T.C.
İSTANBUL
5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/295 Esas
KARAR NO : 2025/817 Karar
DAVA : Tazminat (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 05/01/2024
KARAR TARİHİ : 05/12/2025
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle ; Davalının 24/04/2023-04/07/2023 tarihleri arasında satış temsilcisi olarak çalıştığını, davalı istifa dilekçesinde iş değişikliği yapacağını ifade ettiğini, davalı yanın aynı departmanda çalışan 2 iş arkadaşı ile toplu olarak çalışma etik ve ahlakına uygun olmayan ve rekabet hükümlerine aykırı davranışlarda bulunarak müvekkil şirketten istifa ettikten hemen sonra rakip bir firmada işe başladığını tespit edildiğini, davalının müvekkil şirkette halen çalışmaya devam ederken, müvekkil şirket ile aynı faaliyet kolunda çalışan ve rakip bir firma olan ... unvanı altındaki grup şirketlerden ... A.Ş ile iş görüşmesi yaptığını ve ilgili şirketin iş teklifini kabul ederek sonrasında bu durumu sosyal medya hesaplarında paylaştığını, ayrıca müvekkil işyerinde davalı ile birlikte çalışan ... ve ... isimli mesai arkadaşları birlikte hareket etmek suretiyle toplu olarak rakip firmaya geçtiğini, iş akdinin devamı süresince işçinin işverenle rekabet etmemesi sadakat borcu içinde yer alan bir yükümlülük olduğunu, davalının müvekkil şirketten istifa ettikten sonra işe girdiği dava dışı ilgili şirket, müvekkil şirket ile aynı iş kolunda faaliyet gösteren rakip bir firma olduğunu, davalı ile müvekkil şirket arasında akdedilen iş sözleşmesinde de rekabet hükümleri açıkça yer aldığını, davalının dava dışı rakip bir firmada müvekkil şirke tile iş ilişkisi halen devam ederken görüşmelere başladığı ve müvekkil şirket müşterilerini yeni işe başladığı şirkette çalışmak üzere yönlendirmesi ve en önemlisi davalı ile birlikte 2 çalışanın daha toplu olarak hareket etmek suretiyle rakip firmada birlikte işe başlaması rekabet hükümlerine aykırılık içerdiğinden davanın kabulüne, davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekilinin cevap dilekçesini özetle ; Davacı tarafın iş sözleşmesinden sonra müvekkilin rekabet yasağına aykırı davrandığından bahisle davayı İş Mahkemesinde ikame etmiş ise de görevli mahkeme Asliye Ticaret Mahkemelerinin olduğunu, emsal Yargıtay kararlarından da anlaşılacağı üzere görevli olmayan Mahkemede iş bu davanın ikame edildiği, görev yönünden itirazların kabulü ile öncelikle dava şartı noksanlığından ötürü iş bu dava için usulen ret kararı verilmesinin gerekliliğinin hasıl olduğunu, davacı firma TTK M.917 kapsamında taşıma işleri komisyonculuğu yaptığını, davacı firma ürününü / malını taşıtmak isteyen bir firma ile fiili taşıyan arasındaki irtibatı sağlamakta ve fiili taşıma yapan firmanın vermiş olduğu fiyatın üzerine kendi karını/ komisyonunu koyarak kâr ettiğini, bir diğer deyişle forwarder'lık yaptığını, dolayısıyla davacı firmada satın alma departmanı bir de müvekkilin görev aldığı satış departmanı mevcut olduğunu, satın alma departmanı fiili taşımayı yapacak olan firmalardan taşıma bedeline ilişkin rakam alır ve bu rakamların üzerine kendi kazanç oranlarını koyarak satış departmanına ilettiğini, satış departmanı ise fiili taşıyanların araçlarında yüklerini taşıtacak müşteri bulduğunu, satış departmanının fiyatlandırmada herhangi bir bilgi ve yetki sahibi olmadığını, müvekkilin satış destek asistanı pozisyonunda çalıştığını ve belirsiz süreli iş sözleşmesinde de müvekkilin görev tanımı açıkça yapılmadığını, müvekkilin satış destek asistanı olarak davacı şirketten almış olduğu bilgilere dayalı olarak müşterilere teklif bilgi vermesinin mümkün olmadığını, davacı şirket bünyesinde müşterilere verilen satış fiyatları şirket ortaklarından ...'nın direktörü olduğu satın alma departmanı tarafından belirlenip, müvekkilin amirleri yokluğunda müvekkile bildirildiğini, müşterilerin bir indirim talebi var ise müvekkil satış bedelleri üzerinde herhangi bir insiyatif alma yetkisine de sahip olmadığından müşterilere de indirime ilişkin fiyat veremediğini, dolayısıyla müvekkilin davacı şirketin fiyatlandırma bilgisi, kar oranı, ticari bilgi ve sırlarına vakıf olmasının mümkün olmadığını, davacı şirkette birden fazla kişinin başka bir iş yerinde çalışmaya başlaması haksız rekabet oluştuğunu ve sır saklama yükümlülüğünün ihlal edildiğini ispatlamadığını, istifa dilekçesinin matbu bir şekilde işveren tarafından müvekkilin iradesi dışında baskıyla yazdırılarak imzalatıldığını, davacı tarafın müvekkil ... ile aynı gün işten ayrılan diğer iki çalışanına da aynı cümlelerle yazılmış istifa dilekçesini imzalatmış ve bu yazının insan kaynakları departmanı için prosedürsel bir dilekçe metni olduğunu, çok önem arz etmediğini ancak işten ayrılabilmeleri için bu metni yazıp imzalamak zorunda olduklarını sözlü olarak dile getirildiğini beyanla davanın öncelikle usulden reddine, Mahkeme aksi kanaatteyse esas yönünden reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davacı vekili tarafından 15.10.2025 tarihli ıslah dilekçelerinde; Fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere, müvekkili adına 1.000,00 TL talepli olarak açılan davalarının değerinin 252.372,89 TL artırarak toplam 253.372,89 TL'nin cezai şartın arabuluculuk anlaşamama tutanağının düzenlendiği tarih olan 26.10.2023 tarihinde başlamak üzere yasal faizi ile birlikte, davalıdan alınarak müvekkiline ödenmesine yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini müvekkili adına talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, iş sözleşmesi sona erdikten sonra işçinin rekabet yasağını ihlal ettiğinden bahisle, sözleşmede yer alan cezai şartın tahsili iddiasıyla açılmış tazminat davasıdır.
Davacı taraf, davalının 24/04/2023- 04/07/2023 tarihleri arasında davacı şirkette satış temsilcisi olarak çalıştığını, davacı şirketten ayrıldıktan sonra rakip firmada işe başladığını, davalı ile aralarındaki 24/04/2023 tarihli iş sözleşmesinin 9. Maddesinde iş akdinin feshinden itibaren 2 yıl süre ile işçinin İstanbul'da ve davacının yanında çalıştığı bölgelerde işyerine rakip veya aynı iş kolunda bulunan iş yerinde aynı görevde çalışamayacağına dair hükmün bulunduğunu belirterek cezai şart talep etmiştir.
Davalının SGK kayıtlarının incelenmesinde davalı ...'ın 24/04/2023- 04/07/2023 tarihleri arasında davacı şirkette satış temsilcisi olarak çalıştığı, 05/07/2023 tarihinde davadışı ... A.Ş'de pazarlamacı olarak işe başladığı ve 23/07/2024 tarihinde bu işten ayrıldığı, davalının davacının iş yerinde işe başlamadan önce ... A.Ş. İsimli iş yerinde satış danışmanı, ... A.Ş. İsimli işyerinde tele-satış danışmanı, ... A.Ş'de satış temsilcisi olarak çalıştığı anlaşılmıştır.
Davacı ile davalı arasındaki iş sözleşmesinin incelenmesinde sözleşmenin 9/e maddesinde, işçi, iş yerinin müşterilerini tanıması veya yapılan işin özelliklerine vakıf olması nedeni ile iş sözleşmesinin feshinden sonra iki yıl süre ile İstanbul'da ve işveren yanında çalıştığı bölgelerde iş yerine rakip veya aynı iş kolunda bulunan vaşka bir iş yerinde aynı görevde çalışamaz. Aksi davranılması halinde en son aldığı maaşa göre, yıllık brüt maaşı tutarında cezai şartı hiçbir hükme hacet kalmaksızın ve hiçbir tenkis ve itiraz talebinde bulunmaksızın işverene ödeyeceğini, işçi peşinen kabul ve taahhüt etmiştir" hükmü bulunmaktadır.
Yine sözleşmenin 9/f maddesinde davalının iş sözleşmesinin feshinden sonra 2 sene süre ile ..., ..., ..., ... ... ve ...'da iş yeri ile rekabet edecek bir iş yapmayacağı, rakip bir iş yeri kuramayacağı, böyle bir iş yeri ile ortak veya başka bir sıfatla alakadar olamayacağının belirtildiği aksi takdirde işçinin 70.000 usd cezai şart ödeyeceğinin sözleşme altına alındığı anlaşılmıştır.
Taraflarca bildirilen tanıkların beyanları tahkik ve tespit edilmiştir.
Davacı tanığı ... yeminli Beyanında; ben davacı şirkette insan kaynaklarında çalışmaktayım davalı ... de 2023 nisan ve temmuz ayları arası birlikte çalıştığımız süre arasında satış temsilcisi olarak çalışmıştır. Kendisi şirketimizden istifa ederken iş değişikliği sebebi ile istifa etti davacı şirket ile aynı hizmet dalında çalışan ... lojistik şirketinde çalışmaya başladı şuan hala çalışıp çalışmadığını bilmiyorum davalı taraf istifa ederken şirkette satış müdürü olarak çalışan hale vatansever ve satış temsilcisi olan ... beraber istifa ettiler bu ikisinin davalı ile aynı firmada işe başladığını duydum bu kişiler de istifa dilekçesinde iş değişikliği ile istifa ettiğini bildirmişlerdi davalı ... şirketimizde satış temsilcisi olarak çalıştığından müşteri bilgilerine ulaşma şansı vardı davalı ... yeni iş yerinde işe başladıktan sonra bizim iş yerimizdeki müşterilerden yeni yerine kayma olup olmadığını bilmiyorum davalı taraf ürünlerin taşınması aşamasındaki ücretlerine de ulaşabilmekteydi, davalı ... işe başlamadan önce 1 hafta boyuncu oryantasyon eğitimi insan kaynakları departmanı tarafından verildi ve akabinde çalışacağı birimin müdürü tarafından da yapacağı işle ilgili teknik bilgilendirmeler kendisine yapıldı davalı satış temsilcisi olduğu için kendi müdürünü ulaşabildiği tüm bilgilere ulaşabilmekteydi" şeklinde
Davacı tanığı ... yeminli Beyanında; ben davacı şirkette yurtiçi operasyon müdürü olarak çalışmaktayım şirket açık ofis tarzında çalıştığından davalı özgeyi biliyorum davalı ... ve hale vatansever ile ... birlikte istifa ederek başka bir şirkete geçtiler bu şirket ... lojistik şirketidir şuan özgenin bu şirkette çalışıp çalışmadığını bilmiyorum ... bizim şirkette satış temsilcisi olarak çalışıyordu satış temsilcisi olarak çalıştığı için müşterilerin adres telefon bilgisine ulaşabiliyordu ... diğer şirkette işe başladıktan sonra bizim şirketteki müşterilerimizden geçen olup olmadığını bilmiyorum ... şirketin fiyat politikasını ve fiyat bilgilerini biliyordu. Şirketimizde oryantasyon süresi genel itibari ile 1 aydı davalı satış temsilcisi olarak çalıştığı için süreler değişiklik gösterebilir bizim departmanın 1 aydı satış departmanında 1 aydan uzun oryantasyon süresi olabilir ... işe başladıktan sonra kendi birimindeki müdürün ulaşmış olduğu müşteri bilgilerine ulaşabilir bunun için belli bir kademe almasına gerek yok bu bilgilere oryantasyon sürecinde dahi erişilmesi mümkündür " şeklinde
Davalı tanığı ... yeminli beyanında: ben davacı şirkette 2014 ile 2023 yılları arası yurt dışı operasyon temsilcisi olarak çalıştım 2023 yılı mayıs ayı içerisinde işten ayrıldım, davalı ... ile beraber ben yaklaşık bir ay çalıştım, kendisi benden yaklaşık bir ay sonra çıktı çünkü biz işten çıktıktan sonra kendisi ile farklı bir iş yerinde beraber çalıştık, davalı davacıya ait iş yerinde yaklaşık iki ay kadar çalıştı, ben davalının davacıya ait iş yerinden çıktıktan sonra başka bir iş yerinde çalışıp çalışmadığını bilmiyorum ama biz kendisiyle fevzi ...lojistik isimli iş yerinde beraber çalıştık, bilgim görgüm bundan ibarettir,davalı davacı şirketinde satış temsilicisi olarak çalışmaktaydı, ... lojistikte de yine satış temsilcisi olarak çalışıyordu, ben 2014 te girdiğimde deneme süresi ve oryantasyon süresi yoktur, sonrada değişti mi bilmiyorum, ancak ... işe girdiği tarihlerde satış temsilcine doğrudan firmalar tanımlanmiyordu, firmalar telefon numaraları verilip bu numaralar üzerinden satış yapılan firmalarla telefon üzerinde irtibat kuruluyordu, firmalar satış temsilcisi üzerine tanımlandığında satış temsilcisi yapmış olduğu satıştan pay alıyordu , ancak bu iki ay sürede böyle bir şey olduğunu düşünmüyorum, farklı birimlerde çalışiyorduk ama bütün birimler aynı katta olduğu için biz birbirimizi biliyorduk, şeklinde
Davalı tanığı ... yeminli beyanında: ben ... de 2021/2023 yılları arasında çalıştım ben ... de çalıştığımda ... de çalışmiyordu, ben ... den ayrıldıktan sornra ... de işe başlamış, ben ... lojistik fırmasında 2024 şubat ve ekim ayları arasında çalıştım, ben ... loj. İşe başladığımda ... orda çalışiyordu, kendisi ben bu işe başlamadan önce yaklaşık 3 4 ay önce işten çıktığını duymuşturm ben ... lojistik firmasında ne kadar çalıştığını bilmiyorum, ... loj firmasına girmeden önce davacı firmada çalıştığı kendisi ve iş yerindeki arkadaşları da söylüyordu, ben söylelene göre ... firmasında şubat 2023 ve nisan 2023 tarihleri itibariyle iki ay süre ile çalıştığını duydum ama bu konuda kesin bir bilgim yoktur,ben ... firmasında ... operasyon temsilcisi olarak çalışmaktaydım, ... lojistikte satış temsilcisi olarak çalışuiyordu ... firmasında da ... satış temsilcisi olarak çalıştığını duydum ama bu konudaki bilgim duyuma dayalıdır, satış temsilicisi olarak çalışmadığım için tam bir bilgimi yoktur ama yeni müşteri porteyine katılan firmaların bilgileri işe yeni başlayan satış temsilicine verilerek bu firmalar ile satış temsilcili ile iletişim kurması ile müşteri porteyi genişletiliyordu, ... firmasında işe başladığımda deneme süresinin olup olmadığın bilmiyorum bana deneme süresi uygulanmadı, ben çalışırken bazı arkadaşlar kendilerinin deneme süresine tabi tutulduğunu bilmiyorum ancak özgenin deneme süresine tabi tutulduğunu biliyorum bunu kendisi ve çevremdeki arkadaşlar söyledi, ... firmasında deneme süresinde satış temsilcinin üzerine müşteri verilmez, şeklinde beyanda bulunmuştur.
Dosyaya sunulan 11/08/2025 tarihli bilirkişi raporunda Taraflar arasındaki rekabet yasağına ilişkin sözleşme hükmünün, TBK. m. 445/1 hükmünde yer alan “yer, zaman ve işlerin türü bakımından ” uygun sınırlamalar içeren geçerli bir sözleşme olduğu,
b) Taahhütnamenin, TBK. m. 444/2 hükmünde öngörülen “müşteri çevresi veya üretim sırları ile ilgili elde idilen bilgilerin kullanılmasının işverenin önemli bir zararına sebep olacak nitelikte olması” şartını da taşıdığı, dolayısıyla dava konusu cezai şart tazminatının ödenmesi gerektiği,
c-Cezai şart tazminatının fahiş olup olmadığının takdirinin Sayın Mahkemeye ait olduğu, ancak işçi-işveren arası bu gibi sözleşmelerde, bu miktarda cezai şartın yüksek olmadığı taahhüdünden ziyade, Sayın Mahkemece hakkaniyet indirimi yapılmasının sözkonusu olduğu,
d) Dosyadaki verilerden davalının haksız rekabet eyleminde bulunduğunun da kabul edilmesi gerektiği,
e) Davalının maaş bordrosu dikkate alındığında almış olduğu son bürüt maaş 30.163,44 TL olup buna göre davalının ödemesi gereken cezai şart tazminatı miktarının, yıllık bürüt kazancı olan (30.163,44 x 12) 361.961,28-TL olarak hesaplandığı yönünde rapor ibraz edilmiştir.
6100 sayılı HMK 282/1 maddesine göre hakim bilirkişinin oy ve görüşünü diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendirir.
TBK. 444 maddesi uyarınca, işçi, işverene karşı, sözleşmenin sona ermesinden sonra herhangi bir biçimde onunla rekabet etmekten, özellikle kendi hesabına rakip bir işletme açmaktan, rakip işletmede çalışmaktan veya bunların dışında, rakip işletmeyle başkaca bir menfaat ilişkisine girişmekten kaçınmayı yazılı olarak üstlenebilir.
Rekabet yasağı sözleşmesinin geçerli olabilmesi için, işveren tarafından sözleşmenin haklı nedenle fesih edilmiş olması veya ayrılan işçi tarafından haksız olarak feshedilmemiş olması, davalı işçinin iş akdinin devamı sırasında işyerinin önemli müşteri çevresi veya üretim yönünden ticari sırlarına vakıf olabilecek bir pozisyonda çalışmış ve ayrıldıktan sonra yasaklanan süre içerisinde rakip bir işyerinde çalışmaya başlaması veya kendisinin bu tür bir faaliyeti icra etmesi, önceki işyerinde edindiği bilgileri yeni işyerinde kullanmasının önceki işverene önemli zarar verebilme ihtimalinin varlığı yeterli sayılmalıdır.” (Yargıtay 11.H.D.' nin ...E - ... K.sayılı, 16.06.2016 tarihli kararı)
Rekabet yasağı kaydı, ancak hizmet ilişkisi işçiye müşteri çevresi veya üretim sırları ya da işverenin yaptığı işler hakkında bilgi edinme imkânı sağlıyorsa ve aynı zamanda bu bilgilerin kullanılması, işverenin önemli bir zararına sebep olacak nitelikteyse geçerlidir.
Dosyada dinlenen davacı tanıklarının beyanları değerlendirildiğinde tanıklar ... ve ...'un beyanlarında davalı ...'nin yeni iş yerinde işe başladıktan sonra davacı iş yerindeki müşterilerden yeni yerine kayma olup olmadığını bilmediği anlaşılmış, davalı tanıklarının beyanlarında ise davalı ...'nin işe girdiği tarihlerde satış temsilcine doğrudan firmalar tanımlanmiyordu, firmalar telefon numaraları verilip bu numaralar üzerinden satış yapılan firmalarla telefon üzerinde irtibat kuruluyordu, firmalar satış temsilcisi üzerine tanımlandığında satış temsilcisi yapmış olduğu satıştan pay alıyordu, yeni müşteri porteyine katılan firmaların bilgileri işe yeni başlayan satış temsilicine verilerek bu firmalar ile satış temsilcili ile iletişim kurması ile müşteri porteyi genişletiliyordu, şeklinde beyanda bulunmaları ve gerek davacı gerekse davalı tanıklarının beyanları ile davacı şirkette oryantasyon süresinde dahi yeni işe başlayan işçilerle müşteri bilgilerinin paylaşıldığı anlaşılmıştır.
TTK 18/2 maddesinde "Her tacirin, ticaretine ait bütün faaliyetlerinde basiretli bir iş adamı gibi hareket etmesi gerekir." hükmü yer almaktadır. Davalı işçinin SGK hizmet dökümü incelendiğinde gerek davacı iş yerinde gerek davacıdan önce çalıştığı iş yerlerinde ve gerekse davacının iş yerinden ayrıldıktan sonra çalıştığı iş yerlerinde satış temsilcisi olarak çalıştığı anlaşılmış ve davacının özel beceri nitelik gerektirmeyen işlerde satış temsilcisi olarak çalıştığı tespit edilmiştir.
Rekabet yasağı sözleşmesi işçinin geleceğini hakkaniyete aykırı olarak tehlikeye sokmayacak nitelikte olmalıdır. Davacı şirket işveren sıfatıyla, iş ilişkisi boyunca ve iş sözleşmesi sona erdikten sonra işçisinin kendisi ile rakip bir şirkette faaliyette bulunmasını istemiyorsa, bunun da uygun bedelini işçiye ödemek zorunda olmalıdır. Ancak işveren davacı, davalıyı rekabet yasağı yükümlüsü kılmak istemesine karşın buna uygun bir bedel ödemek hususunda davalı ile anlaşmamıştır.
BK m. 444 uyarınca, sözleşmenin yazılı olması, işçinin fiil ehliyetine sahip olması ve işçinin sahip olduğu bilgilerin işverene önemli ölçüde zarar verebilecek nitelikte olması gerekmektedir.
Burada “önemli ölçüde zarar”ın meydana gelmesi veya meydana gelme ihtimalinin değerlendirilmesi gerekmektedir. Davalı, dava dışı ... A.Ş'de çalışma süresi içerisinde yasağı ihlali veya gizli bilgilerini veya ticari sırlarını ifşa ettiğine dair somut bir örneğine rastlanıldığına dair dosyada bir delil yoktur. Davacı işverenin önemli ölçüde zarara uğradığı veya uğraması ihtimali söz konusu değildir.
Davalı işçi davacı şirkette 24/04/2023- 04/07/2023 tarihleri arasında çalışmış olup işçinin işgal ettiği kadro dikkate alındığında davacı şirketin TTK 18/2 maddesi gereği basiretli tacir gibi davranıp tüm bilgileri işçi ile paylaşmaması gerekmektedir. Kaldı ki davalı işçinin pozisyonu dikkate alındığında davalının, davacı işyerinin önemli müşteri çevresi veya üretim yönünden ticari sırlarına vakıf olabilecek bir pozisyonda çalıştığının kabulü mümkün değildir.
Çalışma ve sözleşme hürriyeti anayasal bir hak olup Anayasa 48/1. Maddesinde " Herkes, dilediği alanda çalışma ve sözleşme hürriyetlerine sahiptir. Özel teşebbüsler kurmak serbesttir. " hükmü bulunmaktadır. Davacı şirketin davalı işçi ile düzenlemiş olduğu iş sözleşmesinde rekabet yasağına ilişkin madde sözleşmenin içinde yer almakta olup işçi ve işveren sözleşmenin akdedilmesi sırasında eşit güçlere sahip değildir. Rekabet yasağına ilişkin maddenin iş sözleşmesinden ayrı olarak düzenlenmemesi, davalı işçinin davacı iş yerinde çalışma süresi, davacının basiretli tacir gibi davranma yükümlülüğünün bulunması ve davalı işçinin davacı iş yerindeki pozisyonu değerlendirildiğinde bilirkişi raporunda haksız rekabet koşullarının oluştuğu rapor edilmiş ise de HMK282/1 maddesi gereği bilirkişi raporu dosyada bulunan diğer delillerle birlikte değerlendirilmiş ve bilirkişi raporuna itibar edilmemiş ve davada davalının haksız rekabet yasağını ihlal etmediği, davacı ile davalı arasında yapılan iş sözleşmesinin içeriğinde yer alan rekabet yasağına ilişkin düzenlemenin davalının anayasal hakkı olan çalışma ve sözleşme hürriyetini ihlal eder nitelikte olduğu, sözleşmede güçlü konumda olan işverenin davalı işçiyi rekabet etmeme yönünde yükümlülüğe sokmasına rağmen bu yasak için davalı işçiye herhangi bir ödemede bulunmadığı anlaşılmakla davacının davasının reddine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis etmek gerekmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;
1-Davanın REDDİNE,
2-Harçlar Yasası'na göre alınması gereken 615,40 TL karar harcının, peşin ve ıslah yoluyla alınan toplam 4.737,50-TL harcından mahsubu ile bakiye 4.122,10-TL'nin karar kesinleştiğinde ve istek halinde davacıya iadesine,
3-Davacı tarafından sarf edilen yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Davalı tarafından yapılan 500,00-TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
5-Davalı vekili yararına AÜTT gereği tayin ve takdir olunan 45.000,00-TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-Dosyada artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,
7-Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.600,00 TL arabuluculuk giderinin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,
Dair, Taraf vekillerinin yüzlerine karşı tebliğden itibaren 2 haftalık sürede HMK 341 maddesi uyarınca istinaf yolu açık olmak üzere karar verildi.05/12/2025
Katip
e-imzalıdır
Hakim
e-imzalıdır