T.C.
İSTANBUL
5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/92 Esas
KARAR NO : 2024/777
DAVA : Ticari Şirket (Yöneticilerin Azline İlişkin)
DAVA TARİHİ : 04/06/2015
KARAR TARİHİ : 05/12/2024
Mahkememizde görülmekte olan Ticari Şirket (Yöneticilerin Azline İlişkin) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili vermiş olduğu 21/11/2012 dava dilekçesinde özetle; davalı şirketin başlangıçta .... Ltd. Şti. ünvanı ile (sonradan yapılan değişiklikle ...Tic. Ltd. Şti. olarak değiştirilmiş) 1993 yılında kurulduğunu, davacı ... ve davalılar ..., ... ve ...'ın şirketin %25 pay oranında ortakları olduğunu, şirketin mülkiyeti ... Teknik Üni.'ne ait bulunan kültür merkezini cafe, restoran v.b. İşleri yapmak üzere kiraladığını ve faaliyete geçirdiğini, şirket ortaklarının tamamının değişik tarihlerde ve değişik statülerde şirket müdürü olarak atandıklarını, daha sonra davacı ...'nun şirkete ortak olduğunu ve ortaklık kararının tescil ve ilanından sonra yapılan ortaklar kurulu toplantısında 20/04/2010 - 06/05/2019 tarihine kadar geçerli olmak üzere ... ve şirket dışından babası ...'nun şirkete müdür olarak atandığını, 28/10/2011 tarihinde yapılan bir toplantıda ...'nun müdürlüğüne son verildiğini, bunun üzerine müvekkil ...'nun şirket işlerine karıştırılmadığını, bütün işlerin ortaklar tarafından yürütüldüğünü, müvekkilinin şirket iş ve işlemleri hakkında bilgi almasının bile engellendiğini, şirketin ...'de kurulu ...Tic. Ltd. Şti'nin %99 pay oranında ortak olduğunu, müvekkilinin davalıların talimatı doğrultusunda...'de bulunan bu şirkete sokulmadığını, davalılar tarafından hukuka aykırı davranıldığını, davalıların şirkete zarar verici mahiyette yaptıkları iş ve işlemlerin bulunduğunu beyanla toplam 1.052.500,00 TL tutarındaki şirket alacağının dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile ...Ltd. Şti.'ye ödenmesini talep ve dava etmiştir.
Davacı davalılara karşı birlikte ortağı oldukları ... Şti'ni teknik üniversite ile yapmış oldukları kira sözleşmeleri kapsamında kiralanan işyerini alt kiracılara kiraya verdikleri işlemlerinde şirketi zarara uğrattıklarından dolayı şimdilik 100.000 TL'nin davalılardan tahsili ile ...Tic Ltd Şti ( ...Tic Ltd Şti)ne ödenmesine karar verilmesini belirsiz alacak davası olarak dava etmiş, ... 24 Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyasında görülmekte olan dava, ... 21 Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyası ile birleştirilmesine karar verilmiş, ... 21 Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyası ... 16 Asliye Ticaret Mahkemesinin ...Esas sayılı dosya numarasını almıştır.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; ... Şti'nin davalı ... tarafından kurulduğunu, daha sonra diğer ortaklara bir kısım paylarını verdiğini, şirkette davalı ...'ın %50, davalı ...'ın %25, davacı ...'nun %25 paya sahip olduğunu, şirkette ...,..., ... ve babası ...'nun müdür olarak görev yaptığını, daha sonra davacı ve babası ...'nun şirketi kendi kafalarına göre yönetmeleri nedeniyle ...'nun müdürlük görevine son verildiğini, davacının ise müdürlük görevinin devam ettiğini, ... şirketinin mali ve işletme sorumluluklarını davacı ... ve babası ...'nun yürüttüğünü, muhasebe işlemlerinin bu müdürler tarafından yapıldığını, müdürlük görevi olan ...'nun müdürlük görevine son verilmesine ilişkin karar toplantısına davacı ...'nun da fiilen katıldığını, ancak imzadan imtina ettiğini, alınan kararda bir usulsüzlük bulunmadığını, bu karar nedeniyle davacının kendilerine husumet duyduğunu, şirketteki %25 hissesi ile şirketin yönetimini tekrar ele geçirmeye çalıştığını, davacının ve babası ...'nun müdürlük görevleri sırasında şirketin defter ve belgelerinin kendilerinde olduğunu, şirket defter ve belgelerinin şirket merkezine teslim etmediklerini, şirket defterlerinde defter kayıtları dolmadan yeni defter ve kayıt oluşturduklarını, yaptıkları işlemlerden şirketi zarara uğratmadıklarını, şirketin %75 hissesine sahip olan davalıların şirketi zarara uğratmak için kararlar alıp bunu uygulamasının mümkün olmadığını, davacının bu davayı açmasındaki amacının %25 hisse ile şirketi ele geçirmeye çalışmak olduğunu, haksız davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
... 16.Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas, ... Karar, 24/03/2016 tarihli kararı ile Mahkememizin 2015/576 Esas sayılı dosyası ile birleştirilmesine karar verilmiş, Mahkememizin 2015/576 Esas sayılı dosyasında birleşen ... 16.Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyası yönünden bu dosyadan tefrikine karar verilerek dosya 2016/851 Esas numarasını almış, yargılamaya bu esas üzerinden devam olunmuştur.
Dava, davalıların ortağı ve yöneticisi oldukları şirkete verdikleri zararın davalılardan tahsili ile şirkete ödenmesine karar verilmesi istemine ilişkindir.
Mahkememizce yapılan yargılama sonucunda, dosya içerisinde bulunan ticaret sicil kaydı örneğinden tarafların ortaklığı olan ...Ltd Şti'nin 1993 yılında kurulmuş olduğu, daha sonra bu şirketin ticaret sicil gazetesinde yayınlanan 06/01/2010 tarihli ortaklar kurulu kararı ile ... Ltd Şti adını aldığı,20/04/2010 tarihli karar ile davalı ... ve ...'ın şirket müdürlüğünün 06/05/2019 tarihine kadar devamına, davacı ... ve babası ...'nun 06/05/2019 tarihine kadar şirket müdürü olarak atanmasına karar verildiği, şirketin müdürlerden ... ve ...'dan herhangi biri ile ... ve ...'ndan herhangi birinin müştereken atacakları imza ile temsil edeceği kararının bulunduğu, bu kararın 04/05/2010 tarihli ticaret sicil gazetesinde yayınlandığı, şirket ortaklar kurulunun 28/10/2011 tarihli kararı ile davacının babası ...'nun şirket müdürlüğüne son verilmesine oy çokluğu ile karar verdiği, şirketin ortaklar kurulunun 04/09/2012 tarihli toplantısında davalı ...'ın tek başına 20 yıl süre ile şirketi temsil ve ilzam etmek üzere yetkili kılınmasına karar verildiği, bu kararın ticaret sicil gazetesinde yayınlandığı, ticaret sicil kayıtlarına göre davacı ...'nun ve babası ...'nun tek başına veya ikisinin birlikte müştereken atacakları imza ile şirketi temsil ve ilzam etme konusunda yetkili kılınmamış oldukları görüldüğü, dosya içerisinde bulunan kira sözleşmesi örneğinden davacıların ortağı olduğu, ... Ltd Şti ile ... Teknik Üniversitesi arasında üniversitenin ... yerleşkesindeki öğrenci sosyal merkez binasındaki kantin, kafeterya ve restoran için 2 yıl süreli kira sözleşmesi bulunduğu, dosyadaki rehin belgesi örneğinden ... Ltd Şti'nin ... Bankası ... Şubesinden çekilen 145.000 TL tutarlı kredi ile kredi kullanıldığı, kredi sözleşmesi ve rehin belgesinde müteselsil kefil sıfatı ile davalılar ... ve ...'ın imzasının bulunduğu, bu kredi ile ... plakalı aracın satın alındığı, ... Bankası tarafından ... 3.İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası üzerinden rehnin paraya çevrilmesi yolu ile takip yapıldığı ve araç tescil kaydına şerh konulup aracın trafikten men edildiği, bu aracın şirket müdürleri ... ve ... tarafından ... 40.Noterliğinin...tarih ... yevmiye numaralı satış sözleşmesi ile 100.000 TL bedelle ...LTd Şti'ne satılmış olduğu, satış sözleşmesinde kasko değerinin 124.300 TL olarak yazılı olduğu, bu satışın şirket ortaklar kurulu tarafından 28/10/2011 tarihinde alınan oy çokluğu kararı ile yapılmış olduğu, dosya içerisinde bulunan ihtarname örneklerinden tarafların ortağı olduğu ...Ltd Şti tarafından davacı ...'na ... 40 Noterliği vasıtasıyla ... tarihli ihtarnamede; şirket defterler ve belgelerinin şirketin muhasebe hizmeti aldığı...'ın (...Hizmetleri Firmasından) istendiğini, firmanın ihtarname ile verdiği cevapta tüm defter resmi evrak ve belge asıllarının ...'na imza karşılığında teslim edildiği cevabının verildiği, şirkete ait tüm defter ve belgelerin şirkete teslim edilmesi yönünde ihtarname keşide etmiş oldukları,...Ltd Şti tarafından ... 40 Noterliğinin ... tarihinde davacı ...'na ihtarname çekilerek şirkete ait muhasebe evrak kayıt ve defter asıllarının ve şirkete ait...plakalı aracın tesliminin ihtar edildiği, ... Ltd Şti'nin davacı ...'na ... 40.Noterliği vasıtasıyla... tarihinde göndermiş olduğu ihtarnamede; ... plakalı aracın taraflarından alıkonulması nedeniyle icra yolu ile satışına sebep olunacağı ve bundan dolayı şirketin zarara uğrayacağının ihtar edilmiş olduğu, dosyada bulunan ... 6 Asliye Ceza Mahkemesinin ...Esas, ...Karar sayılı karar örneğinden katılan ...'ın , sanığın ... olduğu yargılama dosyasında ... hakkında ortağı olduğu ... Ltd Şti'nin ticari kayıt belge ve bilgilerini noter ihtarnamesi ile kendisinden istenmesine karşın bu defter ve belgeleri şirkete teslim etmediği, bu nedenle hizmet nedeniyle güvene kötüye kullanmak suçunu işlediği ve sanığın sonuç olarak 10 ay hapis ve 4 gün adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş olduğu, verilmiş olan kararın kesinleşmiş olduğu, Birleşen ... 21 Asliye Ticaret Mahkemesinin ...Esas sayılı dosyasında dinlenen tanıklar; kiracı olarak dükkan kiralarını düzenli olarak ödediklerini, kira bedellerinde indirim yapılmadığını, ödedikleri kira bedelleri için fatura düzenlendiğini, ortak alanlar içinde ödeme yaptıklarını buna ilişkin de fatura aldıklarını, ödemeleri banka veya elden makbuz karşılığı yaptıklarını, çay ocağının kışın 1,5 ay, yazın 2,5 ay boş kaldığını, çay ocağının haftasonları işinin olmadığını yönünde beyanda bulundukları, asıl ve birleşen davalarda taraflar arasındaki hukuki uyuşmazlığın, tarafların ortağı ve şirketi temsile yetkili oldukları ... Şti'nin 2010 ile 2014 yılları arasında davalıların şirket gelirlerini defterlere kaydetmedikleri, şirkete kiralanmış olan işyerlerinin alt kiracılara verilmesi sırasında kira indirimi yapıldığı ve şirkete ait aracın satılması sırasında şirketin zarara uğratıldığı konusuna toplandığı, TTK.nun 556.maddesine göre limited şirketlerde şirket müdürlerinin sorumluluğuna anonim şirket yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğuna dair hükümler uygulanacaktır. TTK. 553 ve 556 madde hükümlerine göre şirket müdürlerinin sorumluluğunun söz konusu olabilmesi için öncelikle bir zararın ve bu zararın oluşumunda şirket müdürlerinin hukuka aykırı kusurlu davranmış olmaları gerektiği, dosya içerisinde bulunan ticaret sicil kayıt örneklerinde davacının zararın oluştuğunu iddia ettiği 2010 ile 2014 yılları arasında ... ortağı ve şirket müdürü olduğu, asıl ve birleşen dosya üzerinden aldırılan kök ve ek raporlarda; davacının taleplerine ilişkin yapılan incelemenin şirket defter ve belgeleri üzerinden yapılamadığı, doğruluğu şirket defter ve belgeleri ile teyit edilmeyen flash diskteki bilgiler üzerinden yapılmış olduğu, düzenlenen kök ve ek raporlarda; davacının ortağı olduğu şirkete ait defter ve belgelerin usulüne uygun tutulmadığı ve bir kısmının da bilirkişi incelemesine sunulmadığı rapor edilmiş, davacı hakkındaki ... 6 Asliye Ceza Mahkemesi tarafından verilmiş karar örneğinden de görüldüğü üzere davacının zararın oluştuğunu iddia ettiği 2010 ila 2014 yılları arasında şirketin ortağı ve müdürü olduğu sırada şirkete ait tüm defter ve belgeleri uhdesinde tutup şirket tarafından çekilen ihtarnamelere rağmen şirkete vermediği, bu nedenle de mahkeme tarafından hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunu işlediği sabit görüldüğü, davacının da ortağı olduğu ... Ltd Şti'nin ortağı ve müdürü olan davalıların şirketi zarara uğratmaktan sorumlu tutulabilmeleri için öncelikle ortak olunan şirketin usulüne uygun tutulmuş defter ve belgeleri üzerinden zarara uğratılmış olduğunun ispat edilmesi gerektiği, dosya içerisinde bulunan ve zarar oluştuğu tespitine yönelik raporlar...Turizm Ltd Şti'nin defter ve belgeleri üzerinden değil, şirket kayıtları ile karşılaştırılıp doğruluğu tespit edilmeyen flas diskteki kayıtlar üzerinden hazırlandığı, şirkete ait aracın trafiğe çıkışından 2 yıl sonra üzerinde rehin kaydı olduğu halde satılmış olması aracın alış değeri ile satış değeri arasında şirketin zarara uğratıldığı yönünde düzenlenen rapordaki tespitin aracın kasko değeri ve defterlerdeki kayıt değeri üzerinden yapılan bir hesaplamaya dayandığı, piyasa fiyatına ilişkin bir somut tespit bulunmadığı, dosyada bulunan bilirkişi raporları , çekilen ihtarnameler ve davacı hakkında ... 6. Asliye Ceza Mahkemesinden verilmiş olan mahkumiyet kararının da davacının dava konusu zarara ilişkin kayıtların bulunduğu şirket defter ve kayıtları uhdesinde olmasına rağmen şirkete iade etmemiştir. Dinlenen tanık beyanlarında da; davalıların şirketi zarara uğrattıklarına dair bir bilgi ve anlatım olmadığı gerekçesi ile asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkememizden verilen 14/02/2019 tarih ve ... Esas, ... sayılı karar, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43.Hukuk Dairesinin ... Esas, ... Karar sayılı 27/12/2022 tarihli ilamıyla kaldırılmıştır. Dava mahkememizin 2023/92 Esasına kaydı yapılarak yargılamaya devam olunmuştur.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43.Hukuk Dairesinin ... Esas, ... Karar sayılı 27/12/2022 tarihli ilamında, ".. Limited şirket müdürlerinin sorumluluğu, 6762 sayılı TTK da olduğu gibi, 6102 sayılı TTK’nda da anonim şirket sorumluluk hükümlerine atıf yapılarak düzenlenmiştir. Gerçektende, TTK m. 644 fıkra 1 bent a hükmü açıkça, anonim şirketlere ilişkin sorumluluk hükümlerinin limited şirketlere de uygulanacağını, hüküm altına almıştır.
Atıf yapılan anonim şirketlere ilişkin hukuki sorumluluk hükümleri, TTK’nın ikinci kitabının dördüncü kısmının sonunda, onbirinci bölümde m. 549 ilâ 561 arasında toplu olarak düzenlenmiş ve m. 549-555 de sorumluluk halleri altı başlık altında toplanmış bulunmaktadır. Sorumluluk hallerinin özel olarak sayıldığı başlıklarda, sorumluluğun konusu, sorumlular ve sorumluluk şartları ile sorumluluğun hukuki sonucu gösterilmiştir. Böylece, TTK m. 555 ilâ 561 de düzenlenen ve ortak hüküm niteliği taşıyan, şirketin zararına, müteselsil sorumluluğa, ibraya, zamanaşımına ve yetkili mahkemeye ilişkin hükümlerin de limited şirkette uygulanmasına imkan verilmiştir.
Müdürlerin hukuki sorumluluğu esas itibariyle TTK’nun 553 üncü maddesinde düzenlenmiştir. Bu madde organa özgü sorumluluğu, müdürlerin, yöneticilerin, tasfiye memurlarının sorumluluğu yanında, kurucuların sorumluluğunu da içerecek şekilde hüküm altına almıştır.
Bilindiği gibi; Yasa ve ana sözleşmenin kendilerine yüklediği görevleri gereği gibi yerine getirmeyen şirket yöneticileri bu yüzden oluşan zararlar nedeniyle ortaklığa, ortaklara ve ortaklık alacaklılarına karşı sorumludur. Yönetici aleyhine açılacak sorumluluk davasında asıl dava hakkı ortaklığa ait olup, böyle bir davanın açılabilmesi genel kurulun bu yönde bir karar alması koşuluna bağlıdır. Ancak, zarar gören ortakların da yöneticiler aleyhine dava açma hakkı bulunmaktadır. Ortak tarafından açılacak dava, ortaklığın dava açabilmesi için alınması gerekli genel kurul kararına bağlı da değildir. Ortakların dava açma hakkı da doğrudan doğruya zarar ve dolaylı zarar durumuna göre değişiklik gösterir.
Bu nedenle, ortağın doğrudan zararı ile dolaylı zararın açıklanması gerekmektedir.
6762 sayılı Türk Ticaret Kanununda çokça tartışılan doğrudan zarar ve dolaylı zarar kavramlarına 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununda yer verilmemiştir. Ancak yeni Kanunda da şirkete, pay sahiplerine ve alacaklılara uğradıkları zararlar için dava açma hakkı tanınmıştır. Bu kişiler, uğradıkları doğrudan zararların tazmini için kusurlu yönetim kurulu üyelerine yönelebilirler. Ayrıca şirketin uğradığı zararlardan yansıma yoluyla zarar gören yani dolaylı zarara uğrayan pay sahibi ve alacaklılar da belli koşullarda sorumluluk davası açabilirler (TTK 553, 556).
Doğrudan ve dolaylı zararlar, yönetim kurulu üyelerine karşı açılacak sorumluluk davasında pay sahipleri ve alacaklılar bakımından önemli kavramlardır. Yönetim kurulu üyelerinin kusurlu davranışlarının şirketin, pay sahibinin veya alacaklının alanında doğrudan yol açtığı zararlara doğrudan zarar denir. Yönetim kurulu üyelerinin kusurlu davranışlarının şirketin malvarlığına zarar verdiği ve bu zararın pay sahiplerini veya alacaklıları etkilediği zararlara da dolaylı zarar denir.
Doğrudan zarara istinaden dava hakkı her bir ortağa ve alacaklıya direk ve kişisel olarak tanınmıştır. Diğer ortakların, alacaklıların veya şirketin tazminat talebinden tamamen bağımsızdır. Zararın doğrudan zarar olması halinde, ortak bu davayı hem yönetim kurulu üyelerine hem de şirkete yöneltebilir.
Dolayısıyla zarar olarak nitelendirilen zarar ile kastedilen, ortakların veya alacaklıların, yönetim kurulu üyelerinin ortaklık malvarlığını kötüleştiren davranışlarından şirketin zarara uğraması neticesinde uğradıkları zarardır (yansıma zarar/Reflexschaden). Burada doğrudan zarar gören şirket olmakla birlikte, onun malvarlığında azalma meydana getiren bütün işlemler, ortaklar ve alacaklılar bakımından dolayısıyla zarar teşkil etmektedir, çünkü bu zarar nedeniyle şirketin ödeme gücünde meydana gelen azalma, alacaklıların ve ortakların taleplerinde bir kayba yol açmaktadır.
6102 s. TTK mülga TTK md. 309 dan farklı olarak dolaylı zarar kavramını kullanmamış, şirketin uğradığı zararın şirket ve ortaklar tarafından talep edilebileceğini belirterek dolaylı zarara üstü kapalı olarak yer vermiştir. Ortakların ve alacaklıların dolayısıyla zararından ancak şirketin zarara uğraması ve bu zararın ortakların ve alacaklıların malvarlığında bir azalmaya sebep olması halinde bahsedilebilir. Şirketin zararı ortakların ve alacaklıların dolayısıyla zararının “olmazsa olmaz/conditio sine qua non” şartıdır.
Dolaylı zararın talebi halinde ise davanın şirkete yöneltilmesi mümkün değildir. Zira bu durumda asıl zarara uğrayan şirketin kendisidir. Ortak ile alacaklı, şirketin zararının giderilmesi talebiyle bu davayı açmaktadır.
Bu genel açıklamalardan sonra somut olayda açılan davalar ve gelişimi şöylece özetlemek gerekmektedir:
21/11/2012 tarihinde ... 21 Asliye Ticaret Mahkemesinin ...esas dosyası ile davacı ... tarafından davalılar ..., ... ve Ali Temertürkan davalı gösterilerek tarafların ortak olduğu...Ltd. Şti'nin 2011 yılı ile 2012 yılı ilk üç aylık dönemine ilişkin gerçek gelirlerinin şirket kayıtlarına aktarılmayarak 945.000,00 TL, şirkete ait aracın Ortaklar Kurulu Kararı ile 125.000,00 TL bedel ile satılmasına karar verilmiş olmasına rağmen 100.000,00 TL bedel ile satılmasından kaynaklanan 25.000,00 TL zarar ile kiracıların ödemekte bulunduğu kira bedelinden indirim yapılmak suretiyle 2011 yılı içinde doğan 82.500,00 TL zararın davalı yönetim kurulu üyelerinden tahsiline ilişkin dava açılmıştır.
Açılan bu dava ile birleşen ... 24. Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyası ile yine davacı ... tarafından davalılar ..., ... ve ... aleyhine esas dava ile aynı gerekçelerle 2012 yılı 1 nisan tarihinden başlayıp 2014 yılı mart sonuna kadar dönem için aynı şirketin uğradığı zararlar yönünden dava açılmış ve davalar birleştirilmiştir. ... 21. Asliye Ticaret Mahkemesinde görülen dosya Ticaret Mahkemelerinin heyet haline dönüşmesi üzerine ... 16. Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas numarasını almış, yargılama bu dosyadan yürütüldüğü esnada bu Mahkemece taraflar arasında ... 5. Asliye Ticaret Mahkemesinde görülen .. Esas sayılı aynı şirkete ait yönetim kayyımı atanmasına ilişkin dosya ile birleştirilmiş, bilahare bu Mahkemece de birleşen bu dosya tefrik edilerek yine ... 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin...Esas sayılı dosyasına kaydedilerek yargılama yürütülmüştür. Bahsi geçen Mahkemece verilen 14/02/2019 tarihli karar başlığında esas dava yönünden 4 numaralı davalı olarak görülen ...Tic. Ltd. Şti'nin asıl ve birleşen davada davalı olmadığı, bu şirketin dosyanın tefrik edildiği ... 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas dosyasının davalı olduğu, UYAP sisteminde sehven kayıtlı kaldığı, karar başlığına da bu şekilde sehven davalı olarak geçtiği belirlenmiştir.
Dosyaya toplanan deliller, bilirkişi raporları, tanık beyanları, Vergi Dairesinden gelen kayıtlar, şirketin dava konusu edilmeyen 2010 yılı dahil olmak üzere ticari faaliyetlerinde kayıt dışı işlem yapmayı usul haline getirdiği, resmi kayıtlar ile vergi yükümlülüklerinden kaçınıldığı, resmi kayıtların dışında ayrıca gayri resmi kayıt tutulduğu, ortaklar arasında bu gayri resmi kayıtlara göre kar paylarının paylaşıldığı, davacı ortağın ve şirkette bir dönem müdürlük yapan davacının babası ...'nun da bu durumu bildikleri, bu kişilerin yönetici oldukları dönemde de aynen müteakip dönemlerde olduğu gibi çifte kayıt tutulduğu, gayri resmi kayıtlar üzerinden kar payları alındığı, bu şekilde ...'na gayri resmi kayıtlar üzerinden belirlenen gelire göre bir kısım ödemeler yapıldığı, davacının babasının şirket müdürlüğünden azlinden ve davacının da şirket işlerinden uzaklaştırılmasından sonra davacının bu duruma karşı çıktığı, daha önceki dönemde şirketin bu şekilde işleyişine herhangi bir itirazları bulunmadığı, kendilerinin de şirketi bu şeklide yönettikleri anlaşılmaktadır. Ancak yasal sorumluluklardan kaçınmak ve usulsüz işlemlerin sürekli hale gelmesi diğer ortaklar yönünden kazanılmış hak oluşturmayıp, bu duruma karşı çıkılması hakkın kötüye kullanılması olarak değerlendirilmemiştir.
Dava konusu edilen aracın Ortaklar Kurulu Kararı ile davacıdan geri istenilmesi, ancak davacı tarafından şirkete teslim edilmemesi üzerine şirketin kullandığı kredi borçlarının ödenmeyerek icra takibine başlanılmasının davalı ortaklarca yolunun açıldığı, aracın muhafaza altına alındıktan sonra satışının gerçekleştirildiği, aracın kasko değerinin 124.300,00 TL olmasına Ortaklar Kurulu Kararınca 125.000,00 TL ye satılması yönünden karar verilmiş olmasına rağmen 100.000,00 TL bedel ile satılmış olmasında satış sözleşmesini yapan davalı ortakların kusurunun bulunduğu, şirketin bu yolla 25.000,00 TL zarara uğratıldığı anlaşılmaktadır.
Dosyada toplanan deliller, tanık beyanları, vergi kayıtları ve davacı tarafından flash bellek ile dosyaya sunulan kayıtlar ve gayri resmi kayıtlara ait evrak suretleri bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davalıların müdürü oldukları şirkette gerçek satışları gizleyerek düşük gelir göstermek suretiyle şirketi zarara uğrattıkları sabittir. Ancak dosyaya kazandırılan bilirkişi raporlarında asıl davada 2011 yılı ile 2012 yılının Mart ayı sonuna kadar olan bölüm için kayıtların gizlenerek şirketin zarara uğratıldığına ilişkin talep gözden kaçırılarak, 2010 yılı dahil hesaplama yapıldığı, yine birleşen dava yönünden 2012 yılının 1 Nisan tarihinden başlayıp 2014 yılının Mart ayı sonuna kadar olan dönem için hesaplamanın denetime elverişli ve açık olarak yapılmadığı belirlenmiştir.
Bu durumda Mahkemece asıl dosya ve birleşen dosya yönünden talep tarihleri de dikkate alınarak her bir dosya yönünden ayrı ayrı zarar miktarının belirlenmesi için dosyanın önceki bilirkişi heyetine tevdi edilerek denetime elverişli rapor alındıktan sonra karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile karar verilmesi Yasa ve usule uygun bulunmamıştır. .." şeklinde karar oluşturulmuştur.
Mahkememizin 06/04/2023 tarihli celse ara kararı gereği, Dosyanın önceki bilirkişilere tevdi edilerek İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43 Hukuk Dairesi kaldırma kararı doğrultusunda asıl ve birleşen dosya açısından talep tarihi de dikkate alınarak zarar doğup doğmadığı bir zarar doğdu ise miktarının hesaplanmasının istenilmesine karar verilmiş olup, 04/10/2023 tarihli bilirkişi heyeti raporunda, BAM kaldırma kararı kapsamında daha önce yapılan hesaplamadaki Asıl davaya ilişkin 2010 yılı ayrık tutulduğu için 2012 yılı 4. Ayına kadar dönem esas alındığında hesaplama daha önceki rapordan bu nedenle farklı olarak 559.837,53 TL hesaplandığı, Birleşen davaya ilişkin 2012 yılı Nisan ayından sonrası 2014 yılı Mart ayı sonuna kadar dönem için önceki dönemlerdeki resmi gelir ile fark eden tutar oranları belirlenerek 2012 yılı Nisan ayından sonra da 2012 ilk dört aylık dönemdeki fark oranı resmi gelirlere uygulanarak fark olabilecek tutarın 417.586,89 TL hesaplandığı kanaatine varıldığını bildirdikleri görüldü.
Mahkememiz 08/02/2024 tarihli celse ara kararı gereği, Tarafların rapora yapmış oldukları itirazların değerlendirilmesi, BAM 43 Hukuk Dairesinin kararında zarar olarak kabul edilen araç satışından kaynaklanan 25.000 TL'nin BAM 43.Hukuk Dairesi kararında belirtilen asıl ve birleşen davadaki yıllar içerisinde kalıp kalmadığı, hesaba dahil edilip edilmesinin gerekip gerekmediği, yine kiraların düşülmesinden kaynaklanan zararın BAM 43 Hukuk Dairesinin kararında belirtilen yıllar içerisindeki zarar olarak kalıp kalmadığı,zarar hesabına dahil edilmesi gerekip gerekmediği yolunda bilirkişilerden ek rapor alınmasına karar verilmiş olup, 08/07/2024 tarihli bilirkişi heyeti ek raporunda, BAM kaldırma kararı kapsamında daha önce yapılan hesaplamadaki Asıl davaya ilişkin 2010 yılı ayrık tutulduğu için 2012 yılı 4. Ayına kadar dönem esas alındığında hesaplama daha önceki rapordan bu nedenle farklı olarak 559.837,53 TL hesaplandığını, Birleşen davaya ilişkin 2012 yılı Nisan ayından sonrası 2014 yılı Mart ayı sonuna kadar dönem için önceki dönemlerdeki resmi gelir ile fark eden tutar oranları belirlenerek 2012 yılı Nisan ayından sonra da 2012 ilk dört aylık dönemdeki fark oranı resmi gelirlere uygulanarak fark olabilecek tutar 417.586,89 TL hesaplandığını, bu kez mahkemenin 08.02.2024 tarihli ara kararı ile tevdi edilen görev çerçevesinde; araç satış zararının 25.000,00.TL ve satış tarihinin 16.02.2012 olduğu, kira indirimi nedeniyle oluşan zarar toplamının 71.474,47.-TL olduğu ve zararın 2011-2012 döneminde oluştuğu, Kök, 1. ve 2. ek raporlarda varılan hukuki görüşlerini muhafaza ettiklerini bildirdikleri görüldü.
Davacı vekili 09/09/2024 tarihli dilekçesi ile, Mahkeme ara kararına uygun olarak yapılan inceleme ve değerlendirme sonucu, bilirkişiler tarafından 24/07/2024 tarihli rapor düzenlendiği ve dosyaya sunulduğunu, bu raporun, aynı bilirkişiler tarafından düzenlenen 04/10/2023 tarihli rapora ve mahkemece verilen ara kararına uygun düştüğünü, 04/10/2023 tarihli rapora karşı beyanlarını 04/12/2023 tarihli dilekçe ile dosyaya sunduklarını, taraflarınca açılan ve asıl dava ile birleştirilen dava dilekçelerinde, HMK m.107 kapsamında dava değeri belirsiz olduğundan, fazlaya ilişkin haklar ve harç ikmali hususu saklı tutularak, harca esas olmak üzere 100.000,00-TL değer üzerinden birleşen dava açılmış bulunduğunu, bilirkişiler tarafından yapılan hesaplamaya göre, birleşen davanın kapsadığı dönemden doğan alacakları 417.586,89-TL olduğundan, aradaki farkın harcının hesaplanarak taraflarından tahsili gerektiğini, bu dosyayla yapılan dava değerini 417.586,89-TL'ye arttırdıklarını, asıl dava ve birleşen dava için bilirkişilerce tespit edilen bedelin her bir dava için dava tarihinden itibaren hesaplanacak avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiş oldukları ve tamamlama harcını mahkememiz veznesine depo ettikleri görüldü.
Tüm dosya kapsamı ve delillerin değerlendirilmesi sonucunda, davalıların müdür oldukları şirkette gerçek satışları gizleyerek düşük gelir göstermek sureti ile şirketi zarara uğrattıkları, asıl davada 2011 yılı ile 2012 yılının mart ayı sonuna kadar olan bölüm için kayıtlar gizlenerek şirketin zarara uğratıldığı, asıl dava açısından 2010 yılı aylık tutulduğunda, 2011 yılı için oluşan zararın 517.232,76-TL, 2012 yılı ocak, şubat, mart ayları için oluşan zararın 42.604,77-TL olmak üzere toplam 559.837,53-TL olduğu, ... 40. Noterliğinin ... tarih ve ... yevmiye numaralı Araç satış sözleşmesi ile şirkete ait aracın kasko değerinin 25.000,00-TL altında satıldığı, bu sebeple doğan 25.000,00-TL'lik zarardan davalıların sorumlu bulunduğu, davalı şirket müdürlerinin yapmış oldukları kira sözleşmelerinde kira bedellerini düşürdükleri, kira bedellerinin düşürülmesinden kaynaklı olarak 71.474,47-TL zarar doğduğu, asıl dava açısından toplam zarar miktarının ( 559.837,53-TL + 25.000,00-TL + 71.474.47-TL = 656.312,07-TL) 656.312,07-TL olduğu, birleşen dava açısından, 2012 yılı Nisan ayından , 2014 yılı Mart ayı sonuna kadar dönem içindeki önceki dönemlerdeki resmi gelir ile fark eden tutar oranlarının resmi gelirlere uygulanması sonucunda doğan zararın 417.586,39-TL olduğu hüküm vermeye elverişli denetime açık kök ve ek raporlardan anlaşıldığından, Asıl davada; Davanın Kısmen Kabulüne, 656.312,07-TL nin davalılardan dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile müştereken ve müteselsilen tahsili ile .... Ltd şirketine ödenmesine, Fazlaya ilişkin istemin reddine, Birleşen davada; Davanın Kabulüne, 417.586,89 TL nin davalılardan dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile müştereken ve müteselsilen tahsili ile ...Ltd şirketine ödenmesine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle,
1-Asıl davada; Davanın Kısmen Kabulüne, 656.312,07-TL nin davalılardan dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile müştereken ve müteselsilen tahsili ile ... Ltd şirketine ödenmesine, Fazlaya ilişkin istemin reddine,
-Karar tarihinde yürürlükte bulunan harçlar tarifesi uyarınca hesap edilen 44.832,68-TL karar harcından, peşin alınan 15.629,65-TL harçtan mahsubu ile bakiye 29.203,03-TL harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile hazineye irad kaydına,
-Davacı tarafından yatırılan toplam 15.629,65-TL harç ile davacı tarafından yapılan toplam 16.350,00-TL yargılama giderinin, davanın kabul edilen kısmı üzerinden hesaplanan 10.195,44-TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, bakiye kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,
-Davalılar tarafından yapılan yargılama gideri olmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden, davanın kabul edilen kısmı üzerinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesaplanan 102.446,81 TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
-Davalılar ... ve ... kendisini vekille temsil ettirdiğinden, davanın red edilen kısmı üzerinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesaplanan 63.390,07 TL'nin davacıdan alınarak davalı ... ve ...'a verilmesine,
-Davacı ve davalılar tarafından yatırılan gider avansından bakiye kalan kısmın, karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,
2-Birleşen davada; Davanın Kabulüne, 417.586,89 TL nin davalılardan dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile müştereken ve müteselsilen tahsili ile ...Tic. Ltd şirketine ödenmesine,
-Karar tarihinde yürürlükte bulunan harçlar tarifesi gereğince hesaplanan 28.525,36-TL nispi karar ve ilam harcından, başlangıçta yatırılan 1.707,75-TL peşin ve 5.424,00-TL tamamlama harcı olmak üzere toplam 7.131,75-TL harçtan mahsubu ile bakiye 21.393,61-TL nispi karar ve ilam harcının davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile hazineye gelir kaydına,
-Davacı tarafından yatırılan 7.131,75-TL peşin harç ile davacı tarafından yapılan 500-TL yargılama giderinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine,
-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesaplanan 66.638,03 TL nispi vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
-Davacı ve davalı tarafından yatırılan gider avansından bakiye kalan kısmın karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,
Dair davacı vekili ile davalı ... vekili ile davalı ... vekilinin yüzüne karşı tebliğden itibaren 2 haftalık sürede HMK 341. maddesi uyarınca istinaf yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 05/12/2024
Başkan ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Katip ...
e-imzalıdır