T.C.
İSTANBUL
5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/429 Esas
KARAR NO : 2025/47
DAVA : Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 17/07/2024
KARAR TARİHİ : 17/01/2025
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekilinin dilekçesinden özetle: Dava dışı üçüncü şahıs ...'nun borcu nedeniyle ... İcra Dairesinin ... E. Sayılı dosyası ile Kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile icra takibi başlatıldığı, mezkur dosyadaki alacağın ...Şirketine temlik edilmesiyle davalı şirket dosyanın alacaklısı konumuna geldiği, bahsi geçen, ... İcra Dairesinin ... E. Sayılı dosyası kapsamında davalının haksız ve hukuka aykırı talebiyle, borçla ilgisi bulunmayan müvekkile ait "..." adresinde bulunan iş yerinde haciz işlemi tatbik edildiği, borçlunun müvekkilinin yanında faaliyet gösterdiği iddiasıyla müvekkiline ait menkullerin haczini talep ettiği, haciz işlemi nedeniyle müvekkilinin kasası boşaltılmış, bu durum müvekkilinin işlerinin ve ödemelerinin aksamasına neden olmuş, haciz işlemi için gelen davalı vekili kanunun çizdiği sınırlar dahilinde görevini ifa etmek yerine müvekkiline manevi cebir ve baskı uygulamış, haciz ve muhafaza işlemini irade sakatlığına sebep verecek şekilde müvekkili aleyhine tehdit unsuru olarak kullandığı, dükkandaki eşyaların ödemesinin kendisi tarafından yapıldığını, buna ilişkin faturaları dava dosyasına sunduğunu defaatle belirtmesine rağmen, davalı vekili haciz ve muhafaza talep etmiş, akabinde 09/05/2024 tarihli haciz tutanağında görüleceği üzere davalı vekilinin talebi üzerine haciz mahaline nakliye aracı geldiği, muhafaza talep edilen menkuller müvekkilinin faaliyetine devam edebilmesi için gerekli ve zorunlu olan eşyalar olduğu, müvekkili, işyerinde bulunan demirbaş dolaplar ve ilgili firmalara ait olan menkuller olmak üzere bütün malların muhafaza edileceği söylenerek tehdit edilmiş, 4 saati aşkın manevi cebir ve baskı altında bırakılmış, en sonunda nakliye aracının gelmesi üzere çaresiz kalan, borcu ödemek dışında muhafaza işlemine engel olma imkanı kalmayan müvekkiline dilekçe ekinde yer alan 09/05/2024 tarihli protokol okumasına fırsat dahi verilmeksizin imzalatıldığı, protokolde, asıl borçlu ...'nun borçlu olduğu dosyaların tamamının ödemesi hakkaniyete aykırı bir şekilde müvekkiline yükletildiği, ayrıca Protokol kapsamında müvekkilinin kasasında bulunan paranın tamamı olan 30.600 TL davalı vekilince elden alınmış, 19.400 TL ise davalı vekilinin yanında getirmiş olduğu pos cihazı ile müvekkiline ait kredi kartından çekilmiş dolayısıyla ilgisi bulunmayan bir borçtan dolayı kendisinden toplam 50.000 TL tahsil edildiği, ödemelerin dosya borcuna mahsuben yasal yolla alınmak yerine elden alınması, borçlu olmayan üçüncü kişi müvekkilinin kredi kartından para çekilmesi işlemleri karşı tarafın kötü niyetini ortaya koyduğu, ayrıca protokolde gösterilen davaya konu; düzenleme tarihleri 09.05.2024 olan; 25/06/2024 Vade Tarihli, 20.000 TL bedelli, 26/07/2024 Vade Tarihli, 20.000 TL bedelli, 26/08/2024 Vade Tarihli, 20.000 TL bedelli, 26/09/2024 Vade Tarihli, 20.000 TL bedelli, 28/10/2024 Vade Tarihli, 35.000 TL bedelli, 27/11/2024 Vade Tarihli, 35.000 TL bedelli 6 adet karşılıksız ve temelsiz olan bonolar müvekkiline ikrah altında imzalatıldığı, müvekkili tarafından hukuka aykırı tesis edilen haciz ve muhafaza tebdiri uygulanmasının engellenmesi için, baskı altında kambiyo senedi düzenlenmiş ve bu tehdit müvekkilinin iradesini sakatladığı, haciz işleminin ve muhafaza tedbirinin hukuka aykırı amaçla kullanılmak suretiyle borçlu veya takip konusu borcu üstlenecek üçüncü kişiden kambiyo taahhüdü alınması halinde, korkutma sebebiyle bu taahhütün hükümsüz kalacağı özellikle müvekkilinin borcu ödemek veyahut üstlenmek dışında haciz ve muhafaza tedbirini durdurma imkanı bulunmadığı gözetildiğinde somut olayda müvekkilinin iradi bir işlem yaptığından bahsedilemediği, diğer husus müvekkilinin ilkokul mezunu olduğu, UYAP kayıtlarının incelenmesiyle görüleceği üzere kendisi aleyhine açılmış borçlu olduğu tek bir icra dosyası dahi bulunmadığı, bu nedenle haciz ve muhafaza işlemleriyle daha önce karşılaşmamış olan müvekkili bu işlemlere ilişkin yasal prosedürü bilmediği, müvekkilinde ki bu bilgisizlik ise kötü niyetli kişilerce istismar edilmeye açık olduğu, dava konusu bonoların bazılarının vadesi henüz gelmediğinden icra takibine girişilmemiş olmakla beraber arabuluculuk görüşmeleri olumsuz neticelendiği, davalı tarafından senetlerin işleme konulacağı açıkça tarafa bildirilduğu, kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile takipte imzaya ve borca itirazın icra takibini durdurmadığı, İhtiyati tedbir talebinin kabulü ile, öncelikle ve ivedilikle teminatsız yahut teminat mukabili olarak tedbiren iik 72/2 maddesi doğrultusunda davalıya verilen senetler ile ilgili ödeme ve tahsil yasağını konularak olası icra takibinin durdurulması yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesine, haciz ve muhafaza işlemiyle müvekkile, manevi cebir ve baskı altında imzalatılan bonoların ve protokolün irade sakatlığı sebebiyle geçersizliğinin tespiti ile tbk 37 ve 38 maddeleri gereğince iptaline; ödenmek zorunda kalındığı takdirde bedellerinin istirdatını, Haciz mahallinde müvekkilinden tahsil edilen 50.000 TL'nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile müvekkiline iadesine, haksız ve kötü niyetli olan davalının bono miktarlarının %20’sinden aşağı olmamak üzere tazminata hükmedilmesini, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmişlerdir.
Davacı vekilinin cevap dilekçesinden özetle: Dava dışı temlik veren banka .... A.Ş.'nin davacı ...'nun eşi ...'ndan olan 05/03/2015 tanzim ve 03/10/2016 vade tarihli 200.000,00-TL bedelli senet alacağından dolayı ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasıyla icra takibi başlatıldığı, bu dosyadaki alacağın müvekkili ... Şirketi'ne temlik edilmesiyle birlikte müvekkili şirket alacaklı konumuna geldiği, takibin kesinleşmesiyle beraber haciz işlemlerine geçilmiş, ancak borçlunun alacaklılardan mal kaçırması ve ticari faaliyetlerini 3. kişi üzerinden devam ettirmesi sebebiyle hiçbir mal varlığı bulunamadığından haciz tatbik edilemediği, istihkak iddia eden ... adına düzenlenmiş vergi levhası da borcun doğumundan ve huzurdaki icra takibinin açılışından sonra düzenlenmiş olup alacaklının maddi hukuktan kaynaklan taleplerinin yerine getirilmesini sağlamak amacıyla icra organlarına başvurması ve icra takip işlemleri içerisinde haciz ve muhafaza tedbirinin yerine getirilmesini talep etmesi tehdit teşkil etmeoiği, bu bağlamda borçlunun bulunduğu bu durum altında kambiyo senedi düzenlemesi de iradesine herhangi bir sakatlığa neden olmadığı, yapılan tehditle bir kimsenin istenilen yönde irade beyanına bulunulmasına zorlanılması, bu kişinin iradesinin tahakküm altına alınarak sakatlanması olduğu, muhafaza işlemi ise hukuken alacaklıya tanınmış bir hak olduğundan irade sakatlığı hallerinden olan korkutmadaki hukuka aykırılık şartı sağlanmadığı, bu sebeple davacının iradesinin sakatlandığı ve bonoları bu halde imzaladığı iddiası gerçek dışı olup menfi tespit davasının hukuki gerekçesini oluşturabilecek nitelikte olmadığı, haciz sırasında 3. kişilerin asıl borçlunun borcunu kabul ederek üstlenmesi ve borca istinaden kambiyo senedi imzalaması şeklinde gerçekleşmiş ve işbu senetlerin haciz baskısı altında imzalandığını ileri sürerek açılan menfi tespit davasında, imzalanan protokolü borcun üstlenilmesi olarak nitelendirmiş ve haciz işleminin müzayaka hali olmadığına şeklinde karar verildiği, takibe dayanak belgeler bono niteliğinde olup kambiyo senedinin sebepten soyutluğu ilkesi uyarınca bonoların 09/05/2024 tarihli protokole istinaden düzenlendiği için protokolün dikkate alınması gerektiği, takibe konu bonolar, 09/05/2024 tarihli protokole istinaden borçlu tarafından düzenlenmiş olup kambiyo senetleri illetten mücerret olmakla birlikte bonoların neye istinaden düzenlendiğine ilişkin yazılı sözleşmenin dikkate alınması gerektiği, davacı ... ile akdedilen 09/05/2024 tarihli protokol incelediğinde, davacının eşi ...'nun ... İcra Müdürlüğünün... Esas, ... Esas ve ...Esas sayılı icra dosyalarından kaynaklanan borcunun davacı tarafından kabul edilerek üstlenildiği, davayı açarak irade sakatlığı defini ileri sürmesi kötü niyetli ve haksız olduğunu gösterdiğinden davanın reddi gerektiği, takibe konu borç senetle ispat kuralına tabi olduğundan ve davacı taraf irade sakatlığı iddiasını ispat edemediğinden davanın reddi gerektiği, davacının irade sakatlığı iddiasına ilişkin olarak tanık dinletilmesine muvafakati bulunmadığı, davacının haksız ve kötü niyetli olarak açmış olduğu davasının esastan reddini, davacı aleyhine takibe konu alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesini talep etmişlerdir.
GEREKÇE:
Dava, 2004 sayılı İİK'nun 89. Uncu maddesinin üçüncü fıkrasına istinaden gönderilen haciz ihbarnamesi nedeniyle ihbarnameye muhatap olan 3. Kişi tarafından açılan borçlu olmadığının tespiti (menfi tespit) davasıdır.
Davacı taraf, dava dışı ... borcu nedeni ile ... İcra Müdürlüğünün ...esas sayılı dosyasında icra takibi başlatıldığını, bu dosyada davacıya ait olan işyeri adresine haciz uygulandığını haciz işlemi sebebi ile davacının kasasının boşaltıldığını haciz baskısı altında davacının borcu ödemek durumunda kaldığını belirtip davacı ile alacaklı arasında haciz baskısı altında yapılan prokotolün geçersizliğini ve davacının davalıya borçlu olmadığının tespitini talep etmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin ... Esas, ... Karar sayılı kararı ile Bölge Adliye Mahkemeleri Hukuk Dairelerinin kesin nitelikteki kararları arasındaki uyuşmazlığın giderilmesine yönelik vermiş olduğu kararda, 3. Kişi tarafından açılacak menfi tespit davasının takip alacaklısına karşı açılacağını, davanın konusunun takip borçlusunun kendisine hiç ya da haciz edilen miktarda alacağının bulunmadığı yani takip borçlusuna borcunun bulunmadığı, malın yedinde bulunmadığı, haciz ihbarnamesi tebliğinden önce ödendiği veya borcun sona erdiğine ilişkin iddia olduğu belirtilerek, takip alacaklısının takip borçlusu ve 3. Kişi arasındaki ilişkiye yabancı olduğu gibi 3. Kişinin de takip alacaklısı ile takip borçlusu arasındaki ilişkiye yabancı olduğu belirtilmiştir.
2004 sayılı kanunun 89. Uncu maddesinin üçüncü fıkrasına istinaden gönderilen haciz ihbarnamesi nedeniyle ihbarnameye muhatap üçüncü kişi tarafından açılan menfi tespit davasında görevli mahkemenin davanın tarafları arasında doğrudan bir ilişki bulunmaması ve uyuşmazlığın takip hukukundan kaynaklanması nedeniyle Asliye Hukuk Mahkemesi olduğuna, tarafların tacir olmasının veya temel ilişkinin ticari nitelik bulunmasının veyahut borcun temelini oluşturan senedin kambiyo senedi niteliğinde olmasının mahkemenin görevinin belirlenmesinde bir etkisinin bulunmadığı anlaşılmıştır.
Uyuşmazlığın çözümünde asıl olan bir davanın genel mahkemede görülmesidir. Özel mahkemede görüleceğine dair açık bir kanuni düzenleme bulunmayan her davanın genel mahkemelerde görülmesi esastır.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin yukarıda zikredilen kararı da göz önüne alındığında, dosyamızda 3. Kişi konumunda bulunan davacıların açmış olduğu menfi tespit davasında görevli mahkemenin genel mahkeme mahiyetinde olan Asliye Hukuk mahkemeleri olduğu kanaatine varılarak, mahkememizin görevsizliğine, görevsizlik sebebiyle davanın usulden reddine karar verilmiş ayrıca davacı tarafın ... 7 Asliye Ticaret Mahkemesinin ...d iş sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın görevli mahkemece değerlendirilmesi gerektiğinden görevli olan asliye hukuk mahkemesince değerlendirilmesine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:yukarıda açıklanan nedenlerle,
1-) H.M.K.'nun 114/1-c ve 115/2. maddeleri uyarınca davanın görev yönünden USULDEN REDDİNE, mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, işbu görevsizlik kararının süresi içinde kanun yoluna başvurulmadan kesinleşmesi halinde kararın kesinleştiği tarihten, kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde mahkememize başvurulması halinde, dosyanın görevli ve yetkili İSTANBUL ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ'NE GÖNDERİLMESİNE,
2-HMK' nun 331/2 maddesi gereğince görevsizlik ve yetkisizlik kararından sonra davaya bir başka mahkemede devam edilmesi halinde yargılama giderleri, harç ve vekalet ücretlerinin o mahkemenin hükmedeceği, gönderme kararından sonra davaya bir başka mahkemede devam edilmemiş ise talep üzerine davanın açıldığı mahkemenin dosya üzerinden bu durumu tespit ile davacıyı yargılama giderlerini ödemeye mahkum edeceği ön görüldüğünden yargılama giderleri, harç ve vekalet ücretleri konusunda bu aşamada bir karar verilmesine yer olmadığına,
3-Davacı vekilinin ihtiyati haciz kararına itirazının görevli mahkemece değerlendirilmesine,
Dair; davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı diğer tarafın yokluğunda, gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde, mahkememize ya da mahkememize gönderilmek üzere her hangi bir Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek bir dilekçe ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere karar verildi. 17/01/2025
Katip
e-imzalıdır
Hakim
e-imzalıdır
"Bu belge 5070 Sayılı Kanun hükümlerince elektronik imza ile imzalanmıştır."