T.C.
İSTANBUL
5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2024/556 Esas
KARAR NO:2025/44
DAVA:Tazminat
DAVA TARİHİ:08/02/2024
KARAR TARİHİ:17/01/2025
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkiline ait ... plakalı aracın davalı sigorta şirketi kasko sigortası ile sigortalı olduğunu ve 06/12/2021-06/12/2022 tarihleri aralığında kasko poliçesi ile sigortalandığını, 03/01/2022 tarihinde işbu aracın maddi hasarlı trafik kazasına karıştığını, meydana gelen kazaya bağlı olarak müvekkiline ait araçta hasar meydana geldiğini, işbu hasar tutarından sigorta şirketinin sorumlu olduğunu, davalı sigorta şirketine 08/03/2022 tarihindeki talepleri ile ilgili müracaat edilmiş ise de yasal süreler içerisinde taraflarına herhangi bir ödeme yapılmadığını, ayrıca dava konusu kazanın her ne kadar 03/01/2022 tarihinde meydana gelmişse de taraflarınca 25/05/2023 tarihinde arabuluculuk süreci başlatılıldığını ve bu sürecin 09/06/2023 tarihinde sona erdiğini ve bu itibarla arabuluculuk sürecinde geçen 15 gün yönünden zamanaşımının da durduğunu, yine müvekkilinin ...'te ikamet ettiğini ve 06/02/2023 tarihinde ... depreminde depremzede olduğundan ... ilinde de bu tarihlerde olağanüstü hal ilan edilmesine istinaden yine süreler bu durumun da bakımından dikkate alınması gerektiğini, ayrıca hasar bedeline KDV dahil edilerek hüküm kurulması gerektiğini ve hasar bedeline de iskonto uygulanamayacağını, davalı kurumun olay tarihinden itibaren avans faizinden de sorumlu olacağını, son olarak tüketici dava şartı olarak arabuluculuk başvurusunun yapıldığını ancak davalı yan ile anlaşma sağlanamadığını da belirtmekle arz ve izah edilen nedenlerle fazlaya ve sair hususlara ilişkin dava ve talep haklarımız saklı kalmak kaydıyla; müvekkilinin ... plaka sayılı aracında meydana gelen hasarın tam ve kesin olarak tespit edilmesi sonrası taleplerini arttırma hakları saklı kalmak üzere henüz belirsiz olan alacaklarının şimdilik 500,00-TL’sinin kaza tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile yargılama giderleriyle vekâlet ücretinin de davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Dava konusu ihtilafın Kasko Sigorta Poliçesi'nden kaynaklı olup zorunlu sigortalardan olmadığını, poliçede yer alan hükümlerin tarafların serbestçe belirlediğini, işbu sebeple müvekkili şirketin poliçede yer alan hükümlerle sorumlu olduğunu, ayrıca davacının işbu dava öncesinde Sigorta Tahkim Komisyonu'na başvurduğunu ve başvuru sonucunda usulden reddine kararı verildiğini, karara itiraz üzerine hakem heyetinin sadece başvuran vekilinin vekalet ücreti yönünden itirazın kabulüne karar verdiğini ve kararın kesin olduğunu, bu nedenlerle başvurunun reddi kararının işbu dosya bakımından kesin hüküm teşkil etmekte olduğundan esasa girilmeden başvurunun reddine kararı verilmesi gerektiğini, ayrıca başvuranın süresinde hasar ihbarı bulunmadığını ve haklarını bu nedenle kaybettiğini, diğer taraftan davacı tarafından dosyaya sunulan ... Ekspertiz Hizmetleri tarafından düzenlenen raporda aracın fiziken görülmediğini ve resimler üzerinden yapıldığını, bu durumun davacının davasını ispatlamada yeterli olmadığını, yine davacının kazadan sonra zararın tespiti için müvekkili şirkete ihbarda bulunması gerektiğini ancak ihbarda bulunulmadığından müvekkili şirket tarafından hasar tespiti yapılamadığını, yine kaza yerinde kaza ile ilgili herhangi çekilmiş bir resmin de bulunmadığını, ayrıca davacının yine 15/02/2022 tarihli başka bir kazası sonrasında da aracını müvekkili şirketin ekspertiz incelemesine sunmadan tazminat talebinde bulunduğunu, yine davacının müvekkili şirkete başvurmuş olması durumunda bu marka/model araç parçaları tedarikinin %38 iskontolu olduğundan onarımının %38 olarak daha uygun olacağını, işbu iskonto miktarı gözetilerek zarar miktarının belirlenmesi gerektiğini, davacının onarım faturasını da sunması gerektiğini aksi halde davacının sebepsiz zenginleşeceğini, ayrıca avans faizinin talep edilmesinin mümkün olmadığını belirtmekle davanın reddine, vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin davacı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE:
Ticari davalar TTK’nın 4/1.maddesinde tanımlanmıştır. Ticari davalar, mutlak ticari davalar, nispi ticari davalar ve yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç gruba ayrılır.
Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır.
Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. Ticari iş karinesinin düzenlendiği TTK’nın 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmez. TTK, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez.
Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür.
Asıl olan bir davanın genel mahkemelerde görülmesidir. Yani bir özel mahkemede bakılacağına dair özel bir kanun hükmü bulunmayan her dava genel mahkemelerde görülür. Özel mahkemeler istisnai niteliktedir.
28/11/2013 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan ve 28/05/2014 tarihinde yürürlüğe giren 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un 2.maddesinde, kanun'un kapsamı “bu kanun, her türlü tüketici işlemi ile tüketiciye yönelik uygulamaları kapsar” şeklinde açıklanmıştır. Kanun'un “tanımlar” başlıklı 3. maddesinin (l) bendinde ise tüketici işlemi, “Mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dahil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemi ifade eder.” biçiminde tanımlanmıştır.
6502 sayılı TKHK'nın 73. maddesi uyarınca tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğacak uyuşmazlıklara ilişkin davalarda tüketici mahkemesi görevli kılınmıştır. Bunun yanında Kanun'un 83.maddesinde de taraflardan birinin tüketicinin oluşturduğu işlemler ile ilgili diğer kanunlarda düzenleme olmasının, bu işlemin tüketici işlemi sayılmasını ve bu kanunun görev ve yetkiye ilişkin hükümlerinin uygulanmasını engellemeyeceği belirtilmiştir.
Somut olaya gelince; davacıya ait ... plakalı aracın kullanım şeklinin tespiti için Noterler Birliği'ne yazılan yazıya verilen 24/02/2024 tarihli cevabi yazıda ... plakalı aracın kullanım şeklinin hususi olduğu bildirilmiş ve davacının tacir araştırması için yazılan yazıya ... vergi Dairesince verilen cevabi yazıda davacının basit usulde defter tuttuğu anlaşılmıştır. Dosyada davacının gerçek kişi tacir olduğuna ilişkin bilgi ve belge bulunmamaktadır.
Dosyada yapılan incelemede; taraflar arasında, davacıya ait ... plakalı araç için Genişletilmiş Kasko Sigorta Poliçesi düzenlendiği, aracın 03/01/2022 tarihinde kazaya karıştığı ve hasarlandığı iddiası ile davacı tarafından poliçe kapsamında tazminat istemiyle eldeki davanın açıldığı, sigortalı aracın tescil kayıtlarına ve sigorta poliçesine göre hususi araç olduğu, davacının gerçek kişi tacir olduğu hususunda dosyada bilgi ve belge bulunmadığı, davacı gerçek kişi tüketici konumunda olup, davacı sigorta şirketi ile aralarında aktedilen sigorta sözleşmesinin de bir tüketici işlemi olduğu ve İstanbul BAM 8. HD. 2020/41 esas ve 2023/543 karar sayılı, Yargıtay 17.Hukuk Dairesinin 2016/18198 esas ve 2018/3955 karar sayılı emsal içtihatlarında da belirtildiği üzere taraflar arasındaki sigorta ilişkisinde davacının tüketici konumunda bulunduğu ve görülmekte olan dava bakımından Tüketici Mahkemesinin görevli olduğu sonucuna varılmış, karşı görevsizlik kararı vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM:
1-Mahkememizin görevsizliğine, karşı görevsizlik nedeniyle davanın usulden REDDİNE,
2-Mahkememiz ile İstanbul ... Tüketici Mahkemesi...Esas sayılı dosyası arasında görev uyuşmazlığı bulunduğundan kararın taraflarca istinaf edilmeden kesinleşmesi halinde dosyanın merci tayini için İstanbul BAM 37. Hukuk Dairesine gönderilmesine,
3-HMK' nun 331/2 maddesi gereğince görevsizlik ve yetkisizlik kararından sonra davaya bir başka mahkemede devam edilmesi halinde yargılama giderleri, harç ve vekalet ücretlerinin o mahkemenin hükmedeceği, gönderme kararından sonra davaya bir başka mahkemede devam edilmemiş ise talep üzerine davanın açıldığı mahkemenin dosya üzerinden bu durumu tespit ile davacıyı yargılama giderlerini ödemeye mahkum edeceği ön görüldüğünden yargılama giderleri, harç ve vekalet ücretleri konusunda bu aşamada bir karar verilmesine yer olmadığına,
Dair; tarafların yüzlerine karşı, gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde, mahkememize ya da mahkememize gönderilmek üzere her hangi bir Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek bir dilekçe ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere karar verildi. 17/01/2025
Katip ...
e-imzalıdır
Hakim ...
e-imzalıdır