T.C.
İSTANBUL
5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2024/784 Esas
KARAR NO: 2025/642 Karar
DAVA: İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 17/12/2024
KARAR TARİHİ: 10/10/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili sunduğu dava dilekçesinde özetle; Davacı ... adlı internet sitesinin tüzel kişi sahibi ve işleticisi olduğunu, davacı sahibi bulunduğu internet sitesi üzerinden gerçekleştirdiği elektronik ticaret faaliyetleri kapsamında tüketicilere satıcı sıfatıyla doğrudan ürün ve hizmet satışı yaptığı gibi aynı zamanda aracı hizmet sağlayıcı sıfatı ile diğer üçüncü kişi tacirlere de ürünlerini tüketicilere satmaları için gerekli alt yapı ve platformu sağladığını, mal ve hizmetler satıcı firmalar tarafından internet sitesinde satışa sunulmakta ve müşterilerin talepleri doğrultusunda mesafeli satım sözleşmesi ile müşterilere satış gerçekleştirildiğini, üçüncü kişi tacirlere de ... adlı internet sitesi üzerinden tüketicilerle bir araya gelmeleri adına hizmet verildiğini, davacı sürdürmekte olduğu elektronik ticaret faaliyeti kapsamında pek çok tedarikçi/satıcı ile çalışmakta ve “...” adı verilen birçok satıcıya karşılıklı olarak imzalanan “... Sözleşmesi” hükümleri gereği AVM'de kiralanan “mağaza” veya “Pazar yeri” mantığından hareketle ... internet sitesinden satış faaliyeti yapılmasına aracılık ettiğini, Müşterilerin ... internet sitesindeki üyelik hesaplarından oluşturulan siparişler, “...” adı verilen satıcılar tarafından mesafeli satım sözleşmeleri gereği müşterilere teslim edilmek üzere kargo aracılığıyla gönderildiğini, müşterilerden gelen ödemelerde ilgili satıcı firma hesaplarına davacı aracılığı ile ödendiğini, müşterilerden Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun ve ilgili mevzuat kapsamında ayıp, cayma hakkı vb. kaynaklanan iade talepleri iade sürecinde direkt sistem üyesi satıcının hesabına onay için gelmekte olup, üye satıcının müşterilerden gelen iade talebini onaylaması üzerine, davacı müşterilere bedelleri müşterilere iade edilecek şekilde sistem üzerinden gerçekleştirdiğini, yasal iade sürecinde müşterilere yapılan iade miktarları ilgili satıcıdan tahsil edilmek üzere fatura düzenlenerek her bir satıcının cari hesabına işlendiğini, davalı ile davacı arasında belirsiz süreli “...” akdedildiğini, davacı anılı sözleşme gereği AVM'de kiralanan “mağaza” veya “Pazar yeri” mantığından hareketle ... internet sitesinden satış faaliyeti yapılmasına aracılık ettiğini, davalı davacıya ait olan ... alan adlı internet sitesi üzerinden ...unvanı altında satış gerçekleştirdiğini, davalıya ait Firma, davacı tarafından icra takibine konu söz konusu bedellerin tahsili amacıyla davalı aleyhine T.C. ... 2. İcra Dairesi ...Esas Sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalı tarafından işbu takibe 07.12.2021 tarihinde; davacının alacağını sürüncemede bırakmak ve takibi durdurmak maksadıyla herhangi bir borcu olmadığından bahisle ödeme emrine, borcun tamamına, işlemiş faize, faiz türüne, tüm ferilerine itiraz ederek icra takibini durdurduğunu, yapılan itirazın iptali için işbu davayı ikame etme zorunlulukları doğduğunu, davalı ile süregelen ticari ilişki boyunca, cari hesap ekstresinde de yer alan ve farklı tarihlerde düzenlenen ürün iadeleri, fatura, hizmet bedelleri, kargo ve sair bedellere ilişkin toplam 14.006,70-TL cari hesabına kaydedildiğini, uyuşmazlığa ilişkin öncelikle arabuluculuk kanun yoluna başvurulduğunu, yapılan sorgulamada davalıya gönderilen davet mektubunun teslim edilemediği görülüp arabuluculuk sürecine son verildiğini, davalının görüşmeye katılmaması sebebiyle 04.10.2023 tarihli arabuluculuk son tutanağında *anlaşamama" olarak sonuçlandırıldığını, davalının davacıya faiz ve masraflar hariç 14.006,70- TL borcu bulunduğu hususu ticari defter, muhasebe kayıtları, cari hesap dökümü ve ticari belgelerin incelenmesi ile sabit hale geleceğini, davanın ikame edildiği bu tarihe kadar davacıya davalı tarafından herhangi bir ödeme yapılmadığını, yukarıdaki nedenlerle davalı tarafından ... 2. İcra Müdürlüğü... E. sayılı dosyasına yapılan itirazın iptalini, takip tarihinden itibaren ticari temerrüt faizi ile takibin devamını, takip miktarının %20'sinden az olmamak üzere davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalıya usulüne uygun olarak dava dilekçesinin tebliğ edildiği, dosyaya cevap dilekçesi sunmadığı, duruşmalara da katılmadığı görülmüştür.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE;
Dava 2004 sayılı İİK 67/1 maddesi gereği açılmış itirazın iptali davasıdır. İİK 67/1 maddesine göre "Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir".
Davacı taraf, kendisine ait internet sitesi üzerinden davalının ürünler sattığını, tüketiciler tarafından iade edilen ürünlerin bedelleri, hizmet bedelleri, kargo ve sair bedeller sebebiyle davalıdan cari hesap alacağı bulunduğu iddiası ile takip başlattığını davalının takibe itiraz ettiğini belirterek takibe yapılan itirazın iptalini talep etmiştir.
... 2. İcra Müd. ... esas sayılı dosyasının incelenmesinde alacaklının dosyamız davacısı ...A.Ş. borçlunun dosyamız davalısı ... olduğu alacak tutarının 14.006,70 TL cari hesap alacağı, 9.906,87 TL işlemiş faiz olmak üzere 23.913,57 TL olduğu anlaşılmıştır.
Davacının huzurdaki davayı14.006,70 TL üzerinden açmış olduğu anlaşılmıştır.
Bir davada çekişmeli olguların kimin tarafından ispat edilmesi gerektiği konusuna, ispat yükü denir. Her iki taraf da ispat yükünün kime düştüğünü gözetmeden delil göstermişler ise bu halde hâkimin ispat yükünün hangi tarafa düştüğünü araştırmasına gerek yoktur. Çünkü hâkim, ilk önce tarafların gösterdikleri delilleri incelemekle yükümlüdür. İki tarafın (veya bir tarafın) gösterdiği deliller ile davaya ilişkin bütün çekişmeli olgular aydınlanmış ise yine ispat yükünün hangi tarafa düştüğünü araştırmakta bir yarar yoktur. Buna karşılık, gösterilen delillerin hâkime dava hakkında tam bir kanaat vermemesi halinde, ispat yükünün hangi tarafa düştüğünün tespit edilmesinde yarar vardır.
Delillerin davayı etkileyecek çekişmeli hususlarda gösterileceği ve ispat faaliyetinin çekişmeli vakıalar için söz konusu olduğu hususu göz önünde bulundurulmalıdır ( 6100 sayılı HMK m.187/1). TMK 6. maddesinde; "Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür." denilmiştir. HMK'nun "İspat yükü" başlıklı 190. maddesinde ise bu düzenlemeye paralel bir düzenleme getirilmiştir. Anılan maddede "İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir." denilmiştir.
İspat yükü ilk önce kural olarak davacıya düşer; yani davacı davasını dayandırdığı olguları ispat etmelidir. Kendisine ispat yükünün düştüğü taraf, uyuşmazlık konusu olguyu ispat edemezse davayı kaybeder. O taraf davacı ise davası reddedilir, davalı ise mahkûm edilir. Kendisine ispat yükü düşmeyen taraf, karşı (kendisine ispat yükü düşen) tarafın iddiasını (olguyu) ispat etmesini bekleyebilir. Kendisine ispat yükü düşen taraf iddiasını ispat edemezse, diğer (kendisine ispat yükü düşmeyen) tarafın onun iddiasının aksini (hilafını) ispat etmesine gerek yoktur; o olgu ispat edilmemiş (yani dava bakımından yok) sayılır.
Somut olayda davalı yan icra dosyasına yapmış olduğu itirazda davacı yana hiçbir borcunun olmadığı gerekçesiyle alacağa itiraz etmiş olup ispat külfeti davacı taraftadır. Davacı taraf davalıdan alacağının bulunduğunu ispatlamak durumundadır.
Davalının yapılan tacir araştırmasına Gelir İdaresi Başkanlığından gelen müzekkere cevabında davalının bilanço esasına göre defter tuttuğu bildirildiğinden davalının tacir olduğu ve davada mahkememizin görevli olduğu anlaşılmıştır.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 89. maddesine göre iki kişinin herhangi bir hukuki sebep veya ilişkiden doğan alacaklarını teker teker ve ayrı ayrı istemekten karşılıklı olarak vazgeçip bunları kalem kalem alacak ve borç şekline çevirerek hesabın kesilmesinden sonra çıkacak artan tutarı isteyebileceklerine ilişkin sözleşme cari hesap sözleşmesi olarak tanımlanmıştır. Aynı maddede cari hesap sözleşmelerinin yazılı yapılmadıkça geçerli olmayacağı belirtilmiştir. Buna göre, taraflar arasında yazılı bir cari hesap sözleşmesi bulunmadıkça TTK'nın cari hesaba ilişkin hükümleri uygulanamayacaktır.
Açık hesap ilişkisi ise önceki borçlar tahsil edilmemesine rağmen taraflar arasındaki ticari ilişkinin devam etmesi durumudur. Açık hesap ilişkisinde taraflar tek taraflı ya da karşılıklı olarak alacaklarını hesaba kaydedip belirli hesap dönemlerine bağlı kalmaksızın hesaplaşma yaptıklarından, bu ilişkiye TTK'daki cari hesaba ilişkin hükümleri uygulanamaz (YHGK 28.03.2018 tarih, ... Esas ve ... Karar sayılı ilamı). Huzurdaki davada taraflar arasında imzalanan sözleşme kapsamında bir borç ilişkisi bulunduğu, cari hesap ilişkin şartların oluşmadığı anlaşılmaktadır. Bu kapsamda davacı yan cari hesap ilişkisine dayanmış ise de teknik olarak taraflar arasında açık hesap ilişkisi olduğu görülmüştür.
HMK'nun 222/3 maddesi; "İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir." hükmünü içermektedir. Bununla beraber Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E.... K....sayılı kararında; "Yasada delil vasfı taşıdığı takdirde aksinin yazılı veya kesin delillerle ispatının gerektiği düzenlendiğinden, ticari defterlerin kesin delil olduğu anlaşılmaktadır." şeklinde belirtildiği üzere HMK'nun 222'deki şartları oluştuğunda ticari defterlerin ispat gücü bakımından sahibi lehine kesin delil niteliği taşıdığı kabul edilecektir.
Dosyada davalı tarafa usulüne uygun olarak yapılan ihtarla ticari defterlerini sunması talep edilmesine rağmen davalı taraf ticari defterlerini mahkememize sunmamıştır.
Davacı tarafın ticari defterleri üzerinde yapılan bilirkişi incelemesi neticesinde bilirkişinin dosyaya sunduğu 01/09/2025 tarihli raporda Taraflar arasında pazaryeri sözleşmesi imzalanmış olduğu, Davacı tarafından sunulan belgelerde davalı adına bir ihtarname düzenlendiği görülmüş olup ihtarnamenin davalıya tebliğ edildiğini gösterir herhangi bir tebliğ bilgisi olmadığı, Davacı tarafından sunulan ticari defterlerin incelenmesinde davalı ile aralarında 2016 yılından 2019 yılına kadar ticari ilişkilerinin olduğu, davacı taraf ticari defter ve belgeleri üzerinde yapılan inceleme sonucunda davalıdan takip konusu edilen 14.006,70.-TL alacaklı olduğu tespit edilmiştir. Davacının takip öncesinde alacak tutarına faiz işlettiği görülmüşse de takip öncesi davalıyı temerrüde düşürdüğünü gösterir bir belge olmadığından takip öncesi faiz hesaplanmamıştır. Şeklinde rapor ibraz edilmiş olup, davalı taraf ticari defterlerini ibraz etmediğinden davacı tarafın defterleri HMK 222 maddesi gereğince sahibi lehine kesin delil niteliği taşımaktadır. Davacı defterleri üzerinde yapılan incelemede davacı taraf davalıdan 14.006,70.-TL alacaklı olduğunu ispatlamış olduğundan ve davalı taraf takibin tamamına itiraz etmesine rağmen davacı taraf asıl alacak yönünden itirazın iptalini talep etmiş olduğundan davanın kabulü ile, davalının ... 2. icra müdürlüğünün... esas sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazının kısmen iptaline, takibin 14.006,70 TL asıl alacak üzerinden devamına, asıl alacak 14.006,70 tl'ye takip tarihinden itibaren ticari avans faizi uygulanmasına karar verilmiş, alacak likit olduğundan asıl alacağın %20 oranındaki 2.801,34 tl icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davanın KABULÜ ile, Davalının ... 2. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazının KISMEN İPTALİNE, takibin 14.006,70 TL asıl alacak üzerinden devamına, asıl alacak 14.006,70 TL'ye takip tarihinden itibaren ticari avans faizi uygulanmasına, asıl alacağın %20 oranındaki 2.801,34 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
2-Harçlar Yasası'na göre alınması gereken 956,80-TL karar harcından peşin olarak alınan 427,60-TL harcın mahsubu ile bakiye 529,20 TL'nin davalıdan tahsili ile Hazine'ye irad kaydına,
3-Davacı tarafından yatırılan 427,60 TL başvuru harcı ve 427,60 TL peşin harç davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
4-Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince davacı vekiline takdir olunan 14.006,70 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
5-Davacı tarafından sarf edilen toplam 5.940,00-TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
6-Dosyada artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,
7-Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.120,00 TL arabuluculuk giderinin davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,
Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı diğer tarafın yokluğunda HMK 341 maddesi uyarınca miktar itibariyle kesin olmak üzere karar verildi. 10/10/2025
Katip
e-imzalıdır
Hakim
e-imzalıdır