T.C.
İSTANBUL
5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/479 Esas
KARAR NO : 2025/288
DAVA : Tazminat (Şirket Yöneticilerinin Sorumluluğundan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 17/07/2023
KARAR TARİHİ : 08/05/2025
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Şirket Yöneticilerinin Sorumluluğundan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili tarafından ibraz edilen 17/07/2023 havale Tarihli dava dilekçesinden özetle; ... Ltd ŞTİ'ne 6758 sayılı Kanun'un 19/2 maddesi hükmü uyarınca ve CMK'nın 133. Maddesi gereğince ... 8, Sulh Ceza Mahkemesinin, 07/06/2018 tarihli, ... D. İş sayılı kararı ile, ...silahlı suç örgütü soruşturması kapsamında ... (Fon) kayyum olarak atandığını, şirketin ... yönetimine geçtiğini, Fon Kurulunun ... tarihli ve ... sayılı kararıyla yeni Müdürler Kurulu/Yönetim Kurulu heyeti atanarak göreve başlamış bulunduğunu, şirketin tüzel kişiliğinin halen devam etmekte ise de yönetiminin ...'ye ait olduğunu, taraflarına ... kayyımlarınca vekaletname verildiğini, ...Silahlı Suç Örgütü hakkında ... 30. Ağır Ceza Mahkemesi'nin ... E., ... K. sayılı dosyası üzerinden devam eden davada 11.01.2021 tarihinde mahkumiyet ve müsadere kararları verildiğini, söz konusu karar İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin 15.03.2022 tarih ve... E., ... K. sayılı kararı ile bozulduğunu, bozma kararı sonrası yeniden başlayan yargılamada ... 30. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 16.1 1.2022 tarihinde... E., ... K sayılı kararı ile yeniden mahkumiyet ve müsadere kararları verildiğini, söz konusu karara karşı yapılan istinaf talepleri İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1.Ceza Dairesinin ... E.. ... K. sayılı dosya üzerinden 12.04.2023 tarihinde reddedildiğini, hukuksal sürecin halen devam ettiğini, davalı ...'in, davacı şirketin ... kayyumları atanmadan önceki tek ortağı olduğunu, ... Ltd Şti.'nin bilançosunda 100-Kasa hesabında18.175,60 TL kasa mevcudu gözüktüğünü, ...'nin şirkete kayyım atanmasını müteakip şirkette görevlendirilen ... yetkililerince söz konusu tutara rastlanılmadığını, dolayısıyla sirket kasasında kayden görünen paranın gerçekte şirket ortağı tarafından usulsüz ve hukuksuz bir sekilde sirketten çekildiği anlaşıldığını, bu nedenle şirketten çekilen 118.175,60 TI.'nin reeskont avans faizi ile birlikte davalıdan talep ve tahsil edilmesi gerektiğini, 131 “Ortaklardan Alacaklar” hesabı başlığı altında 238.000-TL alacak görüldüğünü, şirket kaynaklarının ortaklara nemasız bir şekilde kullandırıldığının anlaşıldığını, bu şekilde usulsüz ve hukuka aykırı şekilde şirket ortağınca işletmeden çekilen 238,000.-TL'nin şirket ortağından avans faizi ile talep ve tahsili gerektiğini, Müvekkil şirkete 2018 yılındaki soruşturma kapsamında mahkeme kararıyla ... kayyum olarak atandığını, davalıya ulaşılamadığından dava tarihine kadar şirket alacağının davalıdan tahsil edilmesi mümkün olmadığını, Müvekkil şirketin alacağının tahsili amacıyla dava şartlı olan arabuluculuk yoluna başvurulduğunu ancak davalı tarafın, adresine oturum davetiyesi gönderilmesine rağmen toplanlıya katılmadığını, bu nedenlerle davanın kabulü ile, şirket kayıtlarına göre kayden şirket 100- kasa hesabında yer alan ancak fiziken var olmayan 118,175,60 TL kasa bakiyesinin haksız işlemlerin yapıldığı tarihten itibaren 131 - Ortaklardan Alacaklar hesabında bulunan 238.000,00 bakiyenin kayıt tarihinden itibaren işlemiş reeskont avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalıya usulüne uygun dava dilekçesi, tensip tutanağı usulüne göre tebliğ edilmiş olup, davalı tarafından ibraz edilen 30/10/2023 havale tarihli cevap dilekçesinde; Müvekkili ...'in 11 Temmuz 2018 tarihinde gözaltına alındıktan sonra tutuklandığını ve halen ...'da tutuklu olarak bulunduğunu, müvekkil ... hakkında verilen ilk mahkumiyet kararının, İstanbul BAM I. Ceza Dairesi'nin ... E ve ... K. Sayılı kararı ile bozulduğu ve Müvekkilinin derhal tahliye edildiğini, İstanbul BAM I. Ceza Dairesi, İstanbul BAM Cumhuriyet Başsavcılığı'nın söz konusu tahliyeler yönelik itirazını reddetmesi nedeniyle dosya İstanbul BAM 2. Ceza Dairesi'ne gönderildiğini, İstanbul BAM 2. Ceza Dairesi ise aralarından Müvekkil ...İN de bulunduğu bir kısım sanıkların tekrar tutuklanmasına karar verildiğini, hakkında tutuklama kararı verilen bazı sanıklar arasında yer alan Müvekkil ... ise, bu karardan sonra hemen gidip teslim olduğunu, bu aşamadan sonra, ilk derece mahkemesinde gerçekleşen 2. Yargılamada ve bu yargılamaya yönelik 2. İstinaf değerlendirmesinde Müvekkilinin tutuklu olarak yargılandığını, Müvekkilin tutuklu yargılandığı dosya şu aşamada Yargıtay'da temyiz incelemesinde olduğunu, yani Müvekkil ...'in 5 yıldan fazladır tutuklu olarak yargılandığını, dosyada mübrez 10.07.2023 tarihli arabuluculuk son tutanağında... Ltd. Şti.'nin (...) ortağı olan müvekkil ...'İNDE toplantıya katılmadığından bahisle ANLAŞAMAMA şeklinde SON TUTANAK düzenlendiğini, Müvekkile ... Kargo kanalıyla ... takip koduyla gönderilen davet mektubunun müvekkil ... ikametgah adresi olarak bahsedilen adreste olmadığından iade edildiğini, müvekkile herhangi bir tebligat yapılmamasına ve bu yönde bir çaba gösterilmemesine rağmen arabuluculuk son tutanağı sanki müvekkile usulüne uygun bir tebligat yapılmış gibi ve müvekkil bu tebligata rağmen arabuluculuk toplantısına kendi iradesi dahilinde katılmamış gibi gerçeğe aykırı içerikte düzenlendiğini, Müvekkilinin yokluğunda usulüne uygun adres araştırması yapılmadan müvekkilin yasal vasisi ...'e tebligat yapılmadan icra edilen arabuluculuk sürecinin doğru işletildiği kabul edilemeyeceğini, bu arabuluculuk sürecinin yanlış bir şekilde müvekkil aleyhine bu şekilde yanlış işletilmesinin ise hak arama hürriyetinin ihlali niteliğinde olduğunu, davacının yani ... Kayyımlığı'nın şirkete atanma sebebi ... Cumhuriyet Başsavcılığı ... E. Sayılı dosyasındaki soruşturma olduğunu, davacı ... Kayyımlığı müvekkilin cezaevinde olduğunu bildiğini, herhangi bir tereddüt halinde müvekkilin adresine ilgili soruşturma dosyası üzerinden kolaylıkla ulaşabilecekken bu şekilde hareket etmediğini, arabuluculuk başvurusunda müvekkil ile ilgili geçerli olmayan bir adresi bildirdiğini, arabulucunun ise üzerine düşen görevi yerine getirmediğini, hiçbir araştırma yapmadan müvekkile tebligat için ulaşma çabası göstermeden, elindeki imkanları kullanmadan yanlış adrese yapılan tebligati yeterli gördüğünü, Müvekkilin resmi ikametgah adresi ... olduğunu, UYAP kayıtlarında da müvekkilin bu adreste bulunduğunun görüldüğünü, 2018 yılının Temmuz ayından beri Cezaevinde bulunduğunu, bu süreçte ne kendisine ne resmi vasisi ...'e herhangi bir tebligat da yapılmadığını, tüm bu hususlar nedeniyle öncelikle arabuluculuk faaliyeti aşamasında müvekkile söz hakkı verilmesine yönelik herhangi bir girişim olmaması sebebiyle arabuluculuk süreci hükümsüz olduğundan davanın HMK M.115/2 gereğince usulden REDDİ gerektiğini, ...'nin Kayyımlığının geçersiz olduğunu, kayyımlığın dayanağı gibi gösterilen suç maddesine yönelik yargılamada beraat kararının kesinleştiğini, davacı tarafın Kayyımlığının 12.04.2023 tarihinden bu yana kanunsuz ve hukuksuz olarak devam ettiğini, Müvekkil hakkında terör örgütüyle iltisaklı olduğu iddiasıyla açılmış hiçbir dava veya soruşturma olmadığını, o nedenle ...'nin müvekkile ait şirkete kayyım atanması 6758 S.K. M.19/2'ye aykırı olduğunu, Müvekkil ...'İNDE sahibi olduğu Natilius ünvanlı şirket hisselerine müvekkille alakalı olmayan ve davanın sadece birkaç başka sanığına isnat edilmiş olan FETÖ/PYD Silahlı Terör Örgütüne Yardım Etmek iddiası ile 5271 sayılı CMK M.133 gerekçe gösterilerek el konulduğunu, bu yasaya aykırı karar neticesinde şirkete ... Kayyım olarak atandığını, Müvekkilin de yargılandığı davada İstanbul BAM I. Ceza Dairesi'nin 15.03.2022 tarihli Bozması sonrasında yeniden yapılan yargılamada ... 30. Ağır Ceza Mahkemesi 16.11.2022 T. ...E. ... K. sayılı Gerekçeli Kararı ile FETÖ/PYD Silahlı Terör Örgütüne Yardım Etmek Suçlaması ile yargılanan kişiler için BERAAT kararı verildiğini, bu BERAAT kararının ise İstanbul BAM I. Ceza Dairesi'nin 12.04.2023 T. ... E.... K. sayılı kararı ile kesinleştiğini, Müvekkili hakkında FETÖ/PYD Silahlı Terör Örgütüne Yardım Etmek Suçlaması iddiası ile herhangi bir soruşturma ve kovuşturma dahi bulunmadığını, bu nedenle aleyhinde terör iltisakı iddiası bulunmayan müvekkilin şirketine ...'nin kayyım olarak atanması daha en baştan hukuksuz olduğunu, ... Kayyımlığının İstanbul BAM I. Ceza Dairesi'nin beraat kararını tasdik eden ...K. Sayılı kararıyla tamamen dayanaksız hale geldiğini, ancak buna rağmen ... yasaya ve hukuka aykırı bir şekilde Şirket ile ilgili Kayyımlığa devam ettiğini, ...'ye Şirket Kayyımlığını devretmeleri yönünde Müvekkilin 16/10/2023 tarihinde gönderdiği talebin ise 10/11/2016 tarihli ve 6758 sayılı kanunun 19.maddesi 1,2,3. Fıkraları gerekçe gösterilerek ... tarafından maalesef olumsuz cevaplandırıldığını, davanın hem 100-Kasa hesabı bakımından iddialar, hem de 131-Ortaklardan Alacaklar hesabı bakımından iddialar nedeniyle Zamanaşımı sebebiyle reddi gerektiğini, şirkete ... 8. Sulh Ceza Hakimliği'nin 07.06.2018 tarihli ...D. İş kararı ile el konulduğunu ve ... kayyım olarak atandığını, Müvekkil 11.07.2018 tarihinde gözaltına alındığını ve şirketi ile fiili bağı/ilişkisi kesildiğini, Müvekkilinin gözaltına alındığı 11.07.2018 tarihinden beri ceza evinde olduğunu, davacı ... Yetkililerinin şirkette faaliyete başlama tarihi ise müvekkilin gözaltına alındığı için şirketi ile bağlantısının kesildiği ve müdürlük yetkisinin sona erdirildiği tarih olan 11.07.2018'dir. Başka bir deyişle ...'nin sorumluluğu ... 8. Sulh Ceza Mahkemesi'nin 07.06.2018 tarihli görevlendirme kararıyla başladığını, müvekkilin gözaltına alındığı 11.07.2018 itibariyle fiilen icraya geçtiğini, şikayete konu 100-Kasa hesabı şirketlerde günlük olarak tutulduğunu, şirket Kayyımlarının şirkete el koydukları gün itibariyle bu 100-Kasa hesabını tutmaları gerektiğini, şirkete el konulan gün itibariyle şirket 100-Kasa hesabında herhangi bir eksiklik olduğuna dair tutulmuş bir tutanak olmadığını, davacının, şirkete el konup yönetimine geçtikten 5 yıl 6 gün sonra şirket kasasında bulunan paranın olmadığını fark ettiklerini 05.09.2023 tarihli dilekçeleri ile belirttiklerini, müvekkilinin özgür olduğu en son tarih olan 10.07.2018 olacağını, bu tarihin üzerinden 5 yıldan fazla zaman geçtikten sonra işbu davanın açıldığını, ... Kayyımlığı şirketi devraldığı tarihte 100-Kasa hesabından haberdar olduklarını, şirketi yönettiklerine göre aksinin düşünülemeyeceğini, bu nedenle; TTK M.560'da bahsi geçen ".... Zararı ve sorumluyu öğrendiği tarihten itibaren iki yıl” şartı 11.07.2020 tarihinde dolduğunu, TTK M.560'da bahsi geçen "...Zararı ve sorumluyu ......her halde zararı doğuran fiilin meydana geldiği günden itibaren beş yıl” şartı ise 11.07.2023 tarihinde dolduğunu, davacı şikayet dilekçesi tarihi 17.07.2023 olduğunu, davacının, zamanaşımı süresi dolduktan sonra şikayetçi olduğunu, davacının 11.07.2018 tarihinde devraldıkları şirketin defterlerini şirketi beş yıl yönettikten sonra 2023 yılı itibariyle bir Mali Müşavire gösterip bu kişiden aldıkları rapor neticesinde 100-Kasa hesabındaki ve 131-Ortaklardan Alacaklar hesabındaki eksiği tespit ettikleri iddiası zamanaşımı süresinin dolduğu gerçeğini değiştirmediğini, kasa bakiyesinin müvekkil tarafından şirketten çekildiği iddiası doğru olmadığını, ... Kayyımlığının göreve geldiği 11.07.2018 tarihi itibariyle 100-Kasa hesabı ile ilgili bir tutanak tutmamış, bir devir tutanağı oluşturmadığını, ... Kayyumlarının şirketi basiretli bir tüccar olarak yönetmediğini, müvekkilin şirketi Natilius'ta yasadışı ve izinsiz arama yapıldığını, davacının, şirket ortağınca şirketten usülsüz bir şekilde 238.000 TL para çekildiği iddiasının asılsız olduğu gibi bu iddia da zamanaşımına girdiğini, Kasa-100 bölümünde Müvekkilin şirketi ile bağı 11.07.2018 tarihi itibariyle kesilmiş ve şirketine kayyım atandığını, fakat dava dilekçesi kayyım atanmasından 5 yıl 5 gün sonra verildiğini, bu nedenle şirket sahibinin şirketine kayyım atanmasından 5 yıl 5 gün sonra yapılan bu suç iddiası kanunda bahsi geçen "fiilin meydana geldiği günden itibaren beş yıl geçmekle zamanaşımına girer" ibaresiyle 12.07.2023 tarihi itibariyle 5 yıllık süreyi doldurduğunu, davacı tarafın sanki 238.000 TL'nin hepsi aynı gün şirketten çekilmiş gibi hareket ettiğini, oysa bu paranın gerçekten müvekkil hesabına aktarılmışsa bile bu da peyderpey zamana yayılmış bir süreçte gerçekleştiğini, bu hareketlerin tarihlerine bakıldığında da hepsinin 5 yıllık zamanaşımı süresini doldurduğunu, bu nedenlerle ... ve ...kapsamında hukuka kesin aykırılık halleri içeren bu müsadere kararı, yasada gösterilen koşulları taşımadığı için, Anayasa'nın 35. Maddesiyle ve AIHM'nin I No'lu Ek Protokolü'nün 1. Maddesiyle korunan Mülkiyet Hakkı'nın, Anayasa'nın 36. Maddesi ve AİHS'nin 6. maddesiyle korunan adil yargılanma hakkının, Anayasa'nın 141. Maddesiyle korunan gerekçeli karar hakkının ihlali olduğundan bozulması gerektiğini, davanın dava şartı oluşmadığından reddine, zamanaşımı yönünden redine, aksi halde, ispat edilememiş olan haksız davanın esastan reddine, yargılama masrafları ve vekalet ücretinin davacı tarafa yüklenilmesine, karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkememiz 14/12/2023 tarihli celse ara kararı gereği, Tarafların iddia ve savunmaları, sundukları deliller, davacının ticari defter ve kayıtları ile birlikte dosya incelenerek "davalı tarafın şirket yöneticisi olarak davacıyı zarara uğratıp uğratmadığı haksız filiin söz konusu olup olmadığı, tüm bunlara yönelik olarak varsa davalıdan istenebilecek tazminat tutarının hesaplanması konusunda rapor alınmasına karar verilmiş olup, Bilirkişi heyeti raporunda, hukuki inceleme kapsamında, Hukuki müeyyidenin, tazminat olduğunu, zarar gören pay sahipleri ve ortaklık alacaklıları sorumlulara karşı dava hakkına sahip olduğunu, bu davada zamanaşımı, davacının zararı ve sorumlu olan kimseyi öğrendiği tarihten itibaren iki yıl olduğunu, burada zararı öğrenmenin yeterli olmadığını, iki yıllık sürenin başlaması için sorumlu kimsenin de öğrenmesi gerektiğini, sorumluluk davalarının bir bütün olduğunu, 5 yıllık süre açısından sorumluluk, zarar öğrenilsin veya öğrenilmesin, sorumluluk davası, zarar verici fiilin meydana gelmesinden başlamak üzere beş yıllık zamanaşımı süresine bağlı olduğunu, sorumluluğu gerektiren fiil aynı zamanda bir suç teşkil ediyor ve bu suça ait zamanaşımı süresi, TTK m. 560 (son cümle) hükmünde öngörülen sürelerden daha uzun süre ise, davacı, bu süre içerisinde sorumluluk davası açabilmek imkanına sahip olduğunu, davacının ceza zamanaşımı süresinden yaralanabilmesi, sorumluluk hakkında ceza yargılamasında verilen hükmün önkoşuluna bağlı olduğunu, davacının TTK Madde 553 hükmü ve “davalıların haksız tül sorumlulukları doğrultusunda şirket eski ortağı olan davalının, oluşan kasa noksanı ve 131 ortaklardan alacak hesabındaki noksan nedeniyle şirkete vermiş olduğu zarardan dolayı sorumlu olduğunu” ileri sürmesi kapsamında, şirketin uğradığı zararın giderilmesi sorununda, sorumluluğunun boyutları ve kimler tarafından ileri sürülebileceği hakkında, uygun illiyet bağı teorisinin yeterli olmadığı ve meydana çıkan zarar ile fiil arasında uygun bir illiyet bağının bulunmasına rağmen, söz konusu zararın, sorumlu kişiye yüklenemediği durumlara rastlanıldığını, uygun illiyet bağının varlığından söz edebilmek, sorumluluğun meydana gelmesine neden olan olayın, normal hayat tecrübeleri ve olayların olağan akışı göz önünde tutulduğunda; meydana çıkan sonucun gerçekleşme ihtimâlini, objektif olarak arttırdığında ve zarar, olayın uygun sonucu olarak öngörülebilirliliğinin mümkün olabileceğini, bu suretle uygun illiyet bağının bulunması, olayın objektif olarak öngörülebilirliğine ve hayat tecrübelerine göre tespit edilebildiğini, mali inceleme kapsamında, dava konusu 131- Ortaklardan Alacaklar hesabı bakiyesi olan 238.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren reeskont avans faiz oranı işletilerek ... kayyumları atanmadan önceki şirketin tek ortağı ve müdürü olan davalı ...'den TTK.madde 644/1-b yollmasıyla TTK.m.353 mucibi tahsil edilmesi gerektiği, dava konusu 100- Kasa hesabı bakiyesi olan 118.175,60 TL'nin dava tarihinden itibaren reeskont avans faiz oranı işletilerek ... kayyumları atanmadan önceki şirketin tek ortağı ve müdürü olan davalı ...'den TTK.m.623-626 hükümleri mucibi tahsil edilmesi gerektiği sonucuna ulaşıldığını bildirdikleri görüldü.
Mahkememiz 03/10/2024 tarihli celse ara kararı gereği, Mahkememizce aldırılan bilirkişi raporunun hüküm vermeye elverişli olmadığı anlaşıldığından, yeniden oluşturulacak bilirkişi kurulu heyeti ile rapor alınmasına, davalı tarafın hangi tarihler arasında şirket yöneticisi olarak çalıştığı, davacıyı zarara uğrattığı iddia edilen zararların hangi tarihlerde olduğu, davalının eylemi ile gerçekleşen zarar arasında illiyet bağının gerçekleşip gerçekleşmediği, doğan bir zarar var ise miktarının ne olduğu konusunda rapor alınmasına karar verilmiş olup, bilirkişi heyeti raporunda, dava ehliyetinin bir dava şartı ve dava şartlarının kamu düzenine ilişkin olduğunun mahkeme tarafından kendiliğinden dikkate alınması gereken unsurlardan olduğu, somut olay bakımından, dava şartı biçiminde ortaya çıkan arabuluculuk kurumunun tamamlanması sırasında davalının kısıtlı durumda olduğu, kendisine kardeşinin vasi olarak atanmış olduğu, vasi atanma tarihinin herhalde arabuluculuk son tutanağının tanzim edilmesinden önceki bir zaman dilimine isabet etmekte bulunduğu, bu sebeplerle, davanın açılmasına zemin hazırlayan dava şartı biçimindeki arabuluculuk tutanağın usulüne uygun olarak tamamlanmış olduğundan söz edilemeyeceği, somut olay bakımından karşımıza çıkan bu dava şartı eksikliğinin tamamlanabilir mahiyette bir eksiklik olmadığı, bu haliyle derdest dava yönünden usuli eksikliğin söz konusu olduğu, ... 8.Sulh Ceza Hakimliğinin 07.06.2018 tarihli kararı, kayyımlığın hukuken başlangıç anı olarak kabul edilmek gerekeceği, ... 8.Sulh Ceza Hakimliğinin 07.06.2018 tarih,...D.İş Kararı ile ...'nin kayyım olarak atanmış olması ile ...'nin anılan tarih itibari ile ilgili mevzuatlardan doğan hukuki hak ve yetkileri ile sorumluluğunun da başladığının kabulü lazım geldiğine göre zamanaşımına ilişkin 2 yıllık sürenin hangi andan itibaren işlemeye başlayacağının tespiti ile buna göre Zamanaşımı savunmasının yerinde olup olmadığı hususunda karar verme yetkisinin münhasıran HMK m.33 gereğince sayın mahkemeye ait olacağı, ...'nin kayyım olarak atanma tarihinin 7.6.2018 tarihi olması karşısında, kayyum ataması yapılmadan önce davalı ... Kotilin 04.08.2017 tarihli ... de davacı şirketin tek ortağı olduğunu şirket kayıtlarında 100 Kasa hesabında kayden yer alan 118.175,60 TL'ye kayyum atanan ... yetkililerince davalı şirkette rastlanılmadığını, 131 Ortaklardan Alacaklar hesabında yer alan 238.000.-TL'nin de şirket ortaklarına nemasız kullandırıldığının ...Şti. ... 18.05.2023 tarih... sayılı mali durum tespit raporu ile tespit edilmiş olmasının da izaha muhtaç olduğu, buradaki izaha muhtaç durumun, ...'nin kayyım olarak atanmasından yaklaşık 5 yıl sonra bu hususu tespit ettirmiş olmasından kaynaklanmakta olduğu, şirkete kayyım olarak atanan ...'nin ilk işlerden olarak şirket ticari kayıtlarını incelemesi olması gerektiği hususunun izahtan vareste olacağı, ancak kayyım olarak atandıktan 5 yıl sonra bu incelemenin yapılmasının ve zamanaşımı süresinin de bu inceleme tarihi (18.5.2023) esas alınarak değerlendirilmek yoluna gidilmesinin isabetli olamayacağı, davacının, sorumluluk davalarının bir bütün olduğu, bu davada zaman aşımının, davacının zararı ve sorumlu olan kimseyi öğrendiği tarihten itibaren 2 yıl olduğu, burada zararı öğrenmenin yeterli olmadığı, iki yıllık sürenin başlaması için sorumlu kimsenin de öğrenmesi gerektiğine ilişkin yaklaşımının davalının, somut olay bakımından talep sahibi şirketin tek ortağı olması hususu dikkate alındığında dayanaktan yoksun olduğu davacı ticari kayıtlarında yer alan talep edilen alacak tutarlarına ait, 100-Kasa Hesabı ve 131-Ortaklardan Alacaklar -... Hesaplarına ilişkin hesap bakiyelerinin, davacı ticari defter kayıtlarında, dava tarihi itibariyle; 100-Kasa Hesabı borç bakiyesi, 118.098,57 TL ve 131-Ortaklar Cari hesabı-... hesabı borç bakiyesi 238.000.- TL ile birlikte, davacının talep edebileceği, davacı şirketin 31.12.2018 tarihli bilançosunda 100-Kasa ve 131-Ortaklardan Alacaklar hesaplarında yer alan borç bakiyeleri içerisinde olduğu tespit edilen tutarların, dava tarihi itibariyle de davacının ticari defter kayıtlarında aynı tutarlarda yer aldığı, hesaplanan alacağın varlığına ve davalıdan tahsiline karar vermesi halinde, 100-Kasa Hesabında yer alan, 118.098,57 TL borç bakiyesi ile, 131-Ortaklar Cari hesabı-... hesabında yer alan 238.000.-TL borç bakiyesini oluşturan toplam 356.098,57 TL'nin, davacı vekilinin 13.05.2024 tarihinde bilirkişi raporuna vermiş olduğu beyanlarında yer alan talebine göre, Dava tarihinden itibaren reeskont avans faizi oranından, faizi işletilmesi gerekeceği sonuç ve kanaatine varıldığını bildirdikleri görülmüştür.
7155 sayılı Kanun ile 6102 Sayılı TTK’na eklenen ve 01/01/2019 tarihinde yürürlüğe giren TTK.'nun dava şartı olarak arabuluculuk başlıklı 5/A maddesi ile; “Kanunun 4 üncü maddesi ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır. ....” hükmü uyarınca konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkındaki ticari davalarda dava açmadan önce arabuluculuğa başvurmak zorunlu hale getirilmiştir.
Davacı tarafından 02/06/2023 tarihinde arabuluculuk süreci başlatılmış, ...'in adresine de ... kargo vasıtasıyla davet mektubu gönderilmiştir.
... 2 Sulh Hukuk Mahkemesinin ... e sayılı dosyası getirtilmiş yapılan incelemesinde; ... tipi Kapalı ve açık ceza infaz kurumu müdürlüğünde hükümlü bulunan ...'e vasi tayini edilmesi için 11/05/2023 tarihinde vesayet davası açıldığı, 18/05/2023 tarihinde ...'in vasi olarak atanmasına HMK 341/1 ve 345 maddeleri uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren en yakın Sulh Hukuk Mahkemesine hitaben yazılan bir dilekçe ile iki haftalık yasal süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İstinaf yolu açık olmak üzere TMK' nın 422. Maddesi uyarınca vasinin sıfatına ve kaçınma sebebine itiraz ile ilgili olarak tebliğden itibaren on gün içinde denetim makamına itiraz yolu açık olmak üzere karar verildiği, kararın 14/06/2023 tarihinde yazıldığı, bu tarihten itibaren tebliğ sürelerinin ve itiraz sürelerinin başladığı, arabuluculuğa müracaat tarihi olan 02/06/2023 tarihi itibari ile henüz kesinleşmiş bir vasi atama kararının bulunmadığı, bu sebep ile ...'in vasisine tebligat yapılmaması dolayısıyla arabuluculuk dava şartının yerine getirilmediği iddiasının yerinde olmadığı sonucuna varılmıştır.
Dava konusu uyuşmazlık davacı şirketin eski yöneticisi olan davalının görevinden kaynaklı yükümlülüklerini ihlal etmek suretiyle davacı şirketi zarara (TTK 553) uğratıp uğratmadığı, zararın gerçekleşip gerçekleşmediği, zarar varsa miktarı, davalının zarardan sorumlu olup olmadığı ve zarardan doğan tazminatı zamanaşımına (TTK 560) uğrayıp uğramadığı hususlarından kaynaklıdır.
Dava konusu ihtilafa ilişkin yasal düzenlemeler olan TTK 553/1 maddesinde " Kurucular, yönetim kurulu üyeleri, yöneticiler ve tasfiye memurları, kanundan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kusurlarıyla ihlal ettikleri takdirde, (…) (2) hem şirkete hem pay sahiplerine hem de şirket alacaklılarına karşı verdikleri zarardan sorumludurlar. "TTK 560/1 maddesinde; " Sorumlu olanlara karşı tazminat istemek hakkı, davacının zararı ve sorumluyu öğrendiği tarihten itibaren iki ve her hâlde zararı doğuran fiilin meydana geldiği günden itibaren beş yıl geçmekle zamanaşımına uğrar. Şu kadar ki, bu fiil cezayı gerektirip, Türk Ceza Kanununa göre daha uzun dava zamanaşımına tabi bulunuyorsa, tazminat davasına da bu zamanaşımı uygulanır." şeklinde düzenleme getirilmiştir.
... 8. Sulh Ceza Mahkemesinin 07/06/2018 tarih ...Değişik İş kararı ile Mali suçları araştırma kurulu tarafından tanzim edilen rapor doğrultusunda ...Silahlı Suç Örgütü kapsamında aralarında davacı ... Ltd Şirketinin de bulunduğu belirlenen şüphelilerin tüm mal varlıklarına banka ve diğer kurumlardaki hak ve alacaklarına, şirket hisselerine el konulmasına, şüphelilerin şirket paylarını idaresi için ... nin kayyım olarak atanmasına karar verilmiştir.
Davacı şirketin 10/03/2009 tarihinde kurulduğu, şirketin sermayesinin 200.000-TL olarak tamamının ...'e ait olduğu, 04/08/2017 tarih 9382 sayılı Ticaret Sicil Gazetesinde ilan edildiği üzere; ...'in şirketin tek ortağı ve yöneticisi olduğu, davacı şirket ticari muhasebe kayıtlarına göre davacının bağlı olduğu vergi dairesine beyanda bulunulan 2018 yılı Kurumlar Vergi Beyannamesinde yer alan mali verilerde ve davacının incelenen ticari defter kayıtlarında 31.12.2017 den itibaren ve dava tarihi itibariyle, şirketin ödenmiş sermayesinin 200.000.-TL olduğu, 2018 yılında Öz Kaynaklar toplamının 354.581,48-TL olmasına karşılık, davacı tarafından, davalıdan talep edilen 2018 yılından itibaren kasa hesabında 118.095,75 TL ve ortaklardan alacaklar hesaplarında yer alan, 238.000.-TL borç bakiye tutarları toplamının 356.098,57 TL olduğu, böylece; Kasa ve Ortaklardan Alacaklar Hesabında yer alan borç bakiyesini oluşturan, davalıdan talep edilen alacak tutarlarının davacı şirketin bilançosunda yer alan 354.581,48 TL Öz Kaynaklar Tutarının üzerinde olduğu, davalının şirket müdürü olarak görev yaptığı davacı şirket bilançolarında 31.12.2017 itibariyle, 1.485.264,38 TL olan Banka Borçlarının 31.12.2018 tarihi itibariyle, 1.357.040.-TL olduğu, 2018 yılında giderleştirilen Finansman Giderleri toplamının 127.313,38 TL olduğu halde, gelir tablosunda, aynı dönem içerisinde elde edilen Faiz Gelirinin bulunmadığı, davalı adına 2018 yılında transfer fiyatlaması kapsamında borç tutarına adat hesaplanmadığının tespiti ile, 31.12.2018 tarihinden itibaren, dava tarihine kadar devrolunan Kasa hesabı bakiyesi olan 118.098,75 TL ve Ortaklardan Alacaklar Hesabı borç bakiyesi içerisinde yer alan 238.000.-TL nin, 2017 yılından devrolunan ve 31.12.2018 itibariyle 1.357.040.-Banka Kredileri , ve 2018 yılında 127.313,38 TL giderleştirilen faiz gideri davacı ticari kayıtlarında yer aldığı, kasa nakit ve borç tutarının nemalandırılmamış olması sebebi ile davalının basiretli hareket etmediği, TTK nun 553 . Maddesi uyarınca oluşan kasa noksanı ve 131 ortaklardan alacak hesabındaki noksan dolayısıyla şirkete vermiş olduğu zarardan dolayı sorumlu olduğu hüküm vermeye elverişli bilirkişi raporuyla anlaşılmıştır.
...30. Ağır Ceza Mahkemesinin ... Esas ... karar sayılı, 16/11/2022 tarihli kararı ile davalı ...'in Suç İşlemek amacıyla kurulan örgüte üye olmak suçunundan mahkumiyetine karar verildiği, kararın 12/04/2023 tarihinde kesinleştiği görülmüştür. TTK'nun 560. Maddesine göre Sorumlu olanlara karşı tazminat istemek hakkı, davacının zararı ve sorumluyu öğrendiği tarihten itibaren iki ve her hâlde zararı doğuran fiilin meydana geldiği günden itibaren beş yıl geçmekle zamanaşımına uğrar. Bu fiil cezayı gerektirip, Türk Ceza Kanununa göre daha uzun dava zamanaşımına tabi bulunuyorsa, tazminat davasına da bu zamanaşımı uygulanır. Davalı ...'in TCK nun 314. Maddesi uyarınca; Örgüt üyeliği suçundan dolayı Mahkumiyet kararı aldığı, ceza zamanaşımının 8 yıl olduğu, haksız fiil tarihinden itibaren uzamış ceza zamanaşımı olan 8 yıllık sürenin sonunda davanın açılmış olduğu , sürenin geçmemiş olduğu anlaşıldığından zamanaşımı itirazının reddine karar vermek gerekmiştir.
Tüm dosya kapsamının ve delillerin değerlendirilmesi sonucunda; davacının ticari kayıtlarda 100 kasa hesabı borç bakiyesi olan 118.098,57 -TL ve 131 ortaklar cari hesabı - ... borç bakiyesi 238.000-TL ile birlikte davacı tarafından talep edilebileceği, davacı şirketin 31/12/2018 tarihli bilançosunda 100- kasa ve 131 ortaklardan alacaklar hesabında yer alan borç bakiyeleri içerisinde olduğu tespit edilen tutarların dava tarihi itibari ile de davacının ticari defter kayıtlarında aynen yer aldığı, TTK nun 553. Maddesi uyarınca; şirketin tek ortağı ve sorumlu müdürü ...'in gerçekleşen zarardan dolayı sorumlu olduğu , TTK' nun 560. Maddesi uyarınca uzamış ceza zamaaşımı süresinin dolmadığı, davacının 18/03/2025 tarihli dilekçesi ile dava tarihinden itibaren avans faizi işletilmesini talep ettiği anlaşıldığından; davanın kısmen kabulüne, 356.098,57-TL nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davanın kısmen kabulüne, 356.098,57-TL nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine,
2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan harçlar tarifesi uyarınca hesap edilen 24.325,09-TL karar ve ilam harcının davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
3-Davacı tarafından yapılan 39.925,50-TL yargılama giderinin, davanın kabul edilen kısmı üzerinden hesaplanan 39.916,86-TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,
4-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
5-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden, davanın kabul edilen kısmı üzerinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesaplanan 56.975,77-TL davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden davanın reddedilen kısmı üzerinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesaplanan 77,03-TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
7-Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.120,00 TL arabuluculuk giderinin davanın kabul edilen kısmı üzerinden hesaplanan 3.119,32-TL'sinin davalıdan, 0,68-TL'sinin ise davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
8-Taraflarca yatırılan gider avansından bakiye kalan kısmın, karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,
Dair e duruşma ile katılan davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı tebliğden itibaren 2 haftalık sürede HMK 341. maddesi uyarınca istinaf yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi.. 08/05/2025
Başkan ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Katip ...
e-imzalıdır