T.C.
İSTANBUL
5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/418 Esas
KARAR NO : 2025/123
DAVA : İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle)
DAVA TARİHİ : 10/07/2024
KARAR TARİHİ : 21/02/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı tarafından yapılan çalışma esnasında müvekkilinin enerji dağıtım altyapısına dahil olan kablo ve tesisata hasar verildiğini, hasarın müvekkili tarafından giderildiği ve bu nedenle yapılan masrafların davalıya tahakkuk ettirildiğini, ... 33. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasından takip başlatıldığını, borçlunun itirazı neticesinde takibin durduğunu, arabuluculuk aşamasında anlaşma sağlanamadığını, itirazın haksız olduğunu zira davalının kusurundan kaynaklanan zararın müvekkili tarafından giderildiğini ve bundan davalının sorumlu olduğunu, benzer davalarda davanın kabulü yönünde kararlar verildiğini, itirazın iptali ile takibin devamını, hasar tarihinden itibaren avans faizi ile taraflarına ödenmesini, davalıların hükmolunacak meblağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatı ödemeye mahkum edilmesini, arabuluculuk vekalet ücreti yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalılara tahmilini, talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;müvekkili bünyesinde yapılan incelemelerde belirtilen tarih ve adreste herhangi bir çalışma yapılmadığının tespit edildiğini ve takibe itiraz edildiğini, davacının hasarın müvekkili tarafından meydana getirildiğine dair somut belge sunmadığını, hasar tespit tutanağının davacının personeli ve yüklenici firması tarafından tek taraflı imzalandığını, davacının sunduğu fotoğraflarda da müvekkili tarafından meydana getirilen bir zararın ortaya konulamadığını, kabul anlamına gelmemek kaydıyla hasarın tamir ve bakım miktarlarının fahiş gösterildiğini, bu nedenle bu miktarları kabul etmediklerini, ayrıca dava haksız fiile dayalı ikame edildiğinden zararın belirlenmesinde gerçek zarar ilkesinin geçerli olduğunu, davayı konu olayda davacının hasarı gidermek için özel olarak personel çalıştırmadığını, taraflar arasındaki sözleşmeye istinaden firma personeli tarafından hasarın giderildiğini, personele yapılan masrafların davacının genel idari giderleri olduğunu, ayrıca davacının tüketilmediğini iddia ettiği elektrik enerjisinin kullanıldığı an üretilen bir enerji olduğunu, dolayısıyla satılamayan enerji sebebiyle maddi kaybın olmadığını, öte yandan haksız fiile dayalı faiz talebinin yasal faiz olabileceğini, Yargıtay kararlarının da bu yönde olduğunu, fazlaya ilişkin tüm haklarını saklı tutarak davanın reddini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı yana yükletilmesini, talep etmiştir.
GEREKÇE:
Dava, davalı şirket tarafından alt yapı çalışmaları sırasında davacı şirkete ait tesise ait zararın tazmini amacıyla davalı aleyhine açılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
Mahkememizde açılan dava, İİK'nın 67. Maddesi gereğince itirazın iptali davasıdır.
Dosyamıza getirilen ... 33. İcra Müd. ... esas sayılı takip dosyasının incelenmesinde, davacı tarafından davalı aleyhine toplam 4.453,98-TL hasar bedeli ve 217,46 TL faiz olmak üzere toplam 4.671,44-TL üzerinden icra takibi yapıldığı, davalının itirazı üzerine takibin durduğu, itirazın süresinde ve usulüne uygun yapıldığı, itirazın alacaklıya tebliğe çıkarılmadığı, buna göre davanın İİK 67. Maddesinde yazılı, hak düşürücü süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır.
Davacı taraf, davasında 4.671,44-TL'lik itirazın iptalini talep etmiştir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık davalının davacı şirketin altyapısına zarar verip vermediği bu durum sebebi ile davacının oluşan zararının davalıdan tahsil edip edemeyeceğine yöneliktir dayanağı TBK 49.maddesinde haksız fiil sorumluluğudur.
6098 sayılı TBK'nın 49.maddesine göre, Hukuka aykırı kusurlu bir fiille başkasına zarar veren bir kimse bu zararı tazminine mecburdur. Böylece haksız fiilden sorumluluk tazminat borcunun kaynağını oluşturmaktadır. Haksız fiil sorumluluğunda genel davranış kurallarına aykırılık söz konusu olmaktadır. Özel bir sorumluluk hükmü ile düzenlenmemiş olup, bütün hallerde bir kimse için haksız fiil sorumluluğu söz konusu olması, 6098 sayılı TBK'nın 49.maddesindeki şartların gerçekleşmesine bağlıdır. Diğer bir deyişle, ayrık bir düzenleme bulunmadığı kusur sorumluluğu hallerinde, 6098 sayılı TBK'nın 49.maddesi ve devamındaki yer alan esaslar uygulanır.
Madde 49, kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür.
Zararın verici fiili yasaklayan bir hukuk kuralı bulunmasa bile , ahlaka aykırı bir fiille başkasına kasten zarar veren de , bu zararı gidermekle yükümlüdür düzenlemesi mevcuttur.
Haksız fiil sorumluluğunun ortaya çıkabilmesi için gerekli olan ikinci koşul, zarara sebebiyet veren hukuka aykırı fiilin, fail tarafından kusurlu olarak yapılmış olmasıdır. Kusur için hukuk düzeni kurallarının bilerek ve isteyerek ya da ihmal sebebiyle ihlal edilmesi gerekmektedir. Kusurun kanunumuzda tanımı yapılmamıştır. Uygulamada kabul görmüş tanıma göre kusur, hukuk düzeninde kınanabilen davranıştır. Kınamanın nedeni, başka türlü davranma olanağı varken ve zorunlu iken, bu şekilde davranmayarak, bu tarzdan sapılmış olmasıdır. Kısacası; kusur , genel tanımıyla, hukuk düzeni tarafından bir davranış tarzının kınaması olup, bu kınama o davranışın belirli koşullar altında bireylerden beklenen ortalama hareket tarzından sapmış olmasından kaynaklanmaktadır.
Haksız fiil öğretide, hukuka aykırı zarar verici fiil olarak tanımlanmaktadır. Unsurları; hukuka aykırı fiil, zarar, kusur ve illiyet bağı olarak belirlenmektedir. Buna göre haksız fiilden bahsedebilmek için hukuka aykırı bir fiil bulunmalı, bu fiil bir zararın doğmasına neden olmalı, zarara neden olan kişinin kusurlu bulunması ve zarar ile kusur arasında illiyet bağı bulunması gerekmektedir.
Bu beş unsurun varlığı halinde zarar veren kişi fiilden dolayı zarara uğrayan kişi ya da kişilerin maddi zararını karşılamak durumundadır. TMK 'nun 6. Maddesine göre haksız fiilin unsurlarını ispat etmek yükü davacıdadır. Davacı, zararın, haksız fiili ile gerçekleştiğini, diğer söylem ile zarar ile haksız fiil arasındaki illiyet bağını ispat etmek durumundadır.
Mahkememizce iddia , savunma ve toplanan deliller kapsamında meydana gelen hasarda davalı tarafın kusur yada sorumluluğunun bulunup bulunmadığı, zararın miktarının tespiti hususunda dosya Elektrik Mühendisi bilirkişiye tevdi edilmiş, bilirkişi tarafından dosyaya rapor ibraz edilmiştir.
Bilirkişinin sunmuş olduğu 03/01/2025 tarihli raporda Dava konusu hasarın meydana gelmesinde ; davalının dahli “olduğuna kanaat getirilmesi halinde; dosya içinde, davalı tarafından ilgili kurumlardan izin ve nezaretçi alınarak çalışma yapıldığına dair belge bilgi olmaması sebebi ile davalının hasarın meydana gelmesinde kusurlu olacağı , Davacının karşı kusurunun bulunmadığı, Davaya konu hasar bedelinin; Hasarın davacı kurum elemanları veya yüklenici şirket aracılığı ile giderilmesi hususu , Sayın Mahkemenin yetki alanı içinde bulunan Hukuki değerlendirmeye göre Dava konusu hasarın, davacı ...'ın kurum dahilinde çalışan kendi elemanlarıyla giderildiği kanaatine varılması halinde — Yargıtay kararına göre, işçilik eleman ve araç giderlerinin hasar maliyetine dahil edilemeyeceği, Bu durumda davalının, ... 33. İcra Müdürlüğü' ile yapılan icra takip tarihi itibariyle; 'nün ...E sayılı dosyası hasar bedeli/asıl alacak 192,55 TL Gecikme faizi 9,56 TL olmak üzere TOPLAM 202,11 Olduğu şeklinde rapor ibraz edilmiştir.
Dosya kapsamında ... Altyapı kordinasyon şube müdürlüğü tarafından 12/08/2024 tarihinde gönderilen yazıda 15/08/2022 tarihinde ... ilçesi gümüşsuyu mahallesi ... sokak adresinde herhangi bir gerçek veya tüzel kişiye altyapı kazı ruhsat izni verilmediği dosya kapsamında davacının altyapısında meydana gelen zararın davalının kusurlu olduğuna dair herhangi bir delil olmadığı bilirkişi raporu ile de davalının kusurlu olduğu yönünde herhangi bir değerlendirmenin yapılmadığının anlaşılması karşısında haksız fiil sorumluluğunda bir tarafın sorumlu olabilmesi için yukarıda ayrıntılı belirttiğimiz üzere kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlü olup dosya kapsamında alınan bilirkişi raporunda ve dosya kapsamındaki belgelerde davacının altyapısında meydana gelen zararı davalının meydana getirdiğine ilişkin her hangi bir delil bulunmadığından bu zarardan davalının sorumlu bulunmadığı anlaşılmakla davacının davacının reddine karar verilmiş aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın reddine
2-Harçlar Yasası'na göre alınması gereken 615,40-TL karar ve ilam harcından peşin alınan 427,60-TL harcın mahsubu ile bakiye 187,80-TL harcın davacıdan alınarak hazineye irad kaydına,
3-Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince 4.671,44-TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine,
4-Davacı tarafından sarf edilen yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına,
5-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
6-Bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,
7-Arabuluculuk sarf kararına ilişkin mahkememizin 2024/411 esas sayılı dosyası üzerinden karar verildiğinden bu dosyada arabuluculuk sarf kararı hakkında karar verilmesine yer olmadığına,
Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı davalı tarafın yokluğunda HMK 341 maddesi uyarınca miktar itibari ile KESİN olmak üzere karar verildi.21/02/2025
Katip
e-imzalıdır
Hakim
e-imzalıdır