T.C.
İSTANBUL
5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/645 Esas
KARAR NO : 2025/677 Karar
DAVA : İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 25/10/2024
KARAR TARİHİ : 17/10/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili sunduğu dava dilekçesinde özetle; davacının, özellikle tıp sektöründe kongre organizasyonları düzenleyen ve bu alanda uzun yıllardır hizmet veren saygın bir firma olduğunu, Davalı/borçlu ile davacı arasında imzalanan ve dava dilekçesi ekinde sunulan "..." kapsamında ... tarihlerinde "..." düzenlendiğini, davacı, sözleşmenin imzalanma tarihinden kongrenin bitiş tarihine kadar, davalı/borçlu derneğe sözleşmede belirlenen şartlar çerçevesinde, tüm yükümlülüklerini maksimum düzeyde yerine getirerek hizmet verdiğini, kongre öncesi ve sırasında davacı firma tarafından yapılan tüm harcamalar, davalı/borçlu dernek ile mutabakat sağlanarak yapıldığını, bu aşamada yapılan harcamalara hiçbir itirazı bulunmayan davalı/borçlu yan, ödeme aşamasında herhangi bir ödeme yapmayacaklarını belirterek ödemeden kaçındığını, sözleşme gereğince davacı tarafından derneğe ödenecek garanti ücret, davacının toplam alacağından mahsup edilerek kalan bakiyenin talep edilmesine rağmen, dernek kötü niyetli bir biçimde kendilerinin herhangi bir ödeme yapmayacaklarını ifade ettiğini, dernek masrafları ve taahhütleri toplamı, yani davacı şirketin muaccel olan alacağı, 2.476.313,32 TL olduğunu, sözleşme gereğince, davacı derneğe ödenmesi gereken ücret ise, 1.085.000,00 TL olduğunu, kongre sonrası mutabakat aşamasında derneğe ödenmesi gereken miktar, davacının alacaklarından mahsup edilerek, aradaki fark, yani 1.391.313,32 TL talep edildiğini, dava konusu kongre ihale sürecinde davalı/borçlu kongre organizasyonu için davacıdan fiyat teklifi yapmasını istediğini, toplamda yedi firmanın katıldığı ihaleyi davacı firmanın kazandığını, bunun üzerine davacı derhal kongre hazırlıklarına başladığını, dernek sözleşmesini hazırladığını, kongreye ilişkin broşürler hazırladığını ve kongre domainini dahi aldığını, ancak davalı/borçlu dernek yönetim kurulunun kendi içinde yaşamış olduğu anlaşmazlıklar neticesinde herhangi bir sebep gösterilmeksizin ve hatta davacıya bir bildirim dahi yapılmaksızın ihale iptal edildiğini, sonraki ihale sürecinde sunulan kongre sözleşmesi hazırlanarak karşılıklı olarak imzalandığını, kongre sürecinde de davacının tüm yükümlülüklerini son derece özenle yerine getirdiğini, kongrenin hiçbir problem yaşanmaksızın gerçekleştiğini, yapılan karşılıklı görüşmeler neticesinde taraflar arasında ödeme konusunda bir uzlaşıya varılamadığını, davacı tarafın, davalı/borçlu aleyhinde ... 9. İcra Dairesi'nin ... E. sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi başlattığını, davalı/borçlu, 26.01.2024 tarihinde işbu icra takibine itiraz ettiğini, bu itirazın iptali ve takibin devamı için huzurdaki işbu davayı açma zorunluluğu hasıl olduğunu, bu doğrultuda, zorunlu dava şartı arabuluculuk kapsamında arabuluculuk toplantısı yapılmış, ancak bu toplantılarda da uzlaşıya varılamadığını, izah olunan nedenlerle davanın kabulüne, itirazın iptaline ve takibin devamına, asıl alacağın %20 sinden aşağı olmamak üzere, davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesine, her türlü yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili sunduğu cevap dilekçesinde özetle; Mevcut sözleşme hükümleri ve kongre süreci davacı tarafa müvekkiline karşı yöneltebileceği, doğmuş, somut ve ispat edilmiş bir alacak hakkı vermediği gibi tam tersi müvekkilinin sözleşme ile garanti edilmiş ve kesin vadeye bağlanmış alacağının dava tarihi itibarı ile ödenmemiş olduğunu ortaya koyacağını, davacının belge sunmadığını, tek taraflı hazırlanan harcama listesinin sunulduğunu, 1.085.000TL'nin derneğe ödenmesinin garanti edildiğini, Davaya konu Kongrede ise davacı tarafından harcama kalemleri başlığı altında Derneğe ve sayın mahkemeye sunulmuş olan listede görüleceği üzere, davacı firma bu liste içinde onlarca farklı harcama kalemine yer vermiş, sözleşmede hiçbir şekilde Dernek'e garanti edilen ücretten düşülmesi (karşılıklı görüşme ile ) teklif dahi edilemeyecek olan pek çok kalemi (stand farkı, uydu sempozyumu farkı vs gibi) bu listeye dahil etmiş ve faturasız, belgesiz iddialarla Dernek'ten alacak talebinde bulunduğunu ifade etmişlerdir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava 2004 sayılı İİK 67/1 maddesi gereği açılmış itirazın iptali davasıdır. İİK 67/1 maddesine göre "Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir".
Davacı taraf, davalı ile arasında kongre-organizasyon sözleşmesi olduğunu ve 14. Ulusal Hepatoloji kongresinin düzenlendiğini, üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirmesine rağmen davalı tarafın, davacının kongrede yaptığı masrafları ödemediğini, davacının yaptığı masraf olan 2.476.313,32 TL'den, davacının davalıya ödemeyi taahhüt ettiği garanti ücret olan 1.085.000,00 TL düşüldükten sonra bakiye kalan 1.391.313 TL için davalı aleyhine icra takibi başlattıklarını, davalının takibe itiraz ettiğini belirterek takibe yapılan itirazın iptalini talep etmiştir.
... 9. İcra Müd. ... esas sayılı dosyasının incelenmesinde alacaklının dosyamız davacısı .... Ltd. Şti. olduğu borçlunun dosyamız davalısı ...olduğu alacak tutarının 1.351.313,00 TL ..., 60.329,08 TL işlemiş faiz olmak üzere 1.411.622,28 TL üzerinden takip başlattığı anlaşılmıştır.
Davacının huzurdaki davayı 1.411.622,28 TL üzerinden açmış olduğu anlaşılmıştır.
Taraflar arasında 20 Şubat 2023 tarihli ... imzalanmıştır. Sözleşmenin 9.maddesinin g bendinde kongre ile ilgili tüm gelir ve gider işlemlerinin ... Ltd'nin açtığı hesap üzerinden yürütüleceği belirtilmiş ve ayrıca ... Ltd'nin 1.085.000,00 TL+ KDV ödemeyi garanti etmiştir.
Taraflar arasındaki sözleşmenin 12. Maddesinde ise ... Ltd'nin kongre bitiş tarihi olan 21 mayıs 2023 tarihini takip eden 45 gün içinde servis aldığı ve verdiği kuruluşlar ile hesapların kapatılması için gerekli mutabakatları yapacağı ve bu işlemler neticesinde hesapların netleşmesini takiben, 3-8 temmuz 2023 tarihleri arasında dernek ile tüm organizasyonun gözden geçirilip hesapların kapatılacağı hüküm altına alınmıştır.
Bir davada çekişmeli olguların kimin tarafından ispat edilmesi gerektiği konusuna, ispat yükü denir. Her iki taraf da ispat yükünün kime düştüğünü gözetmeden delil göstermişler ise bu halde hâkimin ispat yükünün hangi tarafa düştüğünü araştırmasına gerek yoktur. Çünkü hâkim, ilk önce tarafların gösterdikleri delilleri incelemekle yükümlüdür. İki tarafın (veya bir tarafın) gösterdiği deliller ile davaya ilişkin bütün çekişmeli olgular aydınlanmış ise yine ispat yükünün hangi tarafa düştüğünü araştırmakta bir yarar yoktur. Buna karşılık, gösterilen delillerin hâkime dava hakkında tam bir kanaat vermemesi halinde, ispat yükünün hangi tarafa düştüğünün tespit edilmesinde yarar vardır.
Delillerin davayı etkileyecek çekişmeli hususlarda gösterileceği ve ispat faaliyetinin çekişmeli vakıalar için söz konusu olduğu hususu göz önünde bulundurulmalıdır ( 6100 sayılı HMK m.187/1). TMK 6. maddesinde; "Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür." denilmiştir. HMK'nun "İspat yükü" başlıklı 190. maddesinde ise bu düzenlemeye paralel bir düzenleme getirilmiştir. Anılan maddede "İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir." denilmiştir.
İspat yükü ilk önce kural olarak davacıya düşer; yani davacı davasını dayandırdığı olguları ispat etmelidir. Kendisine ispat yükünün düştüğü taraf, uyuşmazlık konusu olguyu ispat edemezse davayı kaybeder. O taraf davacı ise davası reddedilir, davalı ise mahkûm edilir. Kendisine ispat yükü düşmeyen taraf, karşı (kendisine ispat yükü düşen) tarafın iddiasını (olguyu) ispat etmesini bekleyebilir. Kendisine ispat yükü düşen taraf iddiasını ispat edemezse, diğer (kendisine ispat yükü düşmeyen) tarafın onun iddiasının aksini (hilafını) ispat etmesine gerek yoktur; o olgu ispat edilmemiş (yani dava bakımından yok) sayılır.
Somut olayda davalı yan icra dosyasına yapmış olduğu itirazda Alacaklı olduğunu iddia eden tarafa kesinleşmiş ve muaccel "..." ya da her ne nam altında olursa olsun herhangi bir borcun bulunmadığını bildirir , takibe-borca,işletilen faiz oranına ve tüm fer’ilere olan itirazımızı açıkça beyanla başlatılan ilamsız icra takibinin durdurulmasını talep ederiz. şeklinde itirazda bulunmuş olup ispat külfeti davacı taraftadır. Davacı taraf davalıdan alacağının bulunduğunu ispatlamak durumundadır.
Dosyaya sunulan 19.03.2025 tarihli bilirkişi raporunda Sözleşmenin 12. Maddesinde ise mutabakat süresince tarafların birbirine kongre gelir ve giderleri kapsayan tüm bilgi ve belgeleri ibraz etmek ve açıklamak zorunda olduğu, Davacının sunmuş olduğu harcama listesinde 2.085.313,32 TL masraf, 91.000 TL stand farkı, 300.000 TL uydu sempozyum farkı olmak üzere 2.476.313,32 TL toplamdan 1.085.000 TL tutarını düşerek 1.391.313,32 TL alacak tutarına ilişkin liste sunduğu,
a) Davalının icra takibine yapmış olduğu itirazın haksız olduğu,
b) Davacı açısından icra inkar tazminatı talep etme şartlarının da gerçekleştiği yönünde rapor ibraz edilmiştir.
Davalı tarafın dosyaya sunduğu uzman mütalasında Hesapların Kapatılması başlıklı 12. maddede açıkça mutabakat için tüm bilgi ve belgelerin sunulma zorunluluğu düzenlenmiştir. Buna göre, “(...) Mutabakat süresince taraflar birbirine Kongre gelir ve giderlerini de kapsayan tüm bilgi ve belgeleri ibraz etmek ve açıklamakla yükümlüdür.
Uyuşmazlıkta Davacı'nın sözleşmeye uygun olarak iddialarını ispatladığından bahsetmek mümkün olmadığı gibi, usul hukuku kapsamında da iddiasını ispatlar delil sunduğundan bahsetmenin mümkün olmadığı düşünülmektedir.
Bu kapsamda Davacı'nın açtırdığı kongre hesabı, ticari defterleri ve kongreye kişilere yapılan ödemeler tespit edilmeden ne kadar indirim yapılacağının tespit edilmesi mümkün değildir.
Ayrıca unutulmaması gereken husus, katılımcı sayısının 230'dan düşük olmasının sadece garanti edilen rakamdan bir miktar indirim yapılmasına imkan verdiği; yoksa tümüyle sona erdirilemeyeceği veya Davacı Şirket'in alacaklı olduğunun kabul edilemeyeceğidir.
Davacı Şirket, ancak uyarlama talebiyle bu yönde bir iddia ile alacaklı olduğunu iddia edebilirdi; ancak kanımızca olayda uyarlama koşulları dahi oluşmamıştır. Şeklinde mütala sunulmuştur.
HMK 293/1 maddesinde Taraflar, dava konusu olayla ilgili olarak, uzmanından bilimsel mütalaa alabilirler. hükmü bulunmakta olup, yerleşik yargıtay uygulamaları doğrultusunda uzman mütalası ile dosyada alınan bilirkişi raporunun çelişmesi sebebiyle dosya bu çelişkinin giderilmesi için bilirkişi heyetine tevdi edilmiştir.
Bilirkişi heyeti dosyaya sunduğu 01/09/2025 tarihli raporda Sözleşmenin “Mali İşler" başlıklı 9. maddesi kapsamında hesaplanan gelirin, sözleşmede belirlenmiş olan vadede davalıya ödenmesi hususunda anlaşmaya varıldığı; bu maddede davacının, kongre kapsamında toplam 1.085.000TL#*KDV'yi “her durumda” davalıya kazandırmayı ve sözleşmede kararlaştırılan tarihlerde davalıya ödemeyi “garanti” ettiğinin beyan edildiği, böylece 9. maddede davacının her durumda 1.085.000TLAKDV'yi ödeme borcu altına girdiği; bunun garanti hükmü olduğu; ayrıntılı ödeme planının düzenlendiği için taraflarca “kesin vade” kararlaştırıldığı için TBK m. 117/2 ve TBK m. 124,b.3 hükmü gereğince ihtara gerek olmaksızın davacının bu vadelerin geçmesi ile temerrüde düşeceği;
Davacı katılımcı sayısının 230'dan az olduğunu beyan etmesi nedeniyle sözleşmenin 9. maddesi değerlendirildiğinde, anılan hükümde eksik kişi sayısı kadar kayıt ücretinin yarısı ile birlikte eksik kalan kişi sayısı kadar konaklama ücreti ise mutabakat sırasında “karşılıklı görüşme ile” davacının garanti gelirinden düşülebileceğinin kararlaştırıldığı; bu noktada TBK m. 1 hükmünce “karşılıklı ve birbirine uygun irade açıklaması ile” davacının garanti gelirinde indirim hususunda anlaşmaya varıldığı, bu yönde bir sulh veya ibra sözleşmesinin kurulduğu kanaatine varılamadığı; takdirin elbette TMK m.4 ve HMK hükümlerince Sayın Mahkeme'ye ait olduğu,
Davacının davalıdan alacağının olup olmadığı, var ise miktarı” hususunda mali inceleme yapıldığında: Davacı şirketin davalıya 31.03.2023 tarihinde 162.750TL. ödeme yaptığı, bu tutarın 2024 yılına devredildiği, ancak bu ödemelerin 1.085.000TL'lik garanti tutarın tümünü karşılamadığı, kalan bakiyenin ödenmediği; harcamalar ve alacak talebi bakımından ise davacının, kongreye ilişkin 2.476.313,32 TL harcama yaptığını ve bu tutardan 1.085.000 TL'lik garanti bedeli düşerek 1.391.313,32 TL alacaklı olduğunu beyan ettiği; ancak bu harcamalara dair sunulan belgelerin oranda eksik olduğu, birçok kalem için fatura ve dekont ibraz edilmediği; ayrıca davacı şirket tarafından gelirlerin dava dosyasına sunulmadığı , tarafların garanti gelir indiriminde anlaşmaya vardığı, davacının zarar etmiş olması halinde dahi zararın talep edilemeyeceği tespit edilmiştir.
Davacı şirketin sözleşme gereğince her durumda 1.085.000 TL + KDV garanti bedeli ödeme yükümlülüğü bulunduğu,
Katılımcı sayısındaki azalmaya dayanarak tek taraflı mahsup yapamayacağı, indirim için karşılıklı mutabakatın şart olduğu,
Davacının iddia ettiği 2.476.313,32 TL harcamaya dair fatura, dekont ve defter kayıtları ibraz etmediği için alacak iddiasını ispatlayamadığı, davalının eksik katılım halinde gelir indirimi yapılabileceğini kabul ettiği, davacının zararlarını talep edemeyeceği
Basiretli tacir ilkesi gereği, sözleşmeden doğan risklerin davacıya ait olduğu yönünde rapor ibraz etmişlerdir.
Taraflar arasındaki sözleşmenin incelenmesinde sözleşmenin 9. 9.maddesinin g bendinde kongre ile ilgili tüm gelir ve gider işlemlerinin...'nin açtığı hesap üzerinden yürütüleceği belirtilmiş ve ayrıca... Hizmet ve Ltd'nin 1.085.000,00 TL+ KDV ödemeyi garanti etmiştir. Aynı maddenin devamında ise davacının garanti ettiği bu tutardan katılımcı sayısının 230'dan az olduğunu beyan etmesi nedeniyle sözleşmenin 9. maddesi değerlendirildiğinde, anılan hükümde eksik kişi sayısı kadar kayıt ücretinin yarısı ile birlikte eksik kalan kişi sayısı kadar konaklama ücreti ise mutabakat sırasında “karşılıklı görüşme ile” davacının garanti gelirinden düşülebileceğinin kararlaştırılmış olup taraflar arasında davacının yaptığı masraflar ile davacının davalıya garanti ettiği 1.085.000 TL + KDV tutarının mahsuplaşacağı hususunda bir anlaşma maddesi bulunmadığı gibi aksine sözleşmenin ödeme planı başlıklı maddesinde derneğin yazılı talebi halinde sözleşme dışı ek iş ve kongre giderlerinin yapılacak olması halinde dernek tarafından yazılı onaylanmak ve firma tarafından faturalandırılmak koşuluyla derneğe yapılacak ödemeden mahsup edileceği belirtilmiş ve sözleşmenin 12. Maddesinde ise ... Ltd'nin kongre bitiş tarihi olan 21 mayıs 2023 tarihini takip eden 45 gün içinde servis aldığı ve verdiği kuruluşlar ile hesapların kapatılması için gerekli mutabakatları yapacağı ve bu işlemler neticesinde hesapların netleşmesini takiben, 3-8 temmuz 2023 tarihleri arasında dernek ile tüm organizasyonun gözden geçirilip hesapların kapatılacağı hüküm altına alınmıştır. Bu sebeple sözleşme hükümleri değerlendirildiğinde davacı tarafın 12. Madde gereğince 3-8 temmuz 2023 tarihinde davalı dernek ile tüm organizasyonu gözden geçirdikten sonra hesapları karşılıklı kapatması gerekirken davacının bu madde hükmünü uyguladığına dair dosyada herhangi bir belge yoktur.
Davacı taraf defterlerini bilirkişi heyetine sunmamıştır. Bilirkişi heyeti Muhasebe ve Hesap İncelemesi neticesinde, davacı şirketin davalıya 31.03.2023 tarihinde 162.750 TL ödeme yaptığı, bu tutarın 2024 yılına devredildiği, ancak bu ödemelerin 1.085.000 TL'lik garanti tutarın tümünü karşılamadığı, kalan bakiyenin ödenmediği görüldüğünü, davacının yaptığı harcamalara dair sunulan belgelerin büyük oranda eksik olduğu, birçok kalem için fatura ve dekont ibraz edilmediğini ve davacı şirket tarafından gelirler dava dosyasına sunulmadığını tespit etmiştir. Davada ispat külfeti üzerinde olan davacı taraf davalıdan alacağı olduğunu ispatlamak durumunda olup davacı taraf davacıdan alacağı olduğunu ispatlayamadığından davanın reddine karar verilmiş, davacının takip başlatmasında kötüniyetli olmadığı ve alacağın olup olmadığı hususu yapılan yargılama neticesinde ortaya çıktığından davalı tarafın kötüniyet tazminatı reddedilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davanın REDDİNE,
2-Davalı tarafın kötü niyet tazminatı talebinin reddine,
3-Harçlar Yasası uyarınca alınması gereken 615,40-TL karar ve ilam harcından peşin yatırılan 17.048,87-TL'nin mahsubu ile fazla harç olan 16.433,47-TL'nin karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
4-Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
5-Davalı tarafından yapılan yargılama masrafı bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
6-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 209.627,11-TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine,
7-Arabuluculuk ücreti olan 3.600,00-TL nin davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,
8-Karar kesinleştiğinde kullanılmayacak olan avansın ilgili tarafa iadesine,
Dair, Taraf vekillerinin yüzlerine karşı tebliğden itibaren 2 haftalık sürede HMK 341 maddesi uyarınca istinaf yolu açık olmak üzere karar verildi. 17/10/2025
Katip ...
e-imzalıdır
Hakim ...
e-imzalıdır