T.C.
İSTANBUL
5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/438 Esas
KARAR NO : 2025/316 Karar
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 23/06/2023
KARAR TARİHİ : 16/05/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin ... A.Ş. ile davalı ...Şirketi arasında ... nolu Kurumsal abonelik sözleşmesi akdedildiğini, davalı borçlu adına düzenlenen Mayıs 2022 Eylül 2022 tarihli faturaların ödenmemesi sebebiyle davalı aleyhine ferileri ile birlikte takip çıkışı toplamda 15.296,90 TL olan borca ilişkin Merkezi Takip sistemi üzerinden yasal takip yoluna başvurulduğunu, ... tarafından başlatılan yasal takibi muhtevasında barındıran Merkezi Takip Sistemi. ... MTS numaralı dosya ile açılan takibe borçlunun 18.10.2022 tarihinde itirazda bulunulduğunun görüldüğünü, borçlunun süresi içerisinde takibe itiraz etmesi sebebiyle takibin durduğunu, ilamsız icra takibine itiraz eden takip borçlusunun yapmış olduğu itirazın takibi durdurması üzerine haksız itiraza karşı vekil eden ... A.Ş. adına açılacak olan itirazın iptali davasından önce 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun "Dava şartı olarak arabuluculuk" başlıklı 5/a maddesi gereğince söz konusu uyuşmazlık konusunun kurumsal tip abonelik sözleşmesinden doğan alacak olması sebebi ile dava şartı yerine getirilerek arabuluculuk başvurusu yapıldığını, davalı vekili ile gerçekleştirilen arabuluculuk görüşmeleri sonucunda taraflar arasında olumlu bir anlaşmaya varılamadığını belirterek haklı davalarının kabulünü, merkezi takip sistemi....MTS numaralı dosyasına vakii itirazın iptaline ve takibin devamını, davalı aleyhine yüzde yirmiden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini, dava yargılama giderleri ve sair tüm masrafların borçlu davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle: davacı tarafın işbu davayı ikame etmesinde hukuki yararı olmadığını, HMK m. 114/h maddesi gereği müvekkili şirketin davacı tarafça iddia edildiği gibi aralarında akdedilen Kurumsal Abonelik Sözleşmesine göre borcu bulunmadığını, bu nedenle davacı tarafın itirazın iptali davası ikame etmesinde hukuki yararın mevcut olmadığını, davacının dava açmakta hukuki yararı bulunmadığından davanın reddini talep ettiklerini, itirazın iptali davası kısmı dava olarak ikame edilemeyeceğini, dava konusu uyuşmazlığı kabul anlamına gelmemekle birlikte müvekkili şirket tarafından iş bu davanın ikame edilmesinden önce ödeme yapılmadığını, bu doğrultuda davacı tarafça kısmi dava ikame edilemeyeceğinden mahkeme tarafından davacı tarafa süre verilerek eksik harcın ikmal edilmesi gerektiğini, mahkeme tarafından verilen kesin sürede eksik harcın ikmal edilmemesi durumunda davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, davacı tarafça abonelik sözleşmesine aykırı olarak ayıplı hizmet verildiğini, müvekkili şirket ile davacı taraf arasında ... tarihli Kurumsal Tip Abonelik Sözleşmesi akdedildiğini, sözleşmenin konusu, davacı tarafın sunduğu elektronik haberleşme hizmetinden müvekkilinin faydalandırılmasına ilişkin olduğunu, müvekkili şirketin davacı tarafa taraflar arasında akdedilen sözleşmeden kaynaklı borcu bulunmadığını, davacı taraf sözleşmeye aykırı olarak ayıplı mal ve hizmet ifasında bulunduğunu, davacı tarafın müvekkili şirketin kullanımına tahsis ettiği dava konusu hat ayıplı olduğunu, davacı tarafça sözleşmesel sorumluluğa aykırı şekilde ayıplı mal ve hizmet ifasında bulunulduğunu, davacı tarafça dava konusu telefon faturaların tahsili için icra takibi yapılarak dava ikame edilmesi kötüniyetli ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, davacı tarafın hizmeti ayıplı olarak gerçekleştirdiği, ayıplı hizmetin devam ettiği ve ayıbın giderilemediğinin aşikar olduğunu, davacı tarafça haksız ve kötüniyetli olarak tanzim edilen fatura TTK m. 21/2 gereği yasal süresi içinde iade edildiğini, davacı tarafın haksız olarak tanzim ettiği ... tarihli ... numaralı 12.872,20-TL bedelli fatura içeriğinin müvekkili şirketçe kabul edilmediğini, davacı tarafın müvekkili şirketten herhangi bir hak ve alacağı bulunmadığına ilişkin olarak ... 17. Noterli aracılığıyla ... tarihli ve ... yevmiye nolu ihtarname keşide edildiğini belirterek HMK m.114/h gereği davacı tarafın ikame ettiği işbu davada hukuki yararının mevcut olmaması ve davanın İİK m.67 gereği kısmi dava olarak açılamayacak olması nedeniyle davanın usulden reddine, müvekkili şirketin davacı tarafın ayıplı mal ve hizmet ifasından kaynaklı olarak davacı tarafa borcu bulunmaması ve fatura içeriğine süresinde itiraz edilmiş olması nedeniyle davanın esastan reddini yargılama gider ve vekalet ücretinin de davacı tarafa tahmiline karar ittihazını talep ve beyan etmiştir.
GEREKÇE:
Dava, fatura alacağından kaynaklı itirazın iptali davasıdır.
Huzurdaki davada davacı taraf davalı ile arasında kurumsal abonelik sözleşmesi olduğunu davalının adına düzenlenen mayıs 2022 eylül 2022 tarihli faturaları ödememesi sebebi ile icra takibi başlatıldığını davalı tarafın bu takibe itiraz ettiğini belirterek davalının icra takibine yapmış olduğu itirazın iptalini talep etmiştir.
... MTS İcra Müd....esas sayılı dosyasının incelenmesinde alacaklının dosyamız davacısı ... AŞ. Borçlunun dosyamız davalısı ... Şirketi olduğu alacak kaleminin muhtelif faturadan kaynaklı 12.880,70 TL asıl alacak,13,20 TL masraf, 2.403,00 TL işlemiş faiz olmak üzere 15.296,90 TL olduğu anlaşılmıştır.
Yapılan icra takibine davalı tarafın 18/10/2022 tarihli dilekçesi ile takip alacaklısına borcunun olmaması sebebiyle talep edilen alacak miktarının tamamına ve ferilerine itiraz etmiş olduğu anlaşılmıştır.
Bir davada çekişmeli olguların kimin tarafından ispat edilmesi gerektiği konusuna, ispat yükü denir. Her iki taraf da ispat yükünün kime düştüğünü gözetmeden delil göstermişler ise bu halde hâkimin ispat yükünün hangi tarafa düştüğünü araştırmasına gerek yoktur. Çünkü hâkim, ilk önce tarafların gösterdikleri delilleri incelemekle yükümlüdür. İki tarafın (veya bir tarafın) gösterdiği deliller ile davaya ilişkin bütün çekişmeli olgular aydınlanmış ise yine ispat yükünün hangi tarafa düştüğünü araştırmakta bir yarar yoktur. Buna karşılık, gösterilen delillerin hâkime dava hakkında tam bir kanaat vermemesi halinde, ispat yükünün hangi tarafa düştüğünün tespit edilmesinde yarar vardır.
Delillerin davayı etkileyecek çekişmeli hususlarda gösterileceği ve ispat faaliyetinin çekişmeli vakıalar için söz konusu olduğu hususu göz önünde bulundurulmalıdır ( 6100 sayılı HMK m.187/1). TMK 6. maddesinde; "Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür." denilmiştir. HMK'nun "İspat yükü" başlıklı 190. maddesinde ise bu düzenlemeye paralel bir düzenleme getirilmiştir. Anılan maddede "İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir." denilmiştir.
İspat yükü ilk önce kural olarak davacıya düşer; yani davacı davasını dayandırdığı olguları ispat etmelidir. Kendisine ispat yükünün düştüğü taraf, uyuşmazlık konusu olguyu ispat edemezse davayı kaybeder. O taraf davacı ise davası reddedilir, davalı ise mahkûm edilir. Kendisine ispat yükü düşmeyen taraf, karşı (kendisine ispat yükü düşen) tarafın iddiasını (olguyu) ispat etmesini bekleyebilir. Kendisine ispat yükü düşen taraf iddiasını ispat edemezse, diğer (kendisine ispat yükü düşmeyen) tarafın onun iddiasının aksini (hilafını) ispat etmesine gerek yoktur; o olgu ispat edilmemiş (yani dava bakımından yok) sayılır.
Somut olayda davalı yan icra dosyasına yapmış olduğu itirazda davacı yana hiçbir borcunun olmadığını belirtmiştir taraflar arasında sözleşmenin varlığı hususunda bir itilaf olmayıp itilaf davacı tarafın faturalardan kaynaklı davalıdan bir alacağının olup olmadığı noktasında toplanmıştır. Davacı taraf sözleşme ile hizmet sunduğu ispatlamıştır.
Dosya davacının davalıdan alacağının olup olmadığı noktasında bilirkişiye gönderilmiş bilirkişinin davalı defterleri incelenerek dosyaya sunduğu 19/01/2024 tarihli raporda Takdir ve delillerin değerlendirme ve kararı Sayın Mahkemeye ait olmak üzere; incelenen Mahkemeniz dosyası ve davalı yana ait defter ve belgelerden
1.)Muhasebe kayıtlarında, Davacı ...A.Ş tarafından düzenlenmiş olan 06/05/2022 tarih, ... nolu 12.861,88 TL tutarlı ve 06/09/2022 tarih, ... nolu 8,51 TL. tutarlı iki adet e Fatura (Temel Fatura) nın muhasebe defterlerine kaydedilmediği,
2.)Temel fatura iptalinin, adına fatura düzenlenenin TTK. 18/3 göre noter aracılığı ile faturayı iptal etmesi yasa, usul ve yöntem gereği olmakla birlikte düzenlenen fatura bedeli alınan mal ve hizmetin bedeli olduğundan hizmetin verilememesi sonucu davalı adına düzenlenen faturanın geçersiz olduğu görüş ve kanaatimdir. Şeklinde rapor ibraz etmiştir.
Davacı defterleri incelenerek dosyaya sunulan 16.05.2024 tarihli bilirkişi raporunda davacı ...A.Ş tarafından davalı ...Şirketi tarafına e faturalar düzenlenmiş olan 06/05/2022 tarih ... nolu 12.861,88 TL tutarlı ve 06/09/2022 tarih ... nolu 8,51 TL tutarlı iki adet e fatura ( temel fatura) nın davacının muhasebe ( e berat) 2022 mali dönemsel ticari defterlerine kaydedilmiş olunduğu, cari hesap muavin kayıtlarında alacaklı görüldüğü tespitine ulaşıldığı, taraflar arasındaki cari hesap muavin kayıtları neticesinde davacı kayıtlarına göre davalının tüm ödemeler sonucu 13.12.2019 tarihli ve ... nolu kurumsal abonelik sözleşme ve taahhütname maddeleri gereğince Mayıs 2022- eylül 2022 tarihli faturaların ödenmemesi neticesinde davalı aleyhine karşı başlatılan asıl ve ferileri ile birlikte toplamda Merkezi Takip Sistemi, ...MTS numaralı icra takibi konusu 15.296,90 TL davacının davalı taraftan alacaklı olduğu 11.10.2022... icra takip tarihi itibariyle faiz ve ferilerini talep edebileceği yönünde rapor ibraz etmiştir.
Dosya bilirkişi raporları arasındaki çelişkinin giderilmesi için 3 kişilik bilirkişi heyetine tevdi edilmiş bilirkişi heyeti dosyaya sunduğu 30/07/2024 tarihli raporda Davacı şirketin incelenen 2022-2023 yılı ticari defterlerinin sahibi lehine delil vasfına haiz olduğu, incelenen ticari defter kayıtlarında; Davacının, davalıya tanzim ettiği ve icra takibine konu ettiği faturaların tahsilatının yapılmadığı, Davacının, davalıdan; 11.10.2022 icra takip tarihi itibariyle; 2 adet fatura toplamı olan; 12.870,39 TL. tutarında alacaklı olduğu, alacağının 23.06.2023 dava tarihi itibariyle de devam ettiği, Davalı şirket yönetim kurulu başkanının kullanımında olan 0533 260 40 74 nolu hattın “Sinyal” almama sebebiyle kullanılmaması, sinyal almama sebebiyle belirli bir dönem kullanılmayan hattında içinde bulunduğu ve icra takibine konu edilen 06.05.2022 Tarih, ... Nolu 12.861,88 TL e-faturanın 23 adet hat için de düzenlendiği dikkate alındığında, davalının ayıplı hizmet iddiası ile iade ettiği faturanın değerlendirilmesi için heyete GSM hizmet faturasını değerlendirecek bilirkişinin görevlendirilmesi gerektiği, Davacı şirket tarafından tanzim edilmiş olan; 06.05.2022 tarih ... nolu 12.861,88 TL tutarındaki faturanın içerisinde “Sinyal” arızası sebebiyle hizmet alınmadığına ilişkin itirazın bulunduğu ... nolu hat için ödenecek tutarın; 379,25 TL olduğu,
İcra inkâr ve kötü niyet tazminatına hükmedilmesi meselesi Sayın Mahkemenizin münhasıran yargılama yetkisine dair bir husus olduğu yönünde rapor ibraz edilmiştir.
Elektronik ve haberleşme bilirkişinin dosyaya sunduğu 20/02/2025 tarihli raporda Taraflar arasında taahhütlü abonelik sözleşmesi tesis edildiği, zaten bu yönde bir ihtilaf olmadığı, Mail yazışmalarından, 23 adet gsm hattın bir tanesinde kapsama veya sinyal alamama problemi oluştuğu, problemin servis sağlayıcı davacı operatör tarafından da kabul edildiği, Bu problemin eksik veya ayıplı hizmet kapsamında değerlendirilebileceği, 1 GSM hattı için abonelik iptaline gidilebileceği, hatta hizmet alınamadığı için, önceki bilirkişi raporunda da belirtildiği gibi dava konusu faturalarda bu gsm hattına tekabül eden 379,25 TL ücretin aboneye ödenmesi gerektiği, Ancak problem yaşanan 1 adet gsm hattından dolayı 22 adet problemsiz hattın iptal edilmesinin, dolayısıyla sözleşmenin davalı abone tarafından feshinin haklı sebebe dayanmadığı, Taahhüt abone tarafından haksız feshedildiğinden, kampanya döneminde sağlanan indirimlerin geri alınabileceği, bunun Abonelik Sözleşmeleri Yönetmeliği madde-16 ya göre de uygun olduğu değerlendirilmiştir. Dosyada, söz konusu 23 gsm hattından kaçının kampanya dışı kalması durumunda indirimlerin devam edeceğine dair bir husus görülmemekle birlikte, davalı taraf sadece problem yaşanan gsm hattını iptal etmiş olsa idi 22 gsm hattı için davacı operatöre fatura ödenmeye devam edeceğinden kampanyanın ve indirimlerin devam etmesi gerektiğinin söylenebileceği, Tam tersi durumda da;1 problemli hattan dolayı problemsiz 22 hattın cayma ücreti ödenmeden iptal edilmesi hakkaniyetli olmayacağı, alınan indirimlerin aboneye haksız kazanım anlamına geleceği, zira toplu abonelik durumunda ne kadar fazla gsm hattı için taahhüt verilirse, GSM şirketlerinin, toplamda elde edecekleri fatura gelirine göre daha fazla indirim uyguladıkları, MTS takip talebindeki 12.880,70 TL Asıl alacak (İstenen:%48 Yıllık Diğer) bedelinin, ödenmeyen ve cayma bedeli yansıyan dava konusu 12.872,20 TL ve 8,50 TL faturaların toplamı olduğu, ilaveten takip talebinde işletilen yıllık %48 (aylık 4) faiz oranının, faturalarda yazan seviyede olduğu, Önceki bilirkişi raporunda da belirtildiği gibi dava konusu faturalarda problem yaşanan ... nolu gsm hattına tekabül eden 379,25 TL ücretin aboneye ödenmesi gerektiği, Bu durumda MTS takip talebinin de 12.501,45 TL asıl alacak üzerinden düzenlenmesi gerektiği,- işletilecek faiz ve icra inkar tazminatı oranının mahkemenin tasarrufunda olduğu yönünde rapor ibraz edilmiştir.
Davalı vekili 11/03/2025 tarihinde bilirkişi raporuna itiraz dilekçesi sunmuş ve dilekçesinde Davalı şirketin adresi "..." olup HMK'nın 17. Maddesi ile Abonelik Sözleşmesinin 7. Maddesi gereği kesin yetki kuralı gereği dosyanın ... Asliye Ticaret Mahkemesi'ne gönderilmesine karar verilmesini talep ediyoruz. Şeklinde yetki itirazında bulunmuştur.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun ...E ... sayılı kararında, Bazı durumlarda ise kanun koyucu taraflara, belli bazı sınırlamalar dâhilinde, kanunen yetkisiz olan bir mahkemeyi yetkili kılmalarına izin vermiştir; bu noktada yetki sözleşmesi kavramı karşımıza çıkar. Tarafların, belli bir dava (uyuşmazlık) için kanunen yetkili olmayan (aslında yetkisiz olan) bir mahkemeyi yetkili kılmak için yaptıkları sözleşmeye yetki sözleşmesi denir. Bu sözleşme usul hukukuna ilişkin bir sözleşmedir, zira asıl etkisini usul hukuku alanında gösterir (Kuru, B.: Hukuk Muhakemeleri Usulü, 6. Baskı, C.1, s. 555).
Buna göre; yetkinin kamu düzenine ilişkin olmadığı hâllerde taraflar muayyen bir uyuşmazlık için, belli bir mahkemeyi yetkili kılabilirlerse de bu yöndeki bir kararlaştırmanın yazılı şekilde yapılmasının şart olduğunu ve yapılan yetki sözleşmesi kanunen yetkili olan genel ve özel yetkili mahkemelerin yetkilerini kaldırılmayacağı belirtilmiş ve HMK 17. madde hükmüne göre tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edemeyecekleri konular ile kesin yetki hâllerinin söz konusu olmaması kaydıyla ve (HUMK düzenlemesinde bu yöne ilişkin ayrım bulunmamaktayken) yalnızca tacirler veya kamu tüzel kişileri yetki sözleşmesi yapabilir ve taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça dava ancak sözleşmeyle belirlenen bu mahkemelerde açılabilir. HMK’nın 17. maddesinin “Taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça dava sadece sözleşmeyle belirlenen bu mahkemelerde açılır.” şeklindeki ikinci cümlesi hükmüne göre, yetki sözleşmesi (veya yetki şartı) yapan taraflar, aksine bir düzenleme yapmamışlarsa yetki sözleşmesinde gösterilen mahkemenin, kanunda bu tabir kullanılmamış ise de münhasır yetkili mahkeme olacağı kabul edilmelidir. Münhasır yetki sözleşmesinden kasıt, tarafların yetki sözleşmesi ile kararlaştırılan mahkemeden başka bir mahkemede dava açılamaması üzerinde anlaşmalarıdır. Görüldüğü üzere, HUMK hükümlerinden farklı olarak HMK uygulamasında, taraflar salt bir münhasır yetki sözleşmesiyle, kanunun öngörmüş olduğu genel ve özel yetkili mahkemelerin yetkisini kaldırabilmektedirler. Taraflar, bu sonucun ortaya çıkmasını istemiyorsa, yani genel ve özel yetkili mahkemelerin yetkisinin devam etmesini istiyorlarsa yetki sözleşmesinde bunu ayrıca belirtmek zorundadırlar. Yukarıda da bahsedildiği üzere; kesin yetki hâlinin kamu düzenine ilişkin ve kanun koyucunun yalnızca belirli bir mahkemede dava açılabileceğini emrettiği durumlarda söz konusu olması, yetki sözleşmesinin ise ancak tarafların üzerinde anlaşabileceği konularda yapılabilmesi ve davanın salt sözleşme ile belirlenen mahkemede açılacağına ilişkin hükmün aksinin taraflarca kararlaştırılabilmesinin mümkün bulunması, bunların yanı sıra sözleşme ile kesin yetkili mahkemelerin yetkisinin ortadan kaldırılamaması da göz önünde bulundurulduğunda yetki sözleşmesiyle yapılan belirlemenin kesin yetki olarak nitelendirilemeyeceği açıktır. Aksi yöndeki bir değerlendirme, taraf iradesiyle yapılan bir belirleme ya da sözleşmeye “kamu düzeni” kavramının gücünü yüklemek anlamına gelecektir ki bu durum hukuken kabul edilemez.
Tüm bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; taraflar arasındaki yetki sözleşmesi kesin yetki hâli teşkil etmediğinden davalı tarafın yetki itirazını HMK 19/2 maddesi gereği cevap dilekçesinde sunmak durumundadır. Davalı taraf cevap dilekçesinde yetki itirazında bulunmamış ve dosyada birden fazla bilirkişi raporu alındıktan sonra rapora karşı beyan dilekçesinde mahkemenin yetkisine itiraz etmiş olup davalının yetki itirazı usulüne uygun olmadığından davalının mahkememizin yetkisine yaptığı itirazın reddine karar verilmiştir.
Dosyaya sunulan muhasebeci bilirkişi heyetinin raporunda Davacının, davalıya tanzim ettiği ve icra takibine konu ettiği faturaların tahsilatının yapılmadığı, Davacının, davalıdan; 11.10.2022 icra takip tarihi itibariyle; 2 adet fatura toplamı olan; 12.870,39 TL. tutarında alacaklı olduğu ancak davalının ayıplı hizmet iddiası ile iade ettiği faturanın değerlendirilmesi için heyete GSM hizmet faturasını değerlendirecek bilirkişinin görevlendirilmesi gerektiği, Davacı şirket tarafından tanzim edilmiş olan; 06.05.2022 tarih ... nolu 12.861,88 TL tutarındaki faturanın içerisinde “Sinyal” arızası sebebiyle hizmet alınmadığına ilişkin itirazın bulunduğu ...nolu hat için ödenecek tutarın; 379,25 TL olduğu yönünde rapor ibraz edilmesi ve dosyaya sunulan Elektronik ve haberleşme bilirkişinin raporunda 23 adet gsm hattın bir tanesinde kapsama veya sinyal alamama problemi oluştuğu, problemin servis sağlayıcı davacı operatör tarafından da kabul edildiği, ncak problem yaşanan 1 adet gsm hattından dolayı 22 adet problemsiz hattın iptal edilmesinin, dolayısıyla sözleşmenin davalı abone tarafından feshinin haklı sebebe dayanmadığı, Taahhüt abone tarafından haksız feshedildiğinden, kampanya döneminde sağlanan indirimlerin geri alınabileceği, bunun Abonelik Sözleşmeleri Yönetmeliği madde-16 ya göre de uygun olduğu, 1 problemli hattan dolayı problemsiz 22 hattın cayma ücreti ödenmeden iptal edilmesi hakkaniyetli olmayacağı, alınan indirimlerin aboneye haksız kazanım anlamına geleceği, zira toplu abonelik durumunda ne kadar fazla gsm hattı için taahhüt verilirse, GSM şirketlerinin, toplamda elde edecekleri fatura gelirine göre daha fazla indirim uyguladıkları, MTS takip talebindeki 12.880,70 TL Asıl alacak (İstenen:%48 Yıllık Diğer) bedelinin, ödenmeyen ve cayma bedeli yansıyan dava konusu 12.872,20 TL ve 8,50 TL faturaların toplamı olduğu, ilaveten takip talebinde işletilen yıllık %48 (aylık 4) faiz oranının, faturalarda yazan seviyede olduğunun rapor edilmesi karşısında davalının 1 adet telefon hattındaki teknik sıkıntı sebebiyle diğer 22 hat için cayma ücreti ödenmeden iptal edilmesinin hakkaniyetli olmayacağı değerlendirilmiş ve davacının davalı aleyhine başlattığı icra takibinde 12.861,88 TL tutarındaki faturanın içerisinde ... nolu hat için ödenecek tutar olan 379,25 TL'nin düşülmesi neticesinde 12.482,63 TL yönünden haklı olduğu ancak davacının dava dilekçesinde 9.263,03 TL yönünden itirazın iptalini talep ettiğinden taleple bağlılık ilkesi gereğince davanın kabulü ile, davalının ... mts. icra müdürlüğünün ...esas sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazının kısmen iptaline, takibin 9.263,03 tl asıl alacak üzerinden devamına karar verilmiş, taraflar arasındaki sözleşmede %48 oranında faiz hüküm altına alındığından asıl alacak 9.263,03 TL'ye takip tarihinden itibaren %48 oranında sözleşmesel faiz uygulanmasına karar verilmiş,alacak likit olduğundan %20 oranındaki 1.840,60 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle ,
1- Davanın KABULÜ ile, Davalının ... MTS. İcra Müdürlüğünün ...Esas sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazının KISMEN İPTALİNE, takibin 9.263,03 TL asıl alacak üzerinden devamına, asıl alacak 9.263,03 TL'ye takip tarihinden itibaren %48 oranında sözleşmesel faiz uygulanmasına, alacak likit olduğundan %20 oranındaki 1.840,60 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
2-Harçlar Yasası'na göre alınması gereken 632,75-TL karar ve ilam harcından peşin alınan 179,90-TL harcın mahsubu ile bakiye 452,85-TL'nin davalıdan tahsili ile Hazine'ye gelir kaydına,
3-Davacı tarafından yatırılan 179,90-TL peşin harç, 179,90-TL başvurma harcın davalıdan tahsil edilerek davacı tarafa verilmesine,
4-Davacı tarafından yapılan 19.732,50-TL yargılama giderinin davalıdan tahsil edilerek davacı tarafa verilmesine,
5-Davalı tarafından yapılan yargılama giderinin davalı üzerinde bırakılmasına
6-Davacı taraf duruşmalarda vekil ile temsil edildiğinden kabul edilen dava değeri itibariyle AAÜT uyarınca hesap olunan 9.263,03-TL vekalet ücretinin davalıdan tahsil edilerek davacı tarafa verilmesine,
7-Arabuluculuk ücreti olan 3.120,00-TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
8-Bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine
Dair, Taraf vekillerinin yüzlerine karşı HMK 341 maddesi uyarınca miktar itibariyle KESİN olmak üzere karar verildi. 16/05/2025
Katip
e-imzalıdır
Hakim
e-imzalıdır