacının eksik ve geç ifaya ilişkin tazminat talepleri ile oluşan yangına, ayıplı ifanın sebebiyet vermiş olduğu yönündeki iddiasının ispata muhtaç olduğu
b) Kararlaştırılan sözleşme bedeli ve tespit edilen ayıp oranı dikkate alındığında, davacının ayıplı ifa nedeniyle talep edebileceği tazminat miktarının 200.000-TL olarak hesaplandığı yönünde rapor tanzim etmişlerdir.
Davacı taraf davada eksik ve ayıplı ifa sebebiyle davalıya ödediği bedelleri, maddi ve manevi zararını ve cezai şartı talep etmekte olup, bilirkişi raporu ile sözleşmeye konu işin %95'inin bitirildiğinin tespit edilmesi karşısında davacının davalıya ödemiş olduğu bedellerin iadesini isteyip sözleşmeden dönmesi dürüstlük kuralı ile bağdaşmamakta olup davacı taraf bedelden indirim talep edebilecektir.
Sözleşme konusu işin toplam bedelinin 4.000.000,00 TL olması karşısında eksik ifa edilen edimin bedeli 200.000,00 TL olduğundan davacı taraf bu tutarı davalıdan talep edebilecektir.
Davacı taraf iş yerinde meydana gelen yangın sebebiyle ayıplı ifa nedeniyle davalıdan tazminat talep etmiş olup davacının bu talebi esasen haksız fiil sorumluluğuna dayanmaktadır.
6098 sayılı TBK'nın 49.maddesine göre, Hukuka aykırı kusurlu bir fiille başkasına zarar veren bir kimse bu zararı tazminine mecburdur. Böylece haksız fiilden sorumluluk tazminat borcunun kaynağını oluşturmaktadır. Haksız fiil sorumluluğunda genel davranış kurallarına aykırılık söz konusu olmaktadır. Özel bir sorumluluk hükmü ile düzenlenmemiş olup, bütün hallerde bir kimse için haksız fiil sorumluluğu söz konusu olması, 6098 sayılı TBK'nın 49.maddesindeki şartların gerçekleşmesine bağlıdır. Diğer bir deyişle, ayrık bir düzenleme bulunmadığı kusur sorumluluğu hallerinde, 6098 sayılı TBK'nın 49.maddesi ve devamındaki yer alan esaslar uygulanır.
Madde 49, kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür.
Zararın verici fiili yasaklayan bir hukuk kuralı bulunmasa bile , ahlaka aykırı bir fiille başkasına kasten zarar veren de , bu zararı gidermekle yükümlüdür düzenlemesi mevcuttur.
Haksız fiil sorumluluğunun ortaya çıkabilmesi için gerekli olan ikinci koşul, zarara sebebiyet veren hukuka aykırı fiilin, fail tarafından kusurlu olarak yapılmış olmasıdır. Kusur için hukuk düzeni kurallarının bilerek ve isteyerek ya da ihmal sebebiyle ihlal edilmesi gerekmektedir. Kusurun kanunumuzda tanımı yapılmamıştır. Uygulamada kabul görmüş tanıma göre kusur, hukuk düzeninde kınanabilen davranıştır. Kınamanın nedeni, başka türlü davranma olanağı varken ve zorunlu iken, bu şekilde davranmayarak, bu tarzdan sapılmış olmasıdır. Kısacası; kusur , genel tanımıyla, hukuk düzeni tarafından bir davranış tarzının kınaması olup, bu kınama o davranışın belirli koşullar altında bireylerden beklenen ortalama hareket tarzından sapmış olmasından kaynaklanmaktadır.
Haksız fiil öğretide, hukuka aykırı zarar verici fiil olarak tanımlanmaktadır. Unsurları; hukuka aykırı fiil, zarar, kusur ve illiyet bağı olarak belirlenmektedir. Buna göre haksız fiilden bahsedebilmek için hukuka aykırı bir fiil bulunmalı, bu fiil bir zararın doğmasına neden olmalı, zarara neden olan kişinin kusurlu bulunması ve zarar ile kusur arasında illiyet bağı bulunması gerekmektedir.
Bu beş unsurun varlığı halinde zarar veren kişi fiilden dolayı zarara uğrayan kişi ya da kişilerin maddi zararını karşılamak durumundadır. TMK 'nun 6. Maddesine göre haksız fiilin unsurlarını ispat etmek yükü davacıdadır. Davacı, zararın, haksız fiili ile gerçekleştiğini, diğer söylem ile zarar ile haksız fiil arasındaki illiyet bağını ispat etmek durumundadır.
Alınan bilirkişi raporu ile de sabit olduğu üzere iş davacıya teslim edildikten yaklaşık 7 ay sonra, 11.11.2022 tarihinde işyerinin yeniden açılışı sırasında meydana geldiği dikkate alındığında; bu süre zarfında elektrik tesisata üçüncü kişiler tarafından herhangi bir müdahalenin olup olmadığı da hususu tespit edilemediğinden yangının davalının kusuru ve eksik ve ayıplı ifası ile çıktığı davacı tarafça ispat edilemediğinden kusur ve uygun illiyet bağı unsurları ispatlanamadığından bu zararları davacının talep etmesi hukuken mümkün değildir.
Davacı taraf davalı yanın taraflar arasındaki sözleşmeyi gereği gibi ifa etmemesinden kaynaklı davacı şirket nezdinde oluşan manevi zararın giderilmesi amacıyla 100.000,00 TL (yüzbintürklirası) manevi tazminat talep etmiştir.
Manevi tazminat ise kişilik haklarına karşı yapılan saldırı neticesinde mağdurda acı, elem ve üzüntü şeklinde görülen zararın karşılanması amacıyla ödenen tazminattır. Manevi tazminat, Türk Borçlar Kanunu’nun haksız fiil sorumluluğuna ilişkin hükümleri arasında yer almaktadır. TBK.’nın 56. maddesinde bedensel bütünlüğün zedelenmesi ve ölüm hali için manevi tazminat, 58. maddesinde ise kişilik haklarının zarar görmesi durumundaki manevi tazminat düzenlemiştir.
Borçlar Kanunu’nda borca aykırılıktan doğan sorumluluk nedeniyle manevi tazminat ödeneceğine ilişkin bir hüküm bulunmamaktadır. Ama borca aykırı herhangi bir davranışın, alacaklının kişilik haklarının zedelenmesine neden olması mümkündür. . Bu nedenle hem doktrinde hem de uygulamada yargı kararları ile tereddütsüz şekilde TBK’nın 114. maddesinin 2. fıkrasında yer alan haksız fiil hükümlerinin sözleşmeye aykırılık hallerinde de uygulanacağına ilişkin düzenlemenin kapsamına manevi zararın tazmininin de gireceği kabul edilmektedir.
Birçok kararda kişilik haklarının zedelenip zedelenmediğini araştırmaksızın manevi tazminata hükmedilmektedir. Bu durumda hangi değerlerin kişilik hakkı sayılacağı ve hangi olayların kişilik haklarını ihlal ettiği hususu değişkenlik göstermektedir.
Sözleşmeye aykırı davranıştan doğan manevi tazminat borcunun doğması için taraflar arasında geçerli bir sözleşme bulunması, borçlunun sözleşmeye aykırı davranması ve bu yüzden alacaklının kişilik haklarında ihlal gerçekleşmiş olması gerekmektedir.
Dosya kapsamında davalının eserin %95 ini meydana getirdiği anlaşılmış olup % 5 eksik ifa nedeniyle davacının kişilik haklarının zedelendiği kanaatine varılmamış çıkan yangının da davalının ayıplı ifası ile meydana geldiği ve yangının meydana gelmesinde davalının kusuru olduğu ispatlanamadığından davacının manevi tazminat istemi reddedilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacıların manevi tazminat talepleri yönünden davanın reddine,
2-Davacının maddi tazminat talebi yönünden davanın kabulü ile; 200.000,00 TL maddi tazminatın dava tarihi olan 02/12/2022 tarihinden işleyecek ticari faizi ile birlikte davalılardan müşterek ve müteselsilen alınarak davacılara verilmesine,
3-Davacının manevi tazminat talebi yönünden dava reddedildiğinden 615,40 TL maktu karar ve ilam harcının davacılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile hazineye irat kaydına,
4-Davalı taraf kendini vekille temsil ettirdiğinden davacının manevi tazminat talebi reddedildiğinden manevi tazminat talebi yönünden AÜTT gereğince hesaplanan 30.000,00-TL'nin davacılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davalıya verilmesine,
5-Davacının maddi tazminat talebi yönünden Harçlar Yasası'na göre alınması gereken 13.662,00-TL karar harcından peşin alınan 1.878,53-TL harç ve 3.244,72-TL olan ıslah harcının mahsubu ile bakiye 8.538,75-TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile hazineye irat kaydına,
6-Davacı tarafından yatırılan 80,70-TL başvuru harcı, 3.244,72-TL olan ıslah harcı ile 1.878,53-TL peşin harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine,
7-Davacı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden davacının maddi tazminat talebi yönünden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesaplanan 32.000,00-TL davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine,
8-Davacı tarafından sarf edilen toplam 53.900,00-TL yargılama giderinin kabul-red oranına göre 35.933,51-TL'sinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, bakiye kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,
9-Davalı ... Şirketi arafından yapılan 1.000,00-TL yargılama giderinin kabul-red oranına göre 333,33TL'sinin davacıdan tahsili ile davalı ... Şirketi'ne verilmesine, bakiye kısmın davalı ... Şirketi üzerinde bırakılmasına,
10-Diğer davalı tarafından yapılan yargılama gideri olmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
11-Arabuluculuk ücreti olan 3.120.00-TL'nin, kabul-red oranına göre 2.080,10TL'sinin davalılardan müşterek müteselsilen tahsili, 1.039,90TLdavacıdan tahsili ile Hazine'ye gelir kaydına,
12-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine,
Dair, Taraf vekillerinin yüzlerine karşı tebliğden itibaren 2 haftalık sürede HMK 341 maddesi uyarınca istinaf yolu açık olmak üzere karar verildi. 10/10/2025
Katip
e-imzalıdır
Hakim
e-imzalıdır