T.C.
İSTANBUL
5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/704 Esas
KARAR NO : 2025/815 Karar
DAVA : İtirazın İptali (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı)
DAVA TARİHİ : 20/11/2024
KARAR TARİHİ : 05/12/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı şirketin uluslararası hava taşıma hizmeti verdiğini, davalı tarafa aralarındaki cari hesap ilişkisine istinaden verdiği taşıma hizmeti sonucu keşide edilen faturadan;05.01.2024 tarihli, 38.445,45-TL tutarlı fatura ; 26.08.2024 tarihli, 1.598,26-TL tutarlı fatura, 2 adet fatura borcu ödenmediğini, davalı tarafın cari hesapta yer alan yukarıdaki fatura bedelini ödememesi sebebiyle faturadaki son ödeme tarihinden itibaren ticari faiz uygulanmak suretiyle davalı hakkında ... 9. İcra Müdürlüğü... E. (Eski ... 8. İcra Müdürlüğü... E.) sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalı tarafın kendisine gönderilen ödeme emrinde belirtilen borca ve ferilerine, itiraz ederek borcu olmadığı bahisle icra takibini haksız ve kötü niyetli bir şekilde durdurduğunu, davalı tarafın yapmış olduğu itirazların yerinde olmadığını, reddi gerektiğini, davacı şirket, davalı yan ile aralarında oluşan cari hesap ilişkisine istinaden davalı yana yasa ve uluslararası kurallar çerçevesinde hizmet verdiği ve verilen hizmetle ilgili olarak oluşan bedelin ödenmesini talep ettiğini, 397 sayılı VUK Genel Tebliğ ve diğer mevzuat hükümlerine uygun olarak faturaların gönderildiğini, yasal süresi içerisinde itiraz edilen/iade edilen fatura söz konusu olmadığından davalı tarafa verilen hizmet neticesinde, faturalardan oluşan borcun ödenmemesi üzerine, davacı şirketçe takibe konu faturaların ödenmesi için ihtarname gönderildiğini, ticari dava şartı arabuluculuk sürecinde de anlaşma sağlanmadığını, takibin devamı için işbu davayı açma zorunluluğu doğduğunu, açıklanan sebeplerle, takibe kötü niyetli bir şekilde itiraz eden davalının takibe konu itiraza uğrayan 40.043,71- TL asıl alacak ve 13.430,24-TL işlemiş faiz olmak üzere toplamda 53.473,95-TL alacaktan dolayı ilgili borca, faiz ve feri’lerine yapmış olduğu itirazın iptalini, takibin devamını, takip sonrası asıl alacağa avans faizi uygulanması ile alacağın tahsilini, haksız itiraz için alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere inkar tazminatı ödemesini ve yargılama masrafları ile ücret-i vekaletin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili tarafından verilen cevap dilekçesinde özetle : Davacı tarafından fatura kesilmesine dayanak taşıma hizmetinin davalıya verildiği hususunun ispatlanmadığını, davacının sunduğu havayolu yük taşıma belgelerinin gönderen hanesinde davalının ismi, ticari ünvanı, imzası, kaşesi hiçbir şekilde bulunmadığını, davacı tarafından kesilen faturalar ile bu faturalara dayanak gösterilen ve hizmetin yerine getirildiği dosyaya mübrez delillerin davalı ile ilgisi bulunmadığını, faturalara ilişkin taraflar arasındaki akdi ilişki davacı tarafından ispatlanamadığını, davalı ile davacı arasında bir abonelik cari hesap anlaşması (üst sözleşme) olsa da, faturaların kesilmesine dayanak havayolu yük taşıma belgelerinde yer alan şirketler incelendiğinde, bu faturaların davalı ile bir ilgisinin olmadığının görüleceğini, İşbu dava konusuna benzer bir uyuşmazlıkta ... 2. Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından davacı ...'nin davasının reddine karar verildiğini, söz konusu karar istinaf edilmiş, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi 20.10.2022 tarihli kararı ile davacı ...'in istinaf başvuru kesin olarak reddedildiğini, hiçbir şekilde akdi ilişkinin varlığını kabul anlamına gelmemek kaydıyla, sayın Mahkeme tarafından davacının davalıya faturalar kapsamında taşıma hizmeti verdiğinin kabulü hâlinde dahi davacı taşıdığı malı alıcısına ulaştıramamış olup taşıma hizmeti ifa etmediğini, davacı ..., taşıma hizmetine konu malı alıcısına kendi kusurundan kaynaklanan sebeplerle teslim etmediğini, taşıma hizmetini yerine getirmediğini, davacı tarafından sunulan faturaların, daha önceden iade faturası düzenlenmiş bir içeriğe haiz olup davacının iddia ettiği gibi, TTK 21/2 maddesi gereği itiraz edilmeyen faturalara itiraz edilmemesinin borcun varlığını veya fatura içeriğini kesinleştirmeyeceğini, davalı tarafından bu faturanın kabul edilmediği karşı tarafa defaatle de bildirilmiş bu yönde karşı tarafa daha önce ihtarnameler de gönderildiğini, bu içerikte gönderilen faturaların da taraflarınca kabul edilmeyeceğinin davacı tarafa peşinen ihtar edildiğini, ancak davacı tarafın yine de haksız ve mesnetsiz bir biçimde fatura tanzim etmiş olduğunu, bu faturanın kabulünün mümkün olmadığını, davacı tarafın daha önce söz konusu işleme ilişkin iade faturası da kabul etmiş olduğunu, son kestikleri faturanın tamamen hukuka aykırı olduğunu, taşıma ilişkisinin varlığının kabulü hâlinde dahi fatura içeriğinde yer alan bazı kalemlerin davalıdan talep edilemeyeceğini, davacının takibe dayanak yaptığı, ... numaralı faturanın açıklamasında "noter faturası" ... numaralı faturanın açıklamasında ise; "Fatura Degisikliği", "Yakıt Farkı (ET), "Acıl Durum Ücret" gibi kalemlerin faturaya dahil edildiği görüldüğünü, söz konusu masrafların hiçbir şekilde faturanın olağan içeriğine dahil olmadığını, alacağın likit ve muayyen olmadığından kötü niyet tazminatına hükmedilemeyeceğini, yukarıda arz ve izah edilen nedenlerle, tüm talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla, davanın usulden reddine, haksız ve hukuka aykırı davanın esastan reddine, kötü niyetli olarak icra takibi başlatıldığından davacı aleyhine %20 oranından az olmamak kaydıyla, kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve beyan etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, faturadan kaynaklı itirazın iptali davasıdır. Davacı taraf davalı aleyhine başlatmış olduğu ... 9.İcra Müd. ... esas sayılı dosyasına itiraz ettiğini belirterek davalının davacıya cari hesap borcu olduğundan itirazın iptalini talep etmiştir.
... 9.İcra Müd... esas sayılı dosyasının incelenmesinde alacaklının dosyamız davacısı ...AŞ. Davalının dosyamız davalısı ... Ltd. Şti. olduğu alacak tutarının fatura alacakları ve faiz olmak üzere 53.473,95 TL olduğu anlaşılmıştır.
Bir davada çekişmeli olguların kimin tarafından ispat edilmesi gerektiği konusuna, ispat yükü denir. Her iki taraf da ispat yükünün kime düştüğünü gözetmeden delil göstermişler ise bu halde hâkimin ispat yükünün hangi tarafa düştüğünü araştırmasına gerek yoktur. Çünkü hâkim, ilk önce tarafların gösterdikleri delilleri incelemekle yükümlüdür. İki tarafın (veya bir tarafın) gösterdiği deliller ile davaya ilişkin bütün çekişmeli olgular aydınlanmış ise yine ispat yükünün hangi tarafa düştüğünü araştırmakta bir yarar yoktur. Buna karşılık, gösterilen delillerin hâkime dava hakkında tam bir kanaat vermemesi halinde, ispat yükünün hangi tarafa düştüğünün tespit edilmesinde yarar vardır.
Delillerin davayı etkileyecek çekişmeli hususlarda gösterileceği ve ispat faaliyetinin çekişmeli vakıalar için söz konusu olduğu hususu göz önünde bulundurulmalıdır ( 6100 sayılı HMK m.187/1). TMK 6. maddesinde; "Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür." denilmiştir. HMK'nun "İspat yükü" başlıklı 190. maddesinde ise bu düzenlemeye paralel bir düzenleme getirilmiştir. Anılan maddede "İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir." denilmiştir.
İspat yükü ilk önce kural olarak davacıya düşer; yani davacı davasını dayandırdığı olguları ispat etmelidir. Kendisine ispat yükünün düştüğü taraf, uyuşmazlık konusu olguyu ispat edemezse davayı kaybeder. O taraf davacı ise davası reddedilir, davalı ise mahkûm edilir. Kendisine ispat yükü düşmeyen taraf, karşı (kendisine ispat yükü düşen) tarafın iddiasını (olguyu) ispat etmesini bekleyebilir. Kendisine ispat yükü düşen taraf iddiasını ispat edemezse, diğer (kendisine ispat yükü düşmeyen) tarafın onun iddiasının aksini (hilafını) ispat etmesine gerek yoktur; o olgu ispat edilmemiş (yani dava bakımından yok) sayılır.
Somut olayda davalı yan icra dosyasına yapmış olduğu itirazda alacaklı olduğunu iddia eden alacaklı şirkete karşı hiçbir borcunun olmadığını, bu sebeple borca, asıl alacağa, işlemiş ve işleyecek faize ,faiz oranına ,takibe konu edilen faturaya ve borcun tüm ferilere itiraz ettiğini bildirmiş. Bu sebeple davacı taraf davalıdan alacağı olduğunu ispatlamak durumundadır.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 89. maddesine göre iki kişinin herhangi bir hukuki sebep veya ilişkiden doğan alacaklarını teker teker ve ayrı ayrı istemekten karşılıklı olarak vazgeçip bunları kalem kalem alacak ve borç şekline çevirerek hesabın kesilmesinden sonra çıkacak artan tutarı isteyebileceklerine ilişkin sözleşme cari hesap sözleşmesi olarak tanımlanmıştır. Aynı maddede cari hesap sözleşmelerinin yazılı yapılmadıkça geçerli olmayacağı belirtilmiştir. Buna göre, taraflar arasında yazılı bir cari hesap sözleşmesi bulunmadıkça TTK'nın cari hesaba ilişkin hükümleri uygulanamayacaktır.
Açık hesap ilişkisi ise önceki borçlar tahsil edilmemesine rağmen taraflar arasındaki ticari ilişkinin devam etmesi durumudur. Açık hesap ilişkisinde taraflar tek taraflı ya da karşılıklı olarak alacaklarını hesaba kaydedip belirli hesap dönemlerine bağlı kalmaksızın hesaplaşma yaptıklarından, bu ilişkiye TTK'daki cari hesaba ilişkin hükümleri uygulanamaz (YHGK 28.03.2018 tarih,... Esas ve...Karar sayılı ilamı). Huzurdaki davada taraflar arasında imzalanan sözleşme kapsamında bir borç ilişkisi bulunduğu, cari hesap ilişkin şartların oluşmadığı anlaşılmaktadır. Bu kapsamda davacı yan cari hesap ilişkisine dayanmış ise de teknik olarak taraflar arasında açık hesap ilişkisi olduğu görülmüştür.
Dosya davacının davalıdan icra takibine konu ettiği alacağının olup olmadığı hususunda bilirkişiye tevdi edilmiş ve bilirkişi dosyaya sunduğu 26/08/2025 tarihli raporda Davaya konu asıl alacak yönünden; Taraflar arasında imzalanan sözleşmeye istinaden davacının davalıya düzenlediği Alacak faturası ile dayanak taşıma evrakında davalının gönderen, gönderilen veya taşıma talimatını veren akdi bir ilişki içinde olduğunun sabit olmadığının değerlendirildiği, Noter masrafi faturasının da buna bağlı olarak alacaklanma sebebi teşkil etmeyeceği, Taraflar arasında sürekli bir cari hesap ve taşıma lojistik hizmet ilişkisi olsa bile, davacının alacak mesnedi faturaya konu taşımayı ve bu taşımanın davalı için görüldüğünü ayrıca ispat etmesi gerektiğinin değerlendirildiği yönünde rapor ibraz etmiştir.
Yargıtay 3. HD'nin 29/11/2021 T ... E... K sayılı kararında da belirtildiği üzere Fatura tek başına alacağın varlığına delil olmaz ve yine davalının da söz konusu faturaların altında yer alan teslim alan kısmında imzası bulunmamaktadır. Bu durumda dava konusu hizmetin davacı yanca davalıya verilip verilmediği hukuki bir işlem olup, ancak TMK 6. ve HMK. 190 ve 200 maddeleri gereği yazılı delillerle ispat edilebilir. Dosyaya ibraz edilen faturalar hizmetin verildiğini göstermez. Davacı yasal delillerle teslim olgusunu ispat etmelidir. Dava dosyasında davacının davalı adına düzenlediği faturalarda davalı şirket temsilcisinin imzası bulunmamaktadır. Bu sebeple davacı taraf davalıya hizmet verdiğini yasal delillerle ispatlayamadığından davacının davasının reddine karar verilmiş, alacağın var olup olmadığı yargılama sonucunda netleşmiş olduğundan davalının kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın reddine
2-Davalının kötüniyet tazminatı talebinin reddine
3-Harçlar Yasası'na göre alınması gereken 615,40 TL karar harcının, peşin alınan 913,21-TL harçtan mahsubu ile bakiye 297,81-TL'nin karar kesinleştiğinde ve istek halinde davacıya iadesine,
4-Davacı tarafından sarf edilen yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
5-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri olmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına
6-Davalı yararına AÜTT gereği tayin ve takdir olunan 45.000,00 TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
7-Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.600,00 TL arabuluculuk giderinin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,
8-Dosyada artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,
Dair, Taraf vekillerinin yüzlerine karşı tebliğden itibaren 2 haftalık sürede HMK 341 maddesi uyarınca istinaf yolu açık olmak üzere karar verildi. 05/12/2025
Katip
e-imzalıdır
Hakim
e-imzalıdır