T.C.
İSTANBUL
5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2024/763 Esas
KARAR NO: 2025/314
DAVA: İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 10/12/2024
KARAR TARİHİ: 16/05/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ile davalı arasında sözlü olarak kurulan sözleşmeye istinaden müvekkilinin davalıya aylık olarak KDV dahil 52.800-TL ücret karşılığında en genel anlamıyla video prodüksiyon ve ağırlıklı olarak sosyal medya için reklamcılık hizmeti verdiğini, müvekkilinin yapmış olduğu hizmetin bütün gereklerini sözleşmenin başlangıcından itibaren eksiksiz ifa ettiğini, müvekkilinin ekibiyle birlikte hazırlamış olduğu video ve fotoğraflar, grafikler dahil tüm ürünler davalı ile paylaşıldığını, ürünlerin hepsi davalının sosyal medya hesaplarına yüklenmiş ve tüm bu bahse konu ürünlerin son hali davalıya da teslim edildiğini, müvekkilinin verdiği hizmetin karşılığı olarak davalıya aylık fatura kesmesine müteakip aylık belirli bir ücret kendisine ödendiğini, davalı ile sözleşme tarihi olan Mart 2024 tarihi ile Ağustos 2024'e kadar aylık düzenli olarak davalıya fatura kestiğini, davalı da müvekkilin hesabına faturaya karşılığı olarak ödemelerini yaptığını, müvekkilinin 04.08.2024 tarihinde kesmiş olduğu faturayı davalı şirket yetkilisine gönderdiğini, ancak daha sonra davalı müvekkili ve ekibi ile çalışmayacağını ifade ettiğini ve hiçbir neden göstermeksizin sözleşmeyi feshettiğini, müvekkilin ağustos ayı için yaptığı hizmetlerin karşılığı olan bedeli ise ödemediğini, müvekkili ise kendi yükümlülüğü olan hizmetleri o ay da yerine getirmiş olup ağustos ayı için hazırlanmış olan bütün video ve resimler vb. ürünler davalının sosyal medya hesaplarına yükleyip davalı ile paylaşıldığını, nihayetinde ise davalı şirket ise hiçbir sebep göstermeksizin faturaya da itiraz ettiğini, tarafımızca ... 18. İcra Dairesi ...E. Sayılı dosyası ile davalıya karşı ilamsız icra takibi başlatıldığını, davalı haksız olarak bu icra takibine de itiraz ettiğini, müvekkilinin, bahse konu hizmetleri en başından beri iş ortakları ile birlikte yürütmüş olup davalı da bu iş ortakları olduğunu bilerek müvekkil ile çalıştığını, haksız bir şekilde sözleşmeyi fesheden davalı şirketin, müvekkilinin vermiş olduğu hizmetlerinin karşılığı olan fatura ücretini ise ödemekten imtina ettiğini, bu sebeple asıl alacağa fatura tarihinden (04.08.2024) itibaren işeyecek ticari temerrüt faizi ile davalıdan alınarak müvekkile verilmesine, icra takibine kötü niyetle itiraz eden davalı aleyhine %20 'den az olmamak kaydıyla icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama gideri ile vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini, talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin, dava dışı ... isimli şahıstan sosyal medya yönetimi ve içerik üretimi hususunda hizmet almakta olmasına rağmen, ...daha önce başka kişiler ve davacı üzerinden müvekkiline fatura ilettiğini, müvekkilinin de kendisini ilgilendirmediği için -...'in- bir takım vergi problemleri olduğu varsayımıyla davacı ve başka kişilerden gelen faturaları ... adına kabul ettiğini, müvekkili şirketin yalnızca ve yalnızca ... ile sözlü bir anlaşmasının mevcut olmadığını, ...'tan hiç bir şekilde hiç bir dönemde bir hizmet alınmadığı gibi, davacı yanla hiç bir sözleşme bulunmadığını, müvekkilininin davacı yanca tanık olarak gösterilen ... ile sözleşmesinin mevcut olduğunu, davacı yanın, ...'in vergi hususları veya problemleri yüzünden fatura kesememesi nedeniyle fatura kesmesi ve iletmesinin müvekkili ile bir sözleşmesi olduğunun asla ispatlamayacağını, ayrıca müvekkili ile davacı yanın dava dilekçesinde belirtilen hizmetlere dair davacı ile bir kez dahi diyalog kurulmadığını, müvekkilinin, davacıdan bir kez dahi dava dilekçesinde belirtilen hizmetleri almamış herhangi bir yazılı/sözlü sözleşme kurmadığını, bu bağlamda davacının taraf ehliyeti mevcut olmadığından husumet itirazlarının kabulü ile huzurdaki davanın reddini talep ettiklerini, huzurdaki davanin kötü niyetli olduğunu reddinin elzem olduğunu, müvekkili şirket ile ... arasında bir eser sözleşmesi olduğunu belirtmek istediklerini, bu sözleşme kapsamında...'in yükümlülükleri, müvekkili şirketin iştigal ettiğini, etkinlik ile etkinlik teknolojileri sektörleri kapsamında ihtiyaç duyduğu pazarlama faaliyetleri kapsamında kendisinden talep edilen her türlü sosyal medya içeriğini, görselleri, video ile sunum çalışmalarını oluşturmakla ve müvekkilinin sosyal medya hesaplarında (..., ..., ..., ...) düzenli paylaşımlar yapmak olarak özetlenebileceğini,... ile bu yükümlülükler kapsamında Ekim 2022 tarihinden beri Temmuz, 2024 tarihine kadar çalışıldığını, Haziran, 2024 sonunda sözleşme sözlü şekilde feshedildiğini, ...'in, özellikle etkinlik takvimlerinde müvekkili şirketi ciddi anlamda zora sokacak şekilde 2024'ün başından beri yükümlülüklerini yerine getirmeyi ihmal ettiğini, yükümlülüklerini yerine getirmeyi savsakladığını, bu hususu, müvekkili şirketin yetkililerinde defalarca sözlü şekilde, telefonda ve toplantılarda aktarılmasına rağmen herhangi bir düzelme yaşanmadığını, ..., özellikle Mayıs, Haziran 2024 aylarında ciddi anlamda yükümlülüklerini ihmal ettiğini, bu hususu kendisine çok net şekilde iletildiğini, ...'den kaynak dosyaların yalnızca bir arşiv çalışması kapsamında istediğini ve buna rağmen esaslı bir gerekçe gösterilmeksizin müvekkilinin bu taleplerinin reddedildiğini, ...'in, eser sözleşmesi yükümlülüklerini yerine getirmemesine rağmen bir de müvekkilinin tüm kaynak dosyalarına müvekkilinin mülkiyet haklarını ihlal etmek suretiyle el koyduğunu, müvekkilinin yükümlülüklerini yerine getirmediği bir eser sözleşmesinde kalmaya mahkum etmeye çalıştığını, esas kötü niyetin burada olduğunu, bu hususta müvekkilinin her türlü yasal başvuru ve tazminat haklarını saklı tuttuklarını, esas alınması gereken hususun, dava konusu icra takibinde konu edilen fatura taraflarınca süresinde noter kanalıyla reddedildiğini, bu kapsamda usulüne uygun olarak reddedilen ... no.lu, 04.08.2024 tarihli faturayı, içeriğini ve bu faturayı konu alan ... 18. İcra Müdürlüğü'nün... E. Sayılı icra takibini kabul etmelerinin mümkün olmadığını belirterek mesnetsiz, usulen ve esasen hatalı davanın ve icra inkar tazminatı talebi ile davacının tüm taleplerinin reddini, her türlü yargılama masrafı ve vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini beyan etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE;
Dava, taraflar arasında sözlü olarak kurulduğu iddia edilen reklamcılık sözleşmesine istinaden davacının davalıya kesmiş olduğu faturaya dayalı olarak davalı aleyhine açmış olduğu icra takibine davalının itiraz etmesi sebebiyle açılan itirazın iptali davasıdır.
Usul kanunumuz gereğince açılan davalarda öncelikli işlem mahkemenin yargılamada görevli olmasıdır. Gerçek kişiler tarafından açılan davalarda; takibin ya da davanın açıldığı tarihte ilgili yıllarda bağlı olduğu vergi dairesinden, hangi esasa göre defter tuttuğu, ikinci sınıf tacir (esnaf) olup olmadığı, eğer ikinci sınıf tacir (esnaf) ise ve işletme defteri tutuyor ise; VUK'un 177/2 fıkrasında düzenlenen hadlere göre, faaliyetinin esnaf faaliyeti sınırını aşıp aşmadığına yönelik bir araştırma yapılması gerektiği bilinmektedir (İstanbul BAM 13. Hukuk Dairesinin 06/04/2023 Tarih, ...Esas ve ...Karar sayılı kararı).
Anlatılan kapsamda davacının bağlı olduğu vergi dairesine müzekkere yazılarak; hangi esasa göre defter tuttuğu, ikinci sınıf tacir olup olmadığı, eğer ikinci sınıf tacir ise ve işletme defteri tutuyor ise VUK'un 177/2 fıkrasında düzenlenen hadlere göre faaliyetlerinin esnaf faaliyeti sınırını aşıp aşmadığının sorulmuştur. ... Vergi Dairesi Müdürlüğünün 09.04.2025 tarihli müzekkere cevabında, davacı ...'ın 08.09.2022 tarihinden itibaren reklam ajanslarının faaliyetleri ( kullanılacak medyanın seçimi, reklamın tasarımı, sözlerin yazılması, reklam filmleri için senaryonun yazımı,satış noktasında reklam ürünlerinin gösterimi ve sunumu vb.) reklamcılık ile ilgili fotoğrafçılık faaliyetleri, radyo, tv, posta yoluyla veya internet üzerinden yapılan perakende ticaret faaliyetlerinden ticari kazanç yönünden mükellefiyetinin bulunduğu bildirilip, gelir vergisi beyannameleri dosyamıza gönderilmiş, yapılan incelemede davacının gelirinin VUK 177 kapsamındaki esnaf faaliyeti sınırını aşmadığı anlaşılmıştır. ... Ticaret Sicil Müdürlüğü'nden gelen yazı cevabında davacının gerçek kişi ticari işletme kaydının olmadığı bildirilmiştir. ... Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği'nden 07/04/2025 tarihli müzekkere cevabında, davacının esnaf kaydının bulunduğu belirtilmiştir.
5235 sayılı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun 6. maddesi ve 6100 sayılı HMK'nın 2. maddesi gereğince, genel görevli mahkeme asliye hukuk mahkemesidir. Asliye ticaret mahkemeleri ise özel mahkeme niteliğindedir.
Ticari davalar, mutlak ticari davalar, nisbi ticari davalar, yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç grupta toplamaktadır.
Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, 6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır.
Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. 6102 sayıl TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi, hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira; Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez (Ankara BAM 4.Hukuk Dairesinin 25/01/2023 Tarih, ... Esas ve ... Karar sayılı kararı).
Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür.
Türk Ticaret Kanununun 4. maddesinde, bu kanundan doğan hukuk davalarının ticari dava sayıldığı, aynı Kanunun 5. maddesinin ikinci fıkrasında, bir yerde Ticaret Mahkemesi varsa Asliye Hukuk Mahkemesi'nin vazifesi içinde bulunan ve bu Kanunun 4. maddesi hükmünce ticari sayılan davalara ticaret mahkemesinde bakılacağı hususları düzenlenmiştir.
Türk Ticaret Kanununun 3. maddesinde, "Bu Kanunda düzenlenen hususlarla bir ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işlem ve fiiller ticari işlerdendir." düzenlemesi getirilmiştir.
TTK'nın 14. maddesine göre “Bir ticari işletmeyi kısmen dahi olsa kendi adına işleten kimseye tacir denir.” Aynı Kanunun 17. maddesi hükmünce de; “iktisadi faaliyeti nakdi sermayesinden ziyade bedeni çalışmasına dayanan ve kazancı ancak geçimini sağlamaya yetecek derecede az olan sanat ve ticaret sahipleri tacir değildir.” düzenlemesi yer almaktadır.
5362 sayılı Esnaf ve Sanatkarlar Meslek Kuruluşları Kanununun 3’üncü maddesinde, Esnaf ve sanatkâr, ister gezici ister sabit bir mekânda bulunsun, Esnaf ve Sanatkâr ile Tacir ve Sanayiciyi Belirleme Koordinasyon Kurulunca belirlenen esnaf ve sanatkâr meslek kollarına dahil olup, ekonomik faaliyetini sermayesi ile birlikte bedenî çalışmasına dayandıran ve kazancı tacir veya sanayici niteliğini kazandırmayacak miktarda olan, basit usûlde vergilendirilenler ve işletme hesabı esasına göre deftere tâbi olanlar ile vergiden muaf bulunan meslek ve sanat sahibi kimseler olarak ifade edilmiştir. Ayrıca TTK’nın 1463. maddesinde de, önce 17. maddeye gönderme yapılarak, Bakanlar Kurulunun bu konuda kararname çıkarması halinde onlarda gösterilen miktardan aşağı gayrisafi geliri bulunan sanat ve ticaret erbabından başka hiç kimse kanunun 17. maddesinde tarif edilen esnaftan sayılamaz denmek suretiyle tacir veya esnafın hangi kriterlere göre saptanacağı açık bir biçimde gösterilmiştir.
19.02.1986 tarih ve 19024 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan 25.01.1986 tarihli Bakanlar Kurulu Kararı ile TTK'nın 1463. maddesine göre esnaf ve küçük sanatkar ile tacir ve sanayicinin ayrımına dair esaslar tespit edilmiştir. Buna göre;
1- Koordinasyon kurulunca tespit ve yayınlanacak esnaf ve küçük sanatkar kollarına dahil olup da gelir vergisinden muaf olanlar ile kazançları götürü usûlde vergilendirilenler ve işletme hesabına göre, defter tutanlardan iktisadi faaliyetleri nakdi sermayesinden ziyade, bedeni çalışmalarına dayanan ve kazançları ancak geçimlerini sağlamaya yetecek derecede az olan ve Vergi Usûl Kanununun 177. maddesinin birinci fıkrasının 1 ve 3 nolu bentlerinde yer alan limitlerin yarısını, iki numaralı bendinde yazılı nakdi limitin tamamını aşmayanların esnaf ve küçük sanatkar,
2- Vergi Usûl Kanununa istinaden birinci sınıf tacir sayılan ve bilanço esasına göre defter tutanlar ile işletme hesabına göre defter tutan ve birinci madde de belirtilenlerin dışında kalanların tacir ve sanayici sayılmaları kararlaştırılmıştır.
Vergi Usûl Kanununun 177. maddesinde “Birinci Sınıf Tüccarlar” sayılmış olup bu maddedeki birinci sınıf tacirlerle ilgili şartları taşımayanlar ise ikinci sınıf tacir sayılırlar. İkinci sınıf tacirler ise ticari işletme hesabına göre defter tutarlar.
Bir hukukî işlemin veya fiilin TTK'nın kapsamında kaldığının kabul edilmesi için kanunun amacı içerisinde yukarıda tanımları verilen bu kanunda düzenlenen hususlar ile bir ticari işletmeyi ilgilendiren bir hukukî işlemin veya fiilin olması gerekir.
Taraflar arasındaki ilişkinin mutlak ticari davalardan olmamasına, dava tarihi itibariyle Ticaret Sicili'nde kaydı bulunmayan davacının, halihazırda herhangi bir ticari faaliyetinin olmadığı, davacının takip ve dava tarihi itibariyle tacir olmadığından ve taraflar arasında uyuşmazlığın nispi ticari davalardan da olmamasına göre davaya bakma görevi Asliye Hukuk Mahkemesine ait olduğundan (İstanbul BAM 13. Hukuk Dairesinin 06/04/2023 Tarih, ... Esas ve... Karar sayılı kararı, Ankara BAM 4.Hukuk Dairesinin 25/01/2023 Tarih, ...Esas ve ... Karar sayılı kararı ile Samsun BAM 2.Hukuk Dairesinin 13/07/2023 Tarih, ...Esas ve ... Karar sayılı kararı) davanın görev nedeni ile reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Mahkememizin görevsizliğine, görevsizlik nedeniyle davanın usulden REDDİNE,
2-Karar kesinleştiğinde ve talep halinde dosyanın görevli İstanbul Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine,
3-HMK' nun 331/2 maddesi gereğince görevsizlik ve yetkisizlik kararından sonra davaya bir başka mahkemede devam edilmesi halinde yargılama giderleri, harç ve vekalet ücretlerinin o mahkemenin hükmedeceği, gönderme kararından sonra davaya bir başka mahkemede devam edilmemiş ise talep üzerine davanın açıldığı mahkemenin dosya üzerinden bu durumu tespit ile davacıyı yargılama giderlerini ödemeye mahkum edeceği ön görüldüğünden yargılama giderleri, harç ve vekalet ücretleri konusunda bu aşamada bir karar verilmesine yer olmadığına,
Dair, Taraf vekillerinin yüzlerine karşı tebliğden itibaren 2 haftalık sürede HMK 341 maddesi uyarınca istinaf yolu açık olmak üzere karar verildi. 16/05/2025
Katip
e-imzalıdır
Hakim
e-imzalıdır