T.C.
İSTANBUL
5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2024/392 Esas
KARAR NO:2025/39
DAVA:Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ:02/07/2024
KARAR TARİHİ:15/01/2025
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalıların sigorta poliçesi kesen, araç sahibi ve sürücüsü olduğu araçlar arasında meydana gelen kazada müvekkilinin aracında hasar meydana geldiğini, davalı araç sürücüsünün %100 kusurlu olduğunu, müvekkilinin aracında hasar, değer kaybı meydana geldiğini ve müvekkilinin kazanç kaybı olduğunu, zorunlu arabuluculuk sürecinde anlaşma sağlanamadığını, huzurdaki davayı belirsiz alacak davası olarak ikame ettiklerini, bilirkişi marifetiyle araç hasar onarım bedeli ile değer bedelinin bilirkişi atanarak tespitini, şimdilik 100,00 TL değer kaybının temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile tahsilini, yargılama harç ve giderleri ile vekalet ücretinin davalı üzerine bırakılmasını, talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının iddia ettiği poliçe numarası ve poliçeli olduğu iddia edilen aracın müvekkili bünyesinde yapılan sigorta poliçesi bulunmadığını, şirket bünyesinde kasko poliçesi ile sigortalı olduğunu ancak poliçede ihtiyari mali mesuliyet teminatı bulunmadığını, dolayısıtla müvekkili bünyesinde ZMMS ve İMMS teminatı bulunmadığından davanın reddi gerektiğini, ayrıca davacının değer kaybı tutarı ile davacı tarafından sunulan ekspertiz raporunun kabulünn mümkün olmadığını, açılan davanın müvekkili tarafından düzenlenmiş zorunlu mali mesuliyet poliçesi olmaması ve kasko poliçesinde de ihtiyari mali mesuliyet teminatı olmaması nedeniyle reddini, dava masraf ve vekalet ücretlerinin davacı yana yükletilmesini, talep etmiştir
GEREKÇE:
Dava, maddi hasarlı trafik kazası nedeniyle değer kaybı tazminatının tahsiline ilişkindir.
Davacı taraf adına kayıtlı ... plakalı araç ile, davalı şirketin sigortalısı olan ... plakalı araç ile yaptığı kaza sebebi ile davalı şirketin sigortalısının %100 kusurlu olduğunu belirterek davacıya ait ... plakalı araçta meydana gelen değer kaybı tazminatının davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı ... Sigorta ise cevap dilekçesinde ... plakalı aracın ZMMS poliçesinin kendilerince yapılmadığını bu aracın kasko poliçesinin ... nolu kasko poliçesi ile taraflarınca yapıldığını ve poliçede ihtiyari mali mesuliyetin bulunmadığını ve kendilerinin ... plakalı aracın kasko poliçesi ile sigortalısı olması sebebi ile önce ZMMS poliçesinin tüketilmesini talep ederek davanın reddini talep etmiştir.
Dosyada bulunan davacının dosyaya sunduğu Kaza Tespit Tutanağına göre ... plakalı aracın ... Sigorta AŞ tarafından sigortalandığı anlaşılmıştır. Davacı tarafa 09/10/2024 tarihli celse de davacının davalıdan değer kaybı tazminatı talep edip edemeyeceği hususunda 4.000,00-TL bilirkişi ücretini yatırması üzerine 2 haftalık kesin süre verilmiş ve süre içerisinde bu ücreti yatırmaması durumunda bu delile dayanmaktan vazgeçmiş sayılacağı ihtar edilmiş yapılan ihtarata rağmen davacı vekili tarafından süresi içerisinde bilirkişi ücreti yatırılmamıştır.
Haksız fiillere dayalı tazminat davalarında mahkemece araştırılması ve hükme esas alınması gereken zarar "gerçek" zarardır. Bu tip kazalarda hasara uğrayan araç işleteni değer kaybı talebinde bulunabileceği gibi aracın pert olması durumunda da buna yönelik tazmin talebinde bulunabilir. Aracın değer kaybının hesaplanması yöntemi Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin yerleşik ve istikrara kazanan içtihatlarında ayrıntılı şekilde belirtilmiştir. Buna göre aracın kazadan önceki 2. el değeri ile kazalı halindeki 2. el değeri arasındaki fark değer kaybına esas alınacaktır.
Bir davada çekişmeli olguların kimin tarafından ispat edilmesi gerektiği konusuna, ispat yükü denir. Her iki taraf da ispat yükünün kime düştüğünü gözetmeden delil göstermişler ise bu halde hâkimin ispat yükünün hangi tarafa düştüğünü araştırmasına gerek yoktur. Çünkü hâkim, ilk önce tarafların gösterdikleri delilleri incelemekle yükümlüdür. İki tarafın (veya bir tarafın) gösterdiği deliller ile davaya ilişkin bütün çekişmeli olgular aydınlanmış ise yine ispat yükünün hangi tarafa düştüğünü araştırmakta bir yarar yoktur. Buna karşılık, gösterilen delillerin hâkime dava hakkında tam bir kanaat vermemesi halinde, ispat yükünün hangi tarafa düştüğünün tespit edilmesinde yarar vardır.
Delillerin davayı etkileyecek çekişmeli hususlarda gösterileceği ve ispat faaliyetinin çekişmeli vakıalar için söz konusu olduğu hususu göz önünde bulundurulmalıdır ( 6100 sayılı HMK m.187/1). TMK 6. maddesinde; "Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür." denilmiştir. HMK'nun "İspat yükü" başlıklı 190. maddesinde ise bu düzenlemeye paralel bir düzenleme getirilmiştir. Anılan maddede "İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir." denilmiştir.
İspat yükü ilk önce kural olarak davacıya düşer; yani davacı davasını dayandırdığı olguları ispat etmelidir. Kendisine ispat yükünün düştüğü taraf, uyuşmazlık konusu olguyu ispat edemezse davayı kaybeder. O taraf davacı ise davası reddedilir, davalı ise mahkûm edilir. Kendisine ispat yükü düşmeyen taraf, karşı (kendisine ispat yükü düşen) tarafın iddiasını (olguyu) ispat etmesini bekleyebilir. Kendisine ispat yükü düşen taraf iddiasını ispat edemezse, diğer (kendisine ispat yükü düşmeyen) tarafın onun iddiasının aksini (hilafını) ispat etmesine gerek yoktur; o olgu ispat edilmemiş (yani dava bakımından yok) sayılır.
Somut olayda davacı taraf aracında meydana gelen değer kaybının ispatlamak durumundadır değer kaybının ne kadar olduğu hususu ise bilirkişi vasıtasıyla somut hale gelecektir.
Davacı tarafa araçta meydana gelen değer kaybının tespit edilmesi ve bu değer kaybının davacıdan davalıdan talep etmesinin mümkün olması hususunda bilirkişi ücretini yatırmak üzere kesin süre verilmiş ve kesin sürenin sonuçları da davacı vekiline ihtar edilmiş olmasına rağmen süresi içinde ücreti yatırmadığından üzerine düşen ispat yükünü yerine getirmemiştir. Bu haliyle davacının aracında değer kaybı oluşup oluşmadığı davacının bu değer kaybını davalıdan talep edip edemeyeceği hususları ispata muhtaçtır. Davacı davasını ispatlayamadığından davacının davasının reddine karar vermek gerekmiş aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle;
1-İspatlanamayan davanın REDDİNE
2-Harçlar Yasası'na göre alınması gereken 615,40-TL karar ve ilam harcından peşin alınan 427,60-TL harcın mahsubu ile fazla yatan 187,80-TL harcın davacıdan alınarak hazineye irad kaydına,
3-Davalı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince 100,00-TL maktu vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine,
4-Davacı tarafından sarf edilen yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına,
5-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri olmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına
6-Bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,
8-Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.600,00-TL arabuluculuk giderinin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,
Dair, Taraf vekillerinin yüzlerine karşı tebliğden itibaren 2 haftalık sürede HMK 341 maddesi uyarınca istinaf yolu açık olmak üzere karar verildi. 15/01/2025
Katip ...
e-imzalıdır
Hakim ...
e-imzalıdır