T.C.
İSTANBUL
5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2024/504 Esas
KARAR NO:2025/36
DAVA:İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ:25/08/2024
KARAR TARİHİ:15/01/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekilinin dilekçesinden özetle: Müvekkili Vergi Levhalı şahıs şirketi olup, dondurulmuş hazır gıda üretip bu ürünlerin ilgili şirketlere satışını yaptığı, müvekkili borçlu şirkete adet başına ücret karşılığında ürün sattığı, taraflarca birçok kez ticari işlem yapılmış ve borçlu şirket, her defasında ödemeyi taahhüt ettiği günlere riayet etmeyerek geç ödemeler yaptığı, cari hesap dökümünden ve banka hesap dökümlerinden de görüleceği, borçlu şirket her defasında ödeme gününü kendi belirlemesine rağmen kendi belirlediği günlerde ödemesini yapmadığı, yazışmalardan da görüleceği gibi 22 Mayıs'ta ödemeyi taahhüt edip, ödemeyi 24 Mayıs'ta, 130.000,00 TL'lik kısım 28 Mayıs tarihinde ödensin şeklinde beyanda bulunup ödemeyi 07.06.2024 tarihinde 50.000,00 TL ödeme eksik ödeme, 10 haziran tarihinde ise açıklama kısmında ödemenin hangi faturaya ait olduğunu belirtmeden 150.000,00 TL ödeme yaptığı, müvekkili borçlu şirkete yaptığı ürün satışı karşılığında, iş bu icra takibinin konusu olan 22.04.2024 tarihli ... numaralı 115.269,28 TL, 29.04.2024 tarihli ... numaralı 177.469,12 TL, 27.05.2024 tarihli ... numaralı 277,962.50 TL olmak üzere 3 adet fatura kestiği, İş bu faturalar whatsapp üzerinden borçlu şirkete iletilmiş ve bu faturalara hiç bir itiraz gelmediği, müvekkili bu faturalara ödeme yapılacağından bahisle bekletilmiş ve oyalandığı, müvekkili bu faturaların bir kısım miktarının ödemesini hiç bir şekilde alamadığı, icra takibinin başlatıldığı gün ve saatten tam 1 saat önce müvekkiline 150.000,00 TL'lik ödeme geldiği, dekont açıklamasına hiç bir şey yazılmadığı, bu sebeple gönderilen miktar toplam alacak miktarından mahsup edildiği, 41,826,12 TL'lik kısım için de iade fatura oluşturulduğu, bu ödemelerden asıl alacak ve faiz olmak üzere toplam 226.226,00 TL'lik asıl alacak ile 4.000,00 TL işlemiş faizden kısmi olarak güncel borç olarak 347.503,560 tl asıl alacak ve 2.720,34 tl faiz olmak üzere toplamda 350.223,90 tl'lik alacağımız hala devam ettiği, bu alacak tarafa hiç bir şekilde ödenmediği, müvekkili mütemadiyen oyalandığı, davalı borçlu şirket taraflarına icra takibi başlatılmasından sonra müvekkiline kendi hazırladıkları ibra protokolünü göndermiş olup, bu protokolde de asıl alacak miktarını kabul ettiği, dava açmadan önce de şirket yetkilileriyle yapılan görüşmelerde sözlü olarak anlaşmaya varılmış, İstanbul 6. İcra Dairesi'nin ... E. Sayılı dosyasına yapılan itirazın iptali ile takibin devamını, takip talebine konu alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere alacağın likit olması sebebiyle lehimize icra inkar tazminatına hükmedilmesini, dava tarihi itibariyle işleyecek ticari faizle birlikte, tüm yargılama harç ve giderlerinin, vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesini talep ve dava etmişlerdir.
Davalı vekilinin cevap dilekçesinden özetle: Davacı taraf ... İcra dairesi'nin ... E. sayılı dosyası ile müvekkili aleyhine haksız ve kötü niyetli şekilde takip başlatmış olup müvekkilin davacı tarafa herhangi bir borcu olmadığından ödeme emrine haklı nedenle itiraz edildiği, bunun üzerine davacı haksız ve kötü niyetli şekilde işbu itirazın iptali davasını açmış olduğundan davanın reddini talep etme zarureti doğduğu, müvekkili şirket, 2008 yılından bu yana dünyanın dört bir yanından çeşitli gıda ürünlerini Türkiye'deki müşterilerine ulaştıran özel gıda üretim ve tedarik firması olduğu, Bu doğrultuda davacı, müvekkili şirkete dondurulmuş hazır gıda satışı yaptığı, müvekkili şirket, davacının dava dilekçesinde belirttiğinin aksine ürünlerin tamamı sorunsuz şekilde ulaştığı müddetçe tüm ödemelerini eksiksiz davacıya yaptığı, davacı henüz ödeme günü gelmeden ödeme yapılmasını istemiş, borç henüz muaccel olmadığı halde haksız ve hukuka aykırı şekilde icra takibi başlatıldığı, ödemenin muaccel olmamasından dolayı müvekkili şirketin davacı tarafa herhangi bir borcu olmadığından tarafça ödeme emrine haklı nedenle itiraz edildiği, Davacının itirazın iptali talebinin ve icra-inkar tazminatı talepli davasının tümden reddini, davacı kötü niyetle hareket ettiğinden icra takip konusu olan meblağın %20’sinden aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesini, yargılama masrafları ile vekalet ücretinin de davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmişlerdir.
GEREKÇE:
6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 4/1. maddesinde her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işlerinin ticari dava ve ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi sayılacağı hüküm altına alınmış, maddenin (a) bendinde bu kanunda öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ile çekişmesiz yargı işlerinin ticari dava ve çekişmesiz yargı işi sayılacağı belirtilmiştir. Buna göre bir uyuşmazlığın ticari dava niteliğinde olabilmesi için, her iki tarafın da ticari işletmesini ilgilendirmesi yahut aynı maddenin alt bentlerinde düzenlenen istisnalardan birine dahil olması gerekmektedir.
Davacı taraflar arasında mal ve hizmet alımından kaynaklı davacının davalıdan alacağı olduğu iddiası ile İstanbul ...İcra Dairesinin ... esas dosya ile icra takibi başlatmıştır. Davalı borçlunun takibe itiraz etmesi üzerine davacı taraf mahkememizde işbu itirazın iptali için dava açmıştır.
Usul kanunumuz gereğince açılan davalarda öncelikli işlem mahkemenin yargılamada görevli olmasıdır. Gerçek kişiler tarafından açılan davalarda; takibin ya da davanın açıldığı tarihte ilgili yıllarda bağlı olduğu vergi dairesinden, hangi esasa göre defter tuttuğu, ikinci sınıf tacir (esnaf) olup olmadığı, eğer ikinci sınıf tacir (esnaf) ise ve işletme defteri tutuyor ise; VUK'un 177/2 fıkrasında düzenlenen hadlere göre, faaliyetinin esnaf faaliyeti sınırını aşıp aşmadığına yönelik bir araştırma yapılması gerektiği bilinmektedir (İstanbul BAM 13. Hukuk Dairesinin 06/04/2023 Tarih, 2023/608 Esas ve 2023/578 Karar sayılı kararı).
5235 sayılı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun 6. maddesi ve 6100 sayılı HMK'nın 2. maddesi gereğince, genel görevli mahkeme asliye hukuk mahkemesidir. Asliye Ticaret Mahkemeleri ise özel mahkeme niteliğindedir.
Ticari davalar, mutlak ticari davalar, nisbi ticari davalar, yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç grupta toplamaktadır.
Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, 6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır.
Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. 6102 sayıl TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi, hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira; Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez (Ankara BAM 4.Hukuk Dairesinin 25/01/2023 Tarih, 2021/1268 Esas ve 2023/198 Karar sayılı kararı).
Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür.
Türk Ticaret Kanununun 4. maddesinde, bu kanundan doğan hukuk davalarının ticari dava sayıldığı, aynı Kanunun 5. maddesinin ikinci fıkrasında, bir yerde Ticaret Mahkemesi varsa Asliye Hukuk Mahkemesi'nin vazifesi içinde bulunan ve bu Kanunun 4. maddesi hükmünce ticari sayılan davalara ticaret mahkemesinde bakılacağı hususları düzenlenmiştir.
Türk Ticaret Kanununun 3. maddesinde, "Bu Kanunda düzenlenen hususlarla bir ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işlem ve fiiller ticari işlerdendir." düzenlemesi getirilmiştir.
TTK'nın 14. maddesine göre “Bir ticari işletmeyi kısmen dahi olsa kendi adına işleten kimseye tacir denir.” Aynı Kanunun 17. maddesi hükmünce de; “iktisadi faaliyeti nakdi sermayesinden ziyade bedeni çalışmasına dayanan ve kazancı ancak geçimini sağlamaya yetecek derecede az olan sanat ve ticaret sahipleri tacir değildir.” düzenlemesi yer almaktadır.
5362 sayılı Esnaf ve Sanatkarlar Meslek Kuruluşları Kanununun 3’üncü maddesinde, Esnaf ve sanatkâr, ister gezici ister sabit bir mekânda bulunsun, Esnaf ve Sanatkâr ile Tacir ve Sanayiciyi Belirleme Koordinasyon Kurulunca belirlenen esnaf ve sanatkâr meslek kollarına dahil olup, ekonomik faaliyetini sermayesi ile birlikte bedenî çalışmasına dayandıran ve kazancı tacir veya sanayici niteliğini kazandırmayacak miktarda olan, basit usûlde vergilendirilenler ve işletme hesabı esasına göre deftere tâbi olanlar ile vergiden muaf bulunan meslek ve sanat sahibi kimseler olarak ifade edilmiştir. Ayrıca TTK’nın 1463. maddesinde de, önce 17. maddeye gönderme yapılarak, Bakanlar Kurulunun bu konuda kararname çıkarması halinde onlarda gösterilen miktardan aşağı gayrisafi geliri bulunan sanat ve ticaret erbabından başka hiç kimse kanunun 17. maddesinde tarif edilen esnaftan sayılamaz denmek suretiyle tacir veya esnafın hangi kriterlere göre saptanacağı açık bir biçimde gösterilmiştir.
19.02.1986 tarih ve 19024 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan 25.01.1986 tarihli Bakanlar Kurulu Kararı ile TTK'nın 1463. maddesine göre esnaf ve küçük sanatkar ile tacir ve sanayicinin ayrımına dair esaslar tespit edilmiştir. Buna göre;
1- Koordinasyon kurulunca tespit ve yayınlanacak esnaf ve küçük sanatkar kollarına dahil olup da gelir vergisinden muaf olanlar ile kazançları götürü usûlde vergilendirilenler ve işletme hesabına göre, defter tutanlardan iktisadi faaliyetleri nakdi sermayesinden ziyade, bedeni çalışmalarına dayanan ve kazançları ancak geçimlerini sağlamaya yetecek derecede az olan ve Vergi Usûl Kanununun 177. maddesinin birinci fıkrasının 1 ve 3 nolu bentlerinde yer alan limitlerin yarısını, iki numaralı bendinde yazılı nakdi limitin tamamını aşmayanların esnaf ve küçük sanatkar,
2- Vergi Usûl Kanununa istinaden birinci sınıf tacir sayılan ve bilanço esasına göre defter tutanlar ile işletme hesabına göre defter tutan ve birinci madde de belirtilenlerin dışında kalanların tacir ve sanayici sayılmaları kararlaştırılmıştır.
Vergi Usûl Kanununun 177. maddesinde “Birinci Sınıf Tüccarlar” sayılmış olup bu maddedeki birinci sınıf tacirlerle ilgili şartları taşımayanlar ise ikinci sınıf tacir sayılırlar. İkinci sınıf tacirler ise ticari işletme hesabına göre defter tutarlar.
Bir hukukî işlemin veya fiilin TTK'nın kapsamında kaldığının kabul edilmesi için kanunun amacı içerisinde yukarıda tanımları verilen bu kanunda düzenlenen hususlar ile bir ticari işletmeyi ilgilendiren bir hukukî işlemin veya fiilin olması gerekir.
Mahkememizce davacının tacir araştırması yapılmış Kocaeli Esnaf ve Sanaatkarlar odasından gelen yazı cevabında davacının fırıncılık nedeni ile odalarına aktif kaydının yapıldığı bildirilmiş Gebze ticaret odasından gelen yazı cevabında davacının hakiki şahıs gerçek kişi ve tacir kaydına rastlanılmadığı bildirilmiş gelir idaresi başkanlığından gelen yazı cevabında davacının 2023 yılı hesap dönemine ait yıllık gelir vergisi beyannamesinde işletme hesabına göre defter tuttuğu bildirilmiş mahkememizce yapılan incelemede gelir idaresinden gelen yazı cevabındaki davacının gelirinin VUK 177 kapsamında tacir sınırını aşmadığı ve davacının tacir olmadığı anlaşılmıştır.
Somut olayda tacir araştırması için müzekkere yazılan kurumlardan gelen yazı cevapları karşısında taraflar arasındaki ilişkinin mutlak ticari davalardan olmaması, dava tarihi itibariyle Ticaret Sicili'nde kaydı bulunmayan davacının, herhangi bir ticari faaliyetinin olmadığı, davacının takip ve dava tarihi itibariyle tacir olmadığından ve taraflar arasında uyuşmazlığın nispi ticari davalardan da olmamasına göre davaya bakma görevi Asliye Hukuk Mahkemesine ait olduğundan (İstanbul BAM 13. Hukuk Dairesinin 06/04/2023 Tarih, 2023/608 Esas ve 2023/578 Karar sayılı kararı, Ankara BAM 4.Hukuk Dairesinin 25/01/2023 Tarih, 2021/1268 Esas ve 2023/198 Karar sayılı kararı ile Samsun BAM 2.Hukuk Dairesinin 13/07/2023 Tarih, 2023/965 Esas ve 2023/782 Karar sayılı kararı) davanın görev nedeni ile reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM:yukarıda açıklanan nedenlerle,
1-) H.M.K.'nun 114/1-c ve 115/2. maddeleri uyarınca davanın görev yönünden USULDEN REDDİNE, mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, işbu görevsizlik kararının süresi içinde kanun yoluna başvurulmadan kesinleşmesi halinde kararın kesinleştiği tarihten, kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde mahkememize başvurulması halinde, dosyanın görevli ve yetkili İSTANBUL ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ'NE GÖNDERİLMESİNE,
2-HMK' nun 331/2 maddesi gereğince görevsizlik ve yetkisizlik kararından sonra davaya bir başka mahkemede devam edilmesi halinde yargılama giderleri, harç ve vekalet ücretlerinin o mahkemenin hükmedeceği, gönderme kararından sonra davaya bir başka mahkemede devam edilmemiş ise talep üzerine davanın açıldığı mahkemenin dosya üzerinden bu durumu tespit ile davacıyı yargılama giderlerini ödemeye mahkum edeceği ön görüldüğünden yargılama giderleri, harç ve vekalet ücretleri konusunda bu aşamada bir karar verilmesine yer olmadığına,
Dair; davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde, mahkememize ya da mahkememize gönderilmek üzere her hangi bir Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek bir dilekçe ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere karar verildi.15/01/2025
Katip ...
e-imzalıdır
Hakim ...
e-imzalıdır