T.C.
İSTANBUL
5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/667 Esas
KARAR NO : 2025/570 Karar
DAVA : Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 16/05/2023
KARAR TARİHİ : 18/09/2025
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili 16/05/2023 tarihli dava dilekçesinde, .... LTD. ŞTİ'nin 1959 yılında ..'de kurulduğunu, bir akaryakıt işletmesi olduğunu, 06.02.2023 tarihinde ülkede meydana gelen Kahramanmaraş merkezli deprem dolayısıyla konum itibarı ile deprem bölgesine gidiş-geliş güzergahında bulunan işletmelere sahip olan müvekkilin, firmaya ait ...'de bulunan ...isimli işletmenin, felaketin ilk gününden itibaren tamamen ücretsiz olarak deprem mağduru vatandaşların kullanımına açıldığını, 12.06.2023 tarihinde çeşitli sosyal medya mecralarında, tamamen gerçeğe aykırı olarak, müvekkilin bir bisküvinin fiyatını 40 TL'ye arttırdığı, depremi bir fırsata çevirdiği gibi açıklamalar ile birlikte çeşitli gıda ürünlerini fahiş fiyata sattığını ifade eden paylaşımlar yapıldığını, mevcut muhasebe kayıtlarında benzer şekilde binlerce fiş bulunduğunu, firmaya ait tüm kayıtların her türlü incelemeye hazır olduğunu, anılan paylaşımların yapılması üzerine müvekkil firmaya ait işletmelerde ... Valiliğince 12.02.2023 tarihinde yapılan haksız fiyat denetiminde de ürünlerin fahiş bir fiyat ile satılmadığı ve bisküvilerin satış fiyatının 8 TL olduğunun tespit edildiğini, resmi kayıtlarla sabit olduğu üzere, müvekkil firma tarafından hiçbir tarihte ve herhangi bir şekilde standart fiyatın üzerinde tek bir satış dahi yapılmadığını, müvekkilin deprem tarihi olan 06.02.2023 tarihinden öncesi ve sonrası fiyatlarında hiçbir farklılık bulunmadığını, anılan paylaşımların çeşitli sosyal medya platformlarında, doğruluğu hiçbir şekilde araştırılmaksızın özellikle davalı gibi basın organları aracılığı ile yayılması neticesinde hakikatin bir öneminin kalmadığını, yaratılan bu algı nedeniyle müvekkil firma hakkında binlerce hakaret ve tehdit içeren paylaşım yapıldığını, hatta çeşitli taraftarın grupları tarafından müvekkil firmaya ait işletmelerin basıldığını, müvekkilin ticari itibarının zedelendiğini, yayınlanan habere ilişkin ... 23. Noterliği marifetiyle ... tarih ... yevmiye numarası ile elektronik tespitte bulunulduğunu, haberin tam metninde “... arasında bulunan ... tesisinde, 5 liralık bisküvi fiyatlarının 40 liraya çıkarıldığı görüldü. ... Valiliği, fahiş fiyata bisküvi satan dinlenme tesisine ceza kesildiğini açıkladı.” ibaresi yer aldığını, hiçbir şekilde gerçeği yansıtmayan bu bilgi doğrudan müvekkil hedef gösterilerek ve kesin ifadeler ile yayınlandığını, bu haber sosyal medya platformlarında milyonlarca kişiye ulaştığını, “deprem güzergahında fahiş fiyatlandırma” başlığıyla verilmesi de müvekkile yönelik “deprem fırsatçısı” algısı yaratıldığını, davalı tarafından haberin müvekkile ilgili kısmının “deprem güzergahında fahiş fiyatlandırma” başlığı ile servis edildiği, haber içeriğinde ise “... arasında bulunan ... tesisinde, 5 liralık bisküvi fiyatlarının 40 liraya çıkarıldığı görüldü. ... Valiliği, fahiş fiyata bisküvi satan dinlenme tesisine ceza kesildiğini açıkladı.” ibarelerinin yer aldığını, anılan haberde yer alan ifadelerin “kötüleme” vasfını haiz olduğu izahtan vareste olduğunu, müvekkilin fahiş fiyat uyguladığı vurgulanmakta, fahiş fiyat uygulamasının nedeni olarak ise dolaylı olarak “deprem fırsatçılığı” gösterilmektedir. Anılan ibarelerin müvekkilin maddede belirtilen şekli ile müvekkilin “faaliyetlerini ve fiyatlarını” hedef aldığı ve ticari itibarına geri dönülemez şekilde zarar verecek mahiyette olduğunu, müvekkil firmaya yöneltildiği hususunda da bir şüphe bulunmadığını, haberde müvekkilin işletme adı doğrudan kullanıldığını, ek olarak işletmenin lokasyonu hakkında da bilgi kullanıldığını, ek olarak işletmenin lokasyonu hakkında da bilgi verildiğini, müvekkilin fiyat politikasında depreme bağlı bir değişim olmadığı, bir bisküvinin satış bedelinin 8 TL olduğu hususlarının resmi kayıtlarla sabit olması karşısında anılan beyanların hiçbir suretle gerçeği yansıtmadığını, müvekkil firmaya ait tüm kasa kayıtlarının incelemeye açık olduğunu, bunun yanı sıra, haber içeriğinde ... Valiliği'nce müvekkile fahiş fiyat nedeniyle ceza kesildiği belirtilmişse de bu yönde müvekkil aleyhine düzenlenmiş fahiş fiyat ile alakalı herhangi bir yaptırım bulunmadığını, bu noktada davalının açıklanan beyanlarının basın özgürlüğü içerisinde değerlendirilemeyeceği hususunun da açıklanması gerektiğini, her ne kadar basın özgürlüğü Anayasa'nın 28. Maddesinde güvence altına alınmış olsa da bu sınırsız bir özgürlük olmadığını, nitekim basının haber verme fonksiyonunu yerine getirirken ilettiği bilginin objektif ve gerçek olması gerektiğini, dava konusu haber metninde yer alan bilgilerin ise hiçbir şekilde gerçeği yansıtmadığını, haber metninde yer alan “deprem güzergahında fahiş fiyatlandırma” ibaresi, doğrudan müvekkil firmanın itibarına saldırı niteliğinde, gerçek dışı bir yorumdan ibaret olduğunu, bu nedenle, herhangi bir kaynağa veya haberin gerçekliğine ilişkin en ufak bir araştırma dahi yapılmaksızın hazırlanmış olan metnin haber verme hakkı kapsamında değerlendirilmesinin mümkün olmadığını, eldeki davanın TTK 55 vd. düzenlenmiş olan haksız rekabete dayanmakta olduğunu, mezkur kanunun 4/1-a,c maddeleri gereğince ticari dava hükmünde olduğunu, bu nedenle davanın görevli asliye ticaret mahkemesinde ikame edildiğini, aynı şekilde davalı internet sitesinde kendisi tarafından yayınlanan künye içeriği incelendiğinde, davalı şirketin ... Şubesi, internet sitesinden yayınlanan haberlerle ilgilendiğinin görüldüğünü, buna göre yürürlükteki HMK'nın 14. maddesi “Bir şubenin işlemlerinden doğan davalarda, o şubenin bulunduğu yer mahkemesi de yetkilidir. ” hükmününün havi olduğunu, bununla birlikte, arabuluculuk yoluna da başvurulduğunu, davalı yanın arabulucunun tüm çabalarına rağmen kasten arabuluculuk görüşmelerine katılmadığını ve sürecin “görüşemeden anlaşamama"” olarak sonuçlandığını, haksız rekabetin gerçekleşmesi için kusurun bir önemi olmadığını, bu nedenle haksız rekabetin tespiti, önlenmesi ve ortadan kaldırılması talepleri bakımından incelenmesi gereken tek hususun; davalının web sitesinde yayınlanan 10.02.2023 tarihli ... uzantılı ve dava tarihinde hala aktif haberin TTK 55/1-a anlamında kötüleme teşkil edip etmediği olduğunu, TTK Md 56/1-a hükmünde, haksız rekabet eyleminden zarar gören kimseye bu eylemin haksız rekabet olup olmadığını dava yolu ile talep etme hakkı tanındığını, açıkça kanun hükmünden doğan bu hak, eda davası açılabileceği yerde tespit davası açılamaz kuralının bir istisnası niteliğinde olduğunu, zira kanun koyucu açık düzenleme ile hukuki yararın varlığını karine olarak kabul ettiğini, bu nedenle davalıya ait haber sitesinde ekor-ceza uzantısı ile yayınlanan ve dilekçemiz ekinde sunulan haber metninin haksız rekabet teşkil edip etmediği hususunun tespit edilmesi gerektiğini, yer alan web sitesi bağlantısına işbu dava tarihi itibarı ile halen ulaşılabilmekte, bu nedenle davalının haksız fiili temadi ettiğini, kötüleme niteliğindeki bu haksız ve gerçek dışı ifadelerin yarattığı tehlikenin sonlandırılması gerektiğini, bu nedenlerle davalıya ait haber sitesinde yayımlanan açıklamaların, TTK Md 55/1-a hükmü uyarınca “yanlış ve kötüleyici açıklama” ve dolayısıyla haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitine, davalıya ait haber sitesinde yayımlanan açıklamaların ve bu habere ilişkin olarak davalıya ait sosyal medya hesaplarından yapılan paylaşımların kaldırılmasına ve davalının benzer şekilde yanlış ve açıklamalar yapmaktan men'ine, davalıya ait haber sitesinde yapılan ve müvekkilin deprem nedeniyle fahiş fiyat uyguladığı içeriğine sahip haberin gerçeği yansıtmadığı, müvekkilin fiyat politikasında depremden kaynaklı bir değişimin olmadığı ve bu hususun resmi kayıtlarla sabit olduğu belirtilerek kalıcı olarak tekzip metni yayınlanarak haksız rekabetin yarattığı maddi durumun ref'ine, TTK Md 59 hükmü uyarınca, işbu davaya ilişkin karar kesinleştiğinde kararın bir özetinin masrafı davalıdan karşılanmak üzere Türkiye genelinde yayınlanan ve en yüksek tiraja sahip üç gazeteden birisinde yayımlanmasına, davalının gazetecilik ilkelerine ve araştırma yükümlülüğüne aykırı şekilde kusurlu olarak yayınlamış olduğu haber nedeniyle müvekkilin ticari itibarının zedelendiğinin kabulü ile fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydıyla 20.000,00 TL manevi tazminatın haber tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile davalıdan tahsiline, TTK Md 61 hükmü uyarınca, tedbir talebimizin kabulü ile işbu dava kesinleşene kadar, davalıya ait haber sitesinde ... uzantısı ile yayınlanmış olan haberin; haber içeriğinin gerçeği yansıtmadığı ve müvekkilin fiyat politikasında depreme bağlı bir değişim olmadığı belirtilerek, bu hususu açıklayan fatura ve fişlerin de yayınlanması suretiyle tedbiren düzeltilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı yana tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili 26/05/2023 tarihli cevap dilekçesinde, söz konusu haberin ... isimli internet sitesinde yayınlandığı ve haksız rekabet oluşturduğu varsayımında dahi davalı olarak muhatabın müvekkil şirket olmadığını, Müvekkil şirket ... Tic. A.Ş., uzun yıllardır ... ilinde Özel Eğitim Kurumu olarak faaliyet gösterdiğini, bahsi edilen internet haber sitesi ile herhangi bir maddi, dolaylı, hukuki veya fiili bir bağlantısı bulunmadığını, bu hususta; somut olaya ilişkin olarak davanın neden maddi hukuk kaynaklı husumet yokluğundan reddedilmesi gerektiğini ifade edilmeden önce konuya ilişkin temel hukuki kavramların izah edilmesi gerektiğini, sıfat, dava konusu sübjektif hak (dava hakkı) ile taraflar arasındaki ilişki olduğunu, taraf ehliyeti, dava ehliyeti ve davayı takip yetkisi, davanın taraflarının kişilikleriyle ilgili olduğu halde, taraf sıfatı (husumet) dava konusu sübjektif hakka ilişkin olduğunu, dava dilekçesinde davacı ve davalı olarak gösterilen (nitelendirilen) kişiler, şeklen (biçimsel açıdan) o davanın tarafları olduğunu, ancak mahkemenin bu taraflar arasında dava konusu hakkın esası hakkında bir karar verebilmesi için, bu kişilerin o davada gerçekten davacı ve davalı sıfatına sahip olmaları gerektiğini, bir davada taraf olarak gösterilen kişiler, taraf ve dava ehliyetine ve davayı takip yetkisine sahip olsalar bile, bu kişilerden birinin o davada gerçekten davacı veya davalı sıfatı yoksa, dava konusu hakkın esasına ilişkin bir karar verilemeyeceğini, davanın sıfat yokluğundan (husumetten) reddedilmesi gerektiğini, bir sübjektif hakkın sahibinin ve o hakka uymakla yükümlü olan kişinin kimler olduğu tamamen maddî hukuka göre belirlenebileceğini, bu nedenle, bir kişinin belli bir davada gerçekten davacı veya davalı sıfatına sahip olup olmadığı hususu, usul hukuku sorunu olmayıp, dava konusu (sübjektif) hakkın özüne ilişkin bir maddi hukuk sorunu olduğunu, sıfatın usul hukuku bakımından önemi (usul hukukunu ilgilendiren yönü)'nin bir davanın tarafları o davada gerçekten taraf sıfatına sahip değilse, mahkeme, dava konusu hakkın esası hakkında inceleme yapıp karar veremeyeceğini, mahkemenin, davanın sıfat (husumet) yokluğundan reddine karar vereceğini, bu kararın, davanın mesmu olmadığına (dinlenemeyeceğine) ilişkin bir karar olmadığını, gene davanın esasına ilişkin bir karar olduğunu, sıfat yokluğunun, bir def’i değil, davada taraf olarak gözüken kişiler arasında dava konusu hakkın doğumuna engel olan bir itiraz olduğunu, Hâkim, kendisine sunulan dava malzemesinden bir itiraz sebebinin varlığını (sıfat yokluğunu) öğrenirse, bunu re'sen gözetir. İşte bu nedenle, hâkim, sıfat yokluğunu kendiliğinden gözettiğini, nitekim aynı ilkeler, Hukuk Genel Kurulu’nun 18.04.2007 gün ve ... E., ... K.; 04.03.2009 gün ve ...E. ... K.; 03.02.2010 gün ve... E., 4 K.; 08.02.2012 gün ve E:... K:... sayılı kararlarında da benimsendiğini, bu nedenlerle davanın öncelikle Sıfat (Husumet) yoksunluğu nedeniyle ve diğer usuli ve esas yönlerden reddine karar verilmesini, yargılama giderleri ve ücret-i vekaletin karşı yana yükletilmesini talep etmiştir.
Mahkememizce verilen 06/03/2024 tarih ve... Esas - ... sayılı kararın İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi'nin 03/10/2024 tarih, ...E - ... K sayılı kaldırma kararı ile kaldırılarak mahkememiz 2024/667 Esas sayılı sırasına kaydedilerek yargılamaya devam olunduğu görüldü.
TÜM DOSYA BİRLİKTE DEĞERLENDİRİLDİĞİNDE
Dava TTK'nun 55 ve 56. Maddeleri gereği, haksız rekabet eylemi sebebiyle davacının uğradığını iddia ettiği manevi zararların tazminine yönelik tazminat davasıdır.
Davacı taraf, habervakti isimli haber sitesinde 06/02/2023 tarihinde meydana gelen deprem felaketinden sonra müvekkilinin bisküvileri fahiş fiyata sattığına yönelik haberler yapıldığını ve bu haberlerin yayılmasında davalı ... Şirketi gibi basın organları ile yayılması neticesinde gerçeğin bir öneminin kalmadığını, müvekkili firmanın ticari itibarının zedelendiğini belirtip, haksız rekabetin tespitini, önlenmesini, oluşan maddi durumun ortadan kaldırılmasını, zarar ziyanının tazminini ve manevi tazminat talep etmiştir.
İstanbul BAM 43. HD'nin ... E ...K sayılı ilamı doğrultusunda davacı vekili HMK 124 .maddesi gereği taraf değişikliği yapılarak davaya ... A.Ş.'ye karşı devam olunmuştur.
Dosya ticaret hukukçusu bilirkişine tebliği ile davalı tarafın yapmış olduğu ve sitede yer alan haberin haksız rekabet oluşturup oluşturmadığı ve haksız rekabet oluşturuyor ise davacının taleplerinin yerinde olup olmadığı hususunda rapor tanzim edilmesi istenilmiş ve bilirkişi dosyaya sunduğu 04/08/2025 tarihli raporda a) Davalının elinde kesinleşmiş bir mahkeme kararı olmadan ve yine somut bir delil bulunmadan — ... sosyal medya hesabında “deprem güzergahında fahiş fiyatlandırma” başlığıyla verilen haberde “...arasında bulunan Başmakçı Demireller tesisinde, 5 liralık bisküvi fiyatlarının 40 liraya çıkarıldığı görüldü. Niğde Valiliği, fahiş fiyata bisküvi satan dinlenme tesisine ceza kesildiğini açıkladı ” şeklinde davacı hakkında birtakım kötüleyici beyanlarda bulunması; haksız rekabet halleri arasında sayılın “başkalarını veya onların mallarını, iş ürünlerini, fiyatlarını, faaliyetlerini veya ticari işlerini yanlış, yanıltıcı veya gereksiz yere incitici açıklamalarla kötülemek...” hali olup haksız rekabet oluşturduğu,
b) Davacının, haksız rekabet eyleminde bulunan davalıya karşı haksız rekabetin tespiti, haksız rekabetin men'i, haksız rekabetin işlenmesinde etkili olan araçların ve malların imhası, karar ve ziyanın tazmini ve mahkeme hükmünün ulusal bir gazetede ilanı taleplerinde bulunabileceği,
c) Davacı açısından manevi tazminat talep etme şartının da gerçekleştiği yönünde rapor ibraz etmiştir.
Alınan bilirkişi raporu tarafsız, bilimsel ve denetime elverişli bulunularak kararda esas alınmıştır.
Haksız rekabet TTK m. 54 ve devamında düzenlenmiş olup rekabet ortamını güvence altına almak için getirilmiş bir hüküm olup TTK m.55/1-a-1 maddesi "Başkalarını veya onların mallarını, iş ürünlerini, fiyatlarını, faaliyetlerini veya ticari işlerini yanlış, yanıltıcı veya gereksiz yere incitici açıklamalarla kötülemek, şeklindedir. Bu halin varlığı uyuşmazlıkta tespit edilirse TTK 56/1-b kapsamında haksız rekabetin men’ine, TTK 56/1-c kapsamında Haksız rekabetin sonucu olan maddi durumun ortadan kaldırılmasını, haksız rekabet yanlış veya yanıltıcı beyanlarla yapılmışsa bu beyanların düzeltilmesini ve tecavüzün önlenmesi için kaçınılmaz ise, haksız rekabetin işlenmesinde etkili olan araçların ve malların imhasını, karar verilebilir.
TÜm dosya kapsamında bulunan ekran görüntüleri, davalı vekilinin 23/05/2025 tarihli beyanında haberin söz konusu sitede duruşma tarihi itibariyle bulunmadığı ve kaldırıldığı yönündeki beyanları da dikkate alındığında haberin internet sitesinde varlığı hususunda bir itilaf yoktur. Dosyada aldırılan bilirkişi raporu ile Niğde Valiliğince 12.02.2023 tarihinde yapılan haksız fiyat denetiminde ürünlerin fahiş bir fiyat ile satılmadığının ve bisküvilerin satış fiyatının 8 TL olduğunun tespit edildiği ve Buna rağmen davalının elinde kesinleşmiş bir mahkeme kararı olmadan ve yine somut bir delil bulunmadan davacının tesisinde, 5 liralık bisküvi fiyatlarının 40 liraya çıkarıldığı görüldü. Niğde Valiliği, fahiş fiyata bisküvi satan dinlenme tesisine ceza kesildiğini açıkladı” şeklinde davacı hakkında birtakım kötüleyici beyanlarda bulunması; haksız rekabet halleri arasında sayılın TTK m.55/1-a-1 maddesi "Başkalarını veya onların mallarını, iş ürünlerini, fiyatlarını, faaliyetlerini veya ticari işlerini yanlış, yanıltıcı veya gereksiz yere incitici açıklamalarla kötülemek, şeklinde haksız rekabet oluşturduğu, Davacının, haksız rekabet eyleminde bulunan davalıya karşı haksız rekabetin tespiti, haksız rekabetin men'i, haksız rekabetin işlenmesinde etkili olan araçların ve malların imhası, karar ve ziyanın tazmini ve mahkeme hükmünün ulusal bir gazetede ilanı taleplerinde bulunabileceği ve Davacı açısından manevi tazminat talep etme şartının da gerçekleştiği rapor edildiğinden, davalının internet sitesinde yayınladığı haberin vedavalının fiillerinin TTK 55/1 maddesi hükmü gereğince haksız rekabet olduğunun TTK 56/1-a maddesi gereğince tespitine, karar verilmiş davalı şirketin TTK 55/b maddesine uygun olarak haksız rekabetlerinin menine, TTK 55/1-c maddesi gereği mahkeme kararı kesinleştiğinde mahkeme hükmünün ulusal bir gazetede masrafı davalı tarafından karşılanmak üzere yayınlanmasına, davalı tarafça TTK 56/1-c maddesi gereğince habervakti.com adlı sitede davacının işletmesine ilişkin daha önce yayınlamış olduğu haberin gerçeği yansıtmadığına ilişkin tekzip metni yayınlanmasına karar verilmiş ve TTK. m. 56/1-e hükmünde ifade edildiği üzere, davacı, Türk Borçlar Kanununun 58 inci maddesinde öngörülen şartların varlığında manevi tazminat verilmesini de isteyebilir. TBK. m. 58 hükmüne göre: “Kişilik hakkının zedelenmesinden zarar gören, uğradığı manevi zarara karşılık manevi tazminat adı altında bir miktar para ödenmesini istevebilir hükmü gereğince bilirkişi raporu ile de sabit olduğu üzere davacının yanıltıcı haber sebebiyle manevi tazminat istemesinin koşulları oluştuğu kanaatine varılarak haber sebebiyle davacı şirketin kişilik haklarının zedelendiği, dolayısıyla da davacı lehine manevi tazminat şartlarının oluştuğu sabit görülmekle taraf şirketlerinin yaygınlığı, ekonomik büyüklükleri, haberin ulaştığı dinleyeci ve izleyeci kitlesinin büyüklüğü nazara alınarak davacının manevi tazminat davasının KABULÜNE, 20.000 TL manevi tazminatın dava tarihi olan 16/05/2023 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M / Yukarıda açıklanan nedenlerle
1-Davanın KABULÜNE,
a)Davalının fiillerinin TTK 55/1 maddesi hükmü gereğince haksız rekabet olduğunun TTK 56/1-a maddesi gereğince tespitine, davalı şirketin TTK 55/b maddesine uygun olarak haksız rekabetlerinin menine, TTK 55/1-c maddesi gereği mahkeme kararı kesinleştiğinde mahkeme hükmünün ulusal bir gazetede masrafı davalı tarafından karşılanmak üzere yayınlanmasına ve
b)-davalı tarafça TTK 56/1-c maddesi gereğince habervakti.com adlı sitede davacının işletmesine ilişkin daha önce yayınlamış olduğu haberin gerçeği yansıtmadığına ilişkin tekzip metni yayınlanmasına
c)-Davacının manevi tazminat davasının KABULÜNE, 20.000 TL manevi tazminatın dava tarihi olan 16/05/2023 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,
2-Harçlar tarifesi uyarınca alınması gereken 1.366,20-TL karar ve ilam harcından peşin alınan 341,55TL'nin mahsubu ile bakiye 1.024,65-TL harcın davalıdan tahsil edilerek Hazineye irat kaydına,
3-Davacı tarafından yatırılan 179,90 TL başvuru harcı ile 341,55-TL peşin harç toplamı 521,45 TL harç bedelinin ve davalıdan tahsil edilerek davacı tarafa verilmesine,
4-Davacı tarafından yapılan 10.710,00-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-Davacı taraf duruşmalarda vekil ile temsil edildiğinden 1 nolu maddenin (a ve b) bentleri gereği AAÜT uyarınca takdiren 30.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan tahsil edilerek davacı tarafa verilmesine,
6-Davacı taraf duruşmalarda vekil ile temsil edildiğinden 1 nolu maddenin (c) bendi gereği 20.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan tahsil edilerek davacı tarafa verilmesine,
7-Bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde HMK 333 maddesi uyarınca yatıran tarafa iadesine,
Dair, Taraf vekillerinin yüzlerine karşı tebliğden itibaren 2 haftalık sürede HMK 341 maddesi uyarınca istinaf yolu açık olmak üzere karar verildi. 18/09/2025
Katip
e-imzalıdır
Hakim
e-imzalıdır