T.C.
İSTANBUL
5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/705 Esas
KARAR NO : 2025/595
DAVA : Ticari Şirket (Fesih İstemli)
DAVA TARİHİ : 20/11/2024
KARAR TARİHİ : 25/09/2025
Mahkememizde görülmekte olan Ticari Şirket (Fesih İstemli) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili 20/11/2024 havale tarihli dava dilekçesi ile, Müvekkili ...'nin ortağı bulunduğu, ...nin, 10 Kasım 2017 tarihinde 3 ortaklı olarak kurulduğunu ve kuruluşa ilişkin ana sözleşmenin ...'nin (...), ... ... sayı ve 1409. sayfasında yayımlandığını, ...sicil numarasıyla ... Ticaret Sicil Müdürlüğü'nde kayıtlı olduğunu, şirketin hali hazırdaki ortaklık yapısı uyarınca; müvekkil şirket ...'nin %12,37, ...'ın %39,89, ...'nin %15,50, ...'nin %15,50, ...'ın %12,40 ve...'ın %4,34 payı bulunduğunu, şirketin uzun zamandır herhangi bir ticari faaliyet göstermediği gibi şirketin ana sözleşmesinde yer alan amaç ve faaliyetler doğrultusunda da hareket etmediğini, müvekkil şirket ..., ...'nin 2019 yılından bugüne kadarki süreçte şirketin durumu hakkında hiçbir şekilde bilgilendirilmediği ve şirketin ticari, idari ve mali durumu başta olmak üzere her durumdan bihaber kaldığını, ... ve ... kayıtlarından da açıkça görülebileceği üzere şirketin olağan genel kurulları ve yasal yükümlülükleri olan bildirler uzun süredir yapılmamaktadır ve şirket fiilen atıl kaldığını, şirket ortağı ve şirketi temsile yetkili yönetim kurulu üyesi ... ve Şirketin bizzat kendisi hakkında 07 Ekim 2024 tarihinde yayınlanan yaptırım bildirisi sonrasında, devam etmesinde ticari, ekonomik ve hukuki hiçbir yarar kalmayan şirketin feshi davası açıldığını, şirketin portföy yöneticiliği faaliyetlerinin iki kez durdurulduğu ve şirketin birinci girişim sermayesi yatırım fonunun tasfiyesine karar verildiği, şirketin gayri faal durumda olduğunu, şirketin Olağan Genel Kurul Toplantıları yapılmadığını, Eski Ticaret Kanunu’nda malumat alma hakkı üst başlığı altında iki maddede pay sahiplerinin bireysel olarak sahip olduğu bilgi alma ve inceleme hakları düzenlendiğini, 6102 sayılı TTK'da da 401. maddede "ibraz yükümü ve bilgi alma hakkı" başlığı altında şirket ortağının bilgi alma hakkı düzenlendiğini, şirketin idaresinde görev alan ortakların, şirketin gerçek durumu hakkında bilgi paylaşmadığı, müvekkil şirket ...'yi, bu hususta soru işaretleriyle yalnız bıraktığını, şirket ortakları arasındaki iletişimin adeta sıfırlandığı, ortakların şirket adına attıkları/ atacakları/ atmak istedikleri adımları dahi birbirleriyle tartışacak durumları kalmadığını, şirketin mevcut finansal durumu, mali yapısı ya da genel faaliyetleri hakkında hiçbir bilgi aktarılmadığını, müvekkilin bu süreçte sürekli olarak habersiz bırakıldığını, bu durumun, ortaklar arasındaki güven ilişkisini tamamen zedelediği ve şirketin idaresinin sürdürülemez hale geldiğini, Müvekkil şirket ..., ...'ndeki %12.37 oranındaki hissesini devretmek istediklerini, ancak SPK mevzuatı gereği %10'un üzerindeki hisse devirleri için ... onayı ve yönetim kurulu kararının gerekli olduğunu, bu izin için gerekli olan yönetim kurulu kararları alınmadığını, şirket yönetiminin bu kararı almaması, hisse devrini engelleyerek müvekkil şirketin ortaklıktan çıkmasını zorlaştırdığını, bu durumun, müvekkilin şirket üzerindeki tasarruf hakkını kullanmasını engellediğini ve ortaklık ilişkisini sürdürülemez hale getirdiğini, şirketin bizzat kendisi ve Şirkette %39,89 pay sahibi ve şirketin yönetim kurulu başkanı olan ..., 7 Ekim 2024 tarihinde ...'nin Hazine Bakanlığı'na bağlı... (...) tarafından ... Listesi'ne (SDN) alındığını, bu listeye giren kişiler ve kuruluşların, ...’de ve ... ile iş yapan şirketlerle işlem yapamadığı, varlıkları dondurduğu, bankacılık faaliyetleri durdurulur ve ticari kısıtlamalarla karşı karşıya kaldıklarını, nitekim ...'ın da SDN listesine dahil edilmesi nedeniyle ortağı/ yetkilisi bulunduğu 9 şirketine de yaptırım uygulandığını, tasfiyesi istenen ...'de yaptırım uygulanan bu 9 şirketten birisi olduğunu, dolayısıyla ...'nin diğer ortakları da bu yaptırım tehdidi altında olduğunu, müvekkil ... de bu şirketin hissedarı olduğu için ... tarafından uygulanan yaptırım tehdidi altında olduğunu, müvekkilin uluslararası ticari faaliyetlerini ve itibari açısından ciddi riskler taşıdığını, Müvekkil şirketin, ... yaptırımları nedeniyle ticari itibarını zedeleyen ve uluslararası ticari faaliyetlerini kısıtlayan bir durumla karşı karşıya olduğunu, hatta Bahreyn'deki ticaret unvanını dahi bu sebeple değiştirmek zorunda kaldığını, Müvekkilin, şirketin feshini talep ettiğini, mahkeme aksi yönde düşünmekte ise de şirketten ayrılmak istediğini, zira yalnızca Türkiye'de ticaret yapmayan müvekkil için ... yaptırımı altında olmak riski başlı başına bir haklı sebep iken ortaklık ilişkisinin sürdürülemez hale gelmesi de müvekkilin şirketin feshini talep etmesi için yeterli sebep olduğunu, Müvekkil şirket ..., ...'nin kuruluşundan beri ticari anlamda hiçbir yarar sağlamadığını, Müvekkil şirket ..., ...'nin tasfiyesine yönelik girişimlerde bulunduğunu ancak bu girişimlerin sonuçsuz kaldığını, şirket yönetimi ve ortakların, tasfiye sürecini başlatmak için gerekli adımları atmadığı ve müvekkil şirketin karşı karşıya olduğu riskleri ve talepleri göz ardı ettiğini, bu durumun, ortaklar arasındaki ihtilafın çözülemez hale geldiğini bir kez daha net bir şekilde gösterdiğini, şirketin faaliyetlerini durdurması, lisansının askıya alınması ve bu lisansı kalıcı olarak kaybetme ihtimali, ve ... yaptırımları ile karşı karşıya olması, şirketin amacını gerçekleştiremez hale geldiğini gösterdiğini, müvekkilinin, şirket hissedarları arasında haksız rekabete maruz kaldığını, hisse satışına ilişkin önerileri reddedildiğini, şirketin ticari hayatında artık hiçbir hukuki veya ekonomik yarar kalmadığını, bu nedenlerle ...’nin Türk Ticaret Kanunu’nun 531. maddesi uyarınca haklı sebeplerle feshine, mahkemece fesih kararı verilmezse, müvekkilin %12.37 oranındaki paylarının gerçek değeri üzerinden kendisine ödenerek şirketten çıkarılmasına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Mahkememizce davalı şirkete usulüne uygun tensip zaptı ve dava dilekçesinin tebliğe çıkarıldığı, davaya karşı cevaplarını ibraz etmedikleri görüldü.
Mahkememizin 17/04/2025 tarihli celse ara kararı gereği,tarafların iddia ve savunmaları, sundukları deliller, ticari defter ve kayıtları ve dosya incelenerek davalı şirketin fesih ve tasfiyesi gerekip gerekmediği konusunda rapor alınmasına karar verilmiş olup, bilirkişi heyeti 17/06/2025 tarihli raporunda, Ticaret sicil müdürlüğünün açık kaynaklarından davalı şirketin genel kurul çağrı ilanlarının yapıldığı, tescil edilmiş genel kurulu olmadığı, ...son finansal bildirim 30/06/2023 tarihinde yapıldığı, Pay bedelinin belirlenmesi; sayın mahkemenizce şirketin feshi yerine davacının pay bedelinin ödenmesine karar verilmesi durumunda pay bedelinin hesabı için davalı şirketçe en yakın tarihli bilançosunun sunulması gerektiği, ... davalı şirketin en yakın tarihli finansal bildirimi 30.06.2023 tarihli finansal durum tablosu olup mezkur tabloya göre şirket borca batık durumda olduğu,... finansal bilgiler bölümünde davalı şirketin borca batıklık halinin 2021 yılından itibaren sürekli devam ettiği ve şirketin 2020,2021,2022 ve 2023 yıllarında zarar elde ettiği, 22.02.2024 tarihli ... bilgisinde; davalı şirketin faaliyetinin durdurulma kararının uzatıldığı ve ... tarihli ... sayılı ticaret sicil gazetesinde de ... tasfiye edildiği dikkate alındığında davalı şirketin haklı sebeple feshi ve tasfiyesinin ekonomik şartlara uygun bir çözüm olacağı kanaatine varıldığını bildirdikleri görüldü.
... Ticaret Sicil Müdürlüğüne müzekkere yazılarak davalı şirketin kuruluştan bu yana ticaret sicil özetinin gönderilmesi istenilmiş, yapılan incelemesinde; 10 Kasım 2017 tarihinde 16.130.000,00-TL sermaye ile 3 ortaklı olarak kurulduğunu, ortaklık yapısının ...'nin %12,37 ...'ın % 39,89, ...'nin %15,50, ...'nin %15,50, ...'ın %12,40 ve ...'ın %04,34 olduğu görülmüştür.
Davacının davalı ... şirkette % 12,37 oranında pay sahibi olduğu, anonim şirketlerde sermayenin en az %10 una sahip olan pay sahibi yada sahiplerinin TTK nun 531. Maddesi uyarınca haklı nedenlerle şirketin feshini mahkemeden talep edebileceği, haklı nedenlerin varlığının tespiti halinde mahkemece fesih yerine davacı pay sahibinin payının gerçek değerinin ödenerek şirketten çıkarılmasına karar verebileceği düzenleme konusu yapılmıştır.
Şirketler hukuku bakımından şirketin devamlılığının sağlanılması esas olup; düzenleme uyarınca, ekonomik değer taşıyan şirketin feshi yerine şirketi ayakta tutacak diğer çözüm yollarının hakimce değerlendirilmesi zorunlu kılınmıştır. Hakim şirketi feshetmek yerine fesih talebinde buluna pay sahiplerinin paylarının gerçek değerinin ödenmesine ve şirketten çıkarılmalarına karar verilebilir. Bunun yerine duruma uygun düşen ve sadece davacının değil, diğer pay sahiplerinin ve hatta işçiler gibi bu karardan etkilenebilecek üçüncü kişilerin de kabul edebileceği başka bir çözüme de karar verebilir. Şirketin sona ermesi dışında duruma uygun düşen alternatif bir çözümün bulunması gereklidir. Bu alternatif çözüm, pay sahiplerinin menfaatlerini yeterli bir şekilde koruyacak bir çözüm olmalıdır. Duruma uygun olma şartı yanısıra bu çözümün ilgili tüm taraflarca kabul edilebilir bir çözüm olması gerekir. Burada temel esas, ölçülülük (orantılılık) ilkesidir. Bu alternatif çözüm, feshi talep eden azlık pay sahiplerinin menfaatleri ile şirket tüzel kişiliği ve diğer pay sahiplerinin çıkarlarının korunması arasında bir denge kurmalıdır. Duruma uygun düşen alternatif bir çözüme karar verme konusunda takdir hakkı hakimde olduğundan bu çözüm resen uygulanır. Alternatif çözümlere; kâr dağıtma zorunluluğu, davacı azlık pay sahipleri arasından birinin yönetim kuruluna alınması, sermaye azaltma yolu ile kısmi tasfiye, şirketin işlev görmesini tekrar tesis edecekse, fesih yerine esas sözleşmede daha hafif değişiklikler yapılabilmesi ve hatta dava esnasında tespit edilen ve geçersiz kabul edilen esas sözleşmedeki bir hükmün esas sözleşmeden çıkarılması, şirketin işletmesinin ayrılarak bir yavru şirket kurulması ve bu şirketin paylarının satılmasına karar verilmesi, şirketin bölünmesi vb. Örnekler verilebilir (Prof.Dr Sami Karahan- Şirketler Hukuku, 2.Baskı, Aralık 2013, sf.759 vd).
Tüm dosya kapsamının ve delillerin değerlendirilmesi sonucunda; davalı şirketin genel kurul çağrı ilanlarının yapıldığı, ancak tescil edilmiş her hangi bir genel kurul olmadığı, kamu aydınlatma platformundaki son finansal bildiriminin 30/06/2023 tarihinde yapıldığı, bu tobloya göre borca batık durumda olduğu, borcu batıklık halinin 2021 yılından beri sürekli devam ettiği, 22/02/2024 tarihli ... bilgisine göre davalı şirketin faaliyetinin durdurulma kararının uzatıldığı, ... tarihli ... sayılı Ticaret sicil gazetesinde de birinci girişin sermaye yatırım fonunun tasfiye edildiği hüküm vermeye elverişli denetime açk bilirkişi raporu ile tespit edildiğinden davalı şirketin fesih ve tasfiyesinin yapılması gerektiği, şirketin fesih ve tasfiyesinin sağlanmaması durumunda faaliyet giderlerinin artacağı, fesih ve tasfiye dışında duruma uygun düşen kabul edilebilir bir çözüm yolunun bulunmadığı anlaşıldığından; Davalı... A.Ş nin fesih ve tasfiyesine, tasfiye memuru olarak Mali Müşavir ... in atanmasına, ilk tasfiye işlemlerinin yapılması için 30.000-TL nin daha sonradan davalı şirketten tasfiye işlemleri sırasında karşılanmak üzere davacı tarafından mahkeme veznesine depo edilmesine, Tasfiye memuruna aylık 8.000-TL ücret taktirine, (5 aylık 40.000-TL tasfiye ücreti avansının ve 30.000-TL lık ilk tasfiye avansının 2 haftalık kesin süre içerisinde mahkeme veznesine depo edilmesine, tasfiye memurunun görevinin 40.000-TL ve 30.000-TL lik ücretinin depo edilmesinden sonra başladığının ilgili tasfiye memuruna bildirilmesine, tasfiye memuru ücretinin ve ilk tasfiye işlemleri için belirlenen 30.000-TL nin daha sonradan tasfiye edilen şirketten karşılanmak üzere davacı tarafından mahkeme veznesine 2 haftalık kesin süre içinde depo edilmesine,), karar kesinleştiğinde ticaret sicil müdürlüğünde tescil ve ilanına, karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle,
1-Davalı ... A.Ş nin fesih ve tasfiyesine, tasfiye memuru olarak Mali Müşavir ... in atanmasına, karar kesinleştiğinde ticaret sicil müdürlüğünde tescil ve ilanına, ilk tasfiye işlemlerinin yapılması için 30.000-TL nin daha sonradan davalı şirketten tasfiye işlemleri sırasında karşılanmak üzere davacı tarafından mahkeme veznesine depo edilmesine,
2-Tasfiye memuruna aylık 8.000-TL ücret taktirine, (5 aylık 40.000-TL tasfiye ücreti avansının ve 30.000-TL lık ilk tasfiye avansının 2 haftalık kesin süre içerisinde mahkeme veznesine depo edilmesine, tasfiye memurunun görevinin 40.000-TL ve 30.000-TL lik ücretinin depo edilmesinden sonra başladığının ilgili tasfiye memuruna bildirilmesine, tasfiye memuru ücretinin ve ilk tasfiye işlemleri için belirlenen 30.000-TL nin daha sonradan tasfiye edilen şirketten karşılanmak üzere davacı tarafından mahkeme veznesine 2 haftalık kesin süre içinde depo edilmesine,)
3-Harçlar yasası uyarınca belirlenen karar harcı olan 615,40-TL'nin peşin alınan 427,60-TL harçtan mahsubu ile eksik harç olan 187,80-TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
4-Davacı tarafından yapılan toplam 13.545,00-TL yargılama giderinin davalı şirketten alınarak davacıya verilmesine,
5-Davacı tarafından yatırılan gider avansından bakiye kalan kısmın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
6-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesaplanan 30.000,00- TL maktu vekalet ücretinin davalı şirketten alınarak davacıya verilmesine,
Dair davacı vekilinin yüzüne karşı tebliğden itibaren 2 haftalık sürede HMK 341. maddesi uyarınca istinaf yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi.25/09/2025
Başkan ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Katip ...
e-imzalıdır