T.C.
İSTANBUL
5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/522 Esas
KARAR NO : 2025/639 Kara
DAVA : İtirazın İptali (Acentelik Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 04/09/2024
KARAR TARİHİ : 10/10/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Acentelik Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili sunduğu dava dilekçesinde özetle;Davacı şirketin, ülke çapında 350 bayisi bulunan, sektörünün muteber bir üyesi olduğunu, davacı şirket ile davalı arasında akdedilen ... sözleşmesine binaen ticari faaliyete başlandığını, zamanla davalı, borçlarını davacıya ödemekte gecikmeye ve dahi ödememeye başladığını; davacı şirket yetkililerince defalarca kere ihtar edilmesine rağmen davalı, sözleşmeden kaynaklanan ödeme yükümlülüğünü yerine getirmediğini, sonuçta davalı, muaccel borcunu ödemekten imtina ettiği ve bu sebeple muaccel alacağın tahsili amacıyla aleyhine ... 8. İcra Müdürlüğü'nün ...Esas sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi ikame edildiğini, davalı da icra takibine konu borca haksız ve mesnetsiz itiraz ederek takibi durdurduğunu, dava dosyasına konu itirazın iptali ile fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla, takip tarihi itibariyle takibin devamına, borçlu aleyhine %20 den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmolunmasına yargılama harç ve masrafları ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili sunduğu cevap dilekçesinde özetle; Davacının iddialarını kabul etmediklerini, bu sebeple haksız davanın reddine karar verilmesini talep ettiklerini, söz konusu işlemin tüketici işlemi olup görevli mahkemenin Tüketici Mahkemeleri olduğunu, müvekkilinin tacir değil tüketici olduğunu, yetkili mahkemenin müvekkilinin ikametgahının ... olması sebebi ile ... Mahkemeleri olduğunu, söz konusu icra takibi öncesi müvekkiline ihtar çekilmemiş olduğunu, müvekkilinin temerrüte düşürülmeden icra takibi yapılması hukuka aykırı olduğunu, ... 8 İcra Dairesi ...E sayılı dosya kapsamında müvekkiline karşı "cari hesap alacağı" açıklamalı , hangi hukuki ilişkiye dayanan ve hangi yıllara ilişkin olduğu belli olmayan icra takibi başlatılmasının hukuka aykırı olduğunu, icra takibinde herhangi bir sözleşme ya da belgeye dayanmayarak icra takibi başlattığını, söz konusu takipte asıl alacağa işlemiş faiz "Yıllık Reeskont avans " seçilmesinin de hukuka aykırı olduğunu, adi kanuni faiz seçilmesi gerekirken faizin türü de hatalı olduğunu, davalı tarafın mahkemeye sunmuş olduğu bir sözleşme de olmadığını, 1 yılı aşan tüketiciye hizmet sözleşmelerinde taahhütlerin iptali halinde herhangi bir cayma tazminatına hükmedilemeyeceğini, bu sebeplerle; :davanın reddine ve haksız ve kötüniyetli davacının alacağının yüzde 20 sinden aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama harç ve masrafları ile ücret-i vekâletin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve beyan etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava 2004 sayılı İİK 67/1 maddesi gereği açılmış itirazın iptali davasıdır. İİK 67/1 maddesine göre "Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir".
Davacı taraf, davalı ile arasında dökme sözleşmesi olduğunu, davalının borçlarını zamanında ödememesi sebebiyle davalı aleyhine icra takibi başlattıklarını, davalının takibe itiraz ettiğini belirterek takibe yapılan itirazın iptalini talep etmiştir.
... 8. İcra Müd. ... esas sayılı dosyasının incelenmesinde alacaklının dosyamız davacısı ... A.Ş. borçlunun dosyamız davalısı ... olduğu alacak tutarının 123.044,88 TL cari hesap alacağı, olduğu anlaşılmıştır.
Davacının huzurdaki davayı 123.044,88 TL üzerinden açmış olduğu anlaşılmıştır.
Bir davada çekişmeli olguların kimin tarafından ispat edilmesi gerektiği konusuna, ispat yükü denir. Her iki taraf da ispat yükünün kime düştüğünü gözetmeden delil göstermişler ise bu halde hâkimin ispat yükünün hangi tarafa düştüğünü araştırmasına gerek yoktur. Çünkü hâkim, ilk önce tarafların gösterdikleri delilleri incelemekle yükümlüdür. İki tarafın (veya bir tarafın) gösterdiği deliller ile davaya ilişkin bütün çekişmeli olgular aydınlanmış ise yine ispat yükünün hangi tarafa düştüğünü araştırmakta bir yarar yoktur. Buna karşılık, gösterilen delillerin hâkime dava hakkında tam bir kanaat vermemesi halinde, ispat yükünün hangi tarafa düştüğünün tespit edilmesinde yarar vardır.
Delillerin davayı etkileyecek çekişmeli hususlarda gösterileceği ve ispat faaliyetinin çekişmeli vakıalar için söz konusu olduğu hususu göz önünde bulundurulmalıdır ( 6100 sayılı HMK m.187/1). TMK 6. maddesinde; "Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür." denilmiştir. HMK'nun "İspat yükü" başlıklı 190. maddesinde ise bu düzenlemeye paralel bir düzenleme getirilmiştir. Anılan maddede "İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir." denilmiştir.
İspat yükü ilk önce kural olarak davacıya düşer; yani davacı davasını dayandırdığı olguları ispat etmelidir. Kendisine ispat yükünün düştüğü taraf, uyuşmazlık konusu olguyu ispat edemezse davayı kaybeder. O taraf davacı ise davası reddedilir, davalı ise mahkûm edilir. Kendisine ispat yükü düşmeyen taraf, karşı (kendisine ispat yükü düşen) tarafın iddiasını (olguyu) ispat etmesini bekleyebilir. Kendisine ispat yükü düşen taraf iddiasını ispat edemezse, diğer (kendisine ispat yükü düşmeyen) tarafın onun iddiasının aksini (hilafını) ispat etmesine gerek yoktur; o olgu ispat edilmemiş (yani dava bakımından yok) sayılır.
Somut olayda davalı yan icra dosyasına yapmış olduğu itirazda davacı yana hiçbir borcunun olmadığı gerekçesiyle alacağa itiraz etmiş olup ispat külfeti davacı taraftadır. Davacı taraf davalıdan alacağının bulunduğunu ispatlamak durumundadır.
Davalının yapılan tacir araştırmasına Gelir İdaresi Başkanlığından gelen müzekkere cevabında davalının bilanço esasına göre defter tuttuğu bildirildiğinden davalının tacir olduğu ve davada mahkememizin görevli olduğu anlaşılmıştır.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 89. maddesine göre iki kişinin herhangi bir hukuki sebep veya ilişkiden doğan alacaklarını teker teker ve ayrı ayrı istemekten karşılıklı olarak vazgeçip bunları kalem kalem alacak ve borç şekline çevirerek hesabın kesilmesinden sonra çıkacak artan tutarı isteyebileceklerine ilişkin sözleşme cari hesap sözleşmesi olarak tanımlanmıştır. Aynı maddede cari hesap sözleşmelerinin yazılı yapılmadıkça geçerli olmayacağı belirtilmiştir. Buna göre, taraflar arasında yazılı bir cari hesap sözleşmesi bulunmadıkça TTK'nın cari hesaba ilişkin hükümleri uygulanamayacaktır.
Açık hesap ilişkisi ise önceki borçlar tahsil edilmemesine rağmen taraflar arasındaki ticari ilişkinin devam etmesi durumudur. Açık hesap ilişkisinde taraflar tek taraflı ya da karşılıklı olarak alacaklarını hesaba kaydedip belirli hesap dönemlerine bağlı kalmaksızın hesaplaşma yaptıklarından, bu ilişkiye TTK'daki cari hesaba ilişkin hükümleri uygulanamaz (YHGK 28.03.2018 tarih, ... Esas ve ... Karar sayılı ilamı). Huzurdaki davada taraflar arasında imzalanan sözleşme kapsamında bir borç ilişkisi bulunduğu, cari hesap ilişkin şartların oluşmadığı anlaşılmaktadır. Bu kapsamda davacı yan cari hesap ilişkisine dayanmış ise de teknik olarak taraflar arasında açık hesap ilişkisi olduğu görülmüştür.
HMK'nun 222/3 maddesi; "İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir." hükmünü içermektedir. Bununla beraber Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E. ... K. ... sayılı kararında; "Yasada delil vasfı taşıdığı takdirde aksinin yazılı veya kesin delillerle ispatının gerektiği düzenlendiğinden, ticari defterlerin kesin delil olduğu anlaşılmaktadır." şeklinde belirtildiği üzere HMK'nun 222'deki şartları oluştuğunda ticari defterlerin ispat gücü bakımından sahibi lehine kesin delil niteliği taşıdığı kabul edilecektir.
Dosyada davalı tarafa usulüne uygun olarak yapılan ihtarla ticari defterlerini sunması talep edilmesine rağmen davalı taraf ticari defterlerini mahkememize sunmamıştır.
Davacı tarafın ticari defterleri üzerinde yapılan bilirkişi incelemesi neticesinde bilirkişinin dosyaya sunduğu 28/05/2025 tarihli raporda Taraflara ait takibe konu işlemlere ait ticari defter ve kayıtlar ile dosya içerisine alınan Ba Bs bildirimleri üzerinde yapılan incelemede davacı tarafından davalı adına tanzim edilen faturaların davacı taraf ticari defter ve kayıtlarında bulunduğu, davacı şirketin 27.05.2024 tarihi itibari ile davalı şirketten 123.044,88.-TL asıl alacağı bulunduğu tespit edilmiştir. Davaya konu asıl alacak yönünden; davacının takip tarihi itibari ile davaya konu asıl alacak tutarı olan 123.044,88.-TL alacaklı olacağı Faiz yönünden; davacı tarafın takip öncesi faiz talebi olmadığından bir hesaplama yapılmamıştır. şeklinde rapor ibraz edilmiş olup davalı taraf ticari defterlerini ibraz etmediğinden davacı tarafın defterleri HMK 222 maddesi gereğince sahibi lehine kesin delil niteliği taşımaktadır. Davacı defterleri üzerinde yapılan incelemede davacı taraf davalıdan 123.044,88.-TL alacaklı olduğunu ispatlamış olduğundan davalının ... 8. icra müdürlüğünün ...sas sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazının iptaline, takibin 123.044,88 TL asıl alacak üzerinden devamına, asıl alacak 123.044,88 tl'ye takip tarihinden itibaren değişen oranlarda ticari faiz işletilmesine, alacak likit olduğundan asıl alacağın %20 oranındaki 24.608,97 tl icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi gerekçeli kararda açıklanacağı üzere;
1-Davanın KABULÜ ile, Davalının ... 8. İcra Müdürlüğünün ... sas sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazının İPTALİNE, takibin 123.044,88 TL asıl alacak üzerinden devamına, asıl alacak 123.044,88 TL'ye takip tarihinden itibaren değişen oranlarda ticari faiz işletilmesine, asıl alacağın %20 oranındaki 24.608,97 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
2-Harçlar tarifesi uyarınca alınması gereken 8.405,20-TL karar ve ilam harcından peşin alınan 2.101,30-TL +615,22 TL icra dosyasına yatırılan harçtan oluşan toplam 2.716,52-TL harçtan mahsubu ile bakiye 5.688,68-TL harcın davalıdan tahsil edilerek Hazineye irat kaydına,
3-Davacı tarafından yatırılan 427,60-TL başvuru ve 2.101,30-TL peşin harç bedeli toplamı olan 2.528,90-TL'nin davalıdan tahsil edilerek davacı tarafa verilmesine,
4-Davacı tarafından yapılan; posta, tebligat, müzekkere ve bilirkişi masraflarından oluşan toplam 5.817,00-TL yargılama giderlerinin davalıdan tahsil edilerek davacı tarafa verilmesine,
5-Davacı taraf duruşmalarda vekil ile temsil edildiğinden kabul edilen dava değeri itibariyle AAÜT uyarınca hesap olunan 30.000,00 TL maktu vekalet ücretinin davalıdan tahsil edilerek davacı tarafa verilmesine,
6-Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.600,00 TL arabuluculuk giderinin davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,
7-Bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine,
Dair, Taraf vekillerinin yokluğunda tebliğden itibaren 2 haftalık sürede HMK 341 maddesi uyarınca istinaf yolu açık olmak üzere karar verildi.10/10/2025
Katip ...
e-imzalıdır
Hakim ...
e-imzalıdır