T.C.
İSTANBUL
5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/695 Esas
KARAR NO : 2024/775
DAVA : Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 23/10/2023
KARAR TARİHİ : 05/12/2024
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili 23/10/2023 tarihli dava dilekçesi ile, Müvekkil şirketin merkezinin, ... adresi olduğunu, şirketin Adana ilinde, inşaat sektöründe faaliyet yürüttüğünü, davalılardan ...'nın, müvekkil şirkete, ... tarih ve ... sayılı Ticaret Sicil Gazetesi'nde ikan edildiği üzere %10 hissedar olarak ortak olduğunu, ...'nın, müvekkil şirketin sahibi olan ...'nın yeğeni olduğunu, ablası ...'nın oğlu olduğunu, ...'nın, müvekkil şirkette ortak olduğu sırada, aynı zamanda akraba olmasının yarattığı güven ile şirkette yıllarca süren büyük çaplı usulsüzlükler yaparak müvekkil şirketi zarara uğrattığını, Müvekkil şirket yetkilisi ve ailenin geri kalanı tarafından durumun anlaşılması üzerine ...'ya alacak davası açıldığını, o tarihten bu yana müvekkil şirket yetkilisi aşağıda detaylıca anlatılacağı gibi çeşitli şekilde tehdit edildiğini, davanın konusunun sahte senetin'de müvekkile yöneltilen tehditlerden biri olduğunu, gerekli incelemelerin yapılarak, dava konusu, 10.03.2021 tarihli düzenlenme, 10.09.2021 tarihli tediye ve 130.000,00 ABD Doları bedelli bononun sahte olduğu tespit edilmesi gerektiğini, müvekkil şirketin, Adana ilinde faaliyet gösterdiğini, bu şehirde çeşitli inşaatlar yürüttüğünü, Müvekkil şirket yetkilisi ...'nın bulunduğu şehirde köklü bir aile yapısına ve şirketi özelinde başarılı projelere sahip olduğunu, müvekkil ve ailesi, şirketin kuruluşundan bu yana uzun bir süre müvekkil şirketi, ağabeyleri ..., ... ile birlikte aile şirketi olarak yönettiğini, davalı ...'nın, Müvekkil şirket yetkilisi ...'nın ablası ...'nın oğludur. 22.09.2020 tarih ve 10165 sayılı Ticaret Sicil Gazetesinde ilan ve tescil olduğu gibi müvekkil şirket yetkilisi ... ve ağabeyi ..., ablaları olan ...'yı yalnız yaşayan bir kadın olarak sosyal ve ekonomik anlamda desteklemek adına, kendi hisselerinin %10'unu ...'ya devir ettiğini, bunun ardından ...'ya şirketin yürüttüğü inşaat projelerinin satışı ve şirketin iç muhasebesi konusunda çalışmak isteyerek bu alanlarda şirketin iç işleyişine dahil olduğunu, dayısı olan şirket yetkilisi ...'nın yanında, sosyal ve ticari yaşantısına dahil olarak kendisini tanıttığını, insanların ... Ltd. Şti.'nin yetkilisi olarak tanıtarak iş ve sosyal hayatına dayısı olan ... ile devam ettiğini, kendisine güven duymaları sebebi ile şirkette yetkiler verildiğini, iç muhasebe kendisine emanet edilerek, muhasebe ve finans Davalı ...'nın yönetimine bırakıldığını, davalının, müvekkil şirket yetkilisinin tüm iyi niyetine rağmen, kendisine emanet edilen yetkileri kötüye kullanarak şirketi zarara uğrattığını, usulsüzce uhdesine para geçirdiğini, ekonomik krize giren şirket çok yüksek faizlerle krediler çektiğini, taşınır ve taşınmaz mal varlıklarını satarak bu krizden çıkmaya çalıştığını, imza yetkisini ve pozisyonunu kullanarak şirketin inşaatlarından, sahte sözleşmeler ile kendisi ve eşine satışlar yapmış, ödemeyi, kendi kontrolünde olan banka hesaplarına almış gibi gösterdiğini ancak şirketin bu satışlardan haberi olmadığını ve ödeme almadıklarını, 2022 yılının 5. Ayında Davalı ...'nın yapmış olduğu usulsüzlüklerin şirket yetkilisi tarafından fark edilmesi üzerine şirket yetkileri kendisinden alındığını, davalının, müvekkil şirket yetkilisi ve kardeşlerini hakaret ve tehditler ile yeniden dolandırmaya çalıştığını, akraba olmaları sebebi ile Müvekkil şirket yetkilisi ve kardeşleri tarafından kendilerinden çalınan paranın iadesi halinde uyuşmazlığın giderileceği yönünden davalıya haber gönderildiğini, davalının, kendilerini ...'ya sulh olmaya çağırdığını, müvekkil şirket yetkilisi kardeşi ...'nın, ...'ya davalı ... ile sulh olmaya, kendilerinden çalınan paranın iadesi halinde açılan davalar ile soruşturma dosyalarının geri çekilmesi hususunda anlaşmaya gittiğini zannetmişse de gittiklerinde kendilerini mafya olarak tanıtan insanların hakaret ve tehditlerinden bir süre hürriyetlerinden yoksun bırakmaya kadar ağır suçlar işlendiğini, ...'nın, ... Cumhuriyet Başsavcılığına giderek yaşanrlan olaylar hakkında orada bulunan herkesten şikayetçi olduğunu, soruşturma dosyası incelendiği takdirde sahte senet düzenleyerek şirketin mağdur edileceği yönünde tehdit edildiğini, soruşturma dosyasında şikayetçi olunan "muşlu mehmet" isimli şahsın, davalı ... Şti. Yetkilisi ...dan "abim" diye bahsederek işi birlikte yürüttüklerini söylediğini, daha sonra ... Cumhuriyet Başsavcılığı... Soruşturma numaralı dosya ile Davalı ... ve ... hakkında, sahte senet yağma, tehdit ve yaralama gibi suçlardan soruşturma yürütülmekte olup bu dosya kapsamında ... tutuklu bulunduğunu, davalı ...'nın, şirkette imza yetkisi olduğu zamanlara ilişkin sahte senetler düzenleyerek, şirketin alacaklı olduğu zararın karşılanması adına açtığı davalardan geri çekilmesi, caydırıcı olması sebebi ile geriye yönelik sahte senetler düzenlemekle tehdit etmiş ve huzurda görülmekte olan dava konusu takip davalılar tarafından tatbik edildiğini, davalı ...'nın "sahte olarak" düzenlemiş olduğu dava konusu bonodan ne müvekkil şirketin yetkilileri ne muhasebecilerin ne de mali müşavirlerin haberi olmadığını, şirketin aktif ve pasiflerinin bildirilmesi ve kaydedilmesi gereken kayıtların hiçbirinde bu bonodan bahsedilmediğini, şirketin mizan ve bilançolarında yer verilmemiş ve şirketin ticari olarak bildirmesi zorunlu olunan beyanlarda da bulunmadığını, şirket tüzel kişiliğinin böyle bir borcu olması halinde ticari kayıtlarına (mizan, bilanço, kurumlar vergi beyannameleri vs.) işlenmesi gerektiği, şirketin, şirket faaliyetleri kapsamında her türlü aktif ve pasifini kayıtlarına işlemek zorunda olduğu ve işlediği de göz önünde bulundurulduğu takdirde böyle bir borcun varlığı halinde kayıtlara muhakkak işleneceği göz önünde bulundurularak senedin sahteliğinin anlaşılması gerektiğini, bu nedenlerle, davanın kabulü ile, Müvekkil aleyhine başlatılan ... 7. İcra Dairesi ... E. Sayılı dosyasının dayanağı bononun kriminoloji ve grafoloji alanında uzman bilirkişiler tarafından yapılacak inceleme ile sahteliğinin tespitine, tarafların, ticari defter ve kayıtlarının incelenerek, aralarında herhangi bir borç ilişkisinin olmadığının tespitine, dava sonuçlanıncaya dek ... 7. icra dairesi ... ve adana 1. genel icra dairesi ...tal. sayılı dosyada satış işlemlerinin durdurulması adına ihtiyati tedbire, davalının haksız ve kötü niyetli takip yapmış olması nedeni ile takip bedelinin % 20’sinden az olmamak üzere kötüniyet tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalılar ... ve ... vekili cevap dilekçesi ile, Öncelikle dava konusu edilen senet incelendiğinde, davalı ...'nın keşideci olduğu, davacı ...Ltd. Şti.'nin kefil olduğu ve müvekkil ...'ın lehtar olduğunun görüldüğünü, Müvekkil ... senedi keşide eden ...'ya 27.10.2019 tarihinde elden borç para verdiğini, ...'nın, bu borca karşılık şirketin ödeme yapamayacağını bildiği ve alacaklıya mahcup olmamak için dayısına 4 adet daire satışı girelim, kalan bakiye olursa onu da borç aldığımız kişiden talep edelim akabinde de bu durumu tablo şeklinde mesaj olarak attığını, Müvekkilin uzun zaman bu borcun ödemesinin yapılamaması, dairelerin de verilemeyeceğini anlaması üzerine ...'dan dava konusu senedi talep ettiğini, diğer davalı ...'nın, senedi keşideci olarak şahsen imzaladığını, müvekkilin talebi ile de şirketini de kefil olarak gösterdiğini, müvekkili ...'ın bu senedi kendi şirketine ciro ederek vadenin gelmesini beklediğini, senedin vadesinde ödenmemesi ile son ciranta olan ...Şti. adına senedi icra takibine konu ettiğini, Müvekkiller aleyhine bu senetten dolayı kefil şirket tarafından açılan davalar sebebi ile müvekkil davalı ...'nın tarafımıza gönderdiği ekte sunduğumuz delillerden anlaşılacağı üzere; dava konusu senede bağlı borcun ... tarafından alındığı ve şirket kasasına konulduğu şeklinde yazışma ve banka kayıtları incelendiğinde müvekkilin bu senetten dolayı alacaklı olduğu görüleceğini, Müvekkilinin bu davaların açılması ile diğer davalı ... ile yapmış olduğu görüşmelerde; ..., senden aldığım parayı 28.10.2019 tarihinde grup şirketlerden ... Şirketi'nin ... Bankası A.Ş.'nin Toros şubesindeki hesabına 130.000,00 USD yatırdığını ifade ettiğini, Müvekkilin senedin vade tarihinin gelmesi ile beraber borçlular ile iletişime geçip ödeme yapılmasını talep etmiş ise de borçlular tarafından ödeme yapılmadığından, müvekkil tarafından senedin icraya konulması dışında başkaca bir yasal yol kalmadığını, Müvekkilin dava konusu işbu senedi şahsına ait ...Ltd. Şti. İsimli şirketine ciro edilmiş olması sebebi ile şirketi adına icra takibi başlattığını, Müvekkil şirketin belirtilen ... 7. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile başlatılan icra takibinde senet alacaklısı olduğunu, icra takibinde diğer davalı keşideci ... ve davacı kefil ... Tic.Ltd.Şti. Senet borçlusu olduklarını, müvekkillerin bu hukuki ilişkide alacaklı konumda olduğunu, alacağını tahsil etme çabası içinde senedi icraya koyarak alacağına kavuşmaya çalıştığını, davacı tarafından müvekkiline karşı yapılan iddiaların hiçbiri gerçeği yansıtmadığını, davacı şirketin sunduğu dava dilekçesinde genel olarak senet borçlusu olan diğer şahıs ... ile şirketten kaynaklı olarak sorunlar yaşandığını, çeşitli sebeplerle suç duyurusunda bulunulduğunu, kendisine karşı davalar açıldığını ifade ettiğini, keşideci ... ile davacı şirket arasındaki tüm hukuki ve cezai ihtilaflar müvekkili ilgilendirmediğini, iyi niyetli 3. Şahıslar olan müvekkillerinin hukuki ve cezai olarak hiçbir şekilde bağlamadığını, müvekkilin alacağını tahsil için yasal icra takibi başlattığını, davalı ... ile ilgili olarak davacı tarafından yapılan tüm iddialar özellikle suç unsuru oluşturduğu iddia edilen eylemler sayın mahkemenizin yargı alanına girmemekte olup, davacı dava dilekçesinde, müvekkil ... , ...Şti ve diğer davalı ... aleyhine ... Cumhuriyet Başsavcılığının ... Soruşturma numaralı dosyası ile bu senetten dolayı şikayette bulunulduğu ifade edilmiş ise de yapılan soruşturma sonucunda müvekkil ..., ...Şti. ve diğer davalı ... hakkında kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiğini, dava dilekçesi incelendiğinde davacının, aynı şekilde senedin sahte olduğu iddiasında bulunmuş ise de bu sahteliğin ne olduğunu, neden kaynaklandığı yönünde hiçbir beyanda bulunmadığı gibi imza ve yazı yönünden de herhangi bir itirazda bulunmadığını, dava konusu yapılan senedin, müvekkile teslim edildiğini, sahte olduğuna ilişkin ortada herhangi bir emare bulunmadığını, senedin keşidecisinin müvekkil olmamakla beraber müvekkiller lehtar ve ciranta konumunda olduğunu, bu hususa ilişkin davacı tarafın imza ve içeriğe itiraz etmeden borca itiraz olacak şekilde ... 16. İcra Hukuk Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyası ile dava açmış ise de yapılan yargılama sonrasında dava red olduğunu, takibe konu bononun kıymetli evraklardan olduğunu, kayıtsız şartsız borç kabulünü içerdiğini, senedin imzası ve içeriği icra hukuk mahkemesinde dahi itiraza uğramayan bonodan dolayı davacı kefil olarak keşideci ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğunu, müvekkil ...'ın senedin direk lehtarı olduğunu, keşidecisinin ise gerçek şahıs olan diğer davalı ... olduğunu, davacı şirketin, bu ilişkide esas borçlu olmayıp kefil borçlusu olduğunu, böylelikle müvekkil ... ile kefilin davacı şirket arasında esas borç ilişkisi olmadığını, keşidecinin kefaleti sebebi ile ilişkisi olduğunu, bu sebeple kefilin, keşideciye karşı müştereken ve müteselsilen sorumluluğu olduğundan davacı şirketin senet borcunu ödemesi halinde asıl keşideciye rücu etme yasal hakkı olduğunu, ciranta olan alacaklı müvekkil şirketinde 3.şahıs olması sebebi ile davacı kefil şirket ile de hiçbir ticari ilişkisi bulunmadığını, davacı şirket alacaklı taraf müvekkiller ile hiçbir ticari alacak borç ilişkisi olmadığından kefalet hukuku açısından direk muhatabı keşideci davalı ... olduğunu, bononun düzenleme tarihinde (10.03.2021) diğer davalı ... , şirketin hem hissedarı hem de yetkili müdürü olduğunu, bu sebeple davacının bu hususta yapmış olduğu tüm iddiaların gerçek dışı olduğunu, bu hususun ticaret sicil memurluğundan gelecek kayıtlar ile de sabit olacağını, davacı tarafın, diğer borçlu ...'nın "müdürlük dönemine denk gelen birden çok senetler keşide ettiği'' şeklinde iddiada da bulunduğunu, dava konusu bononun öyle olmadığı gibi davacı tarafın iddiası ile var ise başkaca senetler bunlara ilişkin (... imzalı - şirketi borçlandırıcı) senet fotokopisi, icra takibi, genel mahkemelerde açılmış dava v.s. gibi hiçbir delili davacı şirket, dosyaya sunamadığını, gerçek bir borç ilişkisine dayalı dava konusu senedin sanki bu şekil keşide edildiğini ve bunlardan da piyasada çok fazla olduğu (başkaca) temelsiz ve delilsiz iddialarının mahkemeye ifade edilmesi borçtan kurtulma gayeli delilsiz iddialar olduğunu, bu nedenlerle davacı tarafından haksız ve hukuka aykırı şekilde açılan davanın reddini, davacının asıl alacağın %20 'sinden az olmamak kaydıyla tazminata mahkum edilmesini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... vekili cevap dilekçesi ile, dava konusu senet incelendiğinde, müvekkil ...'nın keşideci olduğunu, kefil olarak davacı şirketin görüldüğünü, müvekkilinin davalı şirkette yetkili ve ortak olduğu dönemde şirket sermayesinin kötü olması ve acil paraya ihtiyaç olması nedeniyle şirket ortakları müvekkile para bulmaları gerektiğini, tanıdık, arkadaşı v.s. varsa kendisinden şirkete para konusunda yardımcı olabilecekleri biri olup olmadığını, para bulması halinde ödeyememe halinde karşılığında yaptıkları dairelerden verebileceklerini söyleyerek müvekkil ...'dan şirkete destek için borç bulması söylendiğini, Müvekkil ... ise arkadaşları, tanıdıkları olduğunu, borç para isteyebileceğini ancak günü geldiğinde ödemesi gerektiğini ifade etmiş olduğunu, şirket ortaklarının şifahi onay vermesi ile müvekkil ..., davalılardan ...'dan 27/10/2019 tarihinde elden borç para aldığını, borcun alındığı günde müvekkil ...'nın, bu borca karşılık şirketin ödeme yapamaması halinde alacaklıya mahcup olmamak için "4 adet daire satışı girelim, kalan bakiye olursa onu da borç aldığımız kişiden talep edelim" şeklinde ifade ile bu durumu tablo şeklinde wathsapp mesajı olarak gruba attığını, Müvekkil ...'nın, şirketin ödeme yapamaması ve bu borca karşılık verilecek olan dairelerin de verilememesi üzerine diğer davalı ...'a mahcup olmakla kendisine ödeme yapamadığını, bu aldığı borç karşısında şirketin söz vermesine rağmen daire de verememesi ile dava konusu yapılan senedi alacaklının talebi ile hem şahsi hem de yetkili olduğu şirketin kefaletini içerir şekilde imzaladığını, senedi senet alacaklısına teslim ettiğini, böylelikle hem şirketin nam ve hesabına olan borcu kıymetli evraka bağladığını, hem de borcun ödeme gününü uzattığını, müvekkilin bu senedi verdiğini, yeni ödeme günü tayin ettiğini, şirketin de kefil olduğunu ortaklarına söylediğini, ortakların da "gününde öderiz" şeklinde müvekkile beyanda bulunduğunu, senedin ödeme günü geldiğinde de ödeme yapılamayınca alacaklı taraf dava konusu senedi icra takibine koyduğunu, Müvekkilin hiçbir şekilde sahte senet düzenlenmediği gibi hukuka aykırı herhangi bir şekilde bir işlem de gerçekleştirmediğini, yapılan bu iddiaların gerçeği yansıtmadığını, Müvekkilin işbu borç aldığı ve şirkete borcu getirdiği dönemde ortak mesaj gruplarında mesajları mevcut olmakla, bu paranın şirket için getirildiği ve şirkete verildiğini, müvekkil ...'nın alınan parayı şirket ortakları ve bilgisi dahilinde şirket kasasına koyduğunu, bu mesajlarda mevcut olduğunu, müvekkilin işbu bulduğu borç parayı ortaklarına bildirdiği ve parayı da grup şirketlerden birinin USD hesabına yatırdığını, bankadan gelecek cevap yazısında bu borç paranın alındığı ve yatırıldığı kesinleştiğinde davacının tüm iddialarının gerçeği yansıtmadığı ve bu borcun ödenmemesi için kötüniyetle dava açıldığını, müvekkil ...'nın hem yakın akrabaları hem de ortakları olan davacı şirket ile birden çok ihtilafları olduğundan kendisi de davacı şirkete karşı çeşitli hukuk davaları açtığını, müvekkil aldığı borç parayı 28/10/2019 tarihinde grup şirketlerden ...Şirketi'nin ...Bankası A.Ş.'nin ... şubesindeki hesabına 130.000,00 USD olarak yatırmış olduğunu, bu hususun banka kayıtları ile sabit olduğunu, bu paranın tamamen davacı şirket ile ortakları aynı olan grup şirketi tarafından kullanıldığını, müvekkil ...'nın hiçbir menfaati olmadığını, bu senedin ödenmemesi davacı şirketin tamamen kötüniyetli olmasından kaynaklandığını, müvekkil ile davacı şirket ve ortakları arasında doğan başka ihtilaflar sebebi ile müvekkil tarafından davacı şirket ve ortakları aleyhine açılan hukuk davaları birlikte düşünüldüğünde, davacı taraf, borçlu olduklarını bildikleri halde dava konusu bu senedi gerek vadesinde gerekse yasal takip yapılmasına rağmen ödeme yapmayarak sürekli bu takibe bağlı itiraz ve davalar ikame edilmesi de davacının somut şekilde kötüniyetli olduğunu gösterdiğini, davacı şirketin dava dilekçesinde sürekli olarak müvekkil ...'ya karşı suçlayıcı ifadeler kullanarak kendisi hakkında şikayette bulunulduğunu ifade ettiğini, bu hususların gerçeği yansıtmadığını, davacı tarafın, müvekkil ve alacaklı hakkında ... Cumhuriyet Başsavcılığının ... Soruşturma numaralı dosyası ile bu senetten dolayı şikayette bulunulmuş olmakla müvekkil gerekli ifadeyi verdikten sonra yapılan soruşturma neticesinde müvekkil ve alacaklı hakkında kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiğini, müvekkilin suç oluşturabilecek herhangi bir eylemde de bulunmadığı sadece ticari gereklilikleri yerine getirdiğini, dava konusu yapılan senedin, müvekkil tarafından keşide edilerek alacaklı diğer davalılara verilmiş olmakla sahtelik barındırmadığını, bononun düzenleme tarihinde müvekkil ..., şirketin hem hissedarı hem de yetkili müdürü olduğunu, bu senede bağlı elde edilen para da şirketin kasasına girdiğini, müvekkilin hiçbir maddi menfaati olmadığını, bu sebeple davacının yaptığı tüm iddiaların gerçek dışı olduğunu, davacı tarafın dava dilekçesinde müvekkilin haksız şekilde senetler düzenlediği yönünde beyanlarda bulunmuşsa da bu durum gerçeği yansıtmadığını, bu davaya bağlı senet dışında başkaca senetten dolayı açılan herhangi bir icra takibi, dava veya şikayet bulunmadığını, bu nedenlerle davanın reddine, davacının kötüniyet tazminatına mahkum edilmesine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkememizce ... 7. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasının celp edildiği, dosyamız davalısı ...ŞTİ. Tarafından dosyamız davalısı ... ve dosyamız davacısı ...Şti aleyhine, 130.000 USD miktarlı 10/03/2021 tanzim tarihli , 10/09/2021 vade tarihli senede dayalı olarak kambiyo takibi yapıldığı görülmüştür.
Davacı vekili tarafından 05/12/2024 tarihli oturumda, herhangi bir gerekçe gösterilmeksizin mahkeme heyeti reddedilmiştir. Mahkememizce de, HMK 'nun 41/1 maddesi gereğince, heyetin reddi talebinin reddine karar verilerek, ret talebi geri çevrilmiştir.
Hakimin reddi sebebini bilen tarafın ret talebini öğrendiği tarihten itibaren derhal ve en geç ilk oturumda mahkemeye bildirmesi gerekir. (38/1) Bu, ret sebebinin ilk duruşmadan önce bilinmesi hali için geçerlidir. Eğer ret sebebi birinci duruşmadan sonra öğrenilirse ret sebebinin de en geç ondan sonra gelen ilk duruşmada yeni bir işlem yapılmadan önce ileri sürülmesi gerekir. Ret istemi hüküm verilinceye kadar ve HMK 38/1'de belirtilen süreye bağlı kalınarak yapılabilir.
HMK'nın 41/1.maddesinin a, b ve c bentlerinde sınırlı olarak hakimin reddi talebinin hangi hallerde geri çevrilebileceği belirtilmiş olup, bunların dışında bir sebebe dayalı olarak geri çevrilme kararı verilemez. Bunlar; ret talebinin süresinde yapılmamış olması, ret sebebi ve bu sebebe ilişkin inandırıcı delil veya emare gösterilmemesi, ret talebinin davayı uzatmak amacıyla yapıldığının açıkça anlaşılması hallerinden ibarettir. Anılan yasa hükümlerinden de açıkça anlaşılacağı üzere hakimin reddi talebinin usulüne uygun şekilde yapılması halinde buşvurulacak inceleme usulü ile ret talebinin geri çevrilmesi üzerine yapılacak işlemler ve sonuçları farklıdır. Zira, HMK'nun 41. maddesinde belirtilen koşulların bulunması halinde hakimin reddi talebi davaya bakan hakim tarafından geri çevrilip hakimin davaya devam etmesi mümkündür.
Mahkememizin 07/11/2024 tarihli celsesinde, tahkikatın bildirilerek sözlü yargılamaya geçilmiş, davacı vekilinden esasla ilgili son diyeceği sorulmuş, davacı vekili, davalarının kabulüne karar verilmesini talep etmiş, devamında da son diyeceklerini de bildirmek üzere süre talep etmiştir.
HMK'nun 186. Maddesin de, ".. mahkeme, tahkikatın bittiğini tefhim ettikten sonra aynı duruşmada sözlü yargılama aşamasına geçer. Bu durumda taraflardan birinin talebi üzerine duruşma iki haftadan az olmamak üzere ertelenir. Hazır bulunsun veya bulunmasın sözlü yargılama için taraflara ayrıca davetiye gönderilmez. Sözlü yargılamada mahkeme, taraflara son sözlerini sorar ve hükmünü verir. .." şeklinde düzenleme yapılmıştır.
Mahkememizce davacı vekilinin talebi doğrultusunda, HMK'nun 186. Maddesine uygun şekilde bir daha ki celsenin sözlü yargılama olarak yapılacağının ihtaratıyla duruşmanın 05/12/2024 gününe ertelenmesine karar verilmiştir.
Davacı vekili, 05/12/2024 tarihli oturumda, tahkikatın bitirilmesine ilişkin ara karardan dönülmesini talep etmiş, mahkememizce tahkikatın bitirilmesine ilişkin ara karardan dönülmesi talebinin reddine karar verilerek, açık yargılamaya devam olunmuş, taraflara ayrı ayrı beyanları sorulmuş, davacı vekili , herhangi bir gerekçe göstermeksizin heyetin reddini talep etmiştir.
Davacı vekili tarafından ret talebi, HMK'nun 38/1. Maddesinde belirlenen süre içerisinde yapılmadığı gibi (HMK 41/1-a) , ret sebebi veya ret sebebi oluşturacak inandırıcı bir delilde gösterilmemiş (HMK 41/1-b), sözlü yargılamaya geçildiği sırada herhangi bir gerekçe gösterilmeksizin mahkeme heyetinin reddedilmesinin davayı uzatmak amacıyla yapılmış olduğuda açıkça anlaşıldığından (HMK 41/1-c), mahkememizce HMK 41/1-a-b-c maddelerine dayanarak ret talebinin geri çevrilmesine karar vermek gerekmiştir.
HMK 'nun 41/1 maddesi uyarınca, ret talebinin geri çevrilmesine karar verildiğinden, yargılamaya devam olunmuştur. İlk derece mahkemelerinin bu kararlarına karşı HMK 'nun 41/3 maddesi gereğince, esas hükümle birlikte istinaf yoluna başvurulabilecektir. Çünkü bu kararlar Hakimin dosyadan elini çekmesini gerektiren nihai bir karar değildir. (Pekcanıtez usul hukuku cilt 1 sayfa 386.)
Dava konusu edilen senedin üzerinde vade tarihinin rakamla 10/09/2021, yazı ile de onmartikibinyirmibir olarak yer aldığı, bu şekli ile çifte vade içerdiği, bononun çifte vade içermesi nedeniyle geçersiz olduğu ve kambiyo senedine mahsus takibe konu olamayacağı anlaşılmıştır.
Senet keşidecisinin ... olduğu, kefil kısmın da ise ...'ne ait kaşe ve üzerinde de imza bulunduğu, senet lehtarının ..., senet hamilinin de ...ŞTİ. olduğu görülmüştür.
Davacı vekili, 21/03/2024 tarihli ön inceleme duruşmasında ".. bonoda yer alan şirket adına atılmış olan imzaya ilişkin bizim bir sahtecilik iddiamız yoktur çünkü bu ibraz ... ya aittir, bizim sahtecilik iddiamız davacı şirket adına borçlu sıfatı ile basılmış olan kaşenin davacı şirkete ait olmadığı ve bu kaşenin sahte olarak yaptırılıp kullanıldığı yönündedir, bu nedenle biz bu sahtecilik hususunun incelenmesini istiyoruz .." şeklinde beyanda bulunmuş olup, senet üzerindeki imzaya itiraz etmemiştir.
TTK 701/3 de , muhatabın ve düzenleyenin imzaları hariç olmak üzere poliçenin yüzüne atılan her imza aval şerhi sayılır şeklinde yer alan düzenleme uyarınca senedin ön yüzünde bulunan düzenleyen dışındakilere ait imzaların aval olarak değerlendirilmesi gerekmektedir.
Davacı ...'nin senet ön yüzünde bulunan imzası 6102 sayılı TTK'nun 701/3 maddesi uyarınca, aval hükmünde olduğundan TTK'nun 702. Maddesine göre, aval veren kişinin teminat altına aldığı borç şekle ait bir noksandan dolayı geçersiz ise aval hükmü de geçersiz olacağından davacı ...nin çift vade içeren bu sebeple kambiyo senedi vasfın da bulunmayan ve geçersiz olan senetten dolayı sorumlu bulunmadığı anlaşıldığından davacının davasının kabulüne, alacaklının kötü niyet ile icra takibi yaptığı ispat edilemediğinden, davacının %20 tazminat talebinin reddine, davacının ... 7 İcra Müd nün ... e sayılı dosyasında takibe konu edilen 10/03/2021 tanzim tarihli 130.000 USD bedelli senetten dolayı borçlu bulunmadığının tespitine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle,
1-Davanın Kabulüne davacının ... 7 İcra Müd nün ... e sayılı dosyasında takibe konu edilen 10/03/2021 tanzim tarihli 130.000 USD bedelli senetten dolayı borçlu bulunmadığının tespitine, davacının %20 tazminat talebinin reddine,
2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan harçlar tarifesi gereğince hesaplanan 249.561,30-TL nispi karar ve ilam harcından, başlangıçta yatırılan 15.369,75-TL peşin harç ve 46.934,22-TL tamamlama harcı ve 9.572,61-TL tamamlama harcı olmak üzere toplam 71.876,58-TL peşin harçtan mahsubu ile bakiye 177.684,72-TL nispi karar ve ilam harcının davalılardan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
3-Davacı tarafından yatırılan toplam 71.876,58-TL peşin harç ile, davacı tarafından yapılan 509,75-TL yargılama giderinin davalılardan tahsili ile davacıya verilmesine,
4-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesaplanan 436.269,12-TL nispi vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
5-Davalı tarafından yapılan yargılama giderinin kendi üzerine bırakılmasına,
6-Davacı tarafından yatırılan gider avansından bakiye kalan kısmın karar kesinleştiğinde, davacıya iadesine,
Dair davacı vekili ile davalılar vekilinin yüzüne karşı tebliğden itibaren 2 haftalık sürede HMK 341. maddesi uyarınca istinaf yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 05/12/2024
Başkan ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Katip ...
e-imzalıdır