T.C.
İSTANBUL
5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/409 Esas
KARAR NO : 2025/315 Karar
DAVA : İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle)
DAVA TARİHİ : 05/06/2023
KARAR TARİHİ : 16/05/2025
Mahkememizin 2023/383 Esas 2023/946 Karar sayılı 13/12/2023 tarihli kararı ile mahkememizin yetkisizliğine karar verilmiş, mahkememiz kararı davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi"nin ... Esas ... Karar sayılı 13/06/2024 tarihli ilamı ile; "...davacı tarafın istinaf başvurusunun esasa ilişkin sebepler incelenmeksizin kabulüne, ... 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas... Karar sayılı ve 13/12/2023 tarihli kararının kaldırılmasına,.." şeklinde karar verilerek dosya mahkememize gönderilmiş, mahkememizin yukarıdaki esasına kaydı yapılarak, yargılamaya iş bu dava dosyası üzerinden devam olunmuştur.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili 05/06/2023 tarihli dava dilekçesinde özetle, Müvekkil ... A.Ş. tarafından ... Poliçesi ile sigortalı ...Ltd. Şti'nin ilgili olduğu "..." adresinde bulunan otel binası, makine ve eşyalar, sauna cihazı ve bu cihaza elektrik akımı taşıyan kontrol ünitesinden kaynaklanan yangın sebebiyle hasara uğradığını, bu olay sebebiyle, müvekkil şirket, eksper marifetiyle hasar tespiti yaptırarak sigorta tazminatı ödediğini, sigortalının tespit ve beyanı, gerekse mezkur olay nedeniyle hazırlanan Ekspertiz raporu ve olay sonrası düzenlenen Yangın Raporu’na göre; sauna cihazı ve bu cihaza elektrik akımı taşıyan kontrol ünitesi meydana gelen arıza ve/veya kısa devre ve malzeme işçilik kusuru veya voltaj dalgalanması v.s. sebeplerden kaynaklanan yangın sebebiyle sigortalı işyeri ve emtiaların zarar gördüğünü, davalı üretimini sağlayıcılığını satımını tedariğini montajını v.s. yapmış olduğu emtiayı kullanıma uygun, sağlam ve ayıpsız olarak üretilerek satışa sunulmasından, usulüne uygun şekilde montajının yapılmasından v.s. sorumlu olduğu tespit edildiğini, davalıların eylem/eylemsizliği ile hasar/zarar arasında uygun illiyet bağı bulunduğu açık olmakla, bununla birlikte davalıların, yaptığı işin niteliği gereği haksız fiil- tehlike – kusur - kusursuz sorumluluk esaslarında objektif sorumluluğu olacağını, müvekkil ... Sigorta A.ş., TTK. Md. 1472 gereğince sigortalısının haklarına halef olduğundan; davalıların kusur/kusursuz sorumluluğunu karşılayan alacak için rücu hakkı doğduğunu, ayrıca yapmış olduğu hasar ödemesiyle, sigortalısından dava, alacak talep haklarını temellük ettiğini, dava açılmadan önce, davalı aleyhine ... 2. İcra Müdürlüğü’nün ... E. sayılı dosyası ile icra takibi başlatılmış, davalı tarafça takibe itiraz edildiğini, hukuki uyuşmazlığın taraflarca müzakere edilmesi ve dava şartının yerine getirilmesi amacıyla ... Arabuluculuk Bürosu'nun ... Başvuru numarası ile arabuluculuk yoluna başvurulduğunu, Arabuluculuk son tutanağı anlaşamama olarak düzenlendiğini, bu nedenlerle ... 2. İcra Müdürlüğü’nün ... E. sayılı dosyasına vaki itirazın iptali ile takibin devamına, 270.860,84 TL hasar bedelinin, ödeme tarihi olan 21.10.2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline; davalı... A.Ş. hakkında Uyap’tan ara/gayrimenkul sorgulaması yapılarak, davalı adına kayıtlı araç ve/veya gayrimenkul kaydına üçüncü kişilere devir ve temlikinin önlenmesi için müvekkil şirketin ticari gücü gereği teminatsız ihtiyati tedbir-ihtiyati haciz konulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili 11/07/2023 tarihli cevap dilekçesinde özetle, Davacı tarafın 05.06.2023 tarihli dava dilekçesi müvekkil şirkete tebliğ edilmiş olduğunu, davacı ... SİGORTA A.Ş., sigortalısı ... Ltd. Şti'nin "..." adresinde bulunan otel binasında çıkan yangın hasebi ile uğranılan hasara binaen sigorta tazminatı ödedikleri ve sigortalısının haklarına halef olduklarından bahisle alacak için rucü istemine ilişkin olarak mezkur icra takibine binaen itirazın iptali ve takibin devamına yönelik olarak işbu davayı taraflarına karşı ikame ettiklerini, ilk olarak, davacı tarafın mesnetsiz ve dayanaksız iddialarını ve aleyhimize atfedilen hiçbir hususu kabul etmediğimizi; sair hususları asla kabul anlamına gelmemek kaydı ile, zamanaşımı, hak düşürücü süre, görev, yetki (...Adliyesi yetkilidir.) ve ilk itirazlarda bulunduklarını, davacı tarafın kötü niyetli olarak haksız kazanç sağlamak ve sebepsiz zenginleşmek maksadı ile müvekkil şirketi davaya dahil ettiklerini, bunun kabulünün mümkün olmadığını, davacı şirketin, dava açmakta hukuki yararının bulunup bulunmadığı, kesin yetki kuralının bulunup bulunmadığı, harcın tam olarak ikmal edilip edilmediği gibi hususlar dava şartlarından olduğundan bu hususların da mahkeme tarafınca re'sen araştırılmasını ve usule aykırılığın tespiti halinde, dava şartlarının yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmesini, davacı sigorta şirketinin dava dilekçesinde, ... Şti'nin "..." adresinde bulunan otel binası, makine ve eşyaların, sauna cihazı ve bu cihaza elektrik akımı taşıyan kontrol ünitesinden kaynaklanan yangın sebebiyle hasara uğradığını beyan etmiş olmakla, yasal dayanağı bulunmayan işbu iddialar asılsız ve dayanaksız olduğunu, müvekkil firma, ... marka Türkiye temsilcisi olmakla, ikame olunan işbu davada yangına sebebiyet verdiği iddia olunan sauna sobasının tylö marka olduğuna ilişkin herhangi bir delil, dahası emare dahi bulunmadığını, Müvekkil şirketin, bilinen sauna markası ... Türkiye temsilcisi olmasından bahisle; herhangi bir fatura ve yasal dayanak olmaksızın işbu davanın ikame edilmesini kabul etmediklerini, davacı firma sigortalısına ödemiş olduğu bakiye karşılığını tabiri caiz ise "ya tutarsa" mantığı ile işbu davayı müvekkil firmaya yönelttiğini, müvekkil şirketin bilinen ve konusunda dünyanın en iyi markası olan ... markasının Türkiye temsilcisi olması, müvekkilin bu davada taraf sıfatına haiz olacağı ve mezkur yangın hadisesinden kaynaklı rücu hakkına sahip olacakları anlamına gelmediğini, taraflarına ait olmayan bir ürün ile ilgili olarak dava yöneltilmesi, işbu davada yangının ne sebeple çıktığı noktasında değerlendirme yapılması ve işin esasına girilmesi, yargıyı asılsız yere meşgul edecek; usul ekonomisi ilkesine, hukuka ve hakkaniyete aykırı olacağını, ilk olarak iddia olunan ürünün faturalarının dosyaya ibraz edilmesine aksi halde ise davanın taraf sıfatına haiz olmamaları ve yanlış davalı aleyhine açılmış olması nedeni ile esasa ve incelemeye girilmeksizin husumet itirazları doğrultusunda, husumet yönünden reddine karar verilmesini, davaya konu yangının çıkış sebebi açık ve net bir şekilde belirlenmemiş olup “herhangi bir sebeple” çıktığı yönünde rapor tanzim edildiğini, bu hususa ilişkin olarak taraflarını sorumluluğu şüpheye mahal vermeyecek şekilde ortaya koyulamadığını, davacı sigorta firması tarafından ilk alım faturaları, bakım belgeleri ve sair belgelerin 10. yılı aşkın süre geçmiş olması sebebi ile bulunamadığı bildirilmiştir. Bahse konu cihazın ... marka olduğunu kat'a kabul anlamına gelmemek kaydı ile, ilgili sauna cihazının 10 yılı aşkın süre kullanıldığı göz önüne alındığında; cihazın bakımlarının ve kontrollerinin yapılması, bakım kapsamında orijinal parçalarının kullanılması gerektiğini, ilgili bakımların ve kontrollerin yetkililer tarafından yaptırıldığına ilişkin hiçbir tespite de yer verilemediği gibi, bakım ve kontrol yapıldığının kabulü halinde dahi bakım esnasında orijinal parçaların kullanıldığının; tüm bunlardan öte, ürünün müvekkil firmaya ait olduğunu kat'a kabul anlamına gelmemek kaydı ile, orjinal olup olmadığının dahi tespiti gerektiğini, davacı sigorta firmasının ilk alım faturaları, bakım belgeleri ve sair belgelerin 10 yılı aşkın süre geçmiş olması sebebi ile bulunamadığı beyanlarından; bahse konu cihazın ... marka olduğunu kat'a kabul anlamına gelmemek kaydı ile, ilgili sauna cihazının 10 yılı aşkın süre kullanıldığı anlaşılmakla; 10 yılı aşkın bir süre kullanılan bir cihazın kendisinde var olan bir ayıptan söz edilemeyeceğini, bu denli uzun süre kullanılan bir cihazdan beklenilen arıza, bu süre zarfında yalnızca kullanımdan kaynaklı olacağını, cihazın bakımlarının ve kontrollerinin yapılıp yapılmadığı gözetilmeden tesis olunacak rapor da hatalı olacağını, tüm bu hususlara ilişkin olarak da hiçbir tespit ve sonuç elde edilememiş olmasına rağmen, işbu dava ile tüm bu varsayımlarla tarafımıza sorumluluk yüklenmek ve maddi menfaat elde edilmek istendiğini, taraflarına ait olmayan bir ürüne dayanılarak, kaldı ki işbu ürünün yangına sebebiyet verip vermediği hususu bir yana, bu kapsamda tarafımızdan talep edilen ödemeler haksız ve hukuka mugayir olduğunu, sebepsiz zenginleşmeye neden olacağını, montaj ile ilgili eksiklik veya yanlışların muhatabı da müvekkil şirket olmadığını, tüm bu hususların taraflarına mal edilmesinin de kat'a kabul edilemeyeceğini, davalı müvekkil şirketin hiçbir kusuru ve ayıplı ürün satışı, dahası davacının sigortalısına davaya konu bir ürün satışı olmamasına rağmen; davacı taraf, haksız şekilde müvekkil şirkete sorumluluk yüklemeye çalıştığını, davacının iddialarına ilişkin olarak müvekkil şirketin hiçbir sorumluluğu bulunmadığını, sauna sobasının kendisinden kaynaklanan bir ayıbın varlığı halinde; ürünün montajını gerçekleştiren ve kendisinden beklenen teknik bilgi ve donanıma sahip olduğu düşünülen kurulumcunun, bu ayıbın varlığını kurulumda ve test aşamasında tespit etmesi ve bu anda gerekli uyarı ve müdahalelerde bulunmuş olması ve satın alınan firmaya bu anlamda dönüş sağlanmış olması gerektiğini, bu hususun dahi, söz konusu ürün satımını kabul anlamına gelmemek kaydı ile, ürünün sağlam ve çalışır vaziyette satımı akabinde yine montaj esnasında da sağlam ve çalışır vaziyette olduğunu, ürünün sağlam ve çalışır vaziyette ayıpsız satımı akabinde, kurulumundan sonra davacı firmanın sigortalısı tarafından da bu arızalanmaya sebebiyet verilmesi ihtimali de göz ardı edilmemesi gerektiğini, üründe "ayıp" halinin mevcut olduğunu iddia eden tarafın yine Türk Ticaret Kanunu ilgili hükümleri çerçevesinde ihbarda bulunması gerekmekte olduğunu, müvekkil şirkete bu anlamda yapılan bir ihbarın da söz konusu olmadığını, davacı sigorta şirketince alınan eksper raporunda yer alan aleyhe hususları kabul etmemekle, bu hususta taraflı alınan rapora mahkemece itibar edilmemesi gerektiğini, davacı tarafın haksız ve hukuka mugayir teminatsız tedbir- ihtiyati haciz taleplerinin dilekçemizde açıkladığımız nedenlere binaen reddi gerektiğini, hal böyle iken; işbu sebepler nihayetinde davacı şirketin dava dilekçesinde müvekkil şirket aleyhine yer verdiği tüm hususlara itiraz ettiğimizi bildirmekle, haksız ve hukuka mugayir davanın kül halinde reddini talep ettiklerini, fazlaya dair talep, dava ve şikayet haklarımız saklı kalmak kaydı ile; davacı tarafın teminatsız ihtiyati tedbir- ihtiyati haciz taleplerinin reddine, haksız ve mesnetsiz davanın esasa girilmeksizin usulden ve husumet yokluğundan reddine; aksi halde esastan tümden reddine, yargılama giderleri ile ücreti vekaletin karşı tarafa yüklenmesine ve lehimize vekalet ücretine karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE:
Dava, itirazın iptali davasıdır.
Davacı taraf, dava dışı ... Şti'nin davacı sigorta şirketi tarafından işyerim garantide otel paket sigortası ile sigortalandığını, ...adresinde bulunan otelde makina ve eşyalar, sauna cihazı ve bu cihaza elektrik akımı taşıyan kontrol ünitesinden kaynaklı yangın çıktığını ve oluşan zararın sigortalıya ödendiğini, davalının oluşan zarardan sorumlu olduğunu bu sebeple sigortalıya ödenen bedelin rücuen tahsili için başaltılan takibe davalının itiraz ettiğini belirterek itirazın iptalini talep etmiştir.
... 2. İcra Müdürlüğü'nün ... E sayılı dosyasının incelenmesinde, alacaklısının dosyamız davacısı ...Şirketi, borçlunun dosyamız davalısı ...Şirketi olduğu takip çıkışının 270.860,84 TL asıl alacak,15.371,35 TL faiz olmak üzere 286.232,19 TL olduğu, takibe konu alacağın... nolu 21.10.2021 tarihli 270.860,84 TL tutarında Borçlunun sorumluluğunu gerektirir şekilde meydana gelen yangın sebebiyle, müvekkl şirket sigortalısı ... Şti.nde meydana gelen hasar bedeli olduğu anlaşılmıştır.
Davacının 24.03.2023 tarihinde dava dışı ...Şti'ne 265.085,84 TL hasar ödemesi yaptığı tespit edilmiştir.
Davacı ile dava dışı ... Şti arasındaki sigorta poliçesi ve zeyilname incelendiğinde sigorta poliçesinin sigorta başlangıç tarihinin 19/01/2021 bitiş tarihinin 19/01/2022 olduğu davaya konu hasarın sigorta poliçesini kapsadığı tarih içerisinde meydana geldiği anlaşılmıştır.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık davacının dava dışı sigortalısına ödemiş olduğu sigorta tazminatını davalıdan tahsili için başlatmış olduğu icra takibinde haklı olup olmadığı noktasında toplanmış olup davacının davalıdan bir alacağının olup olmadığı noktasında elektrik mühendisi bilirkişiye tevdi edilmiş bilirkişi dosyaya sunduğu 27/03/2025 tarihli raporda Dava konusu Yangın olayı ile Davalının satışını yaptığı emtiayı/ısıtıcıyı davacının sigortalısına , kullanıma uygun ayıpsız teslim etmediği olayı arasında illiyet bağının bulunmadığı, dava konusu yangın olayının davalının ayıplı mal tesliminden kaynaklanmadığı, dolayısıyla takip konusu tutar bakımından herhangi bir ödeme yükümlülüğünün bulunmadığı sonuç ve kanaatine varıldığı, .Davanın gelişimine göre ortaya çıkacak veriler veya Sayın Mahkeme tarafından başkaca hukuki nedenlerle davalının ödeme yükümlülüğünün bulunduğunun belirlenmesi halinde davalının ödeme yükümlülüğü;270.860,84 TLAsıl Alacak 15.371.335 TLGecikme faizi(Taleple bağlı) olmak üzere TOPLAM 286.232,19 TL olacağı yönünde rapor ibraz edilmiştir.
TTK 1472 maddesinde sigortacı ödemiş olduğu tazminat sebebi ile sigortalısının yerine geçeceği ve sigortalının gerçekleşen zarardan dolayı sorumlulara karşı olan dava hakkının tazmin ettiği bedel kadar sigortacıya intikal edeceği belirtilmiş olup davacı sigorta şirketinin sigortalısına ödediği bedeli talep edebilmesi esasen haksız fiil sorununa dayanmakta olup haksız fiil TBK 49 maddesinde düzenlenmiştir.
6098 sayılı TBK'nın 49.maddesine göre, Hukuka aykırı kusurlu bir fiille başkasına zarar veren bir kimse bu zararı tazminine mecburdur. Böylece haksız fiilden sorumluluk tazminat borcunun kaynağını oluşturmaktadır. Haksız fiil sorumluluğunda genel davranış kurallarına aykırılık söz konusu olmaktadır. Özel bir sorumluluk hükmü ile düzenlenmemiş olup, bütün hallerde bir kimse için haksız fiil sorumluluğu söz konusu olması, 6098 sayılı TBK'nın 49.maddesindeki şartların gerçekleşmesine bağlıdır. Diğer bir deyişle, ayrık bir düzenleme bulunmadığı kusur sorumluluğu hallerinde, 6098 sayılı TBK'nın 49.maddesi ve devamındaki yer alan esaslar uygulanır.
Madde 49, kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür.
Zararın verici fiili yasaklayan bir hukuk kuralı bulunmasa bile , ahlaka aykırı bir fiille başkasına kasten zarar veren de , bu zararı gidermekle yükümlüdür düzenlemesi mevcuttur.
Haksız fiil sorumluluğunun ortaya çıkabilmesi için gerekli olan ikinci koşul, zarara sebebiyet veren hukuka aykırı fiilin, fail tarafından kusurlu olarak yapılmış olmasıdır. Kusur için hukuk düzeni kurallarının bilerek ve isteyerek ya da ihmal sebebiyle ihlal edilmesi gerekmektedir. Kusurun kanunumuzda tanımı yapılmamıştır. Uygulamada kabul görmüş tanıma göre kusur, hukuk düzeninde kınanabilen davranıştır. Kınamanın nedeni, başka türlü davranma olanağı varken ve zorunlu iken, bu şekilde davranmayarak, bu tarzdan sapılmış olmasıdır. Kısacası; kusur , genel tanımıyla, hukuk düzeni tarafından bir davranış tarzının kınaması olup, bu kınama o davranışın belirli koşullar altında bireylerden beklenen ortalama hareket tarzından sapmış olmasından kaynaklanmaktadır.
Haksız fiil öğretide, hukuka aykırı zarar verici fiil olarak tanımlanmaktadır. Unsurları; hukuka aykırı fiil, zarar, kusur ve illiyet bağı olarak belirlenmektedir. Buna göre haksız fiilden bahsedebilmek için hukuka aykırı bir fiil bulunmalı, bu fiil bir zararın doğmasına neden olmalı, zarara neden olan kişinin kusurlu bulunması ve zarar ile kusur arasında illiyet bağı bulunması gerekmektedir.
Bu beş unsurun varlığı halinde zarar veren kişi fiilden dolayı zarara uğrayan kişi ya da kişilerin maddi zararını karşılamak durumundadır. TMK 'nun 6. Maddesine göre haksız fiilin unsurlarını ispat etmek yükü davacıdadır. Davacı, zararın, haksız fiili ile gerçekleştiğini, diğer söylem ile zarar ile haksız fiil arasındaki illiyet bağını ispat etmek durumundadır.
Bir davada çekişmeli olguların kimin tarafından ispat edilmesi gerektiği konusuna, ispat yükü denir. Her iki taraf da ispat yükünün kime düştüğünü gözetmeden delil göstermişler ise bu halde hâkimin ispat yükünün hangi tarafa düştüğünü araştırmasına gerek yoktur. Çünkü hâkim, ilk önce tarafların gösterdikleri delilleri incelemekle yükümlüdür. İki tarafın (veya bir tarafın) gösterdiği deliller ile davaya ilişkin bütün çekişmeli olgular aydınlanmış ise yine ispat yükünün hangi tarafa düştüğünü araştırmakta bir yarar yoktur. Buna karşılık, gösterilen delillerin hâkime dava hakkında tam bir kanaat vermemesi halinde, ispat yükünün hangi tarafa düştüğünün tespit edilmesinde yarar vardır.
Delillerin davayı etkileyecek çekişmeli hususlarda gösterileceği ve ispat faaliyetinin çekişmeli vakıalar için söz konusu olduğu hususu göz önünde bulundurulmalıdır ( 6100 sayılı HMK m.187/1). TMK 6. maddesinde; "Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür." denilmiştir. HMK'nun "İspat yükü" başlıklı 190. maddesinde ise bu düzenlemeye paralel bir düzenleme getirilmiştir. Anılan maddede "İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir." denilmiştir.
İspat yükü ilk önce kural olarak davacıya düşer; yani davacı davasını dayandırdığı olguları ispat etmelidir. Kendisine ispat yükünün düştüğü taraf, uyuşmazlık konusu olguyu ispat edemezse davayı kaybeder. O taraf davacı ise davası reddedilir, davalı ise mahkûm edilir. Kendisine ispat yükü düşmeyen taraf, karşı (kendisine ispat yükü düşen) tarafın iddiasını (olguyu) ispat etmesini bekleyebilir. Kendisine ispat yükü düşen taraf iddiasını ispat edemezse, diğer (kendisine ispat yükü düşmeyen) tarafın onun iddiasının aksini (hilafını) ispat etmesine gerek yoktur; o olgu ispat edilmemiş (yani dava bakımından yok) sayılır.
Somut olayda, ispat külfeti davacı taraf üzerinde olup, davacı taraf, davalı şirketlerin kusurlu eylemleri ve ihmalleri sebebi ile dava dışı sigortalısına ödemiş olduğu tazminata konu zararı zarar ile davalının ihmalleri arasında illiyet bağının olduğunu ispatlamak durumundadır.
Dosyaya sunulan bilirkişi raporu ile de sabit olduğu üzere dava dışı sigortalının işyerinde meydana gelen yangının meydana gelmesinde Davalının satışını yaptığı emtiayı/ısıtıcıyı davacının sigortalısına , kullanıma uygun ayıpsız teslim etmediği olayı arasında illiyet bağının bulunmadığı, dava konusu yangın olayının davalının ayıplı mal tesliminden kaynaklanmadığı, meydana gelen hasarın oluşumunda davalının herhangi bir kusur ve sorumluluğun bulunmadığı anlaşılmış ve dava konusu yangının ve zararın meydana gelmesi arasında uygun illiyet bağının bulunmaması sebebiyle takip konusu tutar bakımından davalının davacıya herhangi bir ödeme yükümlülüğünün bulunmadığı sonuç ve kanaatine varılmış olup bu sebeple davacı sigorta şirketi yönünden halefiyet koşullarının oluşmadığı davalıdan rucü talebinde davacı şirketin haklı olmadığı anlaşıldığından davacının davasının reddine karar verilmiş, davacının icra takibi yapmasında kötü niyetli olmadığı anlaşıldığından davacının kötü niyet tazminatı isteminin reddine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle,
1-Davanın Reddine,
2-Davacının icra takibi yapmasında kötüniyetli olmadığı anlaşıldığından davalının kötüniyet tazminatı isteminin reddine,
3-Harçlar Yasası'na göre alınması gereken 615,40-TL karar ve ilam harcından peşin alınan 3.194,47-TL harcın mahsubu ile fazla yatan 2.579,07-TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
4-Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince 43.337,73 -TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalılara verilmesine,
5-Davacı tarafından sarf edilen yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına,
6-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
7-Bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,
8-Arabuluculuk ücreti olan 3.120,00-TL bedelin davacıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,
Dair, Taraf vekillerinin yüzlerine karşı tebliğden itibaren 2 haftalık sürede HMK 341 maddesi uyarınca istinaf yolu açık olmak üzere karar verildi. 16/05/2025
Katip
e-imzalıdır
Hakim
e-imzalıdır