T.C.
İSTANBUL
5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/544 Esas
KARAR NO : 2025/321 Karar
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 16/09/2024
KARAR TARİHİ : 16/05/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında imzalanan 06/03/2023 tarihli sözleşmeye istinaden iş güvenliği uzmanlığı hizmet bedeli+iş sağlığı hizmetine ilişkin faturaları kestiğini ve teslim ettiğini, Fatura No: ... Fatura Tarihi: 02-05-2023 379.113,66TL,Fatura No: ... Fatura Tarihi: 12-05-2023 448.494,46TL,Fatura No: ... Fatura Tarihi: 14-06-2023 511.540,82TL,Fatura No: ... Fatura Tarihi: 07-07-2023 438.216,44TL,Fatura No: ... Fatura Tarihi: 31-07-2023 718.742,54TL,Fatura No: ... Fatura Tarihi: 31-08-2023 829.601,95TL,Fatura No: ... Fatura Tarihi: 13-09-2023 481.336,93TL=3807.046,80 TL toplam tutarındaki faturalardan takip öncesi ödemeler düşüldükten sonra kalan 1.150.000 TL tutarındaki alacak bakiyesi müvekkili tarafa ödenmediğini, fatura tarihleri arasındaki çalışma sürelerine ilişkin fatura kesildiğini ve davalı tarafından kabul edilmiş fatura bakiye alacakları/aynı zamanda cari hesap alacak bakiyesi olarakta alacaklıya ödenmediğini, toplam3807.046,80 TL ticari faturaların 1150.000 TL bakiye fatura alacağı + takip öncesi Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankasının Mal ve Hizmet Tedarikinde Geç Ödemelerde Uygulanacak Temerrüt Faiz Oranı TTK Md. 1530 Uyarınca Belirlenen Temerrüt Faiz Oranlarına göre; bakiye fatura alacağının- 31-08-2023 tarihli 829.601,95TL'lık faturanın 668.663,07 TL'sine 30.09.2023 tarihinden itibaren %11,75 - 01.01.2024 tarihinden itibaren %48,00 gecikme faizi (taraflar arasındaki sözleşmenin 14. Maddesine istinaden oluşan temerrüt durumundan kaynaklı olarak) takip öncesi= 201.281,51 TL -13-09-2023 Bakiye fatura alacağının 481.336,93 TL sine 13-10-2023 tarihinden itibaren %11,75 - 01.01.2024 tarihinden itibaren %48,00 (taraflar arasındaki sözleşmenin 14. Maddesine istinaden oluşan temerrüt durumundan kaynaklı olarak) = 142.850,10 TLolmak üzere .toplam 344.131,60 TL.. ticari temerrüt faiziyle birlikte tahsili istemi 1.494.131,60 TL davalıdan icra takibi yoluyla istemek gerektiğini, daha önce davalı tarafça taraflar arasındaki sözleşmedeki verilen hizmetin karşılığı alacağından kaynaklı faturalara ilişkin faturalar bakiye alacağı bütün görüşmelere rağmen kendisine ödenmediğini, bunun üzerine borçlu ... A.Ş'ye karşı 23/07/2024 tarihinde ... 35. İcra Müdürlüğü’nün ... E. numaralı dosyası kapsamında ilamsız takip başlattığını ve bu kapsamda yukarıda bahsi geçen sözleşmeye göre davacıya verilen hizmet ve işlerin karşılığı kesilen faturalara istinaden oluşan bakiye fatura (aynı zamanda cari hesap) alacağı 1.150.000 TL ile buna ilişkin sözleşmenin 14. Maddesine göre işletilen takip öncesi 344.131,60 TL tutarındaki gecikme bedeli olmak üzere toplam 14.494.131,60 TL tutarında ödeme emri gönderildiğini, ödeme emrinde; zikredilen faturalar bakiye alacağı ve bunlara ilişkin takip öncesi gecikme bedelleri şeklinde alacağın dayanağının belirtildiğini, borçlu şirketin 24/07/2024 tarihli itiraz dilekçesi sunulduğunu, icra müdürlüğünce borçlunun takibe itirazının kabulü ile borçlu hakkında takibin durdurulmasına 25/07/2024 tarihinde karar verildiğini, 25/07/2024 tarihli itiraz dilekçesi ile ilamsız icra takibine borcu bulunmadığı bu sebeple takibin tümüne, faize ve tüm ferilerine itiraz edildiğini ve takibun durdurulduğunu, davalı takibe itiraz etmiş ise de sözkonusu itiraz dilekçesi bugüne kadar taraflarına tebliğ edilmediğini, borçlu şirketin takibe itiraz etmiş ise de; itirazında haksız olduğunu, müvekkili ile davalı şirket ile yapılmış olan sözleşme uyarınca, faturaların kesildiği döneme ait aynı zamanda cari hesap dönemine ait davalı Şirkete takibe konu sözleşmeye istinaden Ortak Sağlık ve Güvenlik Birimi, yasal mevzuat uyarınca İşveren bünyesindeki çalışanlara İşyeri Hekimliği, tibbi hizmetler ve İş Güvenliği hizmeti sunduğunu, buna ilişkin/yani faturaların karşılğı hizmetin sunulmadığı noktasında taraflar arasında esasen bir ihtilaf bulunmadığını, tarafların ticari kayıtları ve vergi dairesi kayıtları ile de sabit olduğunu, bunlar yadsınamaz gerçekler olduğunu, davalı tarafından ödemeler sürekli olarak kendisinden kaynaklı sebepler ile bu güne kadar aksatıldığını, sözlü olarak sürekli ödeneceği biraz daha beklemeleri gerektiği konusunda ödeme dışında sözlü vaatlerde bulunulması dışında bir şey yapılmadığını, bu konuda bakiye fatura alacağın yer aldığı cari hesap ekstreleri konusunda mutabık kalındığını da söylemek mümkün olduğunu, ancak davalının bu güne kadar itiraz etmediği muayyen ve likit olan alacağa kendisine karşı icra takibi başlatılınca ödeme yapacağı yerde itiraz etmesi son derece kötü niyetli bir girişim olduğunu, kendilerine gönderilen ödeme emri üzerine avukatları aracılığıyla her hangi bir sebep bildirmeden haksız yere borcu inkar ederek, 24.07.2024 itiraz ettiklerini, bu şekilde başlatılan icra takibinin haksız yere durdurulmasına neden olunarak, borçlarını ödememekte ısrarla haksız yere kaçındıklarını, müvekkilinin bu haksız tutumları nedeniyle telafisi güç zarar ve ziyanlarla karşı karşıya kaldığını, dava, davalı şirketin iş güvenliği ve iş sağlığıyla ilgili hizmet vereni olan davacının taraflar arasındaki ticari ilişkiden 06/03/2023 tarihli sözleşmeye İş Sağlığı ve Güvenliği' alanında verilen iş ve hizmetten dolayı davacının davalıya kestiği ve aynı zamanda davalı tarafın da kabul ettiği -bu konuda her hangi bir itizarının bulunmadığı - bu sebeple iade etmesinin de söz konusu olmadığı kesinleşmiş faturalara ilişkin bakiye fatura alacağından kaynaklandığını iddia ettiği alaca için tarafından davalı şirkete karşı ... 35. İcra Müdürlüğünün... esas sayılı dosyası ile başlatılan icra takibine davalının yaptığı itirazın iptali davası olduğunu, itirazın iptali davasında davacı alacaklı, takip konusu alacağın varlığını ispat etmek zorunda olduğunu, somut dosyanın tetkikinde; ... 35. İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı takip dosyasının yapılan incelenmesinde; alacaklının davacı ... ŞİRKETİ - ... ŞUBESİ (VKN:...) (Merkez ) ... borçlunun ise davalı ...ŞİRKETİ (VKN:...) (Adresi:...) olduğunu, borç miktarının toplam 14.494.131,60 TL tutarında ödeme emri gönderildiğini, davalı borçlunun 24/07/2023 tarihinde süresine olacak şekilde borca itiraz ederek takibin durduğunun anlaşıldığını, davalı tarafın esasen arabuluculuk görüşmelerinde borcu bulunmadığı iddiasında olmadığını, ancak takibe konu alacağın ödenmesi konusunda ödeme yapamayacağını bu konuda ödemenin yapılması ve tamamlanması için zaman istemekle yetindiğini, başkaca bir sonuca ulaşılmadığını, takip öncesi harici görüşmelerde de hep bu olduğunu, dolayısıyla borca itirazlarının haksız ve mesnetsiz olduğu, sadece ödemeyi geciktirmek amaçlı borca itiraz ettikleri taraflarınca anlaşıldığını, davalı borca kötü niyetli olarak itiraz ettiğini, tamamen amacının borcu ödenmesini haksız olarak geciktirdiğini, bu konuda haklarını da kötüye kullanarak amacına ulaşmaya çalıştığını, borçlu borca itiraz etmekle bulunmadığını bizzat kendisi ispat etmesi gerektiğini, itirazlarında da bu açıdan her hangi bir borcu bulunmadığına dair belge sunmadığını da nazara alınarak, mahkemece bu konudaki itirazlarının iptaline karar vermesi gerektiğini, taraflar arasında akdedilen sözleşmenin 14. Maddesinde faturaların ödeme şekli belirtildiğini, kesilen faturaların fatura kesim tarihinden itibaren bir ay içinde ödeneceği hususu yer aldığını, bu alacağa takipten önce faiz yürütülmesinin haklı olduğunu, bununla ilgili olarak itiraz edildiği düşünülerek, takip öncesi gerekse faiz yürütülmesi ile ilgili itirazı kabul etmediklerini belirttiklerini, mahkemece, davacı ile davalı arasında daha önceye dayalı ticari sözleşme ilişkisinde ödenmeyen faturaların olduğunu, faturaların muhteviyatındaki hizmetlerin sunulduğu benzeri hacimde ve miktarda karşılığının davacı tarafından davalıya karşı yapıldığını, dava konusu ticari temel ilişkiye istinaden düzenlenen fatura, cari hesap ekstrelerinin tarafların özellikle usulüne uygun tutulduğunu davacı ticari defter ve kayıtlarının birbirleri ile tutarlı olduğunu, davalının aksini ispat edemediğini, alacağın likit olduğunu, davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerektiği kanaatiyle itirazın iptaline takibin aynen devamını, davanın kabulü ile davalının asıl alacağın %20 si oranında icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etme gereğinin doğduğunu, davalı şirketin ısrarlı bir şekilde haksız zaman kazanmaya çalıştığını ödemeden kaçındığını belirterek fazlaya ilişkin dava ve talep hakları saklı kalmak kaydıyla; borçlunun yaptığı haksız ve hukuka aykırı itirazın iptali ile takibin devamına karar verilmesini, borçlunun kötü niyeti sabit olduğundan takip konusu alacağın % 20’ından az olmamak üzere icra inkâr tazminatına/kötü niyet tazminatına mahkûm edilmesini, Dava harç ve masrafları ile vekâlet ücretinin karşı yana tahmilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı taraf alacaklarının faturadan kaynaklandığını bildirmiş olsa da, faturaların düzenlenmiş olması, faturalara itiraz edilmemiş olması hizmetin verildiği veya malın teslim edildiği sonucunu doğurmayacağını, müvekkili şirketin sözleşme uyarınca yapılan iş ve verilen hizmetlere karşılık gelen kısım için borcunu ödemiş olup, yapılan ödemeler dışında müvekkili şirket'in davacı'ya herhangi bir borcu bulunmadığını, uyuşmazlığa söz konu alacak likit bir alacak olmadığından müvekkilinin borcu hesaplayabilmesi de mümkün olmadığını beyan etmiştir.
GEREKÇE: Dava, fatura alacağından kaynaklı itirazın iptali davasıdır.
Huzurdaki davada davacı taraf, taraflar arasında iş güvenliği sözleşmesi bulunduğunu, davacının davalıya iş güvenliği hizmeti sunduğunu, davalıya kesilen faturalar sebebiyle davalının yaptığı ödemeler düşüldükten sonra davalının 1.150.000,00 TL bakiye alacağının bulunduğunu bu alacağa taraflar arasındaki sözleşmenin 14. Maddesine istinaden %48 oranında temerrüt faizi işletilmesi neticesinde davalının toplam borcunun 1.494.131,60 TL olduğunu bu tutar üzerinden davalı aleyhine icra takibi başlattığı, davalının icra takibine itiraz etmesi sebebiyle açılan itirazın iptali davasıdır.
Taraflar arasında 06/03/2023 tarihli 21 madde 12 sayfadan ibaret kolektif ortak sağlık güvenlik birimi iş sağlığı ve güvenliği hizmetleri sözleşmesi mevcuttur.
... 35. İcra Müdürlüğünün ... E sayılı dosyasının incelenmesinde alacaklının dosyamız davacısı ...Şti, borçlunun dosyamız davalısı ...A.Ş. Olduğu, alacak kaleminin taraflar arasındaki 06/03/2023 tarihli sözleşmeye istinaden bakiye alacak 1.150.000,00 TL ve 344.131,60 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 1.494.131,60 TL olduğu borçlu şirketin 24/07/2024 tarihli itiraz dilekçesi ile alacaklıya borcunun olmadığından bahisle, borca, faize, faiz oranına, ve tüm ferilerine itiraz etmiş olduğu görülmüştür.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 89. maddesine göre iki kişinin herhangi bir hukuki sebep veya ilişkiden doğan alacaklarını teker teker ve ayrı ayrı istemekten karşılıklı olarak vazgeçip bunları kalem kalem alacak ve borç şekline çevirerek hesabın kesilmesinden sonra çıkacak artan tutarı isteyebileceklerine ilişkin sözleşme cari hesap sözleşmesi olarak tanımlanmıştır. Aynı maddede cari hesap sözleşmelerinin yazılı yapılmadıkça geçerli olmayacağı belirtilmiştir. Buna göre, taraflar arasında yazılı bir cari hesap sözleşmesi bulunmadıkça TTK'nın cari hesaba ilişkin hükümleri uygulanamayacaktır.
Açık hesap ilişkisi ise önceki borçlar tahsil edilmemesine rağmen taraflar arasındaki ticari ilişkinin devam etmesi durumudur. Açık hesap ilişkisinde taraflar tek taraflı ya da karşılıklı olarak alacaklarını hesaba kaydedip belirli hesap dönemlerine bağlı kalmaksızın hesaplaşma yaptıklarından, bu ilişkiye TTK'daki cari hesaba ilişkin hükümleri uygulanamaz (YHGK 28.03.2018 tarih, ... Esas ve ...Karar sayılı ilamı). Huzurdaki davada taraflar arasında imzalanan sözleşme kapsamında bir borç ilişkisi bulunduğu, cari hesap ilişkin şartların oluşmadığı anlaşılmaktadır. Bu kapsamda davacı yan cari hesap ilişkisine dayanmış ise de teknik olarak taraflar arasında açık hesap ilişkisi olduğu görülmüştür.
Bir davada çekişmeli olguların kimin tarafından ispat edilmesi gerektiği konusuna, ispat yükü denir. Her iki taraf da ispat yükünün kime düştüğünü gözetmeden delil göstermişler ise bu halde hâkimin ispat yükünün hangi tarafa düştüğünü araştırmasına gerek yoktur. Çünkü hâkim, ilk önce tarafların gösterdikleri delilleri incelemekle yükümlüdür. İki tarafın (veya bir tarafın) gösterdiği deliller ile davaya ilişkin bütün çekişmeli olgular aydınlanmış ise yine ispat yükünün hangi tarafa düştüğünü araştırmakta bir yarar yoktur. Buna karşılık, gösterilen delillerin hâkime dava hakkında tam bir kanaat vermemesi halinde, ispat yükünün hangi tarafa düştüğünün tespit edilmesinde yarar vardır.
Delillerin davayı etkileyecek çekişmeli hususlarda gösterileceği ve ispat faaliyetinin çekişmeli vakıalar için söz konusu olduğu hususu göz önünde bulundurulmalıdır ( 6100 sayılı HMK m.187/1). TMK 6. maddesinde; "Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür." denilmiştir. HMK'nun "İspat yükü" başlıklı 190. maddesinde ise bu düzenlemeye paralel bir düzenleme getirilmiştir. Anılan maddede "İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir." denilmiştir.
İspat yükü ilk önce kural olarak davacıya düşer; yani davacı davasını dayandırdığı olguları ispat etmelidir. Kendisine ispat yükünün düştüğü taraf, uyuşmazlık konusu olguyu ispat edemezse davayı kaybeder. O taraf davacı ise davası reddedilir, davalı ise mahkûm edilir. Kendisine ispat yükü düşmeyen taraf, karşı (kendisine ispat yükü düşen) tarafın iddiasını (olguyu) ispat etmesini bekleyebilir. Kendisine ispat yükü düşen taraf iddiasını ispat edemezse, diğer (kendisine ispat yükü düşmeyen) tarafın onun iddiasının aksini (hilafını) ispat etmesine gerek yoktur; o olgu ispat edilmemiş (yani dava bakımından yok) sayılır.
Somut olayda davalı yan icra dosyasına yapmış olduğu itirazda davacı tarafa borcunun olmadığını belirtmiş ve açılan davaya ise cevap vermemiştir. Somut olayda ispat külfeti davacı taraf üzerinde olup davacı taraf, davalıdan cari hesap alacağı olduğunu ispatlamak durumundadır.
Yapılan yargılama sırasında bilirkişi vasıtasıyla tarafların defterleri üzerinde bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verilmiş bilirkişi dosyaya sunduğu 15/02/2025 tarihli raporda Davacı kayıtlarında davalıdan 23.07.2014 takip tarihi itibariyle 1.159.011,74 TL alacaklı olduğu, Davalı ticari defter kayıtları üzerinde yapılan inceleme neticesinde davalı nezdinde davacıya takip tarihi itibariyle 1.150.000,00 TL borçlu olduğu,...Sözleşmesi ekran görüntülerinden davacı ile davalı arasındaki hizmetin 02.10.2023 tarihine kadar devam ettiği görülmektedir. Bu konuda Çalışma Bakanlığına müzekkere yazılarak İSG Katip sistemi “İş Sağlığı ve Güvenliği Kayıt, Takip ve İzleme Programı” kayıtlarında ... nolu 31.08.2023 tarihli 829.601,95 TL tutarlı ve ... nolu 13.09.2023 tarihli 481.336,93 TL tutarlı fatura tarihlerinde davalı şirketin “... SGK sicil nosu üzerinden hizmetin davacı tarafça ifa edilip edilmediğinin tespit edilmesi gerektiği, mahkemece davacının davaya konu faturalardaki hizmetleri ifa ettiği kanaati hasıl olması durumunda; Davacının takip talebi olan 1.150.000,00 TL fatura alacağı ve 344.131,61 TL faiz alacağı olduğu, sonuç ve kanaatine varıldığı rapor edilmiştir.
Bilirkişi raporu doğrultusunda çalışma ve sosyal güvenlik bakanlığına yazı yazılmış ve SG katip sistemi iş sağlığı ve güvenliği kayıt takip ve izleme prgoramı kayıtlarında...nolu 31/08/2023 tarihli 829.601,95 TL tutarlı ... nolu 13/09/2023 tarihli 481.336,93 TL tutarlı fatura tarihlerinde davalı şirketin ... SGK sicil nosu üzerinden hizmetinin davacı tarafça ifa edilip edilmediği hususunda mahkememize bilgi verilmesi istenilmiş ve gelen yazı cevabının incelenmesinde davacı ile davalı şirketler arasında iş güvenliği sözleşmesi kapsamında davacının davalı şirkete iş güvenliği hizmeti verdiği anlaşılmıştır.
Bilirkişi dosyaya sunduğu 26/03/2025 tarihli ek raporda Davalı vekili Uyap sisteminde faiz hesaplamasında 668.663,07 TL'si için 30.09.2023 tarihinden ödeme emri tarihi 1 gün öncesi 22.07.2024 tarihi arası ve 481.336,93 TL “si için 13.10.2023 tarihinden ödeme emri tarihi 1 gün öncesi 22.07.2024 tarihi arası hesaplama yapılmıştır. Tarafımca yapılan hesaplamada dosyada bulunan ödeme emri tarihi 23.07.2024 tarihi bitiş tarihi olarak dikkate alınmıştır. Bu nedenle davalı vekili hesaplaması ile 4.714,13 TL fark ortaya çıktığı, Ödeme emri 23.07.2024 tarihi olarak hesaplandığında davacının 344.131,61 TL faiz alacağı olduğu, Davalı tarafın hesaplamasındaki 22.07.2024 tarihi kabul edildiğinde ise davacının 339.417,48 TL faiz alacağı olduğu, Nihai takdirin sayın mahkemenize ait olduğu şeklinde ek rapor ibraz edilmiştir.
HMK'nun 222/3 maddesi; "İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir." hükmünü içermektedir. Bununla beraber Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E.... K.... sayılı kararında; "Yasada delil vasfı taşıdığı takdirde aksinin yazılı veya kesin delillerle ispatının gerektiği düzenlendiğinden, ticari defterlerin kesin delil olduğu anlaşılmaktadır." şeklinde belirtildiği üzere HMK'nun 222'deki şartları oluştuğunda ticari defterlerin ispat gücü bakımından sahibi lehine kesin delil niteliği taşıdığı kabul edilecektir.
Davacı taraf dosyaya kazandırıla çalışma ve sosyal güvenlik bakanlığından gelen cevabi yazı ile davalı şirkete iş güvenliği hizmeti verdiğini ve davalıdan bakiye alacağının bulunduğunu davalının defterlerinde de davacıya 1.150.000,00 TL borç bakiyesi olduğuna yönelik bilirkişi raporu ile ispatlamıştır. Dosya kapsamında davacının alacağının aksini ispatlayan bilgi/belgenin de mevcut olmaması ve davacının alacağının bilirkişi raporu ile de sabit olması karşısında davanın kabulü ile davalının...35. İcra Müdürlüğünün... Esas sayılı dosyasında yapmış olduğu itirazın iptali ile takibin 1.150.000,00 TL asıl alacak ve 344.131,61 TL faiz olmak üzere 1.494.131,61 TL üzerinden devamına, asıl alacak 1.150.000,00 TL'ye takip tarihinden itibaren davacı tarafın icra takibinde ticari avans faizi talep etmesi ve davaya konu işin her iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi sebebiyle ticari iş olduğu göz önüne alındığında asıl alacağa değişen oranlarda işleyecek ticari avans faizi uygulanarak devamına karar vermek gerekmiştir.
Davalının icra takibine haksız yere itirazda bulunmaları ve alacağın likit olması nedeni ile toplam alacağın % 20 oranında 230.000,00 TL icra inkar tazminatının (İİK md.67/2) davalıdan tahsilde tekerrür olmamak üzere alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere
1-Davanın KABULÜ ile, Davalının ... 35. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazının İPTALİNE, takibin 1.150.000,00 TL asıl alacak ve 344.131,61 TL faiz olmak üzere 1.494.131,61 TL üzerinden devamına, asıl alacak 1.150.000,00 TL'ye takip tarihinden itibaren değişen oranlarda ticari faiz uygulanmasına, %20 oranındaki 230.000,00 -TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
2-Harçlar Yasası'na göre alınması gereken 102.064,13-TL karar ve ilam harcından peşin alınan 18.045,38-TLpeşin harcın ve icra takibinde alınan 7.470,66 TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 76.548,09 -TL'nin davalıdan tahsili ile Hazine'ye gelir kaydına,
3-Davacı tarafından yatırılan 427,60-TL başvurma harcının 18.045,38-TL peşin harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
4-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına
5-Davacı tarafından yapılan; posta, tebligat, müzekkere ve bilirkişi ücretlerinden oluşan toplam 4.615,50 TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
6-Davacı taraf duruşmalarda vekil ile temsil edildiğinden kabul edilen dava değeri itibariyle AAÜT uyarınca takdiren 221.178,43-TL vekalet ücretinin davalıdan tahsil edilerek davacı tarafa verilmesine,
7-Arabuluculuk ücreti olan 3.600,00-TL'nin davalıdan tahsili ile Hazineye irad kaydına,
8-Bakiye gider avansının HMK 333 maddesi uyarınca yatıran tarafa iadesine,
Dair, Taraf vekillerinin yüzlerine karşı tebliğden itibaren 2 haftalık sürede HMK 341 maddesi uyarınca istinaf yolu açık olmak üzere karar verildi.16/05/2025
Katip
e-imzalıdır
Hakim
e-imzalıdır