T.C.
İSTANBUL
5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/143 Esas
KARAR NO : 2025/679 Karar
DAVA : İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 26/09/2023
KARAR TARİHİ : 17/10/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili 26/09/2023 tarihli dilekçesinde, Müvekkil Şirketin, seyahat acentelerinin kullanımına yönelik dünyanın önde gelen turizm yazılımlarının üreticisi ve satıcısı olduğunu, Müvekkil Şirket'in müşterisi olan seyahat acenteleri, Müvekkil Şirket'in üreticisi ve satıcısı olduğu söz konusu rezervasyon sistemi yazılımı üzerinden havayolu, denizyolu, demiryolu ulaşım biletleri satmakta ve otel rezervasyonu, araç kiralama rezervasyonu gibi işlemleri yaptığını, davalı Şirket de Müvekkil Şirket'in müşterilerinden birisi olup, taraflar arasında 1 Ağustos 2016 tarihinde imzalanan Abonelik Sözleşmesi uyarınca ('Abonelik Sözleşmesi') davalı Şirket kendi müşterilerine (tüketicilere) satacağı biletleri ve gerçekleştireceği rezervasyonları sözleşme süresi olan 5 yıl boyunca Müvekkil Şirket'in rezervasyon yazılım sistemi üzerinden gerçekleştirmeyi taahhüt ettiğini, yine tarafların arasında imzalanan 1 Ağustos 2016 tarihli Protokol ("Protokol”) uyarınca, davalı şirketin Abonelik Sözleşmesi'nin süresi olan 5 yıl boyunca, 5 yıl için toplam belli miktarlarda minimum rezervasyon yapmayı (sektör dilinde “... üretimi” olarak kullanılmaktadır) taahhüt ettiğini ve Müvekkil Şirketin de, Davalı Şirket'in bu minimum ... üretim taahhüdüne karşılık 11.800,00 Euro (10.000 Euro *KDV) İmza Bonusu olarak Davalı Şirket'e imza anında ödediğini ancak Davalı Şirketin 11.800,00 Euro (10.000 Euro *KDV) tutarındaki imza bonusu ödemesini peşinen almasına rağmen ödemeyi aldıktan sonra Sözleşme ve Protokol ile kabul ettiği yükümlülüklerini yerine getirmemiş ve taahhüt ettiği minimum ... üretim sayılarına 5 yılın sonunda ulaşamadığını, sonuç olarak Davalı Taraf ınserbest iradesi ile kabul ettiği ve aşağıda detayı yazılı ... üretim sayısına ilişkin taahhütleri yerine getirmediği için Abonelik Sözleşmesi ve Protokol uyarınca yine serbest iradesi ile kabul ettiği cezaları ödemekle yükümlü olduğunu, davalı Şirket'e Protokol ve Sözleşme'den Kaynaklı Eksik Üretim Bedellerinin Karşılığı Olarak Fatura Düzenlenmiş, Davalı Taraf Faturaya ve Sonrasında Başlatılan Takibe Haksız Olarak İtiraz Edildiğini, Davalı Şirket Protokol'ün 1. Sayfasında yazılı “İmza Bonusu ve Shortfali” başlıklı maddesi uyarınca ve aşağıda detaylıca açıklanacağı üzere 11.800,00 Euro imza bonusu ödemesini aldıktan sonra Sözleşme süresi olan 5 yıl boyunca toplam minimum 46.969 adet ... üretimi (rezervasyon sayısı) yapacağını taahhüt ettiğini, ilgili maddenin: “... imza bonusu olarak 10.000,00 EURO * KDV tutarında ödeme yapacağını, buna mukabil Abone, Abonelik Sözleşmesinde uygun rezervasyonlar olarak tanımlanan uygun şartlara sahip en az 46.969 adet rezervasyonu gerçekleştirmeyi taahhüt eder” şeklinde olduğunu, maddenin devamında “işbu abonelik sözleşmesi boyunca abonenin ofisleri tarafından ulaşılması gereken kombine edilmiş yıllık dönem hedefinin yakalanamaması durumu shortfall olarak nitelendirilecektir.” şeklinde tanımlandığını, ilgili maddenin devamı *her ne sebeple olursa olsun shortfall durumu ortaya çıkarsa abone ...'a dönem hedefi miktarından eksik olan miktar kadar uygun şartlara haiz rezervasyon başına 0,21 Euro* Kdv tazminat ödeyecektir.” şeklinde olduğunu, Davalı Şirketin, 2016 yılından 5 yıllık dönemde için 10.049 adet ... üretimi gerçekleştirdiğini ve Davalı Şirket'in Protokol'ün bu hükmüne göre taahhüdünden bakiye kalan 36.920 adet ... üretimi karşılığı olan (36.920 adet x 0,217 Euro* Kdv) 9.148,78 Euro ceza ödemesi gerektiğini, 5 yıllık döneme ilişkin bu Eksik ... Tazminat Bedeli tahakkuk ettirilmiş ve buna ilişkin Fatura düzenlendiğini ve Davalı Şirkete gönderildiğini, davalı Şirketin bu faturaya haksız olarak itiraz ettiği gibi yapılan icra takibine de haksız olarak itiraz ettiğini, davalı Şirketin ise Sözleşme ile ödeme zamanı kesin vadeli olan bu faturayı Sözleşme ve Protokol kapsamı hizmet ve ürünleri almasına ve taahhütlerini yerine getirmemesine rağmen faturayı tebliğ aldıktan sonra iade fatura olarak düzenleyerek Müvekkil Şirket'e iade ettiğini, Davalı Şirket ile iyi niyet çerçevesinde yapılan görüşmelerin de sonuçsuz kalması ve takibe yapılan itiraz üzerine bu davayı açma zorunluluğumuz doğduğunu, öncesinde dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmasının dava şartı olduğundan arabuculuya başvurulduğunu ancak görüşmenin “anlaşmama'" ile sonuçlandığını, bu nedenlerle Taraflar arasında akdedilmiş olan 01.8.2016 tarihli Abonelik Sözleşmesi ("Sözleşme") ve yürürlük tarihi ve 01.8.2016 tarihli Protokol (Protokol') gereği ve Taraflar arasındaki mevcut ticari ilişki neticesinde Davalı yanın Sözleşme ve Protokol ile kendisine yüklenmiş edimlerini ve taahhütlerini yerine getirmemesi nedeni ile temerrüt tarihinden fiili ödeme tarihine kadar devlet bankalarının Euro para birimi ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranı ile tahsili talep edilen ... 24. İcra Dairesi ... Esas sayılı dosyasında yapılan itirazın iptali ve takibin devamına, Davalı Tarafın %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin Davalı Tarafa tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili 16/10/2023 tarihli cevap dilekçesi ile, Davacı tarafından ... 24. İcra Dairesi nezdinde E. ... sayılı dosya kapsamında müvekkil aleyhine ilamsız takip yolu ile icra takibi başlatıldığını ve takip dayanağı belge olarak da 21.07.2023 tarihli ve 9.148,78 EURO (275.703,97 TL) meblağlı ... numaralı eksik ... tazminat bedeli konulu fatura gösterildiğini, Müvekkil şirket ve davacı şirket arasında 2017 yılında beri herhangi bir ticari ilişki bulunmadığı için ve yetkisiz icra dairesinde takip başlatıldığı için ilgili takibe itiraz edilerek takip durdurulduğunu, HMK m.6 kapsamında genel yetki kuralı belirlenmiştir: "(1) Genel yetkili mahkeme, davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesidir.". HMK m.10 kapsamında da sözleşmeden doğan davalarda yetki belirlenmiş ve "(1) Sözleşmeden doğan davalar, sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesinde de açılabilir." düzenlendiğini, ilgili madde uyarınca somut olay incelendiğinde müvekkil şirketin yerleşim yerinin Ankara olduğunu, aynı zamanda alacaklı tarafın talep kaynağı belge olarak sunduğu sözleşmenin ifa yeri de Ankara olduğunu, bu kapsamda öncelikle işbu davanın öncelikli olarak usul açısından reddi gerektiğini, zamanaşımı İtirazının; Davacı tarafın talep ettiği alacak açısından (ki böyle bir alacak söz konusu değildir) zamanaşımı itirazında bulunduklarını, ... 35. Noterliğinden gönderilmiş olan ... yevmiye tarihli ve ... sayılı ihtarnamede de belirtilidği üzere alacaklı şirket ile müvekkil şirket arasında herhangi bir ticari faaliyet ve bu nedenle de alacaklı şirkete karşı bir borç bulunmadığını, davacı tarafından dosyaya sunulan Protokol ve Abonelik Sözleşmesi kapsamında müvekkil şirketin yetkilisine ait olduğu iddia edilen imza, müvekkil şirket yetkilisine de ait olmadığını, imzalanan Protokolde de imza kısmında müvekkil şirketi temsile yetkili olarak ...'ın ismi verilmiş olmasına rağmen, imza .... tarafından atıldığını, imza sirkülerinden ve Ticaret Sicil Gazetesi örneğinde de anlaşılacağı üzere şirketi temsile yetkili kişi ...olduğunu, Müvekkil şirketi temsil ve ilzam açısından yetkisi olmayan kişi ile imzalanan sözleşmenin hukuken bağlayıcılığı da söz konusu olamayacağını, davacı tarafından kendi delillerinin sözleşme kapsamında kesin delil olarak nitelendirilmesi gerektiği belirtildiğini, davacı şirket tarafından tek taraflı olarak hazırlanmış sözleşme kapsamında düzenlenen delil sözleşmesinin müvekkil şirketin ispat hakkını sınırlandırdığını, bu kapsamda genel işlem şartları çerçevesinde akdedilen delil sözleşmesinin genel işlem şartları çerçevesinde geçersiz olduğunu, ilgili protokolün yürürlük tarihi protokolün başında bir sene olarak belirlendiğini, Protokol kapsamında 11800 EUronun neye ilişkin ödeneceği kapsamında bir açıklama yapılmamış olmakla beraber sözleşme veya protokol kapsamında da buna ilişkin düzenleme bulunmadığını, aynı şekilde dosyaya sunulan ilgili protokolün (1.8.2016 tarihli) ikinci sayfa son paragrafında :".Her bir yıla ait hesaplama ilgili yılın sona ermesinden sonra 30 gün içerisinde Abone Ofislerince gerçekleştirilmiş ilgili yıla ait " ibaresi yer almasına rağmen 2016 yılında imza altına alındığı ifade edilen protokol kapsamında davacı taraf icra takip aşamasına kadar olan süreçte yani aradan geçen 7 yıllık sürede e bir mutabakat talebinde bulunduğunu, var olduğunu iddia ettiği alacakları ile ilgili bir bildirimde bulunmadığını, taraflar arasında bağlayıcı bir sözlemenin varlığı halinde davacı tarafın bu denli uzun bir süre beklemesinin hayatın olağan akışına uygun olmadığını, davacı tarafından dava dosyasına sunulan Aboneli Sözleşmesi başlıklı sözleşme hükümlerine uygun olarakta aradan geçen bu yedi yıllık süre zarfında bir denetim/teftiş veya veri talep etmeye yönelik işlem olmadığı sabit olduğunu, bu kapsamda müvekkilin hakkında olmayan bir ticari ilişki kapsamında takip yapıldığı ve buna haklı olarak tarafımızdan itiraz edildiğinin açık olduğunu, müvekkil şirkete ait ticari kayıtlar ile de sabit olduğu üzere müvekkilim şirketin davacı tarafa bakiye bir borcu bulunmadığını, bu nedenlerle davanın yetkisiz mahkemede açılması nedeniyle usulden reddine, mahkeme aksi kanaatte ise davacının hukuki ve fiili dayanaktan yoksun olarak açtığı itirazın iptali davasının esastan reddine, takibinde haksız ve kötüniyetli olan alacaklı hakkında takip konusu alacağın %20'sinden az olmamak üzere tazminata mahkum edilmesine, ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkememizin ... Esas... Karar sayılı 13/12/2023 tarihli mahkeme ilamında; mahkememizin yetkisizliğine, dava dilekçesinin yetkisizlik nedeniyle reddine, yetkili mahkemenin ... Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesi olduğuna, hüküm kesinleştiğinde ve talep halinde dava dosyasının yetkili ... Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesi gönderilmesi şeklinde karar verilmiştir.
Karar yasal süresinde davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesinin 08/02/2024 tarih ve ...Esas, ... Karar sayılı kaldırma kararında "... Sonuç olarak, taraflar arasındaki protokolde uyuşmazlık durumunda İstanbul mahkemelerinin yetkili olacağının kabul edildiği, icra takibinin yetkili icra dairesinde yapılmış olması nedeniyle itirazın iptali davasına özgü dava koşulunun sağlanmış olduğu, davanın da protokole göre yetkili kabul edilen İstanbul Mahkemelerinde açıldığı gözetilerek, işin esasına girilmek suretiyle taraf iddia ve savunmaları ile toplanan ve toplanacak delillerin değerlendirilmesi sonucunda davanın esası hakkında bir karar verilmesi gerekirken, hatalı gerekçe ve yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz görülmüştür. Yukarıda açıklanan nedenlerle, mahkemece yargılamaya devam edilerek uyuşmazlığın esası hakkında bir karar verilmesi gerektiğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın m. 353(1)-a-4 hükmü uyarınca kabulü ile ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasına, dosyanın kararı veren yerel mahkemeye gönderilmesine dair .." şeklinde karar oluşturulmuştur.
Mahkememizce İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinin 17. Hukuk Dairesinin ... Esas, ...Karar sayılı kaldırma ilamına uyularak dava Mahkememizin 2024/143 Esasına kaydı yapılarak, açık yargılamaya devam olunmuştur.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava 2004 sayılı İİK 67/1 maddesi gereği açılmış itirazın iptali davasıdır. İİK 67/1 maddesine göre "Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir".
Davacı taraf, davalı ile arasında 01 Ağustos 2016 tarihli abonelik sözleşmesi olduğunu, sözleşme kapsamında, davalı Şirket kendi müşterilerine (tüketicilere) satacağı biletleri ve gerçekleştireceği rezervasyonları sözleşme süresi olan 5 yıl boyunca davacı şirketin rezervasyon yazılım sistemi üzerinden gerçekleştirmeyi taahhüt ettiğini, davalının sözleşme ekindeki 01/08/2016 tarihli protokol ile Abonelik Sözleşmesi'nin süresi olan 5 yıl boyunca, 5 yıl için toplam belli miktarlarda minimum rezervasyon yapmayı taahhüt ettiğini ve davacının bunun karşılığında 11.800,00 Euro (10.000 Euro *KDV) İmza Bonusu olarak Davalı Şirket'e imza anında ödediğini, davalının taahhüt ettiği minimum ... üretim sayılarına 5 yılın sonunda ulaşamadığını, davalının Sözleşme süresi olan 5 yıl boyunca toplam minimum 46.969 adet ... üretimi (rezervasyon sayısı) yapacağını taahhüt ettiğini, protokolde ilgili maddenin devamı “her ne sebeple olursa olsun shortfal! durumu ortaya çıkarsa abone ...'a dönem hedefi miktarından eksik olan miktar kadar uygun şartlara haiz rezervasyon başına 0,21 Euro* Kdv tazminat ödeyecektir.” şeklinde düzenlemenin bulunduğunu, davalı Şirketin 2016 yılından 5 yıllık dönemde için 10.049 adet ... üretimi gerçekleştirmiş ve Davalı Şirket'in Protokol'ün bu hükmüne göre taahhüdünden bakiye kalan 36.920 adet ... üretimi karşılığı olan (36.920 adet x 0,27 Euro* Kdv) 9.148,78 Euro ceza ödemesi gerektiğini belirtmiş ve davalı aleyhine icra takibi başlattıklarını, davalının takibe itiraz ettiğini belirterek takibe yapılan itirazın iptalini talep etmiştir.
... 24. İcra Müd. ... esas sayılı dosyasının incelenmesinde alacaklının dosyamız davacısı ...Sis. AŞ. borçlunun dosyamız davalısı... AŞ. olduğu alacak tutarının 9.148,78 Euro ... ceza bedeli alacağı, olduğu anlaşılmıştır.
Davacının huzurdaki davayı 9.148,78 Euro üzerinden açmış olduğu anlaşılmıştır.
Bir davada çekişmeli olguların kimin tarafından ispat edilmesi gerektiği konusuna, ispat yükü denir. Her iki taraf da ispat yükünün kime düştüğünü gözetmeden delil göstermişler ise bu halde hâkimin ispat yükünün hangi tarafa düştüğünü araştırmasına gerek yoktur. Çünkü hâkim, ilk önce tarafların gösterdikleri delilleri incelemekle yükümlüdür. İki tarafın (veya bir tarafın) gösterdiği deliller ile davaya ilişkin bütün çekişmeli olgular aydınlanmış ise yine ispat yükünün hangi tarafa düştüğünü araştırmakta bir yarar yoktur. Buna karşılık, gösterilen delillerin hâkime dava hakkında tam bir kanaat vermemesi halinde, ispat yükünün hangi tarafa düştüğünün tespit edilmesinde yarar vardır.
Delillerin davayı etkileyecek çekişmeli hususlarda gösterileceği ve ispat faaliyetinin çekişmeli vakıalar için söz konusu olduğu hususu göz önünde bulundurulmalıdır ( 6100 sayılı HMK m.187/1). TMK 6. maddesinde; "Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür." denilmiştir. HMK'nun "İspat yükü" başlıklı 190. maddesinde ise bu düzenlemeye paralel bir düzenleme getirilmiştir. Anılan maddede "İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir." denilmiştir.
İspat yükü ilk önce kural olarak davacıya düşer; yani davacı davasını dayandırdığı olguları ispat etmelidir. Kendisine ispat yükünün düştüğü taraf, uyuşmazlık konusu olguyu ispat edemezse davayı kaybeder. O taraf davacı ise davası reddedilir, davalı ise mahkûm edilir. Kendisine ispat yükü düşmeyen taraf, karşı (kendisine ispat yükü düşen) tarafın iddiasını (olguyu) ispat etmesini bekleyebilir. Kendisine ispat yükü düşen taraf iddiasını ispat edemezse, diğer (kendisine ispat yükü düşmeyen) tarafın onun iddiasının aksini (hilafını) ispat etmesine gerek yoktur; o olgu ispat edilmemiş (yani dava bakımından yok) sayılır.
Somut olayda davalı yan icra dosyasına yapmış olduğu itirazda borçlu şirketin Ticaret Sicil kayıtlarına göre adresi ... olması sebebiyle , yetkili icra müdürlüğünün ... İcra Müdürlüğü olması gerekmekte olduğundan ... İcra Müdürlüğü'nün yetkisine itiraz etmiş ayrıca borçlunun alacaklı görünen tarafa herhangi bir borcu da bulunmadığından icra takibine konu yapılan asıl alacak ve tüm ferilerine itiraz etmiştir. Davalı taraf davacının kendisine gönderdiği faturaya itiraz etmemiştir. Bu durumda ispat külfeti davalı yan üzerinde olup davalı yan protokol kapsamında eksik rezarvasyon gerçekleştirmediğini ve faturaya konu borcun doğmadığını ispatlamak durumundadır.
Davalı taraf cevap dilekçesinde zamanaşımı itirazında bulunmuş, Protokol ve Abonelik Sözleşmesi kapsamındadavalı şirketin yetkilisine ait olduğu iddia edilen imzanın davalı şirket yetkilisine ait olmadığını belirtmiş ve davanın reddini talep etmiştir.
TBK'nın 46. maddesinde; "Bir kimse yetkisi olmadığı hâlde temsilci olarak bir hukuki işlem yaparsa, bu işlem ancak onadığı takdirde temsil olunanı bağlar. Yetkisiz temsilcinin kendisiyle işlem yaptığı diğer taraf, temsil olunandan, uygun bir süre içinde bu hukuki işlemi onayıp onamayacağını bildirmesini isteyebilir. Bu süre içinde işlemin onanmaması durumunda, diğer taraf bu işlemle bağlı olmaktan kurtulur." şeklinde ifade edilmiştir. Aynı yasanın 47. Maddesinde de temsil olunanın açık veya örtülü olarak hukuki işlemi onamaması halinde, bu işlemin geçersiz olmasından doğan zararın giderilmesi, yetkisiz temsilciden isteyebileceği düzenlenmiştir.
Bu kapsamda, davalı şirket, yetkisiz temsil ile yapılan sözleşmeye zımnen icazet vermiş ise bu durumda yetkisiz temsilci ile yapılan sözleşme başlangıçtan itibaren geçerli bir sözleşmenin bütün hüküm ve sonuçlarını doğurur.
Somut olayda, sözleşme ve protokol tarihinin 01.08.2016 olduğu, dosya kapsamına davacı vekilince sunulan Deutsche Bank'a ait 09.08.2016 tarihli dekont kapsamında davacı tarafından davalı şirket hesabına "Pinto sistem yenileme teşvik primi" açıklaması ile 11.800,00-Euro ödeme yapıldığı, davalının bu ödemeye bir itirazının bulunmadığı gibi ödemenin iade edildiğinin de iddia edilmediği, bu hali ile davalının yapılan sözleşmeye zımnen icazet vermiş sayılacağının kabulü gerekmiştir. Bu durumda yetkisiz temsilci ile yapılan sözleşme başlangıçtan itibaren geçerli bir sözleşmenin bütün hüküm ve sonuçlarını doğuracağından sözleşmedeki yetki şartı geçerlidir. Artık bu noktadan sonra davalının, sözleşmenin yetkisiz temsilci tarafından yapıldığına yönelik iddialarının TMK'nun 2. maddesi uyarınca dürüstlük kuralına aykırı düştüğü kabul edilmelidir.Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun ...Esas,... Karar ve 09.05.1984 tarihli ilamında da belirtildiği üzere iyiniyet kurallarının yetki konusunda da uygulama yerini bulacağı belirlenmiş ve bu sebeple davalı tarafın imzaya itirazda haklı olmadığı kanaatine varılarak işin esasına geçilmiştir.
Dosyada bulunan 09/08/2016 tarihli dekontta davacının davalı şirkete 11.800,00 Euro ödemede bulunduğu görülmüştür.
Mahkememizin 13/12/2023 T ... E ... K sayılı ile verilen yetkisizlik kararı İstanbul BAM 17. HD'nin ... E ... K sayılı kararı ile mahkememizin yetkili olduğu gerekçesi ile kaldırılmıştır.
Taraflar arasındaki protokolün incelenmesinde imza bonusu ve shortfall başlıklı maddede davalıya 46.969 rezarvasyon taahhüdü karşılığı 10.000 Euro+KDV ödeme yapılacağı belirtilmiş ve eksik rezarvasyon başına abonenin 0,21Euro+KDV tazminat ödeyeceği hüküm altına alınmıştır.
Davalının defterlerinin incelenmesi neticesinde talimat mahkemesine sunulan 10/08/2025 tarihli raporda davalı şirket defterlerinde Davacı şirket tarafından davalıya düzenlenen, dava ve takip konusu yapılan 1 adet EKSİK ... TAZMİNAT BEDELİ açıklamalı 275.703,97.-TL — 9.148,78.-EURO bedelli faturaya ilişkin kayda rastlanmadığı rapor edilmiştir.
Dosya 1 Sözleşme hukukçusu, 1 Bilgisayar mühendisi ve 1 SMMM oluşan bilirkişi heyetine gönderilmiş ve bilirkişi heyeti dosyaya sunduğu 10/12/2024 Tarihli raporda davacının defterlerinin incelenmesi neticesinde Davacı(alacaklı) tarafından düzenlenmiş e-Arşiv faturası davalı(Borçlu) tarafına elektronik ortamda tebliğ edilmiş olup kendilerine ulaştığını kabul etmiş oldukları görülmektedir. GİB ve yasal ticari yasal defterlere intikal yapılmış davacı kayıtlarına işlenmiş olduğu görülmektedir.
Taraflar arasındaki ticari ilişki dayanağı 21.07.2023 tarihli ve 9.148,78 EURO (275.703,97 TL) meblağlı ... numaralı eksik ... tazminat bedeli konulu fatura taraf Bs-Ba kayıtlarına intikali yapılmış olunduğu.cari hesap yönünde faturaya yasal 8 (sekiz) gün içinde davalı(borçlu) tarafından itiraz yapılmadığı ve alacak bakımından kesinleşmiş olduğu görülmektedir.
Taraflar arasında mevcut 01/08/2016 tarihli Abonelik Sözleşmesi nazara alınarak abonenin ofisleri tarafından ulaşılması gereken kombine edilmiş yıllık dönem hedefinin tutturulmadığı iddiası ile düzenlenen fatura nedeni ile alacağın varlık ve miktarının tespiti hususunda heyetimizce yapılan tespitlerde sözleşmeye dayalı tarafların ticari ilişkilerinden ötürü ticari ilişki dayanağı 21.07.2023 tarihli ve 9.148,78 EURO (275.703,97 TL) meblağlı ... numaralı eksik ... tazminat bedeli konulu fatura taraf Bs- Ba kayıtlarına intikali yapılmış olunduğu,cari hesap yönünde faturaya yasal 8 (sekiz) gün içinde davalı(borçlu) tarafından itiraz yapılmadığı, davalının(borçlunun) mal ve hizmetin ayıplı olduğu yönünde davacılalacaklı) tarafa karşı bir ekspertiz raporu ile tespit ettirilmemiş ve davacı tarafa tebliğ ettirilmemiş olunduğu,dava dosyasında da rastlanılmadığı tespit edilmiştir.
Netice itibari ile tarafların ticari ilişkiye dayalı 21.07.2023 tarihli ve 9.148,78 EURO (275.703,97 TL) meblağlı ... numaralı eksik ... tazminat bedeli konulu faturanın davacı yasal defter ve belgelerinde (GİB) muavin yasal ticari kayıtlarda alacak olarak kesinleşmiş olduğu görülmekle,davacı(alacaklı) ... AŞ.tarafının davalı (Borçlu) ...Şirketi tarafından ... 24. İcra Dairesi ... Esas sayılı takip dosyasında takip konusu olan 9.148,78 EURO Asıl Miktar (275.703,97 TL) ALACAKLI olduğu takip tarihi itibari ile yasal faiz ve ferilerini talep edebileceği,Başka bir deyişle, davalı davacı tarafına takip konusu asıl 275.703,97 TL.BORÇLU olduğu yönü düşüncesinde bulundukları yönünde rapor ibraz etmişlerdir.
Bilirkişi heyetinde bulunan bilgisayar mühendisi bilirkişi tarafından davalı şirketin acentelerinin 10.049 adet rezarvasyon yaptığı tespit edilmiştir. Davalı taraf protokolde 46.969 adet ... üretimi (rezervasyon sayısı) yapacağını taahhüt etmiş olup davalının 36.920 adet eksik rezervasyonda bulunduğu anlaşılmıştır.
TTK 18/2 maddesinde Her tacirin, ticaretine ait bütün faaliyetlerinde basiretli bir iş adamı gibi hareket etmesi gerektiği belirtilmiş ve TTK 21/2 maddesinde Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır hükmü bulunmaktadır. Dosya kapsamında bulunan dekont ile davacının taraflar arasındaki protokole istinaden davalıya 09/08/2016 tarihinde 11.800,00 Euro ödemede bulunduğu anlaşılmış ve davacının davalıya gönderdiği faturaya davalı tarafından itiraz edilmediği gibi davalı taraf protokol kapsamında taahhüt ettiği rezarvasyonu gerçekleştirdiğini de ispatlayamamış aksine dosyada heyet raporunda bilgisayar mühendisinde davalının 10.049 adet rezarvasyon yaptığı tespit edilmiştir.
Protokolde her eksik rezarvasyon için davalının 0,21Euro+KDV tazminat ödeyeceği hüküm altına alınmış olup davalının eksik rezarvasyon sayısı olan 36.920 adetin 0,21Euro+KDV tazminat miktarı ile çarpılması neticesinde davalının davacıya 9.148,78 Euro ödemesi gerektiği kanaatine ulaşılmış ve davanın kabulü ile, davalının ... 24. icra müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazının iptaline, 9.148,78 Euro asıl alacak üzerinden devamına, asıl alacak 9.148,78 Euroya takip tarihinden itibaren 3095 sayılı yasa 4/a maddesi gereğince devlet bankalarının euro ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranında faiz işletilmesine, taraflar arasındaki alacak likit olduğundan asıl alacağın icra takip tarihindeki kuru üzerinden %20 oranındaki (29,55X1.829,76) 54.069,40 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Yukarıda izah edildiği üzere;
1-Davanın KABULÜ ile, Davalının ... 24. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazının İPTALİNE, 9.148,78 Euro asıl alacak üzerinden devamına, asıl alacak 9.148,78 Euroya takip tarihinden itibaren 3095 sayılı yasa 4/a maddesi gereğince devlet bankalarının euro ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranında faiz işletilmesine, asıl alacağın icra takip tarihindeki kuru üzerinden %20 oranındaki (29,55X1.829,76) 54.069,40 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
2-Harçlar Yasası'na göre alınması gereken 18.123,64-TL karar harcından peşin olarak alınan 3.171,37-TL harcın ve 1.357,98TL icra peşin harcın mahsubu ile bakiye 13.594,29-TL'nin davalıdan tahsili ile Hazine'ye irad kaydına,
3-Davacı tarafından yatırılan 269,85-TL başvuru harcı ile 3.171,37-TL peşin harcın davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
4-Kabul edilen dava değeri ve Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince davacı vekiline takdir olunan 42.450,34-TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
5-Davacı tarafından sarf edilen toplam 12.254,00-TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, bakiye yargılama giderinin ise davacı üzerinde bırakılmasına,
6-Dosyada artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,
7-Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.120,00 TL arabuluculuk giderinin davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,
Dair, Taraf vekillerinin yüzlerine karşı tebliğden itibaren 2 haftalık sürede HMK 341 maddesi uyarınca istinaf yolu açık olmak üzere karar verildi. 17/10/2025
Katip ...
e-imzalıdır
Hakim ...
e-imzalıdır