T.C.
İSTANBUL
5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/143 Esas
KARAR NO : 2025/576
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 28/02/2023
KARAR TARİHİ : 19/09/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili 28/02/2023 tarihli dava dilekçesi ile, Davalı/ borçlu ... Şirketi ile müvekkil şirket arasındaki cari ekstreye dayalı 2.330.426,00 TL fatura alacağına istinaden ... İcra Dairesi'nin ...E. Sayılı dosyasından başlatılan takibe haksız itiraz edilmesi üzerine takibin durdurulduğunu, dosya alacağının tahsili yönünde Arabuluculuk Bürosuna... arabulucuk numarası ile yapmış olduğumuz başvuru üzerine, dava şartı arabuluculuk faaliyeti yürütülmüş , ancak taraflar arası anlaşma sağlanamadığından 'Anlaşmama Son Tutanağı' düzenlenerek imza altına alındığını, davalı şirketin müvekkil şirkete cari hesap sözleşmesi kapsamında borçlu olduğunu, söz konusu fatura alacaklarında ispat yükü borcunu ödediğini yahut böyle bir borcu olmadığını iddia eden tarafa ait olduğunu, davalı şirketin muhteviyatında böyle bir ödemeyi ispatlayabilecekleri bir belge olmadığını, davalı şirketin cari ekstreye dayalı fatura alacaklarına istinaden müvekkile herhangi bir ödeme yapmadığını, davalı tarafa, faturada yazılı mal ve hizmetlerin müvekkil tarafından tam ve eksiksiz olarak yerine getirilmiş olmasına rağmen davalı hizmet ilişkisinden kaynaklanan borcunu müvekkile süresinde ödemediğini, davalı/ borçlunun söz konusu faturayı teslim almış olmasına rağmen faturaya itiraz etmediğini, dava konusu faturaya itiraz edilmemesi, davalının faturanın içerikleri ile birlikte kabul ettiği anlamına geldiğini, davalı borçlunun, müvekkilinin 2.330.426,00-TL alacağını ödememekle birlikte borca da kötü niyetli olarak itiraz ederek müvekkili bir kez daha mağdur ettiğini, bu nedenlerle borçlu/davalının ... İcra Dairesi'nin ...E. Sayılı icra takibine yaptığı haksız itirazının iptaline ve takibin devamına karar verilmesine, takip konusu alacağın %20’sinden az olmamak üzere icra inkâr tazminatına mahkûm edilmesine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı şirket vekilinin 27/03/2023 tarihli cevap dilekçesi ile, dava dilekçesinin müvekkili şirkete tebliğ edildiğini, davada görev, yetki ve zaman aşımı itirazları olduğunu, Müvekkil şirketin, davacı yan ile kurmuş olduğu ticari ilişkiden doğan borçlarını vade tarihlerinde ödeyerek üzerine düşen yükümlükleri yerine getirdiğini, süregelen ticari ilişki kapsamında davacı yanın delillerinden dahi anlaşılacağı üzere müvekkil karşı yana düzenli olarak ödeme yaptığını, Müvekkilinin iş bu cari hesap sebebiyle davacı tarafa ; 31.03.2023 keşide tarihli,500.000,00.-TL bedelli, 25.05.2023 keşide tarihli 1.200.000.,00 TL bedelli, 22.07.2023 keşide tarihli 300.000,00 TL bedelli, 31/06/2023 keşide tarihli 100.000,00 TL bedelli olmak üzere 4 adet toplamda 1.800.000,00 TL tutarında çek verdiğini, davacı yanın cari hesapta mahsup işlemi yapmayarak haksız ve hukuka aykırı bir şekilde 2.330.426,00 TL üzerinden icra takibi başlattığını, davacı tarafın , mevcut ticari ilişkinin ve ticari hayatın gereklerini inkar eder biçimde hukuka ve hakkaniyete aykırı şekilde takibe giriştiğini, müvekkilinin dava değeri miktarınca bir borcu bulunmadığını, bu nedenlerle haksız ve hukuka aykırı açılmış davanın reddine, davacı yan aleyhine %20 oranından az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkememizce ... İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyası celp edilmiş olup yapılan incelemesinde, davacı tarafından davalı aleyhine toplam 2.432.340,80-TL tutarında ilamsız icra takibi yapıldığı, davalının icra takibine itiraz ettiği ve takibin durduğu görülmüştür.
Mahkememizin 18/04/2024 tarihli celse ara kararı gereği, Çek tevdi belgelerindeki çekleri elden teslim aldım kısmındaki imzaların davacı şirket yetkilisi ...'a ait olup olmadığının tespiti açısından Grafolog bilirkişiye dosyanın tevdine karar verilmiş olup, Bilirkişi 30/05/2024 tarihli raporunda, inceleme konusu çek tevdi belgelerinde “Elden Teslim Aldım” yazıları altına atılmış imzaların davacı şirket yetkilisi...'ın eli ürünü olduğu kanaatine varıldığını bildirdiği görüldü.
Mahkememizin 26/09/2024 tarihli celse ara kararı gereği, taraf defter ve belgeleri üzerinde; inceleme yaparak taraflar arasında ticari ilişki bulunup bulunmadığı, bu ticari ilişki kapsamında takibe konu faturanın taraf defter ve belgelerinde yer alıp almadığı, taraf defterlerinde ödeme kaydı ve grafoloji incelemesine esas alınan çeklerin teslim kaydına ilişkin bilgi bulunup bulunmadığı, taraf defterlerinde takibe konu fatura içeriği mal ve hizmet tesliminin yapılıp yapılmadığı, taraf defterlerine göre takip tarihi itibari ile davacının alacağının olup olmadığı varsa miktarına ilişkin rapor alınmak üzere dosyanın SMMM bilirkişisine tevdine karar verilmiş olup, inceleme gün ve saatinde bilirkişi huzura alınarak, davacı şirket yetkilisi tarafından yalnızca 2022-2023 yıllarına ait yevmiye defterlerinin ibraz edildiği, bu aşamada yapılacak inceleme rapor ibraz etmeye elverişli olmadığı, eksiklikler giderildikten sonra inceleme yapılarak rapor hazırlanabileceği hususunu beyan ettiği görüldü.
Mahkememizin 16/12/2024 tarihli ara kararı gereği, ... Asliye Ticaret Mahkemesine talimat yazılarak davacı defter ve belgeleri üzerinde inceleme yaparak, taraflar arasında ticari ilişki bulunup bulunmadığı, bu ticari ilişki kapsamında takibe konu faturanın taraf defter ve belgelerinde yer alıp almadığı, taraf defterlerinde ödeme kaydı ve grafoloji incelemesine esas alınan çeklerin teslim kaydına ilişkin bilgi bulunup bulunmadığı, taraf defterlerinde takibe konu fatura içeriği mal ve hizmet tesliminin yapılıp yapılmadığı, taraf defterlerine göre takip tarihi itibari ile davacının alacağının olup olmadığı varsa miktarına ilişkin rapor düzenlenilmesine karar verilmiş olup, ... 4. Asliye Hukuk Mahkemesinin ... Talimat sayılı dosyasından aldırılan bilirkişi raporunda, dosyanın tarafına tebliğ edildiği tarihten itibaren davacı vekili ile birçok kez telefon görüşmesi yaparak yerinde inceleme için randevu talep etmesine rağmen, davacı ya da vekili tarafından bir dönüş yapılmadığı ve herhangi bir bilgi ya da belge sunulmadığını, bu nedenlerle istenilen hususlarda inceleme yapılamadığından raporunu ibraz edemediğini, eksik hususlar giderildikten sonra rapor ibrazında bulunabileceğini bildirdiği görüldü.
Tüm dosya kapsamı ve delillerin değerlendirilmesi sonucunda,
Dava, itirazın iptali davasıdır.
Huzurdaki davada davacı taraf davalı ile arasında ticari ilişki olduğunu, davalının bir kısım ödemeler yapması neticesinde davacının davalıdan bakiye alacağının olduğunu belirterek faturalardan dolayı cari hesap alacağı olduğu iddiası ile davalı aleyhine icra takibi başlatmış, davalı tarafın icra takibine itiraz etmesi üzerine davacı taraf bu itirazın iptalini talep etmiştir.
... İcra Müd. ... esas sayılı dosyasının incelenmesinde alacaklının dosyamız davacısı ... Şti, Borçulunun dosyamız davalısı ... Ltd. Şti. O. Olduğu, alacak kaleminin muhtelif tarihli taraflar arası cari hesaba dayalı faturalar ve bu faturalara takip öncesi işleyen 101.914,80 TL faiz olmak üzere 2.432.340,80 TL olduğu, davalı tarafın 16/01/2023 tarihli itiraz dilekçesi ile Mevcut takip haksız olarak açılmış olup müvekkilimin alacaklı görünen şirkete herhangi bir borcu bulunmamaktadır. İş bu nedenle açılan icra dosyasında ana paraya, faize ve tüm ferilere itiraz ediyoruz şeklinde itiraz ettiği görülmüştür.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 89. maddesine göre iki kişinin herhangi bir hukuki sebep veya ilişkiden doğan alacaklarını teker teker ve ayrı ayrı istemekten karşılıklı olarak vazgeçip bunları kalem kalem alacak ve borç şekline çevirerek hesabın kesilmesinden sonra çıkacak artan tutarı isteyebileceklerine ilişkin sözleşme cari hesap sözleşmesi olarak tanımlanmıştır. Aynı maddede cari hesap sözleşmelerinin yazılı yapılmadıkça geçerli olmayacağı belirtilmiştir. Buna göre, taraflar arasında yazılı bir cari hesap sözleşmesi bulunmadıkça TTK'nın cari hesaba ilişkin hükümleri uygulanamayacaktır.
Açık hesap ilişkisi ise önceki borçlar tahsil edilmemesine rağmen taraflar arasındaki ticari ilişkinin devam etmesi durumudur. Açık hesap ilişkisinde taraflar tek taraflı ya da karşılıklı olarak alacaklarını hesaba kaydedip belirli hesap dönemlerine bağlı kalmaksızın hesaplaşma yaptıklarından, bu ilişkiye TTK'daki cari hesaba ilişkin hükümleri uygulanamaz (YHGK 28.03.2018 tarih, ... Esas ve... Karar sayılı ilamı). Huzurdaki davada taraflar arasında imzalanan sözleşme kapsamında bir borç ilişkisi bulunduğu, cari hesap ilişkin şartların oluşmadığı anlaşılmaktadır. Bu kapsamda davacı yan cari hesap ilişkisine dayanmış ise de teknik olarak taraflar arasında açık hesap ilişkisi olduğu görülmüştür.
Bir davada çekişmeli olguların kimin tarafından ispat edilmesi gerektiği konusuna, ispat yükü denir. Her iki taraf da ispat yükünün kime düştüğünü gözetmeden delil göstermişler ise bu halde hâkimin ispat yükünün hangi tarafa düştüğünü araştırmasına gerek yoktur. Çünkü hâkim, ilk önce tarafların gösterdikleri delilleri incelemekle yükümlüdür. İki tarafın (veya bir tarafın) gösterdiği deliller ile davaya ilişkin bütün çekişmeli olgular aydınlanmış ise yine ispat yükünün hangi tarafa düştüğünü araştırmakta bir yarar yoktur. Buna karşılık, gösterilen delillerin hâkime dava hakkında tam bir kanaat vermemesi halinde, ispat yükünün hangi tarafa düştüğünün tespit edilmesinde yarar vardır.
Delillerin davayı etkileyecek çekişmeli hususlarda gösterileceği ve ispat faaliyetinin çekişmeli vakıalar için söz konusu olduğu hususu göz önünde bulundurulmalıdır ( 6100 sayılı HMK m.187/1). TMK 6. maddesinde; "Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür." denilmiştir. HMK'nun "İspat yükü" başlıklı 190. maddesinde ise bu düzenlemeye paralel bir düzenleme getirilmiştir. Anılan maddede "İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir." denilmiştir.
İspat yükü ilk önce kural olarak davacıya düşer; yani davacı davasını dayandırdığı olguları ispat etmelidir. Kendisine ispat yükünün düştüğü taraf, uyuşmazlık konusu olguyu ispat edemezse davayı kaybeder. O taraf davacı ise davası reddedilir, davalı ise mahkûm edilir. Kendisine ispat yükü düşmeyen taraf, karşı (kendisine ispat yükü düşen) tarafın iddiasını (olguyu) ispat etmesini bekleyebilir. Kendisine ispat yükü düşen taraf iddiasını ispat edemezse, diğer (kendisine ispat yükü düşmeyen) tarafın onun iddiasının aksini (hilafını) ispat etmesine gerek yoktur; o olgu ispat edilmemiş (yani dava bakımından yok) sayılır.
Somut olayda, davacı taraf davalı ile arasında ticari ilişki olduğunu davalının kendisine borcu olduğunu iddia etmiş olup davacı taraf davalıya hizmet verdiğini ve davalıdan alacaklı olduğunu ispatlamak durumundadır.
Davalı taraf cevap dilekçesinde davacı tarafa ticari ilişkiden kaynaklı borçlarını ödediğini ve davacı tarafa 31/03/2023 keşide tarihli 500.000,00 TL bedelli, 25/05/2023 keşide tarihli 1.200.000,00 TL bedelli, 22/07/2023 keşide tarihli 300.000,00 TL bedelli, 31/06/2023 keşide tarihli 100.000,00 TL bedelli çek verdiğini çekin ödeme aracı olup bu çek bedellerini davacının cari hesaptan düşmediğini belirtip davanın reddini talep etmiştir.
Bu durumda davacı taraf üzerindeki ispat külfeti yer değiştirip davalı üzerine geçmekte olup davalı taraf davacıya ödeme yaptığını ispatlamak durumundadır.
Davalı tarafın davacıya ödeme aracı olarak verdiği çek fotokopilerinin altında çeklerin teslim alındığına dair imzalı beyan bulunmakta olup davacı taraf çeklerin kendisine verilmediğini beyan etmiş ve çeklerin teslim alındığına dair belgedeki imzaların davacı şirket yetkilisine ait olmadığını belirterek bu belge altındaki imzaya itiraz etmiştir. Mahkememizce davacı şirket yetkilisinin mahkememiz huzurunda alınan imza örnekleri, daha önce resmi kurumlarda kullandığı samimi imzaları ile birlikte dosya grafolog bilirkişiye tevdi edilmiş ve imzası inkar edilen belge altındaki imzanın davacı şirket yetkilisine ait olup olmadığı hususunda bilirkişinin dosyaya sunduğu 30/05/2024 tarihli raporda "İnceleme konusu evsafı yukarda yazılı dört adet çek tevdi belgelerinde “Elden Teslim Aldım” yazıları altına atılmış imzaların davacı şirket yetkilisi ...'ın eli ürünü olduğu kanaatine varıldığı" rapor edilmiştir.
26/09/2024 tarihli duruşmada ilk olarak davacı vekili defterleri mahkememizde hazır edebileceğini beyan etmiş ve davacı vekilinin beyanı doğrultusunda inceleme gün ve saatinde ticari defter ve kayıtlarını hazır etmesi, hazır etmediği takdirde bu delile dayanmaktan vazgeçmiş sayılacağının İHTARINA yönelik ihtarat yapılmış, davacı vekili mahkememize sunduğu 29/11/2024 tarihli dilekçesi ile davacı şirketin adresinin "..." olması sebebiyle yerinde inceleme yapılmasını talep etmiş ve beyan doğrultusunda ... Asliye Ticaret Mahkemesine davacı tarafın ticari defterlerinin incelenmesi için talimat yazılmış ve talimat mahkemesince dosyamıza sunulan raporda davacının süresi içerisinde ticari defterlerini sunmadığından raporun düzenlenemediği mahkememize bildirilmiştir.
HMK'nun 222/3 maddesi; "İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir." hükmünü içermektedir. Bununla beraber Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E. ...K. ... sayılı kararında; "Yasada delil vasfı taşıdığı takdirde aksinin yazılı veya kesin delillerle ispatının gerektiği düzenlendiğinden, ticari defterlerin kesin delil olduğu anlaşılmaktadır." şeklinde belirtildiği üzere HMK'nun 222'deki şartları oluştuğunda ticari defterlerin ispat gücü bakımından sahibi lehine kesin delil niteliği taşıdığı kabul edilecektir.
Davacı taraf yapılan ihtarata rağmen ticari defterlerini sunmadığından davacının ticari defterlerine dayanmasından vazgeçmiş sayılmasına karar verilmiş ve dosyaya sunulan grafolog bilirkişi raporu ile davalı tarafın davacıya ödeme aracı olarak verdiği çeklerin alındı belgesi üzerindeki imzaların davacı şirket yetkilisine ait olduğu anlaşıldığından davalının davacıya çek ile ödeme yaptığı ve davacının davalıdan icra takibine konu ettiği başkaca alacağı olduğunu ispatlayamaması sebebiyle davanın reddine karar verilmiş ve davacının kötüniyetli olarak icra takibi başlattığına dair dosyada delil bulunmaması sebebiyle davalının kötüniyet isteminin reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle,
1-Davanın reddine,
2-Davalının kötü niyet tazminatı talebinin reddine,
3-Karar tarihinde yürürlükte bulunan harçlar yasasınca belirlenen karar harcı olan 615,40-TL harcın başlangıçta yatırılan 27.636,16-TL peşin harcın mahsubu ile fazla yatan 27.020,76-TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, gider avansından bakiye kalan kısmın, karar kesinleştiğinde davacıya iadesine,
5-Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesaplanan 316.346,86-TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-Davalı tarafından yapılan 75,00-TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine,
7-Arabuluculuk ücreti olan 3.120,00-TL nin davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,
Dair davacı vekili yüzüne karşı, davalı yanın yokluğunda tebliğden itibaren 2 haftalık sürede HMK 341. maddesi uyarınca istinaf yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 19/09/2025
Başkan
e-imzalıdır
Üye
e-imzalıdır
Üye
e-imzalıdır
Katip
e-imzalıdır