T.C.
İSTANBUL
5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/472 Esas
KARAR NO : 2025/258
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 08/08/2024
KARAR TARİHİ : 21/04/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, davacının davalıya çeşitli tarihlerde ürün sattığını, bu ürünleri davalı/borçluya teslim etmiş olmalarına rağmen borcun tamamının kendilerine ödenmediğini, çeşitli tarihlerde kısmi ödeme yapıldığını, toplam fatura alacağından 100.044,60 TL bakiye borç kaldığını, alacağın tahsili için ... 30. İcra Müdürlüğü... E. sayılı icra dosyası ile davalı/borçlu aleyhine icra takibi başlatıldığını, ancak davalı/borçlu tarafından böyle bir borcun bulunmadığından bahisle, takibe, ödeme emrine, borcun tamamına, faize ve ferilerine itirazda bulunulduğunu, davalının itirazının haksız olduğunu, davalının dosyaya borcun tamamını ödediğine dair bir belge de sunamadığını, bu nedenle davalının borca itirazının haksız ve yersiz olduğunu, davalının kendi ticari defterlerine göre borçlu göründüğünü, yapılan itirazın borcun tahsilini geciktirmeye yönelik, kötü niyetli olduğunu, bu itibarla söz konusu itirazın iptalinin gerektiğini, 07.08.2024 tarihinde yapılan dava şartı arabuluculuk toplantısından da bir netice elde edilemediğini belirterek haksız ve dayanaksız itirazın iptaline ve takibin anapara olan 100.044,60 TL üzerinden devamını, borçlunun %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; taraflarının davacıyla vadeli ödeme üzerine anlaşma yaptığını, söz konusu borcun bir kısmının ödendiğini, kalan kısmın ileri tarihe vadeli şekilde anlaşıldığını, bu hususun tanık beyanlarıyla ispatlanacağını, davacı ile taraflarının fatura tarihinden itibaren 8 ay vadeli ödeme hususunda anlaşma sağladığını, ancak davacı şirketin anlaşmalarına sadık kalmayıp icra takibi başlattığını, taraflarının, muhasebe departmanının hatalı işlemi nedeniyle faturaya itiraz için belirlenen 8 günlük süreyi geçirdiğini, ancak tek başına bu hususun fatura içeriğinin kabulü anlamına gelmediği gibi faturanın kesinleşmesini de sağlamadığını, kabul manasına gelmemekle birlikte davacının, taraflarına fatura edebileceği bir işin varlığının söz konusu olması halinde mevcut fatura bedeli kadar iş yapılıp yapılmadığının, işin süresinde ve ayıptan ari yapılıp yapılmadığının tespiti ile taraflar arasındaki alacak-borç miktarının bu hususa göre belirlenmesinin gerektiğini, yargıtay'ın bu konuda emsal kararlarının olduğunu, tek başına faturaya yasal süresinde itiraz edilmemiş olmasının yazılı işin yapılarak müvekkile teslim edildiğini, faturanın kesinleştiğini göstermediğini belirterek davanın reddini, takibin iptalini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesi talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE;
Dava, taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında, faturaya dayalı alacağın tahsiline yönelik yürütülen icra takibine itirazın iptali davasıdır.
Davaya konu ... 30. İcra Müdürlüğü ... E. sayılı dosyasının incelenmesinde, davacı ...Şti. tarafından Davalı .... A.Ş. aleyhine 100.044,60 TL asıl alacak ve 16.367,5 TL faiz olmak üzere toplam 116.412,18TL Toplam Alacak üzerinden icra takibi yapıldığı, davalı tarafından takibe itiraz edilmesi üzerine icra takibinin durdurulmasına karar verildiği, bunun üzerine davacı tarafça işbu itirazın iptali davası açıldığı, açılan davanın İİK 67 madde uyarınca bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde ikame edildiği anlaşılmıştır.
Mahkememiz 26/11/2024 tarihli celse ara kararı gereği; Dosyanın Mali Müşavir bilirkişi ...'ya verilerek; taraf defter ve belgeleri, üzerinde inceleme yapılıp, taraf iddia ve savunmaları da değerlendirilerek icra takibine konu fatura içeriğindeki hizmetin davalıya verilip verilmediği, verildi ise faturalardan kaynaklı alacağın mevcut olup olmadığı, dava tarihi itibari ile mevcut alacak miktarının tespit edilmesi konusunda rapor alınmasına karar verilmiş olup, bilirkişi tarafından sunulan 19/02/2025 tarihli raporunda özetle; Davacı tarafından düzenlenen icra takibine ve sonrasında işbu davaya konu olan tek faturanın, her iki tarafında defterlerinde yer aldığı, faturanın üzerinde herhangi bir vade bilgisi bulunmadığı, davacı ve davalı defter kayıtlarında, ilgili faturaya davalı tarafın itirazına ya da kestiği iade faturasına rastlanmadığı, davacı ve davalı defter belgelerine göre, icra takibinden sonra davalı tarafından davacıya yapılan herhangi bir ödemenin bulunmadığı, davacı ve davalı şirketlerin defter ve kayıtlarına göre, takip tarihi (10.07.2024) itibariyle davacı şirketin davalı şirketten 100.044,60 TL alacaklı olduğunun bildirildiği görülmüştür.
Delillerin davayı etkileyecek çekişmeli hususlarda gösterileceği ve ispat faaliyetinin çekişmeli vakıalar için söz konusu olduğu hususu göz önünde bulundurulmalıdır ( 6100 sayılı HMK m.187/1). TMK 6. maddesinde; "Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür." denilmiştir. HMK'nun "İspat yükü" başlıklı 190. maddesinde ise bu düzenlemeye paralel bir düzenleme getirilmiştir. Anılan maddede "İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir." denilmiştir.
İspat yükü ilk önce kural olarak davacıya düşer; yani davacı davasını dayandırdığı olguları ispat etmelidir. Kendisine ispat yükünün düştüğü taraf, uyuşmazlık konusu olguyu ispat edemezse davayı kaybeder. O taraf davacı ise davası reddedilir, davalı ise mahkûm edilir. Kendisine ispat yükü düşmeyen taraf, karşı (kendisine ispat yükü düşen) tarafın iddiasını (olguyu) ispat etmesini bekleyebilir. Kendisine ispat yükü düşen taraf iddiasını ispat edemezse, diğer (kendisine ispat yükü düşmeyen) tarafın onun iddiasının aksini (hilafını) ispat etmesine gerek yoktur; o olgu ispat edilmemiş (yani dava bakımından yok) sayılır.
7251 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun ile değişiklik yapılan 6100 sayılı HMK m. 222/3 “İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir” hükmünü havi olduğu, tarafların ticari defterlerinin incelenmesine karar verilerek bilirkişi incelemesi için gün tayin edilerek taraflara meşruhatlı bir şekilde ihtarda bulunulduğu, mahkememizce belirlenen günde her iki tarafça da ticari defter ve belgelerin bilirkişi incelemesi için sunulduğu, taraf ticari defterleri üzerinden yapılan inceleme sonucunda ibraz edilen raporda davacının ticari defterlerinden davalıdan 100.044,60 TL alacaklı olduğunun tespit edildiği anlaşılmış olup, her ne kadar davalı tarafça ise cevap dilekçesi ile taraflarının davacıyla vadeli ödeme üzerine anlaşma yaptığı, söz konusu borcun bir kısmının ödendiği, kalan kısmın ileri tarihe vadeli şekilde anlaşıldığı, bu hususun tanık beyanlarıyla ispatlanacağı, davacı ile taraflarının fatura tarihinden itibaren 8 ay vadeli ödeme hususunda anlaşma sağladığı, ancak davacı şirketin anlaşmalarına sadık kalmayıp icra takibi başlattığı, taraflarının, muhasebe departmanının hatalı işlemi nedeniyle faturaya itiraz için belirlenen 8 günlük süreyi geçirdiği, ancak tek başına bu hususun fatura içeriğinin kabulü anlamına gelmediği gibi faturanın kesinleşmesini de sağlamadığı, savunulmuş ise de, ticari ilişkinin ikrar edilmiş olduğu, ödemelerin vadeli olarak yapılacağı konusundaki anlaşma savunmasının HMK 200 maddesi gereği yazılı delil ile ispatı gerektiğinden bu yönde bu delil sunulmamış olması, ayrıca tanık delili ile de savunmanın ispatının mümkün olmaması karşısında her iki taraf ticari defterleri neticesinde davacının davalıdan 100.044,60 TL alacaklı olduğunun tespit edilmesi karşısında davalının icra takibine itirazında haksız olduğu kanaatine varılmakla davanın kabulüne, davalının ... 30. İcra Müdürlüğünün ...Esas sayılı dosyasında asıl alacağa yönelik itirazın iptaline, takibin 100.044,60-TL asıl alacak yönünden devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren avans faizi uygulanmasına, takibe konu faturanın her iki taraf ticari defter ve belgelerinde yer alması ve her iki taraf defterlerinden de davacının davalıdan 100.044,60 TL alacaklı olduğunun tespit edilmesi karşısında alacak likit kabul edilerek asıl alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davanın kabulüne,
2-Davalının ... 30. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında asıl alacağa yönelik itirazın iptaline, takibin 100.044,60-TL asıl alacak yönünden devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren avans faizi uygulanmasına, asıl alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
3-Harçlar tarifesi uyarınca alınması gereken 6.834,04-TL karar ve ilam harcından peşin alınan 1.126,46-TL harçtan mahsubu ile bakiye 5.707,58-TL harcın davalıdan tahsil edilerek Hazineye irat kaydına,
4-Davacı tarafından yatırılan 1.126,46-TL peşin harç bedelinin davalıdan tahsil edilerek davacı tarafa verilmesine,
5-Davacı tarafından yapılan; posta, tebligat müzekkere ve bilirkişi ücretlerinden oluşan toplam 5.572,50-TL yargılama giderinin davalıdan tahsil edilerek davacı tarafa verilmesine,
6-Davalı tarafından yapılan yargılama masraflarının kendi üzerinde bırakılmasına,
7-Davacı taraf duruşmalarda vekil ile temsil edildiğinden kabul edilen dava değeri itibariyle AAÜT uyarınca takdiren 30.000-TL vekalet ücretinin davalıdan tahsil edilerek davacı tarafa verilmesine,
8-Arabuluculuk ücreti olan 3.600-TL bedelin davalıdan tahsil edilerek Hazineye irat kaydına,
9-Bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde HMK 333 maddesi uyarınca yatıran tarafa iadesine,
Dair, Taraf vekillerinin yüzlerine karşı tebliğden itibaren 2 haftalık sürede HMK 341 maddesi uyarınca istinaf yolu açık olmak üzere karar verildi. 21/04/2025
Katip
e-imzalı
Hakim
e-imzalı
"Bu belge 5070 Sayılı Kanun hükümlerince elektronik imza ile imzalanmıştır."