T.C.
İSTANBUL
5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/329 Esas
KARAR NO : 2025/265
DAVA : Menfi Tespit (Ticari İlişkiden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 27/05/2024
KARAR TARİHİ : 21/04/2025
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Ticari İlişkiden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, davacı aleyhine davalı tarafından "19.11.2012" tarihinde ... 19. İcra Dairesi ... Esas (Eski Esas- ...) sayılı dosya ile "İlamsız Takip" türünde, "Genel Haciz Yoluyla Takip", yolunda ", "... İlamsız Takiplerde Ödeme Emri - Eski No: 49" şeklinde " 05.09.2012 tarihli bir adet faturaya" istinaden davalı tarafından "Demuraj alacağı" iddiası ile haksız bir icra takibi başlatılmış olduğunu, işbu takibe ilişkin ilgili icra dosyası olan ... 19. İcra Dairesi ... Esas sayılı dosya takipsizlik ile kapalı konumda iken davalının, alacaklı sıfatı ile dosyayı yenileme talebinde bulunmuş, akabinde icra müdürlüğünce işbu yenileme talebine mukabil kabul kararı verilmiş ve sonrasında ... 19. İcra Dairesi'nin 06/01/2023 tarihli yenileme emri ile işbu dosya yenilenmiş ve... yeni esas kaydının yapılmış olduğunu, işbu icra takibinin yenilenmesini müteakip davalının talepleri ile gerçekleşen haksız icra ve haciz işlemleri sebebi ile müvekkilin borçlu olmadığı halde borçluymuşcasına mağdur olmasından kaynaklı olarak, müvekkilin borçlu olmadığının tespiti talebini de içeren işbu "Menfi Tespit" türündeki davayı açma zaruretlerinin hasıl olduğunu, işbu davayı ikame etmeden önce zorunlu dava şartı olan arabuluculuk görüşmeleri yapılmış fakat işbu arabuluculuk görüşmelerinden anlaşma yönünde sonuç alınamamış ve anlaşmama tutanağı imza edildiğini, Mahkemenizin huzurunda yargılaması yapılan dava "Menfi Tespit" türünde olup, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun ispat kurallarını düzenleyen "İspat yükü" kenar başlıklı 6. maddesi "Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür." maddesi gereğince ispat yüküne ilişkin bu genel kuralın, menfi tespit davaları içinde geçerli olup menfi tespit davalarında da borçlunun borcun varlığını inkar ettiği hallerde ispat yükü davalı alacaklıya ait olduğunu, davalı tarafın icra takibine dayanak yaptığı faturadaki borcun varlığını kabul etmediklerini ve bu borca yönelik gerek Türk Borçlar Kanunu gerekse Türk Ticaret Kanunu'nda yer alan her türlü zaman aşımı define ve zaman aşımı itirazına yönelik hakklarını saklı tuttuklarını beyan ettiklerini, kabul anlamına gelmemekle birlikte bir an için böyle bir borcun varlığını varsaydığımızda dahi davalının alacağının zaman aşımına uğramış olduğunu, ve davalının davacıyı icra işlemleri ile haksız yere mağdur etmiş olduğunu, bu sebeple davalının alacağına ve Davacı aleyhine giriştiği icra takibine yönelik zaman aşımı defi ve itirazlarını beyan ettiklerini, Müvekkil şirketin, ticari kayıtlarında davalı ile aralarında demuraj borcu doğuracak bir ilişki veya bu ilişkinin varlığına yönelik bir kayıt söz konusu olmadığını, demuraj bedelinin ya sözleşmede kararlaştırılmış olması gerektiği ya da taşıyanın yaptığı zorunlu ve yararlı giderleri isteyebileceğini, fakat davalı taraf ilgili icra dosyasında müvekkil aleyhine yönelttiği icra takibinde takibe dayanak yapılan faturaya konu varlığı iddia edilen alacağın ne şekilde oluştuğu, konteynerlerin özellikleri, gecikme süresi yönünden herhangi bir delil sunmamış olduğunu, Davacı ile davalı arasındaki varlığı iddia edilen ticari ilişkinin mahiyetinin belli olmadığını, bu sebeplerle, öncelikle 2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun 72. maddedesinde yer alan hükme istinaden, il ra dosyası olan ... 19. İcra Dairesi... Esas ( Eski Esas- ...) sayılı dosya üzerinden müvekkil aleyhine yürütülen icra takibinin teminatsız olarak durdurulmasına, mahkemeniz aksi kanaatte ise teminatlı olarak durdurulmasına, mahkemeniz icra takibinin durdurulmaması fakat icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesi kanaatinde ise teminatsız olarak bu yönde ihtiyati tedbir kararı verilmesine aksi halde teminatlı olarak ihtiyati tedbir kararı verilmesine ve her halde ilgili icra dosyasına yönelik 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72. maddesinde yer alan hükme binaen ihtiyati tedbir kararı verilmesini, davalarının kabulüne ve müvekkilin davalıya karşı ilgili icra dosyası olan ... 19. İcra Dairesi... Esas ( Eski Esas- ...) sayılı dosya üzerinden müvekkil aleyhine yürütülen icra takibine konu bir borcunun olmadığının tespitini, davacı aleyhine, davacı borçlu olmadığı halde ... 19. İcra Dairesi ... Esas ( Eski Esas- ...) sayılı dosya üzerinden alacaklı sıfatı ile icra takibi yürüten ve müvekkil aleyhine müvekkilin malvarlıklarına haciz koydurarak müvekkilin ticari işlerini sekteye uğratan kötüniyetli davalı aleyhine ve Davacı lehine olacak şekilde dava konusu bedelin yüzde yirmisinden az olmamak kaydıyla kötüniyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı şirket ile davacı borçlu şirket arasındaki ticari ilişki gereğince, Davalı şirket tarafından 05.09.2012 tarihli, ... No'lu 2.300,00-USD bedelli fatura tanzim edilmiş olduğunu, borcun ödenmemesi üzerine söz konusu faturanın borçlu şirkete gönderildiğini, Ancak davacının tüm uyarılarılara rağmen borcunu ödememiş olduğunu, — bunun üzerine, davacı şirketin müvekkil şirkete yaptığı 1.000,00 USD tutarındaki ön ödeme mahsup edildikten sonra, bakiye 1.299,50 USD borcun tahsili için; borçlu şirket aleyhine, ... 19. İcra Müdürlüğü'nün ... E. (Eski dosya no: ...E.) sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi başlatılmış olduğunu, söz konusu icra takibinin usulüne uygun olarak kesinleşmesinin akabinde; davacı borçlu şirketin hakkında icrai işlemlere başlanılmış olduğunu, ancak, davacı tarafın, icra takibi açıldıktan tam 12 yıl sonra, huzurdaki haksız ve niyetli menfi tespit davasını ikame etmiş olduğunu, bilindiği üzere; yükleme - boşaltma işleminin süresi içinde (starya) yapılmaması halinde, navlun sözleşmesi gereğince gemilerin fazladan bir süre beklemesi gerekecektir ki, bu süreye "sürastarya" dendiğini, işbu sürastarya adı verilen fazla süreler için ödenecek ücretlere de "demuraj" dendiğini, yükleme süresi taraflarca belirlenmemiş ise, liman kurallarına göre bir süre belirlenmesine, eğer Limanın bu konuda yazılı bir kuralı yoksa "ticari gelenekleri" göre, bu da yoksa malın durumuna göre uygun bir süre belirlenmesi gerektiğini, genellikle bu yükleme süresinin 7 gün olarak belirlendiğini, Dava konusu yüklerin liman sahasına varış tarihinden belirli süre sonra sürastarya süresi başlatılmış ve demuraj işletilmeye başlatılmış olduğunu, Ayrıca, davacı tarafın iddialarının aksine, davaya konu icra takibinin dayanağı olan fatura üzerinde, gemi adı, konşimento numarası, kap adedi, konteyner numarası, yükleme ve boşaltma numarası, vs. Hususların tamamı açıkça belli olduğunu, Faturanın sol alt kısmında; 7 gün serbest zamanda beklenildikten sonra toplamda 50 gün beklenildiği, ilk 10 gün günlük 30 USD'den, devam eden 40 günde 50 USD'den demuraj hesaplamasının yapıldığı açıkça görülebileceğini, taşımaya ilişkin tüm bilgiler takibe dayanak fatura üzerinde açıkça belirtilmesine rağmen, davacının işbu bilgilerin belli olmadığını iddia etmesi kötü niyetinin en açık göstergesi olduğunu, Davalı şirketin alacağının varlığı gerek fatura, gerekse faturaya konu belgeler ve cari hesap ile de açıkça ortada olduğunu, Ayrıca, para alınmadan hizmet verilmez iddiasında olan davacının ise müvekkil şirkete yapmış olduğu 1.000,00 USD tutarında ön ödemenin davacının iddialarının asılsızlığını açıkça gösterdiğini, davalı ile herhangi bir taşıma ilişkisi bulunmadığını iddia eden davacı tarafın, müvekkil hesabına bir kısım ön ödeme yapması alacağın varlığının en açık göstergesi olduğunu, bu sebeplerle haksız, hukuka aykırı ve mesnetsiz olarak ikame edilen huzurdaki davanın ve davacının tüm taleplerinin reddine, Davacı taraf aleyhine alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesini, yargılama masrafları ile vekâlet ücretinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE;
Dava, icra takibinden kaynaklı menfi tespit davasıdır.
Davacı tarafça icra takibinde her ne kadar fatura alacağının tahsili istenmiş ise de, somut olayda davacının alacağının sebebinin demuraj alacağı olduğu anlaşılmış olup somut olayda 6102 Sayılı TTK'nun 5. Kısmında düzenlenmiş deniz ticaretine ilişkin hükümlerin uygulanması gerekmektedir.
Tüm dosya kapsamının ve delillerin değerlendirilmesi sonucunda; dava konusu uyuşmazlığa 6102 sayılı yasanın 5/2-3 maddesine göre Deniz İhtisas Mahkemesinin bakmakla görevli olduğu, H.M.K.'nın 1.maddesine göre, ''göreve ilişkin kuralların kamu düzeninden olduğu anılan kanunun 114/c maddesinde görev konusunun dava şartı olarak gösterildiği, dava şartının her aşamada res'en gözetilmesi gerektiği, davaya bakmaya Deniz İhtisas Mahkemesi görevli olduğu anlaşıldığından, mahkememizin görevsizliğine, görev nedeniyle davanın reddine, görevli mahkemenin İstanbul Deniz İhtisas Mahkemesi (İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesine) olduğuna karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
1-Mahkememizin görevsizliğine, görevsizlik nedeniyle davanın usulden REDDİNE,
2-Karar kesinleştiğinde ve talep halinde dosyanın görevli İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesine,
3-HMK' nun 331/2 maddesi gereğince görevsizlik ve yetkisizlik kararından sonra davaya bir başka mahkemede devam edilmesi halinde yargılama giderleri, harç ve vekalet ücretlerinin o mahkemenin hükmedeceği, gönderme kararından sonra davaya bir başka mahkemede devam edilmemiş ise talep üzerine davanın açıldığı mahkemenin dosya üzerinden bu durumu tespit ile davacıyı yargılama giderlerini ödemeye mahkum edeceği ön görüldüğünden yargılama giderleri, harç ve vekalet ücretleri konusunda bu aşamada bir karar verilmesine yer olmadığına,
Dair; taraf vekillerinin yüzlerine karşı gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde, mahkememize ya da mahkememize gönderilmek üzere her hangi bir Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek bir dilekçe ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere karar verildi. 21/04/2025
Katip
e-imzalı
Hakim
e-imzalı
"Bu belge 5070 Sayılı Kanun hükümlerince elektronik imza ile imzalanmıştır."