T.C.
İSTANBUL
5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/757 Esas
KARAR NO : 2025/320 Karar
DAVA : Ticari Şirket (Pay Defteri Kaydına İlişkin)
DAVA TARİHİ : 17/11/2023
KARAR TARİHİ : 16/05/2025
Mahkememizde görülmekte olan Ticari Şirket (Pay Defteri Kaydına İlişkin) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ... tarih ve ... Sayılı Ticaret Sicil Gazetesi ile sabit olacağı üzere davalı şirket müvekkilinin miras bırakanı ... ve murisin altı çocuğunun hissedarlığında kurulmuş bir aile şirketi olduğunu, şirketin kuruluş tarihi itibariyle hisse dağılımının;... (Muris baba) %40, ... (Müvekkil) %10, ... %10, ... %10, ... %10, ... %10, ... %10 şeklinde olduğunu, mahkemece tespit edilecek bilgi belgeler ile sabit olacağı üzere davalı şirketin halihazırdaki sermayesinin 36.200.000,00 TL olduğunu, 440 odaya sahip ...'ki 4 ...'ki 5 yıldızlı olan 2 otel ve bunun dışında da çeşitli menkul ve gayrımenkul malvarlıklarına sahip olan, halihazırda hatırı sayılır bir ekonomik güç ve istihdama sahip şirketin güncel değeri bilindiği kadarıyla 100 milyon doların üzerinde olduğunu, davalı şirketin otel işletmeciliği işi ile iştigal etmekte olduğunu, ilgili şirketin halihazırda birçok menkul ve gayrimenkulünün bulunduğunu, müvekkilinin, muris davalı şirketin kurucularından ...'nun kızı olup muris 25.06.2021 tarihinde vefat ettiğini, müvekkilinin babasının vefatının ardından bir dizi hukuka aykırı iş ve işlem neticesinde dava dışı yasal mirasçı ve aynı zamanda davalı şirket nezdinde halihazırda pay sahibi konumunda olan dava dışı ... başta olmak üzere bir takım kişiler tarafından gerek kendisinin gerekse murisin diğer mirasçıların; yasal miras, paydaşlık ve sair hak ve alacaklarına halel getirecek şekilde hareket ettikleri bilgisine ulaşıldığını ve işbu hukuka aykırı iş ve işlemlerin iptali için gerekli tüm hukuki yollara başvurulduğunu, taraflar arasında halihazırda devam eden birçok dava bulunduğunu, murisin vefatının ardından 14.01.1940 doğumlu muris ... tarafından hazırlandığı iddia edilen ... 25. Noterliği'nin ... tarih, ... yevmiye nolu vasiyetname ile terekesinin en önemli payını oluşturan davalı şirket... Şirketi'nin dava dışı yasal mirasçı ...'na bırakıldığının ifade edildiğini, 09.12.2021 tarihinde ... 14. Asliye Hukuk Mahkemesi ...E. Sayılı dosyası ile vasiyetnamenin iptali ve tenkis davası, 09.12.2021 tarihinde ... 12. Sulh Hukuk Mahkemesi'nde...E. Sayılı dosyası ile terekenin tespiti davası açıldığını, ayrıca murisin terekesinin en önemli payını oluşturan davalı şirket ...Şirketi'nin 2019 ve 2020 dönemi itibariyle %50 oranında olmak üzere en büyük hisse sahibinin dava dışı ...'nun alt soyu olan dava dışı ... olduğunu, müvekkilinin hissedarlığına son verildiğini, bir takım başka hissedarların hisse oranlarının düşürüldüğü tespit edildiğini, müvekkilinin davalı şirkette bulunan hissesini herhangi hukuki sebeple başkaca kimselere satmadığını, devretmediğini, kısmen ya da tamamen elinden çıkartmadığını, müvekkilinin 02.03.2018 tarihinde gerçekleştirilen olağan genel kurul toplantısında davalı şirket nezdindeki hissedarlığını %10 olarak muhafaza ettiğinin açık olduğunu, 02.03.2018 tarihi öncesinde veya sonrasında müvekkilinin davalı şirket nezdinde bulunan %10 hissesinin herhangi devir, bağışlama ve sair başkaca hukuki işlem ile tasarrufu bulunmadığını, aksi yöndeki hukuka aykırı iş ve işlemler ile gerçeğe aykırı şekilde müvekkilinin davalı şirket nezdindeki şirket hisselerini devrettiğine yönelik pay defteri kayıtları ve sair bilgi belgeler ise gerçeği yansıtmamakta olduğunu, işbu gerçeğe aykırı tanzim edilmiş belgelerin yok hükümde olduğunun tespiti ile iptali gerektiğini, zira müvekkilinin ekteki e-devletten alınan bilgisayar görüntüsünden de 10.02.2021 tarihinde halen şirketteki %10 hissedarlığının durduğunun görüleceğini, dolayısı ile pay defterlerinde ve beyanlarındaki 2018 yılında hissedarlıktan çıkarıldığına ilişkin evrak ve belgelerin sonradan usulsüz olarak tanzim edildiği açıkça ortada olduğunu, müvekkilinin davalı şirket nezdindeki hisselerini devrettiğine ilişkin bilgi belgeler somut gerçeği yansıtmadığını, işbu belgelerin yok hükmünde olduğuna ilişkin bir kısım beyanlarımızı önemle mahkeme'nin dikkatine sunduklarını, 27.04.2018 tarihli "2017 yılına ait olağanüstü genel kurul toplantısı" kayıtlarından müvekkilinin şirket nezdinde sahibi olduğu %10 oranındaki hissesinin bir takım hukuka aykırı ve muvazaalı işlemler neticesinde muris ... nezdine geçirildiğinin görüldüğünü, nitekim bu hususta müvekkilinin dışında şirket nezdinde pay sahibi dava dışı kişilerin de hisselerinin hukuka aykırı iş ve işlemler neticesinde devredilmiş gibi gösterildiği yönünde iddia ve şaibeler mevcut olduğunu, dava dışı ... tarafından davalı şirket aleyhine ilgili hususa ilişkin ikame edilmiş olan ... 11. Asliye Ticaret Mahkemesinde ...E. Sayılı pay defterindeki kaydın geçersizliğine ilişkin dava dosyanın celbini talep ettiklerini, işbu hususa ilişkin şirket kayıtları somut gerçeklikten uzak olduğunu, müvekkilinin gerçek iradesini yansıtmadığını, müvekkilinin davalı şirket nezdinde bulunan şirket hisselerini herhangi hukuki sebeple devri, bağışlaması veya sair vasıtalar ile elden çıkarması gibi bir durumur söz konusu olmadığını, müvekkilinin özellikle muris babası ...'nun hastalık dönemi itibariyle şirket nezdinde gerçekleştirilen genel kurul toplantılarından haberdar edilmediğini, kurucu yönetim kurulu üyelerinden olmasına rağmen şirket yönetiminde hakkı olan yönetim ve tasarruf yetkilerini aktif biçimde kullanamadığını, müvekkilinin şirket nezdinde mevcut tasarruf ve yönetim yetkisini kullanmasının engellenmesinin yanı sıra aşağıda somut örneklerle izah edeceğimiz üzere dava dışı ... tarafından müvekkilinin katılımı olmuşcasına çeşitli genel kurul toplantılarına ilişkin tutanaklar tanzim edilmiş, belgeler düzenlenmiş, müvekkilinin önce yönetim kurulu üyeliğinden istifa etmiş gibi gösterilmiş ardından da müvekkilinin şirket nezdindeki hisselerini devrettiği yönünde hukuka aykırı belgeler tanzim edildiğini, hatta bu tutanaklarda sadece müvekkilinin değil diğer hissedarların da imzalarının kendilerine ait olmadığını düşündüklerini, nasıl müvekkilinin hissesini devir etme iradesi olmadığı gibi, güya hissesini devir alan ...'nun da iş bu hisseleri devir alma iradesinin var olmadığını ve birçok toplantıdaki imzaların ...'na ait olmadığı yapılacak imza incelemeleri neticesinde ortaya çıkacağını, müvekkilinin ekteki e-devletten alınan bilgisayar görüntüsünden de 10.02.2021 tarihinde halen şirketteki %10 hissedarlığının durduğunun görüleceğini, dolayısı ile pay defterlerinde ve beyanlarındaki 2018 yılında hissedarlıktan çıkarıldığına ilişkin evrak ve belgelerin sonradan usulsüz olarak tanzim edildiğinin açıkça ortada olduğunu, davalı şirketin nezdindeki tüm yetkili birimler olduğu gibi şirket muhasebesinde çalışan personeller de bu kumpasa dahil olduğunu, müvekkili aleyhine delil teşkil edecek mahiyette gerçeğe aykırı belgeler tanzim ederek hukuka aykırı iş ve işlemlerde bulunduklarını, müvekkilinin işbu aleyhine hukuki durum ihtiva eden bilgi belgelerde yer alan toplantıların hiçbirisine katılımı söz konusu olmadığı gibi ilgili bilgi belgelerde yer alan imzalar da kendisine ait olmadığını, .müvekkilinin hukuka aykırı şekilde şirket nezdinde bulunan hisselerinin temlik ettiğine ilişkin bilgi belgelerin tamamı yok hükmünde olduğunu, davalı şirket nezdindeki pay devrine ilişkin işlemler ve belgeler usul ve yasaya aykırı şekilde gerçekleştirildiğini, müvekkilinin davalı ... Tic. A.Ş. nezdindeki hissedarlığının -kuruluştan itibaren- kurucu ortak sıfatıyla -miras payından ayrık olarak- sermayenin %10'una karşılık gelen 3.620 adet hissesinin maliki olduğu ve bu hisselerin müvekkiline aidiyetinin tespiti ile ortaklık pay defterine tescilini talep etme zaruretinin hasıl olduğunu, davalı şirketin paydaşlık durumu, genel kurul tutanakları, hazirun cetvelleri, pay defterleri ve sair bilgi belgelerinde yer alan kayıtlar şirketin diğer kötü niyetli paydaşları tarafından gerçeğe aykırı şekilde tanzim edildiğini, muris ...'nun hayatının uzun yıllarını hastalıklarla geçirdiğini, hayatının son 10 yılında görme yetisinin de bozulduğunu, bununla birlikte murisin uzun süredir şeker hastalığından muzdarip olduğu hastahane raporları ile sabit olmakla birlikte, murise demans teşhisi de konulduğunu, dava dışı ... özellikle 2013 yılı sonrasında murisin bu hastalıkla halinden faydalanarak gerek muris gerekse müvekkilinin ve diğer mirasçılar ve paydaşlar aleyhine bir takım hukuka aykırı işlemler yaparak müvekkilinin ve diğer paydaş ile yasal mirasçıların haklarına halel getirdiğini, 27.04.2018 tarihli "2017 yılına ait olağanüstü genel kurul toplantısı" kayıtlarında müvekkilinin %10 oranındaki hissesinin bir takım hukuka aykırı ve muvazaalı işlemler neticesinde muris ... nezdine geçirildiğinin görüldüğünü, 08.06.2020 tarihli "2019 yılına ait Olağan Genel Kurul Toplantısı" kayıtlarında ise murisin %30 oranındaki, dava dışı ... ve ...'nun %5'er oranındaki hisselerinin dava dışı ...'nun uhdesine geçirildiği ve bu tarih itibariyle dava dışı ...'nun şirket nezdindeki hissesinin %50 oranında, murisin ise %10 oranında olduğunun görüldüğünü, davalı şirket vekili tarafından ... 12. Sulh Hukuk Mahkemesi ... E. sayılı terekenin tespiti istemli dosya kapsamına sunulan pay defterlerinde ise genel kurul tutanakları ve hazirun cetvelinde yer alan kayıtlar ile uyuşmayacak mahiyette kayıtların yer aldığını, bazı yıllara ilişkin kayıtların halen sunulmadığı ve hatta bazı kayıtların sonradan düzenlendiğini, aynı kişi tarafından aynı gün yapıldığının düşünüldüğünü, muris ...'nun vefatından sonra ikame edilmiş olan ... 12. Sulh Hukuk Mahkemesi ...E. Sayılı terekenin tespiti istemli dosya kapsamında hisse geçişlerinin öğrenilmesi amacıyla davalı şirkete gönderilen müzekkereler ile defalarca kez davalı şirkete ait hisse devirlerini gösterir, pay defterleri, genel kurul tutanakları, hazirun cetvellerinin gönderilmesi istenilmişse de 10.01.2022 tarihli, 17.10.2022 tarihli ve 03.04.2023 tarihli müzekkerelerin hiçbirisine davalı şirket tarafından cevap verilmeyerek davalı şirket tarafından 1 yıldan uzun süre ile pay geçişlerine ilişkin şirket kayıtlarının dosya kapsamına kazandırılmasından imtina edildiğini, davalı şirketin işbu pay geçişlerini gösterir bilgi belgeleri 1 yıldan uzun süre boyunca dosya kapsamına sunmaktan imtina etmesi de ilgili şirket kayıtlarının şaibeli ve gerçeğe aykırı şekilde tanzim edildiğinin bir diğer göstergesi niteliğinde olduğunu, 14.03.2017 tarihli toplantı tutanağı ile müteveffa ... ve dava dışı ... ve müvekkilinin katılımında gerçekleştiği ifade edilen toplantıda dava dışı ...'na şirketi temsilen yönetim kurulunun tüm yetkilerine haiz olarak TEK imza yetkisi verildiği ifade edildiğini, 08.01.2018 tarihli toplantı tutanağı ile müteveffa ... ve dava dışı ... ve müvekkilinin katılımında gerçekleştiği ifade edilen toplantıda müvekkilinin davalı şirket nezdinde yürütmüş olduğu yönetim kurulu üyeliğinden istifa ettiğinin ifade edildiğini, müvekkiline ilgili toplantıya katılımı söz konusu olmadığını bu yönde bir iradesi bulunmadığını, dava dışı ...'nun murisin son dönemlerindeki hastalıklı halinden faydalanarak ölümünden önce şirketin büyük orandaki hissesinin oğlu ...'nun uhdesine geçmesini sağladığını, devam eden dönemde de kendisini şirketin Yönetim Kurulu Başkanı olarak atfetttiğini, başta müvekkili olmak üzere davalı şirketin tüm paydaşları dava dışı konumunda olan ancak davalı şirketin tek yetkili kişisi ... tarafından gerçekleştirilen hukuka aykırı iş ve işlemler neticesinde davalı şirket nezdinde bulunan paydaşlık haklarına erişim haklarından tamamen yahut kısmen mahrum bırakıldığını, dava dışı ...'nun davalı şirketin tüm kayıtlarını kendi lehine olacak şekilde belgeler düzenlemek sair hukuka aykırı iş ve işlemler tesis etmek vasıtasıyla kendisi lehine tanzim ettiğini ve ettirmiş olduğunu, işbu belgelerin tamamının yok hükmünde olduğunu belirterek yapılacak araştırmalar sonucunda ortaya çıkacak mal varlıkları başta olmak kaydı ile her türlü fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla; müvekkilinin ... Ticaret Sicil Müdürlüğü ... sicil numarası ile kayıtlı davalı .... A.Ş. nezdindeki hissedarlığının -kuruluştan itibaren- kurucu ortak sıfatıyla -miras payından ayrık olarak- sermayenin %10'una karşılık gelen 3.620 adet hissesinin maliki olduğu ve bu hisselerin müvekkilinin aidiyetinin tespiti ile ortaklık pay defterine tesciline, hukuka aykırı şekilde tanzim edilmiş gerçeğe aykırı pay devrine ilişkin kayıtların iptalini, işbu gerçeğe aykırı belgelerde bulunan imzaların müvekkiline ait olmadığının tespitini ve hissedarlığın hukuka aykırı şekilde eksik ve somut gerçeklikten uzak şekilde gösterilmiş olması sebebiyle vuku bulmuş olan uyuşmazlığın giderilmesini, müvekkilinin davalı şirket nezdinde hak sahibi olduğu ancak kendisine ödenmemiş olan kar payı ödemelerinin tespiti ile bu alacakların faizi ile birlikte ödenmesini,
dava masraf ve vekalet ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Öncelikle herhangi bir hak kaybı oluşmaması için zamaşımı itirazında bulunduklarını, davacı taleplerinde haklı olsaydı dahi, talep haklarının zamanaşımına uğradığını, dava dilekçesinin usule aykırı tebliğ edildiğini, nitekim müvekkil şirkete yapılan tebligattan haberdar olamadığını, tebligatın PTT yoluyla müvekkili şirkete gönderildiğini, henüz kim tarafından alındığının anlaşılamamakla birlikte Tebligat Kanunu hükümlerine aykırı şekilde tebligat yapıldığını, bu sebeple tebliğden beklenen hukuki yarar gerçekleşmediği ve müvekkilinin savunma imkanlarını kullanmakta geciktiğinin ortada olduğunu, bir an için aksi varsayılarak PTT yoluyla yapılan tebliğin usule uygun yapıldığı varsayılsaydı dahi Tebligat Kanunun 7/A maddesi gereğince müvekkili şirketin elektronik adresine tebligat çıkarılmaması sebebiyle de tebligat usule aykırı olduğunu, davacının, murisin yaptığı bir takım tasarruflara dayanarak şirketteki payının tespiti ve pay devrinin iptalini talep ettiğini, davacının talebi dikkate alındığında, uyuşmazlığın ticari niteliği bulunmadığını, murise yönelik tasarruflar ve terekeye ilişkin uyuşmazlıkların çözümünde görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğunu, nitekim mirasçılar arasında Asliye Hukuk Mahkemesinde açılmış ve halen derdest davaların da mevcut olduğunu, davacı tarafın, müvekkili şirkette % 10 pay sahibi olduğunun tespiti pay devrinin iptali yönünde dava açtığını, ancak bu talebin ve husumetin müvekkili şirkete yöneltilmesinin doğru olmadığını, çünkü davacının payının müvekkili şirkete geçmediğini, hissedarların pay sahipliği, şirket pay defterinde ve Ticaret Sicilde kayıt altında olduğunu, davacının ileri sürdüğü iddiaların, doğrudan müvekkili şirket tarafından yapılmış işlemlere karşı yöneltilen iddialar olmadığından husumet itirazında bulunduklarını, aksine davacının, dava dilekçesindeki iddialarını, hem davacının hem de diğer hissedarların murisi ve şirketin kurucusu olan (baba) müteveffa ...'na yöneltilebilecek iddialar olduğunu, dolayısıyla bu iddialara dayanılarak açılacak davanın da ... mirasçılarına yöneltilmesi gerektiğini, müvekkili şirketin, 04.05.1989 tarihinde davacının da murisi olan müteveffa ... tarafından kurulduğunu, muris ... şirketi kurarken %40 payı kendisinde tuttuğunu; 6 çocuğunun her birine %10 ivazsız pay vermek suretiyle tüm çocuklarını şirkete ortak ettiğini, dolayısıyla davacının da bildirdiği üzere şirketin kuruluşunda davacının ...A.Ş. nde %10 payı mevcut olduğunu, ancak ne şirket kuruluşunda, ne de şirket sermaye artışlarında çocuklar tarafından tek kuruş sermaye ödenmediğini, yani tüm sermaye bedelinin muris ... tarafından karşılanarak ödendiğini, ancak muris ... tarafından davacıya ivazsız verilen bu payın, yine müteveffa tarafından 2018 yılında geri alındığını, nitekim 2018 yılı ve takip eden yıllarda yapılan genel kurul toplantılarında davacının şirkette herhangi bir payının kalmadığının anlaşıldığını, gerçekten 2018 yılından sonraki faaliyet dönemlerine ilişkin 08.06.2020 tarihinde yapılan şirket genel kurul toplantılarına müteveffa ... katıldığını, hazurun cetvelini müteveffa ... imzaladığını, bu hazurun cetvellerinde davacın payının bulunmadığı açıkça görüldüğünü, müteveffa ... tarafından davacı payının devir temlik alındığı davacı tarafça da bilindiğini, davalının sahibi olduğu .. sicil numaralı ... A. Ş. İle ... sicil numaralı ... Ltd. Şti.'nin finansal krize girmesi üzerine konkordato ilan edildiğini, bu şirketlerdeki finansal krizi aşmak amacıyla muris tarafından davalının ... A.Ş.'deki daha önce verilen %10 ivazsız paya ve ileride mirastaki payına karşılık 2018 tarihinde ... A.Ş. hesabından davalının şahsi hesabına muhtelif tarihlerde toplam 10.000.000,00 TL (ON MİLYON TL) nakit ödeme yapıldığın, nitekim, bu ödemelerin yapılmasıyla birlikte aynı tarihlerde davalı taraf ...A.Ş.'deki %10 payını muris ...'na devrettiğini, her ne kadar davalı taraf aksini iddia etse de, olayların gelişimi ve gerçekler bu şekilde yaşandığını, yine her ne kadar davalı tarafça, 2013 yılında müteveffanın tam ehliyete sahip olmadığı ileri sürülmüş ise de miras payına karşılık ... A.Ş.'den murisin talimatıyla 10.000.000,00 TL nakit ödeme yapıldığının banka kayıtlarıyla sabit olduğunu, nitekim davacı taraf, bu hususu bildiğinden babası (...) hayatta iken şirketteki payının sona erdirilmesi ile ilgili herhangi bir itirazda bulunmadığını, ancak müteveffanın vefatından kısa bir süre sonra davacı tarafından pay devri yapılmadığını ; genel kurul toplantılarına katılmadığını; bu yönde kimseye vekalet vermediğini; kendi adına atılan imzaların sahte olduğu yönünde beyanlarda bulunduğunu, davacının bu safhada ileri sürdüğü beyanları iyiniyetli kabul edilemeyeceği gibi hayatın olağan akışına da uygun olmadığını, şirket pay defter kayıtlarında da davacının şirketin kuruluş tarihindeki payının %10 olduğunu, bu payın 2018 yılına kadar devam ettiğini, ancak 2018 yılında %10 payın davacı tarafından muris ...'na devredildiğini, böylece davacının pay defterinde kayıtlı payının kalmadığının anlaşıldığını, her ne kadar davacı taraf genel kurullara katılmadığını ve hiç kimseye yetki vermediğini ileri sürmekte ise de şirket kuruluş tarihinden itibaren payının mevcut olduğu tüm genel kurul toplantılarına asaleten ve bazı toplantılarda da davacıya vekaleten muris ... katılarak tutanaklar imzaladığını, 2018 yılında payın ...'na devrinden sonra davacı genel kurul hazırun cetvelinde yer almadığını, davacının genel kuruldan haberdar olmadığını ileri sürmesi hayatın olağan akışına uygun olmadığını, çünkü şirket ortağı olduğunu bilen davacının, şirketin her yıl genel kurul yaptığını da bilmesi gerektiğini, nitekim müteveffanın hayatta olduğu dönemde her yıl genel kurul yapılmış ve bu genel kurul tutanakları Ticaret sicilde tescil ve ilan edildiğini, pay sahibi olan davacının sözkonusu genel kurul tutanaklarını ve hazırun cetvellerini bilmediğini ileri sürmesi hukuka uygun olmadığını, nihayet şirketin kurucusu ve asıl sahibi olan müteveffa (baba) ..., şirketteki tüm payını 2013 yılında yaptığı vasiyetname ile çocuklarından bir olan ...'na bıraktığını bildirdiğini, bu konuda davacı tarafça vasiyetnamenin iptali ve tenkisi talebiyle dava açtığını, davanın henüz derdest olduğunu, dolayısıyla ivazsız devri gerçekleşen tüm bu paylar bakımından oluşacak uyuşmazlıkların, vasiyetnamenin iptali ve tenkisi davasıyla çözümlenebilecek durumda olduğunu, davacının, murisin akli melekelerinin yerinde olmadığı yönündeki beyanları ise asılsız ve talihsiz beyanlar olduğunu, nitekim vasiyetnamenin iptali ve tenkisi davasının görüldüğü ... 14. Asliye Hukuk Mahkemesinin ...E. Sayılı dava dosyası üzerinden Adli Tıp Kurumu tarafından düzenlenen raporda murisin 18.07.2013 tarihinde fiil ehliyetine haiz olduğu oy birliği ile mütalaa edildiğini, dolayısıyla davalının murisinin fiil ehliyetine ilişkin beyanlarının hukuki kıymetinin olmadığını, davacı şirkette pay sahibi bulunmadığından kendisine kâr payı ödenmesinin gerektiğini, kaldı ki şirket sermaye artışları şirket kârından karşılandığını, genel kurul tarafından ortaklara kâr dağıtılması yönünde herhangi bir karar alınmadığını, bu nedenle davacının kâr payı ödenmesi talebi de yasaya uygun olmadığını belirterek öncelikle görev, husumet ve zamanaşımı itirazlarının gözetilmesini aksi halde huzurdaki haksız ve dayanaksız davanın reddine karar verilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı yana yükletilmesini karar verilmesini beyan etmiştir.
GEREKÇE:
Dava pay devrinin iptali ve kar payı ödenmesine ilişkindir.
Davacı taraf, dava dilekçesinde, davacının davalı şirketin %10 hissedarı olduğunu, 02.03.2018 tarihli genel kurulda %10 payını muhafaza ettiğini, 02.03.2018 tarihinden önce ve sonra davacının şirket hissesini devir, bağışlama vs. İşlemlerde bulunmamasına rağmen, 27.04.2018 tarihli 2017 yılına ait olağanüstü genel kurul toplantı kayıtlarında davacının şirkette sahibi olduğu %10'luk hissenin hukuka aykırı ve muvazaalı işlemlerle ...'na geçirildiğini, pay devrine ilişkin işlemlerin ve belgelerin yasaya aykırı olduğunu belirterek davacının, davalı şirketin %10 hissedarı olduğunun ve %10 pay karşılığı 3.620 adet hissenin davacıya ait olduğunun tespitini ve %10 hissenin pay defterine davacı adına tescilini, hukuka aykırı olan pay devrine ilişkin kayıtların iptalini, belgelerde bulunan imzaların davacıya ait olmadığının tespitini ve davacıya hak sahibi olduğu kar payının ödenmesini talep etmiştir.
Davalı taraf, cevap dilekçesinde husumet itirazında bulunmuş, husumetin ...'na yöneltilmesi gerektiğini belirtmiş, zira davacının şirketteki payının 2018 yılında ...'na devredildiğini belirtmiş ve davacının şirketteki payına karşılık 14/05/2018 tarihinde 2.500.000,00 TL, 14/05/2018 tarihinde 2.500.000,00 TL, 25/05/2018 tarihinde 500.000,00 TL, 28/05/2018 tarihinde 2.500.000,00 TL, 28/05/2018 tarihinde 2.500.000,00 TL olmak üzere 10.000.000,00 TL ödeme aldığını belirterek davanın reddini talep etmiştir.
Davalı şirketin, ticari kayıtları, ... Ticaret Sicil Müdürlüğü'nden temin edilerek dosyamız arasına alınmıştır.
... Genel Müdürlüğü'ne davacıya, davalı şirket hesabından yapılan ödemelerin olup olmadığı sorulmuş ve gelen yazı cevabında davalı şirket hesabından davacı hesabına 14/05/2018 tarihinde 2.500.000,00 TL, 14/05/2018 tarihinde 2.500.000,00 TL, 28/05/2018 tarihinde 2.500.000,00 TL, 28/05/2018 tarihinde 2.500.000,00 TL ödeme yapıldığı mahkememize bildirilmiştir.
Dosya davacının şirkette payının olup olmadığı, davacının davalı şirket nezdinde kar payı alacağının olup olmadığı hususlarında rapor tanzim bir ticaret hukukçusu ve SMMM bilirkişiden oluşan bilirkişi heyetine tevdi edilmiş, bilirkişi heyeti dosyaya sunduğu 23/10/2024 tarihli raporda; Sicilin aleniliği ilkesi gereği, ticaret siciline tescil ve ilan edilen bir kaydın bilinmediği hususunun, şirket ortakları bir yana, üçüncü kişiler tarafından dahi ileri sürülebilmesinin mümkün olmadığı, Hisse devrinin ve 08.01.2018 tarihli yönetim kurulu kararının davacının bilgisi ve onayı dahilinde gerçekleşmiş olduğu, dolayısıyla da hisse devrindeki imzaların geçersiz olduğu kabul edilse dahi bu geçersizlik üzerinden uzun süre geçmiş olmakla bu hususun artık TMK. m. 2 hükmü karşısında ileri sürülemeyeceği, Bir an için davacının hissedar olduğu kabul edilse dahi, karın dağıtılıp dağıtılmaması genel kurulun takdirinde olduğundan, pay sahipleri ancak kar dağıtımıyla ilgili alınan kararlara karşı iptal davası açabileceklerinden; kar payı dağıtım kararı alınmadıkça pay sahiplerinin kar payı talep etme hakları bulunmadığından, kar payı dağıtım kararı olsa dahi bu karara istinaden talep edilebilecek kar payı alacağı TBK. m. 147/1-b4 hükmü uyarınca beş yıllık zamanaşımına tabi olduğundan, bu süre içerisinde genel kurulun kar payı dağıtım kararı aldığına ilişkin bir delile rastlanmadığından, davacının kar paylarının tespit ve tahsiline ilişkin talebinin yerinde olmadığı, şeklinde rapor ibraz etmişlerdir.
Bilirkişi heyeti 09/03/2025 tarihli ek raporda; kök raporlarındaki görüşlerinde değişiklik olmadığı yönünde rapor ibraz etmişlerdir.
Davacı taraf, kendisinden talebinin somutlaştırması talep edilmesi üzerine 25/03/2025 tarihli dilekçesi ile taleplerinin davacının, davalı şirketin %10 hissesinin maliki olduğunun tespiti ve ortaklık pay defterine kaydı ile varsa kar payına ilişkin ödemenin hesaplanıp ödenmesi olduğunu belirtmiştir.
Ticaret sicil kayıtlarının incelenmesinde;
27/02/2017 tarihli genel kurula davacı ...'nın katıldığı ve bu genel kurul kararlarının...tarihli ... sayılı Ticaret Sicil Gazetesinde yayınlandığı,
08/01/2018 tarihli genel kurul kararında davacı ...'nın da bulunduğu ve bu genel kurul kararlarının 17/01/2018 tarihli 9496 sayılı Ticaret Sicil Gazetesinde yayınlandığı,
02/03/2018 tarihli genel kurula davacı ...'nın bulunmadığı ve bu genel kurul kararlarının 09/03/2018 tarihli 9533 sayılı Ticaret Sicil Gazetesinde yayınlandığı, görülmüştür.
Davalı tarafından sunulan pay defteri kayıtlarının incelenmesinde davacının payının 2018 yılında ...'na devredildiği anlaşılmıştır.
TTK madde 490’a göre kanunda ya da şirket esas sözleşmesinde aksi düzenlenmedikçe nama yazılı paylar herhangi bir sınırlama olmaksızın devredilebilir ve TTK 490/2 maddesi gereği Hukuki işlemle devir, ciro edilmiş nama yazılı pay senedinin zilyetliğinin devralana geçirilmesiyle yapılabilir.
Pay defteri TTK 499. Madde de düzenlenmiş olup, TTK 499/1 maddesi gereği şirket, senede bağlanmamış pay ve nama yazılı pay senedi sahipleriyle, intifa hakkı sahiplerini, ad, soyad, unvan ve adresleriyle, pay defterine kaydeder. TTK 499/2. Maddesine göre Payın usulüne uygun olarak devredildiği veya üzerinde intifa hakkı kurulduğu ispat edilmediği sürece, devralan ve intifa hakkı sahibi pay defterine yazılamaz. TTK 499/4 maddesinde Şirketle ilişkilerde, sadece pay defterinde kayıtlı bulunan kimse pay sahibi ve intifa hakkı sahibi olarak kabul edilir hükmü bulunmaktadır.
Payın, şirket pay defterine yazılması kurucu değil açıklayıcı niteliktedir. Pay defterine kayıt devrin geçerliliğini etkilemediği gibi devir için kurucu bir etkiye sahip de değildir. TBK 183. Maddesi kapsamında nama yazılı hisse senetlerinin alacağın temliki kuralına göre devri için yazılı devir beyanı ve senedin zilyetliğinin devralana geçirilmesi gerekir. TTK 647 . Maddesi gereği senedin fiilien teslimi şart olmayıp zilyetliğin diğer devir şekilleriyle de devri mümkündür.
Yukarıda bahsettiğimiz üzere nama yazılı hisse devrinde pay defterindeki kayıtlar ve şirketin pay defterine payı yazması açıklayıcı niteliğe sahiptir. Davacı taraf davada davacının 02.03.2018 tarihinde şirketteki payının bulunduğunu ancak davacının şirket hissesini devir, bağışlama vs. İşlemlerde bulunmamasına rağmen, 27.04.2018 tarihli genel kurulda davacının payının gözükmediğini belirterek %10 hissenin pay defterine davacı adına tescilini talep etmişse de dosya arasında bulunan açıklayıcı niteliğe sahip pay defteri kayıtlarından davacının payının davadışı ...'na geçtiği görülmektedir.
Davacı taraf pay devrinin gerçeği yansıtmadığı, hukuksuz olduğu iddiasını ancak payı devralmış gözüken ...'na karşı ileri sürebilir, pay devrinde şirket usulüne uygun olduğu kanısına vardığı pay devrini TTK 499/2 maddesi gereğince pay defterine kaydeder. Payı devreden taraf pay devrinin iptali ve kaydın düzeltilmesi için şirkete karşı talepte bulunamaz . Pay devrinin usulsuz ve geçersiz olduğunu iddia eden taraf payın devredildiği kişiye karşı açacağı davada verilecek karar sonucunda şirket verilen karar doğrultusunda işlem yapmak durumundadır. Davacının davalı şirketin %10 hissedarı olduğunun ve %10 pay karşılığı 3.620 adet hissenin davacıya ait olduğunun tespitini ve %10 hissenin pay defterine davacı adına tescilini, hukuka aykırı olan pay devrine ilişkin kayıtların iptalini, belgelerde bulunan imzaların davacıya ait olmadığının tespitine ilişkin talepleri yönünden davalı şirketin pasif husumeti bulunmadığından bu talepler yönünden davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle husumetten reddine karar vermek gerekmiştir.
Davacının kar payı alacağına ilişkin talebi yönünden yapılan incelemede ise Anonim şirkette genel kurulun görev ve yetkileri TTK 408. Maddesinde düzenmiş olup TTK 408/2-d maddesinde
Finansal tablolara, yönetim kurulunun yıllık raporuna, yıllık kâr üzerinde tasarrufa, kâr payları ile kazanç paylarının belirlenmesine, yedek akçenin sermayeye veya dağıtılacak kâra katılması dâhil, kullanılmasına dair kararların alınmasının genel kurulun devredilmez yetkilerinden olduğu düzenlenmiştir. Kar payının dağıtılmasına ilişkin karar alma yetkisi münhasıran genel kurula ait olduğundan pay sahipleri kar payı dağıtılmasına ilişkin genel kurul kararı olmadığı sürece kar payı talep edemezler. Ayrıca dosyada bulunan belgelerden ve davacının dava dilekçesinden anlaşılacağı üzere davacının payını 2018 yılında devrettiğinin pay defterleri ile anlaşıldığı, 2018 yılana kadarki dönem için davalı şirket genel kurulunun kar payı dağıtılmasına ilişkin bir kararı olmadığı anlaşıldığından, davacı taraf devrin gerçeği yansıtmadığını iddia etmişse davacının hissedar olduğu düşünülse dahi 2018 yılı sonrası için de davalı şirket genel kurulunun kar payı dağıtımına ilişkin bir kararın olmadığı ve dosyaya sunulan bilirkişi raporu ile de bu durum rapor edildiğinden davacının kar payı talebine ilişkin davasının reddine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda kararda açıklandığı üzere
1-Davacının şirket payının aidiyetine ve pay defterine tesciline ilişkin davasının husumetten reddine,
2-Davacının kar payına ilişkin davasının reddine
3-Harçlar Yasası'na göre alınması gereken 615,40-TL karar ve ilam harcından peşin alınan 1.707,75-TL harcın mahsubu ile fazla yatan 1.092,35 TL harcın karar kesinleştiğinde talep halinde davacıya iadesine,
4-Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince 30.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile Davalıya verilmesine,
5-Davacı tarafından sarf edilen yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına,
6-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
7-Bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,
8-Arabuluculuk ücreti olan 3.120,00-TL'nin davacıdan alınarak Hazineye irad kaydına,
Dair, Taraf vekillerinin yüzlerine karşı tebliğden itibaren 2 haftalık sürede HMK 341 maddesi uyarınca istinaf yolu açık olmak üzere karar verildi. 16/05/2025
Katip
e-imzalıdır
Hakim
e-imzalıdır