T.C.
İSTANBUL
5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/58 Esas
KARAR NO : 2025/143
DAVA : İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle)
DAVA TARİHİ : 23/01/2024
KARAR TARİHİ : 28/02/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dilekçesinden özetle: Davalı/borçlu tarafından 17.05.2022 tarihinde .... İşletme Müdürlüğü hizmet sahası içinde bulunan ...adresinde davalı tarafından yapılan çalışma esnasında müvekkili şirketin enerji dağıtım altyapısına dahil olan kablo ve tesisata hasar verildiği tespit edildiği, meydana gelen tesis hasarı ve enerji kesintisi müvekkil şirketin yüklenici şirketi tarafından giderilmiş olup işbu hasarın onarımında sarf edilen malzeme, montaj ve işçilik gibi bedellerin zarar verenden tahsili amacıyla -KDV dahil- toplam 6.435,91 -TL borç davalı yana tahakkuk ettirildiği, Davalı/borçlu tarafından hasar bedellerinin ödenmemesi üzerine borçlu aleyhine 6.435,92-TL hasar bedeli i1e 311,04-TL işlemiş faizi olmak üzere toplam 6.746,96-TL'nin tahsili amacıyla .... 6. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyası ile ilamsız takip yapılmış ve borçlulara ... ödeme emri gönderilmiştir. Davalı ödeme emrini tebellüğ ettikten sonra borca ve icra takibine itiraz ettiği, borçlu itirazında takibe konu borca, borç miktarına, faize, faiz oranına, takibe, asıl alacak ve fer'ilerine külliyen itiraz etmiş, takibin durdurulmasını talep ettiği, borçlunun itirazı ile mezkur icra takibinin durdurulmasının akabinde bu dava konusunun her iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi hasebiyle huzurdaki itirazın iptali davası için dava şartı teşkil eden 6102 S.'lı TTK'nın 5/A maddesi gereğince zorunlu arabuluculuk yoluna başvurulmuş; görüşme sonunda anlaşılamaması üzerine ilgili anlaşamama tutanağı tanzim edilmiş olduğu, davalı her ne kadar borcunun bulunmadığından bahisle borca itiraz etmiş ise de icra takibine konu olan alacak, davalının kusurlu şekilde yürüttüğü kazı çalışmaları sebebiyle uğranılan maddi zararlardan ibaret hasar bedeli olup zarar veren davalı bedelden sorumlu olduğu, meydana gelen dağıtım tesisi hasarı ve enerji kesintisi müvekkili şirketin yüklenici şirketi tarafından giderilmiş olup işbu hasarın onarımında sarf edilen malzeme, montaj, işçilik bedelleri ile hasardan kaynaklanan diğer kayıplar müvekkil şirketin maddi zararına sebebiyet vermiştir. Nitekim huzurdaki dava ile birebir aynı mahiyette yüzlerce dava dosyası görülmüş ve müvekkil şirketin delilleri ışığında müvekkil şirket lehine davaların kabulü yönünde kararlar verildiği, Borçlu borca itiraz ederek takibi durdurmuş ise de itirazı haksız ve dayanaksız olduğu, davalı her ne kadar borcunun bulunmadığından bahisle borca itiraz etmiş ise de icra takibine konu olan alacak, davalının kusurlu şekilde yürüttüğü kazı çalışmaları sebebiyle uğranılan maddi zararlardan ibaret hasar bedeli olup zarar veren davalı bedelden sorumlu olduğu, söz konusu hasar sebebiyle borç tahakkuku ve akabinde de icra takibine geçildiği, borçlu, haksız fiilden kaynaklı müvekkil kuruma vermiş olduğu zararı henüz tazmin etmemiş; hasar bedeli alacağına ilişkin icra takibine de kötü niyetle itiraz ettiği, tutanaklar incelendiğinde huzurdaki davanın haklılığı ve davalının itirazlarının haksızlığı ortaya çıkacağı, borçlunun itirazlarının iptaline ve hükmolunacak meblağın %20’sinden az olmamak üzere icra inkâr tazminatı ödemeye hükmedilmesini talep etmek zarureti doğduğu, arabuluculuk süreci işletildiğinden karşı tarafın haksız çıkması halinde tarafımıza avukatlık asgari ücret tarifesi uyarınca arabuluculuk vekalet ücreti hükmedilmesini talep ve dava etmiştir Davalının ... 6. İcra Müdürlüğünün ...Esas Sayılı takip dosyasına yapmış olduğu haksız ve yersiz İTİRAZININ İPTALİ ile takibin devamına, Davalı/borçlu aleyhine hükmolunacak meblağın % 20’sinden az olmamak kaydıyla icra inkâr tazminatı ödemeye mahkûm edilmesine, Arabuluculuk vekalet ücreti yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalılara tahmiline karar verilmesini saygılarımızla bilvekale talep ve dava etmişlerdir.
Davalı vekilinin dilekçesinden özetle:Davacı tarafından davadaki taleplerin ayrı ayrı dökümanlar ile belgelendirilmesi gerekir iken davacı tarafından tek taraflı olarak düzenlenen tutanaklar ile müvekkili şirket'ten taleplerde bulunulması kabul edilemeyeceği, davacı idarenin, zaten sabit olan aylık personel giderlerini de bu kazılarla ilgili maliyetlere yansıttığı anlaşıldığı, dava konusu adreste keşif yapılarak, hatların derinliği ve yerinin tespiti gerektiği, ancak davacının hat projesi olmadığından hattın yerinin gösterilip gösteremeyeceğinin keşfen sorularak tespiti gerektiği, akabinde ayrıntılı bilirkişi incelemesi yaptırılmalı ve belgelendirilemeyen taleplerin de reddine karar verilmesi gerektiği, yerinde keşif yapılarak hasarın oluştuğu iddia edilen mahalde ve zararın olduğu tarihte bir çalışmanın olup olmadığı varsa bu çalışmanın kim tarafından yaptırıldığı ve zarar ile bu çalışma arasında uygun illiyet olup olmadığının da tespit edilmesi gerektiği, ayrıca bir başka önemli hususta davacının meydana gelen kazadaki kusur oranı olduğu, davacını iddia ettiği gibi zararın meydana gelmesinde müvekkili şirket'in bir kusuru varsa bile, davacının da kusur oranının tespitinin yapılması gerektiği, zira davacı bu zarara kendisi de sebebiyet vermiş olabileceği, tüm bu koşullar illiyet bağının kurulup kurulamayacağı, kurulacaksa ne oranda kurulabileceği ne oranda kusur atfedilebileceğinin anlaşılması noktasında büyük önem arz ettiği, dolayısıyla, davacının taleplerine esas iddia ettiği hususlardaki illiyet bağının da araştırılması gereği izahtan varestedir. Davacının iddia ve belgeleri hasarın müvekkili şirketçe gerçekleştirilmiş olduğunu ispatlamaya elverişli olmadığı gibi, arada illiyet bağını da destekler nitelikte olmadığı, nedeniyle davacının kusuru nedeniyle gerçekleştiğinden, usulsüz altyapıda meydana gelen hasara ilişkin husumeti işi bizzat yürütmeyen müvekkili şirkete yöneltilmiş olmasının hukuka aykırı bir durum teşkil ettiği açıkça görüleceğinden, davanın Müvekkili Şirket yönünden REDDİ gerektiği, izah edildiği üzere davalı Müvekkili Şirket'in huzurdaki davayla illiyet bağı bulunmadığı gibi davacı taraf huzura konu zararın meydana gelmesinde tam kusurlu olduğu, davacı tarafça haksız ve kötüniyetli bir şekilde Müvekkili aleyhine icra takibi açtığı, davacı yan dava dilekçesinde müvekkili şirket aleyhine %20 icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmişse de bu talebin yasal dayanağı bulunmadığı, bilakis herhangi bir yasal dayanak bulunmaksızın huzurdaki davayı ikame ederek müvekkili şirketten talepte bulunan davacı yan kötüniyetli olup bu sebeple dava konusu miktarın %20’sinden aşağı olmamak üzere lehimize kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etme zorunluluğu hasıl olduğu, bu nedenlerle davanın REDDİNE, takibinde haksız ve kötü niyetli olan alacaklı hakkında takip konusu alacağın %20’sinden az olmamak üzere tazminata mahkûm edilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafça ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE:
Dava, davalı şirket tarafından alt yapı çalışmaları sırasında davacı şirkete ait tesise ait zararın tazmini amacıyla davalı aleyhine açılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
Mahkememizde açılan dava, İİK'nın 67. Maddesi gereğince itirazın iptali davasıdır.
Dosyamıza getirilen ... 6. İcra Müd. ... esas sayılı takip dosyasının incelenmesinde, davacı tarafından davalı aleyhine toplam 6.435,92-TL hasar bedeli ve 311,04 TL faiz olmak üzere toplam 6.746,96-TL üzerinden icra takibi yapıldığı, davalının itirazı üzerine takibin durduğu, itirazın süresinde ve usulüne uygun yapıldığı, itirazın alacaklıya tebliğe çıkarılmadığı, buna göre davanın İİK 67. Maddesinde yazılı, hak düşürücü süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır.
Davacı taraf, davasında 6.746,96-TL'lik itirazın iptalini talep etmiştir.
Mahkememizce iddia , savunma ve toplanan deliller kapsamında meydana gelen hasarda davalı tarafın kusur yada sorumluluğunun bulunup bulunmadığı, zararın miktarının tespiti hususunda dosya Elektrik Mühendisi bilirkişiye tevdi edilmiş, bilirkişi tarafından dosyaya rapor ibraz edilmiştir.
Bilirkişi 15/08/2024 tarihli raporunda binaen; Dosyaya sunulan fotoğraflar ve mevcut deliller incelendiğinde, Elektrik Kuvvetli Akım Tesisleri Yönetmeliği'nin 58. maddesinde belirtilen yükümlülüklerin davacı tarafından yerine getirilmediği tespit edilmiştir. Özellikle, kabloların gerekli derinlikte döşenmemesi, koruyucu önlemlerin alınmaması ve uyarı işaretlerinin eksikliği, yönetmelik hükümlerine aykırı davranıldığını açıkça ortaya koymaktadır. Bu durum, meydana gelen hasarın doğrudan davacının kusurundan kaynaklandığını göstermektedir. Bu bağlamda: 1. Davacının Davalıdan Talep Edebileceği Zarar Bedeli: Mevcut deliller ışığında, davacının hasarın meydana gelmesinde asli ve tek kusurlu olduğu belirlenmiştir. Davacının, kendi ihmali sonucu oluşan bir zarardan dolayı davalıdan talep edebileceği herhangi bir zarar bedeli bulunmamaktadır. Davacının Altyapısında Meydana Gelen Zarara İlişkin Davalının Sorumluluğu: Davacı şirketin altyapısında meydana gelen zarardan davalının herhangi bir sorumluluğu bulunmamaktadır. Hasar, tamamen davacının yönetmelik hükümlerine aykırı hareket etmesinden kaynaklanmış olup, bu durumda davalının sorumluluğu söz konusu değildir şeklinde rapor ibraz edilmiştir.
Dosya bilirkişi raporuna yapılan itirazların değerlendirilip yeniden rapor alınması için üçlü bilirkişi heyetine gönderilmiş bilirkişi heyeti 12/12/2024 tarihli raporunda Davacı tarafa ait yer altı kablo tesislerinde oluşan hasara sebep olan kazı çalışmasının davalı ...ŞİRKETİ adına ilgili adreste fiberoptik kablo alt yapı çalışması yürüttüğü anlaşılan ... A.Ş. tarafından yürütülen bir kazı çalışması olduğu ve sorumluluğun bu şirkette olduğu anlaşılmakla birlikte, aralarındaki anlaşma veya iş ilişkisinin taraf olmayan davacı yönünden bağlayıcı olup olmadığı konusunda hukuki takdirin Sayın Mahkemeye ait olduğu, Davacı ... tarafından sunulan harcama kalemlerine göre; kazı çalışmalarından kaynaklandığı belirtilen hasarın kablo dış çeperinde zedelenme şeklinde bir hasar olduğu ve 1.Adet ISI BÜZÜŞMELİ MUF kullanılarak onarımının yapıldığı, ... tarafından yaptırılan onarıma ilişkin ayrı bir ödeme yapıldığını gösteren fatura, makbuz vb. belge de olmadığı için, emsal Yargıtay kararları uyarınca davacının yalnızca kullanılan malzeme bedelini talep edebileceği, Sonuç olarak; davacı ... tarafının 28.06.2022 tarihinde meydana gelen yer altı elektrik kablosu dış yüzeyinde zedelenmeye sebep olduğu anlaşılan hasara ilişkin olarak, yapıldığı belirtilen onarıma dair sunulan harcama kalemlerinden yalnızca 170,78 * KDV (90.18) 5 201,52.-TL malzeme bedelinin talep edilebileceği ve alacak tutarının 08.09.2022 takip tarihi itibariyle 211,43.-TL olduğu şeklinde rapor ibraz edilmiştir.
HMK 282.maddesi gereği hakim bilirkişinin oy ve görüşünü diğer deliller ile birlikte serbestçe değerlendirmektedir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık davalının davacı şirketin altyapısına zarar verip vermediği bu durum sebebi ile davacının oluşan zararının davalıdan tahsil edip edemeyeceğine yöneliktir dayanağı TBK 49.maddesinde haksız fiil sorumluluğudur.
6098 sayılı TBK'nın 49.maddesine göre, Hukuka aykırı kusurlu bir fiille başkasına zarar veren bir kimse bu zararı tazminine mecburdur. Böylece haksız fiilden sorumluluk tazminat borcunun kaynağını oluşturmaktadır. Haksız fiil sorumluluğunda genel davranış kurallarına aykırılık söz konusu olmaktadır. Özel bir sorumluluk hükmü ile düzenlenmemiş olup, bütün hallerde bir kimse için haksız fiil sorumluluğu söz konusu olması, 6098 sayılı TBK'nın 49.maddesindeki şartların gerçekleşmesine bağlıdır. Diğer bir deyişle, ayrık bir düzenleme bulunmadığı kusur sorumluluğu hallerinde, 6098 sayılı TBK'nın 49.maddesi ve devamındaki yer alan esaslar uygulanır.
Madde 49, kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür.
Zararın verici fiili yasaklayan bir hukuk kuralı bulunmasa bile , ahlaka aykırı bir fiille başkasına kasten zarar veren de , bu zararı gidermekle yükümlüdür düzenlemesi mevcuttur.
Haksız fiil sorumluluğunun ortaya çıkabilmesi için gerekli olan ikinci koşul, zarara sebebiyet veren hukuka aykırı fiilin, fail tarafından kusurlu olarak yapılmış olmasıdır. Kusur için hukuk düzeni kurallarının bilerek ve isteyerek ya da ihmal sebebiyle ihlal edilmesi gerekmektedir. Kusurun kanunumuzda tanımı yapılmamıştır. Uygulamada kabul görmüş tanıma göre kusur, hukuk düzeninde kınanabilen davranıştır. Kınamanın nedeni, başka türlü davranma olanağı varken ve zorunlu iken, bu şekilde davranmayarak, bu tarzdan sapılmış olmasıdır. Kısacası; kusur , genel tanımıyla, hukuk düzeni tarafından bir davranış tarzının kınaması olup, bu kınama o davranışın belirli koşullar altında bireylerden beklenen ortalama hareket tarzından sapmış olmasından kaynaklanmaktadır.
Haksız fiil öğretide, hukuka aykırı zarar verici fiil olarak tanımlanmaktadır. Unsurları; hukuka aykırı fiil, zarar, kusur ve illiyet bağı olarak belirlenmektedir. Buna göre haksız fiilden bahsedebilmek için hukuka aykırı bir fiil bulunmalı, bu fiil bir zararın doğmasına neden olmalı, zarara neden olan kişinin kusurlu bulunması ve zarar ile kusur arasında illiyet bağı bulunması gerekmektedir.
Bu beş unsurun varlığı halinde zarar veren kişi fiilden dolayı zarara uğrayan kişi ya da kişilerin maddi zararını karşılamak durumundadır. TMK 'nun 6. Maddesine göre haksız fiilin unsurlarını ispat etmek yükü davacıdadır. Davacı, zararın, haksız fiili ile gerçekleştiğini, diğer söylem ile zarar ile haksız fiil arasındaki illiyet bağını ispat etmek durumundadır.
Yukarıdaki ayrıntılı olarak açıklanan yasal düzenlemeler ışığından somut olayımıza bakıldığında,
Taraflar arasında benzer mahiyette adliyemizde sayıca epey miktarda dava olduğu ve davalarda bazı bilirkişilerce davacının %100 kusurlu bazı bilirkişilerce davalının %100 kusurlu ve bazı bilirkişilerce ise tarafların müşterek kusurlu kabul edildiğine yönelik raporlar sunulduğu ve tarafların bu raporlara kendi lehlerine yönelik olanları emsal raporlar olarak dosyaya ibraz etmiş olduğu anlaşılmıştır.
Davalı taraf yapmış olduğu kazı çalışmalarını dosyada ihbar olunan şirket olan Asm Altyapı Sanayi Mühendislik Anonim Şirketi eliyle yapmış ve bu kazı çalışmaları neticesinde davacının altyapılarında hasarlar meydana gelmiştir. Taraflar arasında bu hasarın meydana gelmesi hususunda anlaşmazlık olmayıp hasarın meydana gelmesinde kusurun kime ait olduğu üzerinde toplanmaktadır. Davalı taraf ve kazıyı yapan ihbar olunan şirket davacının kabloları yeterli derinlikten geçmediğini bu sebeple davacının kusurlu olduğunu savunmakta iken davacı tarafta ise hasardan dolayı davalı şirketin kusurlu olduğunu belirterek davalının icra dosyasına yapmış olduğu itirazın iptalini talep etmiştir. Kazı yapan tarafça kazıya başlanılmadan önce davacı şirketten nezaretçi talep edilmesi gerekirken davalı taraf adına kazıyı yapan ihbar olunan şirket nezaretçiyi sözlü olarak talep ettiğini beyan etmiş ancak dosyada ihbar olunan şirketin davacıdan nezaretçi talep ettiğine ilişkin herhangi bir yazılı belge bulunmamıştır.
Gerek davalı taraf gerekse ihbar olunan şirket tacir olup TTK 18/2 mad gereği ticaretine ait bütün faliyetlerini basiretli bir iş adamı gibi yapmak zorundadır davalı adına kazıyı yapan ihbar olunan şirket nezaretçi talebini sözlü yaparak basiretli tacir gibi davranmamıştır ve kazıyı yaptıktan sonra davacının kablolarına zarar vermesine rağmen kazı çalışmalarına devam etmiştir bu sebeple davalı taraf ve davalı adına kazı yapan ihbar olunan şirket kusurludur.
Davacı şirket ise ... Elektrik Dağıtım Şebekeleri Enerji Kabloları Montaj (Uygulama) Usul ve Esaslarında; “Kablo kanalının en az 80 cm derinlikte açılması, kanal dibine kum serilmesi, kablonun döşenmesi, kablonun üzerine kum serilmesi, kumun üzerine aralık bırakmadan koruyucu tuğla yerleştirilmesi, ikaz bandının serilmesi, tuvanenin doldurulması, kaplamanın yapılması, zeminin eski haline getirilmesi, kablo güzergahına ikaz levhaları çakılması” hükümleri yer almasına rağmen dosyaya sunulan raporlarda kablonun üzerine koruyucu tuğla koymadığı, ikaz bandı sermediği kabloların yeterli derinlikten geçmediği anlaşıldığından Bu nedenle, zararın meydana gelmesinde davacı şirketin müterafik kusuru olduğu kanaatine varılmıştır.
Davacı tarafın dosyaya sunmuş olduğu hasar süreci bilgilendirme formu incelendiğinde davacının icra takibine konu yaptığı 2.435,92-TL'lik alacağın 2.000,89-TLsinin malzeme bedeli 1.426,61-TL'sinin dağıtılamayan enerji bedeli 2.026,67-TLsinin eşik kesinti süresi aşım bedeli 981,75-TLsinin ise KDV olduğu ve davacının davalıdan malzeme bedeli dağıtılamayan enerji bedeli eşik kesinti süresi aşım bedeli ve KDV talep etmiş olduğu anlaşılmıştır.
Dosya kapsamında davacı tarafından sunulan hizmet alım sözleşmesine göre dava konusu elektrik tesisine zarar verilen bölgelerde arıza giderme bakım onarım yeni tesis vb hizmetlerin beda enerji dağıtım ve perakende satış hizm aş ye verildiği ve söz konusu onarımlarında yüklenici bu şirket tarafından yapıldığı ve bu sözleşme ile toplu fiyat üzerinden anlaşıldığı dosyaya konu somut kazı çalışması sebebi ile davacının ekstra bir bedel ödemediği anlaşıldığından davacının işçilik talebinin yerinde olmayacağı ve davacının dağıtılamayan enerji bedeli talebi yönünden ise bilirkişi raporu ile de sabit olduğu üzere gerçek zarar ilkesi göz önüne alındığında talebin de yerinde olmadığı mahkememizce değerlendirilmiş davacının eşik kesinti süresi aşım bedeli yönünden ise davacı taraf kullanıcılara tazminat ödediğine dair herhangi bir belge sunmadığından davacı tarafın bu talebi de yerinde görülmemiştir. Davacı tarafın neticen davalıdan sadece 201,52-TL malzeme bedeli bu bedelin %18 KDV'si ve 9,91-TL gecikme faizi olmak üzere toplam 211,43-TL'lik bir talepte bulunmasının mümkün olduğu anlaşılmış bu bedel üzerinde ise HMK 282.maddesi gereği dosyaya sunulan bilirkişi raporlarının mahkememizce değerlendirilmesi neticesinde yukarıda ayrıntılı olarak anlatıldığı üzere davacı şirket ve davalı şirket %50 oranında kusurlu kabul edildiğinden davacının 100,76-TL malzeme gideri ve KDV ile 4,95-TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 105,71-TL talep edebileceği kanaatine varılmış Davanın KISMEN KABUL KISMEN REDDİ İLE, Davalının ... 6. İcra Müdürlüğünün ...Esas sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazının KISMEN İPTALİNE, takibin 100,76 TL asıl alacak ve 4,95 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 105,71 TL üzerinden devamına, asıl alacak 100,76 TL'ye takip tarihinden itibaren yıllık %15,75 ve değişen oranlarda avans faizi, fazlaya ilişkin talebin reddine, alacak likit olmadığından icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiş aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:
1-Davanın KISMEN KABUL KISMEN REDDİ İLE, Davalının ... 6. İcra Müdürlüğünün... Esas sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazının KISMEN İPTALİNE, takibin 100,76TL asıl alacak ve 4,95 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 105,71 TL üzerinden devamına, asıl alacak 100,76 TL'ye takip tarihinden itibaren yıllık %15,75 ve değişen oranlarda avans faizi, fazlaya ilişkin talebin reddine, alacak likit olmadığından icra inkar tazminatı talebinin reddine,
2-Reddedilen kısım yönünden davacı alacaklının icra takibi başlatmasında kötüniyeti bulunmadığından davalı-borçlunun kötüniyet tazminatı talebinin REDDİNE
3- Harçlar Yasası'na göre alınması gereken 615,40-TL nispi karar ve ilam harcından peşin alınan 427,60-TL harcın mahsubu ile bakiye 187,80-TL harcın davalıdan alınarak hazineye irad kaydına,
4-Davacı tarafından yatırılan 427,60-TL başvurma harcının ve 427,60-TL peşin harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-Kabul edilen dava değeri ve Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince 105,71-TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
6-Reddedilen dava değeri ve Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince 6.641,25 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine,
7-Davacı tarafından sarf edilen toplam 16.632,00-TL yargılama giderinin kabul-red oranına göre 106,44-TL'nin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, bakiye kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,
8-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri olmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
9-Arabuluculuk sarf kararına ilişkin mahkememizin 2024/59 esas sayılı dosyası üzerinden karar verildiğinden bu dosyada arabuluculuk sarf kararı hakkında karar verilmesine yer olmadığına,
10-Bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,
Dair, Taraf vekillerinin yüzlerine karşı HMK 341 maddesi uyarınca miktar itibari ile KESİN olmak üzere karar verildi. 26/02/2025
Katip
e-imzalıdır
Hakim
e-imzalıdır
"Bu belge 5070 Sayılı Kanun hükümlerince elektronik imza ile imzalanmıştır."